Dinlediğiniz zaman anlayacağınız üzere, bu şarkıların hepsi o aynı ünlü davul introsuna sahip. İlginç bir şekilde bu introya sahip olan şarkıların hepsi de çok güzel oluyolar. Ya da Bucu’yla ben bu şarkıları önyargılı olarak beğeniyoruz.
Yaptığımız araştırmalar sonucu tarihte bu davul solosuna sahip ilk şarkının 1963 yılında Phil Spector, Jeff Barry ve Ellie Greenwich tarafından yazılıp The Ronettes tarafından seslendirilen “Be My Baby” olduğunu keşfetmiş bulunmaktayız. Efendime söyliim, bu şarkı zamanında Rolling Stone’un “Tüm Zamanların En İyi 500 Şarkısı” listesine 22 numaradan girmiş ve pek çok müzik otoritesi tarafından da tüm zamanların en büyük ve en etkili pop şarkıları arasında sayılmış.
Andy Kim, John Lennon, We Are Scientist, The Lightning Seeds ve Travis gibi gruplar tarafından defalarca coverlanmış, ondan sonracığıma, pek çok müzisyen “Be My Baby”yi referans alan şarkılar yapmış.
İşte bu şarkıdaki ünlü davul introsunu kullanan şarkıların listesi. Zamanla hepsini bulup size de ulaştırmaya çalışacağız. Çok heyecanlı ve mutluyuz değil mü Bucu?
The Jesus and Mary Chain - Just Like Honey [mp3] Velocette - Bitterscene [mp3] Bat for Lashes - What's a girl to do [mp3] Au Revoir Simon - A violet yet flammable world [mp3] The Cure - Kyoto Song [mp3] Manhattan Love Suicides - Head Over Heels [mp3] Camera Obscura - Eighties Fan [mp3] Johnny Boy - You Are the Generation That Bought More Shoes and You Get What You Deserve [mp3]
pikelet @ 25-01-2008 16:20 Pikelet 24 yaşında, melbourne civarında oturan hardcore takılan bir garip baterist kızmış ama bikaç sene önce beynini bişiy gıdıklamış ve eline akordiyon, gitar ve pedal alıp kesinlikle hardcore olmayan başka bir kariyere yönelmiş. Pikelet aynı zamanda hamur altlık gibi birşey, krepin ufağına benziyor. bu pikelet
Kötü vokalli, basit/dandik enstrümentaliteye sahip (klavyesiz olmamak şartıyla), yarısı ya da yarısından çoğu kız olan gruplara karşı (örnek: pony up!) özel bir sempatimiz var, yılların getirdiği alışkanlıkla bu tip grupları bulup burda yazmayı seviyoruz. peki gidip evde dinliyip kendi kendimize mest oluyor muyuz? Emin değilim. Olabilir. Bu geleneği bozmak istemem.
Ortak olarak sevdikleri grup tegan and sara'ymış. It Only Hurts The First Time isimli albümleri yeni çıktı. Tüm müzük marketlerde.
britney's tears @ 21-01-2008 13:06 Bugün şekerli sakızlı şarkılar dinlemezsek pazartesiyi atlatamayız. The Steeples İngiltere'den bir grup ve 4 şubatta yeni albümleri çıkacakmış eğlenceli-çılgın-hayat dolu gençler şekil A'da görüldüğü üzere. Britney hakkında bir şarkı yapıp dikkat çekme yolunda bence başarılı olmuşlar dikkat ederseniz Britney Spears ismi üzerine kelime oyunu da yapmışlar. Eti cin gibi çocuklar maşallah. (şarkının tamamı olan varsa bana yollayabilir.)
indie rock girl @ 21-01-2008 12:35 The Los Shoegazers'ı napsterda keşfettim çok zalaklar buraya koymaya değecek düzgün bir resimlerini bile bulamadım:) Ama yine de şu şarkıları peki bir manidar. mfö nün vak the rock vak vak the rock tadında eğlenceli bir şarkı. Burdan tüm indie rock grrllere armağanımız olsun.
birbirine benzeyen şarkılar @ 12-01-2008 14:14 ne alakası var demeyin. şöyle bir dikkatlice dinleyince arkadaki synth şeysi ve vokal kısımlarının girişi birbirine fevkalade benziyor. ondan sonracığıma düet şeklinde olmaları ve dramatik havaları da benziyor şekerim. hıh.
Phantom of the opera (Andrew Lloyd Weber) - Gerard Butler ve Emmy Rosum
Marble House - The Knife
Karanlık filmlere seksi müzükler. @ 11-01-2008 18:14 Sürekli kendini tekrar ediyor gibi gözükse de sabit tarzları olmasının benim gözümde olumlu bir değer taşıdığı (h)isterik vokalli grup The Kills'in martta çıkacak albümü Midnight Boom'dan çıkan ilk single u. r. a fever huzurlarınızda. Çok fazla the kills'e benziyor yine de. Değişen bişi yok.
strawberry whiplash @ 06-01-2008 18:21 Sadece isveçten grup çıkmıyor, pop müziğin güzel olduğu başka bir çok yer de var tabiki, türkiye hariç. Bir diğer "herkesin bir pop grubunda olduğu" glasgow ilimizden hepinizin zevkle nefret edeceği ya da görmezden geleceği strawberry whiplash konuk oluyor sayfalarımıza. Bilmiyorsunuz ki basit olan (da) güzeldir. En güzelidir.
this is your bloody new year @ 31-12-2007 22:23 Sürekli bişiyler yemek ve çok mutlu olmak zorunda olduğumuz yılbaşı gecelerinden nefret ediyorum. Neyse, müzik dinleyelim...
TAXI TAXI!
Beğendim kendilerini. İsveçli grup "Taxi Taxi!", iki kız kardeşten oluşuyor. Çok güzel, duru bir ses ve sakin bir müzik.
bedroomdrunk @ 29-12-2007 16:18 Ankara'da oturmama rağmen malesef bir kere bile gidip izleyemediğim ama müzik zevklerine güvenerek kendi şarkılarını takip ettiğim gruplardan birisi bedroomdrunk, bir diğeri ddr, bazen de fungu'dur.
Bedroomdrunk'ın ikinci yeni ep'leri çıkmış "raw" haber edeyim istedim. Kayıt önceki albümden daha kaliteli olmuş (en azından bendeki mp3lerden). Yine oldukça deneysel ve gürültülü, sadece iki kelimeyle ifade etmek gerekirse buz gibi bir albüm olmuş. Eski otobüslerde ayaktayken tutunmak zorunda olduğunuz elinizi üşüten demir tutungaçlar gibi. O yüzden gidip izlemiyor olabilirim. Olsun.
O zaman bırakalım Mary Chain'in yeni şarkılarını beklemeye, kısmen daha yeni gruplara göz atalım:) The Raveonettes'in yeni albümü Lust Lust Lust ben çıktı diye biliyorum ama bazı yerlerde şubatta çıkacakmış, benim bulup indirdiğim albümde yer almayan sanırım daha yayınlanmamış bir kayıtta yer alıcak olan iki şarkıdan birini buldum diğeri de yolda. (Honey, I Never Had You) Albüm "Love in a trashcan" gibi bir club hit barındırmıyor gibi gözüküyor. Hayatımda albüm eleştirisi yapmadım zaten zahmetli bi iş gibi gelir her zaman. Bu bonus şarkı albümün genelinden daha güzel.
İlk duyulduğu an, JAMC'nin yeniden bir araya geldiği haberine sevinmemek elde değildi. Onların Darklands ve Psychocandy albümleriydi her dinlediğimde beni benden alan. About You ile, Some Candy Talking ile, You Trip Me Up ile sevdim bu grubu. Gerçekten de sevindim bu habere. Üstelik birkaç ay önce, JAMC'nin bir araya gelmesiyle ortaya çıkan mutluluk daha nasıl pekişir diye sorulacak bir soruya verilecek belki de tek yanıt da "bak şu işe" dedirtecek türden gerçeğe dönüştü: Kevin Shields, My Bloody Valentine'nin de tekrar bir araya geldiğini ve çoğu Loveless ertesinde Bilinda ile üzerinde çalıştıkları ama yarım kalmış şarkılardan oluşan yeni bir albümün hazırlıklarını yaptıklarını dile getirmişti. Yani bir de Slowdive gelse yeniden, bunlar kesin aralarında anlaşmış derdim.
Kevin Shields'in bir röportajda anlattıklarına göre, yeni My Bloody Valentine albümünün hemen hemen 3/4'ü zaten hazır gibiymiş. Dediğim gibi, bu 3/4'lük kısım grubun dağılmadan önce üzerinde çalıştığı şarkılardan oluşuyor. Bu yüzden olsa gerek, Kevin Shield de bu albümün tipik bir MBV "sound"una sahip olacağını söyledi. Sürprize yer vermemiş gibi oldu fakat eminim hemen hemen kimse onlardan da farklı veya alakasız bir şey beklemez ve istemezdi. Shields, "İnsan ne ise, o'dur. Bu varsa içimizde, bunu yaparız. Başka bir şey olmaya çalışmaya gerek yok." diyerek de bu sebep-sonuç ilişkisini anlatıyor. Yine de şarkıları dinlemeden çok fazla yorum yapmaya gerek yok.
Gel gelelim, the Jesus and Mary Chain yeni albümde yer alacak yeni şarkılardan ilkini çoktan bizlere sundu bile. Late Show With David Letterman'da çaldıkları All Things Must Pass adlı bu şarkıyı dinledikten sonra yazının başında bahsettiğim, sahip olduğum mutluluk biraz hasar aldı gibi. Birincisi, şarkı gerçekten de sıradan. JAMC değil de, ucuz bira içilen bir yerde çalan, 40'lı yaşlarında, sürekli blues falan dinleyen bayık adamların bayık rock şarkısı gibi duruyor. Çok mu abartıyorsun Barış diye de sordum kendime. Abartmıyormuş gibi hissediyorum. İkincisi, All Things Must Pass diyerek ne demeye çalıştıkları da ayrı bir konu. Şarkının ismiyle ortaya çıkan ironi görmezden gelinemez. Kötü bir şarkıyla da karşı karşıya kalınca, değişim denen şeyin zaman zaman nasıl da yersiz ve başarısız olacağını hatırladım. Tamam, tek bir şarkı dinledim sadece, bir araya geldikten sonra verdikleri konserlerinde de eski şarkılarını söylemişler, insanları coşturmuşlar. vs vs. Ama benim içime bir kurt düştü. Bir tarafta yıllar geçse de "evet, bildiğiniz, aynı şeyleri yapıcaz" diyen bir Kevin Shields, diğer tarafta All Things Must Pass diyen bir Jesus and Mary Chain. Hadi bakalım. Beklemekten başka çare yok.
pop -> shoegaze @ 16-12-2007 16:37 Elimde iki tane kavır var ikisi de birbirine benziyor içerik bakımından (shoegaze gruplarınca kavırlanmışlar) ve ikisi de orjinallerinden daha güzel. Bir tanesi Blondie'nin Atomic kavırı. Kavırın sahibi pek belli olmayacak biçimde Ride. 1989'da Motorcycle Boy grubunun vokali Alex Taylor ile beraber 2 tane blondie şarkısının konser kaydından albüm yapmışlar (Motorcycle Ride). Atomic'in yanında Union City Blue'nun kavırı da bulunmakta.
Bir diğer cover daha az bilinen, 1989'da kurulmuş, primitives, darling buds gibi grupların yanında yer alsa da müzikal olarak mbv'a daha yakın gürültülü gitarlara sahip bir grup The Charlottes'a ait.
monocle @ 13-12-2007 18:23 Ne zamandır yazmaya değecek, kimsenin bilmediği fakat üşenmeyip dinlese beğenebileceği benlik bir şey bulamıyordum. Ondan sonra Hidden Shoal Recording'in artizlerine bir gözatıyım dedim. Belki bulurum bişiyler yazarım bloga artıkın. Bütün dünya çünkü nefesini tutmuş artık buraya bişiy yazmamı bekliyor.. Ve o sırada albüm kapağından anlaşılmayacak üzere (çünkü albüm kapağı böyle bir sıkıcı lounge-ambient albümü havası veriyor) isminde candy, bunny, sugar fln bulunmayan bu grubun, dikkat çekmemiş gibi gözüken şu albümüne bir şans verip dinleyeyim dedim. Evet çok nadide bir eser değil ama benim damak tadıma tam uyuyor. Şöyle bir karışım hayal edin, broadcast+ stereolab (stereolab sevmeyip ona benzetilen grupların çoğunu sevdiğimi ikinci kez söylüyorum çünkü hoşuma gidiyor böyle demek) + lush. Azıcık şugeyz birazcık da synthyşugar ekledik mi işte böyle bir müzikle karşılaşıyoruz. En harika kısmı da ne biliyor musun sevgili okuyucularım. Albümü internetten hemencicik indirebiliyorsunuz.
The Vandelles (& the Mary Chain) @ 29-11-2007 18:22 :::Spoiler Warning:::Bu grup yakın bir zaman içerisinde oldukça bilinen ve orada burada konuşulan bir grup olabilir!
:::
Ramones, Jesus & the Mary Chain ve de "erken" My Bloody Valentine üçlüsünü bir kavonoza atmışlar, turşusunu kurmuşlar dersem insanlar nasıl bir tepki verir bilemem. Bu kavonozlardan kaç tane var onu da bilemem. Fakat, kavonozlardan bir tanesinin kapağının açıldığını biliyorum, çünkü dün burnuma bu kavonozdan çıkan keskin koku geldi. Şimdilik tek sorun, sadece kavonuzun üst tarafında kalan üç-beş kornişon turşusuna yetişebilmiş olmam. Diğerlerine yetişemiyorum.
Evet, the Vandelles için söylenebilecek sözler, ulaşabilecek şarkılarının çok az olmasından dolayı sınırlı kalıyor. Yakın bir zamanda sanırım ilk ep'yi yayınlamışlar. İçerisinde "Swell of Heaven" adında bir şarkı var ki, sorma gitsin. Blitzkrieg Bop-vari bir melodiyi, Taste of Candy kıvamında vokallerle birleştirmişler. Bir başka Voxtrot vakası olabilir gibi geliyor. Voxtrot'u da vakti zamanında ilk ep'lerinden ilk albümlerine kadar takip etmiştik. Gayet keyifli bir süreçti. Bakalım bu keyfi the Vandelles için de tadabilecek miyiz... Canım turşu çekti.