En büyük ve en sade açılış sayfası
Olmazmi arama
tr
en
anasayfa siteler rssler
   
 Telefonvarmi.com'da binlerce cep telefonu sizi bekliyor. Telefonvarmi.com ile tanışmadıysanız buraya tıklayınız.

Seyahat - Otobüste RSS

Sayın Yolcularımız @ 27-07-2010 21:58
Yolcuların şaşkın kulakları ve bakışları arasında
Mecidiyeköy-Başakşehir istikametinde seyahat eden sayın yolcularımız, otobüsümüz İSTOÇ durağına gelmiştir. Hepinize hayırlı işler dileriz.

diyen 146M şoförünü alkışlıyoruz, bir de sonraki duraklarda durmayı unutmasaydı daha iyi olurdu ama olsun.

Toplu Taşıma Araçlarında Hayatta Kalma Rehberi @ 10-07-2010 17:30
Bugün Sabah gazetesinin Cumartesi ekinde Toplu Taşıma Araçlarında Hayatta Kalma Rehberi yazısı var. Paylaşmak güzeldir diyerek gözler önüne seriyorum.

İLK DURAKTAN BİNEN KAZANIR
Toplu taşıma araçlarına ilk duraktan binmekte her zaman fayda var. Eğer aceleniz yoksa, ilk durağa giderek araca buradan binmek hayatınızı kurtarabilir. Çünkü toplu taşıma araçlarının şanslıları, oturacak yer bulabilenlerdir.

EZİLME VE BOĞULMAYA KARŞI...
Yaz sıcaklarında toplu taşıma araçlarında hayatta kalabilmeniz için gereken şeylerden biri de 'yaşam üçgeni'. Yaşam üçgeni terimine, deprem haberlerinden alışığız. Göçük altında kalma ihtimaline karşı, yaşadığımız yerlerde, sığınabileceğimiz bir 'yaşam üçgeni' yaratmamız salık verilirdi. Ağzına kadar dolu bir toplu taşıma aracında sıkışıp kalmak da deprem kadar tehlikelidir. Bu nedenle, toplu taşıma araçlarında koltukların arkası ve kapı boşlukları, size bir yaşam alanı sağlayabilir, hatta ezilme ve boğulma tehlikesinden kurtarabilir.

HER YERE DE OTURULMAZ
Bazı araçlarda, boş bulsanız da oturmamanız gereken yerler vardır. Mesela orta kapının hemen arkasında, kapıdan cam bir panelle ayrılan koltuklar tehlikelidir. Çünkü otobüsteki hava akımı, cam panele takılarak size ulaşmayacak, boğulma tehlikesi yaşatacaktır. Dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta da güneşin nereden geleceğini hesaplamak. Yanlış bir hesaplama yaparak, güneşli tarafa oturmanız, kendinizi fırında hissetmenize neden olur. Ayrıca motoru arkada olan yeni nesil otobüslerin arka koltuklarından da kaçınmalısınız. Motor yanında oturmak, hararete neden olarak, su kaynatmanıza sebep olabilir!

YAŞAM KAYNAĞI: SU
Toplu taşıma araçlarında, yaz sıcaklarından korunmak için yanınızda su taşımanızı tavsiye ederiz. Üstelik suya sadece içmek için ihtiyacınız olmayacak. Sıcaklardan bunalmaya başladığınızda, suyu başınızdan aşağıya, ufak ufak dökerek serinleyebilirsiniz. Hayatınızı garanti altına almak için yanınızda bir de kitap bulundurun. Edebi açıdan olmasa da serinlemek için toplu taşıma araçlarında kitapların, yellemedeki faydası yadsınamaz.

CAM KENARI HAYAT KURTARIR
Yeni nesil otobüslerde ve metrobüslerde klima imkânı da var. Fakat bu her zaman rahat bir yolculuk yapabileceğiniz anlamına gelmiyor. Ama olsun. Klimanın etkisini katlamanın da yolları var. Klimanın sağladığı soğuk hava, cam kenarlarından üflendiği için, camlara yakın durmanızı öneririz. Camdan size ulaşacak hava, ineceğiniz durağa kadar hayatta kalmanızı sağlayacaktır.

TARTIŞMAYIN, VÜCUT ISINIZ ARTAR
Eğer bindiğiniz araç, klima teknolojisinden yoksunsa yapmanız gereken açık bir pencere bulmak. Kafanızı dışarı çıkararak serinleyebilirsiniz. Fakat tıkanan trafikte açık pencereler de etkisiz kalıyor. Bu arada açık pencereler, bazı oturan yolcuların tepkisini çekebiliyor. Hiddetlenmemek gerekir. Çünkü, bir tartışmaya girmek vücut ısınızı yükselterek sizi daha da terletecektir.

KALABALIĞI YARIN
Dişinizi sıkıp, ineceğiniz durağa kadar dayandınız, ama toplu taşıma mücadeleniz henüz bitmedi! Tıklım tıkış toplu taşıma araçlarında, inmek için kalabalığı yarmanız gerekecektir. Kalabalığın arasından geçebilmek için yanınızdaki herhangi bir eşyanızı kullanın ve geçeceğiniz yerlerde boşluk yaratmaya çalışın.

OKSİJEN BİRİKTİRMEYE BAKIN
Toplu taşıma mücadelesinin en zorlu evrelerinden biri de aktarma yaptığınız zamanlardır. Sıcak havada, güneş tam tepedeyken, özellikle metrobüs kullanıyorsanız aktarma yapabilmek için üst geçitleri aşmanız gerekecek. En iyisi yavaş adımlarla yürüyerek, bir sonraki yolculuk için oksijen biriktirmek. Çünkü yeni bir yolculuk sizi bekliyor.


Ekleme yapmak isteyen var mı? :)


Bizde şans yok ki @ 13-06-2010 22:44
Yer Mecidiyeköy metrosu. Düzenli bir anons: "Perona gelecek olan metro yolcu almayacaktır. Lütfen bir sonraki metroyu bekleyiniz" En az on kere söyledi sanırım.
Metro perona gelince içinde de yolcular olunca haliyle inanmıyoruz. biz bineriz bu metroya diyoruz. Huraaaaa! Sonra kös kös geri iniyoruz. Trenin ışıklarını söndürüyor vatman.
Metro tam hareket edecekken içerde kalanların olduğunu farkedince kapıyı bir kez daha açıyor, içerden 6-7 kişi iniyor ve kapıyı hemen kapatıyor, hareket ediyor.
Bir bakıyoruz, bir kızla bir erkek hala metronun içindeler. Alakasız yerde oldukları için birbirlerini tanımadıklarını varsayıyoruz.
Hemen arkamdakiler muhabbete başlıyor: "Abi baksana adam hatunla kaldı, karanlık da zaten. Bizde şans yok ki bize böyle bir şey denk gelsin!" "Evet abi ya hakkaten öyle."
Devamını dinlemiyorum muhabbetin, devam ediyormu bilmiyorum.


Fare bizden @ 21-05-2010 00:05
Mecidiyeköy metro girişindeki uzun koridorda (koridor denmez herhalde ama ne denir bilemedim) duvarın dibinde ceviz büyüklüğünde bir fare yavrusu, bakıyorum neredeyse hiç hareket etmiyor. Yoluma devam ediyorum, akbilimi basıyorum.
Güvenlik kişisini görüyorum, yanına gidiyorum ve "Orda fare var, haberiniz olsun" diyorum.
Güvenlik kişisi duruyor, düşünüyor ve "O fare buranın, evet" diyor.
"Tanıdık yani" diyorum
Evet anlamında başını sallıyor şapşal bir gülümsemeyle.
İçimden "bununla mı uğraşacağım" diyorum ve devam edip metroya biniyorum.

Aklınızda bulunsun, mecidiyeköy metroda küçük bir fare görürseniz korkmayın, tiksinmeyin, şaşırmayın.
O fare bizden:)

oturduğun yerden taksimetre hesaplamak @ 05-05-2010 15:27
http://taksiyle.com adresine girerek, harita üzerinden bulunduğunuz nokta ile gideceğiniz yeri seçtikten sonra taksimetrenin ne kadar yazacağını görebileceğiniz bir uygulama. Belirli tarayıcılarda bulunduğunuz noktayı tarayıcınızın keşfetmesini de sağlayabiliyorsunuz.

sevgili istanbul ulaşım sistemi @ 16-04-2010 14:02

Öptüm Bay'cı arkadaşlar yüzüncü mektuplarını İstanbul ulaşım sistemine yazmışlar. Mektubu okumak için buraya tıklayınız.




akbil fobisi @ 29-03-2010 21:21
Çekinirdim hep, o yüzden sık sık bindiğim zamanlarda biteceğini hissettiğim zaman gidip fazladan doldururdum çünkü bir 'akbil fobisi' geliştirmiştim kendi kendime: Bir gün otobüse bineceksin, akbili basacaksın ve 'yetersiz kredi' sinyali ötecek!

Herhalde bir yedi-sekiz aydır binmedim diye hatırlıyorum. Anahtarlıkta her zaman duran akbille cebimde, bindim otobüse ve akbili bastım: 'yetersiz kredi' yazısı çıktı! (Öyle bir şey yazıyor galiba).

Şoföre yanaşıp 'bu durumlarda size para mı veriyorduk' diye sordum. Adam 'evet' dedi. 'Ne kadar' diye sordum, 1.5 mu dedi 1.7 mi dedi tam algılayamadım. Üzerimdeki en bozuk paranın 50 TL olduğunu gördüm -nasıl olsa her gün deli gibi para bozuyordur - diye uzattım. Adam parayı eline alıp 'başka para yok mu?' diye sordu ve sonra daha cevabımı beklemeden, parayı iade edip 'sonraki binişinde iki defa basarsın' deyiverdi.

Beni bir sıkıntı bastı. Sonraki binişim ne zaman olacak, nereden bileyim? İçeriye hafiften bakındım tanıdık bir tip var mı diye, tüm tipler yabancı suratlardan oluşuyor, adamın yanında dikilip ne yapabileceğimi düşünmeye başladım. Hiç tanımadığım birinden yerime akbil basmasını rica etmek? O kişiye ne verebilirim ki? Bu opsiyon da çöpe gitti.

Hiçbir zaman para koymadığım ceplerimi de kontrol etmek o sırada aklıma geldi. Ve elimi atar atmaz üç tane metal paraya denk geldi elim. Cebimden çıkarıp bir baktım ki; 3 tane bir liralık!

Büyük bir huzur içinde şoförün yanına döndüm, 'ne kadar demiştiniz?' diye sordum adam hala 'boşver sonra verirsin' demekle meşgul. Cebimden bulduğum iki lirayı adama uzattım. Aldı ve koydu kenara. Tam yerime dönerken, onun yanında dikilen yolculardan biri bana bakarak 'hepimizin başına gelir, önemli değil, sonraki binişlerde fazladan basarsın' diyerek şoföre vokal yapıyordu gülümseyen yüzüyle fakat ben borcumu silmiş olmanın verdiği huzur ile ona sadece kafa sallayıp geçebildim yanından.

Şimdi bu postu girmek için görsel bakınırken şu aşağıdaki habere denk geldim. N'olacak. Helal olsun. Eve kadar gelebildim işte.



Çirkin @ 24-03-2010 23:55
Metrobüste üç hatun kişi, biri anlatıyor ikisi dinliyor:

- İşte buna okuyamazsın demişler, bu gaza gelmiş çok çalışmış, şurayı kazanmış, orda okul birincisi olmuş yatay geçişle hacettepeye gitmiş ordan da çok iyi dereceyle mezun olmuş şimdi x yerinde çok iyi maaşa çalışıyormuş.
*Ne kadar ki?
-Şu kadar
*İyiymiş gerçekten. Ama hala çirkin değil mi?
*-_ Eki eki eki evet hahaha
Güzel de değillerdi hani, yüzlerine söyleyesim geldi, söylemedim, ne bu kıskançlık yahu:)

Toplu taşıma araçlarının ücretsiz olması @ 13-02-2010 21:02

5Posta'nın friendfeed'inde gördüm. Aynen aktarıyorum:

Planka.nu İsveç ve Finlandiya'da toplu taşımanın ücretsiz olmasını savunan bir oluşum. Facebook sayfasının 10.000 üyesi var. Bu sayıyla tüm partilerin facebook üyelerinin toplamını geçmiş durumdalar. Aktivist Anna Nygård bunun siyasi partilere etkili bir sinyal gönderdiği görüşünde. Planka.nu aynı zamanda Türkçe. (Buradan.)

Bahsi geçen facebook sayfasını bulamadım fakat.

USB'li taksiler @ 12-02-2010 14:02

Dün birkaç takside birden bu yöntemin kullanıldığını gördüm. USB girişi olan Hyundai markalı arabaların oto teybine yerleştirilmiş USB Flash Disc'ler. 'Ne var bunun içinde' diye sordum, adam 'Müzik var' dedi ve hemen açtı. Teybin kaynakları arasında USB'yi bulup 'işte bu' dedi ve sonra oraya yüklediği şarkıları dinlemeye başladı. Sorduğum soru ile başlayan samimiyet sesin sonuna kadar açılmasına kadar ilerledi. Bir sonraki cümleme kadar arabanın içinde gümbür gümbür müzik sesi vardı. Sonra kıstı. Ben de sesi kısması için bir şey söylemiştim zaten. 'Sesi kısar mısınız?' cümlesini kurmamak için.

God forbid @ 20-01-2010 22:28

Dün geceki taksi macerasından.

Ön camın iki tarafında aynı bu aynadan vardı ve ikisinin altında da aynı şey yazıyordu: God forbid

Yazı tam olarak okunmasa da, çekeyim dedim. İkinci denemem olduğu için şoför emminin de dikkatini çekti ve fotoğrafa girivermiş oldu.



Otobüs camından içeri giren güneş! Çabuk dışarı çık! @ 14-10-2009 01:19
güneş resmi

Sabah sabah otobüsler de küçük çocukları görmek pek zordur. Ya onca kalabalığın arasında pek göze çarpmazlar ya da annesinin kucağında uykusuna kaldığı yerden devam ederler.

Neyse ki, güneşli bir gün rastladım bir tanesine. Tamam yine annesi vardır, evet kucakta gidiyordu. Ama bu sefer güneş de onunla birlikte gidiyordu. Gözlerine gelen ışığı eliyle kovuyordu. Annesine şunu dediğini duydum:

- Anne, gözüme güneş kaçıyor!

Aynı serzenişte bulunmama gerek kalmamıştı. İçimden geçenleri işte böylesine güzel anlatıyordu. Gözlerimizde hala çapaklar dolaşıyordu, göz kapaklarımız yine kapanmak istiyordu. Ağzımızı kocaman açıp şöyle güzelce esnesek ne olurdu? Derken, bir cevap duyuldu:

- Herkes gibi Güneş'de uyanmış. Herkes gibi herkese gülümsüyor.

Bu cevabı güneşten almışız gibi mutluyduk. Artık gözlerimiz kendiliğinden açılabilirdi. Gülümseyebilirdik.

Zaten öyle de oldu.

[resim: art.crazed]


Nilüfer'e Açık Mektup @ 27-07-2009 14:06

Sevgili Nilüfer,


Seninle ne zaman tanıştığımızı hatırlamıyorum, uzun zaman oldu. Her şehirlerarası ilişki gibi bizim ilişkimizde zor olacaktı, bu en baştan belliydi. Hele benim bu tür ilişkilerle ilgili rahatsızlığım göz önünde tutulunca belki de hiç dikiş tutmayacak bir şeydi bizimki... Yine de bir şekilde yürüdü, iyi - kötü, genelikle iyi... Bir ara kötü yola düştüğünü söylediler, gazetelere tvlere çıktın, hatta ailemden seninle görüşmemi yasaklamak isteyenler olduysa da ben yine de sevdim seni...


Fakaaat, artık herşey değişiyor, reform olacak demeye başladıktan sonra hiç değişmediğini görmek beni üzdü açıkçası, hatta derin yaralar bıraktı gönlümde... Bu ilişkiyle ilgili sana söylemek istediğim bazı şeyler var. Hiç istemem ama bunlar düzelmese belki de yollarımızın ayrılması gerekecek, belki de ben Kamil'e gitmek zorunda kalacağım. İşte listem:
  1. Gece yolculukları yastıksız olur mu yahu, derikoltuk yaptın da ne oldu. Gece yolculuklarında yastık istiyorum.

  2. TV koymuşsun koltukların arkasına pek güzel olmuş ama en az bir tane atyazılı film, 4 adet de radyo kanalı istiyorum.

  3. O Nilüfer Catering yazan kekler de portakal suyu da çok kötü, git anlaş birileriyle yahu. Kamil'e bak da örnek al. cık cık cık.

  4. Internetten alınan biletleri yine internetten ya da telefonla açık bilete çevirme şansı ver. Ne bu yahu bilet ipta edeceğim zaman mecbur şubeye gidiyorum. Hatta bunu artı bilet üteliğiyle alınan bütün biletler için uygulayabilirsin. Sonuçta artı bilet sistemine şifreyle giriliyor değil mi?

  5. Artı biletten kazanılan biletler de internetten alınabilsin, niye illa şubeye kadar yoruyorsun beni?

  6. Bolu Gökdemir Dinlenme Tesisleri ile olan arkadaşlığına saygı duyuyorum ama başka arkadaş mı yok sana yahu, yol ver gitsin.

  7. Kartal olsun, Kavacık olsun şehiriçi servislerin hareketi için 15 dakka beketme gecenin bir yarısında gelen yolcuyu. Hele başka yolcu gelmemesine rağmen bunu yapıyorsan ayıp sana. Yolculara en başta sorsan da güzelce planlasan şu servisleri ne güzel olur değil mi?

Şimdilik sana söyleyeceklerim bunlar Nilüfer. İyice düşün, bu arada ben de düşüneyim.

Senin.

Hüseyin

Kendi bloguma yazdım ama buraya da uyar dedim, can sıkıntısından böyle bir yazı çıktı idare edin artık:)



Kıtalar arası Hatlar.. @ 14-07-2009 17:12

Dün dolmuşta en önde oturuyorum, bildiğin Bostancı - Kadıköy dolmuşu. Dolmuştaki tarifede Bostancı - Taksim arasının kıtalar arası mesafe olarak gösterilmiş olması çok ilgimi çekti, ilçeler arasını anlarim, şehirler arası hatta ülkeler arası da olabilir ama kıtalar arası tarife kaç şehirde olabilir ki...

İstanbul Metrosunda Bir Yakarış @ 04-06-2009 11:04
Birkaç gün önce İstanbul metrosunda içler acısı bir olaya tanık oldum.

Metroyla 4. Levent'ten Taksim'e gidiyordum. Sanırım Gayrettepe durağından sonraydı, ayakta yolculuk eden bir adam durup dururken bağırarak insanlara seslenmeye başladı. Önce anlayamadım, bir şey satmaya çalışıyor sandım. Metroda satış yapan biri olsaydı benim bu konuda ilk tecrübem olacaktı, o yüzden biraz daha kulak kabarttım. Meğerse durum farklıymış. Adamın elinde bir fatura vardı ve "Allah rızası için biriniz şu faturayı ödesin" diye sesleniyordu tıkabasa dolu metroda. Çocukları olduğunu, işşiz olduğunu söyledi. Sonra ağlamaya başladı ve yavaş yavaş diz çöktü. İçim bir tuhaf oldu. Kimse yardım edemedi adama, ben de dahil. Biraz oturttular ve konuşmaya çalıştılar. Ama o adamın durumu böyle geçici çözümlerle düzelmez.

Ben bir öğrenciyim, ama eminim bir iş güç sahibi, bir işletme sahibi bir insan olsam o adamı oracıkta işe alırdım. Büyük konuşmak da istemiyorum aslında. Ama o kadar üzücü bir durumdu ki, bütün gün kendime gelemedim. Bir fatura için metrodaki insanlara yalvaranve diz çöküp ağlayan bir insan düşünün. Bir de "kriz teğet geçti de gitti" diyenleri.

"Kriz var mı gerçekten?" diyenleri sokağa davet etmek istiyorum. Zira saraylarda yaşadıklarını düşünüyorum.

Dürbünle otobüs beklemece @ 06-05-2009 18:47
Hikayemiz İzmir'den. Bora Bilgin'den. Süper fikirmiş:) Teşekkürler.

Ben bugün İzmir, Mersinli otobüs durağında elinde yeşil bir dürbünle otobüs bekleyen yaşlı bir adam gördüm.
Gelen otobüslerin numaralarına, otobüs daha uzaktayken bakıyordu.


Hizmet Almak İçin Hizmet Vermek @ 06-05-2009 02:36
Kulaklık takıkken otobüste bir kavga, tartışma çıktığını hissediyorsunuz ve kulaklığı çıkarıp ne olduğunu anlamaya çalışıyorsunuz ya(tabi sadece bu bloga yazmak için, yoksa meraklı değilim), işte o an o kavga sona ermişse hakkaten çok kötü hissediyorsunuz kendinizi. Merak ediyorsunuz, acaba yanımda benim gibi ayakta duran adama "Nooldu? Kavga mı çıktı? Kim kim? Ne dedi?" gibi sorular sorsam mı diye düşünüyorsunuz. Ama sormuyorsunuz tabi ki. Saçmalamayınız. Bu olay başıma 2-3 kere geldi. Kim bilir neler kaçırdım...

Ama bugün şanslıydım. Çünkü olay çıkaran adam tam yanımdaydı. Orta kapıdan otobüse bindi ve ben de oralarda yine kulağımda kulaklıkla takılıyordum. Aslında olay çıkarma doğru tanım değil bu adamın yaptığını tanımlamak için. Çünkü öyle sakin bir tavrı vardı ki. Sanırsın çalım atan Ergün Penbe. Öyle tepkiler veriyordu. Neyse, konuya dönelim. Bu adam otobüse orta kapıdan bindi. Otobüs çok dolu, insanlar tıkış tıkış. Normalde orta ve arka kapıdan binenler ne yapar? Muavine doğru para veya akbil uzatır. Bu adam hiçbir şey uzatmadı. Muavinin sesini duyar gibi oldum. "Eveet ücretleer" demiş olmalı. Yaşlıca bir amcaydı. Baktım günün kahramanında bir hareketlenme yok. Kulaklığı çıkardım. Üstelik çok da sevdiğim bir şarkı(RATM - Killing in the name) çalıyordu. Buna rağmen olayı kaçırmak istemedim. Adam gülümseyen bir suratla "Hizmet mi veriyorsunuz ki para veriyim?" dedi. "Şu otobüsün haline bakın, insan taşıması için yapılmış bu araç. Hayvan değil. Bana doğru düzgün hizmet ver ben de sana hakettiğin parayı vereyim." dedi. Çok sağlam konuştu adam. Öyle ki muavin hiçbir şey diyemedi. Baktı baktı, cevap vermekten vazgeçti. Sonra otobüs de etkilendi adamdan. "Şuraya bak ya daha çok otobüs koysunlar", "almasın artık kimseyi", "tıklım tıklım doldu otobüs böyle iş mi olur?" lafları konuşulmaya başlandı otobüsün farklı noktalarında. Sonra bir durağa geldik, yine orta kapıdan bir genç çocuk bindi. Elinde akbili var. Bizim lider ruhlu adamımız ona da müdahale etti. "Bu otobüste para almıyolarmış, ben vermedim sen de verme." Çocuk inanır gibi oldu önce. "Gerçekten mi? Neden ki? Olmaz ki öyle şey." tarzı laflardan sonra akbilini uzatmaya karar verdi. Fakat günün adamı yerinde durur mu? Çocuğa da anlattı bu protestosunun nedenlerini, hizmet almak istiyorsan tepki göstermen gerektiğini. Ama çocuk "Yasalara uymadan yasa beklenilmez. Uymak zorundayız." tarzı laflar edip olayı çoook başka boyutlara getirdi.

Ben ise oldukça eğlendim bu muhabbeti dinlemekten. Ben de böyle bir adam olabilsem keşke, otobüslere para vermesem bu sayede keşke. Bütün bir otobüsü istediğim yönde düşünmelerini sağlasam keşke. Ah ah. Ah be abi. Süpersin sen :)

Şişhane Metro @ 28-04-2009 23:02
ilk kez bindim bugün, Taksim'de aktarma yaparak. Şişhane'ye yaklaşırken hoparlör'den ses geldi:
-Şişhane' bu yöndeki son istasyonumuzdur.
Bu kaydı yapanlar Şişhane'nin o hat için ilk ve son durak olduğunun farkında mıydı acaba.

Metrodan indikten sonra bir km falan yürünüyor heralde güneşi görmek için. ama çıkarken bir oda gördüm ki evlere şenlik bir yazı kapısında, makina yoktu yanımda maalesef:
- köpek var girilmez!
metro, köpek, ben kimim Allah'ım, burası neresi???????

ters @ 28-04-2009 22:58
Tramvayın ters koltuklarından birine oturan adam ve kucağındaki 2-3 yaşındaki kızı:
-Baba bu niye arkaya doğru gidiyoooooo???
*:)))))))))))
Kızını kucağından indirip tramvayla aynı yönde olacak şekilde konumlandırdıktan sonra:
*Bak şimdi düz gidiyor.

Anne Burdan Hiç Otobüs geçmiyo @ 19-04-2009 23:09

Yer Beşiktaş otobüs durağı. Kahramanımız annesinin yanında duran 5-6 yaşındaki çocuk. Duraktaki panoda duraktan geçen otobüslerin gösterildiği kısmın boş olduğunu görünce:
Anne burdan hiç otobüs geçmiyomuuuşşşşşşşş
Ben bakıp gülünce en sevimli haliyle:
şey yani geçiyo da üstünü kağıtla bantlamışlar...
:)

Sen İstanbul'da yaşamıyo musun? @ 19-03-2009 17:13
Anadolu Yakasındaki Metrobüs'e ilk binişim, minibüsten in, üst geçitten geç, oradan yürü, derken kavuşuyorum sonunda. En sevdiğim şey bileti turnikede aldığınız için metrobüsün tüm kapıları sizin için biniş kapısı.. (Eskiden kapıların üstünde binilir, inilir yazıyodu, artık yok di mi?)
Orta kapıdan biniyor, oturacak yer olmasada kabalık olmayan otobüsün orta kapısının karşısında duruyorum. Bir yandan da elimde çantamdan çıkardığım aynayla rüzgardan dağılan saçımı başımı düzeltiyorum.
Derken yaşlı bir amca biniyor, kendisine yer veren genç adamın teklifini önce kabul etmeyip, diyor ki, yok yok, ben Ömür durağında inicem. Bu arada biz daha Acıbadem'deyiz. (Bilmeyenler için Anadolu yakasından Bahçelievler Ömür metrobüsle bile olsa yarım saatten fazla sürer yani) Neyse sonra oturuyo ve önünde ayakta duran çocukla sohbete devam ediyor.

- Ben Ömür durağında inicem.
- Tamam bu karşıya geçiyo zaten.
- Tamam ama Ömür durağında inicem.
- Peki
- Sen Ömür Durağını biliyo musun?
- Hayır bilmiyorum.
- Sen İstanbul'da yaşamıyo musun?
- İstanbul'da yaşıyorum.
- Peki Ömür Durağını nasıl bilmezsin.

Orada oturan başkaları anlatıyor, amca şurda inicen aktarma yapıcan diyo ama amca hala sorgular gözlerle adama bakıyor, genç adam amcadan tırsıyor.
Sonuç mu?
Adam benim durduğum yere doğru ilerleyip amcadan kaçtı, teyzeler amcaya nasıl gideceğini anlatmaya devam etti, ben aynama baktım...

pecemenk mi pezemenk mi @ 18-03-2009 16:08
Bugün bizim Savaş'la taksiye binip Maslak'taki işimizi halletmeye gittik. Giderken bindiğimiz taksinin şoförü, konu nasıl açıldı hatırlamıyorum ama muhabbeti bir yerden getirip küfür etme ihtiyacı hissetti ve 'pezemenk yahuu' diye bir cümle kurdu.

Dönüşteki takside de, adamın ağzı bir açıldı ve öyle bir gaza geldi ki... Küfürün bini bir para idi ve adam çok zengindi! Tüm parasını küfüre harcadı ve o sırada 'pecemenk herif hala dışarıda geziyo a.... k....' gibisinden bir cümle kullandı.

Karar verelim, hangisi doğru acaba: Pecemenk mi, pezemenk mi?

Parklanma @ 16-03-2009 14:05
Fotoğrafını çekip koymak istedim ama nasip olmadı yazayım bari dedim. Mecidiyeköy'de Teknosa'nın önündeki durağa yapıştırılan duyuru da şöyle yazıyor:
XYZ aracı saat 20.00 dan sonra Profilo AVM bölgesindeki aşırı parklanmadan dolayı vs vs
kelimesi kelimesine hatırlayamadım ne yazdığını ama İETT'yi Türkçemize parklanma kelimesini kazandırdığı için tebrik etmek lazım:)

mothandmoth @ 14-03-2009 04:21


Sürüş cihazlarıyla oynamaca @ 10-03-2009 14:11

Yukarıda görünmesi gereken fotoğraf, bir halk otobüsünden çekildi. Orada şunlar yazıyor: (Görünmüyor tabii ki, zorlamayın gözlerinizi)

Başlık: Güvenli bir sürüş için uyulması gereken kurallar

1. (Unuttum)
2. Sürüş cihazlarıyla oynamayın.
3. (Unuttum)

Bu arada durağımız gelmiş, küt diye kapı açıldı ve 'hadi oğlum' deyip kolumdan tutup çekip indirdikleri için bu fotoğraf böyle bulanık kaldı. Fotoğraftan ötürü midesi bulanan olursa, sıcak su içsin.

Otobüste

Gönderilme: 27.10.2007
Bakılma: 2563
Kategori: Seyahat
Etiket: otobus dolmus taksi vapur ego iett kamil-koc

Paylaş
Rapor Et


Benzer RSSler
Seyahat - colaba
Gönderilme: 27.10.2007
Bakılma: 440
Seyahat - TuRiZM@SaNaTtIR
Gönderilme: 27.10.2007
Bakılma: 724
Seyahat - Amerikadan Görüntüler
Gönderilme: 27.10.2007
Bakılma: 952
   
Olmazmi.com