Şafak 364:) @ 02-12-2008 09:36

Niyetim bebelerle birlikte yollamaktı ama sanırım yaş limiti var bu işlerde:))) Neyse, bir yıl nedir ki??.. çabucak geçer değil mi:)
Ağlamayacağımm..ağlamayacağımm...kesinlikle ağlamayacağımmm..hick...
Yine Raflardayım! @ 27-11-2008 14:45

Bu öğlen çektim yukarıdaki fotoğrafı. Yolda yürürken çok mutlu oluyorum çizdiğim kapağı büfelerde görmekten:) Sanırım işimin en keyifli yanlarından birisi de bu..
Bir Reklam:) @ 26-11-2008 17:03

Bu sabah güne yukarıda gördüğünüz " Granna" masa oyunlarını oynayarak başladık:) Hepsi 3-8 yaş grubu çocuklar için hazırlanmış. Hatta bazı oyunlar 2 yaş grubuyla bile oynanabilir ki biz özellikle oynayıp pek bir keyif aldık:)
Ankara'da Panora, Armada, Real'daki Locopoco'larda, Kızılay'daki Dost'ta ve Ankamall'daki Toyiki'de satılmakta.
Ben bu haftasonu "Çuvaldaki Kedi"yi alacağım:) Çocuğu olan herkese tavsiye ederimmmm:)
Freddie'siz Geçen 17 Yıl! @ 24-11-2008 09:20

Bugün muhteşem sesi ve yorumuyla birçok insanın kalbinde özel bir yeri olan Freddie Mercury'nin ölüm yıldönümü.
Benim 15 yaşındayken harçlıklarımı biriktirerek sahip olduğum ilk kasetim Queen'in kasetiydi. Tam 16.000 lirayı denkleştirerek Kızılay'daki bir pasajdan alıp eve nasıl uçtuğumu dün gibi hatırlıyorum.
Geçmişe dönüp baktığımda Queen'in şarkılarıyla büyüdüğümü söyleyebilirim. Benim için yeri doldurulamaz olan Freddie'ye kocaman sevgilerimi yolluyor, bu haftayı Queen haftası ilan ediyorum. Tüm blog okuyucularına da en sevdiğim şarkılarından biri olan
Innuendo 'yu hediye ediyorum...
Yuppiiii:))) @ 20-11-2008 15:08
(Bengi Gençer - Taş Üzerine Yağlıboya 8cm x 7cm MS XXI.yy , Ankara)En iyi arkadaş canınızın sıkkın olduğu bir günde sımsıcak uyuyan kedisiyle içinize mutluluk katandır:))
Teşekkür ederim
Bengi'ciğimmmm İyi ki varsın:))))
Sürüden Ayrılanı Kurt Kapar @ 18-11-2008 15:29

Muhteşem bir şeydir sürüden olmak.
Çünkü sürüden olanların yaşamlarının başı belli, ortası belli, sonu bellidir. Risk yoktur, mutluluk sabittir. Huzurludur, güvenlidir...
Sürüden ayrılanlar türlü saçmalıklar denizinde boğulurken meydan hep sürüdekilere kalır. Bu hayatın değişmez kuralıdır.
Sürünüzü kaybetmemeniz dileğiyle:)
Çocuk İstismarına Son @ 18-11-2008 12:26
Bugün sevgili Pelin Tüzün'den bir e-posta aldım. Kısaca yazdıkları aktarmak istiyorum:
"Biz bir avuç annenin artık, başta son olaylar olmak üzere, çocuk tacizleri konusunda ve suçluların bir şekilde(!) yırtmasından, sonra da çok büyük halt becermiş gibi televizyon televizyon dolaşıp zafer kazanmış muzaffer komutan edası ile söylemlerde bulunmasından fena halde midesi bulanmaya başlamıştır. Amacımız biz endişeli annelerin sesini mümkün olduğunca duyurmak ve çocuk istismarı konusunda yasalarımızda gerekli düzenlemelerin yapılmasını sağlamaktır. "Başlattıkları
kampanya'ya katılmak isteyenler için linki ekliyorum. Ve çocuklarımız için güvenli, huzurlu, mutlu bir gelecek diliyorum.
Blues Zamanı :) @ 13-11-2008 11:08
19. Efes Pilsen Blues Festivali bu haftasonu Ankara'da:) Acayip yoğun geçen bir haftanın ödülü olacak bu bana.. Teşekkür ederim Meltem'cimmmmmm:)
Not: Bu gece dolunay var!!! Keyfini çıkartın:)
Seramik Atölyesi İlk İşler @ 11-11-2008 10:03

Dört kişiden oluşan seramik ekibimiz bugün çok sevdiğim bir arkadaşımın katılımı ile beş kişiye ulaşacak. Her hafta iple çektiğimiz derslerin ilk ürünleri çıkmaya başladı:)
Fotoğraftaki muhteşem rölyeflerimizin orijinallerini Anadolu Medeniyetleri Müzesinde görebilirsiniz:) Şimdilik teknik öğreniyoruz, çok yakında kendi tasarımlarımızı yapmaya başlayacağız. Kurumaya bıraktığımız sanat eserlerimiz konusundaki en büyük korkumuz ise içlerinde hava kabarcığı kalması. Eğer minicik bir kabarcık kalırsa bu eserinizin fırınlanırken parçalanmasına neden oluyor:(
O nedenle başlarına bir iş gelmeden eserlerimizin fotoğraflarını çektiği için sevgili Defne'ye buradan kocaman teşekkürlerimi iletiyorum:) Özge'ye ise bir an önce blogunu güncelleyip eserini sergilemesini rica ediyorum:D
Benim Minik Vincent'ım:) @ 10-11-2008 10:37

Arda öyle çok resim yapan bir çocuk olmadı hiç. Bende kesinlikle bu konuda onu zorlamadım. Çoğu zaman beni izlemeyi tercih etti. Son zamanlarda ise bu durum değişti. Artık çok büyük keyif alıyor resim yapmaktan. Bu resimi dün benim için yaptı:) Yaptığı resimlerde hep iki güneş oluyor. En çok maviyi seviyor. Bir de kayık çizmiş benim için:) Üzerimizde siyah kuşlar, açılıyoruz sonsuzluğa oğluşumla:)
Bende Arda'cığıma akşam birlikte dinlemek üzere
sevdiğim bir şarkıyı hediye ediyorum:) Minik Vincent'ım benim:D
Hayatta Atamam!!! @ 08-11-2008 16:01


Biriktirmeyi çok severim. Hayatta hiçbir şeyi çöp tenekesine tek seferde attığım görülmemiştir.
Kendi atıklarım dışında başkalarının atıklarına da musallat olduğum çoktur. Mesela "Aaaaa..Atılır mı canım o çöpe!!" cümlesi en çok kullandıklarım arasındadır. Bu konuda en iyi anlaştığım kişi Zuu'cuğumdur. O da biriktirmeye bayılır. Her objenin (kesinlikle çöp değil:) mutlaka bir zamanı vardır. Bekler bekler ve bir sanat eseri olarak karşımıza çıkar.
Arada birbirimize ikramlarda bulunuruz. İtiraf etmeliyim o bu konuda çok daha cömerttir:)
Örneğin, öğle aralarında içtiği San Pellegrino maden sularının kapaklarını benden hiçbir zaman sakınmamıştır:) Oysa şu an utanarak yazıyorum ki geçen hafta istediği teneke konserve kutularını "Bana lazım!" diyerek evden getirmemiştim :( (Ayrıca elinden kaptığım hazır düzleştirilmiş çokomel folyolarını saymıyorum bile!)
Tüm bu cimriliklerime rağmen geçen Cuma sabahı saat sekiz buçuk civarlarında Zuu'cuğum bana büyük bir sürpriz yaptı.
-Zuu: Sana mükemmel bir parça getirdim Pino'cum!
-Pino: Gerçekten mi:)) Nedir o?
Zuu montunun cebinde sakladığı Niğde Gazozu şişesini çıkartır:)
-Pino: Nereden buldun bunu Zuuuu:) (Gözler ışıldamış bir şekilde:)
-Zuu: Bizim mahalle bakkalında satılıyor. Doğa kasa kasa alıyor. Haftaya kapaklarından da getiririm.
-Pino: Teşekkür ederim Zuu'cuğum, bu iyiliğini unutmayacağımm:)))
Tabi şişe hemen çekmecemdeki yerini alır. Bu arada o çekmecedeki herşeyin yerini gözlerim kapalı bilirim ben. Ceviz kabuklarım nerede, meyve çaylarım nerede, sevdiğim kartlar, yapıştırıcılarım, güneş izleme gözlüğüm, tabletimin kalem uçları, kullanım klavuzlarım.... Bir gazoz kapağı bile eksilse anında fark ederim:)
Bu konuda ileride ne olurum bilemiyorum.
Ama şunu biliyorum ki yaşlandığımda çevremdekiler benden gizli gizli çöpe atacaklar tüm hazinemi:))
Yani şimdiden önlemimi almalıyım değil mi:))
İyi ki Geldin:) @ 07-11-2008 11:44

2004 yılının soğuk bir Mart sabahı. Kucağımda Arda 5 aylık. Sıcak yatağında mutlu mesut uyuyan Bülo'cum dürtülür.
- Bülent uyan!
- Ne var ? Ne oldu? (Kafayı yarım gözlerle kaldırarak)
- Ben hamileyim..
- Hadi yaa.. (uykuya devam)
2 dakika sonra faltaşı gibi açılmış gözlere -Neeee emin misin? sorusu gelir tabi:)
Zaten bu faltaşı gibi açılmış göz olayı hamileliğin sonuna kadar devam eder:))
Yarın şu yukarıda gördüğünüz yakışıklı 4 yaşını bitirecek:)
İyi ki geldin Deniz'ciğim:) Seni çok seviyorummmmmmmm:)
Not: Fotoğaf bizim bebelerin amcası sevgili
Levo'cuğumuz tarafından çekilmiştir:)
Yarım Kalan İşler Mezarlığı @ 05-11-2008 08:47

Bazı şarkılar bisiklete ne çok yakışır. Kulaklarınızda dönen şu şarkı eşliğinde bisikletle yokuş aşağı, gözleriniz kapalı, kollarınızı açmış bir şekilde rüzgarı kucaklamak (tabi Melekler Şehri filmindeki Meg Ryan gibi kamyona yapışmadığınız sürece:) harika olurdu değil mi...
Bu çizimi tamı tamına 1 yıl önce yapmıştım. Kedisi ile birlikte ağaç ağaç gezen küçük bir kız çocuğunun hikayesiydi. Resimli kitap olacaktı ama çoğu işim gibi YKİM dosyasına kaldırıldı. YKİM ne mi?? Yarım Kalan İşler Mezarlığı'nın kısaltılmışı:)
Bu dosyada bulunan işlerimi emeklilik dönemimde tamamlamak üzere rafa kaldırıyorum. Hem o dönemlerimi de düşünmeli, beni yaşama bağlayan bir şeyler bırakmalı değil mi:)
O zaman ne yapıyoruzzz...linkini verdiğim şarkının sesini açıp "soooooo Pinooo can wait, she knows it's too late as she's walking on by...la lal laalaaaaaa:) şeklinde sözlerini azıcık değiştiriyoruzzz:)
Çeken Bilir:))) @ 01-11-2008 20:08
Uyumak İsterdim!!!! @ 31-10-2008 10:32
Tembel hayvanları bilir misiniz??
İşte ben bazen sevimli bir tembel hayvan olmak istiyorum:)) Şöyle bir dala tutunmayı ve günde yaklaşık 17 saat uyumayı düşlüyorum:) O kadar tatlılar ki yere indiklerinde dakikada en fazla 30 cm ilerleyebiliyorlar:)
Günde en fazla 5 saat uyuyan bir insan için garip bir istek değil, di mi:)))
Son Yaprak Düşerken... @ 30-10-2008 09:47
SüperPino Biraz Yorgun! @ 28-10-2008 12:33

Bugün yazı yazacak havamda değilim:) Zaten günlerdir güncelleyemediğim blogum nedeniyle tüm moralim çökmüş vaziyetteydi. Erişime yeniden kapanmadan şu çizimimi yükleyim bari.. İki günümü fiziksel ve ruhsal dinlenmeye ayıracağım. Bir de beni (bizi:) çok heyecanlandıran bir proje üzerinde çalışıyorum. Ama şimdi ne yazık ki ne olduğunu yazamam :)
Şimdilik Herkese Kocaman Sevgiler!!
Ve de tüm bloggerlara geçmiş olsun, bir daha böyle çağ dışı uygulamalara maruz kalmayalım dileklerimle...
Fare Deliğinden Sesleniyorum!! @ 26-10-2008 09:29
Bloguma girmek için bir fare gibi yeraltından gizli gizli ilerliyorum. İnce borulardan,tünellerden, karanlık odalardan geçiyorum.
Kimseye çaktırmadan bir zamanlar benim olan renkli, sevimli odama ulaşıyorum. Ama içimde her an bir korku var. Bir sonraki anın ne olacağını kestiremiyorum.. Herşey olabilir. Belki yarın Photoshop'u açtığımda bu programa erişiminiz mahkeme kararıyla engellenmiştir yazısı ile de karşılaşabilirim. Komik geliyor değil mi?? Ama olmayacağına kim garanti verebilir??
Not: Çizim tabi ki yapmıştım ama bu fare deliğinden yüklemeyi başaramadım :(
Zuu'nun Mutfağı @ 22-10-2008 09:50


Sevdiğim insanların yaşamlarına resimlerimle sızmayı çok seviyorum:) Bu günden itibaren her sabah saat 06:30'da sevgili editörüm Zuu'cuğum güne Pino'nun mavi mutfak kedisi ile başlayacak:))) Umarım bu kedi ona bol bol neşe, mutluluk ve enerji getirir.
Bu arada merak edenler için yazıyorum, neredeyse kendim kadar olan ve boya boya bitiremediğim tablom halen devam ediyor.. Bitince onu da yayınlayacağım.
Vapur Keyfi :) @ 20-10-2008 11:26
Sanat Molası @ 17-10-2008 09:48

Tam 24 saat sürecek İstanbul gezimiz bu gece 22:30 da başlıyor:) 4 tasarımcı ve 2 bilim yazarı İstanbul'da diğer 3 tasarımcı ile buluşup tüm gün sanat gezisi yapacaklar:))
şu ve
şu programın bir bölümünü oluşturuyor.
Yaşasın kısa yolculuklar, yaşasın sanat :))))
Sabırsız Bebeklerin Sitesi @ 15-10-2008 09:22

Sevgili Deniz'in çok büyük emek ve özveri ile hazırladığı
Prematüreyiz Biz sitesi tasarımı yenilenerek son halini aldı. Prematüre bebek büyüten annelerin bilgi alışverişi yapabilecekleri, psikolojik destek alabilecekleri yararlı bir web sayfası.
Aslında bir anlamda sabırsız bebeklerin, minik savaşçıların sitesi..
Buradan Deniz'e eline sağlık diyor ve sonsuz sevgilerimi yolluyorum..
Dolu Dolu Haftasonu :) @ 14-10-2008 08:48

Bu haftasonu Cuma akşamından Pazar geceyarısına kadar çok hızlı bir tempoda ve sürekli koşturarak geçti. İlk olarak Cuma gecesi daha önce haberini verdiğim Alman Kültür Merkezi'ndeki çocuk illüstrasyonları sergisinin açılışı ve devamında çok değerli Türk ve Alman çocuk kitabı yazarlarının hem kendi çocukluklarını hem de çocuk edebiyatına bakış açılarını dinledik. Panelin tek talihsizliği bu konuda hiçbir bilgisi ve birikimi olmayan Abbas Güçlü'nün davet edilmesiydi. Kendisi sadece muhalefet olma adına en ufak bir mantık kırıntısına sahip olmayan düşüncelerini bir saniye bile nefes almadan ardı ardına sıraladı. Sinirlendiğim nokta davet edilen çocuk edebiyatı yazarlarını çok daha fazla dinleyebilecekken sınırlı zamanımızın bu gazeteci bey tarafından boşuna harcanmasıydı. Umarım bundan sonra kendisi ile hiçbir panelde karşılaşmayız çünkü kendisine bir saniye bile tahammül edebileceğimi sanmıyorum:) Zaten çıkışta sevgili
Bengi'ciğim sağolsun bana yol boyunca terapi yaptı :)
Cumartesi sabahına ise çok güzel bir şekilde başladım. Yazılarımı uzun zamandır takip eden sevgili
Günlük Süt bizimle birlikte seramik atölyesine gelecekti:) Sabahın erken saatlerinde ıssız bir sokakta karşılaşıp birbirimizi tanıdık :) Ben aynen çizdiğim gibiymişim dediğine göre :)
O da daha önceden tahmin ettiğim gibi çok şeker, çok tatlı bir insan. Sanki yıllardır tanışıyormuşuz gibi hissettim karşılaşınca. Zaten sonrasında hemen Bengi'nin kapısına dayandık:) Onu da alıp atölyeye kısa bir yürüyüş yaptık. Üç saatten fazla seramik çamuru ile oynadık:) O kadar rahatlatan birşey ki anlatamam, insanın tüm negatif enerjisini çekip alıyor. Hocamız Hacettepe Seramik bölümünden çok cici bir kız. İlk gün için bize sucuk yöntemi ile obje yapmayı öğretti. Şu an çalışmalarımız büyük bir gizlilikle sürdüğü için sergileyemiyoruz:)
Buradan çok tatlı Günlük Süt'cüğümüze bize katılıp hayatımızı renklendirdiği için çoook teşekkür ediyoruz:) Bu Pazar gününü de iple çekiyoruz:)
Cumartesi öğlen ise bizim bebeler ve kuzenimin bebeleri Maya ve Timur ile çizim çalıştayı yaptık:)) Maya resim yapmayı çok seviyor. Arda ile de kreşten sınıf arkadaşı aynı zamanda. Tüm öğleden sonra onlarla birlikte hem çizdik hem boyadık sonrasında ise bir sürü değişik oyunlar oynadık. Mesela ben Arda ile Maya'yı Afrika'nın balta girmemiş ormanlarında aslan yaptım:) Deniz ise onları görünmeden takip edip fotoğraflarını çeken doğa fotoğrafçısı oldu. Günün sonunda evin durumu ise gerçekten balta girmemiş orman görünümündeydi:)
Pazar sabahı ise ufaklıkları bir sürpriz bekliyordu. Canım
Kiki'ciğimin dış mekanda gerçekleştirdiği moda çekimine davetliydik:) Bizim bebeler hayatlarında ilk defa moda fotoğraflarının nasıl çekildiğini gördüler. O kadar çok uslu durmalarını tembihlemişim ki beni bile şaşırttılar bu konuda. Kiki'm yine birbirinden muhteşem tasarımlarını çok sevimli bir ortamda görüntüledi eşiyle birlikte. Eminim yakın zamanda sergiler blogunda.
Pazar öğleden sonra ise bebelerle birlikte yemek hazırlayıp Arda'nın seçtiği "Ratatouille" filmini izledik. Neyse ki konu yemek olunca film aşkına benim pişirdiğim tüm yemekleri de silip süpürdüler :) Üstelik yemeden önce de gözlerini kapatıp koklayarak yorum yapıyor minik zibidiler:)
Pazar gecesi Deniz ve Arda nihayet! uyuduktan sonra üzerimden tır geçmiş gibi hissediyordum. Ama dinlenmeli bir sonraki gün için enerji toplamalıydım:) Sanırım onlar büyüdükçe ben de kendime yeni enerji kaynakları bulmalıyım. Çünkü zaman geçtikce hızlarına yetişemediğimi görüyorum :)
Bu arada sevgili arkadaşım
Emre sitesinin tasarımında düzenlemeler yaptı. Ev hediyesi olarak onlara minik bir siber kedi hediye ettim:) Uğur getirmesini diliyorum buradan:))
Mutlaka Gidilmeli !! @ 10-10-2008 08:48
Elif'ciğim çok güzel yazmış tüm bilgileri:) Çocuk kitabı resimleme konusuna ilgi duyan herkesin katılması gerektiğini düşünüyorum.
Yer:Alman Kültür Merkezi
Tarih:10.10.2008
Saat:18:30
Mutfak Kuşları @ 09-10-2008 11:01

Ben bu bayram tatilini burun çekerek, öksürerek aslında tam anlamıyla sürünerek geçirirken
Çakıl'ım ise taa İstanbul'lardan gelip her gün her gece alemlere akarak gününü gün ediyordu.. Çok kıskandım tabi:) Hemen bir plan yapıp bebeler annemlerde uyuduktan sonra onu alıp kendi evime kaçırdım. Yol üzerinde uğradığımız Dost Kitabevi'nden tanesi 3 liraya inmiş olan bir sürü DVD aldık, yanına da ilaç niyetine bir şişe şarap:)
Neyse, hemen hızlı bir yemek hazırlığından sonra battaniyelerimizin altına büzüşüp önce üçüncü sınıf bir amerikan filmi izledik. Daha sonra tırsık Çakıl'ıma David Lynch'in Kayıp Otoban filmini koydum. Korkudan sürekli gözlerini kapattığı için uyuyakaldı:) Üç dört kez dürtüp uyandırmama rağmen tam olarak başarılı olamadım. Film yarım kaldı :(
Ertesi sabah kahvaltıdan sonra bir süre miskinlik yaptık. Ben ona damla sakızlı Türk kahvesi denettim. (Gelen her misafirime silah zoruyla içiriyorum vallahi, ben sevdim ya herkes sevmeli:)
Kahvemize güzel bir müzik ve bol bol dedikodu eşlik etti:) Sonrasında ise o yine alemlere akmaya gitti ben ise bebelerimin yanına:))
Gelecek sefer o korku filmi bitecek Çakıl Hanım:) Öyle korkarım morkarım yok tamam mı:)