The largest and the best home page
Olmazmi search
tr
en
home page sites rsses
   
 There are thousands of videos in Videovarmi.com Click here to go Videovarmi.com.

Personal - Yılmaz.Gen.TR RSS

ERGUN BABAHAN VE CEMAAT TAKIMI GALATASARAY @ 13-05-2012 13:44
Dün gece Galatasaray 9 puan önde bitirdiği ligin şampiyonluğunu Kadıköy'de Fenerbahçe'nin yaptığı rezaletler eşliğinde aldı. Fenerbahçe fanatizmi ve cemaat düşmanlığı hırsıyla tweetler atan Ergun Babahan'da gecenin kaybeden isimlerinden biri oldu.

2011-2012 Şampiyon Galatasaray

Galatasaray sonuna kadar hakettiği şampiyonluğu aldı, kupayı önce vermek istemediler, sonra soyunma odasına yolladılar, Galatarasaray'ın şerefli davranışıyla kupayı iade etti: "Sahada alınan şampiyonluğun kupasını da sahada alırız." diye... Galatasaray kupayı sahada aldı ama bitmedi. Fenerbahçe yönetiminin tarihe geçen rezalatiyle stadın ışıkları söndürülüp, saha sulandı ama galatasaraylı futbolcular gene de şampiyoluk sevincini yaşamasını bildi..

Tüm bunların yanında fenerbahçeli taraflarların koltukları kırıp sahaya inerek polise saldırması ve maç öncesi ve sonrası stad dışında estirdiği terör de rezaletin bir diğer parçasıydı. Öyle ki bir benzin istasyonunun yanıbaşında polis arabaları ters çevrilip ateşe verildi...

Ergun Babahan Twitter Üzerinden Kovulan İlk Gazeteci

Ve Ergun Babahan... Fanatizmin aptallaştırdığı kişilerden bir diğeriydi. Yaşanan tüm bu yıkıp yakma olaylarından polisi sorumlu tutuyor, şampiyonluğun Fenerbahçe'nin hakkı olduğunu, Galatasaray'ın şampiyonluğunun şaibeli olduğunu ima edip, "Bu kupa amerikaya girsin" diyerek aklı sıra Amerika'da yaşayan Fethullah Gülen'e gönderme yapıp, cemaati suçluyordu.

Tüm bunlarla beraber fenerbahçeli taraftarları isyana, polisle çatışmaya teşvik ediyordu ama yemedi.. Aldığı tepkilerden sonra yanlışlıkla yazdığını söyledi, sonraki tweetlerini de abuk subuk imla hatalarıyla yazarak alay konusu oldu. Yazdığı Today Zaman gazetesindeki işinden kovulduğu da twitter üzerinden açıklandı ve twitter üzerinden kovulan ilk gazeteci(!) olmayı başardı.(!)

Fanatizmin Aptallaştırması

Fanatizmin salaklaştırması örneğinin bir diğerini de yıllar öncesinde de Fatih Altaylı'dan görmüştük. Galatasaray Fenerbahçe maçını tribünde bir elinde viski bir elinde puro ile izleyen Altaylı, Galatasaray'ın aldığı farklı yenildiği maçta elindeki viski bardağını yanındakilerin fırlatmış ve gazetesindeki köşesinde spor yazarlarına küfürler savurmuştu..

Yani öyle şişede durduğu gibi durmuyor sayın Babahan... Öyle klavye delilkanlılığı da sökmüyor.. Daha dün bir haberde Richard Stacy'nin “Rakibinin yüzüne söyleyemeyeceğini, sosyal medyada da söyleme” sözünü okumuşken bu olay da güzel bir örnek olmuş oldu...

#şampiyongalatasaray #cemaatdüşmanlığı #fenerbahçerezaleti #ergunbabahan #fanatizm #klavyedelikanlılığı üzerine daha çok şey yazardım ama bir blog yazısı için bu kadarı kafi..

Fanatizmin bokunu çıkarmayın, daha az alkol alın, herşeyde cemaate çamur atmayın, daha az küfredin, yakıp yıkmayın, adam olun sevgili halkım, sevgiler...
he bu arada : ŞAMPİYON GALATASARAY ! Cemaat takımıyız elhamdülillah http://inciswf.com/390inciy6134103.swf

Why Do Turkish People Add Me On Facebook @ 10-05-2012 21:11
Because we are friendly, if you beilieve...

Bizim türk insanı sürekli şikayet eder, özellikle de ikoncan olmaya çalışan kızlar : "yhhhaa facebookta hep beni tanımadığım kişiler ekliyor" diye.. Bir seni eklemiyorlar yavrum, tüm dünyayı ekliyoruz sen de arada kaynıyosun...

Why Do Turkish People Add Me On Facebook

Google'da "Why" yazdığınız zaman otomatik tamamlama sistemi size bu soruyu çıkartıyor:"Türkler beni neden Facebook'ta ekliyor" Bu uzun zamandır varmış sanırım 2 yıl filan olmuş, 2010'da ekşi sözlükte entry de girilmiş ama bugün gündeme düştü..
türkler beni neden facebook ta ekliyor?
Acaib utandım lan, kendim yapmış gibi.. ama sonra biraz düşününce geçti.. tek biz eklemiyoruz lan.. Benim facebook hesabıma bakarsanız 30-40 endonezyalı mı ne var ve hepsi de beni ekledi.. Bir ara duvarımda yazılarla oluşturulmuş bir resim paylaşmıştım ve bir şekilde endonezyalı biri bunu görmüş ve bir grup ya da sayfada paylaşmış olmalı ki.. Bir sürü endonezyalı ekledi..

Türkiye dünyadaki en genç nüfus oranına sahip en açık toplum. Yani hem genciz, hem internet erişimimiz var hem de katı muhafazakar değiliz. Bu yüzden dünyanın her ülkesindeki tanımadığımız insanları dürtüp arkadaşlık  isteği yollayabilecek bir sürü canlıyı da aramızda barındırıyoruz :)

Aslında facebook yaygınlaşırken birbirimize şu yalanı söyleyip durduk : "Eski arkadaşlarımı buluyorum" naaaah buluyorsun.. Yani bulursun onları da aranızdaki arkadaşlık bağından eser kalmış mıdır? Hanginiz eski arkadaşını, sevgilisini kayıp kardeşini anasını babasını buldu lan? Buldu da ne oldu kaç kez buluşup birşeyleri paylaştınız? Beni facebooktan ekleyen eski tanıdıklarım, sokakta görmezden gelip geçiyor amk...

Şunu kafanıza yerleştirin, facebook eski arkadaşları bulmak, arkadaşlar arasında sosyalleşmek için yok. Arkadaşlar arasında sosyalleşmek için birbirinizin ensesine şaplak atar, arasına pandik mandik atıp edepsizleşirsiniz.. Öyle mause ile tıklayıp dürterek sosyalleşilmiyor ne yazık ki..

Facebook biraz haber alma organı diyebiliriz, kimi zaman arkadaş çevrenizden kimi zamansa hiç tanımadığınız hatta belki tam zıttınız olup da sadece ortak bir noktanızın bulunduğu birinden ilginizi çekecek haberler alabilirsiniz.

Bundan da öte olarak facebook bir aynı zamanda bir eğlence aracıdır. Sadece haber paylaşımı değil, video resim gibi her türlü multimedya paylaşım aracı ve her türlü oyunların bulunduğu bir araç..

Hatta banka artık bankacılık işlemlerinizi de facebook üzerinden gerçekleştirebiliyorsunuz ve yakında "facebook bankacılığı" ifadesi size hiç yabancı gelmeyecek..

Şu anda en büyük iletişim aracı internettir, facebook da internetin en büyük mecrası. O zaman facebookta herşeyi ve herkesi görmeye hazır olacaksınız.. Feysbuk yerini başka bir buka bırakana kadar...

ÇAĞRI MERKEZİ ve HİZMET SEKTÖRÜ @ 10-05-2012 12:46
müşteri hizmetleri
Düşünüyorum da çağrı merkezi çalışanı olmak gerçekten zor iş, çünkü sürekli olarak şikayet eden kişilerle muhatap oluyorsunuz. Arada bağırıp çağıranlar, küfredenler, küçümseyenler filan... Sanırım ben olsam ya hemen bırakırdım ya da psikolojim acaib bozulurdu.

Geçen gün Avea'dan aradılar ve faturalı hatta geçmemi tavsiye ettiler. Aslın ben faturalı hattı daha önce kullanmayı da düşünmüştüm. Her yöne 500 dk, 2GB internet ve 2GB üzerinde de sınırsız ama hızını düşüyorlar ve bedava sms filan..Yalnız 500 dakikayı geçmeye görün işte o zaman tüm sülalenizi öpüyorlar... Doğrusu ben sadece tablet için internetini kullanacaktım ama onlar gene bir açık bulur döşer diye almamıştım..

Yoksa kullandığım tarifede ayda 20 tl küsur ücrete 1Gb+500dk heryöne+100SMS  paketinden son derece memnunun, ara sıra ses kesikliği olsa da...

Neyse kısacası istemiyorum dedim. Telefondaki bayan neden dedi ben de faturalı hatlarda değişik yöntemlerle uçuk ücretler geçirdiklerini söyledim ve avealı çocuk hikayesini ona da anlattım. Sonra o bana aveayı savundu ben suçladım derken uzunca bir tartışma yaptık... Sonunda ona işinin tartışmak olmadığını böyle bir durumda teşekkür edip kapatması gerektiğini söyledim ve öyle yaptı :)

Sonraki gün Türk Telekom'dan arayıp e-fatura isteyip istemediğimi sordular, ben de faturaları elime almaktan hoşlandığımı söyledim biraz imalı olarak. Ben net olarak belirtmeme rağmen o bana çevrecilik damarından girip hala e-fatura verdirme derdindeydi... Ben de biraz stres attım üzerinde ve çileden çıkardım... (Türk Telekom e-fatura yollayacaksa aldığı sabit ücretlerde posta ve zarf masrafı kadar indirime gitmeli ki çevrecilikte samimi olduğunu görelim.)

Aslında her zaman sorun çıkarmayan iyi müşteri olmuşumdur özellikle kasiyerlik deneyimimden beri hizmet sektöründeki müşteri ile birebir muhatap olan elemanlara karşı içimde samimi bir acıma duygusu taşımaktayım...  Fakat bugünlerde eşref değil eşek saatlerim daha yoğunlukta...

müşteri memnuniyeti

Müşteri Memnuniyeti

Bu arada şunu da belirtmek istiyorum özellikle markalaşmış firmaların perakende satış mağazalarında iyi müşteriler hep kaybediyor. Bir hata olduğunda zaman ve para konusunda mağdur oluyorlar fakat çirkeflik yapıp bağıran çağıran müşteri haksız bile olsa memnun edilmeye çalışılıyor. Bu yüzden mağdur edildiğinizi düşündüğünüz durumlarda çirkeflik yapmayın ama muhakkak itiraz edin. Muhatabınız sorununuzu çözmek için yardımcı olmaya çalışmıyorsa ya da yetkisini aşıyorsa sen git müdürün gelsin deyin. Müdüre memnuniyetsizliğini net olarak belli edin, büyük ihtimal sorununuz çözülecektir. 

Marka olmuş firmalar elemanlarından bu konularda pozitif bir tutum sergilemelerini ister. Oluşabilecek maddi zararları da firma üstlenir, müşretinin öfkeli olduğu durumlarda haklı bile olsa çalışana özür diletilir. Çünkü marka olmak bunu gerektirir.



REDHACK KİMDİR @ 09-05-2012 15:45
Redhack grubu son zamanlarda popülist saldırılarla adını fazlaca duyurdu. Anonymous ile geçtiğimiz günlerde birlikte gerçekleştirdiği başarısız saldırı, bakanlık sitelerine yaptığı saldırılar ve özellikle gündemde yer alan bozuk süt krizinden sonra süt tedarik eden bazı firmalara yaptıkları saldırılardan sonra popülaritesi tavan yapmış durumda.

Özellikle devlet dolayısıyla hükumet yani Ak Parti'ye saldırılarından dolayı Chp sempatizanları ve diğer muhalefet parti tabanının bir kısmında Redhack'e karşı bir sempati oluştu.

Redhack Kimdir ? Pkk Bağlantısı

Kendilerini kızıl hackerlar - sosyalist hackerlar diyen bu kişiler aşırı sol kesimi temsil eden bir hacker grubu. Aynı işçi partisi ve TKP'de olduğu gibi PKK'ya karşı bir sempatileri var. Yaptıkları saldırılar da Pkk'nın eylemleri ile aynı amaca hizmet ediyor. Direk devletin sitelerini hedef alıp internet ortamında terör havası estirmeye çalışıyorlar.

"Örgüt ayrımı yapmadan" vurgusu

Redhack kendisine daha önce Pkk ile ilgili olduğu yönünde samanyoluhaber grubunun yaptığı habere misilleme olarak fethullahgulen.info sitesini hacklemiş ve şu notu bırakmıştı
Ve..: Her şeye rağmen, bıkmadan usanmadan halkı için çalışan, bedel ödeyen tüm devrimci, demokrat, yurtsever, aydın kardeşlerimize, 'örgüt ayırımı yapmadan' samimice selamlarımızı yolluyoruz! Ayrıca "isim vermeden" internet sansürüne uğrayan bütün "fikir" sahibi sitelere bu eylemimizi armağan ediyoruz!
Bu ifadede "örgüt ayrımı yapmadan" ifadesi vurgulanarak ön plana çıkartılıyor ve Pkk ayrımı yapmadıkları belirtiyor. Ayrıca kürt milliyetçiliği yapan haber sitelerinde de Redhack haberleri ön plana çıkartılıyor, destekleniyor.

Redhack'in şu ana kadar ülke menfaati için yapmış oldukları bir eylem de göze çarpmıyor, akp sitelerine yapılan saldırılardan ziyade emniyet ve bakanlık sitelerine saldırarak işleyişi engellemeye çalışıyorlar. Saldırıları tamamen ideolojik amaçlı görünüyor. Fakat twitter hesabından paylaştıkları iletileri gördükten sonra işin içinden liseli bir grup çıkarsa şaşırmamak gerek..

Logolarının üzerindeki "Since 97" ibaresi ile eski bir grup olduklarını ön plana çıkarmaya ve popülist eylemlerle gündeme gelmeye çalışıyorlar. Protesto için hack yapamaktan daha çok yaptıkları eylemlere anlam yüklemeye çalışıyorlar diye düşünüyorum.

Dün Melih Gökçek ile twitter üzerinden bir münakaşaya girdiler ve Melih Gökçek durumu sonradan farkedip, muhatap almayı kesti, dünden beri de Melih Gökçek üzerinden giderek prim yapmaya çalışmaları dikkat çekiyor.

Her ne kadar popülaritesi arttı desemde dün en aktif oldukları günlerden biri iken TT listesine giremediler ve ezik cemaatci diyerekten blogumun adresini hedef göstermişler ki istatistikleri kontrol ederken gördüm ve sadece 250 kişilik bir ek ziyaretçiye neden olabilmişler yani popülariteleri o kadar da yüksek olmadığını gördüm aynı zamanda medyada da daha çok marksist haber siteleri ile pkk ya yakın görüşteki haber sitelerinde yer bulabiliyorlar. Dün Ntv de ilk önce ciddiye alıp haber yapmasının hemen ardından haberi geri çekti..

İlerleyen zamanlarda nasıl bir hakeret izlediklerini , ne olacağını hep birlikte göreceğiz zaten..

yazı güncellenmiştir...


BEDAVA E-TİCARET SİTESİ @ 05-05-2012 23:30
Dün e-ticaret ve turizm konulu Google Engage semineri vardı ve diğer Google Engage üyeleri gibi bana da davetiye gelmişti. Gidiş süresini hesaplayamadığım için az biraz rötarlı olarak gittim, giriş kısmını kaçırdım.

Gittiğimde  Sadece Hosting firmasından Selçuk Saraç bir hazır site yapım aracından bahsediyordu ki  bana oldukça garip geldi. Oradakilerin tamamına yakınının web tasarım bilgisi vardı ki çoğu bir web tasarım ajansından geliyordu. Sonra ücretsiz site (domain+hosting+hazır site aracı) ve bu sitenin ücretsiz e-ticaret sitesine otomatik geçiş yapabileceğini, adwordse entegre olacağını filan söyledi, derken ne olduğunu anladım. E-ticaret sitesi alanında müşteri sayısını arttırmak için ortak(!) bir çalışmadan söz ediliyordu. Ondan sonra İdeasoft'tan Seyhun Özkara çıktı ve kendilerinin yaptığı hazır site yapım aracından bahsetti biraz...

Bedava E-Ticaret Sitesi

Google, İdeasoft ve Sadece Hosting firmaları ile anlaşmış. Kobiler için ücretsiz e-ticaret sitesi açılması konusunda bir çalışma düzenliyor. Google kobiler için 250 tl Adwords kuponu verecek, site domain ve hostingini ilk yıl İdeasoft ile Sadece Hosting karşılayacak ve gene bu bahsedilen hazır site yapım aracı ile de kobiler kendi sitelerini yapabilecek(!).. Sanalpos Garanti Bankası tarafından karşılancak ve yurtiçi kargo da gönderimler için %25 indirim uygulayacak. Toplam 10.000 kobi bundan yararlanabilecek..

Burada bizden de bunu kobilere sunmamız isteniyor. Böylece e-ticaret pazarı genişleyecek web tasarım firmaları daha rahat müşteri bulacak, reklam sektörü de kızışacağı için de doğal olarak Google'ın reklam gelirlerinde bir artış meydana gelecek. Yani herkes kazanacak tabi yerseniz(!)

Çünkü şöyle bir problem var. Adwords danışmanlığı yapan firmaların %99 u zaten Webtasarım firması. Biz e-ticaret sektörüne kazandırılacak yeni müşterileri bulup kendi elimizle İdeasoft ve Sadece Hosting e teslim ettikten sonra elimize direkt geçecek birşey yok.

Google 250 TL kuponu zaten veriyor e-ticaret sitelerine yani pek bir fedakarlık yapmıyor.
İdeasoft ve Sadece Hosting  karşıladığı ücretler karşısında seneye hazır binlerce müşteri kazanmış olacak. Yani oldukça akıllı bir yatırım.
Peki  diğer firmalar?  Pazarın genişlemiş olması dışında diğer web tasarımcılar ve web tasarım firmalarının eline hiçbirşey geçmiyor.

Sene sonunda Sadece Hosting ve İdeasoft bu hizmetleri ücretli hale getirince, müşteriyi geri kazanmak için binlerce takla atması gereken diğer firmalar olacak. Hele 2. yıl fiyatları cüzi seviyede tutarlarsa ki müşterileri kaybetmemek için yaparlar. İşte o zaman bu müşterileri geri kazanmak hiç de kolay olmayacak.

Ucuz İnternet Sitesi

Aslında bu beni çok alaka eden bir durum değil. Ben zaten (şimdilik) e-ticaret sitesi yapmadığım gibi fiyatlarımı da çok düşük seviyede tuttuğum için müşteri konusunda sıkıntı yaşamıyorum. Bir öğrenci olarak kazancım kendime fazlasıyla yetiyor.

Fakat diğer firmalar için böyle değil ve hiçbirinin işine gelmeyecek. Zaten izlenimlerime göre kimsenin de kafası bu işe yatmadı. Bunun için destekleyeceklerini pek sanmıyorum.

Ama kobiler için iyi bir fırsat. Hiçbir masraf harcamadan e-ticaret alanına giriş yapabilir ya da yapmayı deneyebilirler. Tabi bu hazır siteleri kullanması onlar için gene biraz sorun olacak. Bu hazır site yapım araçları ne kadar basit bir kullanım kolaylığına sahip olsalar da, kullanamayan pek çok kişi olacaktır.

Diğer firmalara hedef gösterilen paylardan biri de zaten bu paneli müşterinin kullanmasına yardım etmek ve logoyla diğer teknik bilgi gerektiren alanlarda da onlara hizmet verip bunlardan gelir kazanabilmekti. Fakat ciddi bir yapısı firmalar için bu, aslanın çakala attığı bir kemikten fazlası değil.

Proje pazarın genişlemesi açısından güzel. Yeni adım atılacak topraklar da oldukça büyük fakat kime ne kadar toprak düşeceği konusunda sıkıntılar var. Tabi öyle ve ya böyle bu proje çalışmaya başlayacak. Gazete ve internet reklamları ile pek çok kobiye ulaşılabilecektir. Diğer firmaların destek vermemesi bunu etkilemeyecek. Sadece destek verirlerse istenen hedefe daha yakın bir çizgi tutturulabilecek.

Proje devreye girdiği zaman dahil olmak isteyen kobiler için daha detaylı bir yazıyla nasıl bu ücretsiz websitelerden nasıl yararlanacakları konusunu anlatacağım.

ORİFLAME ÜYELİK @ 02-05-2012 17:38
kozmetik affilate network
Oriflame kozmetik ve parfümeri ürünleri satışı yapan bir affilate network firmasıdır. Genel olarak affilate network işi yapan firmalara güvenilmediğini sizlere daha önce anlatmıştım ve bazı istisnaları olduğunu belirtmiştim. İşte Oriflame bu istisnalardan biri.

Oriflame üyesi olan biri Oriflme firmasının ürünlerini satar ve sattığı ürünlerden %30 komisyon alır. Bunun yanı sıra Oriflame satacak başka üyeler bulması halinde onların satışları içinde ilave prim alır.

Bir örnekle açıklarsak Ayşe 100 liralık ürün sattığı  zaman 30 lira kar elde eder. Bunun yanında Fatma'yı da üye yaparsa kendi kazancına ek olarak Fatma satış yaptıkça Fatma'nın kazancından eksilmeksizin ilave prim alır. Ne kadar çok üye yaparsa aldığı prim oranı da o düzeyde artar.

Oriflame Üyelik

Oriflame üyesi olmak için herhangi özel bir durum da gerekmiyor. Üstelik ücretsiz denilebilecek sembolik bir fiyatla üye olunabiliyor. Uzunca bir zamandır süren kampanyaları sayesinde sadece 1 tl ödeyerek oriflame üyesi olabiliyorsunuz. Kampanya bittiğinde ise 20 tl gibi basit bir ücretle üye olmak mümkün.

Şimdi bu yazıyı neden yazdım, takip eden okuyucularım merak eder.. Websitesi yaptığım bir müşterim Adwords'e reklam vermek istedi ve ben elimden geleni yapmama rağmen Adwords'un katı politikalarının Oriflame kuralları ile çelişmesinden dolayı beceremedim.

Müşterime başka bir tanıdığı Seo teklif etmiş ve önce bana sordu sen yaparsan sana yaptıralım yoksa başka birine yaptırıcam diye. Ben de vakit darlığı ve elimde biriken diğer seo projeleri nedeniyle kabul edemedim. En son aldığı fiyatı söyledi ve uygun mu dedi.. Web sektöründe ortalama bir fiyat olmadığından sen bilirsin dedim.

Ön sıraya çıkmanın zorluğunu araştırmak için de bu yazıyı yazdım, bakalım öne çıkmanın zorluk derecesi nedir bu kelimede...

iyinet 2012 seo yarışması llhtnbşklhyktr @ 24-04-2012 01:32
llhtnbşklhyktr
Allahtan başka ilah yoktur. Kelime-i tevhidi içerdiği  için bu yarışma hoşuma gitti. Geçen hafta duymuştum ama ilgimi çekmemişti. Siteme yorum yaparak bu kelime için backlink  sağlamaya çalışanlar yüzünden merak edip bir baktım.

iyinet 2012 seo yarışması llhtnbşklhyktr

Bu yukarıdaki kelimede siteler üst sıralara çıkmaya çalışıyorlar. Başlangıç kısmı anlaşılıyor son kısımdaki ne olduğu ilk bakışta belli olmayan harfler ise "Allah'tan Başka İlah Yoktur" sözündeki sesli harfler çıktıktan sonra geriye kalanlar oluyor.

Şimdi yazdım diye yarışmaya katıldığımı sanmayın, katılmıyorum ! Sadece  لا اله الا الله  sözünü içermesi ve kendimi denemek amacıyla yazıyorum bu yazıyı.

Sitelere şöyle bir baktım. Domain alıp katılanlar filan var ama çok gerilerde kalmışlar. Aslında domain alıp katılanlar ilk sıralara çıkacaklar kaçarı yok, ama bu yarışmadan sonra gerçekleşebilir :) Seo işleri belli olmuyor, özellikle Google son zamanlarda reklam gelirlerini arttırmak için algoritma değiştiriyor ve her değişen algoritma bile kendi içinde pek tutarlı bir seyir çizmiyor, çok dalgalı bir sıralama var.

Mesela "kişisel blog" anahtar kelimesinde çok dalgalanma görüyorum. Site istatistiklerimde birkaç ay önce kişisel blog kelimesini görünce, dedim bu kelimeye biraz öncelik vereyim. Baktım 17-18. sıradaydım. İlk sayfaya geçmek biraz zor oldu, ilk sayfaya geçtikten sonra google bir pagerank güncellemesi yaptı ve taşlar birden bire yerlerinden oynadı.

Daha bir iki ay önce açılan yusufkısa blogu 4. sıraya gelmişti ilk sayfadaki eski blogların yarısı şutlandı te gerilere filan.. Ben de 5 e çıkmıştım derken ondan 1 hafta sonra tekrar bir deprem oldu bir baktım birinciyim. Tabi uzun sürmedi :) Son bir aydır, 1-2 inip çıkıyorum... 1. sıra çok garip bazen 4. ler gelip konabiliyor birkaç günlüğüne.. Ben 2. liğe yapışmış gibiyim, 1. de yok zaten oh ne güzel :P

Kısacası yarışma için söylemek istediğim şu. Tam yarışmanın son günü anlaşılmaz bir sonuç birden bire bir günlüğüne bile ön sıralara gelip yarışmayı kazanabilir. Sistem çok dengesiz. Yarışma için bu kadar iddialı olan arkadaşlara bakıyorum, dümdüz blogcu arkadaşlar. Gelsinler böyle şeylerle uğraşacaklarına ticari değeri olan kelimeler için uğraşsınlar, iyi kazanırlar...

MERHABA BEN KAPİTALİZMİM @ 15-04-2012 12:44
Günümüz yaşam biçimini ve sistemini çok güzel özetleyen bir yazı. Kimin yazdığını ve türkçeleştirdiğini bilmiyorum ama paylaşmak gerek.
Merhaba, 
Ben Kapitalizmim ve kızlarınızı Barbie'lerle büyüttüm, sizden estetik operasyon için para istiyorlarsa bu şaşılacak bir durum değil. 
Ben Kapitalizmim ve çıkarlarım uğruna üstünüze moda endüstrisini saldım! Sonuç: 17 yaşındaki kızların %78'i dış görünüşlerinden rahatsız. 
Ben Kapitalizmim ve kadınları ne kadar "şişman" olduklarına öyle bir inandırdım ki, sadece ABD'de 10 milyon kadın anoreksi/blumia hastası! 
Ben Kapitalizmim ve bir kadının bir moda dergisini 15 dakika karıştırması kendi vücuduna duyduğu memnuniyetsizliği %50 artırmaya yetiyor! 
Ben Kapitalizmim ve işyerlerinde çalışıyor olmak yerine protesto gösterilerine katılan insanlar beni çıldırtıyorlar! 
Dünya çapında yükselen anarşi, bu inatçı protestolar da neyin nesi? Yeni Apple ürünlerini beğenmediniz mi? 
Ben Kapitalizmim ve bakış açınızı öyle bir değiştirdim ki, hırsız ve elitist bir CEO'nun hayat hikayesi sizin için "azim ve başarı hikayesi". 
Ben Kapitalizmim ve ortalama bir insanın günde 5.5 saat TV izlediği bir toplumda alaşağı edilmek gibi bir kaygım yok!
Ben Kapitalizmim ve "insanlığı" sevip, komşunuzdan nefret etmenizin sebebi benim!

Ben Kapitalizmim ve siz benden kaçabileceğinizi mi sanıyorsunuz? Gördüğünüz reklamların %46'sı caddelerde, sokaklarda, halka açık her yerde! 
Ben Kapitalizmim ve Steve Jobs tabii ki çok önemli biriydi, ancak %1'inizin ihtiyacı olan makineleri ucuz işçilerle üretmekte çok mahirdi. 
Elbette bütün kapitalistler birer "aziz" gibi konuşacaklar, tıpkı Bill Gates gibi, 150 milyon dolarlık 66.000 m2 bir evde yaşayan bir aziz. 
İnsan haklarını falan unutup kapitalizme iyice dalın! Fred Shuttlesworth da Steve Jobs gibi dün öldü ama hanginiz onu tanıyorsunuz ki? 
Ben Kapitalizmim ve dün en mutlu günlerimden birini yaşadım, bencil bir kapitaliste, gaddar bir patrona aziz muamelesi yapmanız müthişti! 
Ben Kapitalizmim ve benim yüzümden ortalık miras kavgaları yüzünden kanlı bıçaklı olmuş akrabalarla dolu. 
Ahlakınızı o kadar bozdum ki babanız ölüm döşeğindeyken aklınızdan geçen şey kardeşlerinizle mirası nasıl bölüşeceğiniz! 
Ben Kapitalizmim ve para herşeydir! Sizi böyle çılgın bir şeye inandırabilmiş olmam ne müthiş bir başarı. 
Hepiniz birer yalancısınız çünkü kendinize istediğiniz şeyi elde edince mutlu olacağınızı söyleyip duruyorsunuz. 
Her yıl 20 milyon çocuk açlıktan ölürken siz bir koşu bandının üstünde fazla yediklerinizi eritmek için ter döküyorsunuz! 
Ben Kapitalizmim ve benim yüzümden dünyada 600 milyon obez ve 1.4 milyar aç insan var! 
Ben Kapitalizmim ve siz yılda ortalama 100.000 reklamın karşınıza çıktığının farkında mısınız? 
Ben Kapitalizmim ve Starbucks için kahve temin eden bir çiftçinin oradan bir bardak kahve satın alabilmesi için 3 gün çalışması gerek! 
Ben Kapitalizmim ve sizin bir şeyleri anlamak için çabalamanız gereksiz, patronun ne diyorsa onu yap sonra da televizyon izle! 
Ben Kapitalizmim ve PC oyunlarıyla beslediğiniz çocuklarınızın birinin ölümünü duyduğunda verdikleri tepki şu: "Sadece tek canı mı varmış?" 
Ben Kapitalizmim ve Batı dünyasından her yıl 3.5 milyon kişi Uzak Doğu'ya seks turlarına gidip çocuklarla ilişkiye giriyorlar! 
Ben Kapitalizmim ve Uzak Doğu'da 6-12 yaş arası kızlar 200$ gibi komik bir miktarla seks kölesi olarak satılıyorlar. 
Ben Kapitalizmim ve "serbest piyasa ekonomisi" dünyanın en büyük yalanı. 
Ben Kapitalizmim ve ben bile kendimden tiksiniyorum. 
Ben Kapitalizmim ve güzelliğin tanımını da değiştirdim: En güzel kadın en iyi göğüs estetiğine sahip olan kadındır. 
Ben Kapitalizmim ve Amerikalıların %24'ü eğer milyarder olmaları için gereken bu olsaydı bütün ailelerini reddedebileceklerini söylüyor. 
Ben Kapitalizmim ve sizin emekli olmanıza ancak bir devrim yapmak için çok yaşlı ve çok yorgun olduğunuzda izin veririm. 
Ben Kapitalizmim ve sizler biraz düşünseniz bir televizyonla bir emzik arasında hiçbir fark olmadığını anlarsınız. 
Ben Kapitalizmim ve kadınlara sesleniyorum! Lütfen birer obje haline geldiğinizi aklınıza getirmeden Victoria's Secret'a koşun. 
Victoria's Secret ülkelerime Türkiye de ekleniyor, incecik bir parça çamaşıra 80$ verince çok çok mutlu olacağınızı garanti ediyorum! 
Ben Kapitalizmim ve kadın cinselliğini çok yüksek fiyatlı bir satış ürünü haline dönüştürmeyi de elbette başardım: Victoria's Secret. 
Vogue Fashion's Night Out daha sık yapılmalı, unutmayın ekonomimiz sizin durmaksızın bir şeyler almanızı gerektiriyor! 
Ben Kapitalizmim ve bütün zavallı kölelerim yarın akşam Vogue Fashion's Night Out'un tadını çıkaracaklar mı? 
Ben Kapitalizmim ve en büyük başarılarımdan bir tanesi, insanları "çok fazla düşünmek" diye bir kavrama inandırmak. Çok fazla düşünme, hadi! 
Ben Kapitalizmim ve para benim param. Sizin bunu anlamak için sadece biraz zamana ihtiyacınız var.
Ben Kapitalizmim ve 15 yaşındaki bir çocuğun iPad alabilmek için böbreğini sattığını duyunca zevkten dört köşe oldum! 
Ben Kapitalizmim ve Madonna'nın sadece Londra'da 8 evi var, ortalama 600 evsize barınak olabilecek büyüklükte. 
Ben Kapitalizmim ve Tayland'da Disney fabrikası için çalışan bir çocuğun Disneyland'e girecek parayı çıkarması için 55 gün çalışması gerek. 
Ben Kapitalizmim ve Batı dünyasında kredi kartı borcu yüzünden intihar edenlerin sayısı an itibariyle senede ortalama 22.000 kişi! 
Ben Kapitalizmim ve Batı Avrupalılar, Sahraaltı Afrikalılardan 6.5 kat daha fazla et tüketiyor. 
Ben Kapitalizmim ve 25.000 tane Suudi prensi otomatik olarak ayda 35.000 $ maaş alırken, milyonlarca Arap yataklarına aç gidiyor. 
Afrika kıtası dünyanın altın rezervlerinin %90'ını elinde bulundurmasına rağmen, dünyada sadece 4 tane Afrikalı milyarder var. 
Ben Kapitalizmim ve Afrika kıtasından her sene 8.5 milyon $ değerinde pırlanta çıkıyor, kıtanın açlık sorununu çözmeye yetecek miktar... 
Ben Kapitalizmim ve siz pırlantalara bayılırsınız, Hindistan'da 1 milyon kişi günde sadece 1.2 dolar kazanarak o pırlantaları üretirken. 
Dünyayı sarışın kadınların güzel olduğuna inandırdım, bu yüzden Asya kıtasında 300 milyon kadın düzenli olarak beyazlatıcı sabun kullanıyor. 
Ben Kapitalizmim ve sizin hayatlarına özendiğiniz Hollywood yıldızlarının % 64'ü kokain bağımlısı. 
Ben Kapitalizmim ve yılda 20 milyon çocuk açlıktan ölürken siz aynı tişörtü haftada iki kez giymeye utanıyorsunuz. 
Ben Kapitalizmim ve yılda 20 milyon çocuk açlıktan ölürken siz banyonuzun fayansının renklerinden rahatsız oluyorsunuz. 
Hangi aşktan, hangi sevgiden bahsediyorsunuz, sevgilinize sevginizi sadece hediyelerle, lüks mekanlarla, arabalarla kanıtlayabiliyorken 
Ben Kapitalizmim ve siz hangi tanrıdan bahsediyorsunuz, artık farkına varın, taptığınız tek tanrı benim!!!! 
Ben Kapitalizmim ve siz hangi tanrıdan bahsediyorsunuz, Müslümanlar 5 yıldızlı Kâbe manzaralı otellerinde, "ibadet" ederlerken? 
Ben Kapitalizmim ve siz hangi tanrıdan bahsediyorsunuz, Müslümanlar kutsal topraklarına gittiklerinde bile alışverişe koşarken?
Ben Kapitalizmim ve siz hangi tanrıdan bahsediyorsunuz, bütün dünya tüketmek, eğlenmek,çılgınlık yapmak için Cadılar Bayramı'nı "kutlarken"? 
Ben Kapitalizmim ve siz hangi tanrıdan bahsediyorsunuz, bütün dünya Hristiyan bayramı Noel'i sırf alışveriş yapıp eğlenmek için "kutlarken"? 
ABD'de 7 milyon evsiz insanın olduğundan kimsenin haberi yok çünkü TV'de gördüğünüz Amerikalıların hepsi havuzlu villalarda yaşıyorlar. 
Ben Kapitalizmim ve sen bir dilenci senden para istediği zaman en küçük bozuklukları seçmeye devam et. 
Ben Kapitalizmim ve size hep bir şeyinizin eksik olduğu hissini hissettiriyorum ki daha fazla alışveriş yapın. 
İşini sevmiyor olabilirsin, bırakmak isteyebilirsin, problem değil, o işi senden daha ucuza yapacak binlerce kişi hazırda bekliyor! 
Tabii ki isyan etme özgürlüğünüz var, ama ediyor musunuz? Orada oturup TV izleyerek anlamsız hayatınızı sürdürmeyi tercih ediyorsunuz. 
Ben Kapitalizmim ve sen farkında olmayabilirsin ama 6 yaşındaki bir çocuk, hayatının ortalama 1 yılını TV izleyerek geçirmiştir. 
Odasında TV ile büyüyen bir çocuğun sabıkasının olması ihtimali, TV ile büyümeyen bir çocuğa göre % 40 daha fazladır. 
TV enerjini tüketiyormuş gibi hissediyorsan eğer, doğru hissediyorsun çünkü TV izlemek fiziksel aktivite yapma isteğini % 57 azaltır. 
Sen şimdi satın al ilerde çocukların ödeyecekler. 
Ben Kapitalizmim ve nörologların sizi daha çok tüketime teşvik edebilmek için araştırmalar yapmasının sebebi benim. 
Benim işim insanları, nesneleri, hatta duyguları birer tüketim malzemesine dönüştürmek. 
Ben Kapitalizmim ve yine başardım! Bütün kadınları dolapları tıka basa dolu olduğu halde giyecek hiçbir şeyleri olmadığına inandırdım. 
Ben Kapitalizmim ve çocuklarınız için bayramların tek bir anlamı var artık: Harçlık! 
Dünya nüfusunun %50'si dünya kaynaklarının ve zenginliklerinin %1'ine sahip. 
Dünya nüfusunun %1'i dünya kaynaklarının ve zenginliklerinin %50'sine sahip. 
Ben Kapitalizmim ve evet, Kaddafi ailesinin süper lüks hayatının ifşa edilişi beni tedirgin etti. 
Ben Kapitalizmim ve petrollerini ucuza elde edebilmek için son 40 yılımı Arapları "fanatik İslamcı" diye damgalamakla geçirdim. 
Visa Application: Sizi sadece ucuz işçiyken seviyorum üçüncü dünya ülkelerinin zavallı insancıkları. Sakın gelip de medeniyetimi kirletmeyin! 
"Visa Application"ın Türkçesi: "Ben senin petrolunu çalıyor olsam bile senin ne haddine benim ülkeme girmeye çalışmak?!" 
"Visa Application"ın Türkçesi: Ben senin ülkene girip seni her şekilde sömürebilirim, ama sen benim ülkeme tatile bile gelemezsin ilkel şey! 
Kimi arkadaşlarınla buluşmak senin için tam bir stres sebebi çünkü çok pahalı mekânlarda takılıyorlar ve bu seni maalesef aşıyor! 
Bir kapitalist işçilerini yalnızca çalışmaya devam edebilsinler diye besler. 
Şöhret dünyasından biri sahnede Tanrı'ya şükrettiği zaman, aslında bana şükrediyor, bana, ün ve para Tanrısına! 
Hadi hepiniz kabul edin artık, televizyon sizin tek gerçek arkadaşınız. 
Ben Kapitalizmim ve uykumda "daha ucuz işçi..." diye sayıklarım. 
Ben Kapitalizmim ve bankacılar benim evlatlarım. 
Her yıl 20 milyon çocuk açlıktan ölüme sürüklenirken sizin "nasıl daha zengin olabilirim" diye düşünmeniz bana büyük zevk veriyor! 
Anlamıyor musunuz, toplumda fakirliğe ihtiyacımız var, onlar yeterince fakir olmadan sen bu kadar zengin olabilir misin canım? 
Sizi neden çalışmakla bu kadar meşgul ediyorum? Fazla düşünmeye vaktiniz olmasın, aklınıza "tuhaf" fikirler girmesin diye elbette. 
Toplumu öyle bir hale soktum ki onbinlerce kişi kolaylıkla stadyumlarda toplanabilirken protesto gösterilerine pek kimse gelmiyor. Başardım! 
Hepiniz kölesiniz, her gün evinize gidip ruhunuzu televizyon ekranınızla ısıtan, ancak hediyelerle sevdiklerinizi mutlu edebilen köleler. 
Televizyon karşısında uyumanın içinizdeki tüketim isteğini %20 artırdığını belirtmek istedim iyi geceler demeden önce. 
Amerikalıların %85'i ekonomik durumlarını iyileştirebilecekse faşist bir hükümeti seçebileceklerini söylüyor. İşte kapitalin gücü! 
İnsanları "borç batağı" ile korkuttuktan sonra yaptıramayacağım şey yok! Para benim param, düzen benim düzenim. 
Toplumu öyle bir hale getirdim ki kendinizi "normal" göstermek için takım tutmanız, alışverişe bayılmanız, ünlüleri takip etmeniz gerek. 
Tabii ki bu toplumdan uzak durma teşebbüsünde bulunabilirsiniz ama sonunda kendinizi yine bir AVM'de bulacağınızdan şüpheniz olmasın. 
Protesto etmek hakkınızı bile elinizden alıp, en sonunda canınızı dahi alabilen bir devleti kendi vergilerinizle beslemeniz müthiş. 
Sizi özgür bırakmayan, fikirlerinize sansür vuran, en sonunda polis kurşunuyla öldüren bir devleti kendi elinizle kurmanız ne tuhaf. 
Sizin ağzınızı burnunuzu kırıp hapse tıkmaları için bir devlet kuracak parayı, kendi vergilerinizle sağlamanız ne kadar tuhaf. 
Ben Kapitalizmim ve para benim param, sizin bunu anlamak için sadece biraz zamana ihtiyacınız var. 
Amy Winehouse gibi bağımlılara acırken hepinizin birer bağımlı olduğunu unutmanız ne kadar komik, zavallı tüketim bağımlıları! 
Ortalıkta çok fazla özgürlük var ve yeterince ölüm yok. 
Ben istediğim kadını elde ederim, biraz altın, biraz pırlanta, biraz şan şöhret, birkaç güzel vaat, tamamdır. 
Sizlere yüksek çözünürlüklü TV verdim ki beyninizi daha net yıkayabileyim canlarım. 
Neden hala inat ediyorsun, bütün arkadaşların seni alışveriş merkezlerine götürmeye uğraşırken, herkes seni tüketmeye teşvik ederken?


ATEİZMDE TEBLİĞ VE İRŞAD FARZ MIDIR? @ 06-04-2012 01:06
İlahi dinlerde tebliğ ve irşad farzdır. İnananlar, inanmayanlara da doğru yolu göstermelidir, görevidir. Hatta sadece inanmayanlara değil, dinden soğuk olanlara da dini tavsiyelerde bulunmalıdır, inanan kişi.

Bunları biliyorum sorun yok ama çok merak ettiğim birşey var. Ateizmde de mi var bu irşat-tebliğ olayı? Yani düşünün adam ateist, inanmıyor. Tamam inanmasın, olabilir aklı almayabilir, mantıklı bulmayabilir. Peki bu kişiler mantıklı bulmadığı için mi inanmıyor gerçekten? Yoksa inanmaya korktukları için mi?

Bunu çok basit bir şekilde anlayabilirsiniz? Eğer adam sürekli olarak insanları ateizme çağırıyorsa, Allah olamaz, yalan dolan diye inim inim inliyorsa anlayın ki o aslında mantıklı gelmediği ya da akıl erdiremediği için değil, götü yemediği için ateizmi seçmiştir.

Kısacası şu günah batağından çıkamayıp, cehenneme postalanacağını düşünen ve bunu kabullenemeyip kurtuluşu tövbede Allah'ın merhametinde aramayıp inkarda bulan, inkar ederek içini rahatlatan(!) bu ateistler aslında inandıkları şeyden korktuğu için inkar etmektedirler.

Karanlıkta bağıra bağıra şarkı söyleyen çocuklar gibidirler. Sürekli olarak Allah Yok Din Yalan derler, korkularını azaltmaya çalışırlar. Başını kuma gömen deve kuşundan farkları yoktur.

İnançlara ve inananlara içten içe düşmandırlar, fırsat buldukça kinlerini kusarlar. Acaba gerçekten Allah var mı sorusunun üzerine muhasebe yapamazlar. Bütün inanç tefekkürünü "Allah yoktur" şeklinde dogmatikleştirdikleri kuraldan yola çıkarak yaparlar.

Bunun için onları ezan da rahatsız eder kuran da. Bırakayım abi bana ne, neye inanırlarsa inansınlar demezler. Her bir dini simge, dini hatırlatan ufacık bir imge, namaz kılan bir inanan, estağfullah çeken, inşaallah diyen bir insan rahatsız eder huzurunu kaçırır onların. Hemen inkar etmek isterler, yok demek, yalan demek isterler.

Karanlığın içinde bağıra bağıra şarkı söyleyince akıllarında yarattıkları canavarın uzaklaştığını düşünürler. Gözlerini kapatınca ışığı göremeyince ışığın söneceğini düşünürler.
Kulaklarını kapatıp, dinlemiyorum duymuyorum diye bağırıp, kendilerine söylenenleri duymamaya çalışırlar.

İşte her fırsatta ateizmin doğruluğunu ispatlamaya çalışan birini görürseniz, aslında inanmıştır da inanmayı yedirememiştir nefsine. Korkuyordur inanmaktan, onlara karşı Allah'ın varlığını ispatlamaya çalışmayın boşuna. Onlar zaten bildikleri için inanmıyorum diyorlar, inkar ederek olmamasını umuyorlar.

Yani kısacası inanmadıklarını sanmayın, inanıyorlar. Belki sizden bile kuvvetli  inanıyorlar da, inanmayı içlerine yediremedikleri için var diyemiyorlar.

ANDROİD İÇİN INSTAGRAM UYGULAMASI ÇIKTI @ 03-04-2012 20:17
Geçtiğimiz haftalarda instagram android için de uygulama hazırladığını açıklamıştı ve yakın zamanda çıkması bekleniyordu. Beklenen gün geldi ve instagram uygulaması Google Play'de yerini aldı.

Uygulamayı indirmek için Google Play sayfası https://play.google.com/store/apps/details?id=com.instagram.android

Instagram ilk olarak iphone için hazırlanmış bir uygulama ve çektiğiniz fotoğrafları çeşitli filtrelerle daha estetik biçimlere sokabilir ve web üzerinde yayınlayabilirsiniz.

Pixlr-o-matic ile yakışıklı  adam resmi
Instagram öncesinde benim kullandığım Pixlr-o-matic uygulaması da bu konuda oldukça güzel ve işe yarar bir uygulamaydı. Ki zaten bir android kullanıcı olarak Instagram'ı şimdiye kadar kullanabilmiş değildim. Uzaktan bir karizması vardı. Deneye deneye göreceğiz, farklarını...

Instagram için iyi kötü diyemem, kullanmadığımdan ama Pixlr-o-matic oldukça iyi
Instagram için üyelik gerekiyormuş, Pixlr-o-matic için gerekmiyor.
Instagram da düzenlediğiniz fotoğraf otomatik olarak paylaşılıyormuş, Pixlr-o-matic de siz isterseniz paylaşırsınız, istemediğiniz hiçbir fotoğrafı paylaşmazsınız.
Instagram için 14 filtre var diyorlar, Pixlr-o-matic de 30 tane filan filtre var, aynı zamanda bir o kadar ışık efekti ve çerçeve ekleyebilme özelliği de var.

Yani kısacası kullanmadıysanız Pixlr-o-matic i mutlaka deneyin. Pixlr-o-matic den acaib para aldım onun için reklamını bu kadar iyi yapıyorum :P

Bu arada Instagram'ın Android versiyonu çıkınca bazı Iphone kullanıcıları çok hüzünlendi, ayağa düştü artık diyorlar. Hadi gözüyaşlı fotoğraflarını çekip Instagram'da düzenleyip paylaşalım...



4+4+4 E HAYIR SADECE 4 YETER ! @ 29-03-2012 00:08
4 yıl yeter de artar bile. Yıllardır canımızı çıkardınız, hiç gereksiz yere yıllarca okula git gel yapıyoruz. İşimize yarayacak birşey öğrensek eyvallah ama hepsi teranadan zımbırtılar... 4 yıl dolunca öğrencinin eline vereceksin diplomasını gidecek, uzatmanın esprisi yok.

Tam 2005 Eylülünde kaydolmuştum bu okula 16 yaşındaydım ve şimdi 23 yaşındayım ama hala kurtaramadım yakamı. Sürekli bitecek diye bırakmaya bırakmaya bu günlere geldik ama sanki kedinin fare ile oynadığı gibi bizimle oynuyorlarmış gibime geliyor. Diplomaya her yaklaştığımız yıl az az dersten geçebiliyoruz. Öğrendiğimiz limit nerede işe yarayacak derken mezuniyet olayında karşımıza çıktı. Diplomaya sürekli yaklaşıyoruz ama bir türlü ulaşamıyoruz.

Birinci dönemki 3 dersin ikisinden bıraktılar. Ama şöyle bir saçma yönü var. 3 hafta kala Edirne'ye gitmiştim geçen finallerde. 3 hafta boyunca çalıştığım dersten küfreder gibi not verdi hoca ki ben buraya yazmaya utanıyorum. Sonra 1 hafta çalıştığım dersten 1 puan ile bıraktılar ki dersi 6. alışımdı ve anlamadığım için bir türlü bakmadığım son derse de son gece baktım sadece ve son gece birkaç saat baktığım dersi geçtim. Hem de CC den daha büyük bir not ile.

Bir arkadaşım 2 yıldır sadece 2 dersi vermek için gitgel yapıyor. Başka biri 3 ders için aynı durumda. Ve tuvalet kağıdı kadar işimize yaramayacak dersler için ömrümüzü yiyorlar. Benimle birlikte üniversiteye girenlerin kimi evlendi, kiminin çocuğu bile oldu.

Bizim sınıf 50 kişiydi 50 de ikinci öğretim vardı. Bizim sınıftan 35 kişi mezun oldu, 2 si araştırma görevlisi oldu diğerleri dershanede öğretmenlik ve daha da basit işlerde çalışıyorlar. Bellboy olan , kredi kartı satan, çağrı merkezinde çalışanlar var. 600-700 liraya ücretli öğretmenlik yapanlar var.

Yani ikisi hariç hiçbiri bu bilgileri kullanmıyor. Biz bu bölüme geldiğimizde ilk 100.000 deydik. Sonraki yıllar 130 bin 200 bin derken barajı aşan gelmeye başladı ve artık barajı aşan bile gelmiyor. Gelmesin de zaten. Diplomalı amele yetiştirmekten başka bir işe yaramıyor Fen Edebiyat fakülteleri artık. Şu saatten sonra öss tercih kılavuzuna fizik yazanın da beynine tüküreyim.

Fen Edebiyat fakültesi okuyan bir öğrenci genel kültürünü arttırmak dışında hiçbirşey kazanmayacaktır ki bizim bölümde o da yok. Hocalar kendini kandırıyor, bu bölümlerin amacının akademisyen yetiştirmek olduğunu söyleyerek. Kim akademisyen oluyor arkadaş? İşsizler ordusuna amele yolladığınızı hala göremiyor musunuz?

Boğaziçi üniversitesinin fizik bölümü tanıtım bölümünde bile iş bulma konusunda şunlar yazıyor :
"Bir Fen bölümünden mezuniyet sözkonusu olunca, ilkönce
akla akademik kariyer gelir. Ancak, bir önceki soruda da vurgulandığı
gibi, fizik eğitiminin geliştirdiği analitik düşünme becerileri,
birçok değişik iş alanlarında gerekli olduğundan, fizik mezunları
–kişisel eğilim ve yeteneklerine göre– farklı alanlarda görulebilmektedir."
Hangi farklı alan lan? fizikte iş yok, amele yetiştiriyoruz biz desene şuna sen. Ne iş olsa yaparım abi diye iş arayacak diplomalı güruh. Analitik düşünme yeteneği kazandırdığını iddia ediyorlar bölümün. Düz mantık kuramaz hale geldim lan, ne analitiği...

2 gr vicdanı, mantığı olan hoca öğrenci bırakmaktan zevk almıyorsa fen edebiyat fakültesi  öğrencisini sepetler, yollar. Kimsenin yıllarını boşuna içip tüketmez.

Ömrümüz piç oldu bu bu okulda, okul bitsin diye haftalar öncesinden işi gücü bırakıp ders çalışmaya gidiyorum. 1,5 ay çalışıp, 1 ay sınavlar için Edirne'ye gidiyorum. Geçen sene Mart ayından beri 7-8 bin lira kazandım ama kenarda tek kuruşum yok şuan. İstanbul'da kazandığımı okula harcıyorum.

Defalarca illallah dedirtiyorlar adama. Bu bölümlere başka adam gelmesin diye her lafı açıldığında tekrarlıyorum, tekrarlayacağımda.

Özellikle bizim bölüm bu öğrencinin yıllarına sıçma konusunda, işin bokunu çıkarmış vaziyette. Amele çıkarmak için 7 yıl üniversite okutturuyorlar. Kendileri kapmışlar köşe başlarını, şimdi keyfini sürüp öğrencinin hayatıyla oynuyorlar.

Sürekli öğrenciyi suçlarken % 90 ının hiçbirşey  ürettiği yok. Hiçbirşey! Oturup ellerindeki kağıdı tahtaya kopyalayıp, başını sonunu değiştirdikleri hiçbir işe yaramayan makaleleri bile çıkarmaktan aciz pekçoğu. Kendi içlerinde kadrolaşıp, belli görevlere gelip maaşlarını arttırmaya çalışıyorlar sadece. Ama öğrenci çalışmıyor, öğrenci tembel, öğrenci kalmayı hakediyor oluyor. Önce şunu sorsun o hocalar şimdi kendilerine. Ben amele yetiştirme dışında ne başarabildim? bu alanda ne ürettim?


NİTELİKLİ DOLANDIRICILIK @ 23-03-2012 16:04
Etrafımız marka denilen dolandırıcılarla çevrilmiş. Bankalar ve Gsm operatörleri başta olmak üzere pek çok marka imajı oluşturmuş firma insanları eşek yerine koyuyor.
garanti bankası bankalar hırsız mastercard visa
Geçen gün avea ile ilgili yazdığım yazıyı daha sıcakken bu sefer kendi başıma gelen bir problemle uğraşmak zorunda kaldım. Geçen aralık ayında 88 tl kart ücreti ödememek için garanti bankasındaki kredi kartımı ve hesabımı kapattım.

Kapatmadan önce kart ücretinden kurtulmanın bir yolu olup olmadığını da sordum. Dilekçe versem iade ederler mi ya da iş bankasında olduğu gibi öğrencilerden kart ücreti almama durumu olmuyor mu diye.. Yok ödeyeceksin dediler ben de hesabımdaki parayı çektim, kredi kartı borcumu da ödedim ve kapattım hesabımı ve kredi kartımı.

Kuş kadar beyniniz olduğu için eşek gibi bizen kredi alacaksınız köpek gibi ödeyeceksiniz ve sizi tavuk gibi yolacağız
Yalnız kredi kartını kapatırken telefonun karşısındaki bayan kart ücreti için kapatıyorsanız puan olarak iade edelim dedi. Ayrıntılı açıklamasını istedim ve laf arasında "bir yıl kapatmazsanız..." şeklinde bir cümle kurdu. Yani puanı yüklerseler ve ben 1 seneden önce hesabımı kapatırsam gene ödeteceklerdi. Dedim kalsın, durduk yere kendimi neden sınırlayayım.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta, kart ücreti almamaları gerektiğinin bilincinde olmalarıdır. Yani itiraz etmeyip kart ücreti ödeyen kişiyi düpedüz eşek yerine koyuyorlar.

Neyse devam ediyoruz, geçen ocak ayında da beni arayıp, kartınızı açalım kart ücretini puan olarak yukleyelim ve üzerine şubat ayı boyunca %25 indirimli alışveriş yapın dediler. Tekrar bulaşmak istemiyordum reddettim ilk önce, sonra ısrar edince dedim kart şubatın ilk haftasında gelirse olur, gelmezse hiç yollamayın. Net bir cevap istedi, gelsin mi yoksa gelmesin mi şeklinde ama ilk hafta gelecekse gelsin şartımı tekrarladım.

Sonra kart ilk hafta gelmedi, ikinci haftada gelmedi, üçüncü haftada gelmedi öyle ki heralde yollamıyorlar diye düşünmüştüm ama son hafta geldi. Son hafta gelen kartı ben ne yapayım, almadım.

Bu mart ayında da cep telefonuma mesaj geldi, ödenmemiş kart borcunuz var diye, bende gittim bankaya ödeyeceksin dediler, ödemedim tabi ki... Onlarda buradan yapabileceğimiz birşey yok diyerek eli boş gönderdiler.

Sonra garanti başkasına tweet attım, telefon açtım borcu kapattırdım. Yani ekimi bile dokunmadığım kart için para alacaklardı, yersem...

İşte böyle yerli marka dediğimizde aklımıza gelen pekçok firma bu şekilde insanları sömürmeye çalışıyor. Özeliklede Gsm firmaları. 3G servisi ilk çıktığı zaman millete 30 liralık paketleri satıp, az bir kota aşımı yüzünden binlerce kişiye 200 tl fatura göndermişti 3 operatör de... Hala da bir paket almaz yada paketi aşan bir görüşme yaparsanız yüzlerce liralık faturalarla karşılaşırsınız.

Ya da bir marketin kapısında 3 liraya ya da 10-15 lira yazan bir ürünün altında "... tl ve üzeri alışverişlerde" şeklinde minik yazıları görmüşsünüzdür. Bunların hepsi insanları kandırmaya ve dolandırmaya yönelik kampanyalardır.

İşte bu firmaların yaptığı nitelikli dolandırıcılıktan başka birşey değil. İnsanları eşek yerine koyuyorlar, paralarını çalıyorlar. Sonrada her biri çıkıp biz müşterimizin haklarını savunuyoruz, ucuza hizmet veriyoruz biz müşteri dostuyuz diyorlar.

Akla ilk gelen markaları sıralarsak. Ttnet, avea, vodafone, turkcell, garanti bankası, migros, carrefour çeşitli şekillerde insanları sömüren firmalar.

VİZE SINAVLARI @ 15-03-2012 10:32
İlk vize sınavım Yoğun Madde Fiziği ii
Geçtiğimiz bir iki yıl boyunca yaptığımız anlaşmalar sonucu onlarca ülkeye vizesiz olarak seyahat edebilme hakkına sahip olduk, vize derdinden kurtulduk. Yalnız hala şu üniversitelilerin vize stresine bir çözüm bulunamadı.

Üniversiteye ilk başladığım yıl, vizelere girerken stresin "S" i yoktu. Dersler lisedekinin aynı gibi geliyordu ve hatırladığım kadarı ile herkes ders çalışırken biz pansiyonun etüt salonunda benim büyük boy silgimle şişe devirmece oynuyorduk.

Sonraki yıllar stres baş gösterdi ve yıldan yıla arttı. 7. yılımda had safhada tabi ki. Daha önceleri hiç iplemediğim vize sınavlarında artık arkamızda ayı bağırıyor. Öyle ki artık 2 hafta kala sınavlara hazırlanmaya başlıyoruz.

Doğrusu bizim fakülte vizeleri beklenenden bir hafta öne çekti. Önümüzdeki pazartesi Edirne'ye gidecektim ve vizeler başlamadan 2 hafta önce hazırlanmaya başlamış olacaktım. Fakat bu pazartesi fakültenin web sayfasını ziyaret ettiğimde sınav tarihlerinin açıklandığını ve sadece 2 hafta kaldığını gördüm, pazartesiden bugüne de işlerimi toparlayabildiğim kadarı ile toparlamaya çalıştım. Yarın sabah erkenden de Edirne'ye gidiyorum.

Üç sınava giricem ve toplam 3 günde bitecek, sadece 3 ders var. Yıllar yılı derslerim fazla biriktiği için hepsine yeterince çalışamamaktan şikayet eder, kaldığım derslerin bahanesi olarak bunu görürdüm. Şimdi ise bu kadar dersle bile başa çıkmakta zorluk çekiyorum. Yıllar yılı onlarca vize sınavından sadece sınav öncesi bir 10-15 dakika bakmayla 30-35 almışken şimdi 2-3 hafta çalışarak 40 ortalamayı tutturma telaşına düşüyorum. Yalnız hocalarda pek insaf kalmamış, bunu birinci dönem tekrardan gördüm. Hepsine burdan selam çakıyorum.

Normalde pek küfür eden biri değilim ama sınav haftaları ağzımdan bol bol küfürlü cümleler dökülüyor. Kendime engel olamıyorum. Sinir hastası biri gibi oluyorum derslerden konu açılınca. Tüm cehaletim ve aptallığımın üzerimde olduğu bir zamanda tercih yaptığım bir ÖSS sınavı sonrasında 7 yılımı 7ler bitirdiler.

Bildiğiniz gibi fizik bölümünde okuyorum. Hocalar bölümün işinin akademisyen yetiştirmek olduğunu bahane ediyorlar fakat 100 kişiden bir iki kişinin alıcağı kadro için diğer 98 kişiyi de öpüp okşuyorlar.

Ki zaten benim kesinlikle akademisyen olmak gibi bir düşüncem yok. Ne yapmayı düşünüyorsunuz derseniz, şu anda okulu bitirmekten ötesini düşünmekte zorlanıyorum ama genede var aklımda bir şey.

Mezun olan kader arkadaşlarımdan yalnızca ikisi akademik kadroya girdi, geri kalanlar dershanelerde sürünüyor, cüzi fiyatlara ücretli öğretmenlik yapıyorlar, polis olan var, bellboy olan var, çağrı merkezinde çalışanlar, kredi kartı pazarlayanlar var. Ve bu arkadaşlarımın yaptığı işlerinde hiçbirininde bu böümde aldığımız bilginin bir kullanım alanı yok.

Son olarak şunu eklemek istiyorum:  Fizik okumayı düşünen bir tanıdığınız varsa derhal kafasına sert bir şaplak indirin.

AVEALI OLAN ÇOCUK @ 10-03-2012 00:53
Herkes Avealı Olmayan Çocuğu tanıdı, sevdi, kimileri acıdı haline.. Şimdi ben size Avealı Çocuğun hikayesini anlatacağım ki ona daha çok üzüleceksiniz...

Talip Zor, 21 yaşında, T.Ü. Uluslararası İlişkiler bölümü son sınıf öğrencisi. O bir Avealı Çocuk ! Yazının kalınında da kendisinden Avealı Çocuk diye bahsedeceğim...

Avealı çocuk, her ne kadar İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğrencisi olsa da kendisi İktisat konusunda son derecede berbattır. Üniversitedeyken 5-6 ay ev arkadaşlığı yaptığım Avealı Çocuk ile iletişimi daha sonra da kesmedik. Tam o zamanlardan Avealı Çocuğun iktisadi konularda yanlış kararlar aldığına sürekli olarak şahit olurdum. Bu iktisattaki başarısızlığı Avealı Çocuğa bu yıl çok pahalıya patladı.

Avealı Çocuk bir nedenden dolayı Avea taraftar hatlarından 2 adet alır, hani şimdilerde her Avea bayi kapısında çok karlı bir kampanya diye herkese dayamaya çalıştıkları hatlardan. Avealı Çocuk bu faturalı hatları kullanır, konuşur ve 10-15 dakika da internete girer.

Avealı Çocuk hatları aldıktan 30-40 gün sonra kendisine 700 TL civarı bir fatura dayarlar. Öğrenci olan Avealı Çocuk afallar ve Avea'nın KOLsentırına sorar ben ne yaptım da bana bu KOL gibi faturayı caiz olmayan yollardan soktunuz diye. Avea'nın KOLsentırı da dipnotları okumayan Avealı Çocuğa iki hattan yapılan görüşmeler internet ve vergilerden birşeyler okur..

Bu KOLsentır ile görüşmesi sırasında yanındaydım, konuşmayı baştan sona dinleyemedim ama net duyduğum bir minik küçüçük bir ayrıntı vardı. Avealı Çocuk bu hatlardan birinden internete girmişti, hem de bir tarifeye dahil olmadan işte o küçük noktadan kanalizasyon pimaşı gibi döşemişti Avea. Sadece bir faturanın internetinden 115 Mb kullanıma 165 TL yerleştirmişti ve benzer geçirimlerle beraber tutar 700 TL yi bulmuştu.

Avealı Çocuk sadece bir öğrenciydi, akranları 19 TL ye her yöne 500 dk 1000 sms ve 1 GB internet kullanırken o bunların çok daha azını kullandığı halde faturası tecavüzi bir tutar olarak karşısına koyuldu. Ama dediğim gibi Avealı Çocuk öğrenciydi, sadece bir öğrenci..

Avea'nın KOLsentırı geçen Ocak ayının ortasında Avealı Çocuğu arayıp borcunu ödemesi gerektiğini ve kendisine kolaylık olsun diye borucunu iki taksite bölebileceklerini, ilk taksiti 10 gün sonra diğer 2. taksiti de Şubatın 20'sinde ödemesi gerektiğini söyler. Ama Avealı Çocuk ben bunu nasıl ödeyim, "Okuyom Ben ya!" der ama adı üzerinde bu KOLsentır.. İlk taksiti ödeyen Avealı Çocuk ikincisini ödeyemez öğrenci haliyle...

Avealı çocuk aynı zamanda gözlerinden rahatsızdır da ve Şubat ayında geçirdiği ameliyattan sonra eve dönüşünde Avea'nın kendisi için hazırladığı acı süprizle karşılaşır, İcra ! Avea kendisini icraya vermiştir, üzerine  Avukat Ücreti de eklenen borç toplamda 1000 TL'yi geçmiştir... Avealı Çocuk yakınlarından aldığı destekle bu borcun bir kısmını da ödemiştir ama kendisine yapılan yardımlar  bu ücretin küçük bir kısmını ödemeye yetmiştir. Avealı Çocuk hala borçlu...

Bu anlattığım Avealı Çocuğun acıklı hikayesindeki tüm kahramanlar gerçektir, yaşanmıştır ve hala sürmekte olan bir hikayedir.. Avealı Çocuk hala borçludur.. Avea hala alacaklı...

PİNTEREST NEDİR NASIL KULLANILIR ? @ 08-03-2012 11:28
Bir pinterest çılgınlığıdır gidiyor, herkes ard arda üye olmaya başladı, ne işe yaradığına nasıl kullanıldığına bakmadan. Tabi sonradan üye olanlardan bazıları merak edip arayacaktır, "ben buna üye oldum da ne işe yarar ki bu" diye...
Site 2010'da yayına girmiş ve 2011 Ocak ayında şimdikine göre küçük bir patlama yaparak ve her ay ortalama 2 kat ziyaret alarak bugünlere gelmiş. Peki bu pinterest nedir?

Pinterest kısaca ifade etmek gerekirse bir resim imleme sitesidir. Nasıl sevdiğiniz paylaşımları Digg, Stumbleupon, Reddit gibi siteler aracılığı ile imliyorsak, Pinterest ile de beğendiğimiz, daha sonra görmek isteyebileceğimiz ya da başkalarının da görmesini istediğimiz resimleri imleyebiliyoruz. (2 gün önce üye oldum ve şu ana kadar 5 duvar açtım ve sadece bir resim imledim)

Bookmarking ile sınırlı değil tabi, isterseniz kendi bilgisayarınızdaki resmi de yükleyebiliyorsunuz. Fotoğrafçılar ve tasarımcılar için porfolio olarak kullanılmaya da müsait.


Aslında pinterest bu konuda ilk değil. 2-3 yıl öncesinde patlama yapan resim sitelerinden sonra Visualize ortaya çıkmıştı ilk olarak. En azından ben ilk olarak bu konuda visualize'yi görmüştüm ki  bende bir resim blogu açma hevesi oluşturan da Visualize idi. Visualize'de tarayıcınıza bir bookmark eklentisi kurarak bir sitede beğendiğiniz bir resim olduğu zaman onu bookmarklayıp, etiketleyebiliyorsunuz. Böylece Visualize'de bir arşiviniz olmuş oluyor ve bununla birlikte bir resim ararken de Visualize'de çok kaliteli resimler, fotoğraflar bulabiliyorsunuz.

Pinterest de aynı Visualize mantığı ile işliyor gördüğüm kadarı ile ama etiketleme yerine kategori mantığı var. Her konu için bir duvar oluşturuyorsunuz, ve Pinlediğiniz resmi ilgili duvara ekliyorsunuz. Eklerken de resimle ilgili kısa bir açıklama yazıyorsunuz, zorundasınız.

Pinterest'in patlama yapmasına imkan sağlayan özelliği de sosyal medya sitelerine kendini senkronize etmesi. Pinterest'deki duvarlarınıza eklediğiniz resimleri eş zamanlı olarak isteğe bağlı olarak tweetleyebiliyorsunuz ve facebook tünelinizde de gözüküyor.

Aslında çok da mükemmel birşey değil, en azından benim fikrime göre. Tabi bana pek güvenmeyin, ben Twitter için gereksiz birşey demiştim zamanında. Tabi o zaman 3G yoktu bu ülkede.

Benim çok fazla kullanacağım birşey değil gibi gözüküyor çünkü ben zaten yukarıda belirttiğim gibi beğendiğim resim, fotoğraf ve karikatürleri kendi resim blogumda arşivliyorum. 2 yıl dolmak üzere ve yaklaşık 2000 post içinde binlerce resim içeriğini konularına göre arşivledim. Ama site trafiğini arttırmak için kullanışlı olabilir, bu konuda Visualize'nin az faydasını görmedim.

Geçen ay Mashable ve geçen hafta da Techcrunch'da Pinterest hakkında yazılar okuduk. Özellikle geçen haftadan bu yana ülkemizde aşırı bir büyüme yakaladı. Techcrunch'da yazdığına göre Amerikada'da aylık 10 milyon hite ulaşmış. Ayın 11'inde üye oldum benden sonra facebook listemden25- 30 kişi beni takibe almış, yani Pinterest'e üye olmuş 2 günde. Bana Google+ ilk çıktığındaki gelen üyelik bildirimlerini anımsattı biraz. Facebook bağlantısı kurduğunuzda arkadaş listenizde üye olan birileri varsa varsayılan olarak onların takipçisi oluyorsunuz, istemezseniz unfollow olarak da değiştirebilirsiniz.



devamı gelecek.. (belki de gelmez)

FRIENDFEED KAPANIYOR MU? @ 06-03-2012 22:15
Friendfeed'in kapanacağı yönünde kaynaksız haberler dolanıyor ortalıkta. Haber Friendfeed tarafından doğrulanmış değil. Sosyalsosyal'de de bu konu haber yapılıp sonra da doğruluğu onaylanmadığı için özür dilenerek haber düzeltilmiş. "Peki Friendfeed gerçekten kapatılıyor mu ?" derseniz evet Friendfeed kapatılacak ve bu tarih ne zaman bilemiyorum ama çok uzak olmasa gerek, hatta kapatılması oldukça gecikti.

Öncelikle şunu belirtmek gerek Friendfeed tarafından bu konuda bir açıklama mevcut değil. Fakat şöyle bir durum var ki Friendfeed misyonunu tamamlamış vaziyette. Yıllar önce Facebook ve Twitter gibi sitelerin yanında kendine yer bulmaya çalışırken 2009 yılında Facebook tarafından satın alınmıştı. Bu satınalınma Friendfeed için sonun başlangıcıydı.

Facebook tarafından satın alındıktan sonra tasarımı değiştirildi, hızla büyümeye devam da etti fakat bu çok uzun sürmedi, önce büyüme hızı düştü ve sonra pek çok hesap pasif hale gelmeye başladı. Vefalı olduğumuzdan olsa gerek en sonunda bir Türkler kaldı Friendfeed'de. Şu anda sitenin aktif üyelerinin çok büyük kısmını da biz Türkler oluşturuyoruz ki bu durum son derece göze çarpıyor.

Fakat Friendfeed'in küçülmesi sitenin başarısızlığından ziyade bilinçli olarak yapılan bir sonlandırma işlemiydi. Facebook ileride muhtemel rakipleri arasında olabilecek bir siteyi satın almış ve onu çöküşe sürüklemişti. Tasarımı değiştikten sonra Friendfeed'in geliştirilmesi açısından tek bir adımın atılmadığını görebilirsiniz. Bu açıdan bakarsak tasarım değişikliğinin bile bu sonlandırma planının bir parçası olduğunu söylemek mümkün olabilir. 2009 yılında satın alma işlemi sonrasında bazı yabancı bloglarda Friendfeed'in kapatılacağını öngören yazılarda yer almıştı.

Ve en çarpıcı noktada şu ki Google sonuçları. Google'da "Friendfeed" kelimesini aradığınızda Friendfeed hesabınızı silmeniz için hesap kapatma sayfası çıkıyor. Hem de oldukça uzun bir zamandır, çok yeni bir şey değil. Peki bu hesap kapatma sayfasını Google kendi kafasına göre mi çıkartıyor ? Hayır, Google bunu yapmaz, yapamaz. Normalde ana sayfası çıkması gerekirken hesap silme sayfasının ilk sırada çıkması Friednfeed'i sonlandırma işleminin son kısımlarından biri. Kullananlar bilir, Google webmaster araçlarıyla kendi sitemizin Google arama sayfasındaki düzenini değiştirebiliyoruz.

Friendfeed'in blog sayfasına bakınca da 2009 Ağustos ayına kadar her ay 4-5 gönderi yapılan blogun bu tarihten sonra tek bir kaydın girilmediği görebilirsiniz. Friendfeed'de sürekli yazıyordum burayı biz ayakta tutuyoruz diye, sanırım artık biz bile kurtaramayacağız. Friendfeed kapatılacak, bu süreç ne kadar daha uzayabilir bilemiyorum ama planlanan şey bu.

Friendfeed benim ve pek çok blogcunun Twitter ve Facebook'tan daha çok kullandığı bir platform. Sanal dünyanın yıkılan eski bir tarihi yapısı da diyebiliriz. Tabi burada nostaljilere yer yoktur, trend vardır ve bu değişime ayak uydurmayanlar yıkılır. Friendfeed de bilinçli olarak yıkıma sürüklendi ve sanırım beklenen son çok uzakta değil...

TL SİMGESİNİ BİLGİSAYARA YÜKLEMEK @ 03-03-2012 12:39
Eveeet eğer illüminati simgesi, ermeni dramı, rte işareti tartışmalarını aşıp buraya kadar gelebilenleri tebrik etmek istiyorum öncelikle...

KURULUM TARİFİ EN ALTTA

Ulan ne simgeymiş kimilerine öyle bir girdi ki çengeli, bi susamadılar sabahtan beri, yok beğenmemişler de, bilmem euro çakmasıymış da yok parçalaryınca rte harfleri çıkıyormuş da.. Şuradan bir bakın aşağı yukarı bütün para işaretleri birbirine benziyor zaten.. Parçalayıp, eğip büküp birşeyler çıkarmaya çalışanlara da şunu söylüyorum ben yaptım öyle birşeyler şu çıktı : "hassiktir lan"

Bir de Tülay Lale'nin simgeye yüklemeye çalıştığı anlamlara uyuz oldum, yok yükselişmiş, doğuya kucak açmakmış, ne saçmalıyonuz lan t ve l harfleri işte amk.. Bu arada simgeyi ilk gördüğümde Tülay Lale=TL rastlantısı çarptı gözüme...

Neyse dedim şu Merkez Bankası'nın yaptığı zımbırtıyı bilgisayara yükleyim, ııh yapamadım. Exe dosyasını çalıştırmıştım önce Script Paused diye bir yazı çıkıyordu, kısayol simgesinin üzerine mausu getirince sorun ne bilmiyorum, çalışmadı. Hep iki nokta çıkıyordu.. Dosyanın içinden çıkan fontu filan da yükleyerek denedim, gene olmadı, dedim belki normal yazarken olmuyordur, programlarda yazı yazarken çıkar filan ıııhh olmadı...

Hatta baktım sonra klavye çalışmamaya başladı, sonra oturumu açıp kapattım, klavye düzeldi, tekrar uğraştım biraz derken klavyenin kısayolları karıştı filan .. ulan dedim yüklemiyorum...

TCMB'nin sitesinde vermişler indirin kurun diye de biraz ayrıntılı tarif eder lan insan... Öyle şak diye kurulmuyor, ayrıntılı açıklar insan bir de önce şunu yapın, sonra şunu filan diye de rahatça yapardık.. Derken sonradan yapmışlar tarifini, ya da ben sonradan farkettim bilemiyorum, ama tekrar uğraşmıcam, belki sonra..

Neyse bir günü daha twitterda,  facebookta  boş beleş twitler atıp saçmalayarak geçiren yurdumun insanı, paramızın yeni simgesi hayırlı olsun...
Windows için : http://www.tcmb.gov.tr/yeni/iletisimgm/TLSimge/TLSimgesiKurulumu/TLSimge_exe.php


Kurulum yapmak için öncelikle, tcmb.gov.tr internet sitesinden indirmiş olduğunuz
TLSimge.exe dosyasını iki kere tıklayın. Program çalıştığında, işletim sisteminiz sizden
kurulum için yönetici yetkileri isteyecektir. Yönetici yetkilerini verdiğinizde, program kurulum ile
ilgili olarak onayınızı alacaktır. Bu onayı verdiğiniz zaman, kurulumunuz gerçekleştirilecektir.
Kurulumunuz tamamlandığında tarayıcınız açılacak, sistem bilgilendirme alanında TL simgesi
görünecektir.


Kurulum bilgisayarınıza AbakuTLSymSans yazı tipini yüklerken, Başlat menünüzdeki
Programlar alanına TL simgesini AltGr+T ve Ctrl+Alt+T kısayolları ile yazabilmenizi sağlayan
TLSimgeKisayol.exe programına bir bağlantı ekleyecektir. Bu bağlantı ile TLSimgeKisayol.exe
programınızı istediğiniz zaman çalıştırabilir, programı Sistem bilgilendirme alanından TL
ikonunu sağ tıklayıp Çıkış seçeneğini seçerek kapatabilirsiniz.

EUROVISION EUROVISION EUROVISION @ 23-02-2012 11:34
Eurovision'dan ilk kez Sertap Erener'in katıldığı yıl, şarkı için hazırlanan klip tartışmalarıyla haberdar olmuştum, o yıl evde radyodan pür dikkat dinlemiştim yarışmayı. Sertap Erener 1. olduktan sonra da ülkemizde her yıl bu yarışma hep gündemde büyük yer tutar oldu.

İngilizce-Türkçe tartışmaları, kim katılacak, kim kazandı, kim haketmedi... Çok çok konuşur olduk. Ama biri de çıkıp şunu da söylemiyor; "Eurovision neymiş amk.."

Eurovision her yıl komşu ülkelerin en yüksek puanlarını birbirine verdiği, şarkının ve performansın ilk sırada olamadığı çok fazla siyaset kokan bir yarışma.

Yarışmanın amacı Vikipedi'de ülke televizyonları arasında ortak yayın gerçekleştirme ve geliştirme yazıyor ki saçmalık. Amaç o değil de kültürlerin etkileşimi ise biz neden hep kültürümüz dışında olan, benimseyemediğimiz şarkılarla çıkıyoruz?

Şimdi Can Bonomo konusuna girmek istemiyorum ve hakaret etmek olmasın ama kendisinin önceden çıkardığı şarkıları afedersiniz götümle bile dinlemem. Eurovision için hazırladığı şarkıyı az önce dinledim. Sözleri ingilizce, müziğinin ritmi ise çok çok tanıdık geldi. Diğer şarkılarının yanında dinlenebilir olmakla beraber çok iyi diyemem.

Adaylık başkalarına önerilmiş daha önce ama götleri yememiş heralde ki katılmamışlar. Annem izin vermiyo ki yaa.. diyen bile varmış.. Kim önerdiyse öneri Can Bonomo'ya gitmiş ve oda önüne altın tepside gelen fırsatı kaçırmamış, diğer salaklar gibi...

Can Bonomo yerine bir halk müziği sanatçısı ya da dinlememe rağmen arabeskci bile çıkarsalar takdir edebilirdim ama ne uyuz bir tarz lan o öyle.. Kendim ve türk halkının büyük çoğunluğu adına söyleyebilirim ki bu bizim tarzımız değil.

Aslında ben yarışmayı 2-3 yıldır takip etmiyorum. Şu anda aklımda Sertap'tan sonra Athena, unutulmaz berbat şarkısı ile Sibel Tüzün, seksapalitesi ön planda olan Hadise var, geçen yılda şarkısını bir kez dinlediğim ve beğenmediğim Gece Yolcuları'ydı sanırım, yok Yüksek Sadakat'ti galiba o kalmış... Neyse çok da umurumda değil.

Aslında artık Eurovision'a ihtiyacımız pek yok. Türkiye zaten en çok konuşulan tartışılan ülkelerden biri durumunda şu an. Kendi kültürümüzü yansıtamadıktan sonra da abudik kubidik şarkılarla Eurovision'da derece yapmanın bir ciddiyeti yok bence...

SAMSUNG GALAXY TAB 10.1 ALDIM @ 10-02-2012 10:27
Fotoğraf Galaxy Tab ile Çekildi
Uzun zamandır aklımda vardı bi tablet bilgisayar almak ama elim gitmiyordu o kadar parayı vermeye...

Geçtiğimiz pazar günü laptop bozulunca dedim artık şart oldu ve araştırmaya başladım. Aslında çok önceden bol bol araştırmışlığım vardı ama en baştan bir karşılaştırdım hepsini... Sonra gene Samsung Galaxy Tab de karar kıldım.

Tabi sadece hangisini alsam değil aynı zamanda nerden alsam diye de bolca araştırdım. En ucuz nerde, en hızlı hangisi gönderir diye filan.. Bunda da webdenal.com'u tercih ettim. (Bunun hakkında da ayrıntılı bir yazı yazıcam sonra...)

Tablet genel olarak beklentilerimi karşıladı, hatta beklediğimden daha iyi de diyebilirim. Ama normal bilgisayarların evde kullanım kolaylığını asla sağlayamaz...

Ben daha çok rehber işi için aldım, kayıtları eş zamanlı yapıp hem zamandan tasarruf etmek hem de tabletin etkiliyiciliyle daha fazla kayıt yapma potansiyeline kavuşmak için aynı zamanda internet sitesi yaptığım müşterilerde de bazen internet bağlantısı sıkıntısı olabiliyor bu zamanlarda da yardımı olacak inşallah.

Laptop yanımda taşımak için fazla hantal ve tablet bu konuda çok pratik. Açılma süresi olsun, yazı yazarken bir yere sabitleme problemi olmaması gibi avantajları işime yarayacak tabi evde gene mause ve ctrl alt shift delete sini sevdiğim klavyesi olsun laptoptan vazgeçmem. Elinin altında normal bilgisayar varken tablet tam bir işkence olur ki özellikle türkçe karakterlerin yazımında sikinti(!) oluyor.

Laptopum da tamir edilmiş, bu akşam mesaj geldi ama haftasonu servis kapalı olduğu için pazartesi alabileceğim, pazartesiye kadar tablete talimiz...

Türkiye Suriye Savaşı @ 06-02-2012 17:55
Maalesef görünen o ki gitgide şavaşın içine çekiliyoruz. Hükumet ve Cumhurbaşkanı'nın açıklamalarından savaşa hazır oldukları anlaşılıyor. Bununla beraber PKK'nın Suriye hükumetine isyancılarla olan savaşında destek vermesi gibi haberler de gözümüzün önünde parlatılıyor. Türkiye Suriye savaşı yeni değil bu savaş yaz başından beri konuşuluyor.

Sürekli Suriyeli muhaliflere yapılan katliamlar gözümüzün önüne getiriliyor, sessiz kalınamayacağı söyleniyor. Emperyalist devletler kendi aralarında bir restleşme içinde. Rusya ve Çin Suriye hükumetine açıktan destek veriyor ama herhangi bir yardımseverlik amaçlı değil, sadece yeni gelecek hükumetin amerika yanlısı olacağı için.

Halk olarak önümüzü göremiyoruz.  Olaylar birbirine o kadar girmiş ve herkes o kadar suçun, yanlışın içine batmış ki kimin tarafında olacağımızı bile net göremiyoruz. Arap baharı denilen hareketlenmeler şimdiye kadar hiçbir ülkeye huzur getirebilmiş değil. Bunun nedeni belki devrimlerin tamamlanmamış olması da olabilir ama isyancıların da sütten çıkmış ak kaşık olduğunu sanmıyorum.

Bununla beraber demokrasi adına yapılan isyanların sonunda diktatörlerden boşalan koltuğa belli grupların liderleri geçiyor. Örneğin Libya'daki yeni hükumet çoğunluktan ziyade azınlık bir grubu temsil ediyor. Yeni ele geçirdikleri koltuklarını bırakmamak adına da emperyalist ülkelerin kucağına oturuyorlar. Mısır'da yine insanlar huzurlu değil çünkü Hüsnü Mübarek'in devrilmesi yerine gelen askerler yönetimi bırakmak istemiyor.

Bir yandan yanı başımızda yapılan katliamlara ses çıkaramama sorunu varken diğer yanda birilerinin maşası olmakla karşı karşıyayız gibi geliyor. Eğer bu şavaşın içine gireceksek tüm komutalar elimizde olmalı. Yoksa yönetim değiştikten sonra sadece ülkedeki petrolü sömürmek isteyen emperyalist ülkelere bırakılan yönetim sonunda sadece maşa olarak kullanılmış oluruz.

Suriye'deki olaylar bizdeki siyasi gruplar arasında da her zamanki gibi farklı yorumlanıyor. Sağ kesim, muhalif insanlara katliam uygulanıyor derken aşırı sol kesim ters bir görüşle, muhalifler ortalığı karıştırıyor diyerek, Esad hükumetini üstü örtülü olarak savunuyor.

Esad'ın zayıflaması savaş olasılığını arttırıyor. Muhalifler dışarıdan aldığı destekle ülkenin belli yerlerini ele geçirmiş vaziyetteler. Suriye hükumeti de gitgide zayıflıyor ve işte bu da Türkiye'nin Suriye ile savaşa girme ihtimalini fazlalaştırıyor. Diğer arap devletleri de savaş için hazır görünüyor. Şu aşamada bir savaş yapılacak olursa İran dışında bir ülke Suriye'ye destek vermeyecektir ki diğer etrafındaki tüm ülkeler de Suriye'ye karşı harekete geçeceklerdir.

İran'ın yardımı ise sadece mühimmat yardımından öteye gitmez gibi görünüyor. Aksi takdirde kendisi de direkt olarak savaşın içine girmiş olacaktır. Bu ise direkt İran ile Türkiye'yi karşı karşıya getirir. Bu ise iki ülkenin büyük zararına olur. İkili ilişkiler bağlamında İran ile Türkiye şu anda son derece pozitif bir seyir gösteriyor. Şimdiye kadar olan süreçte Türkiye İran'a karşı tüm müdahalelere karşı çıktı. Her ne kadar İran ile Suriye arasında bir anlaşma imzalanmış olsa da olası bir savaşta İran Suriye'ye doğrudan destek vermeyecektir.



Ama her şeyin başında bu şavaş bizim savaşımız değil. Askerimizin yeri de orası değil. Bu savaştan mümkün olduğunca uzak durmalıyız fakat yapılan herhangi bir askeri müdahalede de bundan kaçamayacağımız açık. Libya'daki örneği gördük.

Fakat Libya'ya son ana kadar müdahale edilmesin taraftarı olan hükumet Suriye için acil müdahale istiyor gibi görünüyor. Bu savaşa girerken de sadece birkaç arap ülkesi ile birlikte değil, arkasında BM'nin desteğini alarak girmek istiyor.

Bu savaşın bizden bizden ne alıp götüreceğini ya da savaşa girmemenin bize neye mal olacağını, yanıbaşımızda neyle karşı karşıya kalacağımzıı göremiyoruz ama gördüğümüz tek birşey var. Hızla bir savaşın içine sürükleniyoruz...

Algerian Genocide By France @ 28-01-2012 10:11
France invaded Algeria in 1830 and it remained under French rule until independence in 1962.

The number of people killed in the eight-year independence war from 1954-1962 varies widely according to different sources, ranging from 300,000 to more than 1,5 million.

In 1957 the International Red Cross disclosed the widespread use of torture by the french army and police against thousands of Algerians. After that, information about the french treatment of Algerians became available to the wider public. The torture techniques used by the french included electricity applied to the most sensitive parts of the body, near drowning in water, sodomy with glass and wood objects, hanging by the feet and hands, and burning with cigarettes.


Approximately 1.5 million Algerian Muslim Arabs were tortured and massacred under the french rule. According to the Algerian sources 1.5 million dead, while french officials estimated it at 350,000.



Diş Hassasiyeti @ 20-01-2012 02:10
Dişlerimde sıcak soğuk yiyecek ve içeceklere karşı bir hassasiyet var yaklaşık 1 yıldır. Hele sol üst azı dişlerimden birinin ucu bembeyaz oldu diş minesinin inceliğinden. Öyle ki şu günlerde soğuk havayı hüüüp diye içime çektiğim zaman ağrı bile yapıyor.

Birkaç haftadır Edirne'deydim, finallere hazırlanmak için erkenden gittim. Gittikten birkaç gün sonra sorunlu dişimin sızıları iyice rahatsız etmeye başladı ve bende gidip şu meşhuuuuur reklamları olan Colgate Sensitive Pro-relief'den aldım bir tane. Öyle ya reklamlarda gösterdiğine göre anında etki ediyordu dişe ve ağrımıyordu sözde...

Önce artistik bir kapak koymuşlar ama nafile ki ne gariptir o artistik ilk açılma şekline rağmen kapağı adam gibi kapanmıyor. Neyse yemişim kapağı...

Diş macununu kullandım, hem fırçalayarak hem reklamdaki gibi parmağımla dişime sürerek ama bir halta yaramadı. Hem de hiç, valla zerre fark hissetmedim gene manyak bir sızı hissettim tam da o paketin üzerindeki kafa gibi. Ne sıcağa ne soğuğa etki ediyor. Olan benim 10 liraya oldu... bir de ağrımaz derken şok geçiren dişime.

İnternete baktım genelde fikrimühim tarafından blogculara gönderilen yazılar çıktı karşıma.. Ulan diş hassasiyeti olmayan adama göndersen ne olcak.. Adamlar zoraki bir yazı yazmış geçiştirmiş ayıp olmasın diye, kimisi de hava atayım diye..

Sözlüklerdeki yorumlar filan genelde pozitif ama bende hiç işe yaramıyor. Dişim çürük filan da değil, en azından şimdilik, ama hassasiyet o kadar fazla ki çay içerken filan dikkat ediyorum dişime temas etmesin diye..

Dişlerimden birini de 3,5 yıl önce doktor karının tekine aldanıp çektirmiştim sonrasında pişman olarak... İmplant filan taktırmayı filan düşündüm boş kalan yere, sanki tek taş pırlanta takın dedik de 1800 lira dediler...

Neyse gece vakti bu kadar yazdığım yeter ola.. Ufacık tüpüne 10 küsur tl bayıldığım macunla dişlerimi fırçalayıp, yatayım artık...

Google Adwords ve Ermeni Soykırımı @ 07-01-2012 21:40
Fransa'nın ermeni soykırımı iddiasını reddedenlere yönelik hapis ve para cezası uygulanması için yaptığı çalışmalar karşısında pek çok kişi gibi ben de aşırı rahatsız oldum. Olayın olup olmamasından ziyade olayı tartışmak bile yasak hale geldi, bizim gibi düşünenlerin fikir özgürlüğü kaldırıldı.

Fransa'nın tarihi emperyalizm ve soykırım ile doluyken yaptıkları vahşetin kanıtları gün gibi ortadayken her tarafı pislikle kaplı iken kendi çamurunu bize sıçratması karşısında birşeyler yapmak istedim.

İlk olarak bundan önceki yazım olan Algerian Genocide başlıklı yazıyı yazdım ki onlarca farklı ülkeden binlerce farklı kişi okudu. Bu yazıyı biraz daha yaymak istedim ve Google Adwords'e reklam verdim. Anahtar kelime olarak da Genocide, armenian genocide gibi anahtar kelimelerini seçtim ki böylelikle ermeni soykırımı iddialarını araştıranlara Fransa'nın yaptığı soykırımları gösterebilecektim ama reklamlarım tam 6 gün bekletildi.

Şu ana kadar onlarca farklı reklam hazırlamış biriyim, genelde onay gerektiren reklamlar 1 iş günü içinde incelenir ve durumu belirtilir fakat bu konu için hazırladığım reklamlar tam 6 gün onaylanmadı.

6 gün sonunda reklamlarım onaylandı fakat bu sefer de hiç yayınlanmadı. Adwords kullanmayı gayet iyi biliyorum, reklamların yayınlanma şartlarını da ve fiyatların neye göre belirlendiğini de. Bir anahtar kelime ne kadar çok reklam alıyorsa fiyat o kadar artar ve reklam anahtar kelime ne kadar alakalı ise o düzeyde öne çıkar.

Benim seçtiğim anahtar kelimeleri için kimse reklam vermiyor(! ya da veremiyor). Google da genocide ya da armenian genocide yazdığınızda hiç yayınlanan reklam göremezsiniz. İçeriğim, reklamlarım ve anahatar kelimeler ise birbiri ile son derece alakalı ve uyumluydu. Kalite puanımın yüksek olması gerektiği halde düşük kalite puanı nedeniyle aşırı yüksek ücretler çıktı karşıma ve teklifimin düşük kalması nedeniyle reklamlarım bir kez bile yayınlanmadı.

Sonra bu kelimelere ermenilerin reklam vermemeleri dikkatimi çekti. Her yerde propaganda çalışmaları yürüten ermeniler burayı es geçmiş olamazdı. Sonra kısa bir araştırma ile Ermenilerin de zamanında reklam vermemelerinden dolayı yakınmalarını okudum. Onların reklamları karşıtlık ve düşmanlık içerdiği için onaylanmamış ve yayınlanmamış. Bkz : http://www.azad-hye.net/news/viewnews.asp?newsId=140azhj54

Adwords'te onaylanan reklamlar Adwords Reklam Politikaları'na aykırı olamazlar. Zaten benim reklamlarım onaylanmış reklamlar yani içeriğinde bir karşıtlık ve düşmanlık yok. Sadece reklamda değil, içeriğimde de düşmanlık söylemi içeren hiçbir unsur yok. Ama nedense anahtar ücretleri anlaşılmaz şekilde yüksek.


Anladığım kadarı ile Google kendini bu tartışmaların tamamen dışında tutmak istiyor ve çerçevede bir tutum sergiliyor. Eğer bu uygulaması bize karşı tek taraflı olsaydı, bu konunun üzerine giderdim ama Google'nin tarafsız kalmasını ve tarafsız kalmak istemesini de haklı görüyorum.

Bunlarla beraber algeriangenocide.org adresini de o hafta satın aldım. Final sınavlarının arefesinde olmam sebebi ile şu ana kadar bir çalışma yapmadım ama finallerden sonra bu konu üzerinde bir çalışmam olacak. Fransa madem Türklere çamur atıyor ve bize karşı negatif ayrımcılık yaparak fikirlerimizi beyan etmemize olanak vermiyor, o zaman ilk önce kendi pisliğini temizlesin.

Türkan Saylan Anısına @ 13-12-2011 12:36
Kimileri sever, kimileri sevmez. Birileri kendi kapalı kutusunda kaldığı sürece gerçekten tanımak istemeyecek kendisini..

O cüzzam alanındaki çalışmaları, dini konularda yaptıkları, pkkya bakış açısı ve çydd kapsamındaki faaliyetleri ile gündeme çok sık geldi. Konuştu, konuşuldu. Öldü ve doğum yıldönümü olması sebebiyle gene bir tartışma başlatıldı. Kendisini unutmayacağız, onun anısına izleyelim...






Engellenmiştir (Kısa Film) @ 03-12-2011 23:41
Güzel bir kısa film. Ana tema engellilerin hayatta karşılaştıkları zorluklar, bunun yanında internet yasaklarına da dokunduruluyor.

Ama filme ekşi sözlük etiketi eklenmesi daha çok internet erişimi boyutunu öne çıkaracaktır. Engellilerin sorunları biraz daha geride kalabilir. Engellilelerin yaşadığı sıkıntıların giderilmesine yönelik yapılabileceklerden çok sürekli tartışılan internet yasakları daha önde olacaktır diye düşünüyorum.

Biraz sağduyunuz varsa 365 gün tartıştığımız ekşi sözlük muhabbetini bırakıp engellilerin problemi üzerine tartışalım...






3 Aralık Dünya Engelliler Günü


Yılmaz.Gen.TR

Date: 27.10.2007
Viewed: 1262
Category: Personal
Tag: kisisel blog wordpress sarki fikra komedi kahkaha download program muzik mp3 sarki-sozu

Share
Report


Related RSSes
Personal - Mecazen.com
Date: 27.10.2007
Viewed: 439
Personal - Mutlak Töz
Date: 27.10.2007
Viewed: 340
Personal - eyalçın blog
Date: 27.10.2007
Viewed: 363
   
Olmazmi.com