Arduino @ 19-12-2008 06:13
Özgür Yazılım ve Açık Kaynak prensiplerini pek çoğumuz biliyoruz. Pekii bu prensipleri elektronik dünyasına uyguladığınızda ne olur. Ortaya www.arduino.cc çıkar.
Sinclair ZX SPectrum ve Commodore 64'den önce ben bir elektronik manyağıydım. Kısıtlı harçlığımız cebimizde Bağlarbaşı'ndan Kadıköy'e yürür (otobüste paramız gitmesin diye yürüyoruz) ve tüm paramızı Yazıcıoğlu Pasajındaki (Yeni nesil pek bilmez Yazıcıoğlu Pasajı bilgisayar piyasası patlamadan önce elektronik piyasasının önde gelen pazarlarından biriydi) elektronik dükkanlarına yatırırdık. Ayrıca Üsküdar'daki bit pazarı da sürekli uğradığımız ve sırf parçaları için bozuk elektronik devreleri satın aldığımız yerlerden biriydi. Keza eğer macera arıyorsak Karaköy'deki Selanik Pasajına kadar uzanır, Köprüaltı Kemancı'da biraz dinlenir ve eve dönerdik. Bahadır ve İlker adındaki iki arkadaşım ile bulabildiğimiz her şemayı yapmaya çalışırdık. Evde bozmadığımız elektronik alet kalmamıştı. Odamın halıları Demir3Klorür lekeleri içinde ve dedemden miras kalan Weller Tabanca havya ve yemek masasıda benim çalışma alanım olmuştu.
Neyse efendim olayı karıştırmayalım fazla, hala evde bir Weller gazlı havyam ve bilumum AVO-Metre vesaire test cihazları mevcut. Arada bir de bazı devreler yapıyorum. Fakat epeydir piyasadan uzağım tabii. Neler olup bitiyor, en son yenilikler nelerdir pek takip etmedim.
Okuduğum dergilerden (Ferruh Bey'in tabiri ile IT Sektörünün Paparazzi'si) Wired, Arduino isimli projeye yer vermiş. Arduino açık kaynak prensibinde lisanslanmış, RS232 portundan bilgisayara bağlanan bir prototip devre. Çeşitli sensörler bağlanarak veri alış verişi sağlanabilir, bu veriler bilgisayarda Arduino programlama dili ile işlenebilir ve çeşitli kontrol devreleri oluşturabilirsiniz. Devrenin ana şeması donanım adresinden indirilebilir yada siteden sipariş verilebilir. Gerekli yazılımıda Linux, Windows veya Mac için indirmek mümkün.
Devrenin şemaları da çeşitli tasarım programlarının formatlarında siteden indirilebiliyor. Yaptığınız değişik devrelerin şemalarını da siteye geri yükleyip yorum almak ve diğer elektronik severlerin kullanımına açabiliyorsunuz.
Ne yazık ki sitede Türkçe bölüm yok. Eğer zamanınız ve merakınız varsa, bu tür bir oluşuma katkıda bulunmanızı dilerim. eminim Türkiye'de bu devreyi kullanmış birileri vardır.
Technorati Tags:
Arduino

Google App Engine @ 15-12-2008 03:11
Sevgili okuyucu uzun zamandır yazamıyorum ve biliyorum ki bana olan güveniniz de yıkılmış durumda. Yazamamamın sebepleri var tabii fakat sizi bunlarla boğmayacağım. Az konuşup çok iş yaptım denebilir. Sorumluluklar artıp zaman daralınca bazı uğraşları kısmak gerekiyor ki ilk giden evde bilgisayar başında harcadığımız zaman oluyor.
Önce bu aralar neler yapıyorum biraz bahsedeyim. Yazılım mühendisliği adına iş dışında pek bir şey yapmıyorum açıkçası. Kendimi bahçe işlerine verdim. Evin arkasında oluşturduğum küçük sebze bahçesi ile kendi kendine yetecek bir sistem yapmaya çalışıyorum. Ayrıca çocuklar için de güzel bir uğraş. Hafta sonları tohum ekmek ve geçen zaman içinde büyümelerini seyretmek hakikaten rahatlatıcı ve stres için birebir. Tavsiye ederim; bahçe yoksa bile balkonda saksılarda domates, basil, nane, maydanoz yetiştirebilirsiniz. Hatta saksıda çilek yetiştiren bile var. Güzel bir uğraş ve yenebiliyor.
Yazılım adına bir atılım Google'dan. Duydunuz mu bilmiyorum Google, App Engine adı altında bir program başlattı. Bu programa üye olduğunuzda size Python dilinde ve Django framework ile beraber yazılım geliştirip yayınlayacağınız bir ortam sunuluyor. Bu ortamda neler var:
- Python, Django ve Google'ın kendi web geliştirme framework'ü
- http://gyeniceri.appspot.com benzeri bir adres
- Google veritabanına erişim (BigTable). Bu veritabanı sistemi Google'ın webi arşivlemek için kullandığı veritabanı sisteminin aynısı ve yük dağılımı, ölçeklenebilirlik için optimize edilmiş bir sistem.
- Google kullanıcı veritabanını sisteminize entegre etmek. Böylece kullanıcılar eğer Google hesabına sahipse sizin yazdığınız uygulama tarafından da kullanılabiliyor.
- Lokalde çalışan geliştirme ortamı SDK ile beraber geliyor. http://code.google.com/appengine/downloads.html adresinden indirebilirsiniz.
- Ücretsiz 500mb yer
- Ücretsiz ayda 5 milyon sayfa görüntüleme
- 10 adet uygulama yaratabilme (kendi sitesinde 3 dese bile bana 10 tane oluşturma seçeneği verdi)
- Uygulamanızı kendi web adresinizden yayınlayabilme
MS'de boş durmuyor tabii ve Azure hizmetleri ile benzer bir ürün sunuyor. Azure ile pek bir şey yapmaya fırsatım olmadı. Google olayı çok kolay ve hemen ilk dersi indirip basit bir uygulama yaptım kısıtlı zamanım içinde. Hiç Python bilmeyen biri için bir başarı bence. Ayrıca Python dilinin Pardus uygulamaları için kullanılan yegane dil olduğunu düşünürsek bence Türkiye'de tutulacak bir ürün olacak App Engine.
Genel kullanılan yazılım dilleri dışında bir yazılım dilini öğrenmenin önemini daha önceki yazılarımda defalarca vurgulamıştım. Şimdi artık bir bahanemizde kalmadı. Ben esas Google'ın bunca atılımından sonra birde işletim sistemi yayınlamasını bekliyorum. Nasıl ki web browser olayını yeni baştan yazdılar böyle bir atılımın olması çok doğal bence. Zaten oluşturdukları dağıtık paralel bilgisayar sistemi Linux üzerinde çalışıyor. Son kullanıcı için oluşturulmuş Linux veya BSD tabanlı bir işletim sistemi yada daha da iyisi sıfırdan yazılmış bir işletim sistemi çok şık olurdu. Aha buraya yazıyorum; önümüzdeki 2 yıl içinde Google böyle bir atılım yapacak! Bizde indirip ağzımızın suyu aka aka kurup kullanacağız.
Last.fm profilimi takip eden varsa biliyordur, The Google Story isimli audio kitabı yeni bitirdim ve ufkumu açan bir eser oldu. Yaptıkları herşey alışılagelmiş bir firmanın yapacağına tamamen ters ve bir o kadarda mantıklı. İdeallerinin peşinden giden ve gerçekleştirmek için gece gündüz çalışan ve sonunda da başarılı olan bir hikaye. Bir yerlerden Google hissesi alıp yatırım yapmayı bile düşünüyorum.
Herkese kolay gelsin, daha sık yazmaya çalışacağım yeni yılda.
Technorati Tags:
Google App Engine,
Python,
Django

Alt.NET Kavramı @ 26-09-2008 05:45
Bugün biraz
Alt.Net (alternatif Dot Net) oluşumundan bahsedelim. Nisan 2007'de
David Laribee tarafından ortaya atılmış bir terimdir. Aslında yeni bir şey yok. Özgür Yazılım mentalitesinin .NET dünyasında oturmasıyla birlikte Java dünyasından esinlenilerek geliştirilmiş projeler ve kod yazarken kolaylık sağlayan yardımcı programlar zaten günlük olarak kullandığımız ürünler. Microsoft bir takım patternler ve standartlar oluştursa da .NET yazılım dünyasında bunların hepsinin kullanıldığını düşünmek yanlış olur. üstelik bazı işleri Microsoft standartlarına uymadan kolayca yapmanın yolları da var.
Alt.NET oluşumu benim anladığım kadarı ile; kendi işine gelen araçları ve yardımcı kütüphaneleri bir araya getirerek yazılım üretmeyi kolaylaştırmak ve belli bir standartlaşma çabası gütmek amaçlıdır diyebilirim. İster MS olsun ister özgür yazılım olsun, ürünleri kendi yararları doğrultusunda kullanır ve yazılım üretmede kullanılan metod ve araçları sürekli olarak günceller. Tabii burada önemli olan yazılım geliştirme prensipleridir; araçlar sadece bu prensipleri desteklemek amaçlıdır. Aşağıdaki listede yer alan araçlar yarın değişebilir fakat prensipler değişmez. Bir işi başarmanın bir kaç yolu olduğu gibi yazılım dünyasında da pek çok yol yordam var. Alışık olduğunuzu kullanmaya devam edebilir veya farklı projeler için farklı araçlar kullanabilirsiniz.
David'e göre Alt.NET yazılımcısı
- Ne işine gelirse kullanan ve sürekli daha iyiye gitmeyi hedefleyen
- Kendi alanı dışına çıkıp diğer grupların neler yaptığını tetkik eden (Özgür Yazılım, Java, Agile, Ruby vs.)
- Alışılagelmiş dogmaların dışına çıkmayı başarmış. İşlerin daha hızlı, sade, değiştirilebilir ve yüksek kaliteli hale gelebileceğine inanan, bunun için çalışan
- Kullandığı araçların süper olduğunu düşünebilir ancak araçlar sizi belli bir yere kadar götürür. Önemli olan bu araçların bilgi ve prensipleri ne kadar uyguladıkları ve destekledikleridir.
"Profesyonellik" Alt.NET akımında önde tutulur ve "Basitlik", "Birlikte çalışma" ve "Hizmet" gibi kavramlarla desteklenir. Alt.NET akımında popüler kullanılan teknolojiler ise
Ortaya atılan araç listesinden bir kesit ve benim eklentilerim aşağıda. Listede pek çok tanıdık var, hiç duymadıklarınızın yaptığı işleri de başka bir araç ile yapıyor olabilirsiniz. Unutmayın Önemli olan araç değil prensiplerdir. Araçların tek tek açıklamasına girmeyeceğim. Yorumlarınızda sizin kullandığınız araçları linkleri ile beraber belirtirseniz sevinirim.
- Paint.NET - http://www.getpaint.net
- VS2008 - http://msdn.microsoft.com/en-us/vstudio/default.aspx
- VMWare/VPC
- KeePass - http://keepass.info
- CastleWindsor - http://www.castleproject.org
- Monorail - http://www.castleproject.org/MonoRail
- Windbg+SOS/CLRProfiler
- AnkhSvn - http://ankhsvn.open.collab.net
- Test Driven.NET - http://www.testdriven.net
- Process Explorer – http://technet.microsoft.com/en-us/sysinternals/default.aspx
- VIM - http://www.vim.org
- CygWin - http://www.cygwin.com
- Lucid Spec - http://www.elegancetech.com/ls/ls.aspx
- CodeRush - http://www.devexpress.com/Coderush
- Windows Live Writer - http://windowslivewriter.spaces.live.com
- Launchy - http://www.launchy.net
- TextPad - http://www.textpad.com
- Notepad++ - http://notepad-plus.sourceforge.net
- XMLSpy - http://www.altova.com
- DotTrace - http://www.jetbrains.com/profiler
- Reflector - http://www.red-gate.com/products/reflector/index.htm
- HawkEye - http://www.acorns.com.au/Projects/Hawkeye
- LinqPad - http://www.linqpad.net
- LLBLGen - http://www.llblgen.com
- Firebug (for FF) - http://getfirebug.com
- Fiddler (for IE) - http://www.fiddlertool.com
- git - http://git.or.cz
- TortoiseSVN - http://tortoisesvn.tigris.org
- FXCop - http://msdn.microsoft.com/en-us/library/bb429476(VS.80).aspx
- SandCastle + HelpFileBuilder
- Regulator - http://sourceforge.net/projects/regulator
- RegEx Buddy - http://www.regexbuddy.com
- Snippet Compiler - http://www.sliver.com/dotnet/SnippetCompiler
- GhostDoc - http://www.roland-weigelt.de/ghostdoc
- Unlocker - http://ccollomb.free.fr/unlocker
- IE Developer tool bar - http://www.microsoft.com/downloads/details.aspx?familyid=e59c3964-672d-4511-bb3e-2d5e1db91038
- Log4Net - http://logging.apache.org/log4net/index.html
- MS Natural 4000 - http://www.microsoft.com/hardware/mouseandkeyboard/productdetails.aspx?pid=043
- SQL Compare - http://www.red-gate.com/products/SQL_Compare/index.htm
- WinMerge - http://www.winmerge.org
- PerfectStorm - http://www.codeplex.com/PerfectStorm
- MyGeneration - http://www.mygenerationsoftware.com/portal/default.aspx
- Sourceforge - http://www.sourceforge.net
- SQL Server 2008 Express - http://www.microsoft.com/express/sql/default.aspx
- 7-Zip - http://www.7-zip.org
- Daemon Tools - http://www.daemon-tools.cc
- Foxit Reader - http://www.foxitsoftware.com/pdf/rd_intro.php
Listede son günlerde ortaya çıkan ve Subversion sürüm kontrol sistemini tahtından indirebilecek nitelikteki "git sürüm kontrol" hadisesi de var. Linux'un yaratıcısı Linus Torvald'ın bir şeylere kafası bozulup bir ay gibi kısa bir sürede ortaya çıkardığı ve tüm kernel geliştirme platformunu üstüne taşıdığı sistem. http://github.com sitesinde kendinize yeni bir hesap açabilir, ve git sürüm kontrol sistemini (aynen Sourceforge.net sistemi gibi) kullanabilirsiniz.
Bu hafta sonu yapacak oldukça fazla şey çıktı sanırım sizin için. Tüm bunları araştırıp, indirip, kurmak ve oynamak epey bir zamanınızı alır. Yorumlarınızı da ihmal etmeyin ;-).

Organize İşler @ 24-09-2008 14:07
Hayatımda planlamam gereken o kadar çok iş varki bazen bunların arasında kayboluyorum. Hatta bazen kimisini unutup zor durumlarda kalıyorum. Günlük, haftalık, aylık ve yıllık yapılacak işler ve bunların yanında bir sürü görev, alış veriş listeleri, doğum günleri, özel günler, verilen sözler, borçlar alacaklar, kredi kartı ödemeleri, çalıştığınız projedeki işler, toplantılar vs var. Dakik olmayı ve verdiğim sözleri tutmaya özen gösterdiğim için bir sürü yol denedim. Bunların arasından beğendiklerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.
Elektronik çözümlerden önce klasik çözümlere bir bakalım. Her ne kadar elektronik çözümler zamana ayak uydurmuş ve çekici görünse de ulaşılabilirlik ve kullanılabilirlik açısından yarı yolda kalıyorlar ama destekleyici bir etken olarak kullanmakta tabii ki yarar var.
Klasik yöntemlere başlamadan evvel önerim doğru dürüst bir tükenmez kalem ve bir minik defter sahibi olmak. Minik defter için son günlerde moda olan moleskin gibi bir şey kullanabilirsiniz yada tamamen kendinizin tasarımlayacağı bir defter de olabilir. Günlük takvim tarzında da olabilir eğer tercih ederseniz. Tükenmez kalem ise her zaman yanınızda taşıyabileceğiniz ve kaybederseniz üzülmeyeceğiniz bir kalem olmalı.
Ben her türlü kişisel görevi ve toplantıyı bu deftere yazıyorum. Sürekli önümde açık olduğu için görüntü olarak erişilebilir. Biten işlerin üstünü kırmızı kalemle çiziyorum böylece bir bakışta algılaması rahat oluyor. Kullanımı kolay ve rahatça taşınabiliyor, pil bitti, kilitlendi, resetlendi gibi dertleri de yok. Defterimde kategori olayı da yok. Her girdi alt alta sıralanıyor. Girdilerin yanlarına tarih ve saati ekliyorum.
Birde işyerinde masamda bulunan mühendis defterim var. Personal Software Process kitabından değiştirerek uyguladığım ve iş ile ilgili toplantı yada proje ile ilgili bilgileri yazdığım defter bu. Her gün yeni bir tarih atıp başlıyorum. İlk bir kaç sayfasında gerekli kişilerin telefon numaraları ve giriş çıkış saatlerimi not ettiğim bölümleri var. Bu mühendis defterinde yazan işler sadece iş ile ilgili. Küçük not defterim de ise sadece kişisel işler yer alıyor.
Gelelim elektronik çözümlere. Şöyle bir etrafıma baktığımda toplantıları ve işleri kaydedecek birden fazla cihazım var fakat bunları senkronize etmesi bir dert çünkü her birinin formatı ve bağlantı biçimleri farklı. Bu cihazları listelersek:
1. Ipod
2. Laptop (Pardus-Kontact takvimi ve Vista-Outlook ikilisi)
3. PDA
4. Cep telefonu
5. Gmail, GCalendar, Hotmail
6. Ofis bilgisayarı ve Outlook
Bu kadar cihazın arasında birde senkronize edilmesi gereken adres defterlerim var. Adres defterim benim için çok önemli. Ve neredeyse adres defterimi tam olarak senkronize etmeyi başardım. Neyse bu da başka bir hikaye. Aslında adres defterimdeki herkese birer de resim koyabilsem süper olacak.
Kişisel randevularım için Gmail hesabımı kullanarak iş yerine e-posta atmasını sağlıyorum. Ayrıca Google ics dosyasını da gönderdiği için randevuyu iş yerindeki Outlook'a da girebiliyorum. Evden Outlook kullanırsam buradaki randevuları GCalendar'a göndermek için SyncMyCal uygulamasını kullanıyorum. Böylece Ev-->Gmail-->İş üçgeninde her randevu senkronize olmuş oluyor. Buradaki tek problem iş randevularının eve gelmemesi ama ona henüz gerek yok (eve iş getirmeyelim di mi?) İş yerinden örütbağı çıkışımız var fakat Gmail, Facebook, Youtube gibi zaman harcayan yerlere giremiyoruz. Ne güzel di mi? GCalendar ayrıca cep telefonuna mesajda gönderebiliyor.
Gelelim PDA olayına. Buna bir türlü ısınamadım. Bazen şarj etmeyi unutuyorum ve alet fabrika ayarlarına geri dönüyor. Kurulu programlar bile siliniyor. Tüm adres defteri ve randevularda yok oluyor haliyle. Ama Outlook ile senkronize olması güzel. En azından bir yedek oluyor (şarj etmeyi unutmazsam). Ofisteki bilgisayarlarda USB portları açık olmadığından bu tür senkronizasyonu iş yerinde yapamıyorum ama şimdilik buna da gerek yok gibi. Ayrıca ofiste görünür bir yerde durması şart. PDA Microsoft Windows tabanlı olduğu için Linux tarafında da senkronize olayı şu an için mümkün değil. Takip ettiğim bir kaç açık kaynak proje meyvelerini vermeye başlarsa sanırım o da gerçekleşecek, bekliyorum.
Gelelim Ipod'a. Sanırım bu cihazı sadece Metallica/Megadeth dinlemek için kullansam iyi olacak. Outlook Calendar ile ITunes üzerinden senkronize olabiliyor ama verdiği sinyali hiç duymuyorum. Genelde ya çantanın dibinde bir yerde yada masanın ücra bir köşesinde yatıyor oluyor.
Cep telefonum ise öyle son teknoloji super-duper bir şey değil sadece cep telefonu. Randevuları elle girmem gerekiyor ve bunun için çok tembelim. Randevu zamanlarında verdiği uyarı sinyali iyi, hatta tüm bu cihazlar arasında en iyisi diyebilirim. Eğer sim kartımı usb üzerinden okuyabileceğim bir cihaz bulup alırsam ve gerekli yazılımı da bulursam randevuları girmem kolaylaşabilir ama "ölme eşşeğim ölme" tarzında bir durum ortaya çıkıyor. Bunu boşveriyoruz şimdilik.
Son günlerde birde www.rememberthemilk.com isimli siteye üye oldum. Fakat ne kadar kullanıyorum Allah bilir. Üzerinde görevler oluşturup bunların cep telefonuna mesaj veya e-posta adresinize gelmesini sağlayabiliyorsunuz.
Sanırım en önemli nokta tüm bu metodlar arasından bir tanesinin ana metod olarak seçilmesi ve diğerlerini buna senkronize etmeniz. Çift yönlü senkronize hem işleri çok karıştırıyor hemde zaman farkı olayını iyi kurmadıysanız randevular 1 saat erken yada geç oluyor.
Kağıt kalem halen daha en güvenilir yöntem gibi duruyor.
Siz nasıl yapıyorsunuz? Bir BlackBerry şart mı acaba?
Technorati Tags:
organize,
planlama

İlk Cümleler @ 23-08-2008 12:24
Uzay ilk konuşmayı öğrendiğinde (sanırım 1 sene önce filan) aramızda şöyle bir diyalog geçmişti.
Baba- Ne yaptınız oğlum bugün okulda (Kreşte)
Uzay- Seviştik, debelendik
Baba- Hmmmm, evet?!?!?!
Baba- Biz o işlerle anca lisede filan haşır neşir olmaya başlamıştık şimdiki nesil hızlı olmalı!!!
Uzay- ???
Olay tabii ki sonradan ortaya çıkıyor. Beyni teyp gibi kayıt yapan oğlumuz araba dinlediğimiz Bulutsuzluk Özlemi albümlerinden bilumum kelimeleri ezberliyormuş kerata. Bir keresinde de haritaya bakıyoruz Elif ile nereden gidicez karar vermeye çalışıyoruz, arkadan bir ses geliyor, "sola dönün ordan" diye. Tabii biz gene şok.
Çocuklar bizi taklit etmeye başladığı zaman bizde ne tür hareketler yaptığımızın ve nasıl konuştuğumuzun gerçekten farkına varıyoruz. Böyle komik anların da yaşanması doğal oluyor tabii.

Kızımız oldu @ 12-08-2008 04:53
Epeydir yazıp çizmiyorum ve son günlerde anlatacak bir kaç gelişme oldu. Yeniçeri ailesinin yeni üyesi İlayda geçtiğimiz ay 11 Temmuz'da saat 23:42'de dünyaya geldi. 3.615kg ve 51 cm boyunda. Herkes ikinci çocukta daha az resim çekildiğini söylüyordu hakikaten de daha az çektik. Daha henüz bir MSN Space bile alamadık ki resimleri koyup eşe dosta gösterelim. Elif iyi durumda, doğum kısa ve ağrı kesici kullanmadan geçti. Her ikisi de hayatlarından memnunlar. Uzay ise kardeş olayına (bizim çalışmalarımız sonucu) çok çabuk ısındı. Kardeşi Uzay'a bir tren seti hediye etti.
İşlerimin yoğunluğu, ailenin büyümesi ve geceleri Stargate Atlantis seyretmemizden dolayı internet üzerinde pek faaliyette değiliz fakat Elif, Facebook üzerinde İlayda ve Uzay'ın beraber bir resmini koymuş. Bugün tamirden gelen bilgisayarım ve yeni çektiğimiz resimler ile yakında bir MSN Space açacağız kızımız için. Ek not: Bilgisayar tekrar tamire gitti. Bir müddet daha bekleyeceğiz.
İlerleyen günlerde blogumu elden geçirip bir kaç konu hakkında yazacağım.

Forumda Güzel Alışverişler @ 25-05-2008 16:14
Forumlarımız açıldı demiştim daha önce ve eğer henüz katılmadıysanız acele edin. Özellikle Getting Real-Sadede Gel forumumuzda güzek fikir alışverişleri oluyor. Yakın zamanda Volkan ile podcast yapmaya başlarsak sakın şaşırmayın. Fikir Volkan'dan çıktı ve daha çok yeni bir fikir. Henüz bir girişimde bulunmadık. Sizin fikirleriniz, beklentileriniz veya podcast'te görmek istediğiniz konuklar varsa ve yorumlarda belirtirseniz çok seviniriz.
Diğer bir konuda, Getting Real kitabı bir web uygulamasının nasıl hızlıca yola çıkacağı ile ilgili olduğu için derme çatma bir uygulamanın Codeplex üzerinden herkese açılması ile ilgili. Bu proje benim kafamda olan onlarca projeden kod yazmayı başardığım nadir projelerden bir tanesi. Getting Real prensiplerini masaya yatırdığımız için bir uygulama tahtası da olsun istedik. Bakalım nasıl gidecek. Bu projeyi oluşturunca ve ilk kodları yükleyince duyurusunu burada yapacağım.
Şimdilik bu kadar. Yoğun bir hafta sonu geçirdim ve önümüzdeki hafta sonu radio-iodine terapisine girip gene hastanede hafta sonunu geçireceğim. Ve ışıl ışıl gezeceğim için yanıma bilgisayar bile alamıyorum. Elbiseleri dahi çıkarken orada bırakmak zorundayım.
Kalın Sağlıcakla...

Temiz Internet... @ 14-05-2008 15:37
Oldukça uzun bir zaman önce "Kendimiz Olmaktan Neden Korkuyoruz?" isimli bir yazı yazmıştım. Şimdi FriendFeed ile takip ettiğim kişileri neredeyse gerçek kimlikleri ile görebiliyorum. Yanlız buda değil, ilgilendikleri konuları, örütbağı üzerindeki varlıklarını ve aralarında geçen konuşmaları da takip edebiliyorum. Teşekkürler FriendFeed.
Facebook ilk girdiğimde güzeldi ve eski arkadaşları bulup adres defterime eklemek için biçilmiş bir kaftan. Ama fazla vakit ayırmadığım için dağ gibi çoğalan "requestler" ve ne idüğü belli olmayan günde 1500 tane aldığım "bilmemne uygulamaları" ve hakikaten benim için çok gereksiz, vampirdi, zombiydi, falan gibi oyunlar çok fazla zaman kaybettiriyor. Arada bir girip yeni kimse var mı, ilkokuldan tanıdığım bir kaç kişi gelmiş mi, liseden, üniversiteden birileri var mı diye bakıyorum o kadar. Adres Defterimi güncelleyecek her türlü girişime varım.
Twitter'da keza vakit harcama yeri bence. Zaten mobile mesajları durdu yada en azından ben almıyorum artık. Herkesi tek tek okumak çok zaman kaybettirici özellikle bu yazılanlar abuk subuk olunca.
Goggle Reader üzerinden okuduğum bir sürü blogo da artık yeterli vakit ayıramaz oldum. Burada kesin bir bahar temizliği şart. En fazla okuduğum blogları bırakıp geriye kalanları elemeyi düşünüyorum. Olur olmaz her bloga üye olunca ortaya çok fazla çöp çıkıyor, sonra onları ben temizliyorum. Zaten epeydir çok okuduğum blogları bir dizin altına attım ve kategoriledim. Üzülerek söylüyorum geriye kalanlar okunmayacak. Hala RSS'lerine bağlı olacağım en azından hitleri azalmasın fakat okunma yüzdeleri düşük olacak.
Biz daha fazla bu tür mesh'ler yarattıkça internetin de hız kalitesi düşüyor bence. İçerik olarak ta doğru orantıda bir kalite düşmesi var. Hatta kurunun yanında yaşda yanar misali güzel içerikleri arada kaçırıyorum ki benim için hiçde iyi değil.
Şimdi bir normalize/basitleştirme olayına giriyorum ve kafamda bazı hedefler koydum. Öğrenmek istediğim konular var, okumak istediğim yazılar var ama bu maydanoz siteler ve içerikleri yüzünden dandik işler ile vakit harcıyorum. Başka güçlerin üzerimdeki bir etkisi mi acaba? Hani bu güçler birşeyleri öğrenmeyeyim, araştırma geliştirme yapmayayım diye mi bu siteleri çıkarmışlar diye teoriler bile kuruyorum.
Yıllar evvel ICQ kullanmaya başladığımızda bir avuç insandık ve ICQ listemde olan herkesi gerçek adı ile kayıt etmiştim. Hepsini kişisel olarak tanıyor ve isimleri ile çağırıyorduk. MSN kullanırken de ilk tercihim böyle gitmekti fakat o kadar çok kişi varki artık kim kimdir, yüzleri neye benzer, gerçek adları nedir, geçmişte ne konuşmalar yaptım bilmiyorum. Rahatsız edici bir durum benim için. Çünkü sohbet ettiğim şahsiyetin kim olduğunu bilmek istiyorum. Şimdi gerçek ismini ve resmini kullanmayan kişileri silmeyi hedefliyorum. Kanımca gerçek isim ve resim kullanmayan kişiler bana vakit kaybettiriyor (bazıları hariç).
RSS üzerinden okuduğum bloglardan başlıyorum. Sonra MSN, Adres Defterlerim, Facebook vb gibi sosyal siteler ile devam edeceğim. Amacım daha hızlı bir internet, daha az ve öz içerik, doğru ve güvenilir kaynaklardan bilgi almak, en önemlisi de bu elde ettiğim temel bilgiyi kullanarak bir şeyler ortaya çıkarmak. Bazı sitelerdeki hesaplarımı da sileceğim ve boşuna açtığım Blogger hesaplarıma da güle güle diyeceğim. Boşuna birilerinin sunucularında yer kaplamasın, gerçekten ihtiyacı olanlar bu kapasiteyi kullansınlar. Wordpres üzerindeki blogumu kişisel bir blog haline getirdim bile. Burada sadece benimle belki ailemle ilgili konulara yer vereceğim.
Ne diyorsunuz? İnterneti daha güzel bir araç olarak kullanmaya ve kaliteli içeriğini arttırmaya var mısınız? Ve tarihi bir laf da edeyim, Benim için küçük fakat internet için büyük bir adım olacak bu. Çok ütopik oldu ama artık patladım yani...
Sanırım bu gözümüzü boyayan Web2.0 balonundan kurtulup yararlı bir şeyler yapmanın vakti geldi. Kullanacağım tabii ama tamamı ile kendi çıkarlarım, araştırma/geliştirme ve öğrenme amaçlı.

Forumlarımız Açıldı @ 26-04-2008 01:26
Sevgili okuyucular, epey bir düşünüp taşınıp birazda kaşındıktan sonra forumları açmaya karar verdik. http://forum.analystdeveloper.com/ adresinden erişebilir, üye olabilir, ve içini dökebilirsin. Bu forumu yönlendirmek senin elinde. Paylaşacaklarınla ve öğreneceklerinle bu forumun hayat akışına katkıda bulunmak istemez misin? Ayrıca kendi blogunda forumumuzun duyurusunu da yaparsan minnettar olacağım. Daha çok insanın duyması daha çok paylaşım demektir değil mi?
GoDaddy sağolsun YetAnotherForum uygulmasını kolayca kurulacak biçimde sunmuşlar. Bana da ufak tefek ayarlarını yapmak kaldı. Hadi buyrun foumlarımıza ve bir çayımızı için. Ben bir kaç genel konuyu oluşturdum, sizin de katkılarınızı bekliyorum.
Yanlız dikkat etmemiz gereken bir konu forumlara koyduğumuz içeriğin doğru bir biçimde referans edilmesi ve alıntıların kaynaklarının belirtilmesidir. Bu açıda copy/paste ederken mümkün olan en yüksek hassasiyeti göstermeniz ve yiğide hakkını vermenizdir.
Herkese kolay gelsin.
Not: Henüz hiç bir konuda bir girdi yok. İlk olmak istemez misiniz?

İyiyim @ 25-04-2008 23:29
Evet sayın okuyucu, ameliyat başarı ile geçti ve yeniden yeşil sahalara döndüm. Geçmiş olsun diyen herkese teşekkür ederim. Henüz evde takılıyorum ve ağrım sızım yok; sesimi de kaybetmedim. Şimdilik her şey yolunda.
