| Cemil Tokpınar'ın Yazısı... Ramazanın yarısından sonra başlayan ayrılık hüznü, Kadir Gecesi’nden sonra artar ve son teravih-son oruçla birlikte zirveye çıkar. Artık rahmet ve mağfiret ayı bitmekte, bire bin verilen geceler veda etmektedir. Maneviyata duyarlı nice mü’min gözyaşı döker, hatta bayramı buruk geçirir.
Şevval ayında tutulan altı oruç acılı yüreklerimizi bir derece teskin eder. Sanki Ramazan’ın küçük bir uzantısını yaşarız. Kurban Bayramı’ndan önceki Zilhicce’nin ilk on günü ise, Ramazandaki bol sevaplı ve çok feyizli ibadetlerden ayrılan mahzun gönüllerimize âdeta bir “teselli armağanı”dır. “Keşke Ramazan biraz uzun olsaydı…” ya da “Ah, Ramazanı hakkıyla ihya edebilseydim…” diye yanan gönüllerimize muhteşem bir fırsattır bu on .. ( devamı )
İçinizdeki öküze oha der misiniz? @ 02-12-2008 09:26
Gerçi yazar 'içinizdeki öküze oha deyin' diyerek emrivaki yapıyor ama biz nezaketen sormaya mecburuz: İçinizdeki öküze oha der misiniz yoksa... (neyse...) 21 Kasım 2008 16:28 Bülent Akyürek'i izaha gerek yok. Ne menem bir yazar olduğunu artık el alem biliyor. Çok satan, çok okunan, çok tartışılan, bulundu mu bir kaşık suda boğulacak türden antimodernist, kavgacı, hani argo lügatinde yer alan 'cerahat' kelimesiyle tıpatıp örtüşen bir kalem! Yılgın Türkler ile okuru fıtık eden, onlar arasından kendine has bir hayran kitlesi oluşturan, eğlenmeyi bilen okuru gülmekten kırıp geçiren, gaza gelen okuru gazlayan, 'etik' okurları çileden çıkartan yazarın son eseri İçinizdeki Öküze Oha Deyin! yine 'işbilir' okuru kırıp geçirken, kıllanan okuru çileden çıkartmaya hazır. Ama itiraf etmek lazım ki bu kitabının okunmasından sonra yazara diş bileyenler listesine, hatırı sayılır oranda okur eklenecek. En azından 'kişisel gelişim kitapları yazanlar' eğer kişiliklerini yeterince geliştirememiş ve henüz yeterli oranda 'pişmemişlerse' uzun bir süreliğine .. ( devamı )
Ersun Yanal: ‘Konumumuzu hak ediyoruz’ @ 30-11-2008 17:49

Trabzonspor Teknik Direktörü Ersun Yanal, "Herkes Kayseri'de puan kaybetti. 3 puan bile bıraktılar. Karşılaşmayı hem rakibimiz hem de biz kazanabilirdik. Artık ligde her maç zor. Kolay maç olmayacağını biliyoruz. Daha ligin başlarındayız ama, puan tablosunda zirvede olan bir takımız. Trabzon mücadelesiyle ligde bulunduğu konumu hak etmiştir” dedi.
Trabzonspor Teknik Direktörü Ersun Yanal, Kayserispor beraberliği ile zirveden uzaklaşmalarının söz konusu olmadığını belirterek, takım olarak ligde ortaya koydukları mücadele ile bulundukları konumu hak ettiklerini söyledi. Kayserispor beraberliği ile Trabzonspor'un zirveden uzaklaşmasının söz konusu olmadığını belirten Yanal, "Herkes Kayseri'de puan kaybetti. 3 puan bile bıraktılar. Karşılaşmayı hem rakibimiz hem de biz kazanabilirdik. Artık ligde her maç zor. Kolay maç olmayacağını biliyoruz. Daha ligin başlarındayız ama, puan tablosunda zirvede olan bir takımız. Trabzonspor mücadelesiyle ligde bulunduğu konumu hak etmiştir. Geçtiğimiz hafta oynadığımız Sivasspor maçında iyi bir performans ortaya koyduk ama gol bulamadık" şeklinde konuştu.
“Maçı önceden çevirebilirdik” Ersun Yanal, Kayseri'de herkesin puan kaybettiğini belirterek, "Bizde iyi mücadele etmemize rağmen rakibimizi yenemedik. Müsabakayı çok önceden çevirebilirdik. Bulduğumuz fırsatları değerlendiremedik. Rakibimiz Mehmet Topuz ile pozisyon buldu. Penaltı atışını gole çeviremedik. Buna rağmen öne geçmesini bildik. Bizim de ne olduğunu anlayamadığımız bir penaltı pozisyonu oldu ve rakip bunu gole çevirdi. Daha sonra Egemen'i kaybettik" dedi.
Seçime kadar hanfendi sensin @ 29-11-2008 11:07
Hani yalan da olsa, her insan iltifattan hoşlanır. Son günlerde ne kadar da tartışıldı CHP genel başkanının fotoğrafı yanına bir çarşaflının sokulması. Baykal sanki çarşaflının göğsüne legion de honour gibi bir kahramanlık ve cesaret nişanı taktı. Sanki Nene Hatun’un, Kara Fatma’nın, Şerife Bacı’nın torunlarına iade-i itibar etti. Çarşaf yeniden keşfedildi. Kimileri Baykal’ ı oportünizmle suçladı. Yaklaşan seçimlerin ayak sesleri ile maddi menfaat olarak adlandırdı. Takıyye diyenler oldu. Ne olursa olsun yalan ya da oy avcılığı ile karganın ağzındaki peyniri kapma telaşı da olsa, tilkinin serenadı kadar güzeldi. “Karga cenapları sesiniz ne kadar güzel” diyen La Fontaine masalları kadar efsunlu idi. Zira yıllardır hamam böceği muamelesi yapılmış, bohçacı diye alay edilmiş, Kara Fatma diye isim takılmış bir Türk kadın giysisi, hatta Hz. Meryem’in tarihi tesettürü; ömründe görmediği b.. ( devamı )
E Postamdan İktibas: Tarihten Alacağımız Dersler Vardır-18 @ 28-11-2008 14:46 Milletin Sigorta Lambası Tarihçi Reşat Ekrem Koçu'nun, Sultan Vahideddin'in kaderi ile ilgili oldukça orijinal bir değerlendirmesinde : ""Mazileri çok temiz olan ve memleketleri felaket girdabına düştükten sonra işbaşına geçen, ağır mesuliyetler yüklenen, yenik milletleri daha fazla çiğnetmemek için nefret edilen galip düşmanlara dostane el uzatmak durumunda kalan o kara bahtlı insanlar, milletlerin tarihlerinde sigorta lambalarına benzerler. Kendilerinin yanması büyük tesislerin kurtulmasını temin eder diye yazdığını. .(104) Biliyor muydunuz.? İttihatçıların Akılsızlığı Sultan II. Abdülhamid'in dahice bir politika güderek, her hangi bir isyan çıkartmalarını önlemek için Arabistan'ın Hicaz ileri gelenlerini, Şura-yı Devlet üyesi olarak İstanbul'da tuttuğunu. . . Bunlardan Şerif Hüseyin'in, Mekke'ye emir olmak isteğini defaatla reddetmesine karşılık Ulu Hakan'ın tahttan indirilmesiyle birlikte İttihat ve Terakki yönetiminin, Şerif Hüseyin'in bu isteğini yerine getirerek onu emir olarak tayin ettiğini ve hemen ardından da .. ( devamı )
Hasretimsin... @ 28-11-2008 14:00 <embed id="VideoPlayback" src="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=-1993107845878995573&hl=de&fs=true" style="width:400px;height:326px" allowFullScreen="true" allowScriptAccess="always" type="application/x-shockwave-flash"> </embed>
Baktığım her yerde inan sen varsın Güzellik nerede sen oradasın Herşeyinle içimde yaşayansın Bu beden nerede sen oradasın Sen benim bahar gülüm Sen benim ekmeğim Sen benim içtiğim suyumsun Sen bahar gülü diye kokladığım çiçeğim Sen benim canım hasretimsin Sen benim bahar gülüm Sen benim ekmeğim Sen benim içtiğim suyumsun Sen bahar gülü diye kokladığım çiçeğim Üzüntüm neşem canım hasretimsin Başımı bu sevdaya saldı gözlerin Nereye bakarsam orda izlerin Petekte bal gibi senin sözlerin Bir türkü dinlesem sen oradasın Sen benim bahar gülüm Sen benim ekmeğim Sen benim içtiğim suyumsun Sen bahar gülü diye kokladığım çiçeğimsin Sen benim canım hasretimsin Sen benim bahar gülüm Sen benim ekmeğim Sen benim içtiğim suyumsun Sen bahar gülü diye kokladığım çiçeğim Sen üzüntüm neşem hasretimsin Sen benim bahar gülüm Sen benim ekmeğim Sen benim içtiğim suyumsun Sen bahar gülü diye kokladığım çiçeğimsin Neşem canım sevdiğim hasretimsin
Helin.. ( devamı )
Kehanet tamam, beddua yolda @ 12-09-2008 19:53 Kitabın adı, İstanbul Risaleleri. 1995 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi yayınlamış. Belediye Başkanı, Eski Milli Görüşçü Recep Tayyip Erdoğan. Refah Partisi’nden seçilmiş.
Kitabın 158. sayfasında, “Allah’ın gazabına uğrasınlar” başlıklı risale şöyle :
“Fatih (1453 yılında) İstanbul’u alıp Ayasofya önüne geldiği zaman derinden derine bir inilti işitti. Sesin geldiği tarafa bir adam gönderdi. Hali perişan bir keşiş getirdiler. Huzura çıkardılar. ‘Niçin hapsedildin?’ diye sordular. Keşiş fala da baktığını ve muhasara (kuşatma) hazırlıkları sırasında (Bizans İmparatoru) Konstantin’in kendisini çağırıp İstanbul’u Türklerin alıp almayacağını bildirmek için remil atmasını (fal açmasını) söylediğini, remilde İstanbul’un Türklerin eline geçeceğini bildirmesi üzerine Konstantin’in kızarak onu zindana attırdığını hikaye etti ve ‘Şimdi karşınızda bulunuyorum, demek falım doğru imiş,’ dedi.
Bunun üzerine Fatih de İstanbul’un kendi elinden çıkıp çıkmayacağına dair remil atmasını ve doğruyu söylerse mükafatlandırılacağını bildirdi. Keşiş remil attı ve şöyle dedi:
‘İstanbul Türklerin elinden harp ve darp ile çıkmayacak. Ancak öyle bir zaman gelecek ki, elinizdeki emlak ve arazi azalacak. Bu suretle İstanbul, Türk malı olmaktan çıkacak.’
Bu falın bildirdiği neticeden müteessir olan (üzülen) Fatih, ellerini kaldırarak, ‘İstanbul’da edindiği yerleri ecnebilere (yabancılara) satanlar Allah’ın gazabına uğrasınlar’ diye beddua etti.”
*** Yukardaki satırlar, Tuncay Mollaveisoğlu’nun Görünmez Ho.. ( devamı )
Eylüllü bir Ramazan’da… @ 07-09-2008 17:17

Eylül bezekleri ile Ramazan; bir rüya gibi süzülüp hayatımıza karışıyor. Biraz sabrımızı denemek istercesine, bu en zorlu ibadetin hakkını verip veremeyeceğimizi ölçüp biçecek. Öyle ya hava hâlâ çok sıcak. Kesintisiz yaz. Sahiller masmavi sular içinde serinleyenlerle dolu. Orucun elinde bir cetvel. Sabır ölçüp not verecek bir denetçi gibi insanların yüzlerini süzmekte. Şehrin cevri ayrı dert. Trafik, gürültü, işyerinde bastıran uyku, düşen kan şekeri. İşyerindeki bilgisayarı önünde ter döken hamile kadın belli ki yüksek bir not alacak. Ukalaca hatırlatıyorum, “ama sen tutmayabilirsin, önce sağlık”. “Öyle de” diyor, gen&c.. ( devamı )
Eylüle İsyan @ 07-09-2008 17:03
<object width="425" height="344"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/JBCIjgujE1Y&hl=en&fs=1"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/JBCIjgujE1Y&hl=en&fs=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" width="425" height="344"></embed></object>
Sen betonlar içinde, ben senin özleminde Sen yanginlar içinde, ben mazlumun türküsünde Aydinligi aradik, karanliklar içinde Sen dünün hasretinde, ben yarinlarin derdinde Sen bir yana, ben bir yana Dostlarimiz bir yana Bölünsek de, çözülsek de Baskaldirdik zamana Güneste kavruluruz, kiraç topraklar gibi Hazanda savruluruz, serseri yapraklar gibi Yalnizligi yasariz, geride kalan gibi Düser düser kalkariz, her eylüle isyan gibi Ahmet Kaya
.. ( devamı )
sarah palin @ 07-09-2008 16:48
.. ( devamı )
insanın iki yüzü @ 05-09-2008 15:18
Zamanin birinde alim zatlardan biri bir nehir kenarinda namaza durmuş.. Mecnun tam o sırada sözde alim zatın önünden geçmiş.. Adam öfkeyle namazını bozarak: 'Bre melun görmez misin ki namaza duruyorum, ne diye önümden geçersin?' der. Mecnun'un cevabıysa ilginçtir: 'BEN LEYLANIN AŞKIYLA SENİN NAMAZ KILDIĞINI GÖRMEZKEN, SEN MEVLANIN
Karadeniz'de Amerika-Rusya Çatışması ve Türkiye @ 05-09-2008 15:01
Karadeniz'de Amerika-Rusya Çatışması ve Türkiye ABD, Irak'ın işgalinden sonra gözlerini Karadeniz'e dikti. BOP'un yürütülebilmesi için Rusya'nın önünün kesilmesi ve İran'ın vurulması gerekiyor Ancak işler ABD, İngiltere ve İsrail'in, 1990′lardaki öngörüleri doğrultusunda gelişmiyor; büyük sorunlar var. - ABD büyük bir kriz yaşıyor. Buna karşın 2008′de askeri harcamalarını 460 milyar dolara yükseltti (*). Oysa 2007′de bütçesindeki açık 739 milyar dolardı. Askeri operasyonlarla, içerdeki krizi dünyaya yaymak istiyor. - Rusya Putin sonrasında yeniden güçlendi. Hem Asya'da hem AB içinde "sağlam ortaklar" buldu, doğalgaz ile AB'yi bağladı.
Politik Sözlerin Gizli Anlamları :) @ 05-09-2008 14:56 "Bunu yapacağız" = (Bunu yapacaksın) "Çok güzel bir iş çıkardın." = (O! Çok iyi. Sana daha çok iş vereceğim) "Üzerinde çalışıyoruz." = (Başlamadık bile) "Yarın ilk iş onu yapacağım." = (Hiç zamanım yok. En azından yarın olmaz) "Her türlü görüş ve öneriye açığım." = (Ben kararımı çoktan verdim) "Korkarım küçük bir anlaşmazlık olmuş." = (Bu konuda yalan söyledik, idare edin) "Bir ara toplanalım da konuyu görüşelim." = (Valla ne vaktim var, ne de konuya ilgim) ".. ( devamı )
ABD ve Rusya kıskacındaki Türkiye! @ 05-09-2008 14:53
ABD ve Rusya kıskacındaki Türkiye! Soğuk Savaş sonrası Türkiye iki süper güçten birisi olan SSCB'nin baskısından büyük ölçüde kurtulmuştu. Sovyetlerin dağılması ve Türkiye'nin Kafkas/Karadeniz sınırındaki ülkelerin bağımsız olmasıyla birlikte Rusya, Türkiye'nin sınır komşusu olmaktan çıkmıştı. Bu durum uzun sürmedi ve bu kez de yenidünyanın tek küresel gücü ABD'nin Irak'a müdahalesiyle Türkiye, güneydoğusunda ABD ile komşu oldu. ABD'nin Irak'a müdahalesi ve 1 Mart tezkeresinin reddi bölgede bütün gelişmelerin Türkiye aleyhine şekillenmesine neden olmuştur. Irak'ın kuzeyinde ABD tarafından kurulan "Kürt Devleti" de resmen ABD koruması altına alınmıştır. ABD'nin Irak Büy&u.. ( devamı )
Önce edep, sonra haşema! @ 05-09-2008 14:48 Önce edep, sonra haşema!
Bu sütundan "Caiz mi hanımefendi, beyefendi" diye sordum kıyamet koptu. Meğer Türkiye'de haşemasını çekip bodrum plajlarına giden ne çok müslüman varmış! Nuh Gönültaş Bir kere haşema şeriat mayası değilmiş. Yanılgımız buradan başlıyormuş. Çünkü haşemayı başı açık hanımlarda giyiyormuş. Acaba onlar da mı Bodrum Plajlarına gidiyorlarmış, haşemalarıyla? Dini hassasiyeti olanlar bodrum plajlarına gidemez diye bir şey yokmuş, giderlermiş! Yok ya! Eğer öyleyse hangi dini bir hassasiyetten söz ediyorsunuz derler adama! Aslında bu haşemasını çekip Bodrum plajlarına gidenlerin çoğu "sonradan görme zengin müslümanlar." Bunlar müslümanlar içinde kendilerini üst sınıf olarak görüyorlar. Ve paranın gücü onlara sanki bazı günahları mübah gösteriyor! Haydi bunlara sonradan görme demeyelim de, sosyolojik bir kavram kullanalım, müslüman elitler diyelim. Sadece laikler için mi geçerli elit kavramı. Değil! Müslümanım diyenler de kendi aralarında sınıf olayını Marks'ı haklı çıkarırcasına yaşıyorlar. Bu elitler baştan aşağıya haşemayı çekip çıplaklar arasına dalmayı kendilerine mübah görüyorlar! Hatta akşamları da türbanları ile gece kulüplerine gidiyor olmalılar. Haşema ile denize girildiği gibi türbanla da gece kulübüne haydi haydi gidilir deği.. ( devamı )
İlginç sorulara verilen güzel cevaplar... @ 05-09-2008 14:37 *Mevlana, müridlerinden biriyle giderken, birkaç köpeğin sarmaş dolaş uyuduklarını görür. Müridi: Güzel bir kardeşlik örneği der. Keşke insanlar da bunlardan ibret alsa. Mevlana, tebessüm ederek karşılık verir. Aralarına bir kemik atıver de gör kardeşliklerini....
*Amerikalı iş adamı, Çinliyle alay ederek sormuş: - Mezarlarına koyduğunuz pirinçleri ölüleriniz ne zaman yiyecek? Çinli başını kaldırmadan cevap vermiş: - Sizin ölüleriniz koyduğunuz çiçekleri kokladığı zaman...
*Kafkas Kartalı Şeyh Şamil, esarette bulunduğu sırada, Ruslardan namaz kılmak için yer göstermelerini istemiş. Sarayın kilisesine götürmüşler. Şeyh Şamil, namaz hazırlığı yaparken, Ruslar da rahat etmesi için kilisedeki putu örtmeye çalışmışlar. Şamil onlara müdahale ederek: Bırakın, öyle kalsın demiş. Şamil'in esarette ve burada namaz kıldığına, mahşerde o da şehadet etsin.
*Adamın biri Hz Ali'yi gıyabında kötülediği halde, yüzüne karşı övmeye başlayınca, şu karşılığı almıştır: -Söylediklerinden daha aşağı, fakat içinden geçirdiklerinden daha üstünüm.
*Mevlana Cami hazretlerine gelen bir adam: - Şuna şöyle dedim, buna şu cevabı verdim diye gururlanınca, Mevlana hazretleri: - O cevaplarla değil, diye gürlemiş. Yarın Allah'a vereceğin cevaplarla meşgul ol.
*Hz Ali'ye: - Allah bu kadar insanı nasıl hesaba çeker? diye sorduklarında: - Nasıl rızıklandırıyorsa öyle cevabını vermiştir... ( devamı )
Bir Başka Açıdan Erbakan... @ 24-08-2008 16:37
 Hocayı anlamak, tarihi, hayatı, geçmişi ve geleceği almaktır diyebiliriz. Hoca anlaşılabilir bir liderdi. Onun anlaşılabilirliğine kast edenler vardı. Geçmişten günümüze siyasi yönleriyle incelemekte değil kastımız. Erbakan’ı, iyi bir insan, hoş bir Müslüman olarak değerlendirmek isteriz. Vatanperver yönüyle de. Ona çok görülen iktidarı, reva görülen muameleleri, hukuki garabeti ve de çifte standardı halkımız görmekte ve bilmektedir. Onunla Siyonizm’i, Tehodor Herzl’i, 2. Abdülhamit’i tanıdık. Onunla “Müslümanlar kardeştir” dedik. Onunla İmam hatip okullarında okuduk. İmam Hatip olmasaydı, anarşiden dolayı babalarımız bizleri okutmayacaktı. Okuyan, anarşist bir evladı, baba ne yapsındı.. Anarşiden uzak kaldık. Onunla sağcı ve solcu olarak, Siyonizm ve Amerikan çıkarlarına uygun vurmadık kardeş kardeşi. Sağ sol davasına kapılıp birbirini vuranlara üzüldük. Arada bizden de ölüler arasına kattılar. Bizi de kavgaya çekmek için mit’ten elemanlarla silahlı eğitim vermek istediler, biz aldırış etmedik onlara, bizi katamadılar maceralarına. Biz bol bol okuduk, silah tutmadık, kitap tuttuk, spor yaptık kendimizi geliştirdik. Hiçbir zaman tüyü bitmedik arkadaşlarımızın eline verilen silahl.. ( devamı )
"YAPILAN BİR HATA DÜZELTİLDİ" @ 24-08-2008 16:25
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün cezasını kaldırdığı eski Başbakan Necmettin Erbakan Cuma namazı için mutat olarak gittiği Altınoluk Camii'nde düzenlediği basın toplatısında Cumhurbaşkanı Gül'e teşekkür etti ve kendisine dua edenlere dua ile karşılık verdi. " Sayın Cumhurbaşkanı'na teşekkür etmek vazifedir, büyük olgunluk gösterdiler." diyen Erbakan, Allah'ın lütfu ile bu hatanın düzeltildiğini söyledi... "ONLAR BİZİM KARDEŞİMİZ" Erbakan cami bahçesinde bir basın mensubunun Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan'ı kastederek "Onlar sizi affetti, siz de onları affedecek misiniz?" sorusuna "Onlar bizim kardeşimiz" cevabını verirken, Başbakanlık görevindeyken kurduğu D-8'e dikkat çekti ve "Viyana kuşatması başarılı olsaydı bütün tüm Avrupa Müslüman olmuştu" dedi. Erbakan konuşmasında şunları söyledi: "Tekrar camimize cemaatimize kardeşlerimize kavuştuk. Önce üç vazifeyi yerine getirmek lazım. "YAPILAN BİR HATA DÜZELTİLDİ"
|
|