Erken Boşalma Tarih oluyor @ 22-09-2008 17:22
Avrupa’da kullanıma girecek olan Dapoxetine, erken boşalmanın tedavisinde cinsel terapilerden sonraki ilk büyük adım olacak.
Bugün 10 yaşındaki Viagra’nın açtığı yolda birçok cinsel problemi aynı anda masaya yatıran tıp bilimi yeni bir devrime imza atıyor. Neredeyse her 10 erkekten dördünün yaşadığı erken boşalma sorunu, Avrupa’da 1-2 ay içinde kullanıma girecek olan Dapoxetine’le tarihe karışmak üzere. Bu yeni ilaç, erken boşalmanın tedavisinde cinsel terapilerden sonraki ilk büyük adım olacak...
ABD’li bilim adamı Ferid Murad’ın, nitrik oksitin penisin sertleşmesindeki rolünü bulmasıyla cinsel tedaviler alanında bir çığır açıldı. 1998 yılının başlarında, sildenafil sitrat etken maddesi, 'Viagra' adıyla ruhsatlandırılıp piyasaya çıktı ve o günden itibaren erkeklerin kabusu halindeki sertleşme bozukluklarının tedavisinde çok şey değişti. Ve en önemlisi geçen 10 yıl içinde, erkeklerin diğer önemli bir cinsel sorunu olan ve her 10 erkekten üç ya da dördünde görülen erken boşalma, tıp araştırmalarının gündemine yerleşti. Bugüne kadar terapilerle çözüm aranan bu sorun da artık tarihe karışmak üzere. Cinsel tedaviler alanındaki yeni devrimin adı; Dapoxetine. FDA’nın 2006’da onay verdiği Dapoxetine adlı boşalmayı geciktirici ilaç 1-2 ay içinde Avrupa’da kullanıma girecek. Türkiye’de ise önümüzdeki yıllarda piyasaya sürülmesi bekleniyor. Prematür ejakülasyon (erken boşalma) Erken boşalma, 'erkeğin sürekli ve tekrarlayan bir şekilde, cinsel ilişkinin hemen öncesinde veya hemen başında, çok küçük bir cinsel uyarılmayla, istememesine rağmen kontrolü dışında boşalması' olarak tanımlanıyor. Masters ve .. (
devamı )
Erkekler naz yapan kadınlardan mı hoşlanır? @ 13-09-2008 13:11
.. (
devamı )
Ereksiyon sorunu olmayan biri Viagra kullanırsa ne olur? @ 13-09-2008 13:07
.. (
devamı )
Erkek ilişkiden sonra neden uyuyakalır? @ 07-08-2008 14:20
Uykunun cinsel sorunlar üzerindeki etkisi araştıran bilim adamları bu konuda önemli bilgilere ulaştı. Buna göre uyku düzeninin cinsel hayat üzerindeki etkisi büyük. Araştırmalarını uyurgezerlik ve uykuda seks bağımlılığı üzerine de yoğunlaştıran uzmanlar, uykudaki aşırı cinsel birleşme isteğinin beynin bazı bölümleriyle ilgili olduğunu gösteren sonuçlar buldular.
LİBİDO UYARILIYOR
Uyku sırasında çoğu insanın beyni çalışmaya ara verdiği halde uykuda seks bağımlılığı hastalarında, yemek yemek ve seks yapmak gibi basit ihtiyaçları kontrol altında tutan hipotalamus hızlanıp, libidoyu uyarıyor. Uyku esnasında eşlerin birbirlerine ne gibi tepkiler verdiği konusundaki araştırma sonuçları da ilginç. Buna göre eşle derin uyku halindeyken, eşlerden birinin diğerine refleks olarak sarılması (özellikle sarılan koca ise) kadınların doğasındaki yakınlık duyma ihtiyacı vücutlarını otomatik olarak temasa geçiriyor. Kısaca eşinize sokulduğunuzda vücudunuz ve beyniniz cinsel bir tepki veriyor. Çarpıcı bir sonuç da hipotalamusun, uyurken bile vücutsal temas da dahil olmak üzere tüm ihtiyaçlarımızı gözlemlediği.
İLKEL BEYİN
Uyku sırasında vücudun hormon stoğu yapmak için bir çeşit ikmal mekanizması olduğunu vurgulayan uzmanlar bu yüzden uykusuzluk çeken kişilerde, cinsel dürtü hormonu olarak da bilinen testosteron seviyesinin düşük olabileceğini belirtti. Buna rağmen bazı kadınların, uykusuz kalmaları sonucu sinirli oldukları ama cinsel olarak da aşırı uyarıldıkları s.. ( devamı )
Kel kalmamak için @ 02-08-2008 09:24
Bilinenin aksine beslenme alışkanlığı da saçları döküyor.
Başta erkekler olmak üzere toplumun geniş bir kesiminde görülen saç dökülmesi, görünüm olarak kişiye rahatsızlık verdiği gibi, psikolojisinin de önemli ölçüde bozulmasına yol açıyor.
Halk arasında 'kellik' olarak tanımlanan bu sorun nedeniyle pek çok kişi değişik alternatiflere başvuruyor. Kişinin beslenme ve yaşam tarzı da saç dökülmesinin en büyük nedenleri arasında. Özellikle her türlü beyaz ve kırmızı etten uzak bir beslenme tarzı, yani vejeteryanlık, saçların en büyük düşmanı olarak karşımıza çıkıyor.
Alman Hastanesi Dermatoloji uzmanlarından Dr. Ayşe Özboya, gerekli olan minarel ve proteinlerin yeteri miktarda alınmadığında vücuttaki birçok sistemin çalışmasının aksayacağını belirtti. Özboya, "Düzenli beslenmeyen kişilerin saçları kolay kırılır, bu durumda saçların günlük dökülme miktarı 100 telin üzerine çıkabilir" dedi.
Özboya, "Vejeteryanlardaki saç dökülmelerinin önüne geçilmesi için vücuttaki eksikliğe yönelik tedavi uygulanmaktadır. Bu tür kişilere demir, çinko, folik asit takviyesi yapılır. Hasta birkaç ayda sağlığına kavuşabilir" diye konuştu.
Münevver ÇAKIRTAŞ

.. (
devamı )
Adetliyken denize girilir mi? @ 28-07-2008 14:54
Kadınların adet dönemlerinde denize girmesinin sakıncalı olduğuna dair yaygın bir inancın olduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Kadın Sağlığı Bölümü’nden Dr. İbrahim Sözen, adetliyken denize girip girmeme konusunda kararsız kalan kadınları aydınlattı.
TAMPONLA DENİZE GİRMEK MÜMKÜN
Kadınların adet dönemlerinde denize girmesinin sakıncalı olduğuna yönelik inancın tıbbi bir temeli bulunmadığını söyleyen Dr. İbrahim Sözen, “Adetliyken denize girmek mümkündür. Bunun istisnası adetin en yoğun geldiği 1. veya 2. gün olabilir. Bu günlerde denize girmek sakıncalı olabilir. Adetin diğer günlerinde ise, cinsel olarak aktif olmuş kadınlar vajen içine tampon yerleştirmek suretiyle denize girebilirler” dedi.
Normal adet kanamalarında ped kullanımının tampon kullanımına göre daha sağlıklı olduğunu belirten Dr. Sözen, “Tamponun uzun süre vajen içinde kalması vajenin mikrobiyolojik ortamını değiştirmekte ve bazı bakterilerin normalin üstü bir hızla üremelerine neden olabilmektedir. Bu nedenle tampon kullanan kadınların tamponlarını sık sık, örneğin 4-6 saatlik aralarla değiştirmelerini önermekteyiz” diye konuştu.
TAMPONU SIK ARALARLA DEĞİŞTİRMEK ÖNEMLİ
Dr. Sözen sözlerini şöyle sürdürdü: “Denize girme olanağının arttığı yaz günlerinde ped yerine tampon kullanılabilir. Çünkü tampon vajen içindeki kanamayı emerek, kanamanın mayo dışına geçmesini önler. Sık aralarla değiştirme kuralına özen gösterilirse vajende enfeksiyon riski de ortadan kalkar.”
Mutlu evliliğin sırrı aşk değil @ 28-07-2008 14:53
'Evlilik öncesi yaşanan aşkın seviyesi evlilik sırasında belirleyici değildir' diyen ünlü psikiyatrist Prof. Dr. Mehmet Sungur'a göre, aşk bir görme kusuru, evlilik de bu kusurun tedavisi....
Günümüzde aşklar da bir başka yaşanıyor, aşıklar da bir değişik! Kimisi günübirlik ilişkilerle mutlu olmaya çalışırken, kimileri aradığı kadınerkeği bulamamaktan yakınıyor. Hatta, "Evlenecek kız-erkek mi var?" diyecek kadar da vahim durum... Herkes karşısına 'doğru insan'ın çıkmasını bekliyor. Peki, gerçekten 'doğru insan' diye bir şey var mı? İşte bu soruyu ve evlilikaşk üzerine daha birçok soruyu sordum Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Sungur'a. Aşk ve evlilik hakkında kitapları bulunan Prof. Dr. Sungur, gerçekte mutlu evliliğin sırrının aşk olmadığını belirtiyor. İşte Prof. Dr. Sungur'un herkesin kendine pay çıkaracağı açıklamaları...
'HAYALİ BİR İLİŞKİ...'
Aşk yüzde 100 çok doğal, saf bir duygu. Ama aynı zamanda bana göre bir görme kusurudur. Evlilik ise bu kusurun tedavisidir. Çünkü aşıkken nasıl görmek istiyorsak öyle görüyoruz partnerimizi. Olmasını arzuladığınız her şeyi onda görüyorsunuz. Ve herkes, 'bu çift birbiri için yaratılmış' diyor. Rüya gibi... Aşık olanlar da evliliğin ödüllerle dolu bir müessese olduğunu düşünüyor. Hayali ve düşsel bir ilişki oluşturmuşlar. Başka kimseye ihtiyaçları olduğunu düşünüp göremiyorlar, çünkü görme kusurları var. Bir nevi bağımlılık oluyor ve birbirlerine güçlü duygular besliyorlar. Evlilik söz konusu olduğunda ise aşık olduğunuz kişiden farklı bir kişi görüyorsunuz. Onun özelliklerini tanımaya başlıyorsunuz ve hayal e.. ( devamı )
Seks isteği doğumdan 3 ay sonra geliyor @ 02-07-2008 15:08
Kadın Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Cihat Ünlü, doğum yapan kadında seks isteğinde azalma olabileceğini, isteğin 12’nci haftadan sonra eski haline dönebileceğini söyledi. Ünlü’ye göre, bunun nedeni emzirme döneminde yükselen süt hormonu.

Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü Sorumlusu Prof. Dr. Cihat Ünlü, doğumdan sonra kadınların cinsel isteğinde azalma olabileceğini, bunun hormonal bir durum olduğunu ve isteğin üç ay sonra gelebileceğini söyledi.
Prof. Dr. Ünlü, “Doğum sonrasında, cinsel istekte bir süre azalma olabilir. Bu azalma genel olarak psikolojik kökenlidir. Seks isteği, 12’nci haftadan sonra eski haline döner. Emzirme döneminizde yükselen süt hormonu, östrojen hormonunu baskılayarak vajende kuruluklara yol açabilir. Bu kuruluğa karşı rahatlatıcı bir önlem olarak gliserin kullanılabilir” dedi.
Kadınların doğum sonrası cinsel ilişkiye, kendilerini hazır hissettiklerinde başlamasının hem kendileri, hem de eşleri için olumlu sonuçlar doğuracağını belirten Prof. Dr. Ünlü, çiftlerin doğumdan sonra yeniden sekse başlarken, birbirlerine anlayış göstermeleri gerektiğini ifade etti. Prof. Dr. Ünlü, doğum sonrası kanama tümüyle kesilmeden önce ilişkide bulunmanın doğru olmadığını da söyledi: “Genel olarak vajinanın iltihaptan koruyucu ortamı, kanama sırasında etkileniyor. Mikroplara karşı koruyuculuğu azalıyor. İlişki için kanamanın bitmesini beklemek ger.. (
devamı )
Seks hakkında bilmek istediğiniz herşey @ 01-06-2008 06:20
“Ne nedir, neden olur? Peki niye öyledir?” gibi seksle ilgili sorularınız mı var? İste sorularınızın yanıtları. Aklınızda soru işareti kalmasın!
Cinsel yaşam, insanlığın en karanlık kalan yanlarından biri. Utanç duygusuyla korkuların birleşimi, cinselliğin her tür gerçek dışı söylentiyle birleşmesine neden oluyor. Kulaktan dolma bilgiler, uydurulmuş öyküler, cinsellik bir sır gibi fısıldandığı sürece, gerçeğin yerini alıyor.
İşte size gerçek bilgiler... Belki, merak edip soramadığınız, belki yalan yanlış bilgiler yüzünden yanlış bildiğiniz soruları derledik.
G noktası nerededir? Yüzyılın en önemli keşiflerinden birinin adı “G noktası”. 1940 yılında Alman jinekolog Dr. Ernst Granfenburg tarafından adı konulan bu nokta, daha doğrusu alanın, kadının en erojen bölgelerinden biri olduğu iddia ediliyor. Vajina duvarında, yaklaşık 5 cm derinlikte bulunan ve bir noktadan çok bir alan diyebileceğimiz G noktasının orgazmı kolaylaştırdığı söyleniyor. Niye bir söylenti gibi aktardığımıza gelince; bu bölgeyi bulmak için, Kristof Kolomb’un Amerika’yı keşfederken harcadığı enerjiyi gözden çıkarmalısınız. Çünkü, Kutup Yıldızı’nın gökyüzündeki yerini bilmeniz, onu her gece gökyüzünde görebileceğiniz anlamına gelmez. Partnerinizle birlikte bu duyarlı bölgeyi bulmak için çeşitli pozisyonlar deneyebilirsiniz.
G noktası sadece kadınlara özgü bir erojen bölge midir?Erkek de kadının uyarıldığı bölgelerden uyarılabilir. Örneğin göğüs uçları, kulak içleri, ense, kadında da erkekte de ortak erojen bölgelerdir. Erkeklerde, kadınlardaki G noktasına karşılık gelen bölge, testislerle anüs arasında bulunur. Erkeklerin G noktasını bulmak kolaydır. Ancak, çoğu zaman erkekler anüslerine yakın dokunulmasından hoşlanmadıklarından, buna izin vermeyebilirler.
Penis, gerçek büyüklüğüne ne zaman ulaşır? Erkek cinsel organları, 17 ya.. (
devamı )
Mehmet Öz: Yılda 100 kez seks gençleştirir @ 06-05-2008 13:19
Prof. Dr. Mehmet Öz’den vücudu ve beyni genç tutmanın yolları: Renkli sebze ve meyve yiyin, yılda 100 kez seks yapın, Tek ayak üzerinde durup gözlerinizi kapatın. Dengede duracağınız her an sizin daha genç bir beyine sahip olduğunuzu kanıtlar.

İSTANBUL - Prof Dr. Mehmet Öz ve Prof. Dr. Michael Roizen’in son kitabı SİZ: Genç Kalmak, ABD’de en iyi satanlar listesinin bir numarasına oturdu. Bu kitabın, yüzde 35 daha uzun bir ömre sahip olunması ve çok daha genç bir hayat sürülmesi için yazıldığını belirten Dr. Öz, “Peki bunu nasıl becereceksiniz? Tabii ki sizi zamanından önce yaşlandıran tüm iç ve dış etkenlerle savaşarak!” dedi. Yeni kitabın yeni önerileri arasında çok faydalı ve ilginç bilgiler bulunuyor. İşte bunlardan bazıları...
NEDEN RENKLİLER YARARLI?
Domates ve diğer renkli sebzeleri yemenizin sizin için yararlı olduğu bir sürpriz değil. Peki neden olduğunu biliyor musunuz ? İçeriğinde bulunan güçlü antioksidanlardan flavonoid ve karetonaid sayesinde serbest radikallerin vücudunuzda oluşturacağı zararları minimuma indirirler. Özellikle yemeniz gereken sebze ve meyveler arasında kırmızı üzüm, domates, kırmızı yaban mersini ve soğan bulunur.
Özellikle domatesi pişmiş yemeniz sizin için çok daha yararlı. Haftada 10 ya da daha fazla yemek kaşığı domates sosunun kansere karşı etkili olduğu biliniyor. Kanserle mücadelede en önemli dostlarınızdan biri olan likopen maddesinin harekete geçmesi için domatesin pişirilmiş olması gerekli.
Haftada 3 porsiyon kadar balık, kanda pıhtılaşmayı önleyerek damar tıkanıklığı riskini düşürür. İçinde bulunan Omega-3 asitlerinden maksimum faydayı alabilmeniz için somon, dil balığı ve alabalığı terci.. (
devamı )