İslam Medeniyeti @ 02-12-2007 05:26
Ameliyat ve Cerrahi
* Ali Bin Abbas (? - 994) 1000 sene önce ilk kanser ameliyatını yapan müslüman bilim adamıdır.
* Ebu'l Kasım El Zehravi'nin (936 -1013) bulduğu ameliyat yöntemleri ve 200 civarında alet hâlâ kullanılmakta.
* Ammar (11. yüzyıl) ilk katarak ameliyatını kendine has biçimde yapan alimdir.
* İbni Ebi Useybia (1203 - 1270) tıp tarihi hakkında eşsiz bir eser veren doktordur.
* Sabuncu Oğlu Şerefeddin (1386 - 1470) Fatih devrinin ünlü doktor ve cerrahlarındandır.
Anatomi
* Ali Bin Abbas (? - 994) kılcal damar sitemini ilk defa ortaya atan bilim adamıdır. Eski çağın en büyük hekimlerinden olan Hipokrates'in (Hipokrat) doğum olayı görüşünü kökünden yıkmıştır.
* İbn'ün Nefis (1210 - 1288) küçük kan dolaşımını bulan ünlü bir islam alimidir.
* İbrahim Hakkı Erzurumi (1703 - 1780) en ünlü eseri Marifetnâme'de insan fizyolojisi ve anatomisinden bahseden büyük bir mutasavvıftır.
Astronomi
* Maaşallah (? - 815) meşhur islam astronomlarındandır.
* Battani (858 - 929) dünyanın en meşhur 20 astrononumdan biridir.
* Ebu'l Vefa (940 - 998) meşhur bir astronomi bilginidir.
* İbni Yunus (? - 1009) Galileo'dan önce sarkacı bulan astronomdur.
* Beyruni (973 - 1051) dünyanın döndüğünü ilk bulan bilim adamıdır.
* Cabir Bin Eflah (12. yüzyıl) ortaçağın en büyük astronomlarından.. (
devamı )
Kilise Kurbanları @ 02-12-2007 05:23
Antikçağ Ve Ortaçağ
Antikçağ ve ortaçağda hristiyanlığı yaymak için birçok millet göç etmeye zorlanmış, işkencelere maruz kalmış ve tarihten silinmiştir.
Montsegur:
Engizisyon
Katolik kilisesi 10 milyon insanı katletmiş ve sayısız kişiye de işkence uygulamıştır.
1209 yılında Beziers´in fethedilmesiyle 22 bin kişi öldürülmüş ve 1244 yılında 215 kişi toplu olarak yakılmıştır.
İspanyol Torquemeda 10 bin kişiyi yakarak öldürtmüş ve 100 bin kişiyi de kürek mahkumiyetine çarptırmıştır.
Engizisyonun baş figuranlarından Pedro Arbuen´e, Papa IV. Pius tarafından "yücelik" ünvanı verilmiştir.
Haçlı Seferleri
Haçlı seferlerinde 1096 - 1291 yılları arasında yazar Hans Wollschäger´e göre 22 milyon insan hayatını kaybetmiştir.
1099 yılında Kudüs´ün feth edilmesiyle 70 bin Müslüman ve Yahudi katledilmiştir.
Kabirden Gelen Koku Mestediyor @ 08-08-2007 06:30
Mersin'in Tarsus ilçesindeki Makam Camii'nde bulunan Hz. Danyal Peygamber'in (as) mezarından yayılan güzel koku hissedenleri etkiliyor.
Makam Camii'nin eski görevlisi Veysel Alışkan, mezarı ziyarete gelen bazı vatandaşların güzel kokuyu hissettiklerinde kendilerinden geçtiklerini anlatıyor.
Tarsus Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz'ın 1996 yılında Hz. Danyal'ı (as) gördüğü rüyanın ardından başlatılan kazılarda sona gelindi. Bir süre önce Hz. Danyal Aleyhisselam'ın mezarına ulaşıldığını belirten imam Veysel Alışkan, o anı şöyle anlatıyor:
"Yaklaşık 8-10 metre aşağıda kazı çalışması yaparken işçilerden biri, farkında olmadan Hz. Danyal'ın (as) kabri üzerindeki horasan harçlı yapıya kazmayı vurunca düştü bayıldı. Bu horasan harcının üzerinde işlemeli mozaikler var. Harcın üzerinde yine iki kat asfalt bulunuyor. Kabrin yerinin tespit edilmesinde ben şuna şahit oldum. Dışarıdan gelen bazı ziyaretçiler bana güzel kokular geldiğini ve kendilerinden geçtiklerini söylediler. Ben de dualar okuyarak mezarın etrafında dolaştığım zaman aynı kokuyu hissettim. Çok güzel bir koku bu, hisseden insanları adeta kendinden geçiriyor."
Makam Camii görevlisi Kenan Eker ise: "Hz. Danyal (as), rüyasına girdiği Başkan Kocamaz'a, 'Evladım üzerimdeki çamurları temizle' demiş. Bunun üzerine başkan harekete geçerek, kazı çalışmaları başlattı." dedi.
Haberalemi
.. (
devamı )
Yabancı Gözüyle Türkler ve Osmanlı @ 06-08-2007 20:30
Fransız şair Lamartine:
"Türkler bir ırk ve millet olmak haysiyetiyle yeryüzünün en şerefli insanlarıdır. Karakterleri pek asil ve yücedir... Asaletleri alınlarında ve amellerinde yazılıdır... Onların yurdu efendiler diyarıdır, kahramanlar, şehitler ülkesidir. Bence insaniyete şeref veren böyle bir milletin düşmanı olmak insanlığın düşmanı olmaktan farksızdır. Böyle bir lekeden Allah beni korusun."
Ünlü Türkolog Franz Babinger:
"Padişahın imparatorluğunda herkes kendi halinde bahtiyar olabilirdi. Mutlak bir dini hürriyet hüküm sürerdi ve kimse şu veya bu inanca sahip olduğundan dolayı bir zorlukla karşılaşmazdı."
Boğdan Beyi Büyük Stefan'ın ölüm döşeğinde oğullarına vasiyeti:
"Belki de yakında himayeye muhtaç olacaksınız. Asla Rus'a yanaşmayın, haindir sizi yok eder. Fakat kendinizi Osmanlılar'a emanet edin, adil ve merhametlidirler."
Protestan Mezhebi'nin Kurucusu Martin Luther:
"Sizin gibi gözü doymaz prenslerin, toprak ağalarının ve burjuvaların idaresi altında yaşamaktansa, Osmanlılar'ın idaresi fakirlere daha hayırlıdır."
Fransız Yazar J. Michelet:
"1526'da (Mohaç'a giden) 200.000 kişi ekilmiş tarlalara ayak basmadan ve tek bir ot koparmadan imparatorluğun Rumeli yakasını bir baştan bir başa geçmiştir."
Romen Tarihçisi ve Devlet Adamı Iorga:
"Bir asır içinde yerlerini Osmanlı İmparatorluğu'na terk eden Balkan Hıristiyan Devletleri umumiyetle sanıldığı gibi Hıristiyan dinini yoketmek isteyen mutaassıp bir düşmanın sebep olduğu dini bir katastrofla ortadan kaldırılmış değildirler."
Fransız Tarihçi Fernard Grenard:
"Türk hakimiyetinden yerli Hıristiyanlar bu bakımdan da memnundular ki Türkler gelmeden önce ülkeleri devamlı asayişsizlik ve tahribat içindeydi. Şimdi ise sükun hüküm sürüyordu... Viyana bozgunundan so.. ( devamı )
'İslam, Muhammed'in icadı' Diye Öğretildi @ 04-08-2007 09:30
1931’de T.T.T. Cemiyeti Tarafından yazılan ve 1941 yılına kadar liselerde okutulan Tarih kitaplarında, İslam dini ve peygamberi Hz. Muhammed’le ilgili hakarete varan ifadeler kullanılıyor. Kitapların 2. cildi’nde “İslam Tarihi” başlığı ile verilen bölümde Hz. Muhammed’den “Muhammed” diye söz ediliyor ve “İslam dinini kendisinin icat ettiği, 12 yıl boyunca ancak 150 kadar kişiye İslam’ı kabul ettirdiği” öne sürülüyor.
İlk kez 1931 yılında basılan “Kemalist Eğitimin Tarih Dersleri” kitabında İslam ve Hz. Muhammed’le ilgili ilginç “küçümseyici” ifadelere yer verildiği ortaya çıktı. 1932’de de T.T.T. Cemiyeti Tarafından yazılan ve 1941 yılına kadar liselerde okutulan Tarih kitaplarında, İslam dini ve peygamberi Hz. Muhammed’le ilgili hakarete varan ifadeler kullanılıyor. Geçtiğimiz yıllarda Kaynak Yayınları’nca da basılan kitapların 2. cildi’nde “İslam Tarihi” başlığı ile verilen bölümde Hz. Muhammed’den “Muhammed” diye söz ediliyor ve “İslam dinini kendisinin icat ettiği, 12 yıl boyunca ancak 150 kadar kişiye İslam’ı kabul ettirdiği” öne sürülüyor.
“.. Muhammed 40 yaşına geldiği zaman vatandaşlarını kendisinin bulduğu ve doğru olduğuna inandığı yeni bir dine davete başladı.. Muhammed, Mekkelileri 12 yıl, sürekli bu dine davet etmişse de, bu müddet içinde, ancak 150 kadar adama İslamiyet’i kabul ettirebilmiştir.. Muhammed’in koyduğu esasların toplu olduğu kitaba Kur’an denir..”
VAHİY VE İLHAM BÖLÜMÜ
Vahiy başlığı bölümünde de, peygamberlere şair benzetmesi yapılarak onlara cinlerden ilham geldiği iddia ediliyor. “Tarihi açıdan da incelendiği zaman görülüyor ki, Muhammed birdenbire “Allah’ın resul.. ( devamı )
Alphonse Marie Louis De Lamartine ve Hz. Muhammed (s.a.v.) @ 02-08-2007 23:22
Lamartine, gerçekleştirdiği iki doğu seyahatinden sonra Müslümanları daha yakından tanıma imkanını bulur. Sadece kiliseyi ve papazları değil Hristiyanlığın temellerini de sorgulamaya başlar. "Türkiye Tarihi" (Histoire de la Turquie) adlı eserinde döner dolaşır bu mevzuya parmak basar.
Lamartine, İslam tarihini okudukça Efendimize (sallallahü aleyhi ve sellem) olan hayranlığı artar. "Yalancılık aynı zamanda ikiyüzlülüktür" der, "yalanda doğrunun kudreti bulunmaz. Onlar inandırma gücünden mahrumdurlar. Bir cismin atılırken varabileceği yer, fırlatma gücü ile, manevi ilhamın gücü ise meydana getirebildiği eserlerle orantılıdır. Buradan hareketle, çok sayıda eser vücuda getiren, çok uzak bölgelere yayılan ve uzun zamandan beri kudretini muhafaza eden bir din samimi inandırıcı, hasılı hakikat olmalıdır."
Efendimize hayran
Lamartine, Fahr-i Alem'in (Sallallahü aleyhi ve sellem) hurafe ve putlara karşı kahramanca duruşuna, putperestlerin hiddetine aldırmayışına, tevekkülüne, tahammülüne, sabrına, cesaretine bayılır. Yine ona göre Medine'ye hicreti, kendisinden çok güçlü düşman ordularıyla savaşması, felaketler karşısında bile yıkılmaması, Allah'a olan muhteşem bağlılığı, tebliği, teşvikleri, vaazları nasıl büyük bir imana sahip olduğunu gösterir ki, ayakta alkışlanmalıdır.
"Dünyada başka hiç kimse, önüne O'nunkinden daha büyük bir hedef koymamıştır: Allah'la insan arasına sokulmuş bâtıl inançları ortadan kaldırmak; puta tapıcılığın maddî ve çarpık kaosu arasında aklî ve kutsal bir ilâh kavramını savunmak...
Dünyada başka hiç kimse, bu kadar zayıf vasıtalarla, insan gücünün bu kadar fevkinde bir işe girişmemiştir. Böylesine büyük bir hedefe yürürken yanında çölde yaşayan bir avuç insandan başka yardımcısı yoktur.
Dünyada başka hiç kimse O'nun gerçekleştirdiği ölçüde ve kalıcı bir inkı.. ( devamı )
Yunanistan Karagöz'e Patent Alıyor @ 28-07-2007 08:30
Yunanistan, imambayıldı, baklava gibi yiyeceklerin ardından şimdi de geleneksel gölge oyunumuz Karagöz ve Hacivat'ı sahiplenmeye çalışıyor.
Yunanistan, Avrupa Birliği'ne başvurup gölge oyununun patentini almak için harekete geçti. Yaratıcı Çocuklar Derneği İzmir Şube Başkanı Arzu Yıldırım, yeterli önemi vermediğimiz kültürümüze başka ülkelerin sahip çıktığını belirterek "Bugün Yunanlı gösteri grupları başka ülkelerde Karagöz turneleri düzenliyor. Geleneksel gölge oyunumuzun kültürümüzde yeri çok büyük. Karagöz'ü kaptırmamak için harekete geçmeliyiz" dedi.
Ilginchaber
.. (
devamı )
Misyoner Maccellan'ı Hangi Müslüman Öldürdü ? @ 27-07-2007 17:32
Dünyaca ünlü Portekiz asıllı kaşif Ferdinand Magellan'ın, Filipinlere gerçekleştirdiği misyonerlik faaliyetleri sırasında ülkenin yerli liderlerinden ve daha önce İslamiyeti seçen Lapu Lapu tarafından öldürüldüğü ortaya çıktı.
Dünyanın küre şeklinde olduğunu ispatlamak amacı ile İspanyol krallığının himayesinde keşif seyahatine çıkan, yani emperyalizmin keşif kolunun başını çeken Macellan, gezileriyle ve keşifleriyle meşhurdur.
Bu şöhretin çok az bilinen başka bir tarafı var; Macellan aynı zamanda Filipinleri Hıristiyanlaştırma faaliyetlerine katılarak Müslümanlara karşı haçlı ruhuyla savaşmış biridir.
Macellan'ın gezilerinin sebebi Hint altkıtasındaki çok çeşitli değerli baharatların yetiştiği "Baharat Adaları"na ulaşarak onları İspanyolların hizmetine sunmaktı. Ancak seferlerinden birinde okyanusun şiddetli fırtınaları arasında, günlerce akıntılarda sürüklenip dalgalarla boğuştuktan sonra yolu ve adamlarını kaybetmişti. Gemisi Filipinlerin Limasava sahilinde karaya vurunca Filipin adalarını karşısında bulan Macellan baharat adalarına ulaştığını sanmıştı.
FANATİK HIRİSTİYAN: MACELLAN
Macellan fanatik bir Hıristiyandı ve İslâm'dan ve Müslümanlardan nefret ediyordu. Lapu LapuMüslümanlar öteden beri Filipin adalarını biliyor ve oraya "Mihrac Adaları" diyorlardı. 1380 senesinde Çin ve Sumatra'dan gelen Arap tacirler ve davetçilerin sayesinde Filipinlerde islâmiyet yayılmaya başladı.
İspanyollar Filipinlere geldiğinde İslam çoktan Manila sınırlarına ulaşmıştı. Filipinler 7000'den fazla adadan oluştuğu için Müslümanlar bütün adalara ulaşamamıştı ve bu sebeple bazı adalar İslâm'ın aydınlatıcı ışığıyla tanışmamıştı.
1521senesinde Ferdinand Macellan komutasındaki İspanyollar Filipinlere ulaştılar ve Cebu adası valisiyle ilişkiler kurarak bir anlaşma yaptılar.
Anlaşmaya gö.. ( devamı )
Asla "Neden Ben?" Demeyin! @ 25-07-2007 12:30
Meşhur Wimbledon'un ilk zenci Şampiyonu Arthur Ashe kan naklinden kaptığı AIDS'den ölüm döşeğindeydi..
Hayranlarından biri sordu.. "Tanrı böylesine kötü bir hastalık için neden seni seçti?"
Arthur Ashe cevap verdi..
"Tüm dünyada 50 milyon çocuk tenis oynamaya başlar, 5 milyonu tenis oynamayı öğrenir, 500 bini profesyonel tenisçi olur, 50 bini yarışmalara girer, 5 bini büyük turnuvalara erişir, 50'si Wimbledon'a kadar gelir, 4'ü yarı finale, 2'si finale kalır. Elimde şampiyonluk kupasını tuttuğum zaman Tanrı'ya 'Neden ben?' diye hiç sormadım. Şimdi sancı çekerken, Tanrı'ya nasıl 'Neden ben?' derim?.
Mutluluk insanı hoş yapar. Başarı ışıl ışıl.. Zorluklar güçlü.. Hüzün insanı insan yapar, yenilgi mütevazı..
Tarihin mübarek hatunlarından Rabiatül adeviye bir gün başı ağrıyınca bir tülbenti başına sarıvermişti. Sarıvermesi ile çıkarıp atması bir olmuş. Kendi kendine” Ey utanmaz nefsim. Rabbim yıllar boyu sağlık, afiyet verdi. Birgünden bir güne bu sağlığını belirtecek bir zünnarı başına sarmamışken, bir defacık başın ağrıyınca başına bu zünnarı bağlayıp, dünya aleme ilan etmeye haya etmiyormusun” diye nefsine öfkelenivermiş.
Başınıza gelen sıkıntı ve müsibetlerde dahi ALLAH’a asla 'Neden ben?' diye sormayın. Şekva etmeyin. Sabrederek ve size verdiği nimetlere teşekkür ederek karşılayın. Ne olacaksa olur zaten.
Hoştur bana senden gelen
Ya hilat yahut kefen
Ya taze gül yahut diken
Kahrın da hoş lutfun da hoş.
Gelse celalinden cefa
Yahut cemalinden vefa
Ikisi de cana safa
Kahrın da hoş lutfun da hoş...
Gidaraporu
.. (
devamı )
Dünya'nın En Büyük Donanması @ 24-07-2007 16:30
Osmanlı Devleti'nin birçok liman şehrinde tersanesi vardı. Ama en büyüğü olan ve şöhreti dünyayı kaplayan Haliç üzerindeki İstanbul Tersanesi'ydi. Bu tersanenin dünyada eşi yoktu. Hiç bir tersane burası kadar gemi kızaklayamaz, işçi çalıştıramazdı. Akla gelebilecek her türlü sanat erbabı mevcuttu. İşçilerin çoğu hristiyan esirlerdi. Ama bedava değil, ücretle çalıştırılırlardı. Ücretlerini biriktirenler değerlerini öderler, hür olur, memleketlerine dönerlerdi. Ustaların ve mühendislerin hepsi Türk'tü. Tersanede çalışanların sayısı yaklaşık 20.000'di. İstenildiği an, bir yıl içinde, Venedik donanmasının bir eşini inşa etmek ve donatmak mümkündü. Denizci bir ülke olan Venedik bile, Osmanlı Devleti ile barış halinde olduğu zamanlarda bu tersaneye kadırga ısmarlardı.
Barbaros'un vekili Hasan Reis'in Cezayir'i almak için gelen Haçlı Kuvvetlerini bozguna uğrattıktan sonra Padişah'a sunulmak üzere gönderdiği hediyeleri getiren leventlerin bir kısmı İstanbul’a ilk kez gelmişlerdi. Çoğu Anadolu’nun küçük köylerinden Cezayir’e gittiklerinden İstanbul’u büyük bir şaşkınlık, heyecan ve hayranlıkla gezmişlerdi. Tersane-i Hümayun’da yaklaşık 20.000 kişinin 100'e yakın gemiyi inşa etmek için hep birlikte karınca gibi çalıştıklarını görünce, hayretlerinden dilleri tutuldu ve bu derece kudretli bir devletin tebası oldukları için Allah’a şükrettiler.
Türk Denizciliği, bu göz kamaştırıcı başarısını; üst düzeydeki denizcilik bilgisine, gemi yapımındaki üstün tekniğine, günümüzde bile hayranlık uyandıran lojistik destek sistemi ve üs zincirine, sahip olduğu mükemmel düzeydeki deniz haritalarına ve en önemlisi tüm bu konuları değerlendirip uygulayabilecek, inançlı ve üstün nitelikte denizciler yetiştirmesine borçludur. Osmanlılar, kadırgaları, barçaları, pergendeleri, baştar.. ( devamı )