Ne geceler ne gündüzler gördüm en vazgeçilmez yeminlerden döndüm görmedim senin gibi sevmedim hiç kimseyi yapayalnızım şimdi unuttum gülmeyi ne sevdalar ne ümitler gömdüm aşkı yalansız duygulardan ördüm
sen; vaktinden çok sonra gelen sevdalı bir yağmur gibisin çisil çisil gözlerimden sen; çıldırmış şairlerin yiten mısralarında bahsettiği perisin pencereler önünde çürürken o güzelim yıllarım hayalin gözlerimin önünde bize ağlıyorum
ne baharlar ne tutkular gördüm her yeni günde uykulardan döndüm gülmedi senin gibi kalmadı bende kimse yapayalnızım şimdi eski bir resimde
sisli gözlerin dalmış uzaklara dargın gibisin insanlara yabancısın sanki geçtiğin sokaklara tozlu çapraşık yollara
geçerken yanımdan o an tanımadın beni hatırlamadın bile belki ismimi ben de değiştim sevgilim en az senin kadar inan ki her yaşın bir güzelliği var
yüzündeki çizgilerinle saçındaki beyazlarla benim için eskisinden daha güzelsin bırak varsın geçsin yıllar bitsin artık bu korkular her yaşın ayrı bir güzelliği var
duygular vardır duygularla beslenen belki yaşadık biz çok erken bir dönem gelir ömür boyu özlenen her anı canım seninle geçen
inanmaz gözlerle bakma bakma yüzüme artık mutlusun belli, benden gizleme hatırlayıp da üzülme unut gülümse
Bir DOSTA @ 16-07-2008 01:19 Seni sen olduğun için sevmek,seni dostum olduğun için sevmek, kızmak,küsmek,alınmak,kıskanmak,gülmek,ağlamak, bir dost değil kardeş gibi görmek,mutlu olmak,mutlu etmek,mutlu ettiğini bilmek, sıkılmak,sıkıldığımız zaman rahatlıkla söyleyebilmek,birlikte birşeylerin üstesinden gelmek( en azından gelmeye çalışmak) Ve daha neler neler... İyi ki varsın... iyi ki benim dostumsun... İYİ Kİ.... İYİ Kİ ... Ve daha neler neler...
Evet şimdi sıra sizde bir dosta neler söylenir? Nasıl davranılır? Nasıl anlaşılır bir dost olduğu???
Hayır Bu Değil İsTediĞim @ 16-07-2008 00:49 Bir dost bir yakın ararken uzak da yakında bulduğunuz oldu mu hiç? Hatta aramazken bulduğunuz oldu mu ? Oldu diyeceksiniz galiba... Ben de oldu diyeyim bari sizi yalnız bırakmayayım. Ama yalnız kalmayın diye söylüyorum bunu :) desem de siz ister inanın ister inanmayın . Sonra bulduğunuz dostla aynı mı olmanız gerekir? Hani bazıları renkliliğe karşıdır. Bazen geri kafalıdır. Bazen de tam tersi... Hani bazen ne desem diye düşünürsünüz ya zıt kişilikler içinde olduğunuz için... O zaman ne yapmak gerekir bilmiyorum. Susmak mı ? Bazen buluttan nem kaparsınız? Uğruna dağları denizleri aşacağınız kişi için ...Bu kötü mü? Bunu da bilmiyorum... Lafın kısası ne demek istediğimi ben de bilmiyorum... Siz de anlamazsınız çünkü ben de anlamadım. Yani anlayacağınız ben birşey bilmiyorum. Ama bildiğim bir şey var . HAYIR BU DEĞİL İSTEDİĞİM...
Haklısın biŞgen UNUTMAMALIYIZ.Bu günle ilgiliEvrensel Müzik güzel albüm paylaşmış.BEÇİGULA. Beçigula ne diye ben de merak ettim blogdaki yazıyı okuyunca anladım ki italyanca madımak otu demekmiş. 2 Temmuz'u büyük bir hüzünle saygıyla anıyoruz. Albüm'ü indirmek için BURAYA TIKLAYIN.
Sivas Katliamı veya Sivas Madımak Olayı, 2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas'ta Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Madımak Oteli'nin kuşatılıp yakılması ve dolayısıyla şehirde bulunan 33 Alevi yazar, ozan ve aydının yakılarak katledilmesi ve oteli ateşe verenlerden de ikisinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan olaylar zinciridir.
Pir Sultan Abdal Şenlikleri kapsamında etkinliklerin bir bölümünün de Pir Sultan Abdal’ın sazının çalındığı Sivas şehir merkezinde yapılması öngörülmüştü. Bu kapsamda pek çok aydının yanı sıra Aziz Nesin bu etkinlik nedeniyle dönemin Sivas valisi Ahmet Karabilgin'in özel davetlisi olarak bu kente gelmişti.
2 Temmuz 1993 günü organize biçimde öğle saatlerinde Paşa ve Meydan camilerinde çıkan gruplar önce etkinliklerin yapıldığı Kültür Merkezi’ne ulaşarak, bir gün önce dikilen anıtı kısmen tahrip etti. Kültür Merkezi içindeki karşıt grupla çıkan taşlı sopalı çatışma, polis tarafından fazla büyümeden, zor kullanılarak önlendi.
Hızını alamayan ve sayısı yaklaşık 10.000'e ulaşan grup, Kültür Merkezi’nden yeniden Hükümet Meydanı’na geldi. Hükümet Konağı’nı taşlamaya ve slogan atmaya başlayan grup ardından Madımak Oteli civarına ulaşarak, slogan atmaya devam etti. Grubun sayısı akşam saatlerinde 20.000'e yaklaştı. Grup önce Madımak Oteli önündeki araçları ateşe verdi ve oteli taşladı bunun sonucunda taşlanarak camları kırılan Madımak oteli tutusturalan perdelerler ve alt kattaki bulunan esyalarla birlikte yakildi otele sığınmış olan aydınlardan, aralarında Asım Bezirci, Nesimi Çimen,Muhlis Akarsu, Metin Altıok ve Hasret Gültekin'in de bulunduğu 37 kişi yanarak veya dumandan boğularak yaşamını yitirdi. Aralarında Aziz Nesin'in de bulunduğu 51 kişi de olaylardan kendi olanaklarıyla, ağır yaralarla kurtuldu. Başından yaralanan Aziz Nesin'i linç edilmekten araya giren polisler kurtardı. Yaralılar, polis arabalarıyla Tıp Fakültesi Hastanesi`ne götürüldü.
Olaylar sonucunda 33 konuk, 2 otel görevlisi ile 2 saldırgan yaşamını yitirdi. Gene olaylar sırasında Atatürk - Kongre ve Etnografya Müzesi önünde bulunan Atatürk büstü tahrip edildi. Akşam saatlerinde valilikçe ilan edilen ”2 günlük sokağa çıkma yasağı” ile birlikte, güvenlik güçleri şehirde tam bir hakimiyet sağlayabildi. KAYNAK.
Biliyorsunuz Youtube hala kapalı. Bu sitenin kapanma nedenini inanın anlamadım. Biz giremeyince hoş olmayan videoların orda olmadığını mı sanacaz ?Bunu bana anlatmak isteyenler i de bekliyorum . Lütfen bu konuda beni aydınlatın. Düşündüm düşündüm buna bir mantıklı açklama bulamadım.
Youtube gereksiz videoların da olduğu bir yer ama güzel şeyler de var. Ve bir hayli kişi buna ben de dahildim ( ama artık kullanmıyorum) proxy geçişlerini kullanarak youtube' a girmeye çalışıyor. Ktunnel;Youtubegir, Vtunnel gibi daha çok site var. Gelelim asıl konumuza geçenlerde teknik siteler de gezinirken bu haberi gördüm denedim oldu. ve şimdi de bu yöntemle kullanılması son derece tehlikeli olan Proxy geçitlerini kullanmadan, DNS ayarlarında ufak bir değişiklikle güvenli bir şekilde YouTube‘a giriyorum.
Evet şimdi gelelim nasıl yapacağımıza:
Masaüstünde bulunan Ağ Bağlantılarım‘a sağ tuş tıklayın ve Özellikler seçeneğine tıklayın.
Açılan penceredeki Yerel Ağ Bağlantısı‘na (Kablosuz ise Kablosuz Ağ Bağlantısı’na) sağ tuş tıklayıp Özellikler seçeneğine tıklayın.
Açılan penceredeki İnternet İletişim Kuralları (TCP/IP) seçeneğine çift tıklayın.
Son pencerede ise aşağıdaki değişikliği yapın. DNS ayarlarına Yeğlenen DNS sunucusu: 208.67.222.222 ve Diğer DNS Sunucusu bölümüne de 208.67.220.220 olarak girin.
Yakında sınavlarda yüzlerce öğrncinin midesi guruldadığında,profesörler kendi kendilerine "Bu Çocukların yemek alacak parası yok mu ? " diye düşünebilir. Ama bu açlıktan zil çalan midelerin sorumlusu öğrenim harçları değil,ABD'deki Yale Üniversitesi tıp fakültesinde yapılan araştırmanın sonucu olabilir. Buna göre açlıkbilgilerin daha hızlı işlenmesini ve daha iyi korunmasını sağlıyor.Guruldayan mide grelin hormonu üretir.Aslında bu hormon iştah açar.Ancak grelinin aynı zamanda beynin öğrenme ve anımsama için belirleyici olan bölümündeki nöronları da uyardığı keşfedildi.Araştırmayı yöneten Tamas Horvath bunu akla yatkı buluyor:"Kişi açsa , bütün sistemi besin bulmaya odaklanmak zorundadır."Sonuçların insanlara aktarabileceğine inanıyor. Sınavlara boş mideyle girmek en iyisi.Kısacası "aç ayı oynamaz" özdeyişi yalnızca belirli koşullar altında doğru. (GEO dergisinden bir küçük (ç)alınıtıdır. )
Evet dediğim gibi bu haberi bir derginin haziran sayısında okudum. İlginç geldi sizinle de paylaşmak istedim. Bu haberi ve buna benzer haberleri belki birlikte yorumlamaya anlama(ma)ya çalışırız.:)
Bu haberden benim anladımğım kıssadan hisse ey vatandaşlar küresel ısınma nedeniyle topraklar çoraklaşacak. Ürün azalacak. Su azalacak ( Ki bunların hepsi doğru iyi bir mesaj var bu haberde ) Az yiyin . Gerekirse aç kalın. Beyniniz daha iyi çalışır. Aç ayı oynamaz lafına aman ha sakın kanmayın. Asıl tok olan ayı oynamaz,hantallaşır.
Bu yazı bana OKS den önce bütün gazete ,dergi ve haberlerde çıkan bir haberi hatırlattı.tarih neydi acaba? (ooooo daha dün ne yediğini hatırlamayan bir kişi olarak neyi hatırlama çalışıyorum.)Evet nerde kalmıştık tarihi boşverin. OKS den önce dedim o yeter yetmez diyorsanız bir zahmet araştırın. Dergi gazete karıştırmanıza gerek yok net bir yerde tembelliktir. işe yarayan tembellik olmasını tercih ederiz . Neyse fazla uzattım meşhur arama motoru google da İşte beyni geliştirmenin 7 formülü yazınca ekranınız bu haberle ilgili sayfalarla dolar taşar. Evet şimdi geldik asıl benim aklıma takılan konuya. OKS'den hemen öce patatesin beyni geliştiriyor denmesindeki neden ( ki o tarihte patates fiyatlarında büyük bir artış vardı) ne ? yoksa bildiğimiz patates ( genelde tek tip ürün yetiştirilen ülkelerde olan patates neymiş de haberimiz mi yok ? ) YORUMLARINIZI BEKLİYORUM.
Lenny Kravitz - Ayakta 30 Temmuz Çarşamba Turkcell Kuruçeşme Arena - Istanbul Lenny Kravitz - Sahne Önü 30 Temmuz Çarşamba Turkcell Kuruçeşme Arena - Istanbul
Lenny Kravitz vokal Craig Ross ritm gitar Anthony Breit bas gitar Karl Denson saksofon Michael Hunter trompet George Laks klavye Harold Todd saksofon Franklin Vanderbilt davul
Albüm satışları dünya çapında 30 milyonu bulan Lenny Kravitz, bu yıl yayınlanan ve büyük beğeni toplayan yeni albümü "It Is Time For A Love Revolution" için çıktığı dünya turnesi kapsamında İstanbul Caz Festivali kapsamında BKM ve Virgin Radio işbirliğiyle Garanti Bankası sponsorluğunda İstanbul'da bu yazın unutulmaz konserlerinden birini vermeye hazırlanıyor.
"Fly Away", "Are You Gonna Go My Way?",
"It Ain't Over Till It's Over" gibi hitlere imza atan sanatçı, 1999 ve 2002 yılları arasında dört yıl üst üste "En İyi Erkek Rock Vokal" Grammy'sine layık görüldü. Ebeveynlerinin arkadaşları arasında bulunan Duke Ellington, Sarah Vaughan, Ella Fitzgerald ve Miles Davis gibi cazın büyük isimleri çocukluk hatıralarında yer alsa da, Kravitz kendine cazın dışında başka bir yol çizdi. Madonna için yazdığı "Justify My Love" 1990'da liste başına yerleşince yıldızı parlayan ve hâlâ parlamaya devam eden müzisyen, rock, soul, pop, funk, hard rock ve folk gibi birçok türde eser veriyor. Konser BKM işbirliğiyle gerçekleşiyor.
On the first part of the journey I was looking at all the life There were plants and birds and rocks and things There was sand and hills and rings The first thing I met was a fly with a buzz And the sky with no clouds The heat was hot and the ground was dry But the air was full of sound
I've been through the desert on a horse with no name It felt good to be out of the rain In the desert you can remember your name 'Cause there ain't no one for to give you no pain La, la ...
After two days in the desert sun My skin began to turn red After three days in the desert fun I was looking at a river bed And the story it told of a river that flowed Made me sad to think it was dead
You see I've been through the desert on a horse with no name It felt good to be out of the rain In the desert you can remember your name 'Cause there ain't no one for to give you no pain La, la ...
After nine days I let the horse run free 'Cause the desert had turned to sea There were plants and birds and rocks and things there was sand and hills and rings The ocean is a desert with it's life underground And a perfect disguise above Under the cities lies a heart made of ground But the humans will give no love
You see I've been through the desert on a horse with no name It felt good to be out of the rain In the desert you can remember your name 'Cause there ain't no one for to give you no pain La, la ...
26 Mayıs 1964'de Amerika'da dünyaya gelen Lenny Kravitz, televizyon heber programcısı Sy Kravitz ve oyuncu Roxie Roker'ın tek oğluydu. 1974'te ailesiyle Los Angeles eyaletine taşınan Kravitz, Kaliforniya Çocuk Korosu'na girdi. Bu arada gitardan klavyeye kadar bütün müzik aletleri üzerinde eğitim aldı, Beverly Hills'te, şu an müzik dünyasında önemli yere sahip olan isimlerle sınıf arkadaşlığı yaptı. Daha sonra şarkıcı, Lisa Bonet ile tanıştı. Çift, Los Angeles'ta dünya evine girdi. Bir sene sonra da çocukları Zoe dünyaya geldi. Biyografinin devamı BURDA.
Lenny Kravitz canlı konserini izle, şarkılarını dinle, biyografisini oku ve resimlerine bak. Adres mi BURADA.
En beğendiğim şarkılarından 2 tanesini de size dinleteyim.
Düzenli olarak izlediğim nadir programlardan birinden eğlenceli bir bölüm. ( Hem de Okan'ın konuk olduğu bölümden bir alıntı)Aysun'un orda işi ne- süs bebeğin- o garip. Ama artık süs bebek demeyelim.Osmanlıca öğreniyor:)
Müjde Ar'ın facebookla ilgili yorumlarını kaçırdıysanız mutlaka izleyin. Türkiye'de ilk internet kullanıcısı olan Müjde'den Begüm ve Bedri yorumları. :)
Ca n'est pas du rimmel sur mes yeux, Ni du rouge à mes lèvres, C'est pas c'que tu crois, Juste que c'est beau. Ca n'est pas ma robe qui vole un peu, Pas pour que tu voies mes jambes. C'est pas c'que tu crois, Juste que j'ai chaud
Ce n'est qu'une chanson d'ami, D'ami, pas d'amour. Ce n'est qu'une chanson d'ami, Promis, pas d'amour. Je ne t'aime pas, Je t'aime bien.
Ca n'est pas ma main, là, dans la tienne, Ta veste sur mes épaules, Non c'est pas c'que tu crois, Juste que j'ai froid! Ca n'est pas ma main, là, qui te gêne, Oh! je sais, ça n'est pas drôle, Mais c'est pas c'que tu crois, C'est juste comme ça!
Ce n'est qu'une chanson d'ami, D'ami, pas d'amour. Ce n'est qu'une chanson d'ami, Promis, pas d'amour! Je ne t'aime pas, Je t'aime bien.
Ca n'est pas pour celle que tu embrasses, Pas pour ça que je pleure, Si c'est c'que tu crois, Tu t'es trompé! Ca n'est pas parce qu'elle a pris ma place, Pas pour ça que je t'en veux! Si tu n'veux plus de moi, Autant se quitter
Avec une chanson d'ami, D'ami, pas d'amour, Avec cette chanson d'ami, D'ami, pas d'amour, Ce n'est qu'une chanson, promis, mon amour, Je ne t'aime pas, Je t'aime bien. Tu ne m'aimes plus, Mais ça fait rien!
I saw the light on the night that I passed by her window I saw the flickering shadows of love on her blind She was my woman As she deceived me I watched and went out of my mind My, my, my, delilah Why, why, why, delilah I could see that girl was no good for me But I was lost like a slave that no man could free At break of day when that man drove away, I was waiting I cross the street to her house and she opened the door She stood there laughing I felt the knife in my hand and she laughed no more My, my, my delilah Why, why, why delilah So before they come to break down the door Forgive me delilah I just couldnt take any more
[insert trumpet solo here]
She stood there laughing I felt the knife in my hand and she laughed no more My, my, my, delilah Why, why, why, delilah So before they come to break down the door Forgive me delilah I just couldnt take any more Forgive me delilah I just couldnt take any more
Çocuklarımızın Yetişme Ortamları.... @ 23-06-2008 20:06 Hiç dikkat etmediğimiz bir konudur,"çocuklarımızın yetişme ortamları". Uzun yıllar çocuklar doğanın içinde yetiştiler. Çocukluğumu anımsıyorum. Yaşıtlarımla çıktığımız "erik hırsızlığı"nı. Dalından kopardığımız kirazları. Ağaçtan silkelediğimiz dutları. Ellerimize batan dikenlere aldırmadan koparıp yediğimiz böğürtlenleri. Oynadığımız hayvanları,köpekleri,kedileri,kaplumbağaları,kurbağaları. Doğayla dostluk içinde yetişirdi çocuklar. Derelerden atlardık,göllerde yüzerdik,ormanlarda gezerdik. Nasıl da özgür bir çocukluk olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum. Artık çocuklar büyük "alışveriş merkezleri"nde büyüyor. Suları fiskiyelerden fışkırtılınca görüyor. Meyveleri marketlerde tanıyor. Hayvanları oyuncak olarak seviyor. Artık yaşanan "Kapalı Mekanlar Çocukluğudur." Gençler de "kapalı mekanlar"da.kafeler,barlar, internet kafeler. Sohbet,muhabbet,geyik. Küçük yaştan önlerine bir ekran konuyor. Önce oyun,kaçma-kovalama,izleyip vurma,geleni yok etme oyunları. Sonra çetleşme,geyik muhabbeti,özel internet dilini öğrenme. Cep telefonu vitrinlerine takılma,"olur mu ağbi?"ağızları. Bir salla gitsin muhabbeti. "Kapalı Mekanlar Çocukluğu". "Digital Dünya Gençliği" Reklamların hiç bitmeyen egemenliği: "En Yenisini Al" "İşte,senindir." Dünü düşünme,yarını bekleme,gün bugündür,an bu andır. " Sanal cennette yaşa. Yarından bekleyeceğin bir şey yok.
Çocuk-genç etkileşimin iki koordinatı var:Dikey etkileşim ekseni,yatay etkileşim ekseni. Dikey etkileşim ekseninde,anne babalar var,öğretmenler var,kitaplar var , anlatanlar var,söyleyenler var. Dikey etkileşim,denetimi,ölçüleri,sınırları,doğruları,yanlışları öğretir. Daha önce bu eksen etkindi ve çocuk genci yetiştirmek için gerekli bir ortamı oluştururlardı. Bu eksenin etkinliği giderek azaldı, daha da azalacak gibi görünüyor. Yatay etkileşim ekseninde yaşıtlar var,akranlar var, arkadaşlar var,kankalar var,gençlik grupları var. İnternet,çetleşme,facebook,bloglar yatat etkileşimi çok güçlendiriyor. Bu eksen dürtüleri,hemen yapıvermekleri düşünmeden hareket etmeyi önerir. Bu eksen çok güçleniyor ve dürtü kontrolü çok zayıflıyor. Ortam giderek yatay etkileşim eksenini daha da etkin kılıyor. Anne babaların çaresizliği artıyor. Okullar etkinliğini kaybediyor. Klasik kültür,kitaplar, çoksesli müzik,klasik felsefe bütünüyle dışlanıyor. Günümüz gençiğinin artık yeni bir yaşam felsefesi var. Hiçbir şeye aldırmayan,hiçbir şeyi umursamayan,yansız,yönsüz,amaçsız,hedefsiz bir yaşam biçimi. Neo-nihilizm diyorum buna:Yeni-hiççilik. Günümüzün çocuk yetiştirme ortamına çok dikkat etmemiz gerekiyor. Gençlerimizin yaşama ortamlarını daha iyi tanımamız gerekiyor. Ve hiç unutmayalım: Zaman geçip gidiyor. (23 Haziran 2008 Cumhuriyet Gazetesinden alıntıdır.) erdalatak@gmail.com www.erdalatabek.com
Tanju Okan Belgeseli @ 22-06-2008 20:21 Doğum 27 Ağustos 1938 Doğum Yeri İzmir / Türkiye Ölüm 23 Mayıs 1996 Etnik Köken Türk Müzik Türü Pop müzik Etkin Olduğu Yıllar 1961 - 1995
Benim en iyi dostum içkim sigaram Onlar da terkederdi olmasa param Canım kadar yakınım el oldu şimdi Dünyada dost denilen kelime yalan
Tanju okan Belgeseli 1.BÖLÜM
Tanju Okan Belgeseli 2.BÖLÜM
Tanju OKAN @ 22-06-2008 19:05 HayatıİlköğreniminiManisa'da, lise öğrenimini Balıkesir'de tamamladı. Daha sonra İtalya'da şaneğitimini alarak Türkiye'ye döndü. İlk önce, 1961'de, Ankara'da profesyonel müzik hayatına başlasa da bir yıl sonra İstanbul'a döndü. 1964'te Milli Orkestra'yla (Erol Büyükburç ve Tülay German ile bu sırada tanışmıştır) Balkan Müzik Festivali'ne katıldı. 1964'te 'İbibikler Öter Ötmez Ordayım' isimli ilk plağı Sahibinin Sesi firmasından yayımlandı. Bu sırada Nur Erbay'la hayatını birleştirdi, Tansu ismini verdikleri bir oğulları dünyaya geldi. Bu evlilik yaklaşık 8 ay sürdü. 1960`ların sonundan itibaren Ş.Akannaç ve Nino Varon`un yazdığı Hasret (1970), Tuğrul Dağcı`nın yazdığı Koy Koy Koy (1972), Mehmet Teoman`un yazdığı Kadınım (1974), Güzin Gürman'ın yazdığı Öyle Sarhoş Olsam ki (1972) parçalarıyla geniş kitlelerce tanınır oldu. Bütün Şarkılarım albümü 1975'te çıktı. İkinci evliliği de 1976`da gerçekleşti, 14 ay sürdü. 1980'de 'Yorgunum' albümü Kent firmasından piyasaya çıktı. 1995'te Marş Müzik'ten çıkan 'İşte Tanju Okan 95' son albümü oldu. Siroz hastalığına yakalanan Tanju Okan, 1995'te İzmir'in Urla ilçesine yerleşti. Kısa bir süre sonra hayatını kaybetti. Vasiyeti üzerine Urla`daki İskele Kabristan`ına gömüldü. Bu ilçede bir Tanju Okan Parkı ve Tanju Okan Heykeli bulunmaktadır. Alkole düşkünlüğüyle bilinen Tanju Okan için kederli sesiyle, düşkün fakat şikayet etmeyen tavrıyla samimi, gerçek bir sanatçı olduğu ölümünden sonra sık sık söylendi.(kaynak. Vikipedi)
The old home town looks the same As I step down from the train And there to meet me, is my mama and papa Down the road I look, and there runs Mary Hair of gold and lips like cherries It's good to touch, the green green grass of home
Yes they'll all come to greet me, arms reaching, smiling sweetly It's good to touch, the green green grass of home
The old house, is still standing Though the paint is cracked and dry And there's that old oak tree, that I used to play on Down the lane I'll walk with my sweet Mary Hair of gold and lips like cherries It's good to touch, the green green grass of home
Yes they'll all come to meet me, arms reaching, smiling sweetly It's good to touch the green, green grass of home
Then I awake, and look around me At four gray walls that surround me And I realize, that I was only dreamin' For there's a guard and there's that sad old padre Arm and arm we'll walk at daybreak Again I'll touch, the green green grass of home
Yes, they'll all come to see me In the shade of that old oak tree As they lay me ‘neath the green green grass.... of home