Son(suz)... @ 12-02-2009 23:36 Anne, baba, e�?, çocuk, arkada�?, karde�?.. Kusurların eksiklerin kendinden ba�?layarak kabulü; kırgınlıkların, kızgınlıkların terki; iyi yönleriyle, eksik yönleriyle varlı�?ına verilen de�?eri ile sevginin insanı.
�?ikayetler, kızgınlıklar, pi�?manlıklar.. Yaptıklarımız ve yapmadıklarımızla in�?a etti�?imiz hayat ile sorgunun insanı.
Zahirden geçip kalbe varı�?, koyu karanlıkta yanaklarda beliren bir gülü�? ile farkındalı�?ın insanı.
�?lüm ve ya�?amın uçları; kı�? ve bahar. Kı�? ve bahar arasını imtihan. "İyi bilin ki dünya hayatı, bir oyundur, bir oyalanmadır, bir süstür." der Kur'an. (Hadid, 57/20; Kehf, 18/45-46) Hayata dair anlamın, arayı�?ın insanı. Bir geli�?in bir gidi�?in insanı.
--- Gördü�?üm Dü�?ten �?te ba�?ka bir bahar, bir ba�?ka �?ekilde ne�?v ü nema bulmak üzere son demlerinde. Mutlak bir ayrılı�?, mutlak bir ölümün ötesinde.. Kırılan kalem sadece yazamıyor artık.
�?ocuklar.. gerçekten de �?u dünyanın en güzel nimetlerinden. İnanır mısınız bilmem, ben çocuk a�?lamasını bile severim. Mesela, �?ehirler arası otobüs yolculuklarında a�?layan çocuklardan birçok insan homurdanıp dururken, hiç rahatsız olmam ben, de�?i�?ik bir ça�?rı�?ımı vardır bu a�?layı�?ların içimde.
İ�? dünyasında yava�? yava�? yılları eskitmeye do�?ru yol alırken, ara ara dü�?ünüyorum, hayatın içinden modellemeler ile birçok çıkarım yapabilir ve kendini geli�?tirebilir insan. Hele çocukları izleyerek, onları gözlemleyerek. Onların do�?allı�?ı ve samimiyetinden çok �?ey ö�?renebiliriz mesela, en çok cesareti ve cesur olmayı, ba�?larda temkinli, belki biraz çekingen ama sonra sorgusuz sualsiz, acıtmadan sevmeyi ve �?efkatle sevilmeyi, a�?layabilmeyi, en çok da gülebilmeyi... ve dahasını varın siz ekleyin..
Peki.. çocuklar için yapılıp da büyüklerin faydalandı�?ı en güzel iki program desem, aklınıza ne gelir? "Adam Olacak �?ocuk" ve "�?ocuktan Al Haberi".
E�?ek kadar adam oldun o�?lum/kızım diye söylerler ve söyleniriz içimizde, oysa bir zamanlar çocuktu yüreklerimiz...
Rahmetli Barı�? Manço'yu da bu vesile ile anarak, dualarımı yolluyorum.
Google Translate @ 01-02-2009 18:01 Google, araç ve hizmetlerini her geçen gün geli�?tirmeye ve bizlere yenilerini sunmaya devam ediyor. Bunlardan biri Google'ın çevirimiçi çeviri hizmeti olan Google Translate'e artık Türkçe dil deste�?inin de eklenmi�? olması. Henüz çok yeni bir servis olmasından ötürü bazı kelimelerin kar�?ılı�?ının bulunamaması, çevirilerde gramerin ço�?u kez felaket olu�?u gibi �?ikayet edilesi bir tarafı olsa da, metnin üzerine geldi�?inizde orjinalini göstermesi en azından anla�?ılamayan makaleler için iyi bir fikir verecek düzeyde. Aynı zamanda "daha iyi bir çeviri öner" butonuyla web 2.0'ın payla�?ımcı ve katılımcı ortamına desteklerinizi de rica ediyor.
Google son derece kullanı�?lı ve faydalı servislerinin bu kadar çe�?itlenerek artması takip edilirli�?ini güçle�?tiriyor gözükmesin gözünüze. İ�?te bunun için bu sayfa oldukça i�?e yarar.
Dünyamız ve Enerji Tüketimi @ 25-01-2009 16:17 "Onlar ki Allah�??ı gâh ayakta divan durarak, gâh oturarak, gâh yanları üzere zikreder. Göklerin ve yerin yaratılı�?ı hakkında dü�?ünürler ve derler ki: Ey büyük Rabbimiz! Sen bunları gayesiz, bo�?una yaratmadın. Seni bu gibi noksanlardan tenzih ederiz..." (Al-i İmran, 191)
Ayette belirtildi�?i gibi, Kainatın Sahibi yarattı�?ı canlı-cansız her�?eyi önemli bir gayeyi yerine getirmeye matuf kılmı�?, vazifelendirmi�? ve ba�?ı bo�? bırakmamı�?tır. Var etme (yaratma) kudreti elinde olan Zat, akıl etmeleri için kainatı nice delilleriyle kullarının gözleri önüne sermi�? ve nimetlerini istifadeye açmı�?tır.
Nimetlerden istifade ve bütün bunlar için �?ükür, kavrama ufkunun dı�?ına çıktı�?ından beri kalf ve kafa balansı bozulmu�?, insan ruhunun ince ayarını tüketim ile birlikte hayatını i�?gal eden metalar almı�?tır. Günümüzde tüketimin boyutunun akıl almaz seviyelere ula�?ması insano�?lunun ya�?am-ya�?atma dengesini bozmu�?, bozulan denge her anlamda tedavisi güç bir problem yuma�?ıyla dünyanın etrafını çepeçevre örmü�?tür. Zamanın önemli meseleleri kavram kaplarımıza yeni kelime öbeklerinin giri�?ini tetiklemi�? (yenilebilir enerji, geri dönü�?üm, ye�?il pazarlama vb.) bunların konu�?ulup tartı�?ılması ve çözümlerin üretilmesini pek tabi zaruri kılmı�?tır.
�?evreye duyarlılı�?ı arttırma gayretleriyle yapılan çalı�?malardan biri de gelecekte enerji kullanımı. Dikkate de�?er bir sunum..
Zaman�?� A�?kın arifesine bir hasret ekleyip, bir virgül koyar. Lacivert bir hüzün çöreklenir gece karanlı�?ı gibi yüre�?in ta içine. Ayrılık anı öyle bir özler ki insan; bir sonraki gün, onun da ertesi�?� hep özlemekle geçer. Tortu yapar özlemler kalbin dibinde.
A�?kın Arifesindeydik Seninle�?� Aynı zamanda gidi�?inin, Ve kavu�?manın da, Sabır ve duayla.
IDA (Industrial Digital Arts) sitesinde http://www.idapictures.com/ kar�?ıla�?tı�?ım bu görsel; fikir, uygulama ve isim seçimi açısından övgüye de�?er.
İsrail'in Ortado�?u'da gerçekle�?tirdi�?i bu katliam, dünyanın birçok yerinde farklı nitelik ve çe�?itlilikte protesto edildi. Bunu kendi dilince oldukça ba�?arılı yansıtan Kaan �?zsoy'un ellerine sa�?lık...
4 �?? Biz İsrailo�?ullarına kitapta �?u hükmü de bildirdik: �??Siz ülkede iki kere bozgunculuk yapacak ve açık zorbalıklar edeceksiniz�??
5 �?? Onlardan birincisinin vaadesi gelince, kuvvet ve �?iddet sahibi olan kullarımızı sizin üzerinize musallat ettik de onlar sizi yakalayabilmek için evlerin aralarına bile girerek her tarafı didik didik edip ara�?tırdılar. Bu, yerine getirilmesi gereken bir vaad idi.
Bozgunculukları neticesinde mâruz kaldıkları ilk felaket M.�?. 598�??de Babil kralı Buhtunnasr�??ın istilasıdır. O Kudüs�??ü ve Beyt-i Makdis�??i yerle bir etti. İsrailo�?ullarını Filistinden sürüp çe�?itli ülkelere da�?ıttı. Bir kısmını da Babile götürdü. Onlara verilen ilk ceza budur. 529�??da Pers kralı Hüsrev Babil�??i alınca İsrailo�?ullarına Kudüse dönme ve mabedi in�?a etme izni verdi. Daha sonra Ezra, kaybolan Tevratı yeniden derledi. Dini ıslahat yapıldı. M.�?. 4. yüzyılda Yunan i�?galinden sonra, M.�?. ikinci yüzyıl sonunda dini bir canlanma ile Makkabiler devletini kurdular. Tekrar bir çürüme ve tefrika, Romalıların M.�?. 63�??de Filistini i�?gal etmeleriyle sonuçlandı. Manevî çökü�?leri daha da arttı. M.S. 70�??de Romalı Titus Kudüs�??ü alıp Yahudileri kılıçtan geçirdi. Beyt-i Makdis�??i yaktı yıktı. �?yette bildirilen felaket bu olabilir. Unutmamak gerekir ki Yahudilerin mâruz kaldıkları ba�?ka musîbetler de olmu�?tur. İkinci ceza için bir de �?u ihtimal vardır. Siyonizm, Batının süper güçlerinin deste�?i ile sun�??i İsrail devletini 1948�??de kurdu. �?ç milyon kadar Filistinli müslümanı yurtlarından kovup, 50 küsür yıldan beri İslâm dünyasını kana ve ate�?e verdi. Dolayısıyla bu âyet, mazlum müslümanların haklarını alıp vatanlarına kavu�?acaklarına da i�?aret olabilir. Buhariden �?u hadisi nakledelim: �??Müslümanlarla Yahudiler arasında kanlı bir harp olmadıkça kıyamet kopmaz. Müslümanlar onları kırıp mahvedecek. Hatta onlardan bir Yahudi ta�? arkasına saklansa da ta�? dile gelerek: �??Ey Allah�??ın kulu, �?u arkamda Yahudi var, onu da öldür!�?? diyecektir.
6 �?? Sonra o istilacılara kar�?ı size galibiyet ve zafer verdik, servet ve o�?ullarla kuvvetlendirdik, sayınızı daha da ço�?alttık.
7 �?? İyilik ederseniz, kendinize iyilik etmi�? olursunuz. Kötülük ederseniz, onu da kendi aleyhinize i�?lemi�? olursunuz. Derken sonraki ta�?kınlı�?ınızın vaadesi gelince, kederinizden suratlarınız asılsın, daha önce girdikleri gibi yine Mescide girsinler ve istila ettikleri yeri mahvedip dursunlar diye ba�?ınıza yine dü�?manlarınızı musallat ederiz. [41,46]
8 �?? Olur ki tövbe edersiniz de Rabbiniz size merhamet eder. E�?er tekrar bozgunculu�?a dönerseniz, Biz de size ceza vermeye döneriz. Zaten cehennemi kâfirlere zindan kılmı�?ız.
2008 Dünya Projeksiyonu @ 07-01-2009 21:38 Der Spiegel dergisinin seçti�?i 2008 yılının en iyi foto�?raflarından bazıları; Foto�?rafların temaları sava�?, yıkım, ölüm, haksızlık... üzerine yo�?unla�?ıyor. O yüzden foto�?raf -çekildi�?i- anı yansıtıyor. İ�?te 2008'den yansıyanlar..
"Filistin�??den döndü�?ümde uykumda kâbuslar görece�?imi, burada olmadı�?ım için suçluluk duygularıyla kıvranaca�?ımı biliyorum. Fakat bu suçluluk duygusu bana daha fazla çalı�?ma gücü verebilir. Buraya gelmek hayatımda yaptı�?ım en iyi �?eylerden biri oldu. Oraya geldi�?imde deli saçması �?eyler söylüyorsam, bunun nedeni dolaylı olarak destekledi�?im ve hükümetimin ba�?lıca sorumlusu oldu�?u bir soykırımın göbe�?indeyim." diyordu, annesine yazdı�?ı mektuplarından birinde. 2003 yılında Refah�??ta Filistinli bir doktorun evinin yıkımına engel olmaya çalı�?tı�?ı sırada, elinde megafonu dur ikazına ra�?men İsrail buldozerinin ileri-geri yaparak üzerinden iki kez geçerek öldürdü�?ü 23 ya�?ında Amerikalı barı�? eylemcisi, Rachel Corrie.
Kendi olma hakkı elinden alınan halkların özgürlük mücadelesine destek için binlerce kilometre ötede farklı bir dilin, kültürün, dinin insanları için hayatını feda etti. Onu Filistin�??e getiren; her ferdin yapabilece�?i en dü�?ük katkının �??içten içe hissetmek�?? oldu�?unu dü�?ündü�?ü i�?gal kar�?ıtı kampanyaya katılma kararını vermesiydi.
Yangına gagasıyla su ta�?ıyan minik bir serçenin kanatlarıyla uçup gelir bombalar kentine. Kalp atı�?larının gö�?üs kafesinden ta�?an tutkusundadır Gazze. Evinin havaya uçurulaca�?ını zannederek çocuklarıyla birlikte dı�?arı çıkan bir adamın önüne geçip, tankların namlularının önünde siper eder yüre�?ini. Derdi dert edinmenin ötesine. Yine de buradaki acıların yekununu hissedememenin verdi�?i ızdırap, annesine yazdı�?ı mektuplardan birinde �?u satırları yazdırır Rachel�??e: �??Bilmiyorum bu çocukların ço�?u duvarlarında tank mermisi delikleri ve sürekli olarak onları seyreden i�?galci bir ordunun kuleleri olmaksızın hiç var oldular mı?... Burada olanları görmeden bu insanların ya�?adıklarını bilemezsin. Gördü�?ünde de hissetti�?in asıl gerçekli�?in bir kısmıdır sadece... İsrail ordusunun silahsız bir ABD vatanda�?ını vurdu�?unda kar�?ıla�?aca�?ı zorluklar bir yana ordu kuyuları tahrip etti�?inde benim su alacak param oldu�?u gerçe�?i ve tabii istedi�?im anda terk etme �?ansımın oldu�?u gerçe�?i... Amerika�??ya geri dönerken burada olanlar hakkında dü�?ünmek benim için çok zor. �?ünkü lükse giden sanal bir limanda hissediyorum kendimi.�??
�?atı�?maların ortasında sevgi ve payla�?ımla geçen anlar zihninde bıraktı�?ı lezzet daha önce hissedemedi�?i kadar farklıdır. Gelece�?e umutla bakan, ya�?ama her �?eye ra�?men tutunan, ufak mutluluklarla ya�?amayı bilen insanların arasında Rachel�??in yaptı�?ı sorgulama da o denli manidardır ki Ortado�?u insanın kalp portresini çizer en usta ressamlara inat; �??�?u anda çok zor bir dönemden geçiyorum. Kendileri felaketin e�?i�?indeki bu insanların sevgiyle üzerime titremeleri beni hasta ediyor. Amerika�??dan bakıldı�?ında bunun bir abartı gibi göründü�?ünü biliyorum. Samimiyetle bu insanların co�?kun nezaketi, hayatlarının mahvolmakta oldu�?unun baskın delilleri ortadayken bana gerçek de�?ilmi�? gibi geliyor. Dünyada böyle bir �?eyin daha büyük bir tepki olu�?turmaksızın gerçekle�?ti�?ine inanamıyorum.�??
Rachel�??in Gazze�??de geçirdi�?i günler içine dönük yolculu�?un da ba�?langıcı olur. Sorgulamaları günden güne derinle�?ir, dönü�?ür ve farklı bir hal alır. Kainatın emrine amade kılındı�?ı insanın iyilik ve kötülük arasındaki seçiminin, meleklerden üstün bir keyfiyete erebilece�?ini veya hayvanlardan daha a�?a�?ı bir mertebeye yuvarlanaca�?ını dü�?ündürür kendisine. Hayatın amacına dair bazı ke�?iflerini �?öyle dillendirir: �??...Bu durmalı. Hepimizin yaptı�?ımız her �?eyi bırakıp hayatlarımızı bunu durdurmaya adamamızın iyi bir fikir oldu�?unu dü�?ünüyorum. Bunu yapmanın çok a�?ırı bir �?ey oldu�?una inanmıyorum artık. Hâlâ daha Pat Benatar�??da dans etmek, erkek arkada�?lar edinmek, çalı�?ma arkada�?larımla �?akala�?mak istiyorum. Fakat aynı zamanda bunun durmasını istiyorum. Hissetti�?im inançsızlık ve deh�?et. Hayal kırıklı�?ı. Dünyamızın gerçek hakikatinin bu oldu�?unu ve bizlerin de onun bir parçası oldu�?unu görmekten hayal kırıklı�?ına u�?ramı�? durumdayım. Bu dünyaya geldi�?imde istedi�?im �?ey bu de�?ildi asla. İnsanlar bu dünyaya geldiklerinde bunu umarak gelmiyorlar. Sen ve babam bir çocuk sahibi olmaya karar verdi�?inizde bunu istemiyordunuz. Capital Gölü�??ne bakıp �??i�?te büyük dünya bu ve ben onun bir parçası olaca�?ım�?? dedi�?imde bunu kastetmemi�?tim. Ben içinde hiçbir çaba göstermeksizin müreffeh bir hayat ya�?ayıp bir soykırımın parçası oldu�?umun farkına bile varmadan çıkıp gidece�?im bir hayata gelmedim...�??
Medeniyetler ittifakını te�?ekkül eden somut bir adımdı Rachel�??inki. Zor bir dönemecin e�?i�?indeki dünya insanlarına hizmet için yola çıkanların kandan irinden deryaları a�?maya muktedir olmalarına dair nice derslerle örnek bir insan.
The Guardian gazatesinde yayımlanan bir mektubunda her �?eyini payla�?tı�?ı annesine �?öyle diyordu: �??İçim, her �?eye ra�?men, insanlık için umutla doldu.�??
Umuda yolculuk Filistin�??de ve dünyanın daha birçok yerinde sürmekte. İçimizdeki sessizlikten çok farklı olarak�?�
Hunharca yapılan yıkım ve kıyımları, �??savunma hakkı, demokrasiyi tesis etme, terörizmle mücadele�?? gibi sözcüklerle i�?lediler zihnimize, modern dünya devletleri(!). Devletlerin arkasına sı�?ındı�?ı popülerle�?tirilen afili söz öbekleri, tankların topra�?a di�? geçiren palet izlerinde, bilinçaltımızdaki i�?galin en kesif yüzünde gizledi umarsızlı�?ı. Vicdanlardan kaçı�?, i�?galin, kabul edilebilir bir seviyeye indirgedi zihinlerdeki yerini. Rakamsal de�?erlerle haksızlı�?a ve zulme me�?ruiyet kazandıranlara sessizlikle e�?lik ettik ço�?u kez, susma hakkımız olmamasına ra�?men.
Bugün ço�?u kadın ve çocuk 400 ki�?inin kanı, vampirin dudakları arasından sızarak dü�?tü�?ü topra�?ın rengini kızılla�?tırdı�?ında mı bir anlam ifade etmeliydi?
Nablus'ta, Ramallah'ta, Beyt Hanun'da, Cenin'de daha evvel olan yıkımlar, kıyımlar ve katliamlar�?� Altyapısı çökertilen �?ehirler. Yerle bir edilen zeytin bahçeleri. Yıkılan evler, evlerinden edilenler. Bütün bunların gözlerden kaçması olası mı?
�??İki milyon ki�?i saldırılarda hayatını kaybetti. Bir milyon kadın dul ve be�? milyon çocuk yetim kaldı. Altı milyon insan açlık çekiyor. Elektrik yoklu�?undan on be�? milyon insan karanlıkta. İki bin doktor öldürüldü, yirmi bini de ülkeyi terk etti. Bugün altı milyonu a�?kın göçmenle dünyada en çok mültecisi olan ikinci ülke.�??(1) İ�?te burası yakınımızdaki Irak!
Rakamların dili kabuk ba�?lamayan kaç yarayı ifade edebilir kalpte? Kaç acıyı katlanabilir kılabilir? Biri, dört yüzü, iki milyonu birbiriyle kıyaslatabilir mi?
Vicdanın susturulup, kalpten koparılan mülteci bedenlerin vatanına dönü�? zamanı ne zaman? Dilimizle söyledi�?imizi kalbimizle ikrar etme, fiiliyatla hayatımızı ve çevremizi �?ekillendirme gayreti içerisinde olma? �??İncil�??deki vasıfları ise �?öyledir: Onlar filizini çıkarmı�?, sonra gitgide kuvvet bulmu�?, kalınla�?mı�? ve gövdesi üzerine yükselmi�? bir ekine benzer�?��?? (2) Gırtla�?ımızdan a�?a�?ıya indirerek, manayı anlamlandırma, öze dönü�? zamanı, artık... �??Bu Kur�??an pek mühim bir mesajdır�??. (3)
�??Irak�??ta, Afganistan�??da, Filistin�??de ya da Güneydo�?u�??da bugün böyle devam ediyor hayat. Kapanmayan yaralarla. Ve geçmi�?te oldu�?u gibi, bugün de birçok ki�?i �??dünya hep böyle olagelmi�?tir, ben ne yapabilirim ki�?? diyerek susmayı, durmayı, kabullenmeyi, kısacası suç ortaklı�?ını seçti, seçiyor.
Tek bir ki�?i ne yapabilir diye sormak anlamsız. Haksızlı�?a, zulme tanıklık etmek ba�?lı ba�?ına bir mücadeledir. Konu�?arak, yazarak, imza atarak. Bizi bunca ölümün, kurumayan kanın ve parçalanmı�? cesedin arasında dirimde tutar muhakkak.�??(4)
(1) Yıldız Ramazano�?lu, Do�?udan dergisi, 7.sayı (2) Fetih, 29 (3) Sad, 67 (4) Leyla İpekçi, Taraf Gazetesi
Ben Filistinim @ 01-01-2009 15:07 "�?lürken bir yerlerde çocuklar, yeni yıl gelse kaç yazar!" ba�?lıklı yazısını görünce bu sabah Arzu'nun, bu hal altındaki dü�?ünce sa�?ana�?ına tutuldum.
"Haham Sofer, Responsum adlı Talmudik çalı�?masında, Osmanlı İmparatorlu�?u içindeki Müslümanlar ve Hıristiyanlar hakkında ilginç yorumlar yapar. Bu sapkın yorumlara göre, bu insanlar, "ba�?ka ilahlara tapan putperestlerdir ve dolayısıyla dolaylı yoldan öldürülmeleri do�?rudur". Dahası, Sofer bu iki grubu, Eski Ahit'te adı geçen Amalek kabilesine benzetir. Eski Ahit'te Amalekler hakkında verilen hüküm ise �?öyledir:
Orduların Rabbi �?öyle diyor: Amalek'in İsrail'e yaptı�?ını, Mısır'dan çıktı�?ı zaman yolda ona kar�?ı nasıl durdu�?unu arayaca�?ım. �?imdi git, Amaleki vur ve onların her�?eylerini tamamen yok et ve onları esirgeme ve erkekten kadına, çocuktan emzikte olana, öküzden koyuna, deveden e�?e�?e kadar hepsini öldür."
Modern dünyanın lafzi söylemi barı�?, asıl aktörler tarafından hiçbir zaman istenmiyor. Bu istenmeyi�?in sebebini de yukarı yaptı�?ım alıntı kadar ayan ve a�?ikar..
Yeni Amerika'nın halkına ve dünyaya vaat etti�?i de�?i�?im, seçim arenalarında kulaklarda çınlayıp bo�?lukta ansızın kaybolan bir ses, bir slogan..
Barı�? özümüze dönemedi�?imiz kadar uzakta.. Birey olarak tepkimiz; tepkisisiz, çocuk katili Siyonistlere kahır okuyan dilimizdeki sözcükler kadar aciziz.
Yüre�?imiz minik bir çocu�?unki kadar cesur de�?il!
Roma-Rıddım-Roxy düzleminden kıvrılarak otoparka uzanan yolumuzda, kedileri ve cafeleri ile aklımda yer etse de, insanların hala travestilerin ya�?adı�?ı yer olarak bildikleri Cihangir sokaklarına elveda�?�
Yarım bodrum katta ya�?ayan ve penceresi hep açık olan, yata�?ından hiç kalmadan tv seyreden yalnız ve garip ki�?ili�?e elveda... :) (ahını mı aldık nedir son iki haftamız, hayatımızın en avare ve pejmürde dönemiydi :)
�??Evlat bozuk çıkar mı?�?? diyen garibim teyzeye elveda�?�
Her seferinde her birimizin kızmaya niyet edip de, fiiliyatta muvaffak olanın henüz çıkmadı�?ı psikoterapist, sinir alıcı Kapıcı İbrahim Abiye elveda...
Nefes almadan, ııı demeden konu�?abilen, konu�?urken araya girmek mümkün olmayan, kurdu�?u her cümlede anla�?ılabilir sadece bir iki kelime bulunan.. eve geldi�?inde çiçek asmak için salonun tavanına çakılan çiviyi her seferinde kafamıza çakan ruhani �?ahsiyet, ev sahibimiz Laz Hacı Amcaya...
A�?a�?ıdaki otoparktaki de�?nekçiba�?ının gün a�?ırı kırmızı �?ahininin tozlarını almasına.. Ekip yönetiminin en iyi örneklerini sergiledi�?i hafta sonu günlerine ve ba�?arılı CRM uygulamalarıyla mü�?terilerinde olu�?turdu�?u sadakate.. ve pencereden ku�?bakı�?ı bu manzarayı izledi�?im salonumuza elveda�?�
Market alı�?veri�?ini gerçekle�?tirip kasaya vardı�?ımızda duymaya alı�?ık oldu�?umuz jenerik söz öbe�?ine (Alpark kartınız var mı?).. Her seferinde verdi�?imiz aynı yanıta (Var ama evde kaldı) elveda�?�
Giri�? katta oturan, okey masasında her bir ak�?am 4 faktöriyel kombinasyonla dizilime sahip, evde henüz kaç ki�?inin ya�?adı�?ı tespit edilemeyen, yinede kimsenin ses etmedi�?i veya cesaret edemedi�?i, apartmanın hırsızlar için a�?ılması imkansız surları, Mimar Sinan �?niversitesi�??nin güvenlik görevlilerine�?�
�??�?ıl�??ını anlayıp da �??gız�??ını anlamayan, �??tur�??unu anlayıp da �??gut�??unu anlamadı�?ımız, Te-U-Re-Ge-U-Te, vıjjjttt (efekt) Süper Kahramana elveda�?�
Sabahları aynı anda i�?e gidenlerin olu�?turdu�?u ütü masası kuyru�?una elveda�?�
Kısa metrajlı filmlere elveda...
Kı�? ak�?amlarında patlamı�? mısırla süregelen muhabbetlere.. yine kı�?ın en favori meyveleri ayvaya, hurmaya�?� bir dönem popülaritesi ev sınırlarını a�?an bulgur pilavı ve so�?an salatası ikilisine�?� bekar hayatının vazgeçilmesi ketçap-mayonez ve makarnaya�?� Zara balı ve pazarlama stratejilerine elveda...
Yazın bunaltıcı sıca�?ında kimin aklına gelip de aldı�?ı, nedeni halen anla�?ılamamı�? tahin ve pekmez alan ruh haleti merak uyandıran arkada�?a elveda...
Efsane�??ye ve son temsilcilerine. Unutulmaz dostluklara evlada�?�
Cihangir günlerine elveda...
Elveda Cihangir / Ev Hali @ 17-11-2008 23:51 Ortasına basınca davul gibi ses getiren ve durma anı ile kabin ı�?ı�?ının sönme anı arasında saniyenin onda biri kadar zaman zarfında kapıyı itmek için mühlet tanıyan emektar asansörümüze elveda�?�
Mortgage ile ev alabilme olana�?ına sahipken ısrarla İGDA�?�??a kira öder gibi fatura ödemeye ve tüm bunlara ra�?men tir tir titremelerimize elveda...
Tavandan bo�?alan ve odayı birkaç defa sele götüren basıncı bir türlü ayarlanamayan kalorifer tesisatına elveda...
Günün birinde bodrumda görülüp de izini kaybettiren, akabinde asansör bo�?lu�?unu kendine mekan sayan, tavan arasında pıtı pıtı gezen fareci�?e. İnsanın kulak memesini ve kıkırda�?ını kemirirmi�? diye efsanevi söylemler neticesinde evi ve çatıyı komple tarım ilacıyla ilaçlattırıp, terasta bir yaz günü ö�?le uykusuna dalıp güne�?in alnında yanan sa�? tarafıma ve geride kalan anılara elveda�?�
Do�?ru düzgün çalı�?mayan ama duvar gazetesi olarak yayın hayatına sonuna kadar devam eden evin en etkin ileti�?im mecrası buzdolabımıza elveda�?�
Aya�?ında kunduralara, �?anakkale İçinde Aynalı �?ar�?ılara... Düetlere, orkestralara, operalara, müzikallere, horonlara, halaylara�?� Cem Adrian�??ı bilmeden evvel söyledi�?imiz ve ondan sonra bile hala ke�?fedilmeyen 8 oktavlık sesle nice �?arkılarla çınlayan hane duvarlarına elveda�?�
İnatla ensesinden tutup apartmanın dı�? kapısından özgürlü�?üne kavu�?tursak da bir yolunu bulup içeri sızan, en üst kata kadar çıkıp, asansör bo�?lu�?undan çatıya, çatıdan da terasa ve son hamleyi kollayıp açık buldu�?u pencere veya kapıdan inatla evi bizimle payla�?maya yeltenen hareketleriyle, son günlerimizde peyda eden ajan çatı kedisine de elveda.
�??Gel pisi pisi dedim, gelmeyince miyav dedi�?? diye vakitli vakitsiz söyledi�?im, dilime pelesenk olan �?arkıma elveda... (Bu �?arkı yanılmıyorsam �??ki kuvvetle muhtemel yanılmıyorum- 1997 senesinde tanıdı�?ım, kah in�?aat i�?çisi kah ha�?lanmı�? mısır satıcısı olarak geçimini temin eden çok fonksiyonlu abide ki�?ilik Cevat Abi sayesinde seçkin repertuarıma kattı�?ım bir �?arkı olup, kendisi tarafından �??gel pisi pisi dedim, gelmeyince miyon dedi�?? �?eklinde orijinal haliyle söylense de ben tarafından kısmı bir revizyona u�?ratıldı�?ı da a�?ikardır. Kayahan�??ın bir aslan miyav dedi küçük fare kükredi �?arkısına nazaran her ortamda çı�?rılmaya çok daha vabestedir.)
Martı sesi taklit ederek martılarla ileti�?im kurma taktiklerime ve mangal ziyafetinden arta kalan tavuk kemikleriyle martıları evcille�?tirme çabalarıma... Mangal ziyafeti sonraları �??�?u Cihangir�??i bir gün yakaca�?ız�?? herhalde diye anı�?larımıza elveda�?�
Gece karanlı�?ında sessizce ve usul usul İstanbul�??u izleyi�?lerime ve sabah insanlar uyurken güne�?le günaydınla�?mamıza, sabahın ilk saatlerinde ya�?attı�?ı kızılca �?öleni kare kare foto�?raflayı�?larımıza elveda�?�
Gece gaza gelip de çatıya çıkıp avazım çıktı�?ı kadar İstanbuuuul diye ba�?ırı�?ıma, en azından içinizden birini de ba�?ırtı�?ıma elveda�?�
Mutlu Ol! Bu Bir Emirdir!.. @ 07-11-2008 12:57 "30'lu yıllardaki Batılıla�?tırma dayatmasını konu edinen �?etin'in kısa filmi, bir köy evinde söylenen güzel bir türkünün nameleriyle ba�?lıyor.
Bir Anadolu köyünde evlerinde oturup türkü söyleyen ailenin e�?lencesi "susun lan" �?eklinde so�?uk bir emirle kesilir...
Emir açıktır. Batılı olunacaktır..."
Türkiye bir de�?i�?im sürecinde. �?ok de�?il, bundan 3-5 sene önce geçmi�?te yapılanlar gerek sorgulanamaz gerekse de konu�?ulamazken, �?imdi farklı ele�?tirilerin konu�?uldu�?u ço�?ulcu bir ortamın varlı�?ı söz konusu.
Can Dündar'ın Mustafa filmi ile ilgili farklı noktalarda gerek be�?eniler gerekse de ciddi ele�?tiriler mevcut. �?u anda en popüler tartı�?ma konularından biri bildi�?iniz üzere. Burayı pas geçerek, Sinan �?etin'in �?u anda mahkemelik olan kısa filmini gündem yapmak istedim ben de..
80'ine merdiven dayamı�? ya�?lı baba ile onu ziyarete gelen -45 ya�?ında ve saygın bir i�?i olan- o�?lu salonda oturuyorlardı. Hal-hatırdan, çoluk-çocuktan, havadan-sudan sahbet ettikten sonra o�?lu susmu�?, ayrılmanın sinyalini vermi�?ti. O anda üzerinde oturdukları sedirin yanındaki pencerenin pervazına bir karga kondu. Ya�?lı baba kargaya gülümserek biraz baktıktan sonra o�?luna sordu: Bu ne o�?lum? O�?lu �?a�?kın, cevapladı: O bir karga baba. Ya�?lı baba kargaya biraz daha baktıktan sonra yine sordu: Bu ne o�?lum? O�?lu daha da �?a�?kın, yine cevapladı: Baba, o bir karga. Karga hâlâ pervazda, komik hareketlerle ba�?ını sa�?a sola çeviriyor, ba�?ını yan yatırıyor, havaya bakıyor, sonra ba�?ını yine onlara çeviriyordu. Ya�?lı baba üçüncü defa sordu: Bu ne? O�?lunun �?a�?kınlı�?ı sabırsızlı�?a dönmü�?tü: O bir karga baba, üç oldu soruyorsun. Beni i�?itmiyor musun? Ya�?lı baba dördüncü defa da sorunca o�?lunun sabrı ta�?tı ve sesini yükseltti: Baba bunu neden yapıyorsun? Tam dört defadır onun ne oldu�?unu soruyorsun, sana cevap veriyorum ve sen hâlâ sormaya devam ediyorsun. Sabrımı mı deniyorsun? Babası -yüzünde hâlâ bir gülümseme- yerinden kalktı, içeri odaya gitti ve elinde bir defterle döndü. Bu bir hâtıra defteriydi. Oturdu, sayfalarını karı�?tırdı ve aradı�?ını buldu. Sevgiyle gülümseye devam ederek sayfası açık bir vaziyette defteri o�?luna uzattı ve o sayfayı okumasını söyledi.
'Bugün 3 ya�?ındaki minik yavrumla salondaki sedirde otururken yanıba�?ımızdaki pencerenin pervazına bir karga kondu. O�?lum tam 23 defa onun ne oldu�?unu sordu. 23 soru�?unda da ona sevgiyle sarılarak, onun bir karga oldu�?unu söyledim. Rahatsız olmak mı? Hayır! Onun sorusunu masumca tekrar edi�?i içimi sevgiyle doldurdu.
''Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, ana-babanıza iyi davranmanızı kesin olarak emretti. E�?er onlardan biri, ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık ça�?ına ula�?ırsa, sakın onlara 'öf' bile deme; onları azarlama; onlara tatlı ve güzel söz söyle.' (İsra, 23)
Artık ne böyle güzel �?arkı sözleri yazılıyor ne de böyle güzel �?arkılar besteleniyor. Bir suru anlamsız sey arasinda ne kadar anlamlandirabiliyorsak hayati o kadar yasiyoruz iste..
A�?kın Elif Hali @ 11-09-2008 18:02 A�?kın Elif halinde Eliften habersiz Kendine ordular biçiminde Lal olmu�? haller içindeyim --------- Bir tebessüm kadar susturulmu�?um hayata Açı�?ına yarım kalmı�? çiçe�?in �?engelli saçlarımdan kalbime büyümesi gibi Tam ortasında ikimizin Konu�?ur gibi içimden ,gecenin foto�?raf yalnızlı�?ındayım Belki hüzün Belki a�?k Adını nasıl unutsa insan Ne kadar eskirse bir yazı Ya�?murun titremesi gibi Suyun yanması gibi Diz dize oturmu�?um kar�?ılıklı ya�?amla
Kirpiklerimi döktüm �?ehir ıslandı A�?lamak ince belli çay barda�?ı!
-------------
Ben durmu�?tum Durup öylece Ve sadece Kendime da�?ılmı�?ım Belki hüzün Belki a�?k Ya�?murun titremesi gibi Sanki ilk defa dokunulmu�?tum
Durup dola�?mı�?tım kendimde Gece mavisini gece mavisiyle kandırırken Gözlerime vuran kalbine inanmı�?tım
İnanmasam Kimliksiz bir bulutun kırık dü�?en ya�?murundan sonra Gö�?sümde bir çocuk �?enli�?iyle uyanmazdım
İnanmasam Bıraktı�?ım yol tekrar bana dönerken
Naftalin kokulu bir sandıkla bekletilmezdim İnanmasam Lal olmazdı bakı�?larım
------------
MURAT �?ELIK
"Aklınızla kalbinizin kesi�?ti�?i yere dikkat edin, elimizde bir tek o kaldı."
Pazarlamanın bilinçaltına sürekli çalı�?tı�?ı, reklam dünyasının ise yaptı�?ı i�?lerle sıklıkla öne çıkardı�?ı bir kavram, mutluluk. Markalar pazarlama stratejilerini �??sorun-çözüm-mutluluk�?? denklemi üzerine kurmu�?, tüketici için bir çekim alanı olu�?turma çabasında. �?o�?u marka mutlu bir dünyanın kapılarını aralama vaadinde. Farklı mecralarda maruz kaldı�?ımız binlerce mesajla da bu dünyaya davet desteklenmekte.
Günümüzde daha bir ivme kazanan ve trend haline getirilen bu kavramı, Ekim ayında Marketing Forum�??da �??The How of Happiness�?? kitabının yazarı Sonja Lyubomirsky ile ele alacak Türk pazarlama ve reklam sektörü.
Tüketimle birlikte gelinen nokta ortada; gerek ülkemizin gerek dünya üzerindeki birçok co�?rafyanın tükenen kaynakları, çevre bilincinin artması ve bu yönde ortaya konulan kampanyaların da aynı paralellikte artı�?ını sa�?lıyor. Dolayısıyla, her ne kadar tüketimi körükleyen mutlulu�?u konu�?uyor olacaksak da, henüz kıyılarımıza pek ula�?mayan (veya ismi ula�?an) ama dünyanın bir tarafından yükselen ve tüketime dur diyen bir trendin de varlı�?ını görmek gerek. Ayrıca, reklamcılı�?ın önemli ismi Martin Sorrell�??in �??Gelecekte tüketimi pompalayan roller mutlaka de�?i�?ecek�?? sözünü de bir kenara not dü�?mekte fayda var.
Sonja ile yapılan kısa bir röportajdan mutlulu�?a dair gözüme çarpan birkaç noktayı payla�?mak istiyorum. Sonja, �??İnsanı mutlu eden kaynakları�?? �?öyle tanımlıyor: �??Genler, ya�?am ko�?ulları ve kasıtlı davranı�?lar�??.
Ya�?am ko�?ullarını; sa�?lıklı olmak, ekonomik istikrara sahip olmak, evli olmak ve tatmin edici bir mesle�?e sahip olmak vs. diye örneklendiriyor. Bu örnekleri iyi okumak gerek. Tüm örneklerin istikrarlı ve sürdürülebilir oldu�?u varsayıldı�?ında tutarlı oldu�?u görü�?ündeyim. Yoksa genlerinde mutlulu�?un maksimum oldu�?u insanda bile grafik dalgalı olacaktır, gerçi bu dalgalanmayı insan olmanın do�?ası gere�?i ba�?tan kabul etti�?imiz de yadsınamaz. Son kaynak olarak i�?aret etti�?i kasıtlı davranı�?ları da kısmen ke�?fetti�?ini dü�?ündü�?üm �?u örneklerle açıklıyor; spor yapmak, iyi niyetli davranmak, kendini ba�?kalarıyla kar�?ıla�?tırmamak ve iyimser olmak gibi.
Mutlulu�?un formülü buysa neden insanların ço�?u mutlu de�?il? Zira, burada altı doldurulmayan bazı kavramları �??sürdürülebilir mutluluk�?? hakkındaki ara�?tırmasındaki cevabını aradı�?ı �?u ifade ile kıyaslıyorum: �??Tüketiciler ürünlere bir süre sonra adapte oldukları için, sürekli yeni çıkan ürünleri satın almaya yöneliyorlar. İnsanların bu konuda nasıl hız keseceklerini ve bu adaptasyonu nasıl engelleyeceklerini ara�?tırıyorum�??.
Sürdürülebilir ya�?am, sürdürülebilir çevre gibi kavramların yanında nasıl da i�?reti duruyor �??sürdürülebilir mutluluk�??. Fakat kapitalist sistemin, özellikle de markalar için mutlulu�?u sürdürülebilir kılmaya çalı�?ması absürt gelmiyor kula�?a. Hızlı tüketim sektöründe birçok markaya sahip Unilever�??in mottosunu anımsayalım bir daha �??iyi görünmek, iyi hissetmek ve hayattan daha fazlasını almak�??
Peki, hep daha fazlasını elde etikçe neden doymuyoruz? Daha çok tükettikçe neden mutlu olmuyoruz? Tuzlu su içtikçe daha çok susuyor, susadıkça daha çok içiyoruz.