KUDÜS, EY KUDÜS @ 03-01-2009 19:12  ''Kudüs, Ey Kudüs!" "Kudüs, ey Kudüs/Seni unutursam ey Kudüs/Sag elim hünerini unutsun!/Eger seni anmazsam/Eger Kudüs'ü bas sevincimden üstün tutmazsam/Dilim damagima yapissin" (Mezmur-137) Yahudi çocuklarina her aksam okutulan sarki) "Ey Kudüs! Peygamberleri öldüren ve kendisine gönderilenleri taslayan sen! Tavuk yavrularini kanatlari altina nasil topluyorsa, ben de senin çocuklarini kaç kere toplamak istedim." (Hz. Isa. Matta 37) Ali Şeriatiyi Tanımak @ 05-10-2008 14:04 Doğu'nun bilgesi Ali Şeriati'yi Muhammed Can'ın değerlendirmesiyle onu dah iyi tanımak adına fikritakip.com teşekkür ederiz. ''Düşünce arayışı süreci yaşayan 'kişioğlu'nun bu süreçte kendisi olma arzusu ne de güzel bir duygudur.'' ''Ebu-Zer'le başlayıp onu tanımaya tanımlamaya çalışmak… Bu süreçte zaman zaman birbiriyle çelişen fikri yaklaşımlar sunmuş, direnişinin felsefesini bütünsel elde edemeyen bir kişilik! Ali Şeriati'yi böyle tanımlamak doğru ve vicdani bir yaklaşım mı? Ali Şeriati kimdi? Ne yapmak istedi? Bu tür soruları sorma ihtiyacı kişisel bilmezlikten ötürüdür. Şeriati; kısa sayılan hayatına günümüzü de sığdırmayı başarmış bir fikir adamı olarak, bilgiyi kendisine silah edinerek mücadele sahnesine çıkmış milletinin ufkunu aydınlatmaya adanmış bir aydın. Yetinmeyip, bilginin nasıl ve hangi metodlarla eylemselleşmesi gerektiğini pratiğine yansıtan devrimci bir ruh olarak tanımlamak da mümkün mü? Mümkün, ancak bu tür cevaplar kısır döngüyü de bünyesinde taşıyan açılımlardandır. Onun; ''Zer'',''Zor'', ''Tezvir'' üçlüsünün birliktelik ilişkisini, Kur'ani eksende değerlendirmeleri ve bu üçlünün günümüzdeki duruşu ile topluma dayatmak istediği tanrılık algısı, İslam öğretilerince kınanmış değildi. Ne var ki; modern Batının kendisine has pragmatik söylemlerin arkasına gizlenen bu uğursuz üçlünün maskesini, sadece Doğu, özellikle İslam ve İslami öncü kişilerce deşifre edilebilirdi. Bunun içindir ki; Ebu-Zer, Ali Şeriati'ye göre bir sahabi olma.. ( devamı )
İnsanın Dört Zindanı @ 16-04-2008 13:04
 İnsanı zorlayıcı dört güç vardır. İlk olarak, irade sahibi, bilinçli yaratıcı insan, ilk zorlayıcı gücün, doğa’nın baskısı altındadır, bu zorun tutsağıdır. Natüralizm, tabiat temeline özellikle yaslanmaktadır ve oldukça önemli bir gerçeklik payı vardır. İkinci zorlayıcı güç, tarihin baskısıdır. Tarih felsefesi buna, bu temele dayanmaktadır. Emerson’a “ Tarih nedir?” diye sorulunca, “Nedir tarih olmayan ki?” diye karşılık vermiştir. Var olan her şey, tarihin ürünüdür. Tarih’i temel belirleyici sayan görüşe göre benim niteliğimin yaratıcısı, benim tarihimdir. Tarihim benim elimde olmadığına göre ben de kendi elimde değilim. Üçüncüsü Sosyolojizm’dir. Toplumu temel ve asıl belirleyici kabul eden, bireyi yadsıyan, toplumun bireyi oluşturduğunu ileri süren görüştür. Aslında ben ne Naturalizm’i, ne Sosyolojizm’i, ne de Historizm’i tümüyle yadsıyorum; üçünü de kabul ediyorum. Ancak benim kabul edişim şu anlamdadır: İnsan-ki asıl onu anlatmak istiyorum-, bu varlık seçebilir, seçme yeteneği ve imkanı vardır. Bu varlık kendi gelişim ve olgunlaşma süreci içinde gerçekten de bir açıdan ve bir bakıma doğal ve maddi bir oluşum, bir görüngü, bir bakıma Tarih’in biçimlediği bir görüngü, bir bakıma çevre ve toplumun biçimlediği bir görüngüdür. Bir boy (aşiret) düzeni içinde, boy düzeni yaşama biçimi bireylerin üzerinde ruhsal ve düşünsel özellikler meydana getirebilir, boy düzeninde yaşayan bu yaşama biçimini seçmiş değildir, hiç kimse bu.. ( devamı )
ŞEHADET BILINCI @ 16-01-2008 22:30
 ŞEHADET BILINCI
Müminlerden öyle adamlar vardır ki Allah'a verdikleri söze sadık kalırlar. Onlardan kimi adağını yerine getirdi, kimi de beklemektedirler. (Ahitlerinde) hiçbir değişiklik yapmamışlardır. (Ahzâb / 23)
Hz. Hüseyin (a.s) Allah'a verdiği söze son nefesine kadar sadık kaldı. Şu bizim dikkatimizi çekiyor: Insanı sadık kılan nedir? Ne ile ispatlayabiliriz?
Her iki taraf da Müslüman olduğunu söylüyor. Yapılan ameller salih amel olmakla düşünülebilir. Örneğin herkes namaz kılabilir… Ama ne merkezli olarak yapıyor. Neyi hedefleyerek yapıyor?
Hz. Hüseyin (a.s), tüm kıyamının merkezine Allah'ı koydu ve her konuşmasında, aldığı her kararda hedefini açıkladı. "Allah'a olan sadakat" idi.
Yani Allah'a olan sadakat ve sorumluluğu, onu ve yarenlerini bu yola sürükledi.
Ama Yezid'in ordusunda bunu göremiyoruz. Bu savaşa onları sürükleyen, dünya hayatı ve beklentileri idi. Onlar merkeze dünyayı koydular. Görünüşte Allah-u Ekber dediler, ama Allah'ı büyük görmediler. Ameller görünüşte Islâm gibi varsayılabilir, ama hedef ve çırpınışları Allah'tan başka şeylerdi.
Hz. Hüseyin (a.s) şöyle buyurmuştu:
Insanlar dünya kuludur, din ise (ancak) dillerinde dolaşır, dinin sayesinde geçimleri iyi olduğu müddetçe onun etrafında dolaşır (dindar görünürler), zorluk ve belayla karşılaştıklarında ise, dindarlar azalır. (Taberî)
Kufe halkı Hz. Hüseyin (a.s) taraftarı idi... ( devamı )
Hayal Edin @ 25-12-2007 01:42
Imagine
Imagine there's no heaven It's easy if you try No hell below us Above us only sky Imagine all the people Living for today... Imagine there's no countries It isn't hard to do Nothing to kill or die for And no religion too Imagine all the people Living life in peace...
You may say I'm a dreamer But I'm not the only one I hope someday you'll join us And the world will be as one
Imagine no possessions I wonder if you can No need for greed or hunger A brotherhood of man Imagine all the people Sharing all the world...
You may say I'm a dreamer But I'm not the only one I hope someday you'll join us And the world will live as one
Imagínate
Imagina que no existe el Cielo es fácil si lo intentas sin el Infierno debajo nuestro arriba nuestro, solo el cielo Imagina a toda la gente viviendo el hoy... Imagina que no hay países no es difícil de hacer nadie por quien matar o morir ni tampoco religión imagina a toda la gente viviendo la vida en paz...
Puedes decir que soy un soñador pero no soy el único espero que algún día te unas a nosotros y el mundo vivirá como uno
Imagina que no hay posesiones quisiera saber si puedes sin necesidad de gula o hambre una hermandad de hombres imagínate a toda la gente compartiendo el mundo
Puedes decir que soy un soñador pero no soy el único espero que algún día te unas a nosotros y el mundo vivirá como uno
İnsan Olmak Zor @ 11-12-2007 23:06
 İnsan olmak bu dünyada, Öldürürlerken komşunun çocuklarını, kadınlarını İçine kor alevler düşerek susmaktan, Irzına geçilirken minicik bebeklerin Hani yaş fışkırır ansızın gözlerinden, İşte o kadar zordur. Müslüman olmak bu dünyada, Kerem’in deldiği dağları sırtında taşımaktan, Susuzluktan kavrulurken peygamber tor.. ( devamı )
Aşkın Vatanı @ 30-11-2007 10:14 YERYÜZÜ BARIŞI için BULUŞMAYA hazırmısınız? ''Film For Peace'' Festival ekibi olarak BARIŞ BULUŞMASINA hazırız.! SAVAŞ KARŞITI sinemacı ve duyarlı sanatçı dostlarımızın katılımları ile Emperyalizme ve Savaşa Karşı Küresel Film Festivali ''BARIŞ/SHALOOM/ŞALOOM/PEACE/AŞİTİ'' şiarıyla BARIŞ BULUŞMASINA DAVET EDİYORUZ SİZİ.! Ey iNSAN;  Sevdiğiniz şeylere son bir kez bakın. Yapmaktan hoşlandığınız şeyleri bir kez daha yapın. Gözlerine son bir buse kondurun masum masum uyuyan sürmeli eşinizin. Küçük kardeşinizin nazlı buklelerini yanaklarında zıplatarak salına salına okula gidişini seyredin. Köprüden geçerken eşsiz pırlantalarla süslü kıvrımlı boğazımızı tarihi bir nefesle son bir kez içinize çekin. Bela bir kez daha geldi.Kaç kişi tanıyorsunuz? Hayatınızda kaç yüz gördünüz? Kaç kararlı bakış, duruş? Kaç ılımlı gülümseyiş, Kaç farklı sarış dünyayı, Yüz kişi mi, bin mi, on bin mi? Gerçekten büyük bir dünya. Şimdi o dünyayı yıkın. Tüm sevdiğiniz kalpler beton parçalarının altında. Irak'ta iki yüz bin insan öldü. Küçük masum yüzünde iki kara kuyu gibi açılan gözler. Kan kırmızı sıçramış korkulu bakışlarına. Bir çocuk büyüyor bugün Irak'ta. Küçük dünyasının kara deliklerinde, en kötü kabuslarında bile bilinçaltının kuramayacağı dehşetli bir gerçeğe uyanıyor her gün. Kardeşiyle oynamak için uzanan ellerine karşılık yok. Annesinin kucağında huzur bulamayacak tek bir an. Annesinin uzanacağı dizleri yok. Son bir umut arayamayacak babasının gözlerinde. Babasının artık gözleri yok. Bir çocuk büyüyor Irak'ta Ve öyle bir dünya tanımı aklında. Öyle bir dünya ki hak yok, hukuk yok, adalet yok. Ve öyle anlaşılıyor ki zaten hiçbir zaman olmamış. Öyle bir dünya ki, en zengini bile obez iştahıyla saldırıyor saflığa. Yastık alt.. ( devamı )
BİLGE ALİYA'YI ANMAK @ 17-11-2007 11:03
Hayatını özgürlük ve ülkesinin bağımsızlığına adayan Bilge Kral şöyle diyor:  "Ben, her zaman ülkemi sevdim ve severim. Fakat, otorite söz konusu olunca hiçbir otoriteyi, hiçbir zaman sevmem. Otoriteye sadece riayet edebilirim. Çünkü ben, bütün sevgimi özgürlüğe adadım."
"Evet ilerlemiş yaşıma rağmen, inanıyorum ki, halkımın özgürlüğe ve kurtuluşa ulaştığını görecek kadar yaşayacağım. Ya da daha doğrusu, bunu görecek kadar yaşamayı diliyorum. Çok mu bencilce bir istek bu? Belki de öyle, ancak size hayatım ve ölümüm hakkında hiç de takıntılı olmadığımı söylediğimde bana inanmalısınız. 70 yaşındayım ve daha uzun bir yol var önümüzde. Bireyler ölür, halklar yaşar. Mücadeleler bana bağlı değil. Önemli olan da bu. Sancağı binlerce insan taşıyor. Bunu sürdürecekler." Aliya bir barış adamıydı
Bir Ağaç Bir Şehit @ 27-10-2007 13:01
(Aşağıda okuyacağınıız aşk metini Ebuzer adlı romandan bir parçadır.Bir şehit bir aşk ,bir Ebuzer'in öyküsü) YALNIZ ŞAHİT OLANLAR ŞEHİTTİR  Kenan, dün seni koruyabilmiştim ama şahadet seni bekliyormuş. Sen ki hamile karına ve doğacak çocuğuna daha güzel bir gelecek hazırlamak için bu sefere katıldın. İlk aldığın parayı ona ve doğacak çocuğuna verdin. Kenan, dünya ne garip bir yer değil mi? Ne güzel dostların oluyor; ama onlarla ayrılık tez başlıyor. Sen de bunu şimdi anladın. Benim nice dostlarım vardı: Senin peygamberin, son peygamber Muhammed, benim en yakın dostumdu. Ben ona doyamadan ayrıldı aramızdan. Üç günlük geldiği dünyadan kurtulmak ister gibiydi sanki. Kenan, gözü yaşlı kalan geline, ben ne diyeceğim şimdi. O bana sormaz mı sen.. ( devamı )
Rachel Corrie @ 30-09-2007 00:52
Filistinli bir ailenin yok edilmesini önlemeye çalışırken İsrail'in askeri bir buldozeri tarafından ezilen Rachel Corrie hâlâ gönüllerde yaşıyor... kardeşlerim bakmayın sarı saçlı olduğuma ben Asyalıyım bakmayın mavi gözlü olduğuma ben Afrikalıyım..." Nasıl da güzel duruyordu (İsrailliler çocukları öldürmeyin) anlamındaki "İsraeli army stop shooting children" yazan pankartın yanı başında… Ve belki de adını dahi duymadığı bir şairin "çocuklar öldürülmesin, şeker de yiyebilsin…" dizeleriyle yıllarca önceden kendisine selam ettiğinden habersiz… İnsanlığın büyük bir çoğunluğunun istemediği korkunç bir savaşa doğru sürüklenirken küremizin dört bir yanındaki protesto yürüyüşlerinde pankartlarda resmi dolaştırılan ya da kuklaları ateşe verilen 'kötü adam'ların birçoğu Amerikalı. Bush, Rumsfeld, Cheney, Wolfowitz vs... Tam böyle bir dönemde aynı kalabalıkların yüreğini hayranlık duygularıyla dolduran 'güzel insan'ın da Amerikalı olması ne kadar garip değil mi? Adı Rachel Corrie…  Henüz 23 yaşında, kocaman adamların henüz keşf edemediği masum ve tertemiz bir yüreğe sahipti. Ülkesinin vicdanıydı o, kaybedenlerin, yıllardır kaybetmeye mahkûm edilenlerin safında çıktı son yolculuğuna... Hiç tanımadığı, istese hiç de tanımayacağı, "bana ne…" deyip geçebileceği insanların, acılarına sırt çevirebileceği insanların yanında olmak için gerdi göğsünü tanklara... O, insanlığın ve insanlığımızın vicdanıydı, sesiydi… Cesur ve asil kızlar hala hayatta ve bizimle, insanlığımızla. Onlar Vietnam’a.. ( devamı )
|
|