PER UN PUGNO DI DOLLARI "Colt taşıyan bir adam Winchester taşıyan bir adamla karşılaştığında... Colt taşıyan adam, ölü bir adamdır ..."
"Ramon" Gian Maria Volonte
Baxter ve Rojo ailelerinin iktidar savaşı altında ezilen sefil bir kasabaya gelen bir yabancı (Clint Eastwood) böyle gelecek vaad eden (?) bir çöplükte eli çabuk ve zeki bir silahşör olarak kısa sürede büyük bir vurgun yapmayı planlar.
Amerikan geleneğine bağlı olarak Meksikalı rakiplerine kıyasla daha az vahşi olan Baxterler'in 4 adamı silahşörümüze kolay bir lokma, kasabanın cenaze levazımatcısına yağlı birer müşteri olarak yabancının Rojoların hizmetine girmesine katkıda bulunur. Ailenin reisi Don Miguel Rojo'nun (Antonio Prieto) ailenin en vahşi üyesi Ramon'un (Gian Maria Volonte) gelişine kadar arka planda tuttuğu yabancının boş durmaya niyeti yoktur.
Rio Grande kıyısında yorucu bir posta arabası yolculuğu ( silah ve altın pazarlığı için buluşan Amerikan ve Meksika askerlerinin temizliği amaçlı ) sonrasında kasabaya dönen Ramon'un yabancıya göreceli sıcak karşılaması takip eden günlerde iki güçlü adamın karşıt kutuplarda karşı karşıya gelişinin ilk tohumlarını filizler ...
Aralarında Ramon'un kapatması Marisol'un (Marianne Koch) kurtarılışını da Fidye, şantaj, adam kaçırma ve bir dolu şiddet olayının ardından yabancının zaten birbiriyle kıyasıya çekişme içerisinde ki iki ailenin boşluklarından faydalanan bir sahtekar olduğunu anlayan Ramon için işkence ve katliam seramonileri başlar ...
Katliamlardan kıl payı kurtulan yabancı, taş ocaklarında yeniden hayata tutunmaya çalışırken, büyük kötüyle son karşılaşma için kendini hazırlar ...
Bir Avuç Spaghetti:
Bir Avuç Dolar, dünyanın hangi ülkesinde ele alınıyor olursa olsun Yeni başlayanlar için Spaghetti Western konulu bir çalışmanın ilk satırını oluşturacaktır. Böyle bir yazıya başlamadan önce bizleri yeni takip etmeye başlamış olan spaghetti severlerin, 2007'de hazırladığım Vahşi Doğu'yu okumalarını öneriyorum ;
Vahşi Doğu'da Fistful of Dollars üzerine değindiğim öğelere yeniden dönmemeye özen göstererek (ve Leone - Kurosawa çekişmelerini bir tarafa bırakarak) filmin Japon kaynaklarından ziyade dünya sinemasına katkıları konusuna eğilmek istiyorum;
Akira Kurosawa ve kılıcıyla şiir yazan efsanevi aktör Toshiro Mifune'nin Yojimbosu'nun 1963 noelinde ki İtalya gösterimi oldukça renkli bir izleyici kitlesine ev sahipliği yapıyordu. Sergio Leone, Sergio Corbucci ve ilerleyen yıllarda Spaghetti Westernlere emekleriyle isimleri duyulacak pek çok önemli kişi filmin gösterimi için biraraya gelmişti. Bu grubu buluşturan ortak nokta, Leone'ye uçurulan "bu filmi mutlaka izlemelisin" haberiydi. Nitekim Leone sinemadan çıkar çıkmaz aklına filmin westernleştirilmiş bir versiyonunu çekmeyi kafasına koymuştu bile...
Leone'nin 200.000 $ gibi bir bütçeye malolan ve o zamana kadar westernlerde yapılmayanın kalmadığına dair yaygın inanışı yıkan filmi sadece Amerikan pazarında yaklaşık 11.000.000 $'lık bir gişe başarısına imza atmıştı. Filmin İspanya, Almanya, İtalya gibi diğer önemli ülkelerde de büyük bir başarıya sahip olması, hem yönetmenin daha ilerici bir kariyere devam etmesini hem de bizler gibi dünyanın nerdeyse bütün kıtalarında faaliyet gösteren binlerce spaghetti western konulu çalışmanın ortaya çıkmasını sağlamıştır.
Dolar Üçlemesi'nin ilk ayağı sonraki yıllarda Adsız Adam lakabıyla bütünleşecek anti kahraman Eastwood'a da şöhret ve yepyeni bir kariyerin yolunu açar. Aslında Eastwood bu filmde adsız bir karakteri oynamaz. Bir kere geçmesine rağmen bir ismi (Joe) vardır. Bu kahraman westernlerde yapıldığı zannedilen herşeyi ters yüz etmiştir. O zamana kadar John Wayne ve Garry Cooper gibi gelenekselleşmiş, olgun ve yaşlanmış kahraman mitinin karşısına genç, kurnaz ve iyi - kötü bir kahraman miti çıkmıştır. Üstelik bu anti kahramanın düşmanları emsallerine Amerikan westernlerinde rastlanılamayacak derecede kötü adamlardır.
James Coburn ve Charles Bronson gibi o dönem kendisinden daha ünlü pek çok ismi geride bırakarak Leone'nin başrolüne getirilen Raw Hide'ın sakin oyuncusunun seçiminde ne tip duygusal ($) veya görsel faktörlerin geçerli olduğunu bilemiyoruz. Ancak Leone'nin bu ilk film için başrole düşündüğü kimler var ise gelecek filmlerinde bu isimleri başrolde oynatabilme şansına sahip olduğunu görebiliyoruz.
Clint Eastwood'un ise bir mit olarak diğer isimlerden çok daha başarılı bir anti kahraman olduğunu eklemek gerekiyor. Gerek Raw Hide dönemine gönderme yapan kabzası işlemeli silahı, gerekse panço ve jean'den oluşan giyim stili ve en önemlisi karikatürize etmeye yatkın bir yüz şeklinin oluşu Adsız Adam'ı daha popüler bir karakter kılmıştır.
Eksiler ve Artılar:
Bir Avuç Dolar'ın Leone sinemasının kitsch öğeleri konusunda tüm olgunluğuyla ortaya çıkaramadığı detaylar bulunmaktadır. Ancak kalleş Meksikalı konusunda Dolar Üçlemesinin diğer filmlerini (Spaghettilere Emek Veren Karakterler) aratmayan bir aile çetesi olarak Rojolar ve reisleri Ramon'un spaghetti raconlarına (oburluk, destansı sözler, işkence ederken ve adam öldürürken gülmek..vs) sonuna kadar sadık kaldıklarını belirtmek gerekir. Bu noktada blogumuzda konu edindiğimiz her yazıda olduğu gibi büyük aktör Gian Maria Volonte'yi saygıyla anıyoruz.
Spaghettilerde ne kadar çok adam ölürse filmin o derece başarılı olacağına dair B usulü bir yaklaşıma fazlasıyla göz kırpan Leone'nin (kısa bir süre sonra bu anlayışın bayrağı Sergio Corbucci'nin Django'su ile elinden alınacaktır) filmin kısıtlı imkanları sebebiyle veremediği iki önemli detay bulunmaktadır;
Birincisi, nehirdeki katliam sahnesi dahil olmak üzere finalde Ramon'un ölüşü harici neredeyse kan faktörü unutulmuştur.
İkinci önemli öğe ise, mitralyöz kullanan karakterin bir Meksikalı olmasına karşı kullanılan mitralyöz'ün değirmen tipi değil daha modern ve Birinci Dünya Savaşı makineli tüfeklerini andıran modelde olmasıdır.
Filmin kutsal anne öğesinin temsilcisi, Spaghetti Westernlerin çok uluslu oyuncu kadrosu içerisinde boy göstermiş en güzel kadınlardan birisi olan Marianne Koch'un, sanılanın aksine bir İtalyan değil, bir Alman oyuncu olarak yer aldığını belirtmek isterim. Ayrıca filmin diğer kadın karakteri anne Baxter, Margherita Lozano'da İspanyol bir oyuncudur.
Film, Sergio Leone'nin yetişme sürecinin bir aşaması olduğu gibi Ennio Morricone'nin stilinin oluşması içinde bir geçiştir. Aynı ekibin sadece bir yıl sonra çektikleri For A Few Dollars More'de hem müzikal hem de sinematik anlamda yol aldıkları pozitif süreç, sinemanın en ünlü ikililerinden birisinin sanki yıllardır bekledikleri bir ustalaşma devresinin zihinlerinde çoktan bitmiş olduğunu ve bizlerin izleyiciler olarak sadece bu gelişimin keyfini çıkarmamız gerektiğini göstermektedir.
Leone'nin Yojimbo'nun hikayesine ne kadar güvense de bir çeşit kumar oynadığını ve bunun farkında olduğunu gösteren kaygılarının en önemlisi filmin Amerikan piyasasında gösteriminde oluşabilecek tepkilerden kaynaklanıyordu. Yönetmenden besteciye kadar filmin oluşumunda payı olan kişilerin Avrupalı olduklarını gizleme ve isimlerinin Amerikanlaştırılması çalışmalarıda bu yüzdendir. Kaldı ki kendisini çok kısa bir sürede tüm dünyaya kabul ettiren spaghetti westernlerde ki bu "eksiklik sorunu" bazı oyuncuların isimlerini (Giuliano Gemma - Montgomery Wood) uzun süre Amerikan ve İtalyan şekilleriyle kullanmalarıyla sürmüştür.
Spaghetti Westernler, kökenlerini aldıkları türün filmleri bugün klasik olarak anılacak kadar eski bir zamandan kalmış havası taşırken, kendileri bugünde sanki dün çekilmişcesine içlerinde ki mükemmel enerji ve dinamizmlerini korumaktadırlar.
Üç Büyüklerin Amerikanlaştırılmış isimleri :
Sergio Leone - Bob Robertson Gian Maria Volonte - John Wells Ennio Morricone - Dan Savio
Yazan: Gökay GELGEC - Yojimbooo
FISTFUL OF DOLLARS DÜELLO (İtalyanca) :
TOTEM @ 08-11-2010 17:07 2007 yılında blogumuzun açılışı için hazırladığımız Ken Jeremiah Parker konulu yazımızla, Türkiye'de Ken Parker çizgi romanlarını yeniden ve aslına uygun olarak basan Rodeo ekibinden Murat Mıhçıoğlu ve ekibinin yeni projesi TOTEM yayına başlamıştır.
Bir kısmı hayli kalitesiz olan yabancı yayınların büyük gürültülerle tanıtıldığı bir ortamda, Türkiye merkezli bir proje geliştirerek farklı ülkelerden usta çizerleri biraraya getirmeyi amaçlayan Murat Mıhçıoğlu'nun Türk okurun ilgisini doğrudan çeleceğini düşündüğü TOTEM'in içeriği üzerine önyazısını aşağıda inceleyebilirsiniz; Studio Rodeo olarak sürdürdüğümüz özgün çizgi roman projelerinin en iddialıları, 2011 çizgi roman yıllığı alt başlıklı yeni yayınımız olan TOTEM'de bir araya geldi.
- Gırgır dergisinin efsane ismi Ergün Gündüz, biri Amerika'ya yönelik olarak yazılıp çizilmiş olan iki farklı çalışması ile uzun yılların ardından ilk kez okurlarıyla buluşuyor.
- Ünlü İtalyan sanatçı Roberto Diso, bu yayına özel olarak Istanbul'da geçen, Istanbitch adlı öyküyü çizdi.
- Bosnalı ve Makedon çizgi romancılar da özgün çalışmalarıyla kitapta yer alıyor.
- RodErotik Öyküler başlığı altında toplanan ve mizahi bir cinselik içeren kısa çizgi öykülerimiz, Türkiye'nin en çok satan erkek dergisi FHM'de sıcağı sıcağına çıkmalarının ardından ilk kez derli toplu biçimde bu kitapta buluştu.
- TOTEM, biri Roberto Diso, diğeri ise Aleksandar Sotirovski tarafından tasarlanmış iki alternatif kapakla çıktı.
- TOTEM, 22 x 30 cm ebadında, 135 gr mat kuşe kağıda basılı ve 350 gr Amerikan bristol kapaklı.
A MAN CALLED BLADE "Para, insan kalbini satın alamaz ..."
Ödül avcısı Mannaja (Maurizio Merli) Serkeş kanun kaçağı Burt'u (Donald O'Brien) yakaladıktan sonra en yakın kasaba şerifine teslim etmek üzere yola çıkar.
Valler (John Steiner) ve adamlarının yönetiminde ki bir madenci kasabasına geldiğinde buranın kanun kaçaklarına hoşgörülü davranan bir belde olduğunu anlamakta gecikmez ve ödül parası almak yerine yakaladığı kanun kaçağını serbest bırakmanın daha uygun bir yol olduğunu görür.
Kasabada yıllardır aradığı babasının katili Mc Gowan (Philippe Leroy) maden yataklarını işleten büyük bir işadamı olarak bulan Mannaja, intikam için peşine düştüğü adamdan beklemediği bir teklif alır.
Kızı kendi adamları tarafından fidye için kaçırılan Mc Gowan'ın, onu geri alabilmek için tek umudu yıllardır öldürmek için kendisini arayan Mannajadır...
Bıçak Denen Adam:
2010'un son çeyreğine girdiğimizde başlayan Machete çılgınlığına bir atıfta bulunarak sinema tarihinde kesici aletleri kullanmada uzmanlaşmış maço karakterlerin, hikayelerinin sağlam temellere oturtulması ve bu temelin sinematik olarak güçlendirilmesiyle her devir ilgi odağı olabileceğini görebiliyoruz.
Mannaja'nın spaghetti westernler için önemli bir plato görevi üstlenen İspanya yerine İtalya'nın Manziana bölgesinde çekilmesi, filmin bir devrin sonunun habercisi ve kapanış çalışması olduğunu destekleyen doğal öğelerin de kendiliğinden oluşmasını sağlamıştır.
Çorak topraklar, sis, çamur ve haraplaşmış platolarıyla görüntüde ki herşey unutulmaya yüz tutan bir devrin son kalıntısıdır. Açıkçası hava şartlarının kötü olması, gerçekte de eskimiş olan ve tamirat görmesi gereken, dolayısıyla yapım maliyetlerinin artmasına yol açacak olan dekorları gizlediğinden film ekibi içinde olumlu bir etken olmuştur.
Spaghetti'ye Giallo Soluğu:
Yönetmen Sergio Martino'nun, Mannaja'ya gelene kadar çektiği bir adet ve senaryo yazımına katkıda bulunduğu bir adet spaghetti western bulunmaktadır. İtalya'nın yılda 300 civarında film çekerek spaghetti westernlerin yarısını dış ülkelere pazarlayabildiği 1967 - 1971 dönemi arasında, yönetmen bir diğer önemli tür olan Giallo'lar üzerine yoğunlaşmış ve bu alanda önemli yapımlara (Torso) imzasını atmıştır.
Sam Peckinpah'ın şiddet sahnelerinde ki kontrast anlatımını kendine esin kaynağı seçen Martino'nun gerilim filmlerinden elde ettiği atmosfer yaratabilme kabiliyeti ve şiddet sınırlarını üst seviyelerde tutuşunu bir spaghetti western için artı bir değer olarak kabul edebiliriz.
Mannaja'nın , Spaghettiler'de şiddet öğesi kadar, kitsch olarak kabul edilecek detayları konusunda Balta kullanan bir kahraman, güldürü öğesini yüklenen bir kanun kaçağıyla başarılı olabileceğini söylemekle beraber karakter derinlikleri açısından aynı başarıyı yakalayamadığını belirtmeliyim.
Blogumuzda daha önce ele aldığım ve Mannaja'dan bir sene önce Castellari tarafından çekilen ve Franco Nero'nun başrolünü oynadığı Keoma gerçek bir kapanış zirvesidir. Martino'nun bir çeşit Eastwood ve Nero karışımı olarak seçtiği Maurizio Merli'nin başarılı performansına rağmen, oyuncunun italyan polisiye gerilimlerinde yarattığı Kirli Harry benzeri karakterinin ardından bir spaghetti yıldızı olamayacağı açıktır.
Filmin müzikleride Keoma ile örtüşen yönlerinden biridir. De Angelis kardeşlerin Keoma'da uyguladıkları sahneye özel parça ve balad tarzı yaklaşım bu filmde de devam etmiş ancak ortaya çıkan sonucun belkide görüntü olarak aynı duyguyu yakalamakta zorlanıldığından Keoma'da ki parçalar kadar güçlü olduğunu söyleyemeyiz.
Not: Spaghettiler devrinin kapanışı Mannaja olarak bilinmekle beraber bu türde çekilen son film 1 yıl sonra Lucio Fulci'nin yönettiği ve Giuliano Gemma'nın başrolünü oynadığı bir ödül avcısının intikam hikayesini ele alan Sella D'Argento (Silver Saddle) filmidir.
FACCIA A FACCIA "Her insan yaşamak için bir tarih yaratır... ve her insan tarihte kendine bir yer seçer..."
Öğrencilerine verdiği son tarih dersini bu cümlelerle kapatan Profesör Fletcher (Gian Maria Volonte) İç Savaşın bitmesiyle beraber yeni bir hayata başlamak ve tüberküloz problemlini yenmek için Texas'a yerleşmeye karar verir.
Akademik kariyerinde hiç bir zaman yükselmek için hırslı davranmamış ve meslektaşlarıncada önemsenmeyen bu silik karakterin yolu vahşi batıda kanunsuz Bennet(Tomas Milian) ile kesişir. Tüm adamları kanun koruyucular tarafından yakalanmış veya öldürülmüş olan bu kanunsuz adamın en büyük isteği kısa bir zaman içerisinde yeni bir çete oluşturmak ve hayatına kaldığı yerden kanunsuz bir şekilde devam etmektir.
Koşulların zorlamasıyla başlayan bu birliktelik zamanla erkekler arası terkedilmez bir dostluk haline dönüşür. Kanunsuz bir dünyada sahip olduğu bilgi birikimi ve zekasıyla büyük işlere imza atacığını anlayan profesör ile bu adamdan hayat üzerine dersler alan Bennet'in karakterleri birbirlerinden etkilenmeye başlar.
Zaman içerisinde her iki karakterde birbirinin tersi bir yönde gelişmeye başlamıştır. Ancak hırslı her insan için "hayatta bir şeyler olabilme" ihtimalinin olduğu bu ülkenin diğer yüzü iki arkadaş içinde kötümser bir kaderin ağlarını örmeye başlamıştır.
Bennet'in iç güdüleri sayesinde hayatta kaldığı Vahşi Batı eski kanunsuz ama mert günlerini geride bırakmış ve kanun yoluyla arkadaş bildiği insanların katliam yaparak sorunları halletme yöntemlerini kabul edilebilir bir düzen öğesi olarak gören bir sistemin esiri olmuştur. Bu yeni düzen içerisinde zekasıyla küçük bir ordu oluşturup tüm sermaye sahiplerinin korkulu rüyası haline gelebilecek eski dost Fletcher, her ne olursa olsun yokedilmesi gereken büyük bir düşmandır.
İki eski dost ortak düşmanları pinkerton ajanı Siringo'nun(William Berger) eski batının kanun tarafındaki tek adamı olarak karşılarına çıktığı gün geçmişleri ve gelecekleriyle yüz yüze gelirler...
Sistem Eleştirisi:
Blogumuzda spaghettiler üzerine Türkçe bir bilgi birikimi oluşturmayı hedeflemekle beraber bu yazıların tarihin ilerleyen dönemlerinde kendi dilimizde yazılmış bir metin olarak külliyata geçmesi en büyük dileğimiz. Bu noktaya ulaşmak isterkende kişisel bir seçim olarak şu ana kadar çekilmiş tüm spaghettileri tek tek ele almaktansa dünyadaki her sinema tarzında olduğu gibi birbirinin tekrarı olan eserleri es geçmeye ve bunlar arasında ilk veya getirdikleri yeniliklerle ilk olmaya aday olmuş ancak zamanla unutulan filmleri öncelikli olarak ele almaya çalışıyoruz.
Faccia A Faccia bu açıdan spaghettilerin kendi kurallarının oluşumunu tamamlamak üzere olduğu bir dönemde eğlencelik öğeler yerine politika, insan doğası üzerine eleştirel bir yaklaşım ve depresif öğeleri bir araya getirmeye çalışan ilk çalışmalardan birisi. Depresif yönüyle Great Silence gibi büyük bir kilometre taşı olamasada getirdiği sistem eleştirisi ve sürpriz finaliyle Spaghettiler içerisinde ayrıksı bir noktada tutulabilecek kadar önemli.
Kara Gerçekçilik:
Sergio Sollima'nın blogumuzda ilk olarak ele aldığımız Run Man Run ile tamamlanan üçlemesinin ikinci ayağı olan Faccia A Faccia, yönetmenin kendi kara sinema anlayışına daha yakın olan ancak bir spaghetti westernin alışılageldik pek çok öğesini daha durağan bir tempoyu tercih etmesiyle es geçtiği bir çalışmadır.
Burada hedef alınmış ana nokta Amerikan sisteminin "iti ite kırdırma" politikası üzerine kuruludur. İnsanın hayattaki seçimlerinin, karakterinin değişiminin, iyi ve kötü olmanın insanın doğasındaki bencillik üzerine şekillendiği hakkında vermek istediği mesajları elinden geldiğince inandırıcı bir anlatımla sunmaya çalışan Sollima, bazı gereksiz sahnelerle bu eleştirel yaklaşımının güç kaybetmesine yol açmıştır.
Kanun ve kanunsuzluk arasındaki süregelen bilindik savaşın içerisine bir bilim insanın büyük değişimini yedirebilmek ne kadar ustacaysa, bir kanunsuzun tekrar özgürlüğe kavuşabilmek için kanunun yanında yer alması ancak bu değişimi vahşi doğasının ölçüleri içerisinde kendine göre yontmasıda aynı derece gerçekçi bir öğe. Nitekim filmin sürpriz finalinide spaghetti usulü büyük bir kan revan gösterisi yerine öz ama akılda kalıcı ölümlerle vermek yönetmenin spaghettilere göre vasat, bağımsız olarak incelemeye değer bir çalışmaya imza atmış olduğunu gösteriyor.
Büyük Jübile:
Filmin en büyük sürprizi ise kuşkusuz Spaghetti Westernlerin gelmiş geçmiş en büyük racon sahibi kötü adam karakteri El Indio ile başlayan western kariyerini kötü veya kötü iyi adam rolleriyle sürdürmektense Profesör Fletcher'e geçişiyle büyük bir sürpriz yaratan Gian Maria Volonte. Daha önce blogumuzda A Bullet For General'daki El Chucho karakteriylede yer verdiğimiz büyük oyuncu, spaghetti westernlerdeki jübilesini büyük bir dönüşümle tamamlıyor.
Burada dikkati çeken en önemli unsur filmin ilk yarısında kendini bilime adamış, hayata karşı hiçbir hırsı olmayan, tüberküloz hastası ve nerdeyse silik bir karakterin kendini kanunsuzluk içerisinde yepyeni bir çizgiye taşıyarak büyük bir suç beyni haline gelişini yansıtabilmesi. 1993 yılında kaybettiğimiz bu büyük oyuncuyu bu vesileyle tekrar saygıyla anıyorum.
Tomas Milian konusunda ise bu karakter farklılığının sonraki çalışmaları ile değerlendirilmesi gerekmektedir. Sollima'nın üçlemesiyle bir star haline gelen Milian'ın onlarca tatlı ve başına buyruk serseri karakteri arasında, bir B karakter olarak (eğlendirici unsuru hiçbir zaman azalmamak kaydıyla) zengin bir portföy oluşturmuş ama aslında birbiriyle aynı kulvarda ilerleyen karakterleri yaratmıştır. Bu sebeple Faccia A Faccia'da ki Milian performansının diğer alışılageldik Milian karakterleri içerisinde farklılık açısından Four of Apocalypse'de ki Chaco ile eşdeğer olduğu düşünülebilir.
Faccia A Faccia'nın müzikleri Ennio Morricone'nin westernlere getirdiği değişik tatların yanısıra kendi müzikal birikimlerindede yeni tatlara ulaşmaya çalıştığı bir döneme denk gelmiştir. Ortaya çıkan eserler Leone'nin Dolar Üçlemesi'ndeki kadar güçlü değildir. Morricone'nin Sergio Corbucci ile beraber ortaya çıkacak Il Grande Silenzio ve Vamos A Matar Companeros gibi mükemmel çalışmalara bir geçiş sürecinde kilise orgu ve vurmalılar üzerine şekillendirdiği bir albüm oluşmuştur.
Bu albümün dikkat çekici özelliği ise yarım asıra yaklaşan bir zaman diliminin ardından ülkemizin son 6 yıldır en tanıdık melodilerinden birisi olan Cendere'nin müzik sahnesindeki ilk modern versiyonlarından birini içermesidir. (Bu konu ile ilgili daha detaylı bir yazı için aşağıda yazılı olan adresi ziyaret ediniz)
Morricone ve Kurtlar Vadisi üzerine 3 yıl önce film müzikleri koleksiyoncusu sayfamda yazmış olduğum yazı için buraya tıklayınız.
Yazan: Gökay GELGEÇ - Yojimbooo
DVD BOX: Bir Avuç Batı ... @ 04-03-2010 23:32 Sergio Leone'nin sinemasını yeteneğini kanıtlayıp tüm dünyaca kabul görmüş filmlerine methiyeler düzerek ele almak yerine bulabildiğimiz en nadir paylaşım öğeleriyle incelemeye devam ediyoruz.
Ustanın ikinci üçlemesinin ilk bölümünü oluşturan şiddet operası Bir Zamanlar Batı'yı 35 yıl sonra izleyicilere doyurucu bir set olarak sunan Paramount Pictures'i kutlamak gerek.
DVD teknolojisinin doğal müttefiği olarak gelişen ekstra seçenekler sektörünün en güzel koleksiyon parçalarından birini oluşturan bu çitf disklik edisyon, sadece ses ve görüntü olarak üstün bir görsel transferini paylaşmakla kalmıyor...
Bir Zamanlar Batı'nın toza bulanmış sarımtrak tonlarını kapak tasarımına yansıtan ekip, güzel bir photoshop işçiliği ile filmin can alıcı repliklerini çok güzel bir şekilde serpiştirmiş. Görsel olarak herkesin kolaylıkla ulaşabileceği bu güzelliklerin yanında koleksiyonerliğin vazgeçilmez bir özelliği olan keşfetme duygusuna hitap eden ufak bir sürprizde DVD'nin ilk diskinde izleyici tarafından bulunmayı beklemekte ...
İnteraktif DVD Menülerinin en sevdiğim yönü gerçekten tasarım harikası sayılabilecek kadar filmin ruhuyla özdeşleşmiş animasyonları yaratabilen ekiplerin işlerine şahit olmaktır. Bir Zamanlar Batı gibi önemli bir sinema filminde de bu özverili çalışma kendini hissettirmekte ve bir para operasyonu ile değil bedelini ödeyerek keyfinizi sürmeye layık bir eserle buluşmanızı sağlamakta.
Tüm bunlarla beraber 2003 yılında basılmış bu DVD nin günümüzde çok uygun bir fiyata bulunabileceğini ve koleksiyonerliğini sadece divx arşivi üzerine kurmak istemeyip elle tutulan bazı şeyleride seven kişilerce kaçırılmaması gerektiğini söylemek isterim. Bu yazı ile beraber blogumuzun yapısına uygun olarak tekrar tasvir edilmiş resimler ve video dvd nin orjinal içeriğinde yeralmaktadır.
Bir Zamanlar Batı DVD Fragmanı:
Ken Parker Sayı 40 : APAÇI @ 04-01-2010 18:52 Sinematik Spaghetti'nin ilk yazısı olan Ken "Jeremiah" Parker'in üzerinden 2 yılı aşan bir zaman geçti. Bu zaman zarfında Ken Parker'in kronolojik yayın dizisine sadık kalarak Türkiye'de yeniden yayınlanmasını sağlayan sevgili Murat Mıhçıoğlu'nun serinin 40'ıncı kitabı ile ilgili bilgilendirme yazısını sizlerle paylaşmak istedik.
"Yüzyıllardır dünyanın bir çok köşesinde şu veya bu isimle yaşanmış tehcir, soykırım, terör gibi kavramlar arasındaki bağa dikkat çekmesi. Berardi, olayların perde arkasına sızdığı senaryoda, hem kızılderililerin hem de beyazların yaşadığı tarifsiz dehşetleri çarpıcı biçimde gözler önüne seriyor."
Çizgi Roman kültürünü özümsemiş bir kuşak olarak, çocukluk tutkumuzun titiz bir seçicilikle koleksiyon olarak raflarımızda yer almasını sağlayan Rodeo Yayınlarına teşekkür ediyoruz.
“İstanbul İstanbul olalı böyle dehşet görmedi! Yetkililer, tuhaf saldırıların ardındaki gizemi çözemiyor…"
Sinematik Spaghetti'nin açılışı için hazırladığımız Jeremiah Johson - Ken Parker konulu yazımızla, Türkiye'de Ken Parker çizgi romanlarını yeniden ve aslına uygun olarak basan Rodeo ekibinden Murat Mıhçıoğlu ve ekibinin yeni projeleri Zombistan yayına başlamıştır.
Zombistan, Rodeo Albümler Dizisi'nin ikinci kitabı. Kitabın tanıtım metninden ufak bir bölümü aşağıdan inceleyebilirsiniz;
"Henüz 22 yaşındaki çizgi romancı Cem Özüduru’nun yazıp çizdiği Zombistan, Studio Rodeo’nun özgün çizgi romanları arasındaki yerini aldı. Kitapta, fantastik korkular aleminden kopup gelen zombiler, yedi tepeli şehri istila ediyor. Gizemli salgının güncesini, kaderleri çakışan yedi karakter üzerinden gözlemliyoruz.
Kitaptaki olayların geçtiği “zombi işgalindeki İstanbul”, bu konsepte yönelik geliştirilmiş özel siteden de izlenebilir: Zombistan.com, keyifli ve güncel bir içerikle yayında!
Zombistan, iki kapak alternatifiyle çıktı: Cinnetli kapak (parlak kaplamalı) ve Kasvetli kapak (mat kaplamalı). İçerik, fiyat ve barkod tamamen aynı; okurun iki kapak arasında yapacağı seçim sadece bir zevk meselesi…"
Gayrı meşru altı çocuğu, dedesi ve büyük babasıyla soygunculuk yapan Juan Miranda(Rod Steiger), asilzade taşıyan posta arabası işinin ardından tuhaf bir yabancıyla tanışır. Motorsiklet kullanan, her türlü sorunu patlayıcı kullanarak halleden ve ilginç bir İngilizce aksanı olan bu adamın ismi John'dur(James Coburn).
John'un eşyaları arasında ki gazete küpürlerinden IRA için çalışan bir patlayıcı uzmanı olduğunu ve ana vatanında devrim hızını alamayarak Meksikaya göç ettiğini öğrenen Juan hayatı boyunca eline bir kez geçebilecek bir fırsatın bu adamla ayağına geldiğine inanmaktadır.
Juan, John'u tüm gücüyle Mesa Verde Bankasını soymaları için kendisine yardım etmeye zorlar. Ufak işleri bırakarak Amerika'ya gitmeleri ve orada hayallerini gerçeğe dönüştürmek için önlerinde ki tek adım budur.
Mesa Verde'yi her tarafı askerlerle kuşatılmış şekilde bulan ekip, bankaya girdiklerinde ilginç bir sahneyle karşılaşır. Para ile dolu olduğunu düşündükleri dehlizler Meksikalı Asilerin Liderleriyle doludur ve operasyonun sonunda Juan ünü Pancho Villa'ya kadar yayılan bir kahraman olur.
Zengin ve sorunsuz bir hayat isteyen basit bir Meksikalı hırsız olan Juan Miranda'nın hayalleri devrim günlerinin ateşine doğru ilerlemeye başlar...
GIU LA TESTA - DUCK YOU SUCKER
Spaghetti Westernlerin önemli bir gişe kuralı yabancı yıldız oyuncuya yer vermektir. James Coburn'un mükemmel John performansı ile Rod Steiger'in Juan Miranda'sında ki eşitliğin izleyici gözünde ilk çeyrekte kabul edilebilir olamadığını söylemek mümkün. Leone'nin en sevimli Meksikalısı ve lokomotif karakterlerinden Tuco'sunun efsane aktörü Eli Wallach'ın Juan Miranda için biçilmiş kaftan olduğunu düşünürdüm.
Tarihin ve hayatın kendisi gibi sinema dünyasının da tesadüflerinin kimi zaman olumlu kimi zaman ise facia olarak nitelendirilebilecek seçimlere şahit olduğunu göz önünde bulundurmak gerek. Seyirciler kadar yapım ekibinin de öncelikli olarak düşündüğü Eli Wallach o sırada başka bir projede yer alması sebebiyle filme katılamaz. Leone ise bu konuda oldukça ısrarlıdır ve Wallach'ın oynamasını istemektedir ancak başrolün James Coburn'e gitmesiyle beraber yapımcı ekibin kesinlikle Coburn'un şöhretine yakın bir isim olarak Rod Steiger konusunda uyguladığı baskıyla konu kapanır.
Sergio Leone'nin Bir Zamanlar Batı'da izleyiciyi ters köşeye yatırarak hayatının ilk kötü adam rolünü oynattığı Henry Fonda'dan bu filmden rol teklifi aldığını ve yönetmen hakkında bilgi isteyen James Coburn, Fonda'nın "Hiç düşünmeden git, hayatımda çalıştığım en iyi yönetmen o" sözüyle projede yer almaya karar verir.
Öncelikle Sergio Donati'nin hikayesini filme almak isteyen EIA films United Artists ile anlaşma sağlayarak filmi çekebilecek bir yönetmen arayışına girişilir. Sam Peckinpah ta bu yönetmenlerden birisidir ancak yönetmenlik konu hakkında öncelikle gönüllü davranmamış Sergio Leone'ye kalır. Bu noktada senaryoyu kendi kafasındaki hikayeyle yeniden düzenleyen yönetmen, hikayenin kendi filmi olarak anılabilmesini sağlayacak bir hale getirir. Öyle ki bu hikayenin Leone'nin ikinci üçlemesinin bir parçası oluşu da bu değişimlerin ardına denk gelir;
Bir Zamanlar Üçlemesi:
Sergio Leone'nin sabun köpüğü olarak nitelendirdiği Dolar Üçlemesinin ardından sinema tarihinde ki çizgisini pekiştirdiği Bir Zamanlar üçlemesiyle kendisinden sonra yolunu izleyen takipçilerine en güzel mirası bıraktığı şüphesiz;
Bir Şiddet Operası olan Bir Zamanlar Batı ile başlayan bu yeni serüvenin ikinci bölümü bu üçlemenin önemli bir özelliği olan zaman kronolojisine de sadık kalarak Meksika Devrimini esas almaktadır. Bir Zamanlar Batıyla sanayi devriminin ve sömürgeci kapitalist düzenin kendi kurallarını yaratmaya başladığı yeni dünyaya ışık tutan ilk bölümün ardından , halk devrimi ve feodal düzen arasında ki hesaplaşmayı inceleyen Bir Zamanlar Devrim'e geçilir.
Blog yapımız gereğince bir spaghetti western olarak ele alamayacağımız ama Sinematik Mafia'nın çizgisiyle birebir örtüşen üçlemenin son bölümü Bir Zamanlar Amerika ise Leone usulü spaghetti temalarının yakın modern zamana adaptasyonu olarak düşünülebilir.
Bir Zamanlar Devrim, dağıtım hakları ve yapımcı firma değişiklikleri sebebiyle Sergio Leone sinemasının en gölgede kalmış filmidir. Bununla beraber her Spaghetti Western'de bulunan, filmin İtalyan ve dünya pazarında gösterimleri için belirlenmiş çift isimlilik konusunun bu filmde dört isme kadar yayılışı söz konusudur. Dolar üçlemesini çağrıştıran Bir Avuç Dinamit( Fistful Of Dollars), Bir Zamanlar üçlemesinin bir parçası olan Once Upon A Time in Revolution, filmin orjinal İtalyanca ismi (filmin müzik albümüde bu isimle basılmıştır) Giu La Testa(Başını Eğ*) ve bu isimden üretilen argo Amerikan Duck You Sucker(Eğil Sersem)'dir.
Ennio Morricone'nin Bir Zamanlar üçlemesiyle başladığı karakter uyumlu müzik çalışması duygusal temalarla süslenmiş bir bütüne yol alır. Belki de bu melodiler olmasa John'un IRA için en yakın arkadaşının ihanetini ölümle cezalandırdığı sevgi, hayat ve ihanet üçlüsünün tasviri bu kadar güçlü olamazdı.
Filmin müziklerinden örnekler dinlemek için buraya tıklayınız.
Leone ve Devrim:
Spaghettilerin Avrupalı köklerine sadık kalarak dünyaya ve zamanında ki gelişmelere yeni dünyaya kıyasla daha hümanist bir tavır sergilemektedirler. Sovyet Tanklarının harekete geçtiği, Avrupanın ikiye bölündüğü, soğuk savaş, 68 olaylarıyla terörizmin etkisini tümüyle hissettireceği 1970'lere geçişin ara döneminde gerçekleştirilmiş bu filmin günümüze yaptığı göndermelerde kuşkusuz Spaghettilerin zirvesinde ki yönetmen olarak daha duygusaldır.
Rod Steiger ve ailesinin düzenlediği ilk soygunda saldırdıkları posta arabasının seçkin yolcularıyla ırkçılık, Mesa Verde'de ki banka operasyonunda terör yaratmak, kahraman olmak ve kullanılmanın çok kolay ve kısa sürede gerçekleştirilebilecek kadar ucuz olması, askerler cephesinde sadist albay Gunther karakteriyle militarizmin kural tanımaz biat ve temizleme kültürü eleştirilmektedir.
Kimi zaman Meksikalı cahil ve basit bir soyguncunun ağzından dökülen kelimelere kimi zaman ise Leone'nin sınır tanımayan şiddetini dahi zorlayan hazımsız sahnelere gizlenen mesajlarla 70'lerden günümüze bazı çizgilerin hala değişemediği dünyamıza göndermeler yapılmaktadır. Özellikle hendeklere atılarak topluca katledilen Meksikalı siviller ve köprü sabotajının ardından askerlerin asilerin mağarasına düzenledikleri operasyonun sonucu savaşın acımasızlığı üzerine birer mısra gibi kazınmaktadır.
Spaghetti Westernlerin önemli bir motifi olan Meksika Devrimi temasını en başarılı şekilde işleyen A Bullet For General ve Fistful of Dynamite analizimi, yorumunu şahsi görüşlerinize bırakarak Rod Steiger ve James Coburn arasında ki devrim sohbetini noktalayan cümleyle sona erdiriyorum;
"Devrim mi? Okuyan bir kaç kişi cilalı masalarda birşeylere karar veriyor, ardından okumamış cahil köylülere bir yerlere gidip birilerini öldürmeleri ve onlar için savaşmalarını istiyorlar. Cahiller her zaman ölüyor, okumuşlar ise aynı masada oturmaya devam ediyor"
Yazan: Gökay GELGEC - Yojimbooo
* Birebir çeviri için Utku ve Enrica'ya teşekkürler.
"Silah sattığım heryerde özgürlük ve devrim laflarını duyarım"
Ayakkabı boyacılığından devrim ordusu teğmenliğine yükselen El Vasco(Tomas Milian), General Mongo'dan(Francisco Bodalo) aldığı emirle şirin kasabaları San Bernardino'ya gelecek İsveçli silah satıcısı Yoldaf Peterson'u (Franco Nero)karşılamak için hazırlanır. Ufak bir çatışma ve işkence terapisinin ardından Vasco, kasabaya gelen ve Penguen lakabını taktığı sarışın'ın bekledikleri kişi olduğunu anlar.
Yoldaf'ın silahları teslim etmesi için generalden söz verdiği parayı tahsil etmesi gerekmektedir. Ancak paraların kapalı bulunduğu kasanın şifresini bilen tek kişi sürgünde ki profesör Xantos'tur.(Fernando Rey)
Profesör'ü Texas'tan San Bernardino'ya geri getirmek için yola çıkan ikili yolculuk boyunca Xantos taraftarları, federaller ve Yoldaf'ın eski rakiplerinden kelle avcısı John(Jack Palance) ve şahini Marshall ile mücadele etmek zorundadır.
Profesör Xantos humanist düşünceleriyle ikiliyi etkilemekte gecikmez ve ekip geri döndüğünde devrimi öncelikle General Mongo'ya karşı başlatmaya karar verirler. Açıkçası her ikisininde aklında farklı hayaller vardır.
Vasco, Lola ile evlenmenin hayalini kurarken, Yoldaf ise kasanın şifresini profesörden alarak içindekilere sahip olmanın arzusundadır...
Corbucci Kanunları:
Spaghetti Westernlerin iki büyük ismi Tomas Milian ve Franco Nero'yu ayrı çalışmaları ile blogumuza bir kaç sefer konuk etmiştik. Sergio Corbucci'nin 1970 yapımı Companeros'u ikilinin kendi kariyerlerinde spaghetti western karakteri olmaya tümüyle ısındıkları ve tür üzerinde stil yaratmaya başladıkları bir zamana denk gelmektedir. İkili, 1900'lerin ilk çeyreğinde çekilen Westernlerle beraber sinema dünyasına armağan edilmiş olan "erkekler arası dostluk" filmlerinin en güzel örneklerinden birisini yaratmaktadır.
Tomas Milian'ın metot ve karakter üzerine şekillenen oyunculuğunu tamamlayan doğaçlama özellikleri, B sınıfı içerisinde yer alan bir filmin verdiği özgürlükle kurgu masasında katledilmeksizin beyaz perdeye aktarılmıştır. Su deposuna asılarak hayatı bacaklarının ucunda ki bir fıçıya bağlı olan Nero'yu kurtarmak için eşek üzerinde olay yerine gelen Milian'ın, şarkılar, dini söylevler ve bunun ardına eklediği "yükseklik korkusu" tamamen kendi başına doğaçladığı sahnelerden bir örnektir.
Bütçe kısıtlamaları ve iflah olmaz aksiyon sevgisi sebebiyle spaghetti westernlerin en B yönetmenlerinden birisi olan Corbucci'nin kendi sinema kuralları içerisinde bir saniye durmak bilmeyen hikaye, yönetmenin Tomas Milian haricinde aynı oyuncu kadrosuyla 1968 yılında çektiği Il Mercenario'nun geliştirilmiş halidir. Politik bir spaghetti olarak A Bullet For General ile kıyaslanamayacak bir sığlıkta olan hikaye, Run Man Run ve Faccia e Faccia gibi aynı oyuncuların yer aldığı diğer örneklerle aynı seviyede sayılabilecek bir siyasi soslu dönüşümlü kovalamaca ve çatışma gösterisidir.
Sergio Corbucci'nin uzuv kesme sahnelerine olan düşkünlüğünden ödün vererek boşluğu karın deşme teması üzerine yoğunlaştırdığı gözlemlenmektedir. Yetişkinler için hazırlanmış çizgi roman kahramanı Sadistik - Kilink'in sıkça başvurduğu işkence yöntemlerinden birisi olan karın boşluğu üzerine bırakılan bir sıçanı tencere ile hapsetme tekniği Jack Palance ve ekibi tarafından Tomas Milian üzerinde uygulanmaktadır.
Milian ve Nero ikilisi arasında ki tatlı rekabeti dengeleyen ve ikilinin ortaklaşa çalışmasının yürütücü öğesi haline gelen kötülerin kral pozisyonunda Jack Palance'nin Batman'in müebbet düşmanı Joker'e armağan ettiği gülen kötü imajı yer almaktadır. Sinema tarihinin karizmatik kötü adamı Palance siyah eldivenleri ve kadim dostu şahin Marshall ile kameraya ilk resmini verdiği andan itibaren hikaye içerisinde ki iyi ve kötü dengesinin yegane unsuru haline gelmektedir.
Franco Nero'nun dünya pazarı için çevrilen tüm filmlerinde bir eleştiri sebebi olarak sunulan kötü ingilizce aksanının Amerika'nın dünyanın en büyük göçmenler ülkesi olduğu hesaba katıldığında Companeros'ta rol almış bir İsveçli karakter için John Wayne'li tipik Amerikan ağzından daha samimi olduğu bir gerçektir.
Ennio Morricone'nin kafkas armonilerinden esinlenerek yeniden düzenlediği devrim melodileri, iki saati bulan macera şöleninin işitsel zenginliğini sunmaktadır. Her büyük çatışma öncesinde başlayarak çatışmanın sonuna kadar konukluğunu sürdüren bu zengin öğeler, sabun köpüğü bir spaghettinin göz ve zihin yormayan hafifliğini süslemektedir.
Not: Spaghetti Western fanatiği Quentin Tarantino'da, kendine hedef olarak belirlediği B tipi filmler eksenine sadık kalarak, KILL BILL serisinde ki kilisede evlilik sahnesiyle COMPANEROS'un finalinde ki evlilik sahnesine gönderme yapmaktadır.
DVD teknolojisiyle buluşmamızdan bugüne 10 yılı aşkın bir zaman dilimini tamamladık. Kısa bir süre içerisinde Blue Ray tarafından zorlanacak gibi görünsede, DVD'lerin menü seçenekleri ve ekstra özellikler gibi yeniliklerle tüm sinefiller için zamanının en bilgilendirici yeniliği olduğu şüphesiz.
Evde sinema keyfi ve kültür aşılanmasının keyfine doyum olmayan ilk zamanlarda DVD'leri kendinden önceki formatlardan ayıran bir diğer önemli sunuş taktiği olan Box Setler'de , izleyicilerin "koleksiyonculuk" hislerine tercüman olmuştur. Ticari bir ürün olarak her şekilde bu sunumlardan para kazanıldığını bir an için arka planda bırakırsak, box setleri ucuz para operasyonları (örneğin bir yönetmenin 2 filmini satmak için 5 filmini bir arada fahiş fiyatlarla sunmak gibi ) ve gerçek koleksiyon parçaları olarak ta ikiye ayırmak mümkündür.
Anchor Bay Entertainment imzalı Once Upon A Time in Italy, Spaghetti Westernler için gerçek koleksiyon değeri taşıyan ve eğer bir tür aşığı iseniz kaçırılmaması gereken değerli bir box set.
Blogumuzda bugüne kadar incelemeye almış olduğumuz Keoma, Four of The Apocalypse, A Bullet For General'in yanısıra önümüzde günlerde inceleyeceğimiz Companeros ve Texas Adios'tan oluşan bu beş filmlik dev eser sadece filmlerin aktarımı açısından değil, ekstra seçenekler ve belgeselleriyle de toplamda 9 saate yaklaşan bir spaghetti şöleniyle kucaklaşmamızı sağlıyor.
Box set'in ağır topu kuşkusuz Franco Nero, üç filmiyle bu arşivde yer alan Nero'yu Tomas Milian ve güzide bir siyasi spaghetti örneğiyle Gian Maria Volonte izlemekte.
Şahsi görüşüm açısından bu setin en hafif parçası Franco Nero'lu Texas Adios'un yerine Tomas Milian'lı Run Man Run'ın veya Jean Louis Trintignant'lı Great Silence'nin yer alması çok daha iyi olabilirdi. Tabii ki filmlerin dağıtım ve satış haklarının farklı firmalarca alınmış olmasıda (Blue Underground) bu noktada bir dezavantaj. Ayrıca hazırda Texas Adios söz konusuyken, Yeşilçam takipçilerinin yakından tanıdığı Robert Widmark'ın (Alberto Dell'Acqua) yardımcı erkek oyuncu olarak bu filmde yer aldığını belirteyim.
Box set'e verilen isimle misyonlarınıda sunmuş olan, İtalyan sinemasının kayıp zamanlarda ki incilerini bulmakta uzmanlaşan, Kuzey Amerikalı Anchor Bay Entertainment ve ayrıca aynı yoldan ilerleyen Blue Underground firmalarına teşekkürler.
Dahi silahşör Joe Thanks (Terence Hill) günlerini tembellik ederek ve arta kalan zamanında da Vahşi Batının söylence silahşörlerinin ünvanlarını ellerinden alarak geçirmektedir. Tavuk hırsızı kardeşler Bill (Bill Locomotiva)ve Lucy(Miou Mioun) ile yolları kesişir. Lucy ile uzatmalı bir birliktelik yaşamakta olan Joe, kardeşleri ekibine dahil eder.
Üç arkadaşın hedefi, düzmece saldırılarla beyazları kızılderililere karşı kışkırtan Binbaşı Cabot'un (Patrick Mc Goohan) yöreye gelmekte olan demiryolu şirketine ait paraları ele geçirmesini önlemektir. 300.000 $ değerinde bu iş üçlünün bir araya gelmesi için yeterli bir sebeptir.
Tavuk hırsızlarının hesap edemekleri nokta, Joe'nun paranın eşit paylara bölünemeyeceğini bilecek kadar kurnaz olmasıdır.
Un Genio Due Compari Un Pollo:
Nobody serisine yapımcı ve yönetmen olarak katkılarıyla ele aldığımız Sergio Leone, filmin açılış sahnesini bizzat kendisi yönetmiştir. Leone usulü spaghetti westernlerin özellikle stres temasıyla tüm motiflerinin işlendiği bu ciddi açılışın ardından son derece eğlenceli bir komediye geçiş yapılmaktadır.
Spaghetti Westernlerin en önemli politik örneklerinden General'e Bir Kurşun ile incelediğimiz Damiano Damieni'nin yönetimi devraldığı diğer bölümlerde açılış sahnesinin ciddiyeti ile tipik bir Terence Hill komedisinin absürd yönlerinin birbirlerine zıt düştüğü açıkça gözükmektedir. Bu sebeple bu filmin açılış jeneriğine kadar olan bölümü ile jenerik sonrasını iki ayrı film şeklinde ele almak daha mantıklı olacaktır.
Terence Hill'in dayak atmak ve oburluk gibi klişelerini akrobatik yetenekleriyle harmanladığı film süresince çocukluğunu Bud - Terence veya sadece bu ikiliden birinin filmlerini beğeniyle izleyerek geçirmiş tür severlerin sıkılmayacağını garanti edebilirim. Özellikle Terence Hill'in (Sergio Leone'nin senaryo üzerindeki katkılarını es geçmeden) kaleden kaçış sahnesinin insanı gülme krizine sokacak kadar küstahça uzatılması, zoraki komedi ve sululuk üçlüsünden arındırılmış bir mizah örneğidir.
Filmin İtalyada İyi Kötü Çirkin ile nerdeyse aynı hasılatı elde etmiş olması Avrupa seyircisinin spaghettileri avantür kadar mizahi yönleriylede sevdiklerini göstermektedir. Ayrıca Spaghetti Westernlerin uluslarası oyuncu kadrolarına yer vermesi gibi olmazsa olmaz gelenekler bu filmde de sürmektedir, başrollerin İtalyan, Fransız ve İrlandalı üç ayrı oyuncudan oluştuğu bu sevimli hikayede Klaus Kinski'de western kariyerinin en eğlenceli karakterlerinden birisiyle görülmektedir.
Ennio Morricone'nin Nobody serisinin emektar bestecisi olarak müziklerini ele aldığı yapımda spaghettilerde sıkça başvurduğu yöntemlerden birisi olan klasik müzikle harmanlama örnekleri filmin kaleden kaçış sahnesinde William Tell üvertürü ve son büyük kovalamada Mozart etkilenimleri ile sürmektedir. Filmin müzikleri tümüyle bir komedyadan öte her tür tadın elde edilebileceği bir toplama gibidir. Özellikle dönemin Yeşilçam'ının gangster filmlerinde bu filmin müziklerinden alıntı yapılmıştır.
Un Genio Due Compari Un Pollo, Sergio Leone'nin bizzat görev aldığı son spaghetti western filmidir. Önceki bölümde belirttiğimiz gibi 1970'lerin ortalarından itibaren türün iyice gücünü kaybettiği bir dönemde çekilmiş son önemli örneklerden birisidir.
Not: Filmin çekimlerinin ardından ortadan kaybolan orjinal negatiflerinin bulunamaması sebebiyle yıllar sonra Almanya'da ortaya çıkan Almanca dublajlı 8mm lik bir kopyası dvd'ye aktarılmıştır bu sebepten ana hikaye ve eklenmiş sahneler arasında yeniden kurgu yapılması gerekmiştir.
29 Ocak 2009 Perşembe gecesi Bologna Arteria'da blogumuzun kurucuları Utku ULUER'in (Dj Legoman) performansı ve Gökay GELGEÇ'in (Yojimbooo) müzik seçimleriyle Spaghetti Westernlerin dünyasında müzikal bir yolculuğa çıkıyoruz.
Ekip olarak uluslararası çalışmalarımızın hızlanarak ilerleyeceği bir 2009 yılı dileklerimizle bizlere destek olan tüm Sinematik dostlarına sevgilerimizi gönderiyoruz.
Jack Beauregard(Henry Fonda) devrinin son silahşörüdür. Suçların büyüdüğü ve organize olmaya başladığı bir devirde sadece iyi bir silah ve onu kullanan kişi artık herşeyi ifade edememektedir ve Vahşi Batı artık son demlerini yaşamaktadır. Vergi, merkezi otorite, senato gibi terimler gündelik hayatın popüler sözcükleri haline gelmiştir.
Gözleri uzağı eskisi gibi seçemeyen ve içgüdüleriyle silahına davranan Jack, Vahşi Batının acımasız dünyasında yaşlanabilecek kadar yaşamış bir silahşör olarak kimseyi öldürmekten yana değildir. Yinede eski düşmanları ve ondan daha hızlı olduğunu kanıtlamak isteyen şöhret meraklısı pek çok silahşör Jack'i ortadan kaldırmak istemektedir.
Tam bu anda karşısına çıkan ve kendisine Hiçkimse(Terence Hill) diyen genç, ona hayatının son günlerini huzur içerisinde geçirmesini sağlayacak bir teklifte bulunur.
Jack'in kaderi Vahşi 150 ile kesişecek ve adı tarih kitaplarına geçecektir.
IL MUO NOME é NESSUNO
Sergio Leone, 1970'lerin ilk yarısında Bir Zamanlar Üçlemesi'ne önceki çalışmalarına kıyasla daha politik bir film olan Fistful Of Dynamite (Once Upon a Time in Revulotion) ile ara vererek kariyerine yapımcı ve yardımcı yönetmen olarak desteklediği Nobody serisi ile devam eder. Burada ki amaç, politik veya endirekt yollarla izleyiciye sanatsal bir western sunmaktansa, Dolar Üçlemesi'nde yapmış olduğu gibi çizgi roman ve mizah harmanı çalışmalarla çok sevdiği Western türünü yaşatabilmektir. Zira Giallo, Poliziesco ve Uzak Doğu filmleri furyası Spaghetti Westernlerin karşısında ciddi rakipler halini almaktadır.
Dolar Üçlemesi'nde hikayelerin içerisine yedirilen mizah unsurunun daha ön plana alındığı bu filmin başrolüne, o dönemde daimi ortağı Bud Spencer ile beraber rol aldığı Trinita Kardeşler serisiyle yeterince ünlenmiş olan Terence Hill düşünülür.
Spaghetti Westernlerin kendi geleneklerinin yaratılmasında ki en önemli beyin adamlarından olan Leone'nin spaghetti karakteri ve raconları konusunda "Berberde traş olurken usturanın doğru adamın elinde olduğundan emin olmak" gibi şahsına özgü detaylarla, türde hala yapılabilecek bir şeyler olduğunun altını çizmektedir.
Bernardo Bertolucci'nin katkılarıyla ortaya çıkan başyapıtı Bir Zamanlar Batı'da iki yönetmenin gözüyle bir hikayeyi sunmanın daha başarılı sonuçlar verdiğini gören Leone kendi ismini yönetmen olarak filmin jeneriğine ekletmeden, çekimler esnasında Tonino Valerii'ye destek vermiştir.
Film boyunca Vahşi 150 olarak geçen ve orjinal adı Wild Bunch olan büyük çete ile klasiğine; Tarzının en önemli özelliği olan slow motion çekimlerle; Mezarlık sahnesinde taşlardan birinin üzerinde "Bir Navajo için güzel bir isim" monoloğuyla şahsen onurlandırılan Sam Peckinpah sinemasına düzeyli bir saygı duruşunda bulunulmaktadır. My Name is Nobody, Henry Fonda'nın rol aldığı son western filmidir.
Ennio Morricone'de Spaghettiler üzerine hala yapılabilecek bir şeyler olduğunu kanıtlamak istercesine kariyerinin en neşeli western melodilerini film için besteler. Bu başarı filmin ikinci bölümünde biraz daha dinleyicisine özel temalarla devam eder. Genel olarak her iki müzikte Dolar Üçlemesinin koro geleneğinden esinlenmektedir.
Filmin müziklerinden örnekler için buraya tıklayınız.
Karakter oyuncular sinemanın her türünde hikayenin gelişiminde seyircinin dikkatini cezbedici rollerin insanlarıdır. Bu cezbediş, bazı durumlarda rol çalmaya kadar ileri götürülsede, özellikle Spaghetti Western gibi bir türde söz konusu karakterin hikayenin sonunu getirebilme olasılığı nerdeyse sıfırdır.
Karakterlerin ekseninde bir bölümünü masaya yatırdığımız Sergio Leone sinemasının, üçüncü derecede ki vazgeçilmezi, karizmatik silahşörleridir. Öncelikle Dolar Üçlemesinin ikinci bölümünde Albay Mortimer performansı ile karşımıza çıkan Lee Van Cleef'in bir başrol oyuncusu olduğunu göz önünde bulundurarak, Leone'nin Bir Zamanlar Üçlemesinin karizmatik silahşör karakterleri açısından daha isabetli bir seçim olacağını düşünmekteyim.
Tüm zamanların en etkileyici Spaghetti Western'i olarak bilinen Cera Una Volta il West (Batıda Kan Var) dünyanın en uzun açılış jeneriğine sahip filmidir. Melodilerin yerini doğanın kendi seslerine teslim ettiği bu 8 dakikalık sabır terapisi, sadece işitsel olarak değil görsel olarak ta karizmatik silahşörlerin hikayeye nasıl yedirilebildiğinin bir örneğidir.
Jack Elam, Woody Strode ve Keenan Wynn üçlüsünün şahıslarına özgü "tik"leriyle konuk oldukları bu sekansta seyirciye üç ayrı dünyanın eş zamanlı sunumu yapılmaktadır. Ortak özellik olarak tembellik ve umursamazlıkta birleşen bu üç kişinin fiziksel farklılıklarıyla başlayan bu ayrım (şaşı esmer, susamış zenci, ıslıkçı sarışın) detaylarla pekiştirilir.
Amerikan sinemasının en önemli karakter oyuncularından birisi olan Jack Elam, karizmatik silahşör olma özelliğini herşeyden önce şaşı gözlerine borçludur. Paytak yürüyen, çenesine konan sineği yakalamayacak kadar tembel gözüken bu karakter aniden tabancasının namlusuyla sineği hapsedebilecek kadar da çevik olabilmektedir.
Kariyerinde Stanley Kubrick'in Spartacus filminde ki gladyatörlerden biri olmak ve daha önce ele aldığımız post modern Spaghetti Western örneği Keoma filminin kızılderili kırması zenci kahyası olmak gibi parlak karakterleri canlandıran Woody Strode ise şapkasına damlayan suyu biriktirerek içmek gibi sabır ve sinir bozuculuk sınırları arasında dolaşan özelliklere sahiptir.
Leone'nin favori karakter oyuncularından birisi olan Keenan Wynn ise ( Çirkin: Tuco Ramirez tarafından küvette öldürülen kişidir) parmaklarında ki kireçleri dökmek ve kafesteki kuşla ıslık diyalogu kurmaktan hoşlanır. Elbette ki kuşun fiziksel yapısının yüzünden melanet akan bu karizmatik kötü karşısından nasıl bir değişime uğradığı bilinmemektedir.
Açılış ve jeneriğe konuk olan bu üç aykırı kişilik, başrolün olay yerine gelişiyle beraber seyirciye sundukları, şiddet operasının giriş üvertürünü noktalarlar.
Bu sahne olmasa da o hikaye olurmuydu? Hikaye elbette ki varolacaktı ama filme destansı havasını katan o görselliğin bir parçası daima eksik kalacaktı.
Not: Sergio Leone'nin Bir Zamanlar Üçlemesinin açılışı için düşündüğü bu sahnede oynamasını arzuladığı ilk üçlü Clint Eastwood, Lee Van Cleef ve Eli Wallach'tır. Leone'nin yeni bir film teklifiyle gülümseyen üç oyuncuda filmin ilk 10 dakikası içerisinde öleceklerini duyduklarında senaryoyu iade etmişlerdir.
Spaghetti westernlerin hikaye gelişiminde temel yürütme organları Meksikalılardır. Cinsiyet açısından ele alındığında kutsal ailenin yapıcısı kadın (evli olanlar için geçerlidir) veya umumi kullanıma açık fahişe tipinde ki kadın rollerinin Amerikan westernlerine kıyasla oldukça ürkütücü olduğu söylenebilir.
Yürütücü erkek karakterlerin deşifreleri ise kendi arasında sınıflandırılabilecek kişilikler sunmaktadır. Kimi zaman sadece silahlı çatışmada ölmesi veya sırıtarak ateş etmesi (eğer mitralyöz kullanıyorsa normalin iki katı sırıtılır) uygun görülen kimi zaman ise hikayenin kilit noktasını oluşturarak tüm devamlılığı sağlayan ve seyirciyi eğlendirme misyonunu üstlenmiş kişilerdir.
Spaghetti Westernlerin Meksikalı emektarları içerisinde, hem yürütme organı olarak hikayenin her noktasında varlığını sürdüren hemde iyi ile kötü arasında ki müebbet çatışmada taraf olamayacak kadar kendi başına buyruk karakter ise Sergio Leone'nin Dolar Üçlemesinin efsane Meksikalısı Eli Wallach'tır.
The Good The Bad and The Ugly'nin Tuco Benedico Pacifico Juan Maria Ramirez'i, görünüşte pek çok hemşehrisi gibi döneminin iki çeşit insanından birisidir. Vahşi Batının henüz merkezi bir otoriteye boyun eğmediği, Meksikanın ise bitmek bilmeyen devrim günlerinin son demlerinde yaşamak zorunda kalan Meksikalılar ya din adamı olarak hayatlarını bir ölçüde garantilemeyi yada haydut olarak kurallarını kendi koydukları ve postu deldirene kadar hayatta kalabildikleri bir yaşamı seçmektedir.
Leone'nin Tuco'su birazda zorunluluktan ötürü kendini ikinci gruba dahil etmiştir. Yaşanılan devrin zorunluluklarıyla yapılan bu seçim filmin ortalarında öz kardeşi ile manastırda yüzleşen ve bu seçimin hayata karşı cesur olabilmek ve olamamak arasında ki ikilemini esas alan tartışma sekansında seyirciye sunulur. Çok nadirende olsa iç dünyasında ki çeşitli duygusal çalkantıları dışa vurabilen bu karakter Spaghettiler içerisinde hikayede kalış süresi açısından en uzun ömürlü olanıdır.
Tuco Ramirez, banyo küvetine silahla oturmak haricinde her ne kadar kendi klasını yaratamamışta olsa, çalma, öldürme ve intikam alma konusunda fevriliğiyle benzerlerinden sıyrılabilmektedir. Ayrıca Kurnaz Meksikalının en uç örneklerinden birisidir, nasıl olsa iyi tarafından harcanacaklarından emin olduğu adamlarını sadece rakibinin mermilerini bitirmesi için ölüme yollar.
Nihayete erdirilemeyen asılarak idam teşebbüslerinde ki konuşmalar haricinde tecavüzcülük özelliğinin birebir verilmediği bu sevimli Meksikalı, Sarı saçlı iyilik meleği (Clint Eastwood) ve Melek gözlü kötünün (Lee Van Cleef) arasında Eli Wallach'ın mükemmel performansıyla dolar üçlemesinin en renkli kişiliğidir.
Leone'nin Bir Zamanlar Üçlemesinin Devrim ayağında ki Rod Steiger'in terlikli Meksikalı performansınıda her ne kadar dikkata değer bulsamda Eli Wallach'ın apolitik kompozisyonu ait olduğu çağın gerçeklerine daha yakın bir karakterdir.
Yaz döneminde Spaghettilere Emek Veren Besteciler için hazırladığımız yazı dizisine, Spaghettilere emek veren karakter oyuncuları üzerine ufak bir inceleme ile devam ediyoruz.
Spaghettilerin bir akım olarak sınırlarını belirleyen unsurlardan biriside karakter çizimlerinde ki titizliktir. Sergio Leone'nin Fistful Of Dollars ile başlattığı üçlemenin ikinci bölümünde (For A Few Dollars More) karakter çizimlerine verdiği önemin dozunu giderek artırdığı göze çarpmaktadır.
Karakter oyuncularında birer Akdenizli olarak gözlerden kaçırmadığımız en önemli nokta, söz konusu oyuncuların benzerlerinin ( rol dağıtımı ve sırası gözetilmeksizin) Yeşilçam döneminde ki karakter oyuncularımızla benzerliğidir. Öyle ki İtalyan Yılmaz Güney'i Gian Maria Volonte'den, Yunan Danyal Topatan'ı Panos Papadopulos'a pek çok karakter, içimizden birer oyuncuymuşcasına izleyicisiyle rahatça iletişim kurabilmektedir.
For A Few Dollars More (Per Qualche Dollaro in Piu - 1965) spaghetti westernlerde yalnız ve kimliği belirsiz kötü-iyi adamın karşısında El Indio'nun liderliğinde raconu oturtulmuş ilk çeteyi içermektedir. Sadece oyuncuların fiziksel benzerliği ve ülkemizde ki karşılıkları değil, ismi tespit edilemeyen çete üyelerinin dahi Akdeniz kökenli oluşlarıyla Anadolu'nun bağrından gelmiş kişiler arasında fiziksel olarak pek bir farkı bulunmamaktadır.
Nişancılık (mahmuz ve sigara vurabilme) ve ahlak dışı (çocuk ve kadın öldürme) meziyetlere sahip üyelerin bu kadar yetenekliyken Eastwood ve Van Cleef ikilisince keklik gibi avlanışları ise ayrı bir tartışma konusu olabilir. Belkide ana sebep, Leone'nin sabun köpüğü bir hikayeyi yaratırken olayı çizgi roman sayfalarının sınırları içerisinde ki bir çatışma şeklinde sunmak istemesi ve bundan dolayı meziyetlerin en erdemlisi olan zeka faktörünü iki iyi adam karşısında sadece çete lideri Indio'ya layık görmesiydi.
Gian Maria Volonte'nin salt bir çete reisinden öte, geçmişinin üzerine yüklediği bir diyet borcu taşırcasına kabuslarında yaşamak zorunda kaldığı tecavüz vakasıyla Spaghettilerin en kıyıcı ve bir o kadarda yalnız ve duygusal bir çete reisi olduğunu da belirtmek gerekmektedir.
Aşağıdaki liste El Indio'nun çetesinin tespit edilmiş üyelerini (Çete içerisinde ki hiyerarşik sıralamaya sadık kalarak) içermektedir;
Groggy ve Nino'nun takip eden spaghetti westernlerde de ( özellikle Nino, Leone'nin vazgeçilmez şişman meksikalı rollerinin değişmezidir.) El Indio'nun çetesinde olduğu gibi biraz daha ayrıcalıklı ve ana kötünün en yakın adamları olduğunu belirtmek gerekmektedir. Nino ve Groggy arasında ki bir kıyaslama da ise Nino, kötülerin sadık sağ kolu; Groggy ise ihanet etmeye yatkın kurnaz sol kol olarak değerlendirilebilir.
Koyu renkli olan isimlerin üzerine tıklayarak, istediğiniz oyuncuya ait detaylı bilgileri Spaghetti kardeş sitemiz Shobary'nin Spaghetti Sayfası üzerinden inceleyebilirsiniz.
Spaghetti Westernlerin politize ürünleri üzerine yolculuğumuza, eğlenceli dozunu artıran bir örnekle devam ediyoruz. Sergio Sollima'nın 1968 yapımı CORRI UOMO CORRI (RUN MAN RUN ), Sergio Leone'nin The Good The Bad and The Ugly'sinde olduğu gibi spaghettilerin geleneksel temalarından siyasi çalkantılar içerisinde yeşeren köşe dönücülük öğesinin komedi unsuruyla biraraya getirildiği bir çalışmadır.
Cuchillo, Meksikanın en çalkantılı dönemlerinden birisinde pek çok meslektaşı gibi devrim kuvvetleri adına hırsızlık ve soygundan ziyade kendi adına çalışan ve tavuk çalmaktan, başkasının parasıyla bahis oynamaya çeşitli zanaatlere sahip bir Meksikalıdır.
Hırsızlık ve federallerden kaçış arasında fettan Dolores (Chelo Alonso) ile aşk tazelemeyi ihmal etmeyen Cuchillo'nun talihi alışılagelmiş şekilde hapse atıldığı günlerden birisinde değişir. Hücre arkadaşı, federaller için olası Meksika devriminin tehlikeli liderlerden birisi olan Profesör Ramirez'dir.
Saçlarının arasında dahi bıçak saklayabilme kabiliyeti olan Cuchillo profesör için son umuttur, Texas'ta ki buluşma ve devrim için gereken 3.000.000 $ değerindeki altının kaderi bu sevimli Meksikalıya bağlıdır.
Ganimetin büyüklüğü peşinde ki avcı sayısınıda artırmıştır. Fransız ajanlardan, emekliliğe terfi etmiş yalnız ödül avcısı Nathaniel'e (Donald O'Brien) ve Cuchillo'nun daimi düşmanlarından çete reisi Pablo'ya kadar pek çok cephede mücadele etmesi gereken Cuchillo'nun yol arkadaşı ise kendini hristiyanlığı yaymaya adamış asil Penny'dir(Linda Veras)
Kimi zaman yel değirmenine bağlanıp rüzgara bırakılan, kimi zaman ağzına dinamit sokularak türlü işkence ve maceraya atılan Cuchillo'nun tüm hayali devrimden sonra Mexico City'de kendi adının bir sokağa verilmesidir.
Bıçak ve Spaghetti:
Sergio Sollima, 1966 yılında çektiği LA RESA DEI CONTI ( BIG GUNDOWN) filminde yardımcı rol olarak yer verdiği Tomas Milian'ın deli dolu başına buyruk ve tabii ki üçkağıtçı Meksikalı karakter Cuchillo seyirciler tarafından olumlu bir ilgiyle karşılanmıştır. Dönemin spaghettiler üzerine yoğunlaşmış diğer önemli yönetmenleri gibi yeni bir projenin ana hatlarını oluşturmaya çalışan Sollima için bu ilgi Cuchillo'nun tek başına bir filmi götürüp götüremeyeceği konusunda ki bir soru işaretine dönüşür.
Komedi unsurunu üzerinde taşıyan ancak cool bir yapıya sahip olmayan ve tabii ki spaghetti geleneğine aykırı bir şekilde Amerikalı olmayan bir başrol karakteri için bu soru işaretinin cevabının bulunması gerekmektedir. Sonuç olarak Meksikalı Cuchillo'ya destek verecek tecrübeli spaghetti oyuncuları (Donald O'Brien) ve ana karakterin sürekli olarak bıçak kullanarak (Cuchillo - Bıçak ismi aynı zamanda da lakabıdır) sorunlarını halletmesi seyirci için yeterince ilginç bir anti kahramanın yaratılmasını sağlamıştır.
Sollima Üçlemesi :
Tomas Milian'ı spaghetti westernlere kazandırıp yıldızlığa yükselten Sergio Sollima ile LA RESA DEI CONTI ile başlayan ve FACCIA A FACCIA ile devam eden ortak çalışmaları RUN MAN RUN bir üçlemeye dönüşür.
Üçlemenin son bölümü olan bu film, Spaghetti Westernlerin en önemli öğesi olan ve kimi zaman sabır sınırlarını gülünçlük derecesinde zorlayan uzatmalı düello sahneleri konusunda , adım mesafesi ve rüzgar durumuyla hesaplanan silahlı Fransız ajanı ile bıçaklı Cuchillo'nun karşı karşıya geldiği düello sahnesiyle bir ilke imzasını atmıştır.
Sollima'nın çalışmalarının geneline hakim olan karafilm unsurlarının bu filmde yeralmaması rahat bir izlence olmasını sağlamaktadır. Konu itibariyle büyük yenilikler içermeyen bu çalışmanın spaghettiler içerisinde özel bir yere koyulmasını sağlayan özelliği ise başrolde eline çabuk bir silahşör yerine bir bıçakşörün bulunmasıdır.
Filmin İtalyan versiyonunda Bruno Nicolai'nin film için düzenlediği ve Tomas Milian tarafından seslendirilen devrim marşı ve film boyunca Milian'ın ağzından eksik etmediği ıslık (ana tema) , Leone - Morricone ikilisini anımsatan bir birlikteliği içermektedir.
Not: RUN MAN RUN, 1971 yılında Çetin İnanç tarafından yönetilmiş ve başrolünde Yılmaz Köksal'ın oynadığı DAĞ KURDU filmiyle Yeşilçam'a uyarlanmıştır. Orjinal hikayenin aynen aktarıldığı bu çalışma, orjinal filmde yeralmayan fantastik kamera açılarıyla ilginç bir çalışma olarak sinema tarihimizdeki yerini almıştır.
"Ballantine'nin payı hayatta en sevdiğim insanın olacak, Benim!"
INDIO BLACK
Sinemanın her türünü bir şekilde hiciv edebilecek kadar cesur ve mesaj kaygısını umarsız bir bağımsızlık içerisinde verebilecek kadar özgür B filmlerin kulvarından sıçrayan ADIOS SABATA - INDIO BLACK hem politik, hem eğlenceli hemde duraksız aksiyonuyla türün izlemesi en rahat örneklerinden birisidir.
Bununla beraber güncel dünyada siyasi gerilimlerden beslenen kutuplaşmaların arttığı bir dönemden, kendi türü içerisinde izleyici potansiyelini garanti eden bir çeşit etiket isme kadar her detayı içerisinde barındıran 1971 yapımı, spaghettilerin "Buluş Bill"'i Gianfranco Parolini imzası taşıyan ADIOS SABATA - INDIO BLACK'in temel formülünü açıklamak için "Sirk Eğlencesi" veya "Fabrikasyon bir İtalyan Western Çizgi Romanı"nın sinematik versiyonu ifadesi kullanılabilir.
1867 Meksika'sının toprakları Avusturya Ordusu tarafından İmparator Maximillien adına işgal edilmiştir. Meksika için alışılagelmiş devrim ve direniş hareketleri federal hükümete olduğu kadar bu yabancı ordu askerlerine karşıda sürdürülmektedir.
Direnişçilerin lideri Ocano (Franco Fantasia) kuvvetlerinin silah ihtiyacını karşılamak amacıyla Avusturyalıların kontrolünde gerçekleştirilen önemli miktarda ki bir altın sevkiyatının istihbaratını alır. Güvenilir adamlarından Escudo (Ignazio Spalla) ve ekibini kiralık silahşör Sabata (Yul Brynner) ile temas kurmaları ve bu sevkiyattaki altını ele geçirmeleri için görevlendirir.
Avusturyalıların denetiminde ki Guadolupe Kalesinin komutanı Albay Skimmel'in (Gerard Herter) emriyle başlatılan sevkiyat Sabata ve arkadaşlarının pusu kurdukları noktada beklenmedik bir sürprizle durdurulur. Arabaya Meksikalı kılığında ki Avusturyalılar saldırır ve çok geçmeden Sabata ve ekibiyle, Avusturyalılar arasında bir araba dolusu altın için kovalamaca başlar. Bu takip hikayesi Sabata'nın bahisli düellolarından ciddi bir gelir elde etmiş üçkağıtçı arkadaşı ressam Ballantine'nin(Dean Reed) katılımıyla renklenir.
Ekip tüm zorlukları atlatıp altını paylaşmak için güvenli bir yer bulduğunda ise kendilerini bambaşka bir sürpriz beklemektedir. Onlarca tehlikeye atılarak ele geçirdikleri arabanın içinde ki altın çuvalları kum doludur.
Kendi ordusunu soymaktan çekinmeyen Avusturyalılar ve en ufak fırsatta birbirlerini egale etmeye hazır altın avcıları son büyük hesaplaşma için Guadolupe Kalesinin yolunu tutarlar.
Sabatadan Androidlere:
Sabata bir mit olarak Spaghetti dünyasının şahin gözlü aktörü Lee Van Cleef ile markalaşan bir karakterdir. Indio Black, İtalyan yönetmenlerin ülkemizde olduğu gibi sıkça başvurduğu bir yöntem olan isimle seyirci çekme tekniğinin bir sonucu olarak Sabata serisinin bir parçası gibi lanse edilmiştir. Ancak bu odaklama tekniğinde ki doğruluk payıda azımsanmayacak kadar çoktur, çünkü her ne kadar Sabata = Lee Van Cleef formülü geçerli olsada madalyonun öteki yüzünde filmlerin kazandığı popülerliğin diğer mimarı olarak rejisör Gianfranco Paroli'nin de payı büyüktür.
Sinema dünyasının ilk android filmi olarak kabul edilen 1973 yapımı Westworld'un acımasız silahşörü Yul Brynner'in insanlıktan robotluğa geçişinin arifesinde ki Sabata rolünde sinemada ki "cool silahşör" figürünün sınırlarını zorladığı performansıyla harikalar yaratmaktadır. Bir buçuk saatlik bu çerez eğlenceliğin çeşitli safhalarında Yul Brynner'in kimliğinin altında kimi zaman Django ile Franco Neroyu, kimi zaman sadece gözleriyle durumu açıklayacak kadar ağır Lee Van Cleef'i ve çoğunluklada Leone'nin adsız kahramanı Clint Eastwood'u görebilmek mümkündür.
1960 yılında John Sturges'in Magnificent Seven'i ile westernlere merhaba diyen ve bu önemli filmin çekimleri esnasında karşılıklı sahnelerde türdeki tecrübesi ile Steve Mc Queen'in kendisinden rol çaldığından yakınan Yul Brynner'in aradan geçen yılların sonucunda tümüyle bir western karakteri olarak izleyici karşısına çıktığı söylenebilir. Bu konu hakkında ki bir diğer fikir ise Magnificent Seven serisinin son filmi olan ve Indio Black'i takip eden yıl çekilen Magnificent Seven Ride'de başrolde oynayan Lee Van Cleef ile Yul Brynner'in bir filmlik karakter değiş tokuşuna gitmiş olmalarıdır.
Sirk ve Spaghetti:
Gianfranco Parolini için "Buluş Bill" yakıştırmasını yaparken 1980'li yıllarda ülkemizde ki mizah dergileri aracılığıyla tanıştığımız bu kovboy karakterinin mekanik buluşlarının görsel ve işitsel bir zeminde vücut bulmasını sağlamış yönetmenine de değinmek gerekmektedir. Parolini imzası taşıyan tüm spaghettiler için olağan, ancak izleyiciler için olağandışı kabul edilebilecek iki temel özellik mekanik buluşlar ve hikayenin içine yedirilen absürd öğelerdir.
Ayakkabısında ki oyuklar sayesinde düşmanlarını demir bilyelerle avlayan Meksikalı Septembre(Sal Borgese), yürümekten ziyade salto ve taklalar atarak hareket etmeyi seven Flamenco dansı uzmanı Gitano(Joseph Persaud), Sigara tabakasını son deliğinde puro olması koşuluyla bir şarjör olarak kullanan Sabata, Nitrogliserinli günlükle dolaşan Ballantime mekanik buluşlarla desteklenmiş ve kendi başlarına bir filmi sürükleyebilecek potansiyele sahip karakterlerdir.
Absürd öğeler konusunda ise beli veya göğsü yerine kolunda silah kılıfı ile dolaşan Meksikalı devrimciler, kavurucu güneşin altında dahi siyah takım elbiseden ödün vermeyen Avusturyalı ajanlar, fahişelerin cirit attığı bir salonda Bach'tan piyano eserleri çalan Sabata, bir ahırın içinde yerde duran ve hikayeye bir şekilde dahil edilen akordeon, Albay Skimmel'in çalışma odasında muhbirleri yoketmek amacıyla kullandığı, topları gerçek mermilerle dolu olan gemi maketi akla gelebilecek ilk örneklerdir.
Spaghettilerin vazgeçilmez öğelerinden birisi olan stres yaratma faktörü ise bıçakla sabitlenmiş nota defterine bakarak çaldığı parçayı bitirmeden düelloya oturmayan Sabata'nın bu mini konseri esnasında kendisine bakan onlarca çift Meksikalı ve Avusturyalının gözüyle verilmektedir.
Toplu veya yalnız olarak izlenebilecek bu pulp Spaghetti örneği, günümüzün iflah olmaz Spaghetti Western hayranlarından Quentin Tarantino'nun 1996 yılında Texas'ta kendi adına düzenlediği bir film festivali için seçtiği filmlerden birisidir. Ayrıca Spaghettilere Emek Veren Besteciler konusunda ele aldığımız Bruno Nicolai, en başarılı Spaghetti Western kompozisyonlarını bu film için gerçekleştirmiştir.
Spaghettilerin melodik yolculuğuna Bacalov ile verdiğimiz ufak bir molanın başlangıç noktamızla birebir bağlantılı bir diğer önemli besteciyle devam ediyoruz. Film müzikleri dünyasıyla koleksiyoner veya meraklı derecesinde ilgili olan kişiler için Bruno Nicolai uzak bir isim değildir. Şahsi kompozisyonlarıyla beraber büyük usta Morricone'nin pek çok albümünde de ismine rastlayabilmek mümkündür.
Bruno Nicolai 1926 yılında İtalya'da doğdu. Santa Cecilia Konservatuarında ana branşı olan org ve kompozisyon öğrenimi gördü. Morricone albümlerine kadar uzanacak şahsi bir dostluğun başlangıcıda bu yıllara rastlamaktadır. Nicolai'nin eğitimi sırasında tanıştığı büyük usta, albümlerinin kayıtları esnasında kendi kompozisyonlarının yönetimini Nicolai'ye bırakmıştır. Ayrıca Nicolai isminin geçtiği Morricone albümlerinde ki org performanslarının da büyük bir bölümü bizzat Nicolai tarafından icra edilmektedir.
Bruno Nicolai'nin kariyeri boyunca beraber anıldığı tek isim elbette ki Morricone değildir. Carlo Rustichelli, Nino Rota ve önceki bölümde ele aldığımız Louis E. Bacalov'un da pek çok albümünün kayıtlarında orkestarının yönetimi Bruno Nicolai tarafından üstlenilmiştir.
Adios Nicolai:
Peki Nicolai salt bir orkestra şefi ve bir yorumcumudur?
Her ne kadar büyük isimlerin yanında anılarak geri planda kaldığı gibi bir izlenim oluşsada Bruno Nicolai'nin kendine özgü sounduyla gerçekleştirdiği ve aralarında oldukça başarılı film ve tv müzikleri besteleri bulunmaktadır. Kariyerinin ana kolu 1970'lerin İtalyan korku filmlerinin besteciliği üzerine gelişse de, gözden kaçırılmaması gereken ve türe bire bir uyumlu Spaghetti Western çalışmalarıda bulunmaktadır.
Bu çalışmalar içerisinde zirve noktası kuşkusuz INDIO BLACK (Adios Sabata) filminin müzikleridir. Sanatçıya spaghetti müzikleri konusunda ki şöhretini kazandıran bu çalışma Sabata serisinin son halkası olan Yul Brynner'li bu spaghetti kadar kolay kavranabilir ve eğlenceli bir albümdür.
Eğlence teması sadece INDIO BLACK için değil Nicola'nin nerdeyse tüm Spaghetti çalışmalarında rastlanılan bir durumdur. Morricone'de olduğu gibi ıslıktan, kilise orguna pek çok değişik unsuru kovboyların dünyasına başarıyla uyarlayan besteci en az filmler kadar kolayca akılda kalabilen melodilere imzasını atmıştır.
Sanatçının diskografisinden spaghetti örneklerini aşağıdaki listeden inceleyebilir ve istediğiniz albümden örnek melodileri albüm ismine tıklayarak açılan sayfadan dinleyebilirsiniz;
Bruno Nicolai'yi kısa bir tanıtım yazısı içerisinde tek bir şahıs ve başarılı bir kompozitör olarak ele almaya çalışarak, eşlik ettiği büyük isimler kadar yetenekli bir müzisyen olduğunun altını çizmek gerekmektedir. 1970'li yılların geneline hakim deneysel müziklerden etkilenen film müzikleri bestecilerinden birisi olarak bugün oldukça nadir bulunabilen Edi Pan etiketli "Tempo" serisi ise psychedelic ve senfonik müziğin birbirine harmanlanmasının deneylerini içermektedir.
1991 yılında aramızdan ayrılan sanatçının detaylı diskografisini incelemek için buraya tıklayabilirsiniz.
Spaghettilerde Ennio Morricone ile başladığımız müzik yolculuğuna türün fantastik bestecilerinden Louis E. Bacalov ile devam ediyoruz. Öncelikle her tanıdık ve uzun isimde noktalama suretiyle kısaltılıp öğrenme arzusu güden hayranlarda ilk etapta bilinmesi gereken ikinci isim konusuna değineceğim. Bestecinin kullanmadığı ikinci adı Enrique'dir ve pek çok albümünde bu noktalama dahi yer almamaktadır.
Bacalov, 30 Mart 1933 tarihinde Arjantin'de dünyaya geldi. İlk çalışmaları üzerine kesinleşmiş bir albüm kayıt tarihi bulunmamakla beraber bilinen ilk film müziği çalışması 1960 tarihli La Banda del Buco'dur. Çalışmanın plak olarak basılmış bir versiyonu bulunmamaktadır. Plak olarak basılan ve 45'lik formatında olan ilk eseri 1962 yapımı I Due Della Legione Straniera filminin müzikleridir.
Stil:
İlk dönemlerinde westernler adına bir çalışması bulunmamakla beraber Morricone'nin 1964'te Leone ortaklığıyla girişip yepyeni bir kulvara taşıdığı spaghetti müziklerine katkısı Sergio Corbucci'nin 1966 yapımı klasiği DJANGO ile beraber başlar. Roberto Fia'nın vokalleriyle bütünleşen bu senfonik pop çalışma ile spaghettilerin fantastik bestecisi olmanın adımını atmıştır.
Bacalov'un çalışmaları her zaman için filmin içeriğiyle popüler kültürün bir köprüsünü kurma çabasıdır. A Bullet for General (Quien Sabe?) de kulaklara zalimce konuk olan ispanyol gitarın kendisini trompetin huzurlu dünyasına bırakışı bu köprü içerisinde ki yolculuğun bir örneğidir.
Sanatçının diskografisinden spaghetti örneklerini aşağıdaki listeden inceleyebilir ve istediğiniz albümden örnek melodileri albüm ismine tıklayarak açılan sayfadan dinleyebilirsiniz;
Film müzikleri dünyasında Ennio Morricone veya kendisiyle aynı ülkede dünyaya gelen Lalo Schifrin kadar keskin dönüşlerin temsilcisi olmasa da çalışmalarında her zaman için belli bir çizginin üzerinde yer almayı başarmış Bacalov'un 1995 yılında The Postman'in müzikleriyle Oscar kazanmıştır. Ayrıca efsane İtalyan yönetmen Fellini ile beraber çalışmaları bulunmaktadır.
Son söz olarak çağımızın iflah olmaz spaghetti fanlarından Quentin Tarantino'da Kill Bill serisinin müzik albümünün toplaması esnasında sanatçıya saygı duruşunda bulunarak Lee Van Cleef'in başrolünü oynadığı İl Grande Duello'nun temasına da yer vermiştir.
Not: Bacalov'un müziklerini bestelediği A Bullet For General ve Django üzerine yayınlanmış yazılara filmlerin isimlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
Konu Spaghetti Westernlerde müzik olduğunda ilk etapta belirtilmesi gereken isim kuşkusuz Ennio Morricone olacaktır. Blogumuzu görüntülediğinizde sizleri karşılayan fon müzikleri içerisinde de bestelerini duyup "Evet bunu biliyorum" diyebileceğiniz pek çok tanıdık melodide Morricone imzasını bulabilirsiniz.
Ennio Morricone, 10 Kasım 1928 tarihinde Roma'da dünyaya geldi. Film müzikleri yolculuğu 1961 tarihli Il Federale albümüyle başlar. 1960'ların ilk yarısına kadar film müzikleri dünyasınında dünyanın kendisi gibi malum bir kış uykusu içerisinde olmasından olsa gerek tipik senfonik yaklaşımlarda eserleri olmuştur. Açıkçası Morricone'yi Morricone yapan etkileşimli harmanlar bu ilk 5 yıllık dönem içerisinde göze çarpmaz ancak Sergio Leone'nin Dolar Üçlemesinin ilk ayağı Fistful of Dollars'ı bu durağanlıktan biraz daha farklı bir noktada inceleyebiliriz.
Genç yaşlardan beri dostlukları süre gelen iki önemli ustanın ikinci ortak çalışması For a Few Dollars More ise Morricone'yi insanların kafa defterlerine bir not düşmelerini sağlayacak icralara sahiptir. Takip eden yıl gerçekleştirilen ve belkide dünyanın akılda kalması en kolay bestesi olma özelliğine sahip The Good, The Bad and The Ugly ile Morricone etiketi bir daha silinmemek üzerine film müzikleri dünyasında ki yerini alır.
Leone - Morricone ikilisinin kalfalıktan ustalığa geçiş dönemi ise bir "Şiddet Operası" olarak tanımlanan Once Upon a Time in The West ile başlar. Öyle ki filmin müziklerinin çekimler devam ederken tamamlandığı, Leone'nin oyuncularından en yüksek verimi elde edebilmek için çekimler esnasında örnek çalışmaları sette yüksek sesle çaldırdığı belirtilmektedir.
Spaghetti Westernleri toptan ticari bir pota içerisinde ki filmler ve Morricone'yi de sadece bu tarzda filmlerin bestecisi olarak düşünmek elbette ki yanlış bir yaklaşım. Blogumuzda çeşitli örneklerini sunarak klasikleşmiş bir türün farklı bir yaklaşımla ele alınması gerekliliğini ortaya koymaktayız. Bununla beraber İtalyan neo-realism , Fransız serie-noir'ları gibi daha saygın atfedilen türlerde de Morricone imzasını kolaylıkla görebilirsiniz.
Morricone Stili:
Morricone'nin spaghetti müzikleri dünyada yerel ve popüler müziklerin kaynaşımına dayalı çeşitli akımlarla aynı misyonu üstlenir. Meksika sınırında birbirlerini kovalayan bir kötü ve bir daha az kötü iki kanun kaçağı arasında ki sahneye Mozartın eşlik edebileceğini, Bach'ın Toccatasından esintiler ile baba yadigarı bir köstekli saatin sesinin uyumunu ve Utah dağlarında karlar altında birbirlerini katleden iki kişiye etlik eden bir sitar temasını hiç bir rahatsızlık duymadan dinleyebileceğinizi görebilirsiniz. Sicilya yerlilerinin çaldığı ( ayrıca Orta Asya'da da sıkça kullanılan ve "Cumuz" adı verilen) ağız yayının kovboy filmlerinin değişmez bir enstrümanı haline gelişine de Morricone besteleri sayesinde şahit olabilirsiniz.
Muazzam bestelerinin temelinde kapalı bir oda, yalnızlık ve piyano üçlüsünü barındıran Morricone'nin dünya üzerinde eşsiz olduğuna inandığı ve kullanmaktan en çok hoşlandığı enstrüman insan sesidir.
Sanatçının geniş diskografisinin üçte birlik bir kısmını oluşturan Spaghetti Western çalışmalarının bazı seçkin örneklerini aşağıda ki listeden inceleyebilir ve istediğiniz albümün ismine tıklayarak açılan sayfadan örnek melodileri dinleyebilirsiniz;
Film müzikleri dünyasına kazandırdığı 500'ün üzerinde çalışma ( Parça olarak 5000'in üzerindedir.) ile sinefiller dünyasıda en nihayetinde hatırlama gereği duyarak 2007 yılı Oscar törenlerinde kendisini Onur ödülü ile gururlandırmıştır. En azından ülkemizde çok acımasız bir şekilde yaşadığımız öldükten sonra meşhur olma kavramıda böylece yıkılmıştır.
Yaptığı film ve dizi müziği bestesi adedi kadar, adına basılan yasal ve korsan toplama albüm adedinin de ayrı bir rekora sahip olabileceği Ennio Morricone'ye dünyaya armağan ettiği yepyeni bir kulak yapısı için teşekkürlerimle.
Spaghetti Westernlerin politik yönleri, Akdenizli oyuncu bolluğunun ve senaryolarda ki sıcak insan figürlerinin Meksikalılığa yakıştırılmasıyla beraber ağırlıklı olarak Meksika tarihini ele almaktadır. Popülerliklerinin zirvesinde ki dönemin dünyanın kaynadığı 60'ların ikinci yarısına denk gelişide politik sosların verdiği acımtrak tatları artırmaktadır. Vietnam'ın, Sovyet Tanklarının, Soğuk Savaşın, 68 kuşağının olduğu bir dönemde sinemanın sınırsız özgürleri spaghettilerin de seçimlerini ne yönde yaptıkları kuşkusuz açıktır.
Damiano Damieni'nin 1966 yapımı EL CHUCHO, QUIEN SABE? (A BULLET FOR GENERAL)'si Cool Gringo ve Serkeş Meksikalı formülüne dayalı politik spaghettilerin erken dönem ürünlerinden birisidir.
Meksika tarihinin en fırtınalı döneminde, El Chuho (Gian Maria Volonte) ve çetesi devrim savaşçıları adına hükümet'e karşı eylemler düzenlemektedir. Yapılan eylemler devrime bağlılıktan ziyade, eylemler sonucunda elde edilen silahların devrimcilere satılarak para kazanılmasına yöneliktir. El Chucho için hareket ve silah sesi, kardeşi El Santo (Klaus Kinski) için ise tanrı adına devrime yapılan katkılar önemlidir.
Bir yüzbaşının tren yoluna zincirlenmesiyle beraber yapılan son baskında çeteye yeni bir üye katılır. Chuncho tarafından "Nino" lakabıyla çağrılan bu sarışın Gringo (Lou Castel), kısa sürede çetenin daha organize eylemler gerçekleştirmesini sağlar. Böylece elde edilen silahların ağırlığı, adedi ve kaliteleri yükselir.
Meksika Halkı'nın desteğiyle ünlerine ün katan ekip, gündüzleri saldırı, geceleri ise eğlenceyle günlerini geçirmektedir. Amerikalı görüntüsünden sıyrılamasa da tavırlarında ki insancıl değişimler, gringoyla Chucho arasında ki bağları güçlendirir. Ölümüne bir dostluk ikilinin parolası olmuştur, yolculukları Meksika'nın içine doğru sürerken karşılarına o güne kadar elde edebilecekleri en büyük ganimet çıkar;
Ağır silahlarla donatılmış bir askeri birlik Chucho'nun o ana kadar kazandığından çok daha büyük bir servete kavuşmasını sağlayacaktır. Eylemin tamamlandığı gece ise Chucho kan dostu Nino'nun gizli sırrını öğrenir.
Nino'nun çantasında gizlediği altın bir kurşun ikilinin hayatlarının seyrini değişterecektir.
Bir Başka Volonte:
Gian Maria Volonte, spaghetti westernler için daimi bir kalite sembolü olmuştur. Sergio Leone, aktörün içinde barındırdığı kötü adamdan faydalanırken; Damieni bu faydalanmada ki tercihini diğer yönde kullanmıştır.
Başına buyruk çete reisi El Chucho, imaj olarak For A Few Dollars More'nin El Indio'sunu hatırlatsa da hareket kabiliyeti ve sıcakkanlılığıyla bambaşka bir Volontedir. İyi ve kötü bu iki Meksikalı karakteri buluşturan nokta ise adam öldürme tutkuları ve inançlarıdır.
El Indio'nun her zaman aklının bir köşesinde ki şeytani planlarına hizmet eden öldürme arzuları ile El Chucho'nun fevri adam öldürme arzuları eşdeğerdir. İnançlar konusunda ise her iki karakterinde inancı paradır. Ancak başına buyruk Chucho için para yeni bir hiperaktivitenin gerçekleşmesini sağlayacak bir araçtır. Ayakkabı boyacısına söylediği sözde bu dünya görüşünün özü yatmaktadır;
"Parayla sakın ekmek alma, dinamit al! Dinamit!"
Bir Başka Kinski:
Klaus Kinski spaghetti westernlerin en garantili yürütme organlarından birisidir. Kinski'nin olmadığı bir çetede kötülüğün varlığından bahsedilemeyeceği gibi, Kinski'nin bireysel olarak kötü tarafta yer almadığı bir spaghetti de nerdeyse yoktur. Bu noktada "nerdeyse" diyerek oluşan soru işaretinin kaynağı yine Damieni'nin seçiminde yatmaktadır.
Sergio Leone ve Sergio Corbucci'nin yardımcı kötü olarak belirlediği Kinski, El Chucho'nun çetesinin devrime ve tanrıya en sadık adamı olarak seyirciyi şaşırtmaktadır. Yanından ayırmadığı incil ve yaptıkları eylemler esnasında bu durumla incil arasında bağlantılar kurması temel özelliğidir. El Santo için öncelikle tanrı, ardından halk adına yapılan bir eylem önemlidir.
Fiziken kardeş olma ihtimalleri sıfır olan Volonte ve Kinski'nin, film boyunca bir Meksikalı'nın beraber olabileceği kadın adedi ve bu birlikteliklerden elde edebileceği çocuk sayısı göz önüne alındığında aynı babanın 50 ayrı karısından olabilecek kardeşler olma ihtimalleri yüzde yüzdür.
Bir Zamanlar'a doğru:
General'e Bir Kurşun, Leone'nin "Dolar Üçlemesi"nin yerini "Bir Zamanlar" üçlemesine bırakmasının arifesinde, ustanın 1970 senesinde çekeceği Bir Zamanlar Devrim - Bir Avuç Dinamit'in küçük bir ön izlemesi niteliğindedir.
Eğlenceli bir havada geçen film boyunca arka planda sürekli olarak fakirlik ve ezilmişliğe vurgu yapılmaktadır. Devrimin olası gelişiyle yıkılacak feodal düzene karşı da hikayeye ustaca yedirilen toprak ağası bölümü politika ve eğlence arasında ki dengenin sarsılmadan işleyişinin bir göstergesidir.
Amerikalı olmayan oyuncularla da popüler olabileceğini gösteren spaghettilerin bir diğer vazgeçilmez öğesi olan şiddet ise oldukça temkinli bir şekilde kameraya yansımaktadır. Bu tespit elbette ki spaghetti westernler arasında yapılan bir kıyaslamanın sonucudur. Herhangi bir Amerikan westerninin bir kaç kat fazlası insanın öldüğü film, devrim dönemi Meksikasını küçük bir çetenin gözünden anlatan bir spaghetti için kararında şiddet içermektedir.
Spaghetti meraklılarının arşivlerinin vazgeçilmez bir parçası olarak yerini alacak General'e Bir Kurşun türün kendine has karakter raconlarını içeren, Louis E. Bacalov'un İspanyol giitarın nimetlerinden faydalanarak bu raconları destekleyen müzikleri, Volonte'nin mükemmel oyunculuğuyla kimi zaman güldüren, kimi zamanda duygulandıran, seyri keyif veren bir eserdir.