The largest and the best home page
Olmazmi search
tr
en
home page sites rsses
   
 There are thousands of videos in Videovarmi.com Click here to go Videovarmi.com.

Technology - Two RSS

kan ve şarap @ 18-05-2008 00:03


windows son sürat :) @ 18-05-2008 00:03
windows yeni bir teknoloji geliştirdi pcide bi hata yaptığınızda pc sizi yazıyla uyarcak ve pc yi en iyi dostunuz yapmaya çalışan microsoft pcyle sizi konuşturmaya kararlı işte en son yaptıkları  :D

efes pilsen maket @ 18-05-2008 00:03
efes pilsenin maket yarışması olduğunu biliyormusunuz

Zenginiz ama haberimiz yok ! @ 18-05-2008 00:03
  İncelemeyi yapan Gazeteci : DOĞAN ERDOĞAN  11 Ağustos 2002 Star   Bu haberin yorumu:  İşte değerlendiremediğimiz bir başka ekonomik kaynak daha...  Neden mi? Toryum da 2840 Sayılı yasa ile Eti Holding'ten başka bir kuruluş tarafından işletilemez de ondan.  Bor'dan farklı olarak toryumu yabancılar götürmüyor. Bizi düşündüklerinden değil, bizdeki madenleri Eti Holding eliyle esir alıp, yeryüzünün başka bölgelerindeki kendi madenlerini işletmek için... Yoksa Eti Holding,  "sakla samanı gelir zamanı" diye mi  düşünüyor ?    Toryum nedir kaç kişi bilir ki? Ama toryum, geleceğin enerji kaynağı. Nükleer santrallerinin en temiz yakıtı. Çevreye zararı yok. Ülkemiz ise dünyanın toryum zengini... Ama "servetin üstünde oturuyoruz ama haberimiz yok". İşte Prof Engin Atık'ın 120 trilyon dolarlık servetimiz hakkında söyledikleri... TORYUM... Tabiattaki 110 kadar elementten biri. Saflaştırıldığında alüminyum, çelik görünümünde olan toryum, geleceğin nükleer santrallerinde yakıt olarak kullanılacak. Şu anda prototip halinde olan toryumlu santrallerin, Çernobil'deki gibi patlama riski ve çevreye zarar verme olasılığı yok. Nükleer enerji karşıtı doğa savaşçıları bile, "Toryuma evet" şeklinde duyurular yapıyorlar. Konunun bizi ilgilendiren tarafı, araştırmalara göre dünya toryum rezervlerinin yarıdan fazlasının Türkiye'de olması. Türkiye'de Eskişehir, Sivrihisar, Beypazarı ve Kızılcaören'in yanısıra Malatya ve Sivas'ta da toryum izine rastlandı. Anadolu'da toryumun çıktığı yerde ot bitmediği söylenir. Sonsuz enerji kaynağı 'SERVETİN üstünde oturuyoruz da haberimiz yok' hesabını yapan kişi, Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Engin Arık. Türkiye'nin sayılı toryum uzmanlarından biri olan Prof. Arık, Türkiye'nin sahip olduğu düşünülen toryum rezervinin enerji üretimi açısından, 120 trilyon dolarlık petrole eşdeğer olduğunu söyledi. 120 trilyon dolar, ABD'nin 2001 yılı milli gelirinin 12 katına eşdeğer. Engin Arık, Türkiye için sonsuz bir enerji kaynağı anlamına gelen toryumun, Türkiye'ye bir servet kazandırabileceğine de dikkat çekiyor. Arık, "Türkiye'nin 2005'e kadar toryumlu nükleer santral araştırması için 40-50 milyon dolara ihtiyacı var" diyor. 2006-2010 yılları arasında deneme reaktörü kurulması için ise 1 milyar dolarlık bir yatırım gerektiğinde ısrarlı. 100 bin kişiye iş imkanı TÜRKİYE'NİN toryum rezervleri konusunda iddiaları olan bir başka isim ise MSB Savunma Sanayii Müsteşarı Prof. Dursun Ali Ercan. Toryum üzerine Türkiye ve yurtdışında akademik araştırmalarda bulunan Müsteşar Ercan, toryum sayesinde, yılda 50 bin dolar gelirle, 100 bin kişinin istihdam edilebileceği iddiasında bulunuyor. 1995'te 'Türkiye'de Toryum Teknolojisi Gerekçesi' isimli bir rapor yazan Prof. Ercan, Müsteşarlık sitesine de koyduğu raporda toryumu şöyle anlatıyor: "Adam başına elektrik tüketiminin yıllık 5 bin kws olabileceği 80 milyon nüfuslu bir Türkiye'nin en az 100 yıllık enerji ihtiyacını karşılayabilecek olan bu ekonomik varlık, bütün giderlerinin dışında, yılda 50 bin dolar maaşla 100 bin kişilik bir istihdam potansiyelini de beraberinde getirmektedir." 'Araştırma merkezi kurulmalı' TÜRKİYE'DE en kısa zamanda bir toryum araştırma merkezi kurulması gerektiğini belirten Ercan, şöyle diyor: "Toryum, Türkiye'ye has kritik ve çok özel bir element. Türkiye'de toryumla çalışan 20 reaktör kurulsa 100 bin kişilik bir istihdam sağlanabilir. Benim çalışmama göre bu enerjiyi kullanmak için yapılması gerekli tüm giderlerin toplamı 100 milyar dolar mertebesindedir. Türkiye'de 100 milyar dolarlık bir yatırım maliyetinin mümkün olamayacağı görüşleriyle bu teknoloji şimdiye kadar taraftar bulamamıştır. Toryum, çeşitli vesilelerle istenmeyen yan ürün olarak kaybolup gidiyor. 50 yıl sonra yaşayanlar daha akıllı olurlar. Hiç değilse bu değerli kaynağımızın kaybedilmeden gelecek kuşaklara aktarılması için önlemler alınmalıdır." "10-15 Türk toryum uzmanı zor bulursunuz" Prof. Dr. Engin Arık (Boğaziçi Üniversitesi) * Türkiye'deki tonlarca toryum yatakları bitecek gibi değil. Yani kömür gibi düşünmeyin bunu. Kömürün bir çuvalını yaktığınızda bir evi ısıtıyorsunuz. Bunun bir çuvalını yaktığınızda belki bir ülkeyi ısıtıyorsunuz. Kütleyi enerjiye dönüştürdüğünüzde müthiş bir enerji ele ediliyor. * Toryum, enerji bağımsızlığımızı sağlayacak. Bizim için en önemli şey, bu teknolojiyi öğrenmemiz. Şu 1-2 yıl içinde ciddi şekilde üzerinde çalışmamız lazım. 2005 yılına kadar toryumla çalışan nükleer reaktör prototipi üretebilecek bilgiye ulaşmış elemana sahip olabiliriz. Bunun için gereken yatırım 40-50 milyon dolar. 2006-2010 yılları arasındaki ikinci aşamada ise 1 Gigawatt'lık bir deneme reaktörü kurulması için, 1 milyar dolar civarında bir yatırım gerekiyor. * Türkiye'de uzman sayısı çok sınırlı. Deneyimli bilimadamı olarak toplasanız 10-15 kişi zor çıkar. Türkiye, Avrupa'da CERN laboratuvarı başta olmak üzere ABD ve Japonya'da bu konuda araştırma yapan gruplarla işbirliği yaparak, bu araştırmaların detaylarına vakıf bilim adamları yetiştirmeli. Bu araştırmaları koordine edecek bir ulusal konseyi oluşturmalı. * Toryumlu nükleer enerji santralları, tüm dünyada araştırma safhasında. Nasıl çalışacağını az çok biliyorsunuz. Bir iki ufak pürüz var. Bugünkü prototiplerde çıkan enerji, ısı olarak çıkacak. Bu ısı daha sonra elektrik enerjisine çevrilecek. Biz o prototipin aşamasında çalışmalara katıldığımız zaman dünya ile başa baş yarış edebileceğiz. * Japonların, Avrupa'nın Toryumlu nükleer reaktör prototipleri farklı olabilir. Ama sonunda bu bir mühendislik firmasının anahtar teslim üreteceği bir buzdolabı gibi bir şey hale gelecek. Onlar bunu yaptığında her ülke alabilir. Ama bu yapıldığında tabii ki yakıtını, Toryum'a sahip ülkelerden alacaklar. TORYUM NEDİR? TORYUM'U TORYUM'U 1828 yılında İsveçli kimyacı J.J. Berzelius buldu. Adı, İskandinav savaş tanrısı Thor'un adından esinlenerek verildi. Dünya Toryum üretiminden elde edilen enerji, tüm uranyumdan ve fosil yakıtlarının toplamından elde edilen enerjiden fazla. Toryum 1880'li yıllardan bu yana lüks lambalarında ışık olarak kullanılıyor. Türkiye'de Toryum elementinin varlığını ise ilk kez Hüseyin Kaplan isimli bir mühendisin ortaya çıkardığı söyleniyor. Kaplan'ın 1960'larda Eskişehir, Sivrihisar'da çadır kurup gece gündüz oraların haritalarını çıkardığı belirtiliyor. NEDEN 120 TRİLYON DOLAR? PROFESÖR Engin Arık'a Türkiye'nin sahip olduğu belirtilen toryum rezervinin petrol eşdeğerini sorduk. İşte yaptığı hesap: Enerji üretimi açısından 1 ton toryum en az 1 milyon ton petrole eşdeğer. Türkiye'nin toryum rezervleri 800 bin ton olduğuna göre bu en azından 800 milyar ton petrole karşılık geliyor. Bunu 1 ton petrolün yaklaşık fiyatı olan 150 dolar ile çarparsak 120 trilyon dolar eder. TORYUM GERÇEKLERİ * Toryum, Türkiye'deki enerji sorununu tamamen çözecek bir element. Çünkü Türkiye kendine ebediyen yetecek bir toryum rezervine sahip. * Dünya toryum rezervi toplam bin 200 ton. Bunun 789 bin tonu Türkiye'de. * Toryumun, yeni tip enerji üretiminde kullanılması nedeniyle 21. yüzyılın en stratejik elementleri arasında kabul ediliyor. * Toryumun nükleer santrallarda uranyumun yerini alabileceği bundan yaklaşık 10 yıl önce kanıtlandı. * Toryumun kesinlikle patlama tehlikesi yok. Yani, Çernobil gibi bir felaketin tekrarlanması olası değil. * Toryum atıklarını radyoaktif olmayan elementlere dönüştürmek mümkün. Yani doğayla dost bir alternatif enerji kaynağı. * Dünyada toryumla çalışan bir nükleer santral henüz yok. Sadece bir takım prototipler var. Avrupa'nın, toryumla çalışan ilk prototip nükleer santralini 2005'te tamamlaması bekleniyor. * Protonun toryum çekirdeğiyle çarpıştırılması sonucu çok büyük enerji ortaya çıkar. Bu ısı enerjisi, elektrik enerjisine çevrilebileceği gibi büyük bir şehrin ısıtılmasında da kullanılabilir. DOĞAN ERDOĞAN 

ABD Hizmetindeki F-16'lar @ 18-05-2008 00:03
  Uyan Türkiye     Düşmanı tanımasına ABD izin vermiyor YILLARDIR süren bir çalışma... Bir arayış. Bir beklenti... Soru şu: - ABD’den alınacak 30 adet F-16 savaş uçağına "milli yazılım" takılacak mı? Yoksa ITT denilen ABD’nin hazır cihazı mı takılacak?Bu soru Türkiye’nin savunma sistemleri açısından hayati bir önem taşıyor. Türkiye 20 yıldır "milli yazılım" için çalışıyor. Acaba son olarak alınacak 30 adet F-16’ya milli yazılım yüklenebilecek mi? İşte cevap:- Hayır. - Neden?- Çünkü ABD Türkiye’ye izin vermiyor.- Peki milli yazılım ne demek?- Milli yazılım F-16’ların elektronik harp sistemlerinde kimin dost kimin düşman olduğunu ayırt etmeye yarıyor. Eğer ABD’nin taktığı yazılımı kullanırsanız, o uçağın savaş sistemi kimin dost kimin düşman olduğunu o cihaza göre tanıyor. Ve ona göre savaş sistemi çalışıyor. Yani bir uçağı dost olarak algılarsa pilot ne yaparsa yapsın ateş etmiyor.KARIŞIKLIK OLURMUŞ Önceki gün "milli yazılım"la ilgili olarak soruyorum:- 30 adet F-16’ya milli yazılım yüklenip yüklenmeyeceği konusu ne oldu? Karar Başbakan Tayip Erdoğan ve Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt’a kalmıştı. Ne oldu?En yetkili ağızdan cevap:- ABD milli yazılım yüklenmesine karşı çıktı. - Gerekçesi ne?- Hazırladıkları sistemde karışıklar meydana gelebilirmiş.- Eğer ısrar edersek ne olur?- Daha önce helikopter ihalesinde ısrar ettik. ABD bu yüzden ihaleye katılmadı. Bu durumda F-16’ları satmayabilir. Aslında bu yazılım var. Ama ABD takılmasına izin vermiyor.Evet manzara bu...BİR KORKU OYUNU Yani biz bir yanda Kuzey Irak’ta başarılı vuruşlar yapıyoruz. Diğer yanda vuracağımız hedeflerin belirlenmesinde ya da örneğin havada kimin dost kimin düşman olduğunun tespitinde "milli bir süzgeç" gerçekleştiremiyoruz. Örneğin Ege’de yüzlerce kez Yunan jetleriyle Türk jetleri it dalaşı yaptılar. Milli yazılım olmadığı için Yunan ve Türk jetleri birbirlerini düşman olarak algılayamıyor. ABD’nin taktığı cihazda Yunan jeti NATO gücü olarak dost gözüküyor. Bu yüzden "it dalaşı" oluyor... Birbirine ateş edemeyen iki ülkenin jetleri yıllardır böyle "dalaşıp" duruyorlar. Peki bu bir oyun mu? Evet oyun... Milyarlarca dolarlık bir "korku oyunu"...Fatih ÇEKİRGE

Windows 7 Yolda @ 18-05-2008 00:03
Microsoft'un bir sonraki büyük adımı olması beklenen Windows 7'nin sırları ortaya çıktı. İşletim sistemindeki devrim niteliğimdeki yenilikler neler olacak? İşte tüm bilgiler:Windows 1992'den beri üstünde bulunan yükten kurtulabilir: Windows 3.1'den bu yana süregelen, görev çubuğu ve Windows Explorer'dan oluşan kullanıcı arabirimi. Düşünülen yeni kullanım yöntemi ise Microsoft Surface: Kullanıcı dosyaları ve klasörleri sanki masanın üstünde duruyormuş gibi yönetebilecek. Dokunmatik ekran sayesinde sanal bir yığın içinden Word dokümanlarınızı veya kameradan fotoğraflarınızı ekrana yükleyebileceksiniz. Senelerden beri aşina olduğumuz fare-klavye ile kontrol tamamen ortadan kalkabilir. Daha aralık ayında Microsoft teknisyeni Hilton Locke weblogunda şöyle yazmıştı: "Eğer iPhone'un dokunmatik özelliklerinden etkilendiyseniz, Windows 7'ye bayılacaksınız."Temel değişikliklerMicrosoft bilgisayarla çalışmayı daha da basitleştirmek için alet çantasının en derinlerine el atmak istiyor. Bir örnek: Yeni W-LAN özellikleri. Şimdiye kadar ağ adaptörü sadece bir bağlantı gerçekleştirebiliyordu. Laptopu ile hem internet erişim noktasına hem de arkadaşının laptopuna bağlanmak isteyenler için durum kötü gözüküyordu. Microsoft bir sonraki işletim sistemi nesli ile sanal ağ adaptörleri oluşturmak istiyor. Windows her bağlantı için sanal bir W-LAN kartı oluşturuyor, her ne kadar fiziksel açıdan bir tane bulunsa da… Böylece kullanıcı birçok cihaza ve erişim noktasına aynı anda bağlanabilecek, hatta laptoplar internet bağlantısını farklı yerlere de iletebilecek. Bunun sonucu olarak, eğer erişim noktasının dışında bir yerde bulunuyorsanız ekstra bir bağlantı şansınız daha olacak.Windows 7,25 MB'a iniyorFakat Microsoft yöneticileri daha da fazlasını istiyor ve Windows'un temeli olan çekirdeği yeniden inşa etmeye çalışıyor. Vista'da da kullanılan NT çekirdeği artık 15 senelik oldu. Bu durumu Microsoft geliştiricisi Eric Traut bile itiraf etti. MinWin olarak adlandırılan yeni çekirdek 25 MB sabit disk ve 40 MB RAM'a ihtiyaç duyacak. Püf nokta: Modülleştirme. MinWin sadece temel fonksiyonları sunuyor ve kullanım amacına göre yeni modülleri ekliyor. Sonuç olarak MinWin aynı prensiplere göre masaüstü bilgisayarları, PDA'lar ve akıllı telefonlarda kullanılacak. Bu ay çıkacak olan Windows Server 2008 de buna benzer bir temel üzerine geliştirildi: Minimum çekirdek kurulumu mevcut. Yönetici isterse bunun üzerine mail, yazıcı ve web sunucusu ekleyebiliyor. Sanallaştırma sayesinde geri uyumlulukWindows'ta yapılacak bu denli sert bir değişiklik, sorunlar olmadan gerçekleşemiyor. Sürücüler ve uygulamalar yeniden geliştirilip, her şeyden önce kullanıcı tarafından yeniden satın alınmalıydı. Microsoft bu şoku "Sanallaştırma" ile ortadan kaldırabilir. Eski işletim sistemlerinin bileşenleri, Windows 7'de sanal olarak temsil edilebilir ve böylece eski programlar buna başvurup problemsiz çalışabilir. Kullanıcı bu sürecin farkına bile varmayacak, zira sanallaştırma sıkı bir şekilde kullanıcı arayüzü ile bağlanmış olacak. Bu sayede Windows XP ve Vista programları kullanılmaya devam edilebilecek.Geleceğin müziğiBu yeni özelliklerin yanında, Microsoft'un zaman azlığı sebebiyle Vista'ya ekleyemediği bazı eski özellikler genişletilecek. Mesela yeni dosya sistemi WinFS bilgisayar dünyasına girişini yapacak. Verileri arama ve verilerin yönetimi çok daha kolay bir şekilde gerçekleşecek. Bunun dışında BitLocker ve Güvenlik Duvarı’nın kullanımı kolaylaştırılacak. Diğer yenilikler arasında Internet Explorer 9, Media Player 12 ve Linux/Mac OS’ta standart olan sanal masaüstleri var.Önümüzdeki üç sene içinde de Microsoft tamamen 32-bit mimarisinden vazgeçemeyecek. Çünkü spekülasyonlar Windows 7'nin hem 32 hem de 64-bit sürüm olarak piyasaya sürüleceğine işaret ediyor.SonuçWindows 7 ile Microsoft büyük bir adım atmak istiyor. Bunu yeni bir çekirdeğin ve kullanıcı arabiriminin geliştirilmesinden anlayabiliriz. Bu devrimsel işletim sistemi için ne kadar sevinilse de şu unutulmamalı: Zaman uçup gidiyor. Ocak ayının ortasında ilk öncül sürüm (Milestone 1) küçük çapta bir topluluk için yayımlandı. Bazı kaynaklara göre Windows 7 2009'un ikinci yarısında çıkabilir. Fakat geliştiriciler Windows 2000, Windows Server 2003 ve Windows Vista'da fazla iyimser davranmışlardı ve yayımlanma tarihini sürekli ötelemişlerdi. Microsoft bu tarz bir olaya kesinlikle bir kez daha mahal vermemeli. En azından firma-müşterileri yayımlanma tarihine güvenebilmeli. Geriye sadece şu kalıyor: Umarız Microsoft çok fazla şey vaat etmemiştir ve 2010 sözünü tutmak için kısa vadede Windows 7'den birçok önemli özelliği çıkartmaya çalışmaz.Kaynak: Hürriyet

Zamanda Yolculuk @ 18-05-2008 00:03
Bilimde şok gelişme! Zamanda yolculuk artık hayal değil... Üç ay sonra büyük rüya gerçek olabilir. Rusya'nın önde gelen matematik profesörleri Irina Arefeva ve Igor Volovich, Avrupa Nükleer Enerji çalışmaları merkezi CERN) tarafından kullanılan dünyanın en büyük atom parçalayıcısının, ilk zaman makinesi sayılabileceğini öne sürdü. MADDE İTİLİNCE ZAMAN DA İTİLECEKTezlerini Einstein'ın "görecelik kuramı" ile açıklayan matematikçiler, bir maddenin yoğun bir enerjiyle itilmesi sonucu çevresindeki zamanın da itileceğini ve zamanda yolculuk için tünel oluşacağını iddia etti. Bu yıl içinde böyle bir gelişmenin mümkün olduğuna dikkat çeken matematikçiler, "2008 yeni bir milat olabilir. Ve biz gelecekten misafir ağırlamaya başlayabiliriz" diye konuştu. MÜZİK YÜZÜNDEN DÜNYAYI UZAYLILAR İSTİLA EDECEKDünyanın önde gelen uzay araştırmacıları, NASA'nın uzaya Beatles dinletmesi projesinin, uzaylılar tarafından işgal edilmemize neden olabileceğini iddia etti. New Scientist'e konuşan Dünya dışı yaratıkları araştıran SETI Enstitüsü uzmanlarından Dr. Douglas Vakoch, "Uzaya müzik yayını dünyanın tam yerini ele veriyor. NASA'nın böyle konuları tartışmaya açması gerekir" dedi. Dünyaya karşı yapılacak bir uzay saldırısından sağ kurtulmanın da mümkün olmadığını belirten Vakoch, uzaya dünyanın galaksideki adresini gösteren haritalar ve bilgiler gönderilmesinin gelecek nesiller için büyük tehlike yaratabileceğini söyledi. Kaynak: internethaber.com

en güçlü silah telefon @ 18-05-2008 00:03
21. yy en güçlü silahının sanıldığı gibi atom bombası değil, cep telefonları... Dinleme cihazı olabilen cep telefonuyla, kişinin beynine komut bile yollanbiliyor. İşte şok gerçekler:Sovyetler'in Kızıl Ordu-gizli servis haberleşmesinde kullanılan Rus kripto cihazlarını geliştiren mühendis Anatoliy Klepov, 21. yüzyılın en güçlü silahının sanıldığı gibi atom bombası olmadığını, onun yerini çoktan herkesin yanında taşıdığı cep telefonunun aldığını söyledi.Klepov’a göre dinleme cihazı olarak kullanılabilen cep telefonlarıyla, kişinin beynine komut yollamak bile mümkün.Cep telefonunda gizli 8 silahRUS kripto cihazlarını geliştiren Anatoliy Klepov, Hürriyet’e cep telefonlarının nasıl kötü amaçlar için kullanılabileceğini anlattı. Klepov’a göre cep telefonu, atom bombasından bile daha tehlikeli bir silaha dönüştürülebilir. Şimdi özel "Ancort" Şirketi’nin başkanı olan Klepov, çok özel müşterilere dünyada kimse tarafından dinlenemeyen cep telefonu cihazları satıyor. Bir adet süper cep telefonunun fiyatı 5 bin Euro’dan başlıyor. Klepov, cep telefonunun günümüzde nasıl bir silaha dönüştüğünü açıklayabilmek için 20’nci yüzyılın başına dönerek şunları anlattı:PIRLANTAYA BÖCEK"Dünyada ilk dinleme cihazları 1922 yılında Almanya’da geliştirilmeye başlandı. 1937 yılından sonra Nazi döneminde bu ülkede ANNANERBE adını taşıyan özel birim kurularak tüm üst düzey Alman yöneticilerinin görüşmeleri dinlemeye alındı. 1920’lerde Stalin, Almanların teknoloji harikasının cazibesine kapıldı. Almanya ile gizli bir anlaşma yaparak kilolarca pırlantayı valizlerle Berlin’e taşıttı. Pırlanta karşılığında, Kremlin Sarayı’nı bu dinleme cihazlarıyla donattı. Böylece Kremlin’deki her fısıltıyı bile duyar oldu. Lenin bile bunu fark ederek parti toplantılardan birinde ’Yoldaş Stalin’in emrinde sadece 6 kişi çalışmasına rağmen o benden ülkede daha fazla iktidara sahip’ dedi.Ardından İkinci Dünya Savaşı patlak veriyor. Hitler’in yenilgisinden sonra Sovyet Yönetimi özel birim ANNANERBE depolarından 25 vagon dolusu özel cihaz ve arşiv belgesini Moskova’ya taşıdı. ABD’nin ise Washington’da 50 vagon taşıdığı söyleniyor. Bundan hemen sonra Amerika’da ULTRA-M tele-kulak birimi çalışmaya başladı. Böylece 1947 yılından itibaren dünya birbirini dinlemeye başladı". Ancort-A7 Enigma’dan 100 kat güçlüKLEPOV, 5 bin Euro’luk Ancort-A7 cep telefonunun özelliklerini şöyle anlatıyor: "Normal GSM telefon cihazının içine ek olarak kripto işlemcisi devre yerleştiriliyor. SSCB döneminde MC-85C adlı dış görünümü hesap makinasını andıran kripto cihazı geliştirilmişti. Bu cihaza yazılı girilen metin şifreli mesaja dönüştürülerek karşıya iletiliyordu. Bizim şifre sistemi, Almanların ünlü Enigma cihazından 100 misli daha derin şifreleme yapıyor. ABD’deki süper bilgisayarların bile birkaç satırlık metni çözebilmek için yıllarca çalışması gerekiyor. Siz bizim telefonla karşı tarafla görüşürken kelimeler Rus Enigma’dan geçerek karşıya şifreli ulaşıyor. GSM operatörü, sizin telefonla görüşme yaptığınızı bile kayda alamıyor. Bu özel telefon, ABD’nin dinleme sistemi "Echelon" tarafından bile delinemiyor."En tehlikeli olasılık ’psikotron’1960’larda ABD’de ve ardından da Sovyetler’de insan psikolojisinin belirli frekanstaki sinyallerle etkileme yöntemleri geliştirilmeye başlandı. Bugün polifonik ses iletim sistemiyle donatılmış herhangi bir cep telefonu rahatlıkla psikotron silaha dönüşebilir. Sıradan bir görüşmenin üzerine alçak frekanslı, genelde 10 ila 20 Hertz arasında değişen, parazit türü sesi andıran ek bilgi eklenerek sizi istenilen davranışlarda bulunmaya zorlayabilirler. Borsa çalışanı hisse satmak yerine büyük kayıpla satın almayı tercih edebilir. 50 bin dolara 10 bin cebi kontrol etmekKLEPOV’a göre SSCB, Afganistan savaşını güvenli haberleşme sistemi eksikliğinden kaybetti. Kızıl Ordu, birlikler arasında görüşmeleri açık telsiz bantlarından yapınca pusuya düşmeye başladı. Aynı sıkıntıyı bugün ABD ve NATO güçlerinin de Afganistan’da yaşadığını iddia eden Klepov, "Taliban ile El Kaide militanları molla takımı olabilir, ancak 50 bin dolara alınabilen özel cihazla müttefiklerin aralarında yaptıkları tüm görüşmeleri deşifre edebilir. Afganistan ve Irak’taki durum Kuzey Irak’ta PKK ile mücadele eden Türk ordusu için de geçerli olabilir. 50 bin dolar fiyatı olan bir cihazla tamı tamına 10 bin GSM hattı kontrol altında tutulabilir" dedi. Kaynak: Hürriyet

En Ünlü Türk Hacker-İskorpitx (O Bir Efsane) @ 18-05-2008 00:03
O, hacker’lık aleminin son efsanesi. Bir Türk, lakabı İskorpitx mynetde Tavla oynarken puanlarımı çaldılar kurcalarken hacker oldumTüm dünyadan hacker’ların, çökerttikleri siteleri kaydettikleri, İtalyan güvenlik sitesi Zone-h’de, hack’lediği 141 bin siteyle ilk sırada. Önce Microsoft’un Meksika sitesini hack’lemesi olay oldu. 17 Mayıs’ta 43 bin siteyi 10 dakika içinde çökertmesiyle asıl sükseyi yaptı. Hack’lediği sitelere üzerinde Atatürk resmi olan bir Türk bayrağı ve PKK, Yunanistan, Fransa ve Ermenistan’la ilgili küfürlü bir mesaj bırakıyor. Ancak onun hakkında, zehirli iskorpit balığından türettiği ismi ve yaşı dışında hiçbir şey bilinmiyordu. Baktık olmayacak, İskorpitx’in peşine düştük. İzini bulmamız iki gün sürdü. Önce web site tasarımcısı bir arkadaşına ulaştık. E- posta ile konuşma isteğimizi bildirdik. Uzun uzun derdimizi anlattık. Ertesi gün ikna oldu. Bizimle telefonla bağlantıya geçti. İskorpitx, 45 yaşında, Ege’de yaşıyor ve muhasebecilik yapıyor. Meğer bu hacker’lık işlerine de, internette tavla oynarken puanları çalınınca başlamış.Nasıl başladınız bu işlere?- Hacker’lıkla 2002’den beri ilgileniyorum. Bir hobi gibi. turk.net’te sanal tavla oynarken başladı bu merakım aslında. Bir gece oyunda tüm puanlarımı çaldılar. Çok da uğraşmıştım onları biriktirmek için. turk.net’in operatörlerine bildirdim durumu ama hiç ilgilenmediler. Ben de bunu nasıl yaptıklarını merak ettim ve kurcalamaya başladım. Kısa süre sonra, ne kadar puan varsa ele geçirdim. Muhasebeciyim aslında. 1989’da bilgisayarla muhasebe tutulmasına izin verildiğinden beri, bilgisayarla iç içeyim. Şimdi 45 yaşındayım, hálá boş zamanlarımda uğraşıyorum.Dünyada hacker’lıkla ilgilenen herkes tanıyor sizi. Bu nasıl oldu?- Beni Microsoft’un Meksika sitesini hack’ledikten sonra tanıdı çoğu insan. Microsoft’u hack’lemenin anlamı benim için çok büyük. Peki, 17 Mayıs’ta 43 bin siteyi çökertirken bir amacınız var mıydı?- Ermeni yasa tasarısı.Kendinizi sanal ortamda bir savaşçı olarak mı görüyorsunuz?- Yakında savaş meydanları, silahlar kalmayacak, tüm savaşlar dijital ortamda yapılacak zaten. Türk siteleri, PKK sempatizanları tarafından sürekli tehdit ediliyor. Sitelere Apo resmi ve marşlar bırakıyorlar. KKTC sitelerine de Rumlar saldırıyor. Bush Türkiye’ye geldiğinde, Brezilyalılar Türk sitelerine karşı savaş ilan etmişti. Binlerce siteyi korumaya aldım. Bunlardan biri de, KKTC Bayrak Radyo TV’nin sitesiydi. Sitenin webmaster’ı benimle bağlantıya geçip, işi devralana kadar, siteyi Rum hacker’lardan korudum. İskorpitx’in kötü bir amacı yok. Türklere karşı dijital ortamda yapılanlara bir karşılık vermek amacım. Bilişim alanında biz de varız demek. ABD ve Avrupalılara aslında ne kadar içi boş bir teknolojiye sahip olduklarını göstermek. Halkın duygularına tercüman olduğumu düşünüyorum. Ermeniler konusundaki suçlamalar çok ağır. Onlar bizim yumuşak tarafımızı buluyorlar. Biz de sanal ortamda onlara karşılık veriyoruz. Sitelere bıraktığım küfürlü mesaj, benim üslubum değil aslında. Ama böyle olmasını onlar istiyor.SİTELERİ GÜNDEME GÖRE HACK’LİYORUMHack’leyeceğiniz siteleri neye göre seçiyorsunuz?- Siteleri biraz gündem belirliyor. Danimarka’daki karikatür krizi zamanında da, Danimarka sitelerine karşı saldırılar yaptım mesela. Türk sitelerine kesinlikle el sürmüyorum. Tehlikede olanları koruyorum.Ama Antakya Devlet Hastanesi’nin sitesi gibi Türk kamu sitelerinde de sizin mesajınızı görüyoruz.- Hosting şirketleri üzerinden binlerce site tarıyorum. Arada Türk siteleri de karışabilir. Örneğin geçen gün ABD’li bir şirketten hosting alan Digiturk’ün sitesi karşıma çıktı. Yalnızca uyarı mesajı gönderdim. Türk sitelerini kullanım dışı bırakmak gibi bir amacım yok. Yalnızca güvenlik açıklarını gördüğümde uyarıyorum.Sizi rekortmen hacker yapan şey nedir?- Yüzde yüz Türk yapımı bir yazılım kullanıyorum. 15 saniyeden daha az sürede, üç bin 500 siteye ulaşabiliyorum. Zaten işinizi en çok 10 dakikada bitirmeniz gerekiyor. Özellikle ABD’deki siteler, çok oyalanan hacker’ları fark edebiliyor. 43 bin siteyi, 10-12 dakika içinde hack’ledim. Böyle hızlı olamadıkları için bu kadar başarılı olamıyorlar.Bu bilgi ve yeteneğinizi hacker’lıktan başka şeyler için kullanıyor musunuz?- Hacker’lar kara ve beyaz olarak ikiye ayrılır. Kara olanlar, son olarak Gima’ya yapılan saldırıdaki gibi kredi kartı kopyalayan hacker’lar. Ben böyle bir hacker olsaydım, inanın tüm hacker’lardan daha çok kredi kartı bilgisine sahip olurdum. Ama şu anda cezaevinde olurdum herhalde. Ben internette karşıma çıkan database’leri yok ediyorum, benden sonra gelen hacker’lar bulmasın diye. Bu kötü niyetli insanlar, kolayca yakalanıyor.Türklerin hacker’lıkta Brezilyalıları bile geride bıraktığı yönünde haberler çıkıyor. Sizce neden Türkler hacker’lığa merak saldı?- Ben ADSL’in yaygınlaşmasını büyük bir etken olarak görüyorum. Eski bağlantılarla hacker’lık yapılamazdı zaten. Genç insan sayısı çok ve hepsi de inanılmaz yetenekli. Bilgisayar merakı ve zeka biraz fazla oldu mu, gençler hacker’lığa sarıyor.İSKORPİTX OLDUĞUMU AZ KİŞİ BİLİYORİskorpitx, iskorpitten geliyor. Türkiye’de çoğunlukla Ege Denizi’nde bulunan, çarpan balığının ismi. İnsana çarptığında, deriyi şişiren bir tür zehirli balık. İskorpitx olduğumu, ailem ve çalışma arkadaşlarım biliyor sadece. Küçük bir yerde yaşadığım için kolayca duyulabilir ve deşifre olabilirim. Çok büyük şirketler ve sitelerle uğraştığım için beni çekemeyen pek çok insan var.SAHTEKARLIĞA GİRMEDİĞİM İÇİN İÇİM RAHATYeni bilişim yasasına göre, evinizden hacker’lık yapınca suçlu, internet kafeden yapınca suçlu olmuyorsunuz. Böyle saçmalıklar var. Ama yasadan önce de, yurtiçinden hiçbir siteyle uğraşmadığım, sahtekarlığa girmediğim için içim rahat. Benim amacım protesto. Yabancı siteleri hack’leyerek Türklerin sesini duyuruyorum.alıntıdır...

başka kültürlere özenenlere ... @ 18-05-2008 00:03
Karamanoğullarının üçüncü hükümdarı Karamanoğlu Mehmet Bey, millet olarak yaşamanın ilk şartı olarak, dil birliğinin sağlanması gerektiğine inanıyordu. Kendi dilini ve kültürünü hor görüp başka kültürlere özenenlere karşıydı. 1277 yılında yayınladığı fermanla Türkçe den başka bir dil konuşulmasını yasakladı. Yedi asır önce Türkçe ye verilen değeri günümüzde görememek aşağıda okuyacağınız şiirdeki gibi sizlerinde yüreğini sızlatıyorsa artık dilimize sahip çıkmanın zamanı gelmiş demektir. Arıyorum Karamanoğlu Mehmet Beyi arıyorum.Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı?Bir ferman yayımlamıştı; Bu günden sonra divanda, dergâhta, bargâhta, mecliste, meydandaTürkçeden başka dil konuşulmaya diye,Hatırlayanınız var mı? Dolanın yurdun dört bir yanını,Çarşıyı, pazarı köyü, şehriFermana uyanınız var mı? Nutkum tutuldu, şaşırdım merak ettim,Dolandığınız yerlerdeki Türkçe olmayan isimlere,Gördüklerine, duyduklarına üzüleniniz var mı? Tanıtımın demo, sunucunun spiker,Gösteri adamının showman, radyo sunucusunun discjokey,Hanımağanın first lady olduğuna şaşıranınız var mı? Dükkânın store, bakkalın market, torbasının poşet,Mağazanın süper, hiper, gros market,Ucuzluğun damping olduğuna kananınız var mı? İlân tahtasının billboard, sayı tabelâsının skorboard,Bilgi alışının birifing, bildirgenin deklârasyon,Merakın uğraşın hobby olduğuna güleniniz var mı? Bırakın eli, özün bile seyrek uğradığı,Beldelerin girişinde wellcome,Çıkışında, good-bye okuyanınız var mı? Korumanın, muhafızın body-guard,Sanat ve meslek pirlerinin, duayen,İtibarın, saygınlığın prestij olduğunu bileniniz var mı? Seki'nin, alanın platform, merkezin center,Büyüğün mega, küçüğün mikro, sonun final,Özlemin, hasretin nostalji olduğunu öğreneniniz var mı? İş hanımızı plâza, bedestenimizi galleria,Sergi yerlerimizi center room, show room,Büyük şehirlerimizi, mega kent diye gezeniniz var mı? Yol üstü lokantamızın fast-food,Yemek çeşitlerimizin mönü olduğu yerlerde,Hesabını, adisyon diye ödeyeniniz var mı? İki katlı evinizi dubleks, üç katlı komşu evini tripleks,Köşklerimizi villa, eşiğimizi antre,Bahçe çiçeklerini flora diye koklayanınız var mı? Sevimlinin sempatik, sevimsizin antipatik,Vurguncunun spekülatör, eşkiyanın mafya,Desteğe, bilemediniz koltuk çıkmağa sponsorluk diyeniniz var mı? Mesireyi, kır gezintisini picnic,Bilgisayarı computer, hava yastığını air-bag,Pekâlayı, oluru okey diye söyleyeniniz var mı? Çarpıcı, önemli haberler flash haber,Yaşa, varol sevinçleri, oley oley,Yıldızları star diye seyredeniniz var mı? Vırvırık dağının tepesindeki köyde,Cafe-show levhasının altında,Acının da acısı, nes-kaaave içeniniz var mı? Toprağımızı, bayrağımızı, inancımızı çaldırmayalım derken,Dilimizin çalındığını, talan edildiğini,Özün, el diline özendiğine içi yananınız var mı? Masallarımızı, tekerlemelerimizi, atasözlerimizi unuttuk,Şarkılarımızı, türkülerimizi, ninnilerimizi kaybettik.Türkçemiz elden gidiyor, dizini döveniniz var mı? Karamanoğlu Mehmet Bey i arıyorum,Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı?Bir ferman yayınlamıştı....Hayal meyal hatırlayıp da sahip çıkanınız var mı?

Kürtaj cok kötü bir oLay @ 18-05-2008 00:03
arkadaşlar normalde böle yazılar yazmam ama ısrarla bu yazıyı paylaşmak istedim bir bebeğin günlüğü ve kürtaj  5 Ekim: Bugün var edildim. Buradayim. Varim. Müthis bir duygu bu. Var oldugumu henüz annem ve babam bilmiyor. Bir elma çekirdeginden bile küçügüm. Ama ne de olsa, ben benim. Varim ya! Bu bana yetiyor. Henüz bedenim belli belirsiz, yüzüm yok ama, varligimi ve benligimi hissedebiliyorum. Bir kiz olacagim ve baharda çiçekleri sevecegim.  19 Ekim (14.gün): Biraz büyüdüm. Kimildamam mümkün degil. Annem henüz farkinda degil ama onun kaniyla besleniyorum. Kalbini dolasip gelen simsicak kan bana geliyor. Beni sevecek bir kalbin kipirtilarini simdiden hissediyorum. Annem beni çok sevecek. Annem için güzel bir sürpriz olacagim.  23 Ekim (18.gün): Hiç göremedigim bir el agzimi biçimlendirmeye basladi. Dudaklarimda onun dokunusunu hissediyorum. Bu "el"in dokundugu yerler dudagim damagim oluyor. Düsünün bir yil sonra bu elin dokundugu yerde tebessümler açacak, gülecegim. Dudagimdan ve dilimden sözler dökülecek. Herhalde önce "Anne!" diyecegim. Anne duyuyor musun beni? Seninle konusacagim. Sana gülecegim. Kimilerine göre hâlâ daha var degilmisim... Nasil olur? Varim ve gülücükler sunacak dudaklarim da olmak üzere ya... Hem sonra bir ekmek kirintisi ne kadar küçük olursa olsun yine ekmektir. Öyle degil mi annecigim? Ah bir konusabilsem!  27 Ekim (22.gün): Bugün pek mutluyum. İçimde tatli bir kipirti basladi. Artik bir kalbim var. Kalbim atmaya basladi. Hayatim boyunca böyle atip duracak. Sevgilerle dolduracagim kalbimi. Tipki anneminki gibi... Annem bedeninde iki kalbin birden atmaya basladigini bilseydi ne kadar sevinirdi! Duyuyor musun anne?  2 Kasim (28.gün): Her gün biraz daha büyüyorum. Kollarim ve bacaklarim da biçimlenmeye basladi. Hele bir büyüsün kollarim bak nasil kucaklayacagim seni annecigim. Su ayaklarim da tamamlansin da, beraber çiçekli bahçemizde yürürüz. Belki birlikte okula gideriz.  12 Kasim (38.gün): Ah evet... Bunlar, bunlar ne kadar sevimli ve küçük seyler. Aman Allah'im parmaklarim da çikmaya basladi. Bunlarla çiçek toplayacagim, annemin elini tutacagim, kalem tutacagim. Belki de güzel bir siir yazacagim. Annecigim, orada misin? Ellerimi ellerinin arasina koymak için sabirsizlaniyorum.  20 Kasim (46.gün): Oh, nihayet.. Annem doktora gitti. Burada oldugumu ögrendi.. Yasasin! Doktor teyze özel bir cihazla gördü beni. Ultrason diyorlarmis. Resmimi bile çekti. Sevinmiyor musun annecigim? Seneye kalmaz kollarinin arasinda olacagim...  25 Kasim (51.gün): Artik babam da burada oldugumu biliyor. Fakat henüz kiz oldugumun farkinda degiller. Onlara sürpriz yapacagim..  10 Aralik (66.gün): Bugün yüzüm tamamlandi. Artik iki güzel gözüm, bir küçük burnum, dudaklarim ve yanagim var... Anneme benziyorum galiba...  13 Aralik (69.gün): Artik çevreme bakabiliyorum. Etrafim çok karanlik ama olsun. Yine de mutluyum. Yasiyorum ve varim. Kisa bir süre sonra gün isigini görebilecegim, renkleri ve çiçekleri taniyacagim. Rüyamda gördüm. Dünyada gökkusagi diye bir sey varmis.. Onu çok merak ediyorum.. Annecigim, babacigim sizin yüzünüzü de görecegim. Tanisacagiz.... Mutlu olacagiz. Gülüsecegiz...  24 Aralik (80.gün): Kulaklarim daha iyi duyuyor artik. Annecigim, senin kalbinin seslerini duyuyorum. Benim kalbimin atislarini da sen duyabiliyor musun? Hatta sesini bile taniyabiliyorum. Sesin ne kadar tatli... Hiç duymadigim bir sey bu... Güzel ve saglikli bir kiz olacagim. Kollarinda uyuyacagim, yüzüne bakacagim, o tatli sesini dinleyecegim. Benim için ninni de söyleyecek misin annecigim? Sen de beni özlüyorsundur mutlaka... Beni koklayacaksin.. Çok seveceksin, degil mi?  28 Aralik (84.gün): Anne burada bir seyler oluyor. Doktor abla neden mutsuz bakiyor böyle... Sen aci çekiyor gibisin. Kalp seslerin degisti... Sustun. Benimle niye konusmuyorsun anne? Anne... Anne... Annecigim... Yüzümde soguk bir sey hissediyorum. Anne, yüzümü parçaliyorlar... Anne bir seyler yap... Anne... Kolumu çekiyorlar anne... Canim yaniyor anne... Anne... Ayaklarimi parçaliyor bu sey anne... Beni sana baglayan damari kopardilar anne... Anne kalbimi parçaliyorlar... Annecigim... Anne... Anne... An... Ah!  - Kürtajiniz tamamlandi hanimefendi. Geçmis olsun!

Cem Yılmaz'ın yazdıgı İstikbal Marşı!!! @ 18-05-2008 00:03
İSTİKBAL MARŞI Bakma, dönmez şafak vakti yurttan kaçan o  alçak!Dönmeyip Amerika'da, arlanmaksızın yaşayacak!.O benim milletimin hırsızıdır, yurdu  soyacak,Hortumladıkları benimdir, milletimindir ancak!Çalma, kurban olayım hepsini ey hırslı  çakal!Gariban halkıma da bir pul bırakacak kadar al!Olmaz sana götürdüğün paralar sonra helal,Hakkını vermezsen burdaki ortaklarının behemehal!Ben ezelden beri aç yaşadım,aç  yaşarım!Hangi hükümet beni kurtaracakmış,şaşarım!Kurumuş musluk gibiyim, ne akar ne taşarım!Yırtsam da bir tarafımı, hiç görülmez  başarım!Mali krizler, yoluna örmüşse çelikten bir  duvar,Benim .ceğiz, .cağız diyen bir hükümetim  var!Bağırsın korkma, nasıl işimize burnunu  sokar?'Avrupa Birliği' denen tekdişi kalmış  canavar!Arkadaş, Meclis'e namusuyla çalışanları uğratma  sakın!İşe aldıracakların, olsun hep sana  yakın!Gelecektir, cezanı vereceği günler Hakkın,Kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın!Yaktığın yerleri 'orman' diyerek geçme,  tanı!Çalışanı işten at, doldur kadroya yatanı!Gözleri açık yatır seni kurtaran  atanı,Satılmadik o kaldı, durma satıver şu  vatanı!Sermaye mutlu olsun, olsa da çevre  feda!Semizlettin Apo'yu, mezarında dönsün Şüheda!Uydurma kanunlarla Meclis'ten getirin seda!On bin Yıllık tarihe, yurdum ederken veda!Cümlenizin bu yurdu yok etmek mi  emeli?Yediginiz herzelere başka ne demeli!Oyuverin altını iyice sallansın temeli,Yurdumun ki, sonunda vatandaş  kükremeli!O zaman durur belki gözümden akan yaşım,O zaman doğrulur belim, yukarı kalkar  başım,O zaman boşa gitmez yıllarsüren uğraşım!HESABINI VERİP TE GİTTİĞİNİZ GÜN KARDAŞIM, Dalgalanın dolar gibi sizde şimdi ey  suçlular!Olsun artık soyguncuya vurulacak bir  yular,Ebediyen, öyle yok hesapsız bir  iktidar!Hakkıdır 'garip yaşamış vatandaş'ın da  gülmek,Hakkıdır ezilmiş milletimin, aydınlık bir  İstikbal!Cem YILMAZgüzel hoş yazmıs komık ama istikbal marsının manzumlarını kullanması açıkcası benım hoşuma gitmedi şu haliyle şu marş turkıye nın bir nevi gercekleridir ama yine de cem yılmazı ıstıkbal marsının manzumlarını kullanıp bu marşı yazdıgı için biz sevenlerini üzdü!!!

Skype'de Virüs Tehlikesi @ 18-05-2008 00:03
  Trend Micro, popüler sesli mesajlaşma yazılımı Skype kullanıcılarını virüs tehlikesine karşı uyardı.Trend Micro, son dönemin popüler sesli mesajlaşma yazılımı Skype kullanıcılarını virüs tehlikesine karşı uyardı. TSPY_SKYPE.A adlı virüs, Skype kullanıcılarına sohbet sırasında bir mesaja girilmiş bir link gönderiyor. Kullanıcı, linkte ne olduğunu merak edip tıkladığında virüsü bilgisayarına yüklemiş oluyor. Solucan sınıfına dahil olan TSPY_SKYPE.A, kullanıcının klavye tuşlarına her basışını kaydediyor ve kendisini yazan bilgisayar korsanına gönderiyor. Amacı, kullanıcının gizli bilgilerini ele geçirip çıkar sağlamak olan korsan, kredi kartı bilgisi, İnternet bankacılığı şifresi gibi bilgileri ele geçirince kullanıcının mağduriyet süreci de başlıyor. Ele geçirdiği bilgileri kullanan korsan, kullanıcıyı büyük meblağlarda maddi zarara uğratabiliyor. Antivirüs programı yüklü olmayan bilgisayarlarda virüsün varlığının tespit edilmesi hayli zor. Virüs, olabildiğince uzun süre sistemde gizlenecek şekilde kodlanmış. Bilgisayar korsanı böylece, olabildiğince fazla bilgi çalmaya çalışıyor. Bu tür virüslere karşı İnternet güvenlik paketleri kullanılması ve bunların güncel tutulması gerekiyor.

5 maddeye maksimum güvenlik... @ 18-05-2008 00:03
  1-Virüslerden Korunmak2- Trojanlardan Korunmak3- Spy ve benzeri casus yazılımlardan korunmak4- Dışarıdan gelebilecek art niyetli saldırılar5- İçeriden Dışarı Sızabilecek Olası Hareketler1- Virüslerden KorunmakBilgisayar kullanan her kişinin en büyük sorunu virüslerdir. Hemen hemen her kullanıcının sürekli olarak virüslerden yakındığını görürsünüz. Birçok kullanıcı önemli bilgilerini ve zamanını virüsler yüzünden kaybeder. Ancak tüm bunlara rağmen hala virüslerin tam olarak ne olduğu ve bunlardan nasıl korunacağımız yönünde yeterince bilgi sahibi değiliz. Virüsü kısaca şu şekilde tanımlayabiliriz; virüs; bilgisayar programlarına istem dışı olarak eklenen ve programların yapması gereken asıl fonksiyonlarını hiç yaptırmayan, kısıtlayan veya yanlış işlemler yaptıran yazılımlardır.Fakat buna rağmen virüsler çok da korkulacak şeyler değiller. Yeter ki bilinçli olalım. Virüslerden nasıl korunacağını bilen birinin en tehlikeli virüsten bile zarar görme olasılığı çok azdır. Şimdi gelelim nasıl korunacağımıza.Antivirüs dememi beklediniz öyle değil mi ? Ama hayır antivirüs demiyorum. Antivirüsten de önemli olan şey “Sizin bilinçli kullanıcı olmanız”dır. Çünkü ben şunu öğrendim, güvensiz bilgisayar yoktur, bilinçsiz kullanıcı vardır. Siz bir bilgisayara istediğiniz kadar antivirüs yükleyin, antispyware koyun firewallarla donatın, o kullanıcı tecrübesiz ve bilinçsiz olduktan sonra o bilgisayara yine virüs girer yine saldırı yer.Aynı şey tersi bir durum için de geçerli. Belki ilginç gelecek ama çok deneyimli bir kullanıcının hiçbir antivirüs kullanmasına gerek yoktur. Kendimi çok deneyimli ve bilgili biri gibi göstermek istemiyorum ama şu anda benim gibi bütün günü güvenlik dökümanları yazmakla geçen birinin bilgisayarında şu an ne bir antivirüs ne bir firewall ne bir antispy yüklü. Ama ben şu ana kadar 1 saldırı bile almadım.Yine de biz garantili güvenlik gereği antivirüslerden bahsedeceğiz.Antivirüs: Antivirüs virüslere karşı yazılmış, temizleme, kurtarma işlevlerini yerine getiren koruyucu programlara verilen genel isimdir. Antivirüs programları virüsleri bulmak, karantina altına almak/silmek için çeşitli yöntemleri izlerler. Bu yöntemler antivirüsün kodlamasına bağlı olarak değişir. Yani antivirüsten antivirüse çok fark vardır. Birisinin bulamadığı virüsü diğeri bulabilir veya bir başka marka antivirüs virüslere karşı etkisizdir ama çok hızlı tarama yapıyordur. Bu gibi farklı özelliklerin hepsi göz önüne alınarak antivirüs tercihi doğru bir şekilde yapılması gerekir. Antivirüs seçimini hemen şimdi yapmak istiyorsanız diğer konularımda verdiğim güvenlik paketlerindeki test sonuçlarını gözden geçirerek hangisini kullanacağınıza karar verebilirsiniz.2- Trojanlardan Korunmak Trojan "kurban"ının tahmin etmediği bir şekilde ve isteği olmaksızın, gizli ve genellikle kötü amaçlı bir faaliyette bulunan bir programdır. Virüsten farkı kendi kendini çoğaltmamasıdır ve genellikle virüslerden farklı olarak kodlama amaçları sisteme zarar vermek değil sistemin bilgilerini öğrenmek yani kısaca casusluk yapmaktır. Ve en önemlisi trojanlar bulaştıkları bilgisayarı paylaşıma açarlar. Yani IP adresi ile ağ bağlantılarına girerek o bilgisayara saldırı yapmak, bilgisayar paylaşıma açıkken mümkün değilken trojan bulaştıktan sonra çok kolay bir şekilde C sürücüsündeki her dosyaya ulaşılabilir.Trojan Bulaştığını Nasıl Anlarım?Eğer sisteminizde bir antivirüs yoksa trojan bulaştığını anlamanız gecikebilir. Hatta göz göre göre virüslü bir programı tıklayıp çalıştırdığınızda bile virüs kaptığınızı anlamanız zordur. Yine de eğer bilgisayarınız eskiden olmadığı kadar yavaşladıysa, birkaç dakikada bir kilitlenip den başlıyorsa açtığınız bazı programlar hata veriyor ve istenilen dosyaya ulaşılamıyor diye hata mesajları geliyorsa trojan bulaşmış olabilir.Trojanlardan korunmak için virüslerden korunma yollarını uygulamaktan başka ekstra yapacağınız bir şey hemen hemen yok gibi. Çünkü antivirüsler trojanlara karşı da koruma işlevi görüyor. Ama ben yine birçok kişinin dediği gibi aman antivirüs yükleyin aman sisteminizi gereksiz birsürü güvenlik programlarıyla doldurun demiyorum, boşverin yüklemeyin antivirüs. Msn’den veya e-mail yoluyla gelen pornografik resimleri, ne idüğü belirsiz videoları bakmadan silerseniz sisteminize trojan bulaşma olasılığı yok denecek kadar azdır. Tabi bu dediklerim sürekli msn hacklemeye uğraşan bu yüzden de içinde binbir çeşit virüs bulunan “hack” programlarını indirmekten çekinmeyen lamerler için geçerli değil. Sonra gelip de hani antivirüse gerek yoktu bak virüs bulaştı pc ye format çektim diye gelmesinler yanıma.3- Spy ve Benzeri casus Yazılımlardan KorunmakSpyware veya Türkçe ismi ile casus programlar bilgisayarınızda casusluk yapmak için yaratılmış programlardır. Bu programlar kullandığınız masum görünen ve genelde internetten "bedava" diye reklamını görüp indirdiğiniz programlar ile bilgisayarınıza bulaşan programcıklardır. Çoğunlukla dikkat etmediğimiz EULA (Son Kullanıcı Lisans Sözleşmesi) içersinde programla birlikte kuruluçağı belirtilir ve biz "I Agree" dediğimiz an herşeyi kabul etmiş oluyoruz. Tam anlamı ile virüs olarak adlandırılamayan bu programların temel amaçları kuruldukları bilgisayarda bilgi toplamak ve bu bilgileri bu programları yaratan kişilere göndermektir. Bu spyware / casus programların bilgisayarınıza tehlikesi casusluk derecelerine göre değişir: Casusluk yaptıkları konular nispeten masum olarak adlandırılabilecek olan "hangi siteye gidiyor, ne kadar orada kalıyor" gibi bilgilerden daha ciddi olan bilgisayarınızın kurulum şifreleri veya kullandığınız kredi kartı bilgilerini edinerek bunları program yazıcılarına postalamaya kadar varabilen her türlü casusluk örneklerini kapsayabilirler.Nasıl Korunurum?SpyWarelerden korunmak için antivirüslerden farklı olarak antispyware kullanmanız gerekiyor. Çünkü çoğu antivirüs spylara karşı güvenlik sağlamak üzere kodlanmıyor. Aslında neden kodlanmıyor ben de bilmiyorum. Şöyle bizi hem antivirüs hem de ayrıca antispy kullanmayı gerektirmeyen bir yazılım olsa çok iyi olurdu. Antispy seçimi oldukça önemli. Çoğu antispy sadece spy ve adwarelere karşı korurken sizi keyloggerlere karşı bile koruyan “spyware doctor” türü harika yazılımlar bulunuyor. 4- Dışardan Gelebilecek Art niyetli SaldırılarBilgisayara girmek, IP adresinden bağlanmak, C sürücüsünü paylaşıma açmak.. Bu cümleleri sık sık duymuşsunuzdur. Hackerlerin yaptığı saldırılar diyerek onları küçük düşürmek istemiyorum çünkü hackerler böyle küçük şeylerle uğraşmazlar. Bilgisayara girme merakı olanlar genelde bu işlere merak salanlar veya daha kaba bir tabirle “lamerler” olur. Ama bu tür ağ yolu ile saldırılara veya exploitlere karşı koymak oldukça kolaydır. Türkçesi ile “Ateş Duvarı” diye tabir edilen “Firewallar” bu konudaki en iyi dostunuz olacak. Ateş duvarları ağın içinden veya dışından gelen yetkisiz erişimleri engelleyen, süzen ve izin denetimi sağlayan yazılımlar veya donanımlardır. Ateş duvarları yazılımsal, donanımsal veya her ikisinin de bir arada oldugu gruplara ayrılabilir. Firewallara örnek olarak Zone Alarm veya Kaspersky Anti-Hacker gibi yazılımlar verilebilir. Bu tür yazılımlardan birini yüklediğinizde ekranınızın sağ alt köşesinde sık sık “Şu program internetteki şu adrese bağlanmaya çalışıyor” uyarısı çıkar ve bağlanılmaya çalışan portu kapatır. Aslında bundan 5. maddede bahsedeceğim. Çünkü şimdiki konumuz içeriden dışarıya bağlanmaya çalışanlar değil dışardan içeriye gelen saldırılar. Dışarıdan gelen saldırılarda da gelen uyarı mesajı çok farklı olmaz. “Şu IP adresinden gelen exploit şu IP adresine saldırıyor” gibi bir mesaj aslında bilinçsiz kullanıcılar için çok korkunç bir mesaj olsa da tam tersi bu mesaj bilgisayarınızın güvenli olduğunu ve saldırganın bilgisayarınıza giriş yapamadığını belirtir.5- Bir de 5. madde olarak içeriden dışarı sızmaya çalışan yazılımlar var. yani nasıl birisi dışarıdan sizin bilgisayarınıza sızmaya çalışıyorsa tam tersi olarak sizin bilgisayarınızdaki bir yazılım başka bir bilgisayarla ağ yoluyla iletişim kurabilecek olarak kodlanmış olabilir. Buna da dikkat edin lütfen.alıntıdır...

vistanın ilk açığı ruslardan @ 18-05-2008 00:03
ABD’de kurumsal firmalara satışına 30 Kasım’da başlanan Windows Vista’da, kullanıcı tarafından gelen ilk açık uyarısı bir Rus hacker sitesi tarafından yapıldı. Açığı yayınlayan Rus sitesi ile birlikte güvenlik firmaları da açığın tehlikeli boyutta olabileceğini belirtiyor. Vista ile birlikte, Windows’un önceki işletim sistemi sürümlerinde de bulunan açık, Windows 2000 SP4, Windows XP SP1 ve SP2, Windows Server 2003 SP1’de de tehlike yarıyor.Açığın, MessageBox fonksiyonundan kaynaklanıp, belleğin işleyişini bozma etkisi bulunuyor. Açıktan faydalanmak için, saldırıya geçilecek sistemde, izinle giriş yapmış kullanıcı haklarına sahip olmak gerekiyor. Bu gereklilik, açığın herkes tarafından kolayca kullanılmasının önüne geçiyor.Açık her ne kadar, güvenlik firması Secunia tarafından "az kritik" kategorisinde değerlendirilse de, açığı bulan Rus araştırmacıya göre risk seviyesi bundan daha yukarıda.Microsoft yetkilileri, açığı kabul etmekle beraber yine de Windows Vista’yı an itibari ile kendi işletim sistemleri içerisindeki en güvenilir işletim sistemi olarak belirtiyorlar.Kaynak: NTVMSNBC

korsan xp ye darbe @ 18-05-2008 00:03
Microsoft’un 20 Şubat Salı günü uygulamaya koyacağı Windows Orijinal Ürün Avantajı Bildirimi (WGA) uygulaması ile orijinal olmayan yazılım kullananlar, Windows işletim sistemlerini güncelleyemeyecek. İnternete bağlı ve otomatik güncelleme seçeneğini kullanan kişilerin Windows XP’lerinin orijinal olup olmadığını kontrol eden WGA Bildirimi, kullanıcılara orijinal yazılım kullanmanın avantajlarına ilişkin bilgi verecek. WGA Bildirimi kapsamında, kullanılan Windows orijinal değilse, giriş ekranında ve sistem uygulamaları alanında 14 gün boyunca "sahte yazılım mağduru" olabileceklerini vurgulayan bir uyarı görünecek. İki haftalık süre sonunda hala orijinal olarak etkinleştirilmeyen Windowslar için, aynı alanlarda ürünlerinin orijinalliğinin doğrulanamadığı uyarısı yer almaya başlayacak. Windows’unun orijinal olmadığını öğrenen kullanıcılar orijinal lisans sahibi olup bu doğrulamayı yapabilirken kullanıcılar bu aşamadan sonra herhangi bir uyarıyla karşılaşmayacak. Windows’unu orijinalleştirmeyen kullanıcılar, virüs, kurtçuk ve casus yazılım gibi tehditlerin yanı sıra kodlamadaki hatalar sonucu yazılımın bazı fonksiyonlarının düzgün çalışmaması riskleriyle karşılaşıyor. Türkiye’de bugüne kadar 4 milyonu aşkın kullanıcının internet üzerinden işletim sistemlerinin orijinal olup olmadığını kontrol ettiği ve yüzde 45’i orijinal olmayan Windows kullandığı için doğrulamayı geçemediği kaydedildi

Kazaa, yasal statüye geçti... @ 18-05-2008 00:03
20 milyar şarkının indirildiği, korsan müziğin en önemli sitesi Kazaa, 100 milyon dolar cezayı ödeyip yasal statüye geçti... İnternet üzerinden dosya paylaşım sitesi Kazaa, uzun süren bir dizi davanın sonucunda yasal statüye geçti. İnternet üzerinden müzik dosyalarının paylaşımına olanak tanıyan site, yasadışı işlemleri dolayısıyla zarara uğrattığı dört müzik şirketine 100 milyon doları aşkın para ödemeyi kabul etti. Kazaa, bir dönem müzik korsanlığında en önemli araç olarak görülüyordu. Jüpiter Araştırma Şirketi uzmanlarından Mark Mulligan, Kazaa'nın ödemeyi kabul ettiği meblağın, şirketin ne kadar büyüdüğünün göstergesi olduğunu söylüyor. Uluslararası Fonografi Sanayileri Federasyonu (IFPI), korsanlığa karşı "süren savaşta bir çarpışmayı daha kazandıklarını" bildirdi. Müzik sektöründe yapılan bir araştırmaya göre sadece geçen yıl 20 milyardan fazla şarkı internet üzerinden yasadışı yollardan paylaşılmış. Araştırmada, bu durumun en önemli nedeninin, dosya paylaşımı ve müzik korsanlığına olanak tanıyan internet siteleri olduğu belirtiliyor. Kazaa'nın yasal platformda faaliyet kararı şirket aleyhinde açılan bir dizi davayı izliyor. Avustralya Federal Mahkemesi geçen yıl Kazaa'nın operatörü Sharman Networks firmasını, telif hakkı yasalarını ihlal etmeye teşvik etmekten suçlu bulmuştu. 2005 yılında da Amerikan Yüksek Mahkemesi, kullanıcılarını müzik korsanlığına teşvik ettikleri gerekçesiyle şirketlerin de suçlanabileceklerine hükmetmişti. Mahkeme kararı üzerine, Kazaa'nın yazılımında korsanlığı önleyecek değişiklikler yapıldı. Kazaa programı bugüne dek 239 milyon kez internetten indirildi.Zirvede olduğu dönemde Kazaa'nın aynı anda dört milyon kullanıcısı vardı. Kazaa'dan önce Napster müzik paylaşım sitesi de yasalara uygun şekilde hizmet vermeye başlamıştı. http://www.kazaa.com/us/products/downloadKMD.htm

recep ivedik @ 18-05-2008 00:03
  komedinin yıldızı parlayanlarından biri şahan bu seferde recep ivedik tiplemesiyle hayranlarının karşısına ciddi bir şekilde sevenlerinin karşısına çıkıyor komediyi baştan yazıyor ERROR: Eger bu uyariyi görüyorsaniz, ya sitede sorun var ya da bilgisayarinizda flash kurulu degil.

türban meselesi :) @ 18-05-2008 00:03
arkadaşlar bu günlerde gündemi yoran bi konu türban.gün geçmiyo Türkiye'de konu eksik olmasn ilk başlarda bu türban konusunun halkın azına verilen bi sakız gibi düşünüyordum ama işler ciddiye bindi insanlar ilk başta güzel dinimiz için kolaylık sağlıyorlar diye düşüne bilir fakat düşünülmeliki eğer bu gün biiz müslümanlara böyle bir hak verirsek yarın biri çıkar bende şu dine mahsusum şunu giymek istiyorum der.eğer o hakkı vermezsen ise avrupada türkiye adaletli deil die yankı yapılır bu sefer Türkiye onada hak verir.e nolur biri daha çıkar onlara bu hakkı verdiniz bende şunla girmek istiyom banada bu hakkı verin der ee nolur eğitim yuvaları olur dinsel ayrışımlı mekan.işte bu oluşulacak şeyleride düşünmeliyiz.tamam yasalarla bunun önünü kesmek mümkün ama bi müdden kesin çözüm deil yani.Ama biz yine en iyi kararı halkın verebileceğini düşünerek seç Türkiye diyoruz!!!!

Overclock Nedir, Nasıl Yapılır @ 18-05-2008 00:03
Hız yükseltme", "hız aşırtma" gibi terimlerle Türkçe karşılığı ifade edilen overclock, bilgisayar bileşenlerinin daha hızlı çalıştırılmasını özetleyen bir kavram aslında. Basitçe açmak gerekirse, donanımlarımız, belli bir zaman diliminde belli miktarda işlem yapar. Bu zaman dilimini belirleyen çekirdeğin her bir saat vuruşunda, daha çok işlem yapmak için anakart, işlemci, RAM ekran kartı gibi bileşenler standart çalışma değerlerinin üstüne çıkarılmak için ayarlanır. Bu ayarların başarıyla uygulanması sonucu, sistem daha yüksek hızlarda çalışarak programlarınızın görevlerinini daha çabuk yerine getirmelerini sağlar. İşte kısaca bu operasyona overclock diyebiliriz. Overclock yapmaya yeni yeni heveslenene kullanıcıların genelde ilk akıllarına takılan soru nasıl olur da bir işlemci kendi standart fabrika çıkış hızlarından daha üst hızlarda çalışabiliyor olur genellikle. Bir işlemci'nin kendi saat hızlarından daha yüksek hızlarda çalışmasını şöyle açıklayabiliriz. Ayni serideki işlemcilerin hepsi wafer adi verilen tabakalardan elde ediliyor. Bu işlemciler arasında tasarımsal olarak herhangi bir farklılık bulunmuyor. Örneğin işlemcilerin hepsi 3GHz olarak üretiliyor. Üreticinin yaptığı zorlu testlerden başarıyla gecen bu işlemciler 3GHz olarak etiketlenip kutulanıyor ve satışa hazır hale getiriliyor . Bu testlerden geçemeyen işlemciler ise daha düşük hızlarda tekrar tekrar test edilerek, bu testleri geçebildikleri hızlar saptanıyor ve o hızlarda etiketlenip kutulanıyorlar. AMD veya Intel'in yaptığı bu testler oldukça zorlu ve ağır testlerdir. Günümüz koşullarında birçok kullanıcnın kullandığı uygulamalar işlemciler üzerinde üretici firmaların yaptığı testlerdeki yükü bindiremediği için aldığınız işlemciyi overclock (hız aşırtma ) ile daha yüksek hılzara çıkarıp oldukça stabil olarak kullanmanız olası. Ayrıca pazardaki rekabet koşulları ve üreticilerin işlemcilerini piyasa koşullarına göre konumlandırma politikaları yüzünden zaman zaman birçok işlemci kendi standart saat hızları yerine daha düşük saat hızlarından piyasaya sürülebiliyor. Buda işlemcilerin overclock olabilme potansiyellerin arttırabiliyor. Neden Kullanıcılar Overclock Yapma İhtiyacı Duyar? Overclock yapma ihtiyacının farklı sebepleri vardır.Bunlardan ilki maddi unsurlardır. Kullancılar genelde 200 MHz'lik saat hızı farkına 100$ para farkı vermek yerine genelde bir düşük modeli alırım ve overclock yaparak 100$ kara geçerim mantığı ile overclock işine girişmekteler. Aynı durum ekran kartları içinde geçerlidir. Bir oyun sırasında artık FPS'nin yetmediği durumlarda yeni bir ekran kartı almak yerine overclock yaparak belli bir FPS kazanımı elde edip bir sure daha yeni ekran kartı almadan ellerindeki ekran kartını overclock ile kullanmaya devam ederler. Yani üstte dediğimiz gibi Overclock yapanların bir bölümü ihtiyaçtan bu işe girişirler Ama başka bir kullanıcı grubu ise Overclock'u bir hobi olarak benimseyip zevk için yaparlar. Bu grupta yer alan kullanıclar 300$'lık işlemcilerini en yüksek seviyede overclock edebilmek hatta rekorlar kırabilmek için 1000$'lara satılan bazı özel donanımları bile almaktan kaçınmazlar. Ayrıca birde bu işi profesyonel olarak yapan bir grup var. Bunlara işlemcileri ve gerekli diğer donanımları üretici firmalar sağlamakta. Bu gruptaki kullanıcılar işlemcileri günlük kullanıcların kullandığı uygulamalardan yola çıkarak aşırı derecede zorlamakta ve üretici firmaya karşılaşdıkları olumsuzlukları bildirmekteler. Yine bunların içinden bir grupta firmanın ürünü ile overclock rekorları kırarak el altından firmanın popülaritesini arttırmak için çalışırlar. Ama bu gruptaki kullancılar üst düzey extreme kullncılıardır. İşlemciye Overclock Yapalım Önemli; Overclock yapılan donanımlar genellikle garanti kapsamından çıkarlar. Overclock işlemi esnasında zarar gören donanımlarınızı distributor yada yetkili firma büyük ihtimalle telafi etmeyecekdir. Bu durumu unutmamanızda fayda var. İşlemcimiz overclock edebilmek için öncelik işlemciyi iyi analiz edebilmek gereklidir. Çünkü her işlemcinin kendine ait belli veriyolu sınırları vardır. Öncelikle bunları belirlemek gerekir. İşlemci hızını işlemcinin saat çarpanının, fsb (front side bus) denilen veriyolu hızıyla çarpılması sonucu ortaya çıkan sayı belirler. Yani işlemciyi overclock edebilmek için ya fsb'si ile oynayacağız yada çarpanlarını değiştireceğiz. Günümüzde işlemci çarpanlarını yükseltebilmekk pek mümkün olmuyor Yeni ve güncel işlemcilerde çarpan genelde sadece düşürülebiliyor. Hem Intelde hemde AMD'de genelde çarpanlar kilitli olarak gelirler sadece mesela AMD'nin Fx serisi gibi bazı özel ve pahalı işlemcilerde çarpanlar açık olarak gelirler. Çarpan kilidini değiştiremeyeciğimize gore biz FSB üzerinden Overclock yapmaya çalışacağız. Zaten FSB üzerinden yapılan overclock genel sistem performansını çarpan kilidi ile yapılan overclock denemelerine göre daha çok artıracakdır. Çünkü yüksek fsb hızlarında buna bağlı olarak,bellek kontrolcüsü, ve AGP/PCI saat hızları da artar.Tabi AGP/PCI saat hızları yüksek overclock uygulamalarında sorun çıkarabildiği için stabilite'yi olumsuz yönde etkileyebiliyorlar. Ama güncel anakartların neredeyse tamamı AGP/PCI saat hızlarını sabitleyebilme özelliğine sahipler. FSB hızından yola çıkarak overclock yapacağımza göre ilk önce bios'dan çarpan kilidini düşürmeliyiz. Çarpan kilidi'ni düşürerek işlemci iç frekasından doğabilcek sorunları daha en baştan en aza indirmiş olacağız. Bu sayede FSB'nin çıkabilceği maksimum değerleri bulabilmemiz kolaylaşacak.. FSB değerlerini değiştirebilmek için Bios'dan ilgili bölüme girebilmemiz gerikir ki genelde bioslarda FSB ve benzer ayarlar Advanced Chipset Features başlığı altında bulunurlar. FSB ayarlarını değiştirebilceğimizi yeri bulduktan sonra yavaş yavaş küçük aralıklar ile FSB'yi yükseltmeye başlayabiliriz. Örneğin 1800Mhz de çalışan bir Athlon64 3000 Venice işlemcinin FSB hızı 200 MHz'dir Bu durumda, işlemci çarpanı 9'dur. Mesela çarpan kilitli olduğu ve çarpanı yukarı doğru arttıramıycağımız için fsb'yi mesela 220'ye yükselttiğimizzde işlemcimizin hızı 220x9=1980Mhz'e çıkacakdır. Fsb'yi 222 yaptığımızda ise işlemcimiz 2000MHz yani 2Ghz de çalışmaya başlayacakdır. Tabii FSB hızının artması ile artan hızı her aşmada değişik test programları ile birlikte test etmek günlük kullanımda elde edilen hızın stabil olup olmayacağının da göstergesi olacakdır. Tabii artan FSB ile ile birlikte ram hızımız da artacak. Örneğin 200 FSB de çalışan işlemciniz ile birlikte standartr hızı 200Mhz olan DDR400 bellek ( DDR400'ler genelde 400Mhz olarka bilinirler ama gerçek hızları 200Mhz'dir. Çift taraflı veri taşıma özelliklerinden dolayı efektif çalışma hızları 400Mhz'dir ) kullanıyorsunuz diyelim. İşlemci FSB'sini 220Mhz'e çıkardığınız zaman senkronize olarak ram hızınız da 220'ye çıkacakdır. Eğer özellikle overclock için üretilmiş özel ramlerden kullanmıyorsanız belli bir noktadan sonra ramleriniz sisteminizin zayıf halkası olacakdır ve sistem donmaları yada kilitlenmeleri başlayacaktır. Bunu aşmak için ram bölenlerini kullanmak mümkün. Yazının ilerleyen bölümlerinde ramlerle ilgili detaylı bilgileri de vereceğiz. İşlemci Voltajı FSB'yi yada Çarpan'ı yükselttiğimiz de işlemci doğal olarak daha yüksek saat hızlarında çalışmaya başlayacaktır. Belli bir seviyeye kadar bu gidebilir ama bir noktadan sonra sistem stabilitesi bozulmaya başlayacak uygulamaların çalışması kararsızlaşacakdır. Buna sebep olarak işlemci'nin yüksek hızda bazı sinyalleri kaçırması gösterilebilir. Ancak verilecek ekstra voltaj ile birlikte bu durum değişebilir.Voltaj değişikliğine hangi düzeyde ihtiyaç duyulacağı, ancak denemeler yapılarak anlaşılabilir. Belli bir hızdan sonra, sistemde belli aralıklarla donmalar olur, uygulamalar veri kaybetmeye başlarsa, bu hız ve üstünde küçük bir voltaj artışı yapılıp bir değişiklik olup olmadığı test edilebilir. Örnek vermek gerekirse AMD'nin Athlon64 3000 Veniceleri genelde 2500Mhz'e kadar ekstra voltaj vermeden overclock olabilirken 2500Mhz üstüne overclock edebilmek için işlemciye ekstra voltaj vermek gerekebilir. Gelişen teknoloji ve düşen üretim teknolojileri sayesinde günümüzde işlemciler 65nm (şuan için sadece Intel işlemcileri) üretim teknolojisi ile üretilebilmekte bu sayede daha düşük voltaj ile çalşabilmekteler. Bu sayede işlemciye belli bir oranda -15 fazla voltaj verilebilir fakat daha fazlası özellikle standart işlemci soğutucuları kullanılan sistemlerde ısı problemlerini sebep olabilir. Uzun süreli ısı problemleride işlemcilerin ömrünü kısaltabilir. Ayrıca AMD işlemcilerin üzerlerindeki bellek kontrolcüleri de yüksek voltaja karşı aşırı duyarlılık gösterebilmekteler. Yine AMD işlemciler de 1.7v gibi yüksek voltaj değelerinde işlemciyi uzun sure özellikle de standart hava soğutma ile kullanmak bile bile ölüme gitmekten farklı olmaycakdır. Çünkü bu değerler de uzun sure kullanım işlemci'nin yanmasına kadar gidebilen sorunlara yol açacakdır. Overclock'da Ram'lerin Etkisi; İşlemciden sonra ramlerinde sınırını bulabilmek oldukça önemlidir. Bunu da cpu:ram oranını değiştirerek deneme yanılma yoluyla bulacağız. Zaten hali hazırda elinizn altında DDR500, DDR600 gibi DDR1 yada DDR2-667 yada 800Mhz'lik ramleriz varsa ram bölenini kullanmadan fsb yükselterek overclokda yüksek başarım elde edebilirsiniz.Fakat ramlerimiz DDR 400 yada daha yavaş ve düşük modelleden birisiyse eğer 1:1 cpu/ram oranını büüyk ihtimalle kaldırmayacakdır. Bu durumda mecburen ramleri daha düşük bir değerde çalıştırmak zorunda kalacağız mesela 3:2 yada 5:4 gibi. Fakat ramlerde bazen durum belli olmayabilir. Bazı işlemcilerde olduğu gibi elinize tesadüfen modülleri sağlam ve yüksek performansı kaldırabilcek DDR400 ramler normalde bu değerlerde çalışması gerekiyorken birden süpriz yapıyor ve olması gerekenden daha yüksek performansda mesela DDR 500 hızlarında bile çalışabiliyor. Bunu deneyerek bulacaksınız. Aynı cpu gibi denediniz ve bir yerden sonra sistem çakıldı. Daha önce fsb arttırım yolu ile işlemcimizin sınırını bulduğumuz için cpu dan şüphelenmemize gerek yok..Bu durumu aşabilmek için işlemci uyguladığımızı yolu ramlerde de uygulayarak voltaj arttrımına gidilebilir. Ramlerde de yavaş adımlar ile voltajı arttırarak stabil çalışabildiği en yüksek değerleri bulabiliriz. Fakat her ram işlemcilerde olduğ gibi fazla voltajı sevebilvek diye bir durum söz konusu değil. Mesela TCCD bellek modüllerine sahip ramler yüksek fb'ye mesela 300Mhz'e kadar çıkabilmekteler ama fazla voltajı sevmezler. Örneğin 3v'de kullanıalcak TCCD bellekler ( Örneğin Gskill'in TCCD bellek modüllerine sahip F1 serisi ramleri ) kısa sürede iş göremez hale gelebiliyorlar. Ramlerinde sınırını bulduk şimdi geldik ram timingleriyle (zamanlamalar) oynamaya yani ramlerimizi daha düşük CL (Cas Latency) değerleriyle daha agresif çalışmaya zorlamaya. Düşük CL değeri daha hızlı veri hareketi sağlayacağı için daha fazla peformans getirecektir. CL değerleri üzerindeki değişiklikleri biosumumzdaki Advanced Chipset Features üzerinden yapabilirsiniz. Günlük kullanımda alacağınz standart DDR400 ramler genellikle gecikme değerleri olarak 200 (efektif 400)Mhz'de 2,5-3-3-7 değerleridne çalışabilmekteler. Ama özellikle yüksek overclock sonucu daha önce dediğimiz gibi standart ramlerde özellikle bu bu değerlerden fedakarlık yapmak gerekir. Örneğin elinizdeki standart 200 (efektif 400)Mhz'lik ramler işlemci fsb'sini genellikle 225-230 Mhz'ler cibarı anca gecikme sürelerini yüksleterek elde edebilirsiniz ki CL 2,5 değerini CL 3 yaparak bile raminiz biraz daha yüksek mhz'e çıkmasını sağlayabilirsiniz. Ama bilemniz gerek SuperPi gibi işlemci bellek testi yapan uygulamalar yüksek mhz düşük timig değerleri ile yüksek başarı gösterebilir. Overclock İçin Uygun Anakart Seçimi Özellikle overclock yapmak isteyen kullancıların işlemciden de önce dikkat etmeleri gereken komponent anakarttır. Çünkü elinizde ne kadar overclock'a yatkın işlemci yada bellek olsa bile anakartınız overclock için gerekli belli kriterleri yerine getiremiyorsa eğer overclock yapmak ya imkaansız olacak yada birçok detay ile gereksiz yere uğraşmaktan kabus haline dönüşecektir. Günümüzde artık birçok anakart FSB ve Çarpan ayarlarını bios üzerinden değiştirmenize olanak tanımaktadır. Hatta yine güncel birçok anakartta işlemci ve belleğe giden voltajlara da müdahale edebilmek mümkün. Tabii anakartların overclock yapabilmek için verdiği bu özelliklerin seviyesi markadan markaya göre de değişmektedir. Windows Üzerinden Overclock Anakartların biosları'nın dışında Windows üzerinen bazı programlar ile de oerclcok yapabilmek mümkün. Başta Clockgen olmak üzere artık birçok anakart üreticisi anakartlarının yanında verdikleri cd içine overclock yapabilmeye yarıyan bazı araçlar koymakalar. Bios üzerinden olduğu gibi Windows üzerinden de verlcok yapılabilir ama böyle yapılacak bir overclock denemesinde yaşanacak sorunlar biosdan yapılana gore artabilir. Bnda en büyük etken Windows işletim sisteminin kendi yapısı Özellikle Windows üzerinden yapılan hatalı overclock çalışmlaında işletim sistemini system dosyları çok çaubuk etkilenip işletim sistemin çökmesine ve sonrasında başa format olmak üzere meşaketli bir yola girmenize nedn olabilir. Bu sebeple mümkün olduğu kadar overclock çalışmlarını bios üzerinde yapaya gayrret göstermeliyiz. Soğutma Herşey başarılı bir overclock işlemi ile bitmiyor maalesef. Overclock işlemini yaptıkan sonra işlemci'nin ısı durumunu da iyi takip altına almak gerekiyor. Günümüzde işlemcileri soğutmak için havasoğutma, su soğutma , gaz soğutma ve nitrojenli soğutma gibi değişik çözümler bulunmakta. Bu soğutma çözümlerinden yaygın olanlar ahav soğutma ki bu bildiğimiz klasik işlemci fanları ile sağlanıyor. Ayrıca yavaş yavaş su soğutma çözümleri de yaygınlaşmaya başladı. Başta Thermaltake ve Gigabyte olmak üzere değişik firmalar hazır su suğutma çözümleri satmaktalar. İşlemci soğutma da fiyat/performans oranı en yüksek çözüm standart hava soğutmadır. Zaten birçok overclockçu'ya hava soğutma çözümleri kafi gelebilmekte. Hava soğutmaları genelde ısı emici ve fan (HSF) olmak üzere 2 parçadan oluşurlar. Bu fanlar artık devir ayarlı çalışabildikleri için gerek yazılımsal gerekse çoğu fan'ın 5.25 'lik ön kasa slotuna takılabilcek kontrolcüleri yardımı ile yüksek işlemci gücü gerektirmeyen uygulamalarda fan hızı düşürülerek daha sessiz bir ortam el edilebilir. Isı emici'nbin temel görevi işlemci üzerindeki ısıyı dağıtarak havaya vermektir. Isı emici'nin ha vile temas eden alanı ne kadar geniş olursa soğutmadan elde edilebilcek performansda o kadar iyi olacakdır. Yani ısı emici ne kadar büyük olursa soğutmadan elde edilecek sonuçda o kadar kaliteli olacakdır. Yanlız anakart üzerinde ısı emici'nin yerleştirlimesi için ayrılan alan az olduu için soğutucularda belirlenen bir limit bulunmaktadır. Isı emicilerin gene l ağırılığı 450 gr'ıgeçmemelidir. Bunu geçtiği zaman " PCB " denilen baskılı devren, zarar görmesi kuvvetle muhtemeldir. Isı emicinin yanı sıra ısı emicinin yapımında kullanılan metal de oldukça önemlidir. Isı'nın iletimini en iyi sağlayan metallerden biri olan bakır il üretilen ısı emiciler en iyi sonucu vereceklerdir. Bugün piyasada bakır, alüminyum, alüminyum-bakır karısımından oluşan değişik ısı emiciler bulnabilmekte. Genel de ucuzu olması ve kolayca işleneilmesinden dolayı ısı emicilerde alüminyum kulanılır. Ayrıca ısı emici ile işlemci arasındaki sıcaklı alış verişi daha verimli hale getirebilmek için Termal macunlarda kullanabilirsiniz. Bugün piyasada yaygın olarak kullanılan ve işlemcilerin yanında da gelen beyaz termal macunlar tatminkar sonuçkar verekten uzaklar. Bu tip macunlar yerine alaşımında yüksek miktarda gümüş bulunan termal macunları ki örneğin Artic Silver 5'in alaşımında. Tek başına ısı emici ve termal macunlar işlemciyi soğutmaya yetmezler ayrıca ısı emici üzerinde bir de fan kullanmaslısınız. Bu fan ile ısı meicinin emdiği ısıyı havaya dağıtmak için gerekli. Alcağınız fan da dikkat etmeniz gereken en önemli özelliklerin basında devir hıznın ayarlanıp ayarlanmadığı geliyor. Pşyasada birçok ledli ışıklara ve diğer gösderişli unsurlara sahip birçok fan bulunmaka. Fakat bunların birçoğu maalesef başarılı osnuclar veremiyor. Bunlardan ziyade Thermaltake, Cooler Master, Silverstone gibi markaların fanları ısı emiciler ile birlikte işlemci üzerinde kullanılabilirler. Ayrıca su soğutma sistemleri de kullanma imkaanız bulunmaka. Bugün birçok büyük üretici hazır sus soğutma sistemleri satmakta. Su soğutma sistemlerine genelde soğutma performansından ziyade ses seviyesini düşürmek için geçilmekte. Tabi ki su soğutma sistemlerinin soğutma performansları hava yani fanlı sistemler ile elde edilen sonuçlardan daha iyi olacakdır ama temel geçiş sebebi sessizlikdir. Piyasada başta Zalman Reserator olmak üzere Themaltak ve Gigabyte'ın su soutma çözümlerini bulabilmek mümkün. Overclockta Güç Kaynaklarının Önemi Sisteminiz üzerinde başarılı bir overclock işlemi geçrçekleştirdiğiniz zaman, sistemnizin güç ihtiyacı standart haline gore artacaktır. Overclock edilen işlemci, ekran kartı gibi donanımların yanında kullandığınız diğer donanımlar ve overclocktan nasibini alan donanımları soğutmak için fazladan taktğınız fanların hepsi bir araya gelince güç kaynağının önemi bir kez daha ortya çıkıyor. Gümüzü donanımları göz önünde bulundurulduğu zaman overclock işlemi ile birlikte günlük sağlıklı bir şekilde sistemini kullanmak isteyenlerin en az 400-450 watt'lık kaliteli olan güç kaynaklarından birini kullanması gerekecektir. Tek başına güç kaynağının 400 yada 450 watt olması da yetmez. Aldığınız güç kaynağının bazı kriterleri yerine getiriyor olması gerekir. Örneği ATX12V 2.2 standardını destekliyor mu ayrıca 12 Volt için en az 20-25 arası amper değerlerini sağlayabiliyor mu 24 pinlik ATX güç girşi var mı 2 farklı 12 Volt gereilim hattı ve SATA sabit disk girişleri olması da önemli. Overclock Sırasında Karşılabilcek Sorun ve Çözümler Yukarıda bahsettiğimiz gibi overclock için bios'dan fsb'nizi yükselttiniz. Bios da ayarlarınızı kaydettiniz ve bilgisayarı yeniden başlattınız. Ama o da ne bilgisayarınız açılmıyor. Korkamaya hiç gerek yok. İşlemci yada belleklerinizin çıkabilceği sınırların da üstüne çıktığınız için büyük bir ihtimalle bilgisayarınız açılmıyordur. Bu durumda yapmanız gerekenleri şöyle sıralıyabiliriz; - Bilgisayarınıza reset attıktan sonra anakartınız kendi işlemci ayarlarını geri yükleyecektir. Eğer ilk reset ile olmuyorsa anakartınız fişten birkaç dakiklaığınıa çekip bekleyebilirisiniz. Bu durumda da anakartınızın tekrar kendi ayarlarına geri dönemsi gerekir. - Bunlar bir işe yaramazsa eğer " Clear CMOS " yapmalısınız. Bu sayede bios bilgileriniz sıfırlanıp fabrika ayarlarına geri dönemeyi deneyebilirsiniz. - Son yol olarak da büyük ihtimalle sizi kesin sonuca götürecek olan bios pilini çıkarabilirsiniz. Bu işlemi yapmanız ile birlikte anakartınız bios üzerinde yaptığınız hatalı overclock işlemini unutacak bios ayarlarını sıfırdan başlatacakdır. Yanlız bios pilini çıkarırken özellikle pişi tutan dişi esnetmemeye çalışın. Bios pilini çıkarıca diye pili tutan dişi kırıp teknik servis yolunu tutan da çok kullancı bulunmakta. Ekran Kartına Overclock Ekran kartlarının da overclock potansiyelleri oldukça yüksektir. Ekran kartlarını overclock etmek için kullanılan yöntemler işlemci overclock'u için izlenen yollar ile benzerdir. Ekran kartını overclock edebilmek için temel olarka değişiklik yapabilceğimiz iki parametre bulunuyor. Bunlar GPU ( grafik işleme birimi / grafik çekirdeği ) ve ekran kartının kendi bellekleri. Ekran kartlarını overclock edebilmek için bazı ekstra yazılımlara yada özel modifiye edilmiş driverların yardımı gerekmekte. Ekran kartlarını overclock etmek için kullanılan en popular 2 yazılım RivaTuner ve AtiTool'dur diyebiliriz. Bugün bu iki programın en güncel versiyonları hem Ati hemde Nvidia'nın ekran kartlarını destekleselerde AtiTool adı üstünde Ati için RivaTuner ise daha çok Nvidia ile anılan programlar. Öncelikle RivaTuner ile ekran kartına overclock nasıl yapılır ona bakalım. RivaTuner'ı bilgisayarınıza yükledikten sonra ilk yapmanız gereken programın " overclocking " ekranındaki " Enable Low-Level Hardware Overclocking " sekmesini işaretlemek. Bu işlemden sonra GPU ve Ram hızları ile oynayacağımız menüler aktif hale gelecek. Bundan sonra işin kalan kısmı artık ekran kartının GPU ve Ram'inin kalitesine ve overclock olabilme yeteneklerine kalıyor. Örneğin bu alanda efsane Ati'nin Radeon 9550'si idi. Ati RADEON 9550 kendinden 50-60$ daha pahalı olan RADEON 9600Pro değerlerini görebiliyordu. Burda dikkat etmeniz gereken nokta GPU ve RAM hızınızı agresif yükseltmeler yerine emin ve ağır adımlar ile sürekli test ederek attırmanız. 10-15 MHz arttışlar ile gidip her attırımdan sonra da 3D Mark gibi benchmark programları ve değişik oyunlar ile ekran kartınızın çıkardığınız hızda stabil olup olmadığını test etmelisiniz. Ayrıca dikkat etmeniz gereken bir diğer nokta ise RivaTuner programı GPU ve RAM hızını arttırım bölümünde sınır teşkil etmesi açısından ünlem işareti koyar. Genellikle o uyarıdan yukarı hızlara çıkmamaya özen göstermelisiniz. Yine dikkat etmeniz gerek bir diğer nokta ise genellikle ekran kartlarında RAM'lerin GPU'ya nazaran overclock olabilme yetenekleri daha düşük oluyor. Bu yüzden genellikle GPU'yu daha fazla overclock edebilme şansınız daha yüksek. Ayrıca ekran kartınızı AtiTool programı ile de overclock edebilirsiniz. İlk versiyonlarında daha çok Ati'nin ekran kartlarını overclock edebilmek için kullanılan AtiTool programı son versiyonları ile Nvidia'ya da destek vermeye başladı. AtiTool'u yükledikten sonra çalıştırdığımızda karşımıza Core ve Memory yazan iki sütun çıkacak. Bunlardan Core ekran kartının GPU'sunu Memroy ise RAM değerlerini overclock edebilmek için kullanacağız. RivaTuner programında olan presnipler burada da geçerli. Agresif yükseltmeler yerine yavaş yavaş değereri yükseltip her yeni değerde ekran kartını test etmeliyiz. AtiTool programı RivaTuner'dan farklı olarka Artifact testi diye bir test ile gelir. Bu testi yaparken artifact yani görüntüde bozulmalar özelliklede ekranda sarı noktalar çıkmaya başlarsa ekran kartınız o hızlarda stabil çalışmıyor demekdir. Böyle bir durum ile karşılasırsanız tabii yapmanız gereken yükselttiğiniz değerleri biraz düşürmek olacaktır. Ayrıca AtiTool proramı üzerinde ekran kartınızın overclock ettiğiniz değerlerdeki anlık ısı takibini yapabilmenizde mümkün. Ekran Kartlarında Soğutma Overclock yaptığımız ekran kartlarımız doğal olarak daha çok ısınmaya başlayacaktır. Ekran kartları yapıları gereği zaten işlemclerden genelde daha çok ısınırlar. Özellikle Ati'ni en son seri yüksek seviye kartları bu sorun ile oldukça muzdarip. Ekran kartınızı overclock ettikten sonra daha iyi soğutabilceğiniz bazı yöntemler mevcut. Bunlardan ne basiti eğer ekran artınızın belekleri çıplaksa eğer bellekler daha iyi soğutabilmek için özellikle bakırdan yapımış ramsink yani bellek ısı emicilerinden alabilirsiniz. Kolayca belleklerinizi üzerine yerleştiriceğiniz bu ısı emiciler ekran kartınızın özellikle belleklerinde belli bir rahatlama sağlıyacaktır. Bunun dışında ekran kartınızın üzerindeki akitf fanı söküp grafik çekirdeği (GPU)'nun üzerine yukarıda işlemciler için anlattığımız thermal macunlardan sürüp grafik çekirdeği ve fa arasındaki dialoğu daha samimi bir hle getirebilirsiniz. Bunların dışında daha profesyonel çözümlerde bulunmakta. Örneğin Arctic Coolng firmasının yaptığı " Silencer " soğutucları ile ekran kartınızın üst yüzeyini büyük ölçüde kapatıp daha etkin bir soğutma sağlayabilirsiniz. Bunun dışında rtık ekran kartlarının soğutması için de su soğutma çözümleri çıkmaya başladı. Bu alanda ilk örneğini ThermalTake'in duyrduğu su soğutma çözümleri artık kullanılmaya başlandı bile. Örneğin Sapphire'in X1900XTX Toxic adlı ekran kartında ThermalTake'in su soğutma çözmümüne çok benzer bir su soğutma çözümü bulunmakta. Overclock sonrası test için kullanabilceğiniz yazılımlar; SuperPi Testi Temel olarak işlemciye Pi sayısını hsapllatıran bu program özellikle işlemci testlerinde dünya üzerinde en çok Kabul gören yazılımların başında gelirler. Bu test ile işlemcinizin ne kadar hızlı ve stabil olduğunu görebilmeniz mümkün. İşlemcinizin hızını anlayabilmek için SuperPi 1M, işlemcinizin stabil olduğunu anlamak için ise 8-16-32M testlerinden birini yapmalısınız. 3DMark Testleri Futuremark firmasının test yazılımları olan 3D Mark serisi özellikle ekran kartı testleri için birebir programlarıdır. Şuan test için kullanabilceğiniz 2001, 2003, 2005 ve 2006 versiyonları mevcut. Fakat bu testi yaparken dikkat etmeniz gereken öenmli noktalardan biri 3DMark2001 ve 2003 ekran kartı yanında test sonuçlarında diğer donanımların niteliğinden de etkilenirler. Yani sadece ekran kartı ağırlıklı testler değilller üksek puan için işlemci ve belleğinizinde üst düzey olması gerekmekte. Ama 3DMark2005 ve 2006 ağırlıklı olarak ekran kartına yoğunlaşırlar. 3DMark2006 testinde aynı ekran kartı önce üst seviye olan bir işlemci sonra ise daha düşük bir işlemci ile test edildiğinde eski versiyonlara gore çok fark ettirmeyecekdir. PC Mark Testleri 3D Mark testleri gibi butestleri yapan üretici firmada Futuremark. PCMark genel system performansını ölçmeye yarayan bir test. Başta işlemci olmak üzere, bellek ve hard disk testleri yapıyor. Oldukça güçlü bir test olan PCMark'ın güncel versiyonu olan PCMark 2005'den güzel bir puan alabilmek için gerçektende güçlü bir sisteme ihtiyaç duyulmakta. SYSMark ve WebMark Yine FutureMark ürünü olan bu yazılımlar ile özellikle işlemci ve sisteminizin ofis uygulamaları ve internet ortamındaki genel başarımını ölçebilirsiniz. Everest Everest oldukça detaylı bir siste raporlama yazılımı. Anakartınıza bağlı tüm donanımlar hakkında bilgi alabilceğiniz oldukça gelişmiş ve detaylı bir program. Ücretsiz versiyonunun gelişimi dursa bile son hali ile bile oldukça gelişmiş olan Everest sayesinde driverlarını kaybettiğiniz donanımlarınıza driver bile bulabilirsiniz. Ayrıca program içinde özellikle işlemci ve bellekler için ufak birkaç test u7ygulmasıda bulunmakta. Yine program sayesinde yaptığını overclock ile işlemcinizi ne kadar hızlnadırdığınızı ve ulaştığı hız ile hangi şilemciye denk geldiğini de bulabilirsiniz. Yine program ile bilgisayarınızdaki destekleyen donanımların sıcaklık durumlarını görebilrisiniz. Clockgen, SpeedFan ve CPU-Z Clockgen windows üzerinden overlock yapmayan yarıyan ufak bir yazılım. Bu yazılım sayesinde işletim sistemi üzerinden ldukça rahat bir şekilde overclock yapabilmek mümkün ama yazı içinde anlattığımız gibi Windows üzerinden yaptığınız başarısız overclock işlemlerini sonucunda işletimi sisteminiz çökebilir. Ama yinede rahat bir şekilde Clockgen ile ufak overclock denemelerniz rahatça ypabilirsiniz. SpeedFan ise overclock sonrası sisteminizin ısı ve sıcaklık durumlarının yanısıra kullandığınız fanların dönüş hızlarını göstererek sizi bilgilendirebilyor. CPU-Z ile de overclocks sonrası işlemci ve belekerlinizn hızları ileg ilgili detaylı bilgilere ulaşabilir elde ettiğiniz hızı CPU-Z'nin online veritabanına kayıt ettirebilirsiniz. Oyun Testleri İşlemci ve ekran kartınızı test etmenin en sağlam yollarından biride oyunlardır. Bugün F.E.A.R, Far Cry, Quake 4, Prey, Company Of Hereos gibi oyunların içindeki ufak test uygulamaları ile ekran kartınızın ve işlemcinizin overclock sonrası stabilitesini gözlemleyebilirsiniz. Sonuç Günümüz piyasa şartları ve artan rekabetten dolayı firmalar değişik ürünler çıkarmaya devam ediyor. Alacağınız her işlemci veya ekran kartının az yada çok belli bir overclock kapasitesi olacaktır. Size düşen bazı parametrelere dikkat etmeniz.Kısaca özetlemek gerekirse, overclock yapmadan önce dosyalarınızın yedeğini almayı, bios bilgileriniz hakkında bilgi sahibi olmayı, işlemleri adım adım yapmayı, soğutmaya önem vermeyi, overclock sonrası sistem stabilitesini ve sıcaklığını kontrol etmeye dikkat edin. Ve unutmayın overclock işlemi zinciri oluşturan halkalar gibidir. Halkalardan biri zayıf olursa zincir rahatlıkla kopabilir. kaynak:pc magazine

two

Date: 27.10.2007
Viewed: 556
Category: Technology
Tag: domain hosting online arkadaslik software msn pc program oyun internet sanat tasarim

Share
Report


Related RSSes
Technology - WP Arşiv
Date: 27.10.2007
Viewed: 28
Technology - E-Dergi
Date: 27.10.2007
Viewed: 24
Technology - Dead End
Date: 27.10.2007
Viewed: 19
   
Olmazmi.com