Hizbullah'tan sonra Hamas'a da yenildi! @ 09-01-2009 13:28
Gazze'deki İsrail saldırısı Lübnan'a sıçrar mı? 2006'daki Hizbullah-İsrail savaşı tekrarlanabilir mi? Hem Gazze hem de Lübnan'da yaşanabilecek bir saldırı, bölgesel bir krize neden olur mu? Hizbullah'ın ve Filistinlilerin sahiplenmediği füzeleri kim atmış olabilir? Birileri bölgesel savaş mı tezgahlıyor? Dün atılan, kimliği belirsiz füzeler ilk bunu akla getirdi.
Gazze'de amaçlarına ulaşamayan, yeni bir fiyasko yaşamakla yüz yüze kalan İsrail'in, yaptığı katliamların dışında, önceden açıkladığı hiçbir planı tutmuş değil. Bugün ateşkes ilan edilse, çatışmalar dursa, İsrail kaybetmiş olacak. Nasıl mı?
İsrail hava kuvvetleri 2006'da Güney Lübnan'ı bombaladı. Ağır hasar verdi. Ancak Hizbullah savaşçılarıyla giriştiği çatışmaların hepsini kaybetti. Lübnan-İsrail sınırı, yakılmış İsrail tanklarının enkazıyla doluydu. Sınır köylerinin her metresi şiddetli çatışmalara sahne oldu. İsrail ordusu ilk kez böylesine bir yenilgi yaşamış, Lübnan'la ilgili hedeflerine ulaşamamış, “yenilmezlik büyüsü” yok olmuş, kendi içinde ciddi sorgulamalar başlamış, yenilgi kelleler almıştı.
Bugün aynı durum Gazze'de gerçekleşiyor. Güney Lübnan'ın benzeri yaşanıyor. Gazze hava saldırılarıyla harabeye çevrildi. Önce ağır hava saldırıları, siviller bölgelerin vurulması, çok sayıda can kaybı. Ardından kara saldırısı. Tıpkı G. Lübnan'da olduğu gibi. Üstelik bu iki saldırıyı da aynı kişi yönetiyor.
Ama Cumartesi akşam başl.. ( devamı )
Saldırganı ölüm korkusu sardı @ 09-01-2009 13:10
Ahmet Varol'un Vakit'deki 'İşgalci zorlanmaya başladı' yazısı, İsrail'in Gazze'ye yönelik olarak başlattığı kara harekatına bir başka gözle bakmayı gerektiriyor:
İşgalci Siyonist devletin Gazze'ye yönelik vahşi saldırısının başlamasından sonra en çok muhatap olduğum sorulardan biri "kara operasyonu da başlatabilir mi?" sorusuydu.
Ben bu soruya verdiğim cevaplarda böyle bir şeye kolay kolay cesaret edemeyeceğini, cesaret etmesi durumunda ise ciddi şekilde zorlanacağını dile getiriyordum.
(...) İşgalcilerin havadan ve denizden ateş yağdırırken bir de karadan saldırıya geçerek Gazze halkını her yönden sıkıştırması korkusuyla biz kara saldırısının başlamamasını arzularken Filistinli direnişçiler tam tersini istiyorlardı. Çünkü direnişçilerin hava saldırılarına karşı herhangi bir savunma teknolojisi yok; deniz saldırılarına karşı ise oldukça yetersiz. Ama karada öyle değil. Karada onları pusuya düşürmek ve ağır kayıplar verdirmek için hazırlıklarını yapmışlardı. Üstelik önceden işgalci saldırganların Gazze'deki istihbarat teşkilatı gibi çalışan Muhammed Dahlan çetesi bölgeden sürüldüğü için direnişin oradaki askeri hazırlıkları hakkında yeterli ön bilgi edinememişlerdi. Kendilerini nerede ne gibi tehlikenin beklediğini bilmiyorlardı.
Ayrıca Filistin direnişinin işgalci saldırgana karşı Gazze'de bir de yeraltı şehri vardı. (...) İşgalcilerin hiçbir şekilde fark edemeyeceği yerlere pusular kurulmuş, mücahitleri.. ( devamı )
Hangi Hükümet döneminde 700 şehit oldu @ 09-01-2009 12:00
Eğer insanlığın bugüne kadar kirlettiği sular Rabbim tarafından temizlenmemiş olsaydı yeryüzünde içecek bir damla su bulunamazdı.
Eğer kirlettiğimiz havayı Rabbimiz temizlememiş olsaydı şimdi havasızlıktan can çekişir olurduk.
Güneşin doğması, suların buharlaşması, hava imbiğinden geçip soğuk tabakalara çarpıp yağmur, kar, dolu olarak tertemiz geri gelmesi sularımızı pırıl pırıl ediyor.
Rüzgarların esmesi, ağaçların ve çiçeklerin havayı süzüp temizlemesi hava kirliliğini önlüyor.
Aynı şekilde insanlar da doğum yoluyla tertemiz getiriliyor.
Yoksa batının bu eğitim metodlarıyla yeryüzünde herkez Bush'laşmaya, Şaron'laşmaya başlar ve insanlık birbirini yerdi.
Beş senede iki milyonun üzerinde kadın, ihtiyar, çocuk demeden öldüren Bush ve Şaron gibi olacağını düşünün bütün insanların.
Rabbim buna izin vermiyor.
Alınan kötü eğitim, insanın ölümüyle bitiyor.
Her doğan çocuk, İslam fıtratı üzerine doğuyor.
Onun içindir ki, hep "yükselen değer İslam'dır" diyor batılı strateji uzmanları.
Onun için dünyanın her tarafında kötülüklere karşı yürüyüş yapanların yaşları yirmi yaşın altında oluyor.
İsrail'de bile yirmi yaşın altında olanlar bu katliamlara karşı çıkıyor, askere gitmemeye çalışıyor, hapiste yatmayı, çocuk öldürmeye tercih ediyor.
Veya eğer alabilirse pasaportunu alıp İsrail işkencehanesinden kaçmaya çalışıyor.
Eğer kaçamazsa ve orada yaşamaya alışırsa zamanla o da zalimleşebiliyor.
Zulme sessiz kalmak da zamanla sessiz adamı gaddarlaştırırmış.
Firavun sofrasının artıklarıyla geçinmeyi nimet sayan İsrail oğullarından bazıları Musa aleyhisselamla beraber Firavun.. ( devamı )
İsrail, lanetlenmiş bir ülke olarak tarihe geçecek... @ 07-01-2009 16:44
Hasan Cemal, Milliyet'deki 'İnsanın yüreğini parçalayan İsrail saldırılarıyla güvenlik ve barışı unutun!' başlıklı yazısında Gazze'nin ve Filistin'in gerçeklerini aktarıyor:
Gazze Valisi Muhammed Kutva'yla görüşmüştüm 2004'te. (...) Şöyle demişti: "Ansızın bir Apaçi helikopteri gece vakti vuruyor bir ocağı, bir aileyi, bir ağacı... Söyler misiniz ne yapacaksınız? Topraklarınız işgal altında... Vuruyor işgalci! Çiçekle mi gideceksiniz ona?.. Herkes bildiği gibi savaşacak işgalciyle. Hamas öyle, şu böyle, o öyle savaşacak, İsrail işgali altındaki toprağını kurtarmak için..."
El Fetih üyesiydi Gazze Valisi.
Hamas'tan hoşlanmıyordu.
Ama aleyhinde konuşmuyordu. 'İntihar eylemleri' konusunda susuyordu. Sıkıştırınca sözü İsrail'e getiriyordu:
"Bakın, buraların altyapısını yerle bir eden İsrail. Yoksulluğa mahkûm eden de o. Buradaki radikalleşmeye İsrail yardımcı oluyor. İnsanlar umudunu yitirdikçe, radikalleşiyorlar. Toprakları, memleketleri işgal altında. Hepimiz bunu ortadan kaldırmak istiyoruz. Fakat herkesin yolu, yolları farklı. Ama düşmanımız ortak: İsrail. Fakat barış sürecinde yol alınırsa, hava değişir, radikalizm de eski gücünü kaybeder." (...)
Robert Fisk, gazeteci, Ortadoğu'nun en kıdemli yorumcularından biri geçen gün şöyle yazmıştı:
"Evet, İsrail'in de güvenliğe hakkı var. Fakat bu kan banyoları o güvenliği getirmiyor. 1948'den bu yana hiçbir hava saldırısı İsrail'i korumadı. İsrail, Lübnan'ı 1975'ten beri binlerce kez bombaladı. Ama bunların bir teki bile 'terörizm'i ortadan kaldıramadı." (The Independent, 29.12.08, çevirisi: Radikal, 30.12.08, s. 10)
Sözün hükmü fazla kalmadı.
Tele.. ( devamı )
İntikam için yaşayacağız... @ 07-01-2009 16:19
İntikam için yaşayacağız...
93 Harbi'ne katılan askerlerden biri, sağ salim köyüne dönmeyi başarır. Köylüler, büyük bir merakla askerin çevresini sarar.
"Anlat bakalım, neler oldu?"
Asker, tek cümlelik bir cevap verir: "Anlatacak bir şey yok, onurumuzdan başka her şeyimizi kaybettik."
*
Irak'ı işgal eden Hıristiyanlar, oradaki kardeşlerimize olmadık kötülükler yaptı. Ve bu "icraatlarını" kayıt altına alıp dünyaya servis ettiler.
Yahudiler de Filistin'deki fenalıklarını çekip internette, televizyonda yayınlıyor. Amaçları, elimizde kalan tek şeyi, yani onurumuzu bizden almak!
Irak'taki işgal kuvvetleri, önce ümmetin namusuna el sürdü. Sonra mezarlıkları bombaladı, sonra cami duvarını, sonra bir minareyi... Hiçbir İslam ülkesinden caydırıcı bir tepki gelmeyince, bu kez pis ayaklarıyla camiye girdiler. Ve kameralar eşliğinde, yerde yatan yaralı Müslüman'ı şehit ettiler.
Şimdi, kötülük bayrağını Siyonist İsrail devraldı. Cemaat namazda iken camiyi bombalıyor. Ve bombardıman görüntüsünü, marifetmiş gibi, dünyaya takdim ediyor. İslam devletleri ayağa kalkmadıkça, her seferinde daha da ileri gidiyorlar. Bir nevi, sabrımızın sınırlarını ölçüy.. ( devamı )
İsrail’le aramızda metres ilişkisi var @ 07-01-2009 16:12
Başbakan Erdoğan, Gazze saldırısını haber vermediler diye kızıyor. Ama İsrail’in kurucusu David Ben Gruion, yıllar önce ilan etmişti: Türkiye bize metres gibi davranıyor. Halbuki evlendik, evliliğimizi bir türlü açıklamıyor İsrail’in vahşi saldırısı tüm dünyayı sarstı. Ama bizdeki yankısı daha büyük oldu. Başbakan Erdoğan, “İsrail bize haber vermeyerek çok büyük saygısızlık etmiştir” dedi. İsrail, bize ne zaman haber verdi ki?.. Gelin dilerseniz, Yahudiler ve İsrail’le olan ilginç ilişkimize bir göz atalım... H H H I. Dünya Siyonist Kongresi 1897’de Basel’de toplandı. Siyonizmin fikir babası gazeteci Theodor Herzl aynı zamanda kongreye başkanlık ediyordu. Dünyanın dört bir yanından toplanan 200’e yakın zengin ve güç sahibi Yahudi, ilk defa bir Siyonist kongreye katılmanın heyecanı içindeydiler. Herzl, kongrenin ilk gecesi Basel’de kaldığı otelin balkonuna çıktı. Sigarasından derin bir nefes çekti ve kendi kendine mırıldandı: “Bugün İsrail’i kurdum. Bunu şimdi yüksek sesle söylersem herkes bana güler. Ama 5 yıl ya da en geç 50 yıl içerisinde haklılığımı görecekler!” Theodor Herzl bir kâhin gibi konuşmuştu. Ama öngörüleri harfi harfine yerine geldi. Nasıl mı? Önce Basel Kongresi’nin yapıldığı 1897 yılından 5 yıl sonrasına gidelim. Yani 1902’ye. Bir grup Yahudi (ki heyettekilerin hepsi beş yıl önce yapılan Siyonist Kongre’nin delegeleriydiler) Padişah II. Abdülhamid’den randevu istediler. Niyetleri Osmanlı topraklarından bir bölümünü altın karşılığı almaktı. İstedikleri yer ise Filistin topraklarıydı. Taahhütleri üç maddeydi: 1. Osmanlı Devleti’nin 33 milyon İngiliz altınına ulaşan borçlarının tamamını ödeyelim. 2. İmparatorl.. ( devamı )
Türkiye’deki her ev bir cenaze evi @ 07-01-2009 16:01
İsrail sözcüleri hiç sıkılmadan sadece askerî hedefleri vurduklarını söylüyorlar. Halbuki İsrail, camileri vuruyor. Hayır, boş camileri değil, cemaat, namazdayken vuruyor. Bombalarla tahrip edilen, füzelerle yakılan cami sayısı 10’u çok geçti. O camilerde şehit olan, ağır yara alan fakat bu halde bile Allah’ın birliğini haykıran kanlar içindeki mü’minlere bakmak imkânsız. Yürekler dağlanıyor. Camiler askerî hedef midir? Mâbedinde ibadetini yapan sivil, militan mıdır? İsrail, yaralılara koşturan ambulansları vuruyor. Ambulanslar askerî hedef midir? İsrail, tedavi için çırpınan doktorları vuruyor. Doktorlar militan mıdır? İsrail okulları, evleri, mahalleleri, işinde gücünde kadınları, küçücük çocukları, hatta bebekleri vuruyor. Evler, okullar askerî hedef midir? Kadınlar, çocuklar, bebekler militan mıdır?
Gazze yanıyor.
Gazze aç.
Gazze yoksul.
Gazze’de ilaç yok, ameliyat malzemesi yok, ekmek yok, su yok, elektrik yok, benzin yok. Çünkü utanmaz dünyada insanlık yok. Bir kimse Hıristiyan veya Yahudi ise insan. Müslüman’sa insan değil. Onun için üstelik de barış ödülü sahibi Şimon Perez, yüzü hiç kızarmadan ateşkesi reddediyor. Eğer Nobel Akademisinde zerrece sorumluluk hissi varsa o ödülü geri alır. Onun için Çek Cumhuriyeti adlı küçük devletin AB dönem başkanı olması hasebiyle dışişleri bakanı, AB adına boyundan büyük laflar ederek “İsrail haklı” diyor. Onun için papucu kafasına yemiş olarak çekip gidecek Bush, İsrail’i asla kınamıyor. Onun için Obama k&o.. ( devamı )
Erbakan İsrail'le anlaşma yaptı mı? @ 07-01-2009 15:55
54. Erbakan Hükümeti Döneminde İsrail’le Siyasi Ticari Anlaşmalar Yapılmış mıdır?
2. Dünya Harbi’nden sonra 1945 yılında kurulan Birleşmiş Milletler Teşkilatı’nın ilk icraatlarından birisi 1948’de Filistin toprakları üzerinde İsrail’i kurmak olmuştu. İsrail’i ilk önce ABD, ondan on bir saat sonra da ikinci devlet olarak Türkiye tanımıştır. Ne var ki, Müslüman Arap dünyasının tepkisinden çekinen Türkiye İsrail ile ilişkilerini uzun yıllar, maslahatgüzarlık seviyesinde sürdürmüştür.
Türkiye ile İsrail arasında bugün en yoğun hale gelen ilişkilerin başlaması Rusya’daki komünist rejimin çöktüğü ve özellikle Filistin ile İsrail arasında barış rüzgarlarının estirildiği 1990’lı yıllara rastlar. Bu yıllarda Oslo’da taraflar arasında yapılan anlaşma Türk Dış Politikasında da etkisini gösterir ve Türkiye, İsrail ile ilişkilerini ABD’nin de etkisi sonucu bugünkü seviyesine doğru yükseltme çabasına girişir.
Alptekin Dursunoğlu’nun “Stratejik İttifak” isimli kitabında Türkiye İsrail anlaşmaları Kronolojisinden: Erbakan Tüm Anlaşmaları Askıya Aldı. Haber Kaynağı: İsrail Ha’arets Gazetesi http://www.akpgercegi.com/wp-content/dursunoglu.jpg
Türkiye’de 1991 yılında yapılan seçimlerden sonra iktidara Süleyman Demirel Başbakanlığında kurulan DYP-SHP Hükümeti gelmiştir. Türkiye ile İsrail arasında ilk anlaşma işte bu Hükümet zamanında 11.09.1992 tarihinde imzalanan “Turizm Alanında İşbirliği Anlaşması”dır.
1993’te, .. ( devamı )
Erdoğan’ın ‘Saadet’ korkusu! @ 06-01-2009 13:15
Gazze’den gelen fotoğraflar yaşanan insanlık dramının belgeleri..
Ölen, yaralanan çocukların fotoğrafları..
Kabul edilebilir mi?
Diyelim ki Hamas terör örgütü.. Gazze’yi ele geçirdi, şiddetle besleniyor.. Otoriter bir zihniyetle Gazze’yi yönetiyor..
Hal böyle bile olsa..
Üç, dört, beş yaşındaki çocukların tank mermisiyle öldürülmesine seyirci kalınabilir mi?
Ama dünya seyirci!
Ne seyircisi; ABD destekliyor..
İngiltere, Almanya da..
Arap dünyasının gıkı çıkmıyor..
Mısır, Suriye, Ürdün, Suudi Arabistan sessiz.. Tepki gösteriyorlar ama alçak sesle..
‘İnsanlık dramı’ gibi vurgusu güçlü olmayan genel ifadeler kullanıyorlar..
Daha da önemlisi Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas bile kendi ülkesine, kendi vatandaşlarına yapılan bu saldırıya karşı çıkmıyor..
Hatta gizli gizli desteklediği de söyleniyor..
*
Filistin başka..
Gazze başka ülke mi?
Batı Şeria El Fetih’in, Gazze Hamas’ın ülkesi.. Bütün mesele de buradan çıkıyor..
Abbas’a göre de İsrail ile barışın önündeki tek engel Hamas..
Bu yüzden susuyor..
İsrail’in Hamas militanlarını o topraklardan söküp atmasını bekliyor..
Mısır da susuyor.. Çünkü İsrail ile Filistin arasında arabuluculuk yapıyor.. Hamas’ı değil, El Fetih’i destekliyor..
Suriye susuyor.. İsrail’le yürütülen ‘barış’ görüşmelerinin sekteye uğramasını istemiyor..
*
Onlar sanıyorlar ki, biz sussak mesele kalmayacak @ 06-01-2009 12:45
İnsanlar hınçlarını, kalplerini dolduran buğzu haykırıyorlar, hançerelerini yırtarcasına...
İnsanlar, insanlığın iflas ettiği Ortadoğu coğrafyasında, kan-gözyaşı ve bomba üzerinden menfaat devşirenlere, bu menfaat hesaplarına arka çıkanlara, dünyanın jandarması geçinen işbirlikçi Amerika'ya, onların içerdeki işbirlikçilerine yüreklerindeki hıncı haykırıyorlar...Bir yandan ince ince yağmur yağıyor Çağlayan'a... Çağlayan'ı dolduran milyonlar, Gazze katliamlarını karşı, sus pus kesilen tüm küresel şeytanları protesto ediyorlar.
Göstermelik efelenmelerle, göstermelik nafile diplomatik turlarla, zevahiri kurtardıklarını zannedenler değil, kukla liderler, sahte kabadayılar değil, bu milletin evlatları sahip çıktı yine insanlık dramına... Filistin'e ve Müslüman kardeşlerine... Ey Siyonistler... Siz dünyayı başıboş mu zannediyordunuz? İşte biz buradayız... İşte, Çağlayan'dayız...
Böyle bir miting görülmedi şimdiye kadar Çağlayan Meydanı'nda... Böylesine yürek yangını görülmedi, insanlık vicdanında. Çağlayan Meydanı, hıncahınç dolu... Adım atmak mümkün değil, insan seli arasında. İnsanlar bir ağızdan yürek yangınlarını haykırıyorlar. İnsanlar, Siyonizmin Arz-ı Mev'ud hesaplarıyla Filistin topraklarında yaptığı Müslüman katliamını, çoluk -çocuk- ihtiyar demeden, yerden gökten yağdırdığı ölü.. ( devamı )
Çağlayan Çağladı: Kahrolsun İ s r a i l @ 05-01-2009 12:27


Havanın soğuk olmasına rağmen, meydanda yüzbini aşkın kişinin bulunduğu bildiriliyor. Meydanda İsrail'e büyük öfke var. Pankartlarla bu öfke dile getirilirken, miting komitesi, bayrak yakmaya izin vermiyor. Meydanda, Filistin ve Türk bayrakları yan yana dalgalanıyor.

Saadet Partisi Genel Başkanı Numan Kurtulmuş, Çağlayan Meydanı'nda organize edilen ''Filistin'le Dayanışma Mitingi'nde konuştu.
Besmele çekerek konuşmasına başlayan Kurtulmuş, Fetih Suresini okudu. Numan Kurtulmuş'un partisi tarafından Çağlayan Meydanı'nda organize edilen mitingdeki açıklamaları şöyleydi: "Rabbinin Mescid-i Aksa'dan Mescidi Haram'a gönderdiği kutlu Peygamberi'n ümmeti, Filistin topraklarını Müslümanlara açan Hazreti Ömer'in torunları, Selahaddin-i Eyyübi'nin torunları, Osmanlı beş parasızken kendisine borçlarını ödemeyi .. ( devamı )
Erdoğan, İsrail'e çok sert çıktı @ 05-01-2009 12:23

Başbakan Erdoğan, Antalya Cumhuriyet Meydanı'ndaki toplu açılış töreninde bir konuşma yaptı. Meydandaki vatandaşların ''kahrolsun İsrail'' şeklinde slogan atmaları üzerine Erdoğan şunları söyledi:
''Değerli kardeşlerim şunu unutmayın zulüm ile abat olunmaz. Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste. Şu anda İsrail ne yazık ki orantısız güç kullanımıyla bir insanlık dramına imza atmıştır. Bu insanlık dramı inanıyorum ki İsrail'i kendi içinde bir çok sıkıntılara mahkum edecektir. Bu gidiş, gidiş değil. Yanına bazı yandaşlar bulabilirsiniz, destek verenler bulabilirsiniz, ama hiç bir zaman hak yerde kalmaz. Er veya geç hak egemen olur. Zira o bombaların altında ölen çocukların ahı yerde kalmayacaktır, o savunmasız kadınların, annelerin ahı yerde kalmayacaktır, o gözyaşları yerde kalmayacaktır.''
Sorumluluk mevkinde olan ülkelerin çalışmalarını duygusallık içinde değil, diploması içinde yürütmesi gerektiğini vurgulayan Erdoğan, ''Bu diplomasiyle de attığımız adımları iyi düşüneceğiz, tartacağız, müzakeresini yapacağız, ona göre atacağız. Ve bu şekilde yürüdüğümüz sürece Türkiye tarihi misyonuna uygun olanı yapmış olur'' diye konuştu.
''ÖFKEYLE KALKAN ZARARLA OTURUR''
Türkiye'nin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne geçici üye olarak seçildiğini hatırlatan Erdoğan, şöyle devam etti:
''2 yıllığına şu anda biz de orada geçici üyeyiz. Ve burada üzerimize düşen neyse bu görevi yapacağız. Şu.. ( devamı )
Çağlayan'da 100 binlerce kişi İsrail'i kınadı @ 05-01-2009 12:10

04/01/2009
Çağlayan'daki Filistin'le Dayanışma Mitingi'ne katılım yağışlı havaya rağmen çok yüksekti. Mitinge video konferansla katılan Necmettin Erbakan ABD'ye çattı
İSTANBUL - Çağlayan'daki Filistin'le Dayanışma Mitingi'ne polisin tespitine göre yaklaşık 200 bin kişi katıldı. Yağmurlu havaya rağmen Çağlayan Meydanı tamamen doldu. Meydanda toplanan kalabalık 'Kahrolsun İsrail' sloganları attı. Mitinge katılan kalabalık, ellerinden Türk ve Filistin bayrakları ve İsrail'e lanet okuyan pankartlar taşıdı.
ABDÜLHAMİD VE ERBAKAN YANYANA
Miting alanına asılan bir pankart özellikle dikkat çekti. Necmettin Erbakan ve İkinci Abdülhamit'i yanyana gösteren pankarttın altında, " iki tane önderimiz var. İki kutlu lider, onlar teklifleri reddettiler, Siyonizmle mücadelede iktidar pahasına vazgeçmediler. Tarih sizi unutmayacak" yazısı yer aldı. Miting alanının girişinde bazı kadınlar kermes düzenledi. Evlerinde hazırladıkları kekler ve börekleri satarak, Filistin'e para topladılar. Ayrıca miting sırasında kürsünün yönlendirmesiyle cep telefonlarından yardım mesajı gönderildi. Gazze'de ölen bebekleri sembolize eden bebekler taşıyan kalabalık, ayakkabılarını da protestoda kullandı. Mitingte İbranice'den Rusça'ya gibi bir çok dilde pankart açıldı.
NUMAN KURTULMUŞ'TAN HÜKÜMETE "Bismillahirrahmanirrahim" diyerek konuşmasına başlayan Kurtulmuş, Fetih Suresi'ni okudu ve konuşmasını "Rabbinin Mescid-i Aksa'dan Mescidi Haram'a gönderdiği kutlu Peygamberin ümmeti, Filistin topraklarını Müslümanl.. ( devamı )
Siyonistleeeeer @ 31-12-2008 22:02
Ele geçen her adamın gövdesi delik deşik edilecek, ve tutulan her adam kılıçla düşecek. Yavruları da gözleri önünde yere çalınacak, evleri çapul edilecek, ve karıları kirletilecek."
Düşünün, bu cümleler kime ait olabilir? Hangi akrep yuvasında doğmuş, yılan zehri emerek büyümüş ve sırtlanlardan eğitim görmüş kişiye ait olabilir?
Korkunç İvan'a mi ait? Yoksa Hitlere mi? Drakula, Kurt adam, Kazıklı Voyvoda, Vampir'e mi yoksa Hindistan da İngiliz kumaşıyla rekabet eden, Hintli ustaların baş parmaklarını kestiren İngiliz komutana mı ait? (İngilizlerin bu cinayeti için bak: Mehmet Akif Ersoy, Kur'an'dan ayetler ve nesirler sayfa 226 Yüksel Yayınevi 1944 İstanbul)
Hayır, bilemediniz. Bu cümleler şu anda Telaviv'de, Vatikan'da, Newyork'da, Sinagog ve kiliselerde okunan Muharref Tevrat'ın İşaya 13/15-16 bölümünden alınmıştır.
Bunları sağduyuya çağırmak sağduyulu insanlara hakarettir.
Bin Ferhat bir araya gelseler, bir siyonistin taş bağrından bir damla gözyaşı çıkaramazlar.
Bunların merhamet damarları kurumuş.
Bin Kerem bir araya gelse bunların aslının kim olduğunu bilemezler.
Bunlar, kendilerini Firavunun köleliğinden kurtaran Musa aleyhisselama ihanet eden adamlar.
Bunlar, Hz. İsa'yı &cc.. ( devamı )
Kutsal Terör’e : “ ârun aleykum ! ” @ 31-12-2008 21:57
Tevratı okuyan, nasıl bir milletle karşı karşıya olduğunu anlar. Kendi kitabını, Kur'an'ı okumaktan acizlenen müslümanlardan bunu beklememiz beyhude gibidir. Utanmaz bir haldeyiz. Kur'an'sız bir hayatın müslümanları ancak ondan uzak durarak olunabilirdi. Bizi Kur'an'dan uzaklaştıranlar bugün bu Gazze terörünü yapanlardır. Osmanlıyı yıkanlar, Gazze'yi bombalayanlardır. Laikliği Ülkeye dayatanlar da bunlardandır. Lozanda bunu bize kabul ettirenler ve edenlerinde müslümanlar olduklarını söylemek safdillikten başka birşey olamaz.
Bu terörün temelleri Basel'de 1879 da atılmıştır. Adolf Hitler'in sağ kolu olan bir Yahudinin marifetiyle, Alman Yahudilerini göçe zorlamak ve İsaril'e gitmelerini sağlanmıştır. 1950-59 yıllarında kuzey Irak'ta yaşayan Kürtleri İsrail'e göçe zorlamak ve ikna olmalarını sağlamak için bombalama olaylarını yapan da Yahudi terörüdür. Sonuçta bu 9 yılda 120 bin Kürt yahudisi İsrail'e göçmüştür.
İsrail'i tanımak için Kur'an'da Yahudilerin özelliklerini iyi okumanız gerekmektedir. Yahudiyi tanıyanlar, Mısır C.başkanıyla tokalaşıp, Başbakan'la da görüşüp saldırıyı yapanların cibilliyetlerini bilmemeleri ayıptır.
Sayın Başbakan onların özelliklerini tarihten ve Kur'an'dan bilmesi gerekir. Sukut-u hayale uğramasına şaşıyorum. Onların Peygamberimizle anlaşmalarına asla sadık kalmadıklarını ve O'nu öldürmek için Müşriklerle işbirliğini gizliden yaptıkları, içerdeki münafıklarla işb.. ( devamı )
MUTLU NOELLER ÇOCUKLAR! @ 31-12-2008 21:54

Nedir bu yılbaşı dedikleri şey?
19. Yüzyılda ortaya çıkan noel abd'ye özgü olmasına rağmen bir çok ülkede (buna ülkemde dahil) kutlanmaktadır. Hristiyanlara özgü olan bu kutlama neden biz Müslümanlar! için bu kadar önem taşımaktadır bunuda anlamış değilim.Yılbaşı akşamı televizyon karşısına geçip kanal, kanal dolaşarak hangi dansöz daha iyi kıvırıyor diye yanıbaşındakilerle konuşurken elinde içki şişeleri ile saat onikiyi vurduğunda yeniyılın hayır ve mutluluklar getirmesi dilenecek.
Hayır ve mutluluk dilenecek bir tek "O"na isyan ederek. Ne garip.Bu kadarmı yitir.. (
devamı )
Ahh bi dikine durabilsek!.. @ 31-12-2008 21:53
Adamın birisi, haydi Karadenizli ve adı da Temel olsun; iki metreye yakın boyu ve iri cüssesine rağmen, iki seksen yere uzanmış haldedir ve ufak tefek birisi de, üzerine çıkmış tepinmektedir.
Durumu garipseyen birisi, yerde yatan ve üzerinde ufak-tefek birisinin tepinip durduğu, çam yarması gibi Temel'e sorar:
-Ne iş?
Temel, kendisini zorlayarak, kısık bir sesle cevap verir:
-Dikine duramıyorum, ah bir dikine durabilsem!...
***
Bir buçuk, belki de iki milyarlık İslâm Aleminin İsrail karşısındaki durumunu bundan daha iyi izah edebilen başka örnekler de vardır muhakkak.
Ama bu yeter.
Müslümanlar tükürseler, tükrüklerinde boğulacak cesametteki İsrail, iki milyarlık devin gözleri önünde, onun bir cüzünü katlediyor.
O dev, 'dikine duramamaktan' mustarip.
Dikine duramama hali, tuhaf bir hal.
Artık uyuşturulmuş mu, uyutulmuş mu; ilaçla mı olmuş, hipnoz mu uygulanmış, her ne hal ise; iki seksen uzanmış yatıyor ve üflese toz olacaklar da dahil, kim ne yaparsa yapsın parmağını bile kımıldatamıyor nerdeyse...
Azıcık niyetlense, biraz gayrete gelse, dikine durabilecek aslında.
Bundan sonrası o kadar basit ki..
Gür bir sesle: 'Ne oluyor kardeşim buralarda böyle?' diye sorabilse, hi&c.. ( devamı )
Erbakan'ın avukatından Gönültaş'a itiraz @ 31-12-2008 21:44
Bugün gazetesi yazarı Nuh Gönültaş'ın "Gazze'yi bombalayan İsrail uçakları Konya'da eğitiliyor!" başlıklı yazısında verdiği bilgilere Avukat Gürkan itiraz etti.
Prof. Dr. Necmettin Erbakan vekili Avukat Gürkan imzasıyla yapılan yazılı açıklamadıa verilen bilgilerin yanlış olduğu vurgulandı. Açıklamada, İsrail'le yapılan anlaşmanın Refahyol diye adlandırılan 54'üncü hükümetten önce Çevik Bir tarafından yapıldığı dile getirildi.
Erbakan adına yapılan açıklama şöyle:
"Nuh Gönültaş 30.12.2008 tarihli, "Gazze'yi bombalayan uçaklar Konya'da eğitiliyor" başlıklı yazısında Milli Görüş Lideri ve 54. Hükümet Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ı hedef alan, ancak tarihi gerçeklerle hiçbir alakası olmayan ifadelere yer vermiştir.
Bu konudaki tarihi gerçekler şu şekildedir:
- Türkiye ile İsrail arasında "Askeri Eğitim İşbirliği anlaşması" 23 Şubat 1996 tarihinde imzalanmıştır.
- Bu anlaşma Genel Kurmay İkinci Başkanı Çevik Bir tarafından 23 Şubat 1996 tarihinde, İsrail'e yaptığı ziyaret sırasında imzalanmıştır.
- Sayın Erbakan'ın Başbakanlığında kurulan 54. hükümet ise bu anlaşmadan üç ay sonra; 28 Haziran 1996 tarihinde iktidara gelmiştir.
- Sözkonusu anlaşma kapsamında 8 İsrail pilotu "eğitim uçuşu yapmak üzere" F-16 uçakları ile birlikte 16 Nisan 1996 tarihinde, yani Refahyol Hükümeti'n.. ( devamı )
Zulmü Alkışlayamam @ 31-12-2008 21:42
Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem; Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem. Biri ecdadıma saldırdımı,hatta boğarım!... -Boğamazsın ki! -Hiçolmazsa yanımdan kovarım. Üçbuçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam; Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam. Doğduğumdan beridir, aşığım istiklale; Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale! Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum! Kanayan bir yara gördümmü yanar ta ciğerim, Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim! Adam aldırmada geç git, diyemem aldırırım. Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım! Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu... İrticanın şu sizin lehçede ma'nası bu mu? |
| |
Mehmet Akif Ersoy |
.. ( devamı )
Siyonistleeeeer @ 31-12-2008 21:00

"Ele geçen her adamın gövdesi delik deşik edilecek, ve tutulan her adam kılıçla düşecek. Yavruları da gözleri önünde yere çalınacak, evleri çapul edilecek, ve karıları kirletilecek."
Düşünün, bu cümleler kime ait olabilir? Hangi akrep yuvasında doğmuş, yılan zehri emerek büyümüş ve sırtlanlardan eğitim görmüş kişiye ait olabilir?
Korkunç İvan'a mi ait? Yoksa Hitlere mi? Drakula, Kurt adam, Kazıklı Voyvoda, Vampir'e mi yoksa Hindistan da İngiliz kumaşıyla rekabet eden, Hintli ustaların baş parmaklarını kestiren İngiliz komutana mı ait? (İngilizlerin bu cinayeti için bak: Mehmet Akif Ersoy, Kur'an'dan ayetler ve nesirler sayfa 226 Yüksel Yayınevi 1944 İstanbul)
Hayır, bilemediniz. Bu cümleler şu anda Telaviv'de, Vatikan'da, Newyork'da, Sinagog ve kiliselerde okunan Muharref Tevrat'ın İşaya 13/15-16 bölümünden alınmıştır.
Bunları sağduyuya çağırmak sağduyulu insanlara hakarettir.
Bin Ferhat bir araya gelseler, bir siyonistin taş bağrından bir damla gözyaşı çıkaramazlar.
Bunların merhamet damarları kurumuş.
Bin Kerem bir araya gelse bunların aslının kim olduğunu bilemezler.
Bunlar, kendilerini Firavunun köleliğinden kurtaran Musa aleyhisselama ihanet eden ad.. ( devamı )