Efendim yaklaşık 3 hafta kadar önce İzmir’de bir akşam internette sörf yaparken SESLE KİTAP diye bir siteyle karşılaştım. Arkadaşlar özellikle Mehmet Atay seçtikleri kitapları, kitap okuma özürlüler ya da benim gibi vakti çok az olan ve çok seyahat eden kişiler için seslendirmişler. İyi de yapmışlar.
Yanımda kredi kartı olmadığı için internetten alamadım. Fakat ertesi günü kendimi Alsancak’ta bir kitapçıda buldum. Aşkın gözyaşları kitabını aldım. Hemen dinlemeye başladım. Yok böyle bir ses.
Kitap zaten güzel. Okuyan daha da güzel.
Lazarus’u çok merak ediyorum. İlk seyahatte onu dinleyeceğim.
Şizofren Aşka mektuplar ve Mevlana sıradakiler…
Lütfen siteyi ziyaret edin. İnceleyin. Dinleyin pişman olmazsınız.
Gecenin üstüne hüzün ve yalnızlığı çekmişim. Bir yol arıyorum, bulamıyorum.
Korkuyorum hep o saatlerde yaşamaktan. Şimdi uzak gurbet ellerde olmadık şeylere ağlamaktan korkuyorum. Kaç gün böyle geçti kaç öykü, tekrar tekrar acıları yaşamak…Sayende sayeban oldum gurbet. Sayende sebil oldum.
Şimdi söyle hangi merhem iyi gelir bu yürek yarasına?
İşte geldim, gidiyorum, yel üfürdü, su götürdü gençliğimi.
Şimdi, şu saatlerde ne kuş tüyü yastıklar isterim, ne de kuş sütü…
Yorgun gözlerim sadece onu görsün. Sevdiğimi verin bana.
Şarap istemem, onun gözlerinde sarhoş olmak sarhoşlukların en güzeli.
Bu şehir değil mi ki beni böyle yapan. Gecenin bir yarısı valizler dolusu yalnızlığınla bir otel odasında kalakalırsın. Bir terk söz konusudur içini acıtan. Bir bakarsın, sen değilsin aynadaki. Çekmeceden çıkan elbiselerinde hala onun kokusu, zamanı büsbütün ağırlaştırır. Arabalar geçer caddeden. Uzakta bir ambulans sesi, telefon direkleri ve senin, hiç çalmayacak telefondadır kulağın..
Neden uyku tutmaz yalnızı bilir misiniz? Gözlerini kapatsa sizin gibi tüm sevdiklerinin de sizinle kapatacağını zannettiği için...Her uykuya dalışınızda içinizdeki o derin yalnızlık duygusunun, sizi, uyandığınızda, onu asla hatırlayamayacağınız kadar uzak yerlere götürmesinden korkarak bekler uyanmanızı. Gözlerini kırpmadan, özlemle bekler.
pervanenin ateş etrafında döndüğü gibi dönüp durmaktayım. kanatlarım yanıyor, acıtıyor, yaralıyor, o ışık o ateş, kurtulamıyorum. biliyorum yanacağım biliyorum, kurtulamıyorum.
Siz orada kalabalıklar içinde yalnız, ben se bir otel odasında yalnız. Yok aslında pek farkımız. sen ne yapıyorsan ben de senden farklı bir şey yapmıyorum.
Çok uzun zaman önce herkes benim gibi mi görüyor diye merak ederdim. mesela bir ağacı, bir rengi, bir kokuyu benim aldığım tatda mı alıyordu diğerleri. İnsanın göz renginin açık renk olması görüşü değiştirir miydi? Bazen gelir aklıma bu karabasan sorular. Sen benim gördüğüm renkte mi görüyorsun gökyüzünü. Fotoğraf çektikten sonra karşılaştırıyorsun evet benim gördüğüm bu diyorsun. sen de evet bu diyorsun. Ya ikimiz de farklı şekilde algılıyor ve görmek istediğimizi görüyorsak ne olacak.
Artık silmeyeceğim yazdıklarımı .Üstü çizili yazıları okumayın. Okumaya zoranırsanız da dikkate almayın. Üstü çizili olacak. Artık hiç bir düşüncemin yok olmasına izin vermeyeceğim. Zaten yok olmuyorlar. Nasıl ki bilgisayara kaydedip sildiğimiz şeyleri tekrar geri getirebiliyoruz onun gibi.
Düşüncelerimiz de öyle. Evrende dolaşıyorlar. İyi ya da kötü düşünce. Düşün, şimdi bu odada yazmak için düşündüklerim duvarı aşıp yan odadaki kişinin düşüncesine çarpıyor ortaya karışık salata misali o başkasının düşüncesi ile çarpışıyor, milyarların milyarlarla çarpışması, sonra sana başka bir düşüncenin gelmesi, biz kendi irademizle mi buluyoruz yoksa başka düşünce kuvvetleri sayesin de mi bunları düşünüyoruz. Önemli bir karar anın da karar vermemizi etkileyen fikirler bizden binlerce kilometre uzakta birisine mi ait. kötü düşüncelere sahip bir düzine kişi ile aynı odada hiç konuşmadan on dakika geçirsek acaba ne olur?
Her şey niyetlere paylaştırılıyor sa bu dediklerimde haklı olabilir miyim? Niyet te bir düşünce değil midir sonuçta.?
Hımmm. Hatırlıyorum öyle bir dizi vardı TRTnin eski dönemlerinde, kahraman düşünceleri okuyabiliyordu.
Ne kötü bir şey düşünceleri okuyabilmek. düşüncelerinin herkes tarafından bilinmesi.
Karar vermemize ne kadar düşüncelerimiz çok etkili desek te esas karar verme merci kalptir. Kalp karar verirken hem düşüncelerimizden hem nefsimizden hem de ruhumuzdan doneler alır. Hepsi baskın olmak ister kendisininkinin doğru olduğunu söyler ama son noktayı koyan hep KALP olur.
inşallah geç kalmamışımdır. Cumanız mübarek olsun...
Hikâyenin sonuna geliyoruz. Adımızı yeni koyacaklar. Paketleyecekler ömrümüzü. Etiketimiz olacak. Yüksekten düşeceğiz; acıyacaklar son kalan parçamıza. Düşeceğiz; düş diye görüleceğiz.
size de oluyor mu? mailleri kontrol ediyorsunuz...mail yok... facebook ta mesaj yazan yok... beğenen yok.. olması lazım diyorsunuz...sonra, sonra kalabalık içinde derin bir hüzne kapılıyorsunuz. bir zaman sonra yalan her şey diyor , gerçek hayata dönüyorsunuz. Boşluk kaybolmuyor. orada hep orada kalacak diye içten içe korkuyor, belli etmiyorsunuz. hayat diyorsunuz, ölüm diyorsunuz. ne dediğinizi siz de bilmiyorsunuz...
Saatler 12 yi vurduğu saatlerdeyim. Kendimce yeni bir yaşın arefesinde, yalnızım. Hayır …kötü değil yalnızlık, ama iyi de değil. Kim istemez şimdi sevdiklerinin yanında yeni bir yaşa girmeyi. Soğuk bir otel odasında kendinle baş başa, geçmişin ve geleceğin muhakemesini yapıyorsun.
İşlenmiş ya da işlenmesi ..... ..... seni beklemede. İsyan değil, yasak .... hiç değil ama saklamaya ne hacet gören ,yazan, deftere işleyenlerden kaçış yok. O da benle gitsin.
Yanmıyorum belki ölmüyorum, yüreğimdeki efkar ölümden de beter değil lakin…işte kelimeler yetmiyor. Balıkesir’deyim. Yarın neresin derseniz ben de bilmiyorum. Beli Çanakkale’ye giderim belki Balıkesir’de kalırım. Yerin ve zamanın pek ehemmiyeti yok. Önemli olan sadece yaşamak, insanca.
Beklentilerimi en az-a indirdim, mutluluğa son derece ihtiyacım var çünkü. Her şeyden mutlu olabilirim. Gülümsemeniz yeter bana… sizin mutluluğunuz, mutlu eder beni.
Bardağın boş mu dolu mu olduğu umurumda değil. İhtiyacım olan tek şey evimde olmak. Olamıyorum. O halde neden bahsediyorsun. Ya da neden bahsediyorum, öyle işte boş boş konuşuyorum. Jazz dinliyorum… Wynton Marsalis, Eric Clapton Joe Turner's Blues…
Hani diyorum… başka bir zamanda başka bir yere olsam…sen olsam mesela…dert ve kederlerimi bir sandığa kilitlesem…
Yazmasam yaşasam. Benim masalım olsa, benim öyküm, benim şiirim…
bugün tarihlerden ne bilmiyorum...bilmek de istemiyorum. bugün her şey yavaş çekim, her şey bulanık biraz da karanlık, bir yerlerde birileri beklemede, ben beklemedeyim. yer::Bodrum. hiç gelinmeyecek, hiç olunmayacak bir yerdeyim. belki de tam yerindeyim. dibine kadar işlemiş hasretlerin içindeyim. yarınların fatihi'yim. Kim bilir neyim.? işte öyle bir yerdeyim. hayat ne garip herkes bir yana dağılmış, mutluluk mu ? çok uzak. hani gurbetle ilgili şeyler yazılır çizilir. gurbet nedir? gün çekildikten sonra, yalnızsan gurbettir. bir sonbahardır, en günahsız gecede onu çok sevmektir. Yüreğin sessiz çığlıklar içinde boş duygusuz otel odasında yırtınsa da sen yalnızsan, elinden bir şey gelmiyorsa, şeytanla yaptığın anlaşmaya göre en az zararla kurtulmak varsa, ne zaman sevmek aklına gelmişse, sonu yok gelecek olan zamanların. Bir gün bir yerlerde bunları okuyan fanilerin ruhlarına dokunduğun zaman sen olmazsan, onların devam ettiği zamanın ve mekanın sonsuzluğunda kaybolursun. işte yalnızsın. unutulmuzsun, siyah ve beyaz....ebruli sokaklar,kederli çocuklar, sümbüller, perişan.... her şey bir rüya , her şey yalan olsun dersin... yıllardır yüreğin kurtulsun diyorsun, nafile... sen uzaklarda uyurken, sen uzaklar da uyurken... aşk unutmuyor dönmeyeni... karma karışık duygular içindeyim. ne yaptığımın değil ne yapmadığımın önemli zamanlar dayım. bir oda...hepsi o...hayatın pençesi ... mutluluk sana uzak...her şey yalan....
her gece uykusuzluk, her sabah bin bir zorluk... yazdıklarımın hepsini unutun ben yazmadım farz edin. şimdimi mi? ne haldeyim mi?.. bilmem siz ce...? ..............................................
Yaşıyorum, nefes alıyor, yiyor, içiyor, bir insanın doğru olan ne yapması gerekiyorsa yapmaya çalışıyor ama bazı şeylerin eksik olduğunu hissettiğim zaman, bir şeylerin eksik, ya da tatmin etmediği zamanlarda, bir değişiklik yapmak, bir şeyleri değiştirmem gerektiğini düşünüyorum. Mutlu olmam gerekiyor. kişi kendi kendine mutlu olamıyor ne fena. tek çare başkalarının mutlu etmekten geçiyor. bazen başkalarının ruhuna dokunmak gerekiyor. nasıl yapılır nasıl edilir derken buluyorum. bugün çoktandır aramadığım arkadaşları aradım. hal hatır sordum. yapabileceğim bir şey olup olmadığını gerekirse maddi manevi bir şeyleri paylaşabileceğimi tüm samimiyetimle söyledim. Mutlu oldum. mutlu ettiğimi de düşündüm. bir şeyleri değiştirmek için fırsatım olduğu için Allahı'ma şükrettim. beni de arasalar mutlu olacağımı düşündüm.
ARAYIN...
HAL HATIR SORAN OLUN.
HAYAT KISA.
GENÇLİK Mİ...ben her daim gencim. sen her daim gençsin. ihtiyar diye bir şey yok. nefes alıyor, hastanede solunum cihazına bağlı değilsen...bir şeyleri değiştirmek için fırsatın ve bir şeyleri paylaşmak için en ucuzundan umut vermek için bir fırsatın var. BUNU KULLANMALISIN...
doğru yoldasın..haydi..şimdi. şu anda...ne kaybedersin...
Hayatı yoğunluğuna yaşayanlar bilir, koskoca diye bildikleri hayatlarının aslında ne kadar kısa ve ne kadar acımasız olduğunu. Onun içindir bu telaş, onun içindir kimilerine göre yapılan hatalar. Hayatı yoğunluğuna yaşayanlar bilir hayatın değerini. Onlar için öncelik ne ölümdür... Ne korku, hataların cezalandırılması hiç değil. Öncelik hakkıyla yaşayamamak, değerini verememektir sunulanın. Onun içindir, akşamları o pür-telaş. Gündüzler sizin olsun, verin onlara geceleri...
"bugün küskün bir gül var masamda, bütün ayrılıklardan arta kalmış, ayrılık usulca büyür içimde sonra usulca uzaklaşır, aramızda ne yer var ne de zaman, ne başka bir yüz, ne başka insan, ayrılık saksıdaki çiçeklerimiz gibi büyür, sessiz ve nedensizce durmadan "
Ne dün, ne yarın. Ne geçmiş ne gelecek. An’da yaşadığım baharı bile geride bıraktım. Yokluk, bir şeylerin eksik olması. İçinden çıkılamayacak gibi hissettiren…
Dünyanın en büyük derdi bizimkiymiş gibi gelir. Sıyrılmak kolay değildir, düşünceler içinde boğar yokluk.
Maddi ya da manevi yoklukları illaki bir gün tadar herkes. Sıkıntıların içindeyken sanki hiç bitmeyecek, taşlar yerine bir türlü oturmayacakmış gibi, ruhumuz kendi kendine debelenir durur. Muhasebe üstüne muhasebeye sürüklenir. Bazen dünyanın sonu gelse de kurtulsam raddesine vardırır. Çemberin daraldığı, kalbin sıkıştığı anlarda, zaman, inadına yavaş akar.
Bir ışığa muhtaç gönlümüzün, sabrın sınırlarında bir ip cambazı oluşu şaşırtmaz.
Nasıl bir imtihandır? Hiç birinin izi silinmiyor hayatta, hiçbir şeyin. Sabırsızca baktığım renkleri az mı susturdum. Yoruldum. Düştüm. Kalktım. Tekrar düştüm. Tekrar kalktım. Sonra her şeyi bir tarafa bırakıp yaşamaya devam ettim. Nefes alıp vermek se yaşamak…Ve hayalll…
Nasılda sımsıkı tutmuştum, uzaktan yakınlaşan sırma bir kanat üzerinde, göğsün gibi bembeyaz bir güvercini. İnce bir urgan gibi, koptu kopacak. Gökkuşağının hiç bilinmeyen renkleri gibi. Hayal gibi. Hayal gibi.
Her şey mi bir hayaldi? Ya ben
Ya ben,
En şahanesinden bir hayalperestin ta kendisi miydim?
Bugün zyban denen antidepresan hapa başladım. Doktora da gitmedim. Niyetlendim ama iş yerinden Murat –abi ben veriyim bana doktor verdi ama kullanamadım. Deyince aldım hapları.
İçinde 60 tablet var. Nasıl kullanacağım sorusuna –“günlük 2 tane içeceksin. Sigarayı bırakmak için 10 gün içinde bir gün belirleyeceksin. O gün ne kadar zorlasa da içmeyeceksin. Zyban da yardımcı olacak “dedi. Hoş başka bir arkadaşa günde 3 tablet içeceksin denmiş ama bu bende pek yemedi. Ne olur ne olmaz ben 2 tablet ile başlayayım.
Bugün başladım haplara bir taraftan sigaraya devam…
Haplar biraz tansiyonumu düşürdü gibi. İlk hapı saat 10:00 gibi. İkinci hapı 16:00 aldım. Evet ikincisi için 8 saat geçmedi ama çok da üzerinde durmadım. İkinci haptan 2-3 saat sonra bir baş dönmesi ve yine tansiyon düşüklüğüne benzer bir etki oldu. Huzursuzluk hat safhada…
Böyle giderse sabahı çıkartamam gibi bir düşünce oldu. Yak bir sigara daha…Şimdilik hapın sigara üzerinde hiçbir etkisi yok.. Uykusuzluk yapar, dediler… gayet de güzel uyudum..
07.01.2012 Ctesi
Dünden bir farkı yok. Bir gerginlik ve huzursuzluk hali devam ediyor. Allahtan bugün ctesi. Öğleden sonra Tatil başlıyor. Haplar yine aynı saatinde içiliyor. Sigara üzerinde hala bir etkisi yok. Hata mı yapıyorum acaba?
Akşam ki huzursuzluk ve sıkıntı hat safhada… saat 21:00 gibi başlıyor 02:00 a kadar devam ediyor. Hapı 2 den bire mi düşürsem acaba…Sigaraya devam..
08.01.2012 Pazar
Haplara devam…Bugün Pazar geç kalkacağım diyerek saat :03:00 a kadar internetten dizi seyrettim. Ama saat sabahın 07:00 da gözler fıldır fıldır açıldı ve hiç uykum yok…Çocuklar uyuyor. Bir sigara yaktım. Aç karnına tok karnına fark etmiyor. İlk sigara biraz tatsız gelse de sonrakilerden daha iyi tat alıyorsun. Pazar günü sabahın köründe televizyonda Sihirli Annem çıkıyor. Acaba çocuklar kalkıyor mu bu saat de. Haplar aynı saatinde atıldı. Günde 2 tane..
Yine her zaman ki gibi bugün de 1 paketi devirdim. Hele akşamları, zeytin ekmek gibi gidiyor. Evet yahu sigara bırakılamaz. O benim en iyi dostum. Akşam ki huzursuzluk düne göre daha az.
09.01.2012 Pazartesi
Çok huzursuzum. Gerginim. Bu hap beni geriyor. Nasıl anti depresyon bilmiyorum. Pazartesi.. İlk iş günü. Neyse ki sigaraya devam… AA unutmadan hapın bir yan etkisi de bol bol esniyorsunuz. Esnedikçe çenenizde öyle uyuşuk bir ağrı oluyor ki sanki çene hala açık.
Akşam yine sigaranın gözüne vurdum. Yalnız bu kısa LM yi bozuyorlar. Tadı bir garip. Çay ile zoraki gidiyor.
10.01.2012 Salı
Bugün bayilere ve etrafımdakilere ateş püskürüyorum. Hapları bıraksam mı bilmiyorum. Sigara isteğini azalttığı falan yok. Bir ara saat 10:00 gibi bugün içmeyeceğim işte bu gün o gün desem de 1 saat sonra o günün bugün olmadığını anlıyorum. HAPLAR Geriyor, çıldırtıyor. İçimde müthiş bir öfke var. Sigarayı bırakmadan böyleyim bıraksam herhâlde etrafımda kimse kalmayacak. Sigaraya ve haplara devam. Sadece akşamki sigaralar harbiden iğrençleşti. Sigaranın markasını değiştireceğim. Tadı kömür içer gibi. Ama içmek hala çok güzel. İç kendinden geç olmasa da mutluyum. Akşam huzursuzluğu yok. Uykum daha iyi. Erken ve dinlenmiş kalkıyorum. Gün içinde yorgunluk yok.
11.01.2012 Çarşamba
Bugünde gerginim. Hapları içtim. Birkaç kişiye bağırdım çağırdım. Herkes ve ben sonradan düşününce kendimde bir gariplik olduğu belli diyoruz Hepsinin hapların etkisi olduğunu biliyorum. Eminim artık ne zaman bu hapları içmeye başladım. Huzursuzluk ve gerginlik başladı. Sigaraya devam…kaçıncı gün? Bugün hap ve sigara 6. Gün. 10 gün geçmesini bekliyorum. Akşam sigarayı yine abarttım. Bırakmam lazım. Kül tablası öyle iğrenç kokuyor ki.. Birkaç gündür sigara içerken ağızda oluşan acı kömürümsü tat biraz daha azaldı.
12.01.2012
Akşamdan sigarayı abarttığım için ertesi güne kalmadı. Sabah işe gitmeden bir markete uğradım. Bir paket sigara aldım. İş yerine gidene kadar 2 tane sigara yuvarlarım ama bugün sabah sabah içmeme kararı aldım. İş yerinde sigara molası saat 10:10 da başlıyor o zaman içerim.
İki tane yağlı açmayı ve 2 büyük bardak çay mideye yuvarladım. Saat 1010 ‘a daha yarım saat var.
Evet mola saati geldi. Bu molayı atlasam da öğlen içsem daha iyi olur. Hem nasıl olacak merak ediyorum. Bugün gerginlik yok. Gayet iyiyim. Öğle molası yaklaşıyor. Öyle acayip bir sigara isteği yok. Ama yemekten sonra mutlaka içerim.
Öğle yemeğinde Kadınbudu köfte- çorba- salata- ve kemal paşa tatlı var. Ekmeksiz bir güzel yedim. Şimdi sigara zamanı. İstiyor mu canım ? Pek istemiyorum. Ya yarım saat sonra canım çekerse… mola bitecek.. zor durumda kalır mıyım. Kalmam. Dayanırım. Dayanamam. Dayanırım. Ucunda ölüm yok ya.. dayan bir dahaki mola saat 15:40 1 saat var daha. Şimdi şimdi damarlarda nikotin miktarının azaldığını hissediyorum. Ama beynim içmesen de olur sinyali gönderiyor. Muhtemelen içmeyeceğim. Ama akşam ne olur bilemiyorum. Bıraktım mı yoksa…Bırakmak bu kadar kolay olamaz. Her gün böyle, yani şu an ki gibi geçerse bırakmamak elde değil. Sigara sen ne illet bir alışkanlıkmışsın…
İyiden iyiye sigara isteği artıyor. Kendimi motive edecek bir şeyler bulmam lazım. Molaya yarım saat var. Ama böyle bir istekle savaşmak da istiyorum. Gözlerim dalıp dalıp gidiyor. Ellerde uyuşma başladı. Bu adi hap ne yapacaksa ne etkisi varsa şimdi yapmalı. Fakat bir etkisi yok. Yalan bu hap yalan. Adi herifler, belki de hap diye şeker yutuyoruz. Nerden biliyon laboratuvarın mı var. Kötüleşiyorum. Ben bir gezip geleyim. Allah’tan sigara mola saatlerinde içiliyor. Aslında bu kadar da büyütmemek gerekiyor. Bir tane içip rahatlamakta fayda var. Gerçi içince de pişman olacağım ama. İçmeliyim. Şimdilik kimsenin kalbini kırmadım ama ya terslikler başlarsa yine.. Hadi hayırlısı…
Çok uykum geldi… Saat 4 gibi içerim 2. Hapı.
İkindi molasında içiyim mi..yok. içmiyeyim... İçmedim. Şu an saat 22:50. Şu saate kadar neler mi oldu. Saat 18:30 işten çık. 19:00 evdeyim. Akşam yemeği , biraz televizyon. 1 saat kadar uyku. sonra çay hazır. 3 bardak çay. Sigarayı unutmak değil sorun zaten unutamıyorsun. Hani kanın çekilir ya, hani içince bir sarhoşluk hissedersin. Zor gelen şey hayatının bundan sonraki kısmını, o sarhoşluk ve uyuşukluk olmadan geçirmek. Sıkıntı ve sitresin bol olduğu, dünya dertlerinin sıraya girdiği hayatınızda tek teselliyi sigarada bulmak az da olsa uyuşmak, birkaç öksürüğe rağmen, güzel olur. Şimdi ise hayat yine aynı hayat. Dert yine aynı dert. Uyuşma yok, sarhoşluk yok. Her ateşte, cennetini yakarken bu dünyada acılara ve dertlere göğüs gererek sarhoşluğu cennete bırakmak. Nakit her zaman karlı olmuştur. Onun içindir alışkanlıklarımızdan kurtulamamamız. Bir tarafta vaad edilmiş Cennet var. Diğer tarafta onun yansıması sahte Cennet. Ne olacağını bilemiyerek (cennete mi cehenneme mi gireceğini) bu dünyada nakti harcamak daha kolay gelir insana. Varsayalım Cennete gidecek. Bir problem yok. Asıl sorun Cehenneme gideceklere... Umutsuz olanlara. Kendini cehenneme daha yakın hissedenler. Hiç olmaz sa sahte cennetin nimetlerini doyasıya yaşayayım . Bir daha mı gelecez bu dünyaya ,düşüncesi. Zor ...zor evet. En çok zoruma giden de Bu adi haplar hiç yardımcı olmuyor. Bunları çekeceğimi bilseydim hiç başlamazdım..... Karar vermek gerekir artık. Bir yola girdim. Zor olmuyor mu.. Off offf. Bu satırlar da bile hissedebilirsiniz. Patlamaya hazır fitili çekilmiş bomba gibiyim. Çok kolay. Kalk, cebinden bir sigara al ve yak. Her şey bu kadar basit. İstemiyorum artık. Hep zoru sevmişimdir. patlasa da beynim. Yakmıyacağım. Yenilmeyeceğim. Bundan sonra uyuşukluk ve sahte mutluluk yok. Allahım verecekse zaten verecek. Vermezse de vardır bir bildiği.... İşte böyle..Devam edecek. Kimbilir yarın beni neler bekliyor... iyi geceler...
13.01.2012 CUMA
Saat 05:00 gibi kalktım. Sabah namazına yarım saat var. Teeccüt kıldım. Yatağa girdim. Sabah'ı bekledim. Sabahı kıldım. Yattım. Sabah 7:00 da kalktım. Yorgunluk hissi yok. Hapların etkisi herhalde. 2 açma- bir çay ile kahvaltı. Sonra Karamana doğru yola çık. Bir ara aklıma gelmedi değil. Sonra geçti. Öğleye doğru tekrar bir baskı... Tekrar savuşturdum. Cuma namazı. Yemek. İşte şimdi iyiden iyiye bunaldım. Ziyaretlerde çay üstüne çay. Sigara ikram etmeler. Dayan yavrum atlatacaksın... İkindi, akşam derken şu saat yani : 23:30 daha iyiyim. Yarın sabahı ederim. Yarına Allah kerim. İKİ BÜTÜN GÜN SİGARA İÇMEDEN GEÇİRDİM. Nefes alış verişim daha iyi. Alerjim tutmadı. Kuru öksürük kesildi. Fakat bol su içmemden mütevellit, bir şişkinlik. Hep açlık hissetmek. Hatta açlıktan bacakları titremek. Kanepede rahat rahat otururken karın kaslarında istemsiz kasılmalar. Yine de dayanılmayacak şeyler değil. Pazartesiyi bulursam, o illetin baskısı daha az olur diye düşünüyorum. Şimdilik bu kadar.
16.01.2012 PAZARTESİ
Eveeet en son Cuma günü yazmışım. Bugün beş gün olmuş, sigara denen illetten kurtulmaya çalışmam. Kurtuldun mu derseniz? O kadar zorlanıyorum ki anlatamam. Resmen savaş içerisindeyim. Bütün arkadaşlara söyledim, hatta bazıları ile iddia'ya girdim. Biraz onların baskısı biraz benim inadım sayesinde bu güne kadar geldim. Neden yazmadım. Bu işi daha fazla büyütmek ve her an her gün sigaranın aklıma gelmesini bir nebze olsun unutmak için yazmamaya çalıştım. İlaç içmeyi günde bir taneye düşürdüm. Bir faydasını da görmüyorum.
Öyle kuruyemiş yada naneli şeker, sakız gibi şeylerde de aramadım çareyi. Bizim sigara ile dostluğumuz çok uzun yıllara dayanıyor hemen bitirmek te zor olacak haliyle. Bak dostum sigara dedim kendi kendime. Birbirimizi çok iyi tanıyoruz. Ben senin zayıf yönlerini sen de benimkileri biliyorsun. Lakin ayrılma vakti geldi. Yürümüyor zarar görüyorum ben. Düş yakamdan, bak bir kaç gün olmasına rağmen ağzımın tadı yerine geldi. Ama nasıl bir şey ise benim açıklarımı kullanarak içmeye zorluyor. Yalnız şunu unutuyor. SENİ BIRAKTIM. BİZ AYRILDIK. ÖLME SEBEBİM UZUN YILLAR SİGARA İÇMEKTEN DEĞİLSE, SİGARA İÇMEKTEN OLMAYACAK. ADINI BİLE DUYMAK İSTEMİYORUM. ONUN İÇİN SENİ BÖYLE UZUN UZUN YAZIP EFSANELEŞTİRMEYECEĞİM. SADECE SENİ UNUTMAK İSTİYORUM.
İşte böyle dostlar. Gün gün yazmayacağım artık. Sadece şunu söylemek istiyorum. Sarhoş olmak, sakinleşmek, mutluluk için sigara içiyorsanız ve az da olsa mutluluğu yaşamak istiyorsanız belki sigara içmek sahte de olsa yerine geçebiliyor. Bunun birkaç kadeh içkiden farkı yok. Tek fark içkiyi sigara gibi her onbeş dakikada içemiyorsunuz. Ama onu içince de sakinleşiyor yada anlık unutmalar yaşayabiliyorsunuz. Demek istediğim İÇKİ içmek haram sa sigara onun iki katı HARAM. Hayır Haram DEĞİL diyen kişinin ALNINI KARIŞLARIM. Hayat sizin hayatınız. Bir nasihat değil benimki . Ya bu yazıyı okur, birçokları gibi, paketten bir sigara alır, ucunu yakar, dumanını içine çeker ve içinizden çıkan dert misali beyaz dumanı, bak dert seni böyle içimden atıyorum der gibi üfler-siniz, üflerSİNİZ, VE - BİR YALANIN ARKASINA SAKLANIRSINIZ. Ya da ben fakir gibi -HAYIR, BEN SİZİN İNANDIĞINIZ ŞEYLERE İNANMIYORUM. BU YANLIŞ - BU TERS-BU HATALI der . KENDİ BİLDİĞİNİZ YOLDA DEVAM EDERSİNİZ.
son söz...
unutmayın bir gün soracaklar... Ben bilmiyordum, Bana söylenmedi, Bize doğrusu bu dendi, Babam da böyle yaşadı, Annem de buna inandı, Etrafımdaki her kes, böyle yaşıyordu. Bilemedim. bilmiyordum affedin. affedin... demeniz kurtaramayacak sizi... Aklınızı başınıza devşirin. Akıllı olun. Adamın asabını bozmayın.
Tamam abarttım biraz ama böyle işte yanlışım varsa düzeltin... haydi yorumlarınızı bekliyorum. Teşekkür ederim. Konya'dan sevgi ve saygılar. FROG dostuma bu satırları yazdırdığı için ayrıca teşekkür ediyorum.
02.02.2012 perşembe
22 gün ...sigarasız 22 gün haplara devam ediyorum. Kaç tane kaldı bilmiyorum. Ama ilacın güzel tarafı, saat 10 gibi alıyorum, müthiş bir enerji veriyor. Uyku problemi yok. Sadece, o kadar enerji doluyorsunuz ki, durmanız gereken yerde bile ayağınızı oynatarak istemsizce o enerjiyi boşaltmaya çalışıyorsunuz. Bu gün yani çarşamba günü CRM ile ilgili bir eğitim vermem gerekti. Bir ara kendimi o kadar kaybetmişim ki, sunum sırasında bir sağa bir sola gidip geliyorum. İşin kötü tarafı eğitimde patronda vardı. Adam kim bilir ne düşünmüştür? Böyle bir duyguyu,enerjiyi, yıllar önce ONE A DAY maximum (bayer) içtiğimde hissetmiştim.
Sigara isteğine gelince, İSTEK HİÇ BİTMEDİ. Sadece azaldı. Öğleye doğru saat 11:00-12:00 arası....İkindin 16:00-17:00 arası ..akşam da yemekten bir saat sonra...Bu zamanlarda biraz geriliyorum...
Hafta sonu ilacı bırakacağım artık...Bakalım ne olacak. Ama bu depresyon ilaç olayı güzelmiş... Biraz ara verip Prozak içmeyi düşünüyorum...
22 GÜNDE 2 KİLO ALDIM...Akşam yatmadan önce açlıktan bacaklarım titriyor...ordan burdan derken bayağı bir öğünlük yiyecek yiyorum.. Meyve daha çok acıktırıyor gibi geliyor..
Son söz: Bu illetten kurtulmak istiyorsanız, mutlu olduğunuz bir zaman da deneyin...İlk 3 günü, ömrünüzden 3 günü sileceğinizi göze alarak yola çıkın...Tek teselliniz, ya da sloganınız " 3 günde insan ölmez" olsun. 3 günü atlatırsanız diğer günler daha kolay geliyor. Sigara kendini asla unutturmuyor. İlk hafta her an aklınızda oluyor.Sonraki günlerde bu akla gelme olayı azalıyor. Ama dönem dönem sıkıştırıyor. Bol su içmek, tek kurtarıcı ilacınız. Maupassant öykülerinin birinde bir doktor bütün hastalarına su içmelerini tavsiye ederdi. O yıllarda çok saçma gelmişti ama doğruymuş..Su için ...pişman olmazsınız... Bazı arkadaşlarınız NARGİLE iç, sigara değilki o derse de buna kanmayın. TÜTÜN TÜTÜNDÜR....
bU günlük bu kadar...
22 şubat 2012
Sevgili FERKUL yorum yazınca hatırladım...hayır yazıyı hatırladım. sigarayı günde en az 3-4 defa hatırlıyorum. Hele bir de evden uzakta Bodrum gibi bir yerde x2 diyebiliriz. hava güzel...5 yıldızlı açık büfe diamond of bodrum...varın siz ne hale geldiğimi düşünün...bu kiloları Konya'da sıkı bir rejimle vereceğim artık. Hatta rejimin adını bile koydum. SEKARET REJİMİ...Hani ölmekle ölmemek arası... yine de bıraktığıma pişman değilim. SELAMLAR..
Bir kadeh sessizlik doldurdum Daldım gittim semaya Güz geçti bahar geçti derken Birgün daha görsek ne ala Dünya derdi sarmış dört yanımı Yaşamayı öğrenemedim hala
Şimdi hayat ister çiçeklerde gelsin İsterse vursun geçsin En bilindik yalanlarından Bir yalan seçsin gelsin
Ben bu yolda tekrar yürümem Artık buralardan geçemem Ben bu yaştan sonra ne kara kaşa göze Ne de selvi boya hiç gelemem
Her kadehte bir yıldız tuttum Söndürdüm avuçlarımda Koşarak kaçtım güya çocukluğumda Büyümeyi öğrenemedim hala
Şimdi hayat ister çiçeklerde gelsin İsterse vursun geçsin En bilindik yalanlarından Bir yalan seçsin gelsin
Ben bu yolda tekrar yürümem Artık buralardan geçemem Ben bu yaştan sonra ne kara kaşa göze Ne de selvi boya hiç gelemem
Saatler hep benden bir adım önde, bir eylül hüznü çökmüş etrafa. Bekelen beklendiğini biliyor. Bekleyen bekleneni hiç bu kadar beklemiyor. Koca bir hiç olmuş hayat. Yalan yalan derler de konduramaz insan.
Hep yalan olamaz der bir tarafım. Şimdi o tarafım da yenik o saatlere.
küçük pencerem bahçeye bakar bademler, erikler geceye bakar bir ışık dökülür yapraklardan şıkır şıkır filizler susmuş, tohumlar uyumuş; bir an, durmuş, genişlemiş, büyümüş bir eski şarkı, bir eski bahar, bir bildik deniz vakit nisan ortasında bir akşam...
bu şiirde sevda sevda üstüne senelerdir veda veda üstüne yareli yüreğimde dağ dağ üstüne vakit nisan ortasında bir akşam. mehtap ettiğinden bihaber kuşlarla, çiçeklerle, balıklarlar beraber iki tel kumral saç olsa avucumda şimdi ağlayıp ağlayıp avunsam... TURGUT UYAR
Koşuşturmasında kaybettik hayallerimizi hayatın. İlmek ilmek dokuduğumuz simli dualarımızdı gökyüzüne ulaşmayan. Bir tıkırtı bekledik kapı artlarında gelenin benim olsun diye. Güvercin yüreği gökyüzünü dolaşan, bir hançer oldu saplandı kursaklarda kalan. Zaman daraldı, sular duruldu bir ney sesi oldu aktı. Kelebekleri görmedi kimse, bir yaprağın yere düşüşünü görmediler. Kırılgan ruhları nasır tutmuş benlik ve hiçlik. Bir kitap vardı OKU diyen, okunmadı anlanmadı. Kısa öykü okumaları oldu hayatlar. Ve tek sahibi olduğumuz hayalleriz ahir zamanın yetmelerine esir oldu. Şimdi sen nedesin zamanın? Yatsı okunurken son dualar dökülürken dudaklardan.
Bir yanım git diyor bir yanım kal Artık takatim kalmadı Sensiz ne yaparım Ey güzel! Aşkın yanında dünya çok küçük Her yerde her an hatırımdasın Seni unutmayacağım Kalbimin sultanı sensin Kalbimin zincirlerini kırdın Sevda mührüyle kalbimi mühürledin Bana eş oldun Şimdi her yerde her an sensizsem de Başka bir yare gönül vermedim Yeniden kavuşacağımız o günün arzusuyla doluyum ey güzel yar!
Gufte: Muhammet Ali Şirazi, Beste: Anusirvan Rohani Çeviri: Zeynep Karabulut