KAFKASYA ÜZERİNE @ 28-08-2008 12:32

kafkasya haritası
Şu sıralar Gürcistan aracılığıyla Batı'nın ve Güney Osetya aracılığıyla da Rusya'nın askeri çatışmasına sahne olmuş olan, Türkiye'nin belki de kaderini tayin edecek Kafkasya üzerine bu yazıyı Hafif camiası ile paylaşmak istiyorum.
Kafkasya üzerine kısaca coğrafya bilgisi sunarak başlamak gerekirse; doğu tarafında Hazar Denizi, batı tarafında Azak Denizi ile Karadeniz olmak üzere Dünya haritası üzerinde oldukça önemli bir alanı kaplamakta. Kafkasya olarak, Kırım'ın doğusundaki Taman Yarımadası'ndan, Bakü'nün de üzerinde bulunduğu Hazar Denizi'nin batısındaki Abşeron Yarımadası'na kadar uzanan dağlık bölge isimlendirilir.
devamını oku »
ilgili yazılar
bu yazı Alpharabius tarafından hafif.org adresli sitede yayımlanmak üzere yazılmıştır. kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.
etiketler: kafkasya, türkiye, avrupa, abd, jeopolitik, jeostrateji, enerji, petrol, doğal gaz, hazar denizi, orta asya
Reklamları İzlediniz @ 27-08-2008 14:26
Takip edenler (varsa) bilirler, ben televizyon reklamlarını hiç sevmem ve sık sık eleştirir ya da alay ederim. Ek bir bilgi daha, özel televizyon hizmeti veren bir kurumdan hizmet alıyorum ve alışılmış kanalların hiç birisini seyretmem, dolayısıyla reklamlardan olabildiğince yalıtılmış yaşıyorum. Ama ne kadar yalıtılsanız da fayda etmez, yine de bir yolunu bulup hayatınıza giriyorlar.
Bir çikolatalı gofret reklamı var örneğin. Gencecik kızımız internetten erkek arkadağının "profiline" bakıyor, orada filanca kızla fotoğrafını görünce çok kızıyor, hemen kankasını arayıp dert yanıyor. Telefonu kapatırken kitaplar devriliyor, bir kutu düşüyor falan gibi muhtelif talihsizlikler daha oluyor. "Öfff" derken çekmecede bir çalar saat çalıyor. Çekmeceyi açınca onlarca reklamı yapılan ürünün üzerinde bir çalar saar görülüyor. Kızımız bizim üründen bir ısırık alınca, bilgisayar ekranındaki sayfayı kapatıp, oğlanın fotoğrafının bulunduğu çerçeveyi de deviriyor.
Herşey bir yana, gofret yemek için çalar saat kuran birinden kime ne hayır gelir? O çalar saati çekmeceye koymak nasıl bir akıldır? Bir gofret yiyince erkek arkadaşını bırakan kız imajının hedef kitlesi nedir? Bayıla bayıla yediğim gofreti şimdi yerken aklıma bunlar takılıyor yahu. O zekaya sahip kızımızı, çekmecedeki çalar saati ısırmadığı için de özellikle tebrik etmek istiyorum ben buradan.
Tahmini hedef kitle: "Erkek arkadaşlarının internette başka kızılarla fotoğraflarını görünce sinirlenen kızlar."
Tahmini mesaj: "İlişki dediğin, bir ısırık kadar sürer."
Evinde başka bir ülkedeki kızıyla internetten yazışan bir babanın, kızının aniden gelip onun şaşırtması üzerine kurulu bir reklam var. O kız eve öyle gelip de babasının gözlerini kapatsa, bence o adam kalpten ölürdü. Hadi ölmedi idyelim kendine gelmesi en az bir 10 dakika sürer, kendine geldiğinde de sarılmak yerine ya küfreder ya da döverdi. Zaten söz konusu firmanın bu konudaki bütün reklamları "duygusal" konular üzerine. "Sömürü" demeye dilim varmıyor.
Bir zamanlar, "Reklamlar" ön duyurusuyla hayatımıza dahil olan reklamların şimdi bir de izlediğiniz (izlemeye çalıştığınız) filmin ortasında zart diye hayatınıza giren çeşitleri türedi. Bunların bir yerinde "Tanıtıcı reklam" gibi bir mesaj yazılı oluyor. Ötekiler tanıtıcı değil de bir tek bunlar mı tanıtıcı, nedir anlayamadım. Genellikle hep aynı kurumun reklamları aynı kanalda bu şekilde yayınlanıyor. Bir tür sponsorluk söz konusu sanıyorum. Ve tabi ki, bu kuşakta fazladan bir ücret talebi de aynı sözün konusudur. Milleti baymak ve markadan soğutmak için fazladan para vermek, benim ne olduğunu anlayamadığım bir düşüncenin ürünü sanıyorum. Asıl reklam kuşağının spotu bu tanıtıcı reklamdan sonra yayınlanıyor.
Öyle kontrolsüz giriyorlar ki bunlar, kanal değiştirene kadar bir kısmını seyretmiş oluyorsunuz. Hatta bunlardan bir banka reklamı bende "duyduğum anda ayağa kalkıp mutfağa ya da tuvalete gitmek" gibi bir şartlı reflekse neden oldu. Ayıptır söylemesi, tam tuvaletten çıkarken müziği duysam tekrar geri dönmem gerekiyor. Böbreklerime işlemiş işte, düşünün.
devamını oku »
ilgili yazılar
bu yazı semazem tarafından hafif.org adresli sitede yayımlanmak üzere yazılmıştır. kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.
etiketler: reklam, televizyon, medya, dizi, film, kanal, reklamlar, iletişim, görsel medya
Osmanlı Hükümdarı Osman Bey'in, Yiğit Ve Bahadır Oğlu Orhan Gazi @ 24-08-2008 11:42
Gazi, Sucau'd-dünya ve'd-din, Ihtiyaru'd-din ve Seyfu'd-din gibi unvanlara sahip olan
Orhan, Tahtı kardeşine bırakmayı teklif edecek kadar da mütevazı bir kişiliğe sahip ancak kardeşi bu teklife sıcak bakmamış ve yardımcısı olarak kalmıştır.
Enerji ve ustalıkları ile çevresindekileri etkilemeyi başaran bir hükümdar.
Diğer padişahlar gibi toprağı genişletmesi gerektiği bilinciyle yola çıktığında hedefi babası gibi güçlü olabilmekti. 38 yıllık idare dönemi olmuştu.
Görünüşü insanları kolay etkisi altına alabilecek kadar görkemliymiş. Huy olarak ise mülayim bir yarısı varmış.
Zaten bu genelde o kültürü almış halkı idare edecek mevcudiyete sahip olunması gereken bir özellik. Halk kendine yakın bulduğu, kaprisi olmayan, kendine tepeden bakmayan ve adil olabilen yönetici ister, bulunca da yanında yer alır. Yoksulları hep gözetir hatta onlara verilecek hizmette kullanılan ocağı bile kendisinin yaktığı görülmüş. Kısacası yoksulun hakkını gözetecek kadar yürekli bir insan. Birçok
fetihlerde bulunmuş ve başarılı sonuçlar elde etmiştir.
devamını oku »
ilgili yazılar
bu yazı zaynakim tarafından hafif.org adresli sitede yayımlanmak üzere yazılmıştır. kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.
etiketler: osmanli tarihi, orhan gazi, padişah, hükümdar, fetih, süleyman paşa, sultan murad, ibrahim, halil, kasim, imparator iii. andronikos, asporça hatun, nilüfer hatun, kantakuzenos, magribli fas seyyah ibn batuta, medrese, selçuklu divan dairesi, beylik, osmanli fütuhati, anadolu müslüman türk tarihi, muhammed faruk
Bir Türk Seri Katil/ Kolici- 2 @ 22-08-2008 15:26
Kaldığımız yerden devam;
Türk polisi yakalar...
Ali Rıza İdrisoğlu'nun yakınları mimar ve koleksiyoner Ali Bey'in bir telefon görüşmesi üzerine evden çıktığı beyanında bulununca telefon kayıtları araştırıldı ve son görüşmenin Orhan Aksoy ile yapıldığı belirlendi. Üstelik söz konusu kişinin bir çok sabıka kaydı vardı. 23 Ocak Salı günü Bursa'da bir hamburgercide yakalanan Orhan Aksoy'un üzerinden çıkan eşyalardan bazıları şunlardı; Ali Rıza İdrisoğlu'na ait mezuniyetinden kalma Boğaziçi amblemli bir yüzük, Ömer Şeker'e ait cep telefonu, Ali Rıza İdrisoğlu'na ait olması muhtemel Osmanlı tuğrası işlemeli gümüş bir kolye.
devamını oku »
ilgili yazılar
bu yazı mansonilized tarafından hafif.org adresli sitede yayımlanmak üzere yazılmıştır. kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.
etiketler: cinayet, katil, seri cinayet, psikiyatri, travma, şiddet, plastik silikon, domuz bağı, koli
Bir Türk Seri Katil/ Kolici- 1 @ 22-08-2008 10:30
Orhan Aksoy kimdir?
16 eylül 1971 yılında Samsun’un Bafra ilçesi Engiz beldesinde inşaat işçisi Ahmet ve karısı Hacere ikinci oğullarını dünyaya getirdiler. Adını Orhan koydular, Orhan Aksoy. Orhan ve ağabeyi Muharrem’in sonradan 6 kardeşleri daha oldu. Küçük bir evde geçim sıkıntısının pençesinde dayak yanlısı bir ailenin reisliğini yaptığı on kişilik bir aile…
Aksoy ailesi Orhan bir yaşına bastığında Bursa’ya taşındı. Orhan Aksoy zar zor ilkokulu bitirdi ve bir daha okula gitmedi.
devamını oku »
ilgili yazılar
bu yazı mansonilized tarafından hafif.org adresli sitede yayımlanmak üzere yazılmıştır. kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.
etiketler: cinayet, katil, seri cinayet, psikiyatri, travma, şiddet, plastik silikon, domuz bağı, koli
Çağının Ötesinde Sıradışı Bir Hükümdar: Sultan 2. Mehmed'in Sanat Anlayışı @ 17-08-2008 22:00
Sultan 2. Mehmed’in, büyük Rönesans üstadlarından Michelangelo'yu Topkapı Sarayı’na davet ettiği ve bu davetin memnuniyetle kabul edildiği biliniyor; lakin, bu büyük üstadın ziyareti Papa 5. Nicolas’nın müsadesine takılmış ve gerçekleşememişti. (De Osa, 1982) Yine de aynı dönemin ünlü ressamı Gentile Bellini (Fatih’i resmeden ilk ressamdır) ve madalyon sanatçısı Costanza Di Moysis ( Costanzo Di Ferrara olarak da bilinir) sarayda ağırlanmışlar ve 2.Mehmed tarafından patronize (himaye) edilmişlerdir. Fatih’in batının yaşam tarzına ve sanatına olan ilgisini örneklendirmeye devam edeceğim, ama şimdi şu soruyu sormak gerekiyor: Böylesine büyük bir ‘müslüman’ hükümdarın, İslami inanışın yasakladığı aktivitelere olan ilgisi nereden kaynaklanıyordu?

(1480) Gentile Bellini'nin 'Sultan Fatih' portresi tipik bir Rönesans eseridir. Üzerinde bulunan 7 adet taç, Fatih'in 7. Osmanlı padişahı olduğunu simgeliyor. Bugün Londra Ulusal Galerisi'sinde sergileniyor
devamını oku »
ilgili yazılar
bu yazı fortiori tarafından hafif.org adresli sitede yayımlanmak üzere yazılmıştır. kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.
etiketler: osmanlı, fatih sultan mehmed, osmanlı imparatorluğu, sanat, osmanlı sanatı, rönesans, sultan 2. mehmed, aya sofya, ayasofya, topkapı sarayı, topkapı sarayı müzesi, constantine, batı sanatı, resim, heykel, heykeltraş, sergi
Dyatlov Geçidi'nin Esrarı - 2 @ 17-08-2008 10:39
Bir önceki yazının sizleri meraklandırdığını biliyorum, ancak emin olun Rus polisi de son dört cesetten sonra en az sizler kadar meraklanmıştı. Hastalığından dolayı geride kalan grubun 10. üyesi Yury Yudin şöyle diyordu; "Eğer Tanrı'ya tek bir soru sorma şansım olsaydı bu ‘O gece arkadaşlarıma ne oldu?’ olurdu."

Yury Yudin
Araştırma kapsamında ilk keşifte bulunan günlükler ve amatör video kayıtları incelendiğinde (Blair Witch? Cloverfield? REC? Noroi?) ortaya çıkar ki, grup 31 Ocak günü dağlık araziye varmış ve tırmanışa hazırlanmıştır. Dönüş için yiyecek ve ekipmanları için ormanlık alanda bir stok çadırı kurduktan sonra 1 Şubat'ta tırmanışlarına başlarlar. Hesaplarına göre 1 günde tırmanışı bitirip ertesi gece kampı öteki tarafta kuracaklardır. Ne var ki giderek sertleşen hava, kar fırtınaları ve azalan görüş mesafesi bir şekilde onları hedefleri olan Otorten Dağı yerine Mansi dilinde "Ölüm Dağı" anlamına gelen Kholat Syakhl'a götürür. Dağın ismi hariç buraya kadar yaşananlarda pek olağandışı bir durum yok. Kampta bulunanlar buradan sonra ne yaşadıklarına dair bir ipucu vermiyor.
devamını oku »
ilgili yazılar
bu yazı Xas tarafından hafif.org adresli sitede yayımlanmak üzere yazılmıştır. kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.
etiketler: dyatlov, dyatlov geçidi, dyatlov pass, gerilim, esrar, gizem, kaza, dağcılık, kayak, tırmanış, ural, rusya, sovyet, sovyet rusya, sovyetler birliği, spor, spor aktiviteleri, spor kazası, korku, ceset, cesetler, cinayet, kar, yolculuk, doğa, para
Elektrikli Ölüm @ 13-08-2008 16:46
Dünyanın elektrikle tanıştığı yıllar. Bu tanışıklığı sağlayan büyük kaşif
Edison elektriği bulmasaydı ne olurdu halimiz? Elektrik mumdan veya gaz lambasından kurtuluştu ilk zamanlarda. Daha sonra tahmin edilemez olanaklar sundu insanlığa. Peki elektrikle ölüm nerden akıllara gelmişti? Dünyada çığır açan bu buluş insanlığın yararına değil miydi hep? Bu fikir elektriğe kapılıp ölen bir hayvanı gören ve ne kadar kolay bir ölüm olduğunu düşünen Amerikalı diş hekimine ait. O yıllarda tesadüf bu ya New York eyalet hükümeti ölüm cezalarının infazında daha az eziyet verecek bir şekli araştırmaya başlamış. Şahit olduğu olayı senatodaki arkadaşlarına anlatan diş hekimi yeni infaz yöntemi olarak elektriğin kullanılması fikrine öncülük etmiş ve bir komite kurulmuş. Komite yeni infaz yöntemini geliştirmesi için Edison'la anlaşmıştı. Edison ve ekibi idam mahkumlarının alternatif akım verilerek öldürülecekleri bir proje geliştirdiler. Ne var ki Edison tüm şöhretini
doğru akım(DC) üzerine yapmıştı. Peki bu projede neden alternatif akım kullanmak istemişti? Bu o yıllarda Amerika'da yaşanan elektrik savaşlarının bir uzantısıydı. Edison Amerika'da tüm elektrik sektörünü elinde tutuyordu. Westinghouse
alternatif akımı(AC) bulana dek Edison’un tek rakibi gaz yağıyla çalışan lambalardı. Alternatif akım doğru akımla kıyaslandığında daha ekonomik ve pratikti. Alternatif akımın kullanım alanı artarsa Edison o zamanki şöhretini ve sektördeki tekliğini kaybedebirdi. Bu yeni infaz şeklinde alternatif akım kullanılarak, insanların alternatif akımla kolaylıkla ölebilecekleri ispatlanacak ve doğru akımın şöhreti korunmuş olacaktı. Bu amaçla bir sürü hayvan alternatif akım verilerek öldürüldü. Hepsi de kolay ölmüş görünüyordu. Hayvanlar kolay öldüyse insanlara da uygulanabilirdi bu yöntem. Ne de olsa onlarca buluş yapmış bir bilim insanı vardı işin içinde. Bu yeni infaz şekli hükümet tarafından kabul edildi. Edison elektrikli sandalyeyi dizayn etti tek eksik alternatif akım üretecek bir motordu. Westinghouse, böyle bir çalışmada yer almak istemediği için kendi ürettiği motoru vermeyi reddetse de Edison ve ekibi bir şekilde ikinci elden bir AC motor bulmayı başardılar. Westinghouse ne kadar uğraşsa da bu işe adının karışmasını önleyemedi. Mahkumlar arasında elektrikli sandalye ‘Westinghouse’ olarak nam yaptı.

devamını oku »
ilgili yazılar
bu yazı noname1 tarafından hafif.org adresli sitede yayımlanmak üzere yazılmıştır. kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.
etiketler: elektrik, elektrikli sandalye, edison, westinghouse, doğru akım, alternatif akım, infaz, idam, elektrikli ölüm
Tunguska Olayı (32 Kısım tekmili birden) @ 13-08-2008 08:51
Hafif’te bu kadar mistik hikaye meraklısı varken nasıl olmuş da Tunguska Olayı’ndan şimdiye kadar bahseden çıkmamış. 100 yıl önce bu aralar, yine mistik Rusya’nın mistik bir köşesinde alışılmadık bir olay vuku bulur.
Tarih 30 Haziran 1908, saat sabah 07:00 civarı, yer Sibirya.
Gökyüzünde insanoğlu’nun o zamana kadar tanıklık etmediği bir patlama olur. Patlamanın şiddeti Hiroşima’ya atılan atom bombasından 650 kat daha güçlüdür. Patlamanın sesi 1,000 km uzaktan duyulur. Patlamanın merkezindeki ağaçlar hariç, 20 km’lik yarıçaplı bir çember içindeki bütün ağaçlar patlamanın basıncıyla devrilir, ayakta kalan ağaçlarınsa bütün yaprakları dökülür. Olay yerinden 60 km uzaktaki insanlar 5-6 m öteye fırlatılır. Patlamanın arkasından kavurucu bir rüzgâr eser. Avrupa’da 5.0 büyüklüğüne eşit bir deprem olarak algılanır, şok dalgaları İngiltere’de dahi hissedilir. Şok dalgaları yerküreyi iki kez dolaşır, dünyanın manyetik alanında değişiklikler saptanır. Olaydan sonra haftalarca kurum ve toz yağdığı anlatılır. Kafkasya’da insanlar haftalarca havadaki fosforik parıltı nedeniyle gece gazete okunabilecek kadar aydınlanırlar.
devamını oku »
ilgili yazılar
bu yazı serdarsabri tarafından hafif.org adresli sitede yayımlanmak üzere yazılmıştır. kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.
etiketler: tunguska, tunguska olayı, sibirya, patlama, meteor, kuyruklu yıldız
Dyatlov Geçidi'nin Esrarı - 1 @ 10-08-2008 13:00
Şimdiden uyarmak lazım, yazı biraz ürkütücü. Korku filmlerinde işlenen "vahşi doğanın kucağında bilinmeyen varlıklarla mücadele eden gençler" temasının gerçek yaşamdaki bir örneğine tanık olacağız. Bir grup kayakçı, Ural Dağları'nda geziye çıkarlar ancak esrarengiz bir dizi olay onları deliliğin sınırlarına ve ölüme sürükler. Gerilim filmi konusu gibi duruyor değil mi? Ama bir zamanlar Rusya'yı çalkalayan ve sonradan unutulan bu olay gerçek.

Igor Dyatlov, Zinaida Kolmogorova, Lyudmila Dubinina, Alexander Kolevatov, Rustem Slobodin, Georgyi Krivonischenko, Yuri Doroshenko, Nicolas Thibeaux-Brignollel, Alexander Zolotarev. Yolculuktan önce.
27 Ocak 1959 günü Sovyet Rusya'da dokuz genç kayakçı Ural Dağları'nın uçsuz bucaksız eteklerinde 2 haftalık bir tırmanış ve kayak gezisi için yola çıktılar. Aslında 10 kişiydiler ancak bir tanesi sağlık problemleri yüzünden son anda geride kalınca yola 2 kadın 7 erkek çıktılar.
devamını oku »
ilgili yazılar
bu yazı Xas tarafından hafif.org adresli sitede yayımlanmak üzere yazılmıştır. kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.
etiketler: dyatlov, dyatlov geçidi, dyatlov pass, gerilim, esrar, gizem, kaza, dağcılık, kayak, tırmanış, ural, rusya, sovyet, sovyet rusya, sovyetler birliği, spor, spor aktiviteleri, spor kazası, korku, ceset, cesetler, cinayet, kar, yolculuk, doğa, para