Gölde ki Su @ 07-10-2008 09:15
Hintli bir yaşlı usta çırağının sürekli her şeyden şikayet etmesinden bıkmıştı. Bir gün çırağını tuz almaya gönderdi. Hayatındaki her şeyden mutsuz olan çırak döndüğünde yaşlı usta ona bir avuç tuzu bir bardak suya atıp içmesini söyledi. Çırak yaşlı adamın söylediğini yaptı ama içer içmez ağzındakileri tükürmeye başladı. “Tadı nasıl” diye soran yaşlı adama öfkeye “acı” diye cevap verdi.
Usta kıkırdayarak çırağını kolundan tuttu ve dışarı çıkardı. Sessizce az ilerdeki gölün kıyısına götürdü ve çırağına bu kez de bir avuç tuzu göle atıp gölden su içmesini söyledi.
Söyleneni yapan çırak ağzının kenarlarından akan suyu koluyla silerken aynı soruyu sordu:
“Tadı nasıl?”
“Ferahlatıcı” diye cevap verdi genç çırak.
Dünyanızı Sevgileyin... @ 15-09-2008 04:58
Istemez misiniz
Bir avuç bile çöl kalmasin gönlünüzde?
Ve hiç bitmesin baharlar
Hüzünlendiginizde cisil cisil yagmur yagsin
Sevindiginizde günes dogsun istemez misiniz?
Ve istemez misiniz
Bir anda gül bahçesine dönüsmesini, gönlünüzün?
Ne duruyorsunuz o halde
Söküp, atin ayrik otlarini yüreginizden
Ve yeni bastan düzenleyin, sevgi bahçenizi..
Ister papatyalayin, ister menekseleyin
Ama mutlaka gülleyin...
Siz degil misiniz sikayetçi olan
Mutsuzluktan, sevgisizlikten
Ve tekdüze yasamdan?
Hâlâ bilmiyor musunuz
Kendinizin kurdugunuzu, kendi dünyanizi?
Ve bilmiyor musunuz yoksa
Yürek rüzgarlariyla avuçlarinizda döndügünü onun
Bakislariniz yildizlar
Yüzünüz on dördünde ay olsun istemez misiniz
Kipirdatin parmaklarinizi hele
Ve israrla dokunun yüreginize
Aciyincaya, uyanincaya kadar
Minicik minicik elleyin
--
Durmayin bir kenarda, öyle esrik esrik
Ters yüz ediverin her seyi
Yok sayin ne varsa, sizi mutsuz eden yasamda
Ve yepyeni bir dünya kuruverin sonra..
Gökyüzünü "sevgi mavisine"
Yeryüzünü "sevgi yesiline"
Ve bütün çirkinlikleri "sevgi beyazina" boyayin
Alin elinize firçanizi artik
Sevin, sevilin once
Ve yesilleyin, mavileyin
Beyazlayin her tarafi
Ama, mutlaka sevgileyin
Mustafa ERCIN .. ( devamı )
Tikanip Kaldiginda Hayat @ 09-09-2008 05:19
Tikanip Kaldiginda Hayat
Bir yerlerde tikanip kaldiginda hayat, soluk almak guclestiginde,
Yuregin susup, mantigin suruklemeye basladiginda ayaklarini,
Daglara donmeli yuzunu insan.
Yeni patikalar, yeni yollar secmeli, yuregini ferahlatacak;
Yeni insanlarla 'tanismali, yeni kesifler yapacak....
Hep isteyip de, bir gun yaparim diye erteledigi ne varsa, Gerceklestirmeyi denemeli!
Her gecen gece, olume bir gun daha yaklastigini; zamanin bir nehir,
Kendisinin bir sal olup da, O dursa da yolculugun devam ettigini anlamali.
Bas dondurucu bir hizla geciyorsa birbirinin ayni gunler,
Her aksam ayni can sIkintisiyla eve giriliyorsa,
Degistirmeye calismali bir seyleri;
Kucuk seylerle baslamali belki; ornegin, bir kac durak once inip
Servisten, otobusten; yurumeli eve kadar, yuregine takmali gunes gozluklerini;
Gordugunu hissedebilmeli!
Sagligini kaybedip, olumle yuz yuze gelmeden once,
Degerli olabilmeli hayat!
Illa buyuk acilar cekmemeli, kucuk mutluluklari fark etmek icin!
Baskasinin yerine koyabilmeli kendini;
Aglayan birine 'gul', inleyen birine 'sus' dememeli!
Aglayana omuz, inleyene care olabilmeli!
Su adaletsiz, merhametsiz dunyaya ayak uydurmamali; Sevgisiz, soysuz kalarak!
Dikeni yuzunden hesap sormak yerine gulden,
Derin bir soluk alip, hapsetmeli kokusunu icine...
Gunesin dogusunu seyretmeli arada bir, seher yeli oksamali saclarini...
Karda, yagmurda; sevincine, coskusuna; firtinada boranda; Ofkesine, isyanina ortak olabilmeli doganin!
Bir cocugun ilk adimlarinda umudu; bir gencin duslerinde gelecegi;
Bir yaslinin hatiralarinda gecmisi gorebilmeli! Calismadan basarmayi, sevmeden sevilmeyi, mutlu etmeden mutlu Olmayi beklememeli!
Ama kucuk, ama buyuk; her hayal kirikligi, her aci; Bir firsat yasamdan yeni bir seyler ogrenebilmek icin; kacirmamali!
Cunku; hic dusmemissen, el vermezsin kimseye kalkm.. ( devamı )
Kaçamak Yaşıyoruz @ 29-08-2008 07:23
Kaçamak Yaşıyoruz
Her şeyden, bazen kendimizden bile kaçıyoruz.
Duygularımızı paylaşmak nedense zor geliyor bize. Kendimiz bile yaşayamıyoruz ki... Hep içimize atıyoruz sevgileri, hüzünleri, mutlulukları. Bağırıp çağırıp hani derler ya ``Bardaktan boşanırcasına yağan yağmur gibi`` ağlayamıyoruz bile.
Utanıyoruz... Kızgınlıklarımızı hep içimize atıyoruz. Aslında kendimize kızıyoruz. Karşımızdakinin hiç suçu yok ``sadece o O`nun düşüncesi`` diyemiyoruz. Gördüğümüz her iyilik ve kötülüğün bizden kaynaklandığını anlayamıyoruz. Volkanlar patlıyor içimizde söndüremiyor gözyaşlarımızı içimize
akıtıyoruz.
Görmüyoruz...
Kör değiliz sadece bakıyoruz. Çevremizdekileri sadece hareket eden birer obje olarak değerlendiriyoruz. Doğan güneşin sıcaklığını, rüzgarın getirdiği okşamayı, kuş sesindeki canlılığı ve hayatı hep kaçırıyoruz. Ruhumuzu bir yerlerde bıraktık, bulamıyoruz… Çok hızlı gidiyor, dinlenemiyoruz. Herkes ama herkes, her şey üstümüze üstümüze geliyor... Korkup kaçıyoruz.
Sevemiyoruz…
Sevgilerimizin bile sebebi çıkar ilişkisine dayalı. Hep bir şeyler bekliyoruz karşımızdakinden. Peki... Ne veriyoruz? Arkadaşlığı bile beceremiyoruz. Bazen bir merhaba demek bile zor geliyor. “O bana dün selam ve.. (
devamı )
Fırsatları kaçırmamak için önce kafa yormalı @ 19-08-2008 08:50
Çevremizdeki ekonomi ve iş dünyası sürekli bir değişim halindedir. Yüz binlerce, milyonlarca üretici ve tüketicinin kararları ve eylemleri, iş dünyası dediğimiz karşımızdaki dev sahneyi sürekli olarak değiştirir. Pazar haritasında sınırlar sürekli değişir, bazı yollar kapanırken, yeni yollar açılır. Mevcut pazar boşlukları değişim nedeniyle silinirken, yeni pazar boşlukları ve nişler ortaya çıkar. Değişim, her dönemde yeni iş ve kazanç fırsatları yaratır. Bu fırsatları görebilen ve en uygun yer ve zamanı seçerek iş kuranlar ve işlerini genişletenler başarılı olur. Uygun yer ve zamanı seçemeyenlerin ellerinden fırsatlar kayıp gider. Fırsatı kaçıranlar, kaybetmeye mahkumdur. Bizde fırsatın ve fırsatçılığın sicili pek olumlu değildir. İyi gözle bakılmayan fırsatçılık, kurnazlık ile tamahkârlığın olumsuz bir bileşimi olarak görülür. Siyasette "fırsatçılık" (oportünizm) terimi ilkesiz davranışları tanımlamak için kullanılır. "Fırsat kollayanlar" çoğunlukla bir intikam peşindedir. Kötülük yapmak için en iyi zamanı kollayan kişilere "fırsat düşkünü" denir. "Fırsattan istifade etme" eyleminin yaptığı çağrışımlar da olumsuzdur. Fırsatları iyi değerlendiren uyanık, zeki ve cesur insanları kıskandığımız için onları kötülemeye eğilim d.. ( devamı )
Mutluluğu Bulmak @ 06-08-2008 04:17
Yaşamınızda sürekli bir sıkıntı, panik, öfke ya da depresyon halinde olmadan bir zorluğun, sorunun üstesinden geldiğinizi ya da bir engeli aştığınızı hayal edin.
O zaman mutlu olur muydunuz?
Peki sorunları, çatışmaları, zorlukları karşılama, ele alma ve/veya halletmeye çalışma becerisi, mutluluk seviyenizin yükselmesinde hiç rol oynuyor mu?
Kendini geçindirecek birine sahip olma lüksünü yaşayan bir kadınla tanıştım. Böylece, evde kalabiliyor, dinlenebiliyor, yenilenebiliyor ve yeniden enerji depolayabiliyordu.
Ne var ki bu kadın, zamanını neyin yanlış gidebileceği konusunda endişe duyarak geçiriyordu. Zamanı takdir etmekten ve ondan zevk almaktan yoksundu. Düşünceleri, aslında zevk ve tatmin duygularını körleştirmişti.
Kadın, konuşmamızın ardından, farkındalık seviyesinin mutluluğu reddettiğini anladı. Bu yüzden, elindeki imkanlar, kadının kendinden zevk alma duygusunu artırmak için bir neden ya da uyarıcı işlevi görmüyordu.
Daha sonra, çok zor zamanlar atlatmış olan bir adama rastladım. Aile üyeleriyle mutsuz ilişkileri olmuş, bir finansal kriz atlatmış ve işvereni ve iş arkadaşları ile birlikte çok zor günler geçirmişti.
Herhangi biri onun çok mutlu ve minnettar olduğunu düşünebilirdi; ama davranışı ve konuşmaları, mutlu ve minnettar bir ruhtan ziyade neşesi kaçmış birini yansıtıyordu.
Umutsuzluk ve üzgünlük içinde yaşıyordu. Krize odaklanmaktan rahatsızdı.
Hediyeler almıştı; ama bunları anlama konusundaki eksikliği, duygularını ve farkındalığı yanlış kullanmasıyla birleşerek, onu pek çok olumlu deneyimle bağlantı kurmaktan alıkoydu.
Eminim, bedenimizin, inançlarımızın kusursuz dengi olan bir kim.. ( devamı )
para adamı maymun eder dedikleri bu olsa gerek... @ 31-07-2008 10:04
.
__,_._,___ para adamı maymun eder dedikleri bu olsa gerek...
En çok satan kitaplar listesinde haftalarca birinci
sırada yer alan Freakonomics kitabının yazarı Steven Levitt,
yaklaşık bir yıl önce New York Times'da, Yale Üniversitesinde
yapılan çok ilginç bir araştırma hakkında ses getiren bir yazı
yazdı. Yazının ve araştırmanın ilginç olmasının nedeni, bu araştırma
para ve maymunlarla ilgili.
Keith Chen, Yale Üniversitesinde ekonomi bölümünde görev yapan bir
profes.. ( devamı )
Bugun , Bir tek gulucuk gonder bana; Sicacik olsun! @ 15-07-2008 04:07
Bugun , Bir tek gulucuk gonder bana; Sicacik olsun!
Bir guluse dilenmek ile tanistigim bugun; bir tek gulucuk gonder ki bana.
Bari bugun usumeyeyim!
Bugun
Bir tek gulucuk gonder bana.
Avucuma koyarken gulusunu, sicacik; tanimaya calismayacagim seni, senin beni bildigin kadar. Soz sormayacagim; ismin ne,kimsin ve neredensin? ...
Belki, belki sadece tutunacagim bakislarina, savrulmamak icin! Ve bil ki
soracagim sadece; 'Ne istersin benden, gulusune karsilik? ...'
Bugun, bir gulucuk gonder bana; sicacik olsun…
Bugun 'sevdigin insanlarin' isimlerini getir hatirina; aralarinda ismim
olsun! ...
Bugun, bulutlara dolanmis iplerini coz kalbimin… ve altin bir kelebek gibi
ellerinle tak saclarina! ..
Hadi, hadi bir tek gulusunu gonder bana bugun…
Ve eger hicbirine mecali yoksa gonlunun; bari cok sevdiklerini hatirla ve
aralarinda ismim olsun! ...
Bari sadece sevdiklerini hatirla, aralarinda ismim olan…
Yahut
Sevenlerini hatirla, yani seni sevenleri;
Ki adim var elbette onlarin arasinda! ...
Bugun
Bir tek gulucuk gonder bana;
Sicacik olsun!
Bir guluse dilenmek ile tanistigim bugun; bir tek gulucuk gonder ki bana.
Bari bugun usumeyeyim!
Bugun…
Bir tek gulucuk gonder bana.
Avucuma koyarken gulusunu, sicacik; tanimaya calismayacagim seni, senin beni
bildigin kadar. Soz sormayacagim; ismin ne,kimsin ve neredensin? ...
Belki, belki sadece tutunacagim bakislarina, savrulmamak icin! Ve bil ki
soracagim sadece; 'Ne istersin benden, gulusune karsilik? ...'
Bugun, bir gulucuk gonder bana; sicacik .. ( devamı )
Savaşçı /D.Cüceloğlu'nun yeni eseri. Yorum: Aslıhan YILDIRIM @ 09-07-2008 04:41
Savaşçı / Anlamlı ve Coşkulu Bir Yaşam İçin
Doğan Cüceloğlu
Remzi Kitabevi;
SAVAŞÇI
Hepimizin büyük bir heves ve coşkuyla başladığı girişimler olmuştur. Bu girişim bazen yeni bir iştir,
yeni bir sportif aktivitedir, bazen de bilimsel veya sanatsal bir faaliyettir. Yogadır, meditasyondur, yeni
bir vakıf veya dernek üyeliğidir.
Kimileri bu girişimlerinde ilk günkü heyecanlarını koruyabilirler. Her geçen gün, içlerindeki coşku biraz
daha artarken; bazıları içinse her geçen gün yaptıkları şeyler biraz daha anlamsızlaşmaya başlar.
Sanki akıp giden zaman, onların heveslerini biraz daha tüketen bir düşman olur.
Kimisi gittikçe anlamsızlaşan hayatın içinde kaybolurken, kimisi de içinde yeni kıpırtılar oluşturan
başka bir girişimin ardına düşer, yine büyük bir hevesle. Sonra… Sonra zaman yeniden hevesine
düşman olmaya başlar, ta ki kendisini heyecanlandıran yeni bir şeyle karşılaşıncaya kadar. Bu kez
aradığını bulduğundan emin onun ardına düşer. Bu ardına düşüşler hep hayatını biraz daha anlamlı
kılmak içindir aslında. Belki de hayatını bu anlam arayışı içinde tüketmiştir ya da tüketecektir. Yaşamı
coşkulu ve anlamlı kılmak çabası, kimilerimiz için neden hep hüsranla sonuçlanır? Anlamı kendi
içimizde değil de, “şeylerde” aramamızın bedeli olabilir mi bu hüsran?
Doğan Cüceloğlu’nun “Savaşçı Coşkulu ve Anlamlı Bir Yaşam İçin” isimli eserinde bu soruların
cevabını bulmanız mümkün. Cüceloğlu, bu eserinde, büyük idealler ve hevesle öğretmenli.. ( devamı )
USTANIN ELİNİN DOKUNUŞU @ 25-06-2008 09:29
USTANIN ELİNİN DOKUNUŞU
Mezatçı, hırpalanmış ve çizilmiş olan eski keman için harcayacağı zamana pek değmeyeceğini
düşünüyor; yine de onu izleyenlere gösterirken gülümsüyordu.
"Bu ne eder, arkadaşlar?" diye bağırdı.
"Açık arttırmayı kim başlatacak?" "Bir dolar, bir dolar" ardından iki dolar.
"sadece iki dolar mı?" İki dolar, iki dolar...Kim üçe çıkaracak?"
"Yok mu arttıran? Evet üç dolar, üç dolar, üç dolara satıyorum..."
ama olamaz en arka sıralardan, kır saçlı bir adamöne geldi, eski kemanı aldı, üzerindeki tozu sildi,
gevşek yaylarını gererek akort etti v e kusursuz ve hoş bir melodi çaldı.
Müzik soına erdi ve mezatçı alçak bir sesle,
"Keman için ne kada veriyorsunuz?" dedi.
Sonra onu coşkuyla havaya kaldırdı.
"Bin dolar. Peki, kim ikibin diyecek? İkibin...
evet, üçbin ... Satıyorum, satıyorum, sattım!"
İnsanlar coşkuyla alkışlıyorlardı.
ama bazıları ağlıyordu:"Ne oldu da değeri değişti, anlamadık!"
Hemen yanıt geldi:
"Bir Ustanın Eli değdi"
Dünyada uyumsuz, hırpalanmış ve yaralanmış bir yaşam süren bir çok kişi, tıpkı bu keman gibi,
düşüncesiz bir kalabalığa ucuza satılma durumuyla karşılaşır. Bir kase çorba, bir bardak şarap, bir
oyun...
Ve biriyle sürüklenip giderler. Satılmasına az kaldı, satılıyor, neredeyse satıldı!
ama usta duruma el koyar ve beyinsiz kalabalık, ne ilhamın anlamını ne de bir Usta nın dokunuşunun
yarattığı değişimi tam olarak anlayabilir.
MYRA B.WELCH
F Handan Senan'dan alıntıdır...Teşekkürlerimle....
.. (
devamı )
Bambu Ağacı @ 30-05-2008 03:28
Hayatta hiç bir şey yolunda gitmiyor diyenlere...
Cin Bambu ağacının yetişmesi, olumlu ısrar için güzel bir örnektir.
Cinliler bu ağacı söyle yetiştirir: Önce ağacın tohumu ekilir,sulanır ve gübrelenir. Birinci yıl tohumda herhangi bir değişiklik olmaz. Tohum yeniden sulanıp gübrelenir. Bambu ağacı ikinci yılda da toprağın dışına filiz vermez. Uçuncu ve dördüncü yıllarda her yıl yapılan işlem tekrar edilerek bambu tohumu sulanır ve gübrelenir. Fakat inatçı tohum bu yılda da filiz vermez. Cinliler büyük bir sabırla besinci yılda da bambuya su ve gübre vermeye devam ederler.Ve nihayet besinci yılın sonlarına doğru bambu yeşermeye baslar ve altı hafta gibi kısa bir sürede yaklaşık 27 metre boyuna ulaşır. Akla gelen ilk soru sudur : Cin bambu ağacı 27 metre boyuna alti hafta da mi Yoksa beş yılda mı ulaşmıştır ? Bu sorunun cevabi tabii ki beş yıldır.Büyük bir sabırla ve ısrarla tohum beş yıl süresince sulanıp gübrelenmeseydi ağacın büyümesinden hatta var olmasından söz edebilir miydik?... Bir basarinin şartları her zaman çok basittir.Bir sure için çalısın,Bir sure tahammül edin.Her zaman inanın Ve hiçbir zaman geri dönmeyin.
Alıntı.
.. (
devamı )
Aptallık ve bilgisizlik yırtığı yama tutmaz ... @ 06-05-2008 01:49
Bir adam hileyle, kuşun birini tuzağa düşürerek
yakaladı.
Kuş dile geldi, yalvardı:
''Ey ulu insan, sen koyunları, öküzleri yedin, bir çok
deveyi
kurban ettin. Bu dünyada onlarla bile doymadın, benimle
mi
doyacaksın? Eğer beni bırakırsan .. ( devamı )
Düşüncelerin esiri olmak @ 14-04-2008 02:02
Düşüncelerin esiri olmak
Doğruları bulma çabası insan hayatı var oldukça devam edeceğe benziyor. Birçoğumuz herhangi bir konuda karar verirken çoğu kez hayata bakış açımızın esiri oluyoruz. Hayata bakış açımızın esiri olmak ta ne demek diyebilirsiniz. Bugün bütün toplumsal çatışmaların yaşanmasının tek nedeni olduğunu düşündüğüm hayata bakış açımız, bizi birçok kez yanlış kararlar vermeye itiyor.
Bir insanı niçin severiz sorusunun cevabı da aynı zamanda hayata bakış açımızın esiri olma arasında ortak bir nokta var.
Bir şirketin üst düzey yöneticisi iken personel alımında bir elemanın niteliklerinden çok sizinle aynı bakış açısını paylaşmasını kıstas alıyorsanız yeni bir dünyayı tanımayı da kaçırmış oluyorsunuz.
Ya da bir üniversite yüksek lisans için öğrenci seçiminde bulunacaksınız, istiyorsunuz ki seçtiğiniz öğrenciler sizin gibi düşünsün, hayata sizin baktığınız gözlerle baksın. Böyle bir beyin yapısına sahip bir yönetici, bir hoca nasıl başarı elde edebilir. Bütün başarıların altında yatan nedenlerin farklı farklı düşüncelerin bir araya gelmesiyle ortaya çıktığını bildiğiniz halde.
Hayata bilgi gözüyle bakmak yerine ideoloji gözüyle bakanlar hep bazı korkuların da esiri olurlar. Yeniliklerin ortaya çıkmasından tereddüt ederler. İsterler ki her yeni şey kendi düşünceleri çerçevesine uygun olsun. Onların ideolojilerine uygun olmayan bir düşünceyi değerlendirmek zaman kaybıdır.
Bizim gibi düşünmeyen birisiyle iletişim kurduğumuzda verdiğimiz ilk tepki kişinin nasıl olurda bizim gibi düşünebileceğini sağlamak. İstiyoruz k.. ( devamı )
Sonucu Düşünen Kahramanlar! @ 24-03-2008 10:39
SONUCU DÜŞÜNEN KAHRAMANLAR! Ülkenin birinde fakir adamın biri kralın kızına âşık olur. Ümitsizdir ancak yine de kraldan kızını istemeye karar verir. Kralın huzuruna çıkarak, kızını çok sevdiğini, eğer izni olursa onunla evlenmek istediğini söyler. İyi yürekli kral bu durum karşısında ne yapacağını şaşırır.
Kızını vermek istemeyen kral, adamı da kırmamak için şu çözümü bulur: Kral, adamla birlikte bir sandala biner. Denizin orta yerine vardıkları zaman parmağındaki yüzüğü çıkararak adamın şaşkın bakışları altında suya bırakır. Adama döner, eğer der, “bu yüzüğü bana getirirsen kızımı sana veririm, yoksa unut.” Fakir ve bir o kadar da saf olan adam bunu kabul eder. Kıyıya varınca adam eline bir tas alır ve deniz suyunu boşaltmaya başlar. Bu şekilde günler haftaları, haftalar ayları, aylar yılları izler. Adamın suya daldırdığı tas’ın taşlara teması sonucu çıkan sesten denizdeki canlılar rahatsız olmaya başlar. Durumu araştıran denizdeki canlılar, adamın yüzüğü aradığını öğrenir. Bu sesten kurtulmak isteyen bir balık yüzüğü alarak adamın bulunduğu bölgeye gider. Yüzüğü, adamın tas’ı daldırdığı yere bırakır. O esnada adam yüzüğü bulur ve sevinç içinde kralın huzuruna koşar. Adam yüzüğü gösterince kral ne yapacağını şaşırır.
Fakir adamın bu inanılmaz azmi insanın bir eylemde bulunmadan önce hangi düşünce yapısına büründükleri konusunda beni düşünmeye sevk etti. Bu konuyla ilgili bazı araştırmalar yaptım. Newyork &U.. (
devamı )
İzlenmek..Yalçın Arı @ 10-03-2008 08:55
İZLENMEK!
Dinlerin insan hayatında önemli bir rolü var. Bugün dünya markası olmuş bir çok ürün dinlerdeki çeşitli inançları dikkate alarak pazarlama stratejileri geliştiriyor.
Coca cola’nın Ramazan ayında iftar sofralarında içilen cola reklamları, insanın bir toplumun değerleri hakkında olan bilgisi aynı zamanda nasıl bir strateji izlemesi gerektiği bilgisini de veriyor.
En büyük dört dinde de Tanrının insanları izlediği inancı insanların inançlarına göre yaşarken daha dikkatli davranmalarına neden oluyor. Bu bilgi bazıları içinde hayatı kolaylaştıran bir yol olabiliyor.
Her yere bir denetleme görevlisi koymak yerine işyerlerini çeşitli kameralarla donatarak insanların izlendiği izlenimi veren bu makineler belki de milyonlarca dolar tasarruf ettiriyor.. Bu fikir, insanların Tanrı tarafından izlendiklerine inanan insanların günah işlemekten uzak durmaları için bir neden iken, bir başkası bunu güvenlik sektörüne bağlayarak hayatı daha güvenli hale getiriyor.
Bizlerde, bir merkezde alışveriş yaparken izleniyor olmanın verdiği algıyla davranışlarımıza biraz daha çekidüzen veriyoruz. Her an, her yerde bir gözün bizi denetliyor olması içimizdeki canavara da bir dur demek gibi bir şey.
İzlenme aynı zamanda bazıları için bir başarı öyküsü. Her yıl milyonlarca insanın ÖSS sınavına girecek olması ve sınavda bazıları tarafından izleniyor olmak, başarılı olmak içinde bir neden. Hiç kimse tarafından izlenmeyen bir dünya aynı zamanda hiç bir kaygının da olmadığı bir dünya olacaktı.
Yapılan bir deneyde iki grup için belirli bir çalışma süresi sonunda bir sınav uygulanacağı söyleniyor. Bir grup ders çalışırken başında denetleyiciler varken, diğer grup kendi haline bırakılıyor. Sınav neticesinde başında denetleyici olan grup diğer gruba göre daha başarılı sonuçlar elde ediyor.
İnsandaki izlenme duygusu aynı zamanda basarı oranını da artırıyor. Hiç kimse t.. ( devamı )
Karıncaların Fille Savaşı @ 28-02-2008 06:56
Karıncaların Fille Savaşı
Ormandaki karıncalar müthiş bir düzen ve saadet içinde yaşayıp duruyorlarmış:ta ki kötü fil ormana musallat oluncaya kadar. Filin en büyük zevki karınca ezmekmiş. Günün belli saatlerinde ormana geliyor ezebildiği kadar karınca eziyor,keyif yapıyor,sonrada gidiyormuş. Karıncalar bu mezalim karşısında gerçekten,çok hiddetlenmişler. Bir gün karıncaların şefi karınca liderlerinin ulu ağacın altında toplanmasını istemiş,gerçekten sabah yüzlerce koloni lideri,şefin yanında toplanmışlar.
Uzunca bir sessizlikten sonra,şef konuşmuş “Arkadaşlar,başımıza gelen felaketi biliyorsunuz. Ne öneriyorsunuz?” diye sormuş. Kimi liderler “Ormanı terk edelim “,kimisi “Saklanalım” kimisi de “rüşvet verelim” derken şef “Arkadaşlar ormanımıza file bırakmayacağız,savaşacağız,herkes,tüm karıncalar silahlanıp,iki gün sonra sabah burada toplanacağız” diye konuşunca,tüm liderler “savaş!savaş!savaş” nidalarıyla toplantıdan ayrılmışlar.
Büyük gün gelip çattığında ormanın her yerinden irili ufaklı,siyah beyaz tüm karıncalar sürüler halinde toplanmaya başlamışlar. Her taraftan karıncalar akın ediyormuş,milyonlarca karınca,ellerinde iğneler,sopalar taşlar ve herkes şefin tırmandığı kayanın altına toplanmış. Şef onlara hedefi anlatmış,tüm karıncalar “Zafer!Zafer” çığlıkları atarken birden uzaktan uzak’tan bir filin ayak sesleri duyulmuş gümp gümp gümp’ ka.. ( devamı )
Yaptıklarınızın Altına İmza Atmak!... @ 02-02-2008 04:28
YAPTIKLARINIZIN ALTINA İMZA ATMAK!
Herkesin bu hayatta bir amacı var. Kimisi kimsesiz çocukların hayatını kurtarmak için caba sarf ederken, kimisi çalıştığı şirketin daha başarılı olması için caba sarf eder. Kimi her gün çalıştığı gazeteye çok ilginç bir haber bulmak için gecesini gündüzüne katar. Bütün bunlar yapılırken de yapılan işin bitiş süresinde insana inanılmaz haz veren bir duygu var.
Bu duygu yapmış olduğunuz işin insanları etkileme biçimi ve yapmış olduğu değer ölçüsünde sizi daha da motive edecektir. Bir eylemde bulunurken, kimi insanlar yaptıklarının bilinmesini o kadar da önemsemezler. Benim ismim olsun ya da olmasın ne fark eder ki. Önemli olan bu işin meydana gelmesi ve amacımıza ulaşmamız. Bir ekip içersinde çalışan insanlar bu durumu daha iyi bilirler. Çalıştığınız şirkette sizin yaptığınız işi kendilerine mal etmek isteyen, bundan pay almak isteyen onlarca insan var. Bu insanlar sizin yapmış olduğunuz işleri kendileri yapmış gibi bir algi yaratırlar.
Siz her ne kadar yapmış olduğunuz işi kendinize mal etmek istemeseniz de, bunun çok önemli olmadığını düşünseniz de bir başkası, isminin görünmesini oldukça önemseyebilir.
Mütevazı olmak ile yapmış olduğunuz güzel şeylerin arkasında imzanızın bulunması arasında ters bir ilişki yok. Bir çok insan güzel işler başarmasına rağmen yaptıklarının bilinmemesinden, kendi imzasının bu başarılarda görünememesinden yakınıyor.
İlk başlarda mütevazı olma adına kendi yaptıklarının arkasında görü.. ( devamı )
Başarı Ve Denge... @ 01-02-2008 03:42
Başarı Ve Denge...
Haluk İlhan....
Geçen akşam Kevin Costner’ın bir filmini seyrettim. “The Guardian”, hani hepimizin heyecanla
seyrettiği fırtınalı denizlerde yardım isteyen gemicilere yardım eden cankurtaranların hayatını anlatıyor.
Rekor sayıda insan kurtaran bir cankurtaranı canlandırıyor Kevin Costner.
Filmi seyrederken evine ilk dönüş yaptığı sahnede içimden dedim ki, bu adamın eşi ile mutlaka
sorunu çıkacak filmde ama filmin sonunda her şey düzelecek.
Sahne aynen tahmin ettiğim gibi oldu, eve geldiğinde eşi evi terk etmek üzereydi, nedeni ise canını
kurtarmaya çalıştığı insanlara ayırdığı zamanı kendisine ayırmamasıydı.
Filmle ilgim alakam bu noktada bitiyor. Gelişmeleri ve sonunu merak ediyorsanız, filmi seyredersiniz.
Benim konuşmak istediğim konu BAŞARI.
İşinizde başarılı olmak için ne yapmalısınız? Bunu kendi kendinize sorduğunuzda çalıştığınız sektör,
pozisyon, işveren gibi faktörlere göre değişebilen bir şey, ancak kendi işiniz de olsa, bir başkasının
yanında ücretli de çalışıyor olsanız, tek bir ortak nokta var, o da ÇALIŞMAK.
Çalışmadığınız sürece başarılı olamazsınız. Kendi işinizse bir gün bile ihmal edemezseniz, boş ver
diyemezsiniz, sizin sorumsuzluğunuz direk olarak sonuca, o sonuçta sizin için çalışan insanları etkiler.
Bugün çok çalıştım, birkaç gün işleri ihmal edebilirim gibi bir düşünceye sahip olma lüksünüz yok.
Çalışmak ve büyümek için çok daha fazla çalışmak zorundasınız.
Peki, özel sektörde fark var mı? Tabi, çalışanını değerl.. ( devamı )
Büyüklere Bir Masal... @ 30-01-2008 09:24
Bir zamanlar bir tepenin üzerindeki villada bir oğlan çocuğu yaşarmış. İyi de yaşarmış. Köpekleri ve
atları, otomobilleri ve müziği severmiş. Yüzmeye gider, futbol oynar, güzel kızlara bayılırmış... Bir gün
Tanrı'ya
"Büyüdüğüm zaman neler istediğimi buldum, uzun uzun düşünüp" demiş...
"Neler"... Demiş Tanrı...
"Bir büyük evde yaşamak isterim. Ön kapısında heykeller olsun. Arka kapıda iki St. Bernard köpeği...
Uçsuz bucaksız bir bahçe içinde... Uzun, çok güzel ve çok müşfik bir kadınla evlenmek isterim. Siyah
saçlı, mavi gözlü, gitar çalan ve tatlı tatlı şarkılar söyleyen... Üç güçlü oğlum olsun isterim ki, onlarla
futbol oynayabileyim. Büyüdüklerinde birisi büyük bir bilim adamı, öteki senatör, üçüncüsü de milli
santrafor olsun. Ben bir seyyah olayım... Okyanuslara yelken açayım, dağların zirvelerine tırmanayım,
insanları kurtarayım. Bir Ferrari kullanayım, yollarda..."
"Ne güzel bir hayal bu" demiş, Tanrı... "Mutlu olmanı dilerim..."
Bir gün oğlan futbol oynarken ayağını incitmiş. Ondan sonra değil dağlara, ağaçlara bile tırmanamaz
olmuş. Okyanuslara yelken açmak da hayal olmuş tabii... Bunun üzerine pazarlama okuyup, tıbbi
malzemeler dağıtan bir şirket kurmuş. Bir kızla evlenmiş, çok güzel ve çok müşfik. Ama uzun değil
kısaymış. Saçları siyahmış ama gözleri mavi değil, ela imiş. Gitar çalamaz, şarkı söyleyemezmiş ama
harika yemek pişirir, olağanüstü güzel kuş resimleri yaparmış. İşi dolayısı ile kent dışında bir villada
değil, kentte bir apartmanın teras katında o.. ( devamı )
Bugün Kendim Olmak İstiyorum ….Özge Bayram @ 18-01-2008 05:14
Bugün Kendim Olmak İstiyorum ….Özge Bayram
Bugün kendim olmak istiyorum....
En sevdiğim müzikle güne başlamak,
En sevdiğim insanlarla kahvaltımı yapmak istiyorum.
Bugün kendim olmak istiyorum....
Dert etmeden alttaki komşunun kulaklarını
Ona inat bağıra bağıra şarkı söylemek isitorum.
Ve bu akşam en sevdiğim tabaklarla ikram etmek istiyorum yemeğimi dostlarıma,
Kaçı kırılacak, kaçının yaldızları silinecek diye dert etmeden...
Bugün kendim olmak istiyorum...
Sevdiklerimi aramak, onları ne kadar çok sevdiğimi söylemek istiyorum...
Ve tabii ki çimlerde yalın ayak yürümek,
Otobüs şöförüne kocaman bir tebessümle “Günaydııın!” demek
Hatalarıma sadece gülümsemek istiyorum...
Bugün kendim olmak istiyorum...
Yüzümdeki maskeden sıyrılmak,
Sevdiklerime doyasıya sarılmak
Ve diğerlerinden sıyrılmak istiyorum...
Bugün kendim olmak istiyorum...
Herşeyden herkesten çok...
Ama korkuyorum
Beni böyle de sever misiniz?...
Yüzümdeki maskeden arındırdığımda kendimi
Beni böyle görmek ister misiniz?
Ben sadece kendim olmak istiyorum
Çünkü biliyorum,
Çünkü hissediyorum,
Çünkü ancak o zaman YAŞIYORUM...
Özge BAYRAM
.. ( devamı )