@ 26-05-2012 17:58
ORHAN BORAN AĞABEYİN ARDINDAN
ANILARDA KALAN "ORHAN BORAN'LI DAKİKALAR"...
Bu ülkede sahne şovuna pek çok yenilikler getirmiş, günümüzde adına "Stand-up" denen komedi şovunun zamanında sahnelerde "Ayaküstü Gırgır" adıyla öncülüğünü yapmış, unutulmaz Yuki'yle, pek çok radyo ve televizyon programıyla iz bırakmış, sunuculuktan öte; bir ses ve konuşma ustası Orhan Boran ustayı 26 Mayıs 2012 Cumartesi günü, 84 yaşında yitirdik. Damdaki Mizahçınız, Orhan Boran ustanın ardından arşivine daldı... Orhan ağabeyden bana da "Orhan Boran'lı Dakikalar" anısı kaldı...
.jpg)
Orhan Boran, çocukluğumun unutulmaz sesi... Henüz radyolu yıllarda gözümü açmıştım dünyaya...Yuki karakteri nasıl unutulur... Radyoda yaratılan bu müthiş karakter öylesine tutmuştu ki, Altan Erbulak ağabey ayrıca çizgi roman olarak da çizmişti Yuki'yi. Orhan ağabey, 1990'da ilk özel televizyon olan Star-1 açıldıktan bir süre sonra bu kanalda "Orhan Boran'lı Dakikalar" adlı bir talk-show programı yapmaya başlamıştı. Çok izlenen bir programdı. O dönem Star'ın tek rakibi TRT'ydi zira. o dönemler "Geyik Muhabbetleri" dizisinden iki kitabımı ardı ardına yayımlamıştım. Kitaplar, herhangi bir medya desteği olmaksızın kendi kendine satış listelerinin en tepelerine yerleşmiş, medyanın tüm ilgisizliğine rağmen mizahta yeni birşeyler bekleyen genç okurdan ciddi bir ilgi görmüştü. Böyle bir dönemde bizimle ilgilenen tek tv programı TRT'deki "Okudukça" idi. Ama o zaten bir kitap ve kültür programıydı. Derken kitaplarımın baskı üstüne baskı yaptığı böylesi bir dönemde, günün birinde Orhan Boran ağabey beni televizyon programına davet etti. Çok büyük bir heyecan yaşamıştım daveti karşısında. Bir konuşma ustasının karşısında konuk olmak hiçte kolay birşey değildi. Adı bir süre sonra İnter Star olan kanalda "Orhan Boranlı Dakikalar"a konuk oldum. Programın kaydı 3 Eylül 1992 Perşembe gecesi yayınlanmış... Benimle birlikte 3 konuk daha vardı o gece. Orhan ağabey özellikle, 80'li yıllarda yarattığım ve adını "Geyik Muhabbeti" koyduğum mizah tarzının ve bu sözcüklerin isim babası olmamın altını çizmiş, beni müthiş derecede onore etmişti. Kendisi de yaptığı işe pek çok yenilik getirmiş ama bunun reklamını ve gürültüsünü asla yapmamış, müthiş derecede mütevazı bir ustaydı sonuçta. O programa çağırarak bana verdiği desteği asla unutamam...
.jpg)
Cihan Demirci'nin de konuklar arasında olduğu bir "Orhan Boran'lı Dakikalar" programı... (3 Eylül 1992-İnter Star)
Orhan ağabeyle unutulmaz ve birazda içimi burkan bir anım daha var... 90'lı yılların ortalarına doğru, o dönemler birlikte sayısız "gerçekleşmeyen" projeye imza attığımız çizer Sinan Gürdağcık'la birlikte Orhan ağabeyin Suadiye'deki evine gitmiştik. Müthiş bir projemiz vardı. Orhan Boran'ın unutulmaz tiplemesi olan Tavşan Yuki'ye çizgi film olarak hayat verecektik. Orhan Boran'ın reel görüntüsünün üstüne Sinan'ın çizdiği Yuki çizgi filminin senaryolarını da ben yazacaktım. Bir-iki deneme de yapmıştık. Orhan ağabey bu projeden çok heyecan duymuştu. O dönemler reel görüntü üzerine çizgi film daha çok yeni bir durumdu bu ülke için. Ancak bu ülkedeki tv kanallarınca yerli çizgi film üretimine değer ve para verilmediği için (bu kafa hâlâ devam etmektedir, dandik dizi filmlere trilyonlar döken televizyon kanalları, iş yerli çizgi filme gelince bütçede cimrinin de cimrisi olurlar ne yazık ki!!!) bu proje gerçekleşemeden rafa kalkan sayısız projemizden biri oldu. Gerçekleşseydi Orhan Boran ustaya da ciddi bir moral motivasyonu olacaktı açıkçası. Orhan Boran'ın 2000'li yıllarda ortalarda pek göremedik. Bu ülkenin bütün düzgün değerleri gibi olgunluk döneminde öylesine bir köşede bırakılmıştır bu büyük usta. Ruhu şad olsun... Son yıllarını dertlerle-hastalıklarla geçiren bir konuşma ustası acı ki sessiz-sedasız gitti... Geriye onun kuşağından gene tanıma ve sohbetini paylaşma olanağı bulduğum sevgili Halit Kıvanç ağabey kaldı kala kala... Ona uzun ömür diliyorum...
Malum günümüzün her anlamda bitik ülkesi Türkiye'de artık konuşma ustalığı; sakin ve ince üsluplu, zekaya seslenen, konuşma ustalarının elinde değil... Bu ülkede zaman artık; ses tellerini zorlarcasına dibine dek kadar bas bas bağırarak, yüksek sesle öfke kusarak, o itici sesin altında bir korku imparatorluğu yaratarak bu ülkeyi sesinde boğanların zamanı!!!!!
Damdaki Mizahçı Cihan Demirci'nin Arşivinden 3 Eylül 1992 tarihli "ORHAN BORAN'LI DAKİKALAR" programının haber kupürleri...
@ 22-05-2012 22:24
CİHAN DEMİRCİ'NİN ÇİZGİSİYLE "GÜNGÖR KABAKÇIOĞLU"
DAMDAKİ MİZAHÇI Cihan Demirci'nin 27 Haziran'da, geçen yıl yitirdiğimiz Karikatürcü-Mimar ağabeyimiz, sevgili Güngör Kabakçıoğlu (1933-27 Haziran 2011) anısına açılacak "Güngör Kabakçıoğlu Portreleri Sergisi" için hazırladığı portre çalışması...
@ 08-05-2012 11:50
2. ULUSAL ANTALYA KARİKATÜR YARIŞMASINDA ÖDÜLLER VERİLDİ, ALTAN ERBULAK USTA ANILDI...
Sait Munzur'un birincilik ödülünü kazandığı 2. Ulusal Antalya Karikatür yarışmasının sergi açılışı, ödül töreni ve törenin ardından bu yıl adına ödül verilen 1988'de yitirdiğimiz çok renkli mizah ustası Altan Erbulak için yapılan anma söyleşisi 5 Mayıs 2012 Cumartesi günü, Antalya'da AKM Perge Salonunda gerçekleşti.
2. Ulusal Antalya Karikatür Yarışması sergisinin açılış anı...
Son 3 yılda bu Antalya'ya sanırım 7. gidişim filan oldu. Bu anlamda Antalya, doğrusu asıl gözdem İzmir'i bile solladı çaktırmadan! Nisan'da seçimini yaptığımız 2. Ulusal Antalya Karikatür Yarışmasının ödül töreni için geçen hafta sonu yeniden Antalya'daydım. Antalya'da en sevdiğim yer Kaleiçi. Orda farklı bir hava var. Orda kalıp, sokaklarında dolaşmak, sonra sahile, parka inmek iyi geliyor epeydir pek de iyi olmayan moral vaziyetime, ruh halime... 
Yarışma sergisinin açılışı öncesi Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Mustafa Akaydın ile odasında karikatür ve mizah ağırlıklı sıcak bir sohbet etme olanağı da buluyorum. Aksav Başkanı ve başkanın danışmanı Göksel Kumsal'la tanışıyoruz. Bu yılki Altın Portakal'da "Mizah"a geniş ayrılacağı müjdesini veriyor, karikatür adına konuştuğumuz pek çok tatsız şeyin arasında. Sonrasında Sosyal İşler Daire Başkanı Adem Akyürek'le sohbet ediyoruz. Derken yarışma sergisinin açılış saati geliyor. Hava sıcak. Dışarda bir Gençlik Festivali, konserler var. Antalyalı sanatseverlerin çok yoğun bir ilgi gösterdiğini söyleyemeceğim ne yazık ki. Tanıdık dostlar, hatta bildiğimiz Antalyalı karikatürcüler bile ortada yok. AKM Salonunun fuayesinde kurdelanın kesilmesi ardından, yarışma sergisi açılıyor ve konuklar yarışmada sergilenen karikatürleri inceliyorlar. Ardından AKM Perge Salonunda yarışmanın ödül töreni başlıyor. Az önce kokteylde görülen insan sayısı ödül töreninde yarı yarıya düşmüş vaziyette ne yazık ki.







Sunucu arkadaşımız ilk sözü Damdaki Mizahçınız Cihan Demirci'ye veriyor. Jüride görev yapan arkadaşları; Ercan Akyol, Kamil Masaracı, Ferit Avcı ve Akdağ Saydut'u da temsilen konuşup, yarışma ve katılım hakkında bilgiler veriyorum. Geçen yıl 167 karikatürcünün katıldığı yarışmaya bu yıl 275 karikatürcünün katıldığını, katılan karikatür sayısının 493 olduğunu, ilk yıla göre ciddi bir artış olduğunu, özellikle çok genç, çok yeni karikatürcü adaylarının yarışmaya yoğun bir ilgi gösterdiklerini söylüyorum...
2. Ulusal Antalya Karikatür Yarışmasında ödül alan (ödül törenine gelebilen) karikatürcülerle birlikteyiz...
Konuşmamda karikatürün yaşadığı baskılara da dikkat çekip, karikatürün "vicdanımızın sesi" olduğuna söylüyorum. Ödül töreni sonrası yapılacak Altan Erbulak ustayı anma söyleşisine, çok arzu ettikleri halde katılamayan Erbulak ailesi fertleri; Füsun, Sevinç ve Ayşe Erbulak'ın özürlerini de iletiyorum bu arada... Ardından söz alan Antalya büyükşehir belediyesi başkanı Prof. Mustafa Akaydın da mizahın gücünden bahsederek, katılımdaki büyük artıştan memnuniyetini dile getiriyor. Daha sonra yarışmada ödül kazanan karikatürcülerin ödülleri veriliyor. Yarışmada birinciliği kazanan ve ödülünü almaya Ankara'dan gelen yılların usta çizeri Sait Munzur'a plaketini belediye başkanı Mustafa Akaydın veriyor. Yarışmanın bu yılki birincilik ödülü 3000 TL olarak saptanmıştı. Yarışmada "Altan Erbulak" adına konulan özel ödülü kazanan Kürşat Zaman, Jüri Özel Ödülünü alan Tuncer Özer, yarışmanın üçüncülük ödülü sahibi Oğuz Demir ile Jüri Özendirme Ödülü kazanan 16 yaşındaki Antalyalı genç çizer Berk Selçuk törene katılan çizerler arasındaydı. Tabii gördüğüm kadar en mutluları 16 yaşın heyecanıyla genç arkadaşımız Berk Selçuk. Yarışmada ödül aldığı halde törene katılamayan yarışma ikincisi Mehmet Kahraman'a, mansiyon sahipleri; Ömer Çam ve Asuman Küçükkantarcılar'a, Jüri Özendirme Ödülü kazanan Utku Kalıpçıoğlu ve Baret Kazazoğlu'na ödülleri daha sonra iletilecek. 
Cihan Demirci "Altan Erbulak" söyleşisi sırasında...
Ödül töreninin ardından, Damdaki Mizahçınız Cihan Demirci, bir kez daha sahnede. Bu yıl adına ödül konulan, çok yönlü, çok renkli mizah ustası, sevgili Altan Erbulak ağabey için hazırladığım "Bir Sıcak Kahkaha" başlıklı görsel sunumlu söyleşimi, bu kez Erbulak Ailesi fertleri olmadan yapıyorum ne yazık ki. Salondaki konuklara 59 yıllık ömrüne sayısız üretimi sığdıran, pek çok sanatsal işi hakkıyla yapan ama her zaman "Öncelikle karikatürcüyüm" diyen müthiş usta Altan Erbulak'ı, gene heyecanla, gözlerim yaşararak anlatıyorum. Altan ağabeyi tanımış, onunla birlikte çalışma onuruna erişmiş bir insan olmanın mutluluğu üstüme çöken ciddi yorgunluğu alıp götürüyor. 

Daha sonra bu yılki yarışmada ödül alan karikatürcüler onuruna verilen yemeğe geçiyoruz, Ship İn adlı güzel restoranın bahçesinde. Ödül törenine gelen çizer arkadaşlarla sıcak bir sohbet başlıyor. Son yıllarda sürekli artan ciddi bir baskı ve sindirme politikası görse de, muhalif yönü yok edilmeye çalışılsa da, az para kazandırsa da, iş imkanı her geçen gün daha da azalsa da, her anlamda geri düşmüş gözükse de, şu yaptığımız etkinlikleri çok az sayıda insan izler ve duyarlılık gösteriyor olsa da, şu karikatür ve mizah ne güzel şey be kardeşim diyorum her şeye inat içimden, yorgun-argın kalacağım otelin yolunu tuturken... @ 08-05-2012 10:27
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ, DAMDAKİ CİHAN DEĞER!

Damdaki Mizahçı Cihan Demirci'nin arşivinden "GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ DAMDAKİ CİHAN DEĞER" bir fotoğraf daha... 1985 yılının Kasım ayından bir fotoğraf... Taksim, Elmadağ'da Cumhuriyet Caddesinde, Güldürü Üretim Merkezi adlı işyerimizin bulunduğu binanın hemen yan tarafındaki bir restoranda, Güldürü Üretim Merkezi ekibi, yöneticileri, yazar, çizerleriyle birlikte, GÜMGÜM adlı haftalık mizah gazetesinin çıkışını kutluyor. Bu gazete 15 Kasım 1985 tarihinde yayımlanmaya başlamıştı. Bu fotoğrafı özellikle, çok sevdiğim ALTAN ERBULAK ağabeyimin anısına yayımlıyorum bu blogta... O ekipte o da var zira... En sağda, duvar dibinde, bendeniz de hemen karşı çaprazındayım. Masanın en sağında bir başka büyük usta Sadık Şendil görülüyor. Bu fotoğrafta yer alan yitirdiğimiz dostlar; Altan Erbulak, Sadık Şendil ve mizah yazarı Metin Çakmak. Patronumuz Müjdat Gezen, bize en yakın gözüken dörtlünün arasında. Müjdat Gezen'in solunda; Metin Günen ile Mehmet Güzel, sağında çizer ofis boyumuz Yakup Kavak. Ortağı Kandemir Konduk, duvar dibinde en soldan ikinci sırada. Onun sol tarafında gazetenin hain sayfa sekreteri Necmi arkadaşımız. Öylesine bir yazı ölçüsü verirdi ki, yazdığımız yazıların yarıdan çoğu sığmaz, onları keserek masasının altındaki çöpe atardı hain!:))) Onun yanında; sevgili sekreterimiz Beyhan Ayral, muhasebecimiz Mustafa ve Milliyet Yayınlarını temsilen aramızda olan Yalvaç Ural. Garsonun hemen önünde; Kemal Can, Bülent Karaköse ve Aydın Gündüz'ü görüyorum. Onların arkasında daha sonra bana hayatımın en büyük kazığını atan, yıllardır konuşmadığım adını bile anmak istemediğim A.S. ve onun ekürisi Mert Ali Başarır. Sonrasında, Murtaza Gürkan, Metin Çakmak, Cihan Demirci, Giray Elmalı sıralanıyorlar. Sahi bu fotoğrafı çeken; gazetemizin renkli fotoğrafçısı Muzaffer Kantarcıoğlu, onu da unutmayalım!.. Damdaki Mizahçınız Cihan Demirci, bu gazeteye çok fazla emek vermiş bir yazar-çizerdi. Yazılarıyla, röportajlarıyla, yazı dizileriyle, karikatürleriyle, çizgi bantlarıyla, gerektiğinde fotoromanlarında bile oynayarak hatta zaman zaman dergi mizanpajına bile yardım ederek delicesine çalıştı!!! Bu gazete Güm ekibi tarafından hazırlandı, Milliyet Yayınlarınca basıldı, sadece 9 sayılık bir maceradan sonra gazete boyutu dergiye dönüşerek, kadrosu da değişirek yoluna sessizce devam etti. Oysa ilk çıktığı dönemde 65-70 bin civarı bir satış yakalamış, ancak yapılan pek çok hata nedeniyle daha sonra bu tirajı epeyce yitirmiş, benzeri ülkemizde çok az denenmiş, fotoğraflı haberlere yer veren ilginç bir mizah gazetesiydi. O dönem beğenilmeyen bu tiraj bugünün Türkiyesinde en çok satan mizah dergisinin tirajıdır... Mizahtaki kan kaybında geldiğimiz noktaya küçük bir örnek bu sadece... Bu ilginç ve renkli gazete de, mizah tarihimizdeki pek çok mizah yayını gibi bir sürü abuk nedenden, yeterince sahip çıkılmadığı için ötürü kısa sürede heba oldu... Ama kısa ömrüne rağmen, beni pişirmiş ve bana çok katkısı olmuştur, sonuçta bize çok renkli anılar bıraktı bu gazete, sevgiyle anıyorum...
@ 02-05-2012 18:19
2. ULUSAL ANTALYA KARİKATÜR YARIŞMASININ ÖDÜL TÖRENİ VE ALTAN ERBULAK'I ANMA SÖYLEŞİSİ 5 MAYIS'TA..
2. Ulusal Antalya Karikatür Yarışmasının sergi açılışı, ödül töreni ve törenin ardından gerçekleşecek Altan Erbulak'ı anma söyleşisi için Damdaki Mizahçınız Cihan Demirci'nin gene Antalya yollarına düşme zamanı... Yarışma sergisinin açılışı 5 Mayıs 2012 Cumartesi günü, Saat:17'de Antalya AKM'nin fuayesinde gerçekleşecek. Saat:18'de ise AKM Perge Salonunda yarışmanın ödül töreni yapılacak. Daha sonra ise; yarışmada bu yıl adına ödül verilen sevgili Altan Erbulak usta için, Cihan Demirci'nin hazırladığı "Bir Sıcak Kahkaha" adlı görsel sunumlu söyleşi gerçekleşecek. Bu anma söyleşisine aslında Erbulak ailesinin 3 sevgili ferdi; Füsun Erbulak, Sevinç Erbulak ve Ayşe Erbulak da katılacaklardı, daha önce 4 kez yaptığımız gibi. Ancak çeşitli son dakika aksilikleri ne yazık ki buna engel oldu. Altan ağabeyi bu kez onlarsız anacağız Antalya'da... @ 30-04-2012 22:04
CİHAN DEMİRCİ İZMİR'DE KARABAĞLAR 3. KARİKATÜR VE MİZAH ŞENLİĞİNDEYDİ...
İzmir'de Karabağlar Belediyesinin bu yıl 3. kez düzenlediği Karikatür ve Mizah Şenliği 27 Nisan 2012 Cuma günü, Üçyol Metro İstasyonu yanındaki Uğur Mumcu Parkında gerçekleşti. Sabah karikatür sergileri açılışıyla başlayan şenlikte, saat:17'de "Mizahın Gücü" başlıklı söyleşi vardı. Leman dergisinden Güneri İçoğlu ve M. K. Perker (Benim bildiğim şekliyle Kutlukhan Perker) arkadaşlarımızın da katılması gereken söyleşide ne yazık ki, söyleşinin yöneticisi Dr. Karikatürcü Rıfat Mutlu ile kalakaldık. 2 ay önce Konak Belediyesinin Öykü Günlerindeki "İktidar ve Mizah" başlıklı söyleşide de 4 konuşmacıdan ikisi gelmemişti. Son zamanlarda bu tür gelmemeler çeşitli nedenlerle çok arttı ve doğrusu hiç hoş olmuyor. Bazen belediyelerin iyi bağlantı kurmadan isimleri hemen ilan etmelerinden de oluyor. Karabağlarda olduğu gibi.
Rıfat Mutlu'nun sorularıyla, Cihan Demirci'nin konuşmacı olarak katıldığı bu söyleşide Cihan Demirci, mizahın gücünden ve Türk insanının mizahı sollayan genel ruh halinden örneklemeler verdi. Söyleşinin hem "Uğur Mumcu" Parkında ve açık havada yapılmasından da olacak Cihan Demirci, mizahın muhalif gücüne sığınan coşkulu ve eleştirel bir konuşma gerçekleştirdi. Sonrasında söyleşiyi izleyenlere kitaplarını imzaladı. Tiyatro oyunları ve çeşitli gösterilerle noktalanan şenliğin Cumartesi yerine Cuma günü yapılması, çok fazla etkinliğin bir güne sıkıştırışması doğrusu eleştirilmesi gereken durumlardı. Bu etkinliğin İzmirli karikatürcü arkadaşlarla muhabbet edecek bir buluşmaya neden olması ise işin güzel yanıydı.
@ 30-04-2012 21:24
CİHAN DEMİRCİ, 17. İZMİR KİTAP FUARINDA İZMİR'E ÖZEL, GÖRSEL BİR SÖYLEŞİ GERÇEKLEŞTİRDİ: "SANKİ İZMİRLE 41 YILLIK DOST GİBİYİZ İKİMİZ"
19 Nisan'da, bir gün öncesinde hava koşulları nedeniyle ertelenmiş, oldukça maceralı ve epeyce rötarlı bir uçak yolculuğundan sonra İzmir'e 12 günlük bitmek bilmez bir griple giden Cihan Demirci, 20 Nisan 2012 Cuma günü, 17. İzmir Kitap fuarında 41 yılı bulan İzmir serüvenine dair görsel sunumlu bir söyleşi gerçekleştirdi. Söyleşinin başında kendisinden kaynaklanmayan teknik aksalıklar nedeniyle, izleyicinin karşısında epeyce bir zaman ter döken Cihan Demirci, gecikmeli başlayan bu özel söyleşide, 1971 yılında çocuk yaşta ilk kez gittiği ve çok sevdiği İzmire dair, özellikle son 18 yılı fırtına gibi geçen bir yolculuğu fotoğraflarla anlattı. Salonu dolduran İzmirlilerin keyifle izlediği bu özel sunum Cihan Demirci'nin özellikle son 18 yılda 90 kez geldiği İzmir macerasının kısa bir özeti gibiydi...
17. İZMİR KİTAP FUARINDA CİHAN DEMİRCİ İMZA GÜNLERİ...
Cihan Demirci, 17 yıldır sektirmeden, düzenli olarak hem söyleşi, hem de imza günleriyle katıldığı İzmir Kitap fuarında, bu yıl da fuarın son 3 günü; 20-21 ve 22 Nisan günlerinde Say Yayınları standında okurlarıyla buluşarak imza günleri gerçekleştirdi. İzmirde Cihan Demirci'yi yalnız bırakmayan okurlara, dostlara, arkadaşlara çok teşekkürler...
CİHAN DEMİRCİ ESKİ FOÇA'DA ÇOCUK ŞENLİĞİNDE...
Eski Foça, son yıllarda Cihan Demirci'nin bunaldıkça kaçmaya çalıştığı bir Ege güzelliği... Bu yılda İzmir Kitap Fuarı sonrasında "Çocuk Şenliği" bahanesiyle Foçaya giden Cihan Demirci, 24 Nisan Salı günü, Çocuk Şenliğinde çocuklara kitaplarını imzaladı... 3 gün kaldığı bu güzel ilçede başta sevgili Feyzi Örnek ağabey olmak üzere yakın dostlarla rakı-balık geceleri yaşandı ve 15 günü aşan grip böylece temiz hava ve keyifli muhabbetlerle bir kez daha atlatıldı!:))
@ 14-04-2012 11:00
CİHAN DEMİRCİ'DEN 17. İZMİR KİTAP FUARINDA 20 NİSAN CUMA GÜNÜ GÖRSEL SUNUMLU ÖZEL BİR SÖYLEŞİ:
"SANKİ İZMİR'LE 41 YILLIK DOST GİBİYİZ İKİMİZ..."
Damdaki Mizahçı Cihan Demirci, bu yıl 17. kez düzenlenecek İzmir Kitap Fuarına, hiç sektirmeden her yıl düzenli olarak hem söyleşi hem de imza günleriyle katıldı. Cihan Demirci yaşadığı şehir olan İstanbuldaki kitap fuarına bu kadar düzenli katılmadı işin doğrusu. İzmir'e ayrı bir önem veren Cihan Demirci, bu yılda İzmir için çok özel, biraz da kişisel bir sunum hazırladı. 
17. İzmir Kitap Fuarında 20 Nisan 2012 Cuma günü, 1 No'lu Konferans Salonunda, Saat: 17.15-18.15 arasında gerçekleşecek, süresi biraz sarkabilecek görsel söyleşi: "SANKİ İZMİR'LE 41 YILLIK DOST GİBİYİZ İKİMİZ" adını taşıyor. İzmir'e ilk kez çocuk yaşta 1971 yılında giden Cihan Demirci, İzmir serüveninin 41. yılındai özellikle son 18 yılı çok yoğun etkinliklerle, müthiş bir tempoda geçen İzmir serüvenine dair, izleyenleri fotoğrafklarla dolu bir yolculuğa çıkaracak. İşin özeti; geçen hafta Antalya'dan hasta dönen ve bir haftadır yatak-döşek yatan bu zat, hastalık-mastalık demedi, İzmirli dostlar için keyifli bir görsel sunum hazırladı...İZMİRLİ DOSTLAR; O HALDE 20 NİSAN'DA, 1 NOLU KONFERANS SALONUNDA, MESELA SAAT; 17.15'TE BULUŞALIM... :)) BU ARADA EK BİR BİLGİ: CİHAN DEMİRCİ, 20-21-22 NİSAN GÜNLERİNDE, 17. İZMİR KİTAP FUARINDA, SAY YAYINLARI STANDINDA, SAAT:14.00-16.00 ARASINDA KİTAPLARINI DA İMZALAYACAK... @ 14-04-2012 10:35
2. ULUSAL ANTALYA KARİKATÜR YARIŞMASI SONUÇLANDI, DAMDAKİ MİZAHÇI İSTANBUL'A "HASTA" ÖDÜLLÜ OLARAK DÖNDÜ!

Sevgili DAMDAKİ MİZAHÇI okurları... Geçen hafta Perşembe günü, bu yıl 2. kez gerçekleşecek Ulusal Antalya Karikatür Yarışması için Antalya'ya gittim. İstanbul'dan; Akdağ Saydut, Ercan Akyol ve Kamil Masaracı birlikte yaptık bu yolculuğu. Antalya'da diğer jüri üyemiz Ferit Avcı, Fethiye üzerinden gelerek aramıza katıldı. Antalya'da bizi önce kapalı, sonra çok sıcak, adeta yaza geçmiş bir hava karşıladı. Ancak geceleri de epeyce serin bir hava. Bendeniz son bir kaç yıldır gene eski haline dönen ve iyice zayıflayan bünyemin kurbanı olarak Pazar akşamı İstanbula epeyce hasta döndüm. Gittiğim yerlerden hasta dönmek son dönemde nerdeyse bir klasik haline geldi bende. Şimdi önümde bir İzmir yolculuğu var ve daha tam olarak iyi olmamamış beni bu bünye artık epey korkutuyor. Biz gelelim şimdi Antalya'ya... Yarışma Konusu “Genç Olmak Kolay Mı?” olan ve bu yıl 2. kez gerçekleşen Ulusal Antalya Karikatür Yarışmasına 275 karikatürcü 493 karikatürle katılmıştı. Ercan Akyol, Ferit Avcı, Cihan Demirci, Kamil Masaracı ve Akdağ Saydut'tan oluşan jüri 7 Nisan 2012 Cumartesi günü, sabah saatlerinde toplandı. 5 saati bulan değerlendirme sonucunda 493 karikatür arasından birincilik ödülünü Sait Munzur, ikinciliği Mehmet Kahraman, üçüncülüğü ise Oğuz Demir aldı. 
Yarışmada ödül alan tüm karikatürleri ve yarışmayla ilgili ayrıntılı haberi MİZAHHABER adlı blogumuzda bulabilirsiniz...Link adresine tıklayınız: http://mizahhaber.blogspot.com/2012/04/2_09.html
Geçen yıl ilki düzenlenen yarışmaya 167 karikatürcü katılmıştı. Bu yıl 275 karikatürcü katıldı. Hem karikatürcü sayısı hem de karikatür sayısı açısından geçen yılın çok üstünde bir katılım olan yarışmaya, özellikle çok fazla yeni ve genç ismin katıldığı görüldü. Yarışmanın yapıldığı şehir olan Antalya'dan bu yıl da çok yüksek bir katılım oldu. Ancak jürinin özellikle bu tür yarışmalar açısından deneyimsiz katılımcılara bir uyarısı var. Belli ki bu tür yarışmalarda henüz deneyimi olmayan kimi katılımcılar kurşun kalem çizimlerle katılmışlar. Bu onların daha baştan değerlendirme dışı bırakılmasına neden oluyor. Karikatür yarışmalarında kurşun kalem, ancak sabit bir kalemle çizimin üstünde belki tonlama sırasında kullanılabilir.
5 MAYIS'TA ÖDÜL TÖRENİ VE "ALTAN ERBULAK" USTAYI ANMA SÖYLEŞİSİ...
2. Ulusal Antalya Karikatür Yarışmasının sergi açılışı ve ödül töreni “Antalya Gençlik Şenliği” kapsamında 5 Mayıs 2012 Cumartesi günü yapılacak. Yarışmanın ödül töreninin ardından, bu yılki yarışmada adına özel ödül bulunan 1988'de yitirdiğimiz karikatürcü ve çok yönlü sanatçı "Altan Erbulak" anısına, Cihan Demirci'nin hazırladığı "BİR SICAK KAHKAHA" adlı görsel sunumlu bir söyleşi gerçekleştirilecek. Bu anma söyleşisinde Erbulak Ailesi de umarım tam kadro yer alır.
2. ULUSAL ANTALYA KARİKATÜR YARIŞMASI JÜRİ TOPLANTISINDAN ENSTANTANELER...
@ 14-04-2012 10:06
FERİT AVCI'NIN KUŞ ÇİZİMLERİ SERGİSİ ANTALYA'DA AÇILDI
Sevgili arkadaşım Ferit Avcı'nın 54 farklı kuş çiziminden oluşan Kuş Çizimleri sergisi 7 Nisan 2012 Cumartesi günü Antalya'da Karaalioğlu Parkında açıldı. Küratörlüğünü İbrahim Keleş'in yaptığı sergi, Dr. Tamer Albayrak'ın kitap olarak da basılan saha çalışması sonucunda ortaya çıkan kuş metinlerine Ferit Avcı'nın yaptığı çizimlerden oluşuyor. 6 ay boyunca parkta açık kalacak... Dr. Tamer Albayrak’ın 2008 yılının Haziran ve Ekim ayları arasında yaptığı saha çalışmasının ürünü sonucu bu sergide yer alan kuşlar üzerine metinler yazıldı ve kitap haline gelen bu çalışma Antalya Kent Müzesi yayını olarak basıldı. Küratörlüğünü İbrahim Keleş’in yaptığı sergi açılışı öncesi Antalya Belediye başkanı Mustafa Akaydın da Karaalioğlu Parkındaki kuş çeşitlerine ait bu sergi hakkında kısa bir konuşma yaptı. Lakin anımsatma olmasa sunucu arkadaş nerdeyse bu sergiye ciddi emek veren Ferit Avcı arkadaşımızın adı açılış konuşmasında hiç geçmeyecekti!!!!!

Aynı gün Antalya'da bu yıl 2. kez düzenlenen 2. Ulusal Karikatür Yarışmasında jüri üyeliği de yapan Ferit Avcı'ya açılışta bu yarışmadaki jüri üyesi arkadaşları; Ercan Akyol, Kamil Masaracı, Cihan Demirci ve Akdağ Saydut'ta eşlik ettiler. Açılışta Antalyalı sanatseverlerin yanısıra; Ferit Avcı'nın eşi Ayfer Kurt Avcı da bulundu. 54 ayrı kuş çiziminden oluşan sergi Karaalioğlu Parkında 6 ay boyunca açık kalacak. Açılış öncesi 5 kişilik kadromuz 2. Antalya Karikatür Yarışmasının jürisinde görev yaptı. Sonra da hep birlikte Ferit'in sergisinde aldık soluğu. İşin ilginç yanı belediyenin sitesinde yer alan haberde Ferit Avcı arkadaşımızın her biri müthiş emek ürünü olan çizimlerinden "fotoğraf" olarak bahsedilmesiydi. Bu da bize özgü bir bilgisizlik-ilgisizlikti, her an, her yerde karşımızda çıkan. İnsan bazen ne diyeceğini şaşırıyor.


Cihan Demirci, Ferit Avcı'nın sergideki kuş çizimlerinden "Saka" kuşu çiziminin önünde...Evinde yıllardır onlarca Saka kuşu besleyen, Saka kuşu delisi olan ağabeyi Cengiz Demirci'ye ithaf bir fotoğraf...
------------------------------------------------------------------------------------
FERİT AVCI'NIN SERGİ AÇILIŞINDAN ENSTANTANELER...
@ 04-04-2012 13:22
2. ULUSAL ANTALYA KARİKATÜR YARIŞMASININ JÜRİSİ 7 NİSAN CUMARTESİ GÜNÜ TOPLANIYOR...
Bu yıl 2. kez gerçekleşen Ulusal Antalya Karikatür Yarışmasına son katılım tarihi olan 31 Mart geride kaldı. Yarışmanın; Ercan Akyol, Ferit Avcı, Cihan Demirci, Kamil Masaracı ve Akdağ Saydut'tan oluşan jürisi, 7 Nisan Cumartesi günü Antalya'da biraraya gelerek, konusu: "Genç Olmak Kolay mı?" olan bu yılın ödüllerini belirleyecek ve daha sonra sonuçlar açıklanacak...
FERİT AVCI'DAN ANTALYA'DA KUŞ ÇİZİMLERİ SERGİSİ...
Bu arada; 2. Ulusal Antalya Karikatür Yarışmasının jüri üyelerinden Ferit Avcı, 7 Nisan Cumartesi günü, saat:17'de Antalya Kent Müzesi, Karaalioğlu Parkı Sergi Alanında 58 farklı kuş çiziminden oluşan bir sergi açacak...
@ 02-04-2012 14:28
İSMAİL GÜLGEÇ USTAYI KARİKATÜR SERGİSİ VE SÖYLEŞİYLE ANDIK... Sevgili İsmail Gülgeç yakından tanıdığım çok önemli bir karikatür ve çizgi roman ustasıydı. Geçen yıl 15 Şubat 2011 tarihinde, 64 yaşındayken yitirdiğimiz bu büyük ustanın hayatı büyük mücadelelerle geçti. Hem çok önemli sağlık mücadelesi içinde yaşadı hem de mesleğinin her anlamdaki seviyesini daha yukarı çıkarmak için olağanüstü çabalar sarfetti. Onun verdiği mücadele sayesinde bir çok karikatürcü çalıştığı ya da iş yaptığı yerlerde daha yüksek telif alma olanağı yakaladı. Muhteşem bir çizgisi ve deseni vardı İsmail Gülgeç'in. Bu büyük ustanın anısına 31 Mart 2012 Cumartesi günü, İstanbul'da Tepebaşında bulunan Karikatür ve Mizah Merkezi'nde bir etkinlik düzenlendi... Saat:14.30 civarında karikatür sergisinin açılmasının ardından; Damdaki Mizahçınız Cihan Demirci ve Muhittin Köroğlu, İsmail Gülgeç üzerine bir söyleşi gerçekleştirdiler. Muhittin Köroğlu Gülgeç'le olan yakın dostluğunu kısaca anlattıktan sonra sözü alan Cihan Demirci, 70'lerin sonunda tanıdığı, zaman zaman aynı yerlerde çalışma durumu yaşadığı İsmail Gülgeç'e dair anı ve anekdotlarını aktardı.

Cihan Demirci, İsmail Gülgeç'e zor günlerde büyük destek olan, güç veren sevgili eşi Ayça Gülgeç'le...
Onunla 1989 yılında Mazete mizah ekinde yaptığı röportajdan bölümler okuyan Cihan Demirci, İsmail Gülgeç'in Karikatürcüler Derneğinin 1988'de başına geçmesinden sonra dernekte çok önemli gelişmelerin yaşandığını, derneğin kazandığı iki önemli mekanı ve ondan önceki dernekle, ondan sonraki derneğin farkına dair bilgiler vererek anlattı. Söyleşinin ardından konuklar da İsmail Gülgeç'e dair anılarını, duygu ve düşüncelerini paylaştılar. Bu konuklar arasında; Gülgeç'in kızı Hilday Gülgeç ile son yıllarını İsmail Gülgeç'le Çanakkale'de Eceabat yakınlarında bir çiftlikte geçiren sevgili eşi Ayça Gülgeç de bu konuklar arasındaydı. Bu arada Eceabat'tan gelen İsmail Gülgeç dostları da vardı salonda. Ayça Gülgeç, çok sevdiği eşine dair kısa bir konuşma yaptı. Hilday ve Ayça Gülgeç'in ardından; Erdoğan Bozok Gülgeç'le ilgili anılarını aktardı ve daha sonra; Şevket Yalaz, Aziz Yavuzdoğan, İsmet Lokman, Funda Eren Örkün ve Yener Çakmak söz aldılar. Ne yazık ki karikatür dünyasından çok az karikatürcü bu etkinliğe katıldı. Özellikle Gülgeç'in çok emeğinin geçtiği Cumhuriyet gazetesi çizerlerinden hiçbirinin bu etkinlikte olmaması kötü bir tesadüf müydü diyerek, İsmail Gülgeç'in bundan sonra çok daha kalabalık salonlarda, çok daha fazla konuşmacıyla anılmasını dileyerek sözümüzü noktalayalım...

Cihan Demirci, İsmail Gülgeç'e dair anı, görüş ve anekdotlar paylaşırken...
İSMAİL GÜLGEÇ SERGİ AÇILIŞI VE SÖYLEŞİSİNDEN FOTOĞRAFLAR...
İsmail Gülgeç'in kızı Hilday Gülgeç ve Cihan Demirci...
İsmail Gülgeç etkinliğine katılanlardan bir grup etkinlik sonunda toplu halde...
(Fotoğraflar: Salih Küçük-Cevat Özer-Cihan Demirci)
@ 27-03-2012 19:08
CİHAN DEMİRCİ, HAYDARPAŞA LİSESİ'NİN 2. KİTAP FUARINA KONUK OLDU
Damdaki Mizahçı Cihan Demirci, 26 Mart 2012 Pazartesi günü Kütüphaneler Haftasını köklü ve tarihi bir okulda Haydarpaşa'da açtı. Geçen yıl da bu okulun kitap fuarına katılan Cihan Demirci, okulda düzenlenen 2. Kitap fuarına konuk olarak önce görsel sunumlu bir söyleşi gerçekleştirdi sonra da kitaplarını imzaladı.

26 Mart 2012 Pazartesi...Kütüphaneler Haftasının başladığı bir haftanın ilk günü... Cihan Demirci, bir kez daha Haydarpaşa Lisesi'nde... Geçen yıl Mayıs ayında konuk olduğu okulda, protokolün uzaması üzerine söyleşiye pek zaman kalmamıştı. Bu yıl bu zaman yaratılmış ve 3 gün sürecek 2. Kitap Fuarı açılış töreninin ardından Cihan Demirci sahneye davet ediliyor. "Damdaki Mizahçı Cihan Demirci ile Damardan Bir Yolculuk" başlıklı sunumu yapmaya hazırlanan Damdaki Mizahçı, her zaman başına gelen şeyleri yaşıyor başlangıç anlarında. Hazır olmayan bir sahne düzeni, 9. sınıf yani lise1. sınıflardan oluşan öğrenci arkadaşların önünde bir hazırlık süreci, derken sunum başlangıcında, tam da mizahın ve karikatürün bu ülkede tehlikeli bir şey olduğunu söylerken önüne inen sahne perdesi, salondaki gülüşmeler ve çok canlı, heyecanlı bir söyleşi... Başlangıçtaki tersliklerin mizaha dönüşmesiyle Cihan Demirci, bu ülkede herşeyin tersine işlediği tezinden ve mizahın da zaten "hayata tersten bakmak" olduğundan yola çıkarak, öğrencilerin ilgiyle izledikleri bir görsel bir söyleşiye dalıyor. 1 saati bulan söyleşide; çocukluğundan başlayan bir yolculuktan, karikatür ve mizahın ne olduğundan, hayata dair kimi saptamalardan bahsettikten sonra özellikle "kitap okuma" ile ilgili karikatürlerle başlayan bir karikatür sunumuna geçiyor ve söyleşisini noktalayıp 2. Kitap fuarı alanında kitaplarını imzalıyor. İlgili öğrenci arkadaşlar da burda da devam ediyorlar sohbete ve soru sormaya. Damdaki Mizahçı belli ki bu okula ilerde tekrar gelecek, şimdi uzaklaşıyor ve yeniden damlarına geri dönüyor... 


Haydarpaşa Lisesi müdür yardımcısı ve öğretmenlerden bir grup kitap imzası sırasında Cihan Demirci ile...
@ 25-03-2012 11:05
CİHAN DEMİRCİ'DEN SON DÖNEMLERİN GÖRSEL SUNUMLU SÖYLEŞİ REKORU BİLGE KAĞAN KOLEJİNDE GERÇEKLEŞTİ!
Damdaki Mizahçınız Cihan Demirci, 23 Mart 2012 Cuma günü, Florya'da İstek Vakfı Bilge Kağan Kolejinde, 4. ve 5. Sınıf öğrencileriyle buluşup, onlarla 4 ayrı karikatür atölyesi gerçekleştirdi.

Doğrusu 23 Mart 2012 Cuma günü, İstek Vakfı'nın Florya'daki okulu Bilge Kağan Kolejine giderken, arka arkaya 4 ayrı görsel sunumlu atölye çalışması yapacağımızı bilmiyordum. Zira bu performans ben de 90'lı yıllarda kalan bir performanstı işin gerçeği:)) Bir günde, üç ayrı okulda ve gece başka bir mekanda olmak üzere 8 ayrı söyleşi yaptığım günleri anımsarım. Ama bunlar yıllar önceydi... Son dönemde arka arkaya en fazla iki söyleşi yapabilecek bir durumdayım. Ancak öğlen saatlerinde Say Yayınları'ndan İlker arkadaşımızla ulaştığımız Bilge Kağan Kolejinde bizi üç buçuk saat sürecek olan bir performans bekliyordu! İstanbul trafiğine takılarak zaten tam söyleşi saatinde yetişebildiğimiz Bilge Kağan Kolejinde böylece, aralık vermeden toplam 3.5 saat süren, 4 ayrı görsel sunumlu-atölye çalışması gerçekleştirip, sanırım sayısı 100'ü epeyce aşan kitap imzaladım.

4. ve 5. sınıf öğrencilerinden oluşan grupların karikatüre ilgisi doğrusu göz yaşartacak düzeydeydi. Her grupta çok fazla sayıda karikatür çizmeye çalışan, karikatürü seven öğrenci arkadaşlarla karşılaşmam ve okulun kütüphanesinde gerçekleşen bu etkinlikte kütüphane sorumlusu İrem ve Emel öğretmenin güleryüzlü halleri bendeki yorgunluğu alıp gitti. 4 ayrı gruba arka arkaya, nefes bile almadan gerçekleşen bu görsel söyleşilerde öğrenci arkadaşlarımızla basit ve temel çizim çalışmaları yapmaya çalıştık. Çeşitli çizim çalışmalarının ardından da karikatür örnekleri gösterdim onlara. 
Tabii söyleşinin başında da dediğim gibi Bilge Kağan Koleji'nin benim kişisel okul etkinleri tarihimde özel bir de yeri vardır. 1994 yılının sonlarında artık okullara söyleşi ve imza günlerine gitmeye karar verdiğim bir dönemde ilk kez bir söyleşi ve imza günü için gittiğim okul, Florya'daki Bilge Kağan Kolejiydi. Tarih ise: 15 Aralık 1994'tü. Yani aradan 18 yıl geçmişti ve bu arada yüzlerce okulda, sayısı yüzlerce olan söyleşi ve imza günü yapmıştım. İlk kez bir etkinlik için gittiğim bu anlamlı okul bana uzun yıllardır göstermediğim bir performans gösterterek kendini gene öne çıkarmış oldu. Damdaki Mizahçı aracılığıyla Bilge Kağan Kolejinin biribirinden sevimli öğrencilerine dam üstünden sevgilerimi yolluyorum... BİLGE KAĞAN KOLEJİNDE 23 MART 2012 TARİHİNDE GERÇEKLEŞEN CİHAN DEMİRCİ SÖYLEŞİLERİNDEN VE İMZA GÜNÜNDEN FOTOĞRAFLAR...
@ 25-03-2012 10:20
CİHAN DEMİRCİ BİR KEZ DAHA 50. YIL TAHRAN LİSESİNDEYDİ...
Damdaki Mizahçınız Cihan Demirci, 21 Mart 2012 Çarşamba günü, son bir yılda 3. kez, yıllar önce mezun olduğu 50. Yıl Tahran Anadolu Lisesine konuk olup, öğrencilerle buluştu ve görsel sunumlu bir söyleşi gerçekleştirdi.

1979 yılında mezun olduğum liseme iki haftadan sonra bir kez daha konuk oldum. Okul Mezunları Derneğinin "Kariyer Günleri" etkinlikleri kapsamında 7 Mart'ta iki ayrı söyleşi gerçekleştirdiğim 50. Yıl Tahran Anadolu Lisesinde 21 Mart 2012 Çarşamba günü bu kez karşımda 10. sınıf öğrencileri vardı. Okulun salonunda "Damdaki Mizahçı Cihan Demirci ile Damardan Bir Yolculuk" adını verdiğim görsel sunumlu söyleşide, mizah ve karikatür üzerine yaptığım yolculuktan kesitler sunduktan sonra bu söyleşiyi karikatürlerimden örnekler vererek tamamladım ve öğrenci arkadaşlarımızın sorularına yanıt verdim. Nihan Anadol Kalkan ve Burak Cevit öğretmenlerimize içten katkılarından dolayı özellikle teşekkür ediyorum, tabii adlarını bilemediğim söyleşimi ilgiyle izleyen diğer öğretmenlere ve öğrenci arkadaşlara da. İnsanın mezun olduğu okulda söyleşi yapması doğrusu bir başka oluyor. İlk kez geçen yılın Mayıs ayında gerçekleştirdiğim bu söyleşiler, son bir yıl içinde 50. Yıl Tahran Anadolu Lisesinde böylece üçe çıkmış oldu. Her defasında farklı sınıfların izlediği üç söyleşide doğrusu gayet güzel geçti. Söyleşi bitiminde ilgili öğrenci ve öğretmenlerle ayak üstü dakikalarca devam eden muhabbetimiz de zaten bunun göstergesi... 

Cihan Demirci 21 Mart 2012 tarihinde bir kez daha mezunu olduğu lisedeydi...
@ 18-03-2012 11:50
"ZAMAN AŞIMI" SERGİSİNDE "YEDİ GÜVERCİN"
16 Mart 1978'de İstanbul Üniversitesi önünde katledilen 7 üniversite öğrencisinin davası da geçen yıl "Zaman Aşımı"na uğramıştı... Tıpkı bir kaç gün önce "Zaman Aşımı"na uğrayan o korkunç Sivas katliamı gibi... Kanlı katliamların "Zaman Aşımı" kılıfıyla aklandığı, cinayetlerin hesabının verilmediği, her tarafı karanlığa batmış, insan olma onurundan çok uzağa düşmüş, zamanın aşınma yaptığı bir ülkede 122 sanatçının katılımıyla 16 Mart 2012 Cuma günü "ZAMAN AŞIMI" sergisi açıldı. Damdaki Mizahçınız Cihan Demirci de yukarda gördüğünüz, "YEDİ GÜVERCİN" adını verdiği, bu sergi için özel hazırlanmış çizimiyle bu 122 sanatçının arasında yer aldı. Sergide farklı sanat disiplerinden 122 sanatçı resimden, fotoğrafa, kolajdan heykele, video art'tan desen çalışmasına dek pek çok farklı türde eserle yer alıyor. Sergi katılımın fazlalılığı nedeniyle 3 ayrı mekana dağılmıştı. Akşam 18'de önce İstiklal Caddesinde Aznavur Pasajında bulunan Ada Sanat'ta ilk açılış yapıldı. 1 saat kadar sonra Gazeteci Erol Dernek Sokakta bulunan Karşı Sanat'ta ve son olarak da Rumeli Han'da açılan, "ZAMAN AŞIMI" sergisi 2 Nisan'a dek açık kalacak... Cihan Demirci'nin çalışması Ada Sanat'ta sergilenen işler arasında bulunuyor.
ZAMAN AŞIMI SERGİSİNİN AÇILIŞINDAN GÖRÜNTÜLER...
Cihan Demirci "Yedi Güvercin" adlı çalışmasının başında...
Serginin Ada Sanat'taki açılışından...
Cihan Demirci, sergide yer alan çalışmasının önünde "Zaman Aşımı" sergisinin mimarlarından, 36 yıllık arkadaşı Taner Güven'le...
@ 14-03-2012 19:07
CİHAN DEMİRCİ SEMİHA ŞAKİR İLKÖĞRETİM OKULUNDAYDI...
Damdaki Mizahçınız Cihan Demirci, 14 Mart 2012 Çarşamba günü İstanbul Göztepe'de bulunan İstek Vakfı Semiha Şakir İlköğretim Okulunda öğrencilerle buluşup, bir karikatür söyleşisi gerçekleştirdi, daha sonra da kitaplarını imzaladı.

Cihan Demirci'nin Mart ayı okul etkinliklerinin ikincisi 14 Mart Çarşamba günü Göztepedeki İstek Vakfı Semiha Şakir İlköğretim Okulu'nda gerçekleşti. Okulun salonunda "Karikatür ve Biz" adlı görsel sunumda, karikatür tarihinden kısa bilgiler veren, karikatür okuma-algılama ve çizim teknikleri üzerinde duran Cihan Demirci, sunumunun son bölümünde kendi karikatürlerinden örnekler verdi ve 6.7.8. sınıf öğrencilerinden oluşan izleyicilerin sorularını yanıtladı. Daha sonra önce okul salonunda, ardından da okulun kütüphanesinde kitaplarını imzaladı. İmza gününe 2. sınıf öğrencilerinin gösterdiği ilgi günün güzel bir sürpriziydi doğrusu. Etkinliği düzenleyen Say Yayınlarına, İlker arkadaşımıza, Semiha Şakir İlköğretim okulunun güleryüzlü kütüphane sorumlusu Nilüfer hanıma çok teşekkürler... Cihan Demirci Mart ayında 3 okula daha gidecek. Bunlar sırasıyla şöyle; 21 Mart'ta 50. Yıl Tahran Lisesine (bir kez daha), 23 Mart'ta İstek Vakfı Bilge Kağan Koleji ve 26 Mart'ta Haydarpaşa Lisesi.
@ 12-03-2012 09:47
"ZAMAN AŞIMI" SERGİSİ 16 MART'TA AÇILIYOR...
Tarih: 16 Mart 1978'di...İstanbul Üniversitesi öğrencisi 7 genç üniversite önünde katledildiler!.. Davaları bu ülkedeki pek çok siyasi cinayet ve katliam gibi "Zaman Aşımı" denen adaletsizliğe kurban edildi. 16 Mart Platformu, her yıl açmayı planladığı sergilerine bu yıl başlıyor. 16 Mart 2012 Cuma günü, Beyoğlu'nda 3 ayrı mekanda arka arkaya açılacak "ZAMAN AŞIMI" adlı sergiye rekor sayıda bir katılım var, toplam 123 sanatçı katılıyor. 123 sanatçının "Zaman Aşımı"na dikkat çekeceği birer eserle katılacağı sergiye Damdaki Mizahçınız Cihan Demirci de "YEDİ GÜVERCİN" adlı çizimiyle katılacak.
16 Mart Cuma günü önce saat:13'te, 34 yıl önce 7 üniversite öğrencisi cinayetinin işlendiği saatte, İstanbul Üniversitesi önünde tiyatro sanatçısı Orhan Alkaya'nın okuyacağı bir basın açıklaması gerçekleşecek. Aynı yerde temsili anıt açılışının ardından Bandista grubu bir konser verecek. saat:18.00'de ise İstiklal Caddesinde önce Ada Sanat'ta, sonra 19.00'da Karşı Sanat'ta ve 20.00'de Rumeli Han'da açılacak "Zaman Aşımı" sergisi 2 Nisan'a dek açık kalacak.
@ 08-03-2012 12:40
CİHAN DEMİRCİ, 33 YIL ÖNCE MEZUN OLDUĞU LİSEDEYDİ!..
Damdaki Mizahçınız Cihan Demirci, Mart ayı ile birlikte damlardan inerek okul etkinliklerine başladı. 7 Mart 2012 Çarşamba günü, bir kez daha 33 yıl önce mezun olduğu 50. Yıl Tahran Anadolu Lisesi'ndeydi. Cihan Demirci, okul mezunları derneği TALMED'in düzenlediği "Kariyer Günleri" kapsamında, 1979 yılında mezun olduğu 50. Yıl Tahran Anadolu Lisesinde iki ayrı söyleşi gerçekleştirdi. Geçen yıl ilk kez bu okulda söyleşi yapan Demirci, öğrencilerin özel isteği üzerine 21 Mart'ta bir kez daha okulunda olacak, bu kez görsel sunumlu bir söyleşi yapacak. 7 Mart Çarşamba günü okul salonunda önce 12. sınıflara konuşan Cihan Demirci, daha sonra da 9-10 ve 11. sınıf öğrencilerinden oluşan bir grupla biraraya geldi. Söyleşisinde; yazar-çizerlik mesleğiyle ilgili bilgiler verdi, güzel sanatlar eğitimi üzerine gelen soruları yanıtladı. Salondaki öğrencilere; 70'li, 80'li yılları bugünle kıyaslayarak anlatan Cihan Demirci, kendi okuduğu dönemde liselerinden çok fazla sanatçı yetişmesini 70'li yılların farklı ortamına bağladı. Günümüz öğrencisinin; dershane, sınav ve sürekli değişen eğitim sisteminin esiri olmasından ötürü sanata zaman ayıramadığına değinen Demirci, kendi döneminde dershanelerin olmadığını, sınavların bu denli öğrenci hayatı üzerinde baskı kurmadığını anlattı. Kendi kuşağının, sanatla ilgilenecek çok daha geniş zamana sahip olduğunu bu nedenle de içlerinden daha çok sanatçı çıktığının bilgisini verdi. Söyleşiyi öğretmenler, okul müdürü ve Talmed başkanı Şule Akalın da takip ettiler. SÖYLEŞİDEN FOTOĞRAFLAR...
Söyleşi sonundan bir an...
@ 05-03-2012 10:12
MART AYINDA GİDECEĞİM OKULLAR...
Sevgili DAMDAKİ MİZAHÇI dostları; Cihan Demirci Mart ayında okul etkinliklerini sürdürecek... 7 Mart ve 21 Mart'ta, iki kez gideceğim okul, bir söyleşi için ilk kez geçen yıl gittiğim, benim 1979'da olduğum Lise olan, 50. Yıl Tahran Anadolu Lisesi... Tamamen öğrenci arkadaşların ilgisi ve özel isteğiyle gerçekleşecek bu iki ayrı söyleşi. Bu arada Say Yayınlarının düzenlediği iki okul etkinliği daha var; 14 Mart Çarşamba günü; Göztepe'deki Semiha Şakir Kolejinde, 20 Mart Salı günü de Florya'daki Bilge Kağan Kolejinde olacağım söyleşi ve imza günü için. Florya'daki İstek Vakfı Bilge Kağan Kolejinin de, benim için unutulmaz bir özelliği var; okul etkinliklerine başladığımda gittiğim "ilk" okul orası olmuştu ve tarih: 15 Aralık 1994'tü... Bu tarihte ilk kez bir okulda söyleşi ve imza günü yapmıştım... Yani okul etkinliklerine başlayalı 18 yıl geçmiş aradan... Mart ayında listeye eklenen son okul; 26 Mart Pazartesi günü gideceğim Haydarpaşa Lisesi oldu. Geçen yıl festivalleri sırasında gitmiştim ama söyleşiye pek zaman kalmamıştı, 26 Mart'ta bu durumu telafi ederiz umarım... @ 02-03-2012 08:04
CİHAN DEMİRCİ, 3 MART CUMARTESİ GÜNÜ CEM TV'DE...
Sevgili Tijen Bolulu'nun hazırlayıp sunduğu canlı yayın "Hayatın Tadı Tuzu" 3 Mart Cumartesi günü sabahı 09.00-11.00 arası...Damdaki Mizahçınız Cihan Demirci 09.50-11.00 arasındaki bölüme konuk olacak...İnternet üzerinden izlemek isteyenler için site adresi: www.cemtv.com.tr @ 29-02-2012 14:40
10. İZMİR ÖYKÜ GÜNLERİNDEKİ "İKTİDAR VE MİZAH" SÖYLEŞİSİNDE ATTIĞIM ÇIĞLIK!
DAMDAKİ MİZAHÇINIZ Cihan Demirci, bunaltıcı Şubat kışının arasına sıkışan 3 günlük bir bahar soluğu yaşadı İzmir'de... İstanbulun buz gibi damlarından İzmir'in bahardan kalma 3 gününe koşturdum 23-24 ve 25 Şubat tarihlerinde... Gidiş amacım; Konak Belediyesinin düzenlediği 23-24 Şubat 2012 tarihlerinde, Dr.Selahattin Akçiçek Eşrefpaşa Kültür Merkezinde gerçekleştirdiği 10. Öykü Günlerine katılmaktı. İzmir Öykü Günlerinin başkan Erdal İzgi döneminde başlayan ilkine katılmıştım, son olarak da 2006'da başkan Muzaffer Tunçağ döneminde sanırım 5. Öykü Günlerinde vardım. Bu kez 24 Şubat Cuma günü, Öykü Günlerinin finalinde gerçekleşecek "İktidar ve Mizah" söyleşisinde konuşmacıydım...
23 Şubat Perşembe günü, 10. İzmir Öykü Günlerinin 13.30'da yapılan açılış törenine yetişmiştim. Salonun tamamına yakını doluydu. Açılış konuşmalarının sonunda Konak Belediye başkanı Hakan Tartan'ın davetiyle öykü günlerinin konukları olan yazarlar-çizerler sahnedeydi. 10. İzmir Öykü Günlerinin "ONUR YAZARI" edebiyatımızın farklı, aykırı, özgün seslerinden biri olan sevgili Leyla Erbil'di. Leyla hanımla bu sayede ilk kez tanışma ve konuşma fırsatı buldum. Öykü Günlerinin konuklarından biri olan sevgili dostum Ahmet Önel'le açılışı birlikte izledik.

İki gün boyunca tüm etkinlikleri izledim. 24 Şubat Cuma günü, son etkinlik benim de konuşmacı olarak katılacağım "İktidar ve Mizah" söyleşisiydi. Ancak 4 konuşmacıdan ikisi; Muzaffer İzgü ve Tan Oral ne yazık ki söyleşiye gelmediler, gelemediler... Geriye kalan iki konuşmacı; Bahadır Baruter ve Cihan Demirci ile söyleşinin yöneticisi Melih Ergen sahnedeydi. Yönetici olarak kısa bir giriş yapıp, sözü özellikle son yıllarda yaşadıklarından ötürü "dolmuş" bir halde oraya gelen konuşmacılara vermesi beklenen Melih Ergen, bunu tercih etmeyerek ne yazık ki çok uzun ve sıkıcı bir girizgah yaptı. Sonra sözü bendenize verdi. Mizahın kaynağının "neşe" değil aslında "hüzün" olduğundan söz açıp, bu ülkede çocukken farkına vardığım "azınlık" halimden yola çıkarak, 34 yılı bulan mizah yazarlığı ve çizerlik maceramda iktidar ve mizah ilişkisi anlamında geçmişten bugüne yaşadıklarından örnekler verdim. Dünden bugüne anekdotlar anlattıktan sonra, şimdilerde bir mizah emekçisi olarak yaşadığım baskıları ve bu anlamdaki korkunç yalnızlığımızı ifade etmeye çalıştım. Altını çizerek söylediğim tüm söylediklerimin özeti olacak cümle şuydu: "Ben bugün buraya söyleşiye katılmaktan çok çığlık atmaya geldim!"
Salondaki izleyiciyi sarsması gereken bu sözlerden sonra söz sırası Bahadır Baruter arkadaşımızdaydı. Oldukça dertli olan, hakkında açılan dava sayısının 11'e çıktığını söyleyen Bahadır Baruter de tıpkı benim gibi oldukça karamsar ve ağır bir tablo çizerek; "Aslında ülkede bir iktidar sorunundan çok rejimin değişmesi sorunu var, bu yüzden sorun çok daha derinlerde" diyerek 1923'te kurulan Cumhuriyet rejiminin bittiğini başka bir rejime geçildiğini ifade etmeye çalıştı. Bahadır Baruter, mizahçı ağabeylerinden yana da dertliydi. Çünkü yaşadıkları karşısında o da "yalnız" bırakıldığını düşünüyordu, bu anlamda eski kuşak ağabeylere de eleştirisini yapmaktan çekinmedi. Muzaffer İzgü ve Tan Oral'ın bu söyleşide konuşmacı oldukları halde bulunmaması, en azından bir mesaj dahi göndermemeleri acaba bunun bir kanıtı mıydı???


Bahadır arkadaşımızla çizdiğimiz samimi ve gerçekçi tablonun ardından söyleşiye gelmediği halde Tan Oral'ın özgeçmişini okuyup ve sanki ordaymış gibi bir mizansenle Tan Oral'ın bir gazete röportajından bölümler aktaran Melih Ergen ise açık söylemek gerekir ki; söyleşideki ve salondaki atmosferin düşmesine neden oldu. Söyleşi salonu dolduran izleyicilerden gelen bir-iki soruyla noktalandı.
Bu arada şunu belirtmek de yarar var. 24 Şubat Cuma günü bu söyleşinin başladığı saatlerde, Konak Belediyesinin geçenlerde açtığı Neşe ve Karikatür Müzesinde karikatürcü Devrim Demiral'ın konuşmacı olarak yer aldığı bir başka karikatür söyleşisinin olmasını anlamak da mümkün değildi... Acaba bu yüzden mi salonda sadece 3 İzmirli karikatürcü vardı?.. Karikatürcülerin-mizahçıların siyasi-toplumsal-sosyal anlamdaki üretimlerine dair ağır sıkıntıların varolduğu ve bunlara dair bir söyleşinin yapıldığı bir anda müzede her zaman yapılabilecek bir söyleşinin olması doğrusu bize özgü plansızlığa-programsızlığa yeni bir örnekti. Ülkede ağır bir baskı ortamı varken, İzmir dışından gelen iki mizahçı artık "yürek" isteyen hayati konularda konuşmaya gelmişken İzmirli karikatürcülerden sadece; Mustafa Yıldız'ın, Birol Çün'ün ve Tufan Selçuk arkadaşlarımızın salonda gözükmesi üzücüydü. Özellikle facebook'ta karşımıza çıkan genç çizerlerimiz nerdeydi?.. Daha geçenlerde İzmirdeki karikatür müzesinin açılışında, danışman olarak görülen ama belediye başkanına açılan bu müzenin ülkedeki ilk karikatür müzesi olmadığının bilgisini bile verme gereği duymayan sevgili Tan Oral'ın böylesi hayati bir söyleşide adının yer almasına rağmen gelmemesinin de altını bir kez daha çizerek dam üstünden yazımızı noktalayalım...

Yönetici olmasına rağmen konuşmacılardan biri olarak devreye giren Melih Ergen sözü uzatıyor, yaşadıkları baskıdan bunalmış iki mizahçıyı gerdikçe geriyor, sonra da konuşmacılara fazla konuştunuz diyor....
Öykü Günlerinin renkli ve önemli söyleşilerinden biri de "Edebiyatta Sansür"ün konuşulduğu söyleşiydi... Namık Kuyumcu'nun sunduğu söyleşinin konuşmacılaarı; Latife Tekin, Mine Söğüt, Müge İplikçi ve orda gördüğünüz boş koltuğa son anda yetişen Yeşim Dorman oldu.
Açılış töreni sonrasında "Onur Yazarı" Leyla Erbil'in yazarlığı üzerine gerçekleştirilen söyleşi...
25 ŞUBAT GÜNÜ YAPILAN EFES GEZİSİNDEN FOTOĞRAFLAR...
Kaldığımız otelde de fırsat buldukça sohbete devam ettik...Ankara'dan gelen konuk yazar arkadaşımız Yeşim Dorman bir "kadın komedyen" kıvamındaki neşesi ve esprileriyle, asık suratlı mizahçıları epeyce güldürdü doğrusu...
İzmirli karikatürcü arkadaşımız Tufan Selçuk'la...
Bahadır Baruter, Ara Polat ve Cihan Demirci söyleşi sonrasında...
Söyleşi bitmiş ama harareti devam ediyor...
Konuk yazarların katıldığı Öykü Günleri yemeğinden...
Sevgili Ahmet Önel'le masanın başında "Eski Foça" Masası gibiyiz! (Kendimi Eski Foçalı sayar oldum yaaa!!!)
Konak Belediyesi Kültür İşlerinin melekleriyle... En soldaki Burcu arkadaşımız 14 yılı geride bırakmış burada...
Bu Öykü Günlerinin benim için en önemli kazançlarından ikisiyle... Çünkü onlarla ilk kez tanışma fırsatım oldu. En solda gece boyunca muhabbet ettiğimiz sevgili Mıgırdıç Margosyan, yanında Öykü Günlerinin Onur Yazarı sevgili Leyla Erbil, Cihan Demirci ve Ahmet Önel...
@ 20-02-2012 12:01
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ, DAMDAKİ CİHAN DEĞER!..

TARİH: 9 MART 2002... O dönemler Karikatürcüler Derneğinin genel sekreteriyim... 2002 yılını Karikatürcüler Derneği olarak "Cemal Nadir Yılı" ilan etmişiz... Çünkü 1902 doğumlu Cemal Nadir 2002'de 100 yaşında... Cemal Nadir bu topraklarda karikatürü halkla buluşturan, hayatın içine sokan ilk büyük ustadır. 45 yıl yaşamıştır ama bu 45 yıla 450 yıllık iş sığdırmıştır. Cemal Nadir'in başlattığı ama erken ölümüyle yarım kalan karikatürü halka sevdirme ve o halkın içinden karikatürcü çıkarıp yetiştirme işini bizi yetiştiren ustamız Oğuz Aral sürdürmüştür bu topraklarda... O dönemler yeniden Oğuz ağabeyin yanında geçiyor günlerim... Mecidiyeköyde tek başına yaşadığı evde (o dönem eşini bırakıp, tek başına yaşamaya başlamıştı zira) onu sıkça ziyaret ediyorum. Bir amacım da onunla söyleşi yapmak ama Oğuz abi zor adamdır. İkna etmem çok zor oluyor. Çünkü küskün, kırgın, yılgın ve bezgin bir halde koca usta... Sonunda samimiyetimi görüyor ve özellikle "Cemal Nadir" ağırlıklı bir söyleşi yapacak olmamız onu etkiliyor ve kabul ediyor... 9 Mart 2002 tarihinde onu evinden alıp, Beyoğluna Cumhuriyet Kitap Kulübüne götürüyorum. Gut hastası o dönemler, bacağı şiş, zorlukla yürüyor. Ve o gün tarihi bir söyleşi gerçekleşiyor. Tam bir mizah tarihi yolculuğu yapıyoruz Oğuz ağabeyle. Küçük salon tamamen dolu. Bu söyleşi bildiğim kadar Oğuz ağabeyin İstanbuldaki son söyleşisidir. Sanırım sonra bir Bursaya gitmişti. Ve zaten 26 Temmuz 2004'te de aramızdan ayrıldı... İşte bundan tam 10 yıl öncesinden o söyleşiden fotoğraflarla ustamıza bir selam daha çakalım dam üstünden... (Cihan Demirci)
@ 06-02-2012 18:21
Damdaki Mizahçınız Cihan Demirci; 10. İzmir Öykü Günleri kapsamında; İzmir'de 24 Şubat Cuma günü düzenlenecek "İktidar ve Mizah" paneline konuşmacı olarak katılacak. 10. İzmir Öykü Günleri; 23-24 Şubat 2012 günlerinde gerçekleşecek. Etkinlikle ilgili ayrıntılı program için facebook grubu adresi: https://www.facebook.com/#!/events/242355162510717/ @ 01-02-2012 14:13
DAMDAKİ MİZAHÇI'NIN ÇİZGİSİYLE ABDİ İPEKÇİ...
1978'de, henüz 15'inde tıfıl bir lise öğrencisiyken, Altan Erbulak'ı Milliyet'te görmeye ve ona karikatürlerimi göstermeye gittiğim bir dönemde, Altan abinin verdiği yemek fişiyle Milliyet'te ilk kez yemek yemiş ve çalışanlarıyla birlikte ...yanyana yemek yiyen ABDİ İPEKÇİ'yi izlemekten yemeğim buz gibi olmuştu. Sonradan onun aslında bu "karikatürcü" kökenli bir gazeteci olduğunu, adam gibi adam olduğunu, karikatürcü dostu olduğunu da öğrenecektim. Milliyet onun döneminde mizaha, karikatüre, çizgi romana doymuş bir gazeteydi, bugün 2 karikatürcüye zoraki yer veriyor, gazetede ne bir çizgi bant var ne bir çizgi roman...Zaten o yüzden 1979'da yok ettiler el birliğiyle böyle bir insanı... ONUN GİDİŞİYLE BAŞLAYAN SÜREÇ ASLINDA ÜLKENİN DE BİTİŞİDİR... O GİTTİKTEN SONRA MEDYA VE DEĞİŞEN (YAMUKLAŞAN) MEDYA SAYESİNDE ÜLKE DEĞİŞMİŞ, BUGÜNKÜ "BOMBOK" HALİNE GELMİŞTİR...NE KADAR ÜZÜLSEK AZ... (Cihan Demirci)