Hayalimdeki Ev:) @ 08-01-2009 09:01 Bu çizimi Meraklı Minik dergisi Aralık sayısı için çizmiştim. Ev tasarlamaya bayılıyorum, ama iyi ki mimar olmamışım diyorum:) Çünkü evlerimde oturan insanlar bir odadan diğer odaya ulaşmak için oldukça fazla yol aşmak durumunda kalırdı:) Neyse..şimdi eve girin, yatak odasına ulaşana kadar kaç kediye rastlayacaksınz bakalım:))
Kırkıncı Yıl! @ 06-01-2009 16:50 Nasıl da unutuyordum!! Bugün annemle babamın 40. evlilik yıldönümleri.. Akşama küçük bir kutlama var:) Tabi ben şu saatte hatırladığım için kutlama sürpriz değil annemin organizasyonu şeklinde gelişecek:)) Buradan onlara mutluluklar ve en güzelinden bir 40 yıl daha diliyorum:))
Verdigim linkten ise yıllara göre hediye seçeneklerine ulaşabilirsiniz. Biz bu yıl bronz yılımızı kutluyormuşuz..Annemler ise yakut yılını kutluyorlar. Tablo zorlu görünüyor, altın yılına ulaşmak için oldukça fazla yol almak gerekecek:))
Büyük Mücadele @ 05-01-2009 10:06 Bugün Bülent çok heyecanlı çünkü Arda'ya ilk dolgusunu yapacak. Arda'da çok heyecanlı çünkü kaçacak delik arıyor:)
Buradan oğluma cesaret diliyor, fazla gözyaşı dökmeden bu işi halletmelerini diliyorum...
Eklediğim şarkı bebelerimin Mr. TD abileri:) tarafından kendilerine yollanmıştır. Buradan ona da çooook teşekkürlerimizi yolluyoruz!
Hayatımızın Gerçeklerinden: İhmal ve Facia İkilisi @ 02-01-2009 09:02 İçim ağlıyor o nedenle fazla yazamayacağım. Hayatlarının baharında yaşamlarını kaybeden 7 gencimize tanrıdan rahmet ailelerine ise sabır diliyorum.
Acil Kırmızı Don Hattı!! @ 31-12-2008 21:25 Bu da 2008 yılının son hizmeti olsun :) Ne yapalım artık, dileklerimiz olsun diye her şeyi deniyoruz... Gece saat 12`de giymeyi sakın unutmayın!!!!!
Yılbaşı Promosyonu :) @ 31-12-2008 10:22 Eveeeeeett, 2009 yılı için güzel dileklerimizi diledik, hayaller kurduk, umutlandık falan filan ama artık acı gerçekleri de görmenin vakti geldi. Bu yıl dokuzar gün dokuzar gün bayram tatillerini lüplettik ama 2009 yılı takvimini azıcık incelerseniz hiç öyle pembelere boyanmış tatil günlerine rastlayamayacaksınız!!! Neredeyse tüm bayramlar haftasonuna denk gelmişşş :(
Eeeee..o zaman ne yapacağız?? Biz de haftasonlarımız ile avunacak, kendimize küçük mutluluklar yaratacağız.. Yani bu yıl için sloganımız "Yaşasın Haftasonu" olacak:)))
Not: Takvimin üzerine tıklayıp yazıcınızdan çıktısını alabilirsiniz:)
Dilek Ağacı @ 30-12-2008 09:33 Bu sabah minik bir dilek ağacı çizdim, üzerinde minik şans kuşu ile birlikte.. Haydi istediğiniz dileği yazıp asın dallarına... Ya da fısıldayın minik kuşun kulağına ki gerçek olsun tüm düşleriniz...
Hepinize güzel bir yıl dilerim, sağlıkla ve mutlulukla:)
ANKARA!!!!! @ 29-12-2008 14:20 Sabahtan bu saate kadar olumlu düşünceleri ve duaları ile beni yalnız bırakmayan tüm blog okuyucularıma, dostlarıma milyarlarca ve milyarlarca kez teşekkür ederimmmm:)))))))
Hepinizi çooook seviyorummmmm:)))))
Sinerji @ 29-12-2008 09:31 2 uzman 2 kura yeri... Ankara ve İstanbul... Şimdi öğleden sonra kuranın çekileceği Samsun ilimize beynimizi yönlendirip ANKARA! ANKARA! ANKARA! diye düşüncelerimizi yoğunlaştırıyoruz:)))) Tabi yine de klasikleşmiş bir şekilde "Hayırlısı neyse o olsun"umuzu da ekliyoruz,
ama
ama
ama
N'OOOLUUUUUUUUURRRR ANKARA OLSUNNNNN!!!!!
Bir de geçen hafta sevgili Tuğba 'ya söz vermiştim ona bir şarkı hediye edecektim.. Aşağıdaki minik baloncukta sürpriz şarkısı onu bekliyor:)) Haydi bakalım hem dans ediyor hem de hep birlikte "Ankaraaa, Ankaraaa güzel Ankaraaaa" diyoruz:))))
Not: Çekilecek olan kura Bülent'in askerlik kurasıdır. Tam bir yıl boyunca görev yapacağı ili seçecek..heyecandan belirtmeyi unutmuşum:))
Fw: FW: [Mutlaka Okuyun!!] Çok Önemli!!! @ 27-12-2008 22:25 Babam 70 yaşında emekliliğinin baharında bir delikanlı. Tüm vaktini bilgisayarının karşısında kelime oyunu ve mail okumakla geçiriyor. Mesaisi sabah 9'da başlıyor ve gecenin geç saatlerine kadar sürüyor. En büyük hobisi forward mail yollamak. En son çıkan teknolojik ürünler, duygusal sunumlar, fıkralar, organ mafyası, kaçırılan çocuklar, bankamatik hırsızlıkları, türlü dolandırıcılıklara karşı önlemler, güzel çocuk fotoğrafları, günün önemli olayları,sebze ve meyvelerin yararları... Hepsi babamın gün içindeki psikolojisine göre yollanır....Kime mi? Bana, abime, emekli arkadaşlarına, meslektaşlarına, koro tayfasına, komşulara...İlk başta pek üzerinde durmuyorduk ama doz arttıkça abimle benim sigortalar da atıyordu:) Üstelik ben her akşam mailleri okuyup okumadığım konusunda test bile ediliyordum. Tüm bunlardan sonra abimle küçük sitemlerde bulunduk babama....Mailler kesildi. Artık sabah bilgisayarımızı ve ardından mail kutumuzu açtığımızda babamın mailleri ile karşılaşmıyorduk. İçimizi nasıl bir hüzün kapladı anlatamam...Farkında değildik ama o mailler babamın sağlığının ve keyfinin yerinde olduğunun bir göstergesiydi:) Yaklaşık bir hafta sonra neredeyse yalvardık babama "Lütfen bize en beğendiğin mailleri yeniden yolla!" diye:) Önce biraz nazlandı, ama sonra baba yüreği tabi dayanamadı... Şimdilerde mi ? Pek mutluyuz abimle, forward maillerimize kavuştuk diye:))
Anne olmak zor iş:) @ 25-12-2008 14:57 Tüm anne kedilere hediye ediyorum bu şarkıyı , ben dinlerken çok güldüm. Umarım hoşunuza gider..
Kocaman sevgilerimle:)
Takıntılarım ve Ben @ 24-12-2008 09:26 Sevgili Çakıl'ım sormuş takıntılarımı. Tam da adamına yani:) Takıntılar benim için bir yaşam tarzıdır. Her yaptığım işin bir ritüeli vardır. Gerçi burada hepsini yazıp bunaltmak istemem ama ilk aklıma gelenleri sıralayım;
Yeni alınmış kitap ve dergilerin sayfalarının kırışması! Beni öldürün daha iyi..Hele kapakları..Yanlışlıkla bir katlanıversin, dünyam kararır..Ne elime almak ne de o kırışıp buruşmuş halini görmek isterim..Belki de bu nedenle kitaplarımı ancak kıramadığım arkadaşlarıma veririm. Ama yıpranmalarına dayanamayacaksam hediye etmeyi tercih ederim:))
Şehirlerarası otobüslerde bilet alırken sağ tarafın dördüncü sırasının cam kenarını almaya çalışırım. Hatalı sollama kurbanı olmamak için tabi:) Asla şoför arkasındaki koltuğa oturmam. Bilet bulamazsam beklerim, bir sonraki otobüsle giderim:)
Markete gittiğimde Bilim Çocuk ve Meraklı Minik dergilerimizi en öne çıkartırım. kitapçılarda da sevdiğim yazarlar için aynısını yaparım. Bir de yeni kitapları koklamaya bayılırım.
Makarna pişirirken haşlanma aşamasında tencerenin yarısını yerim..kalan yarısını da süzdüğümde yerim.. anlaşıldığı gibi makarna vazgeçemeyeceğim bir besin maddesidir!
Kedi ve ay çizmek en büyük takıntımdır. Özellikle "ay" benimdir. Öyle yazılarınızda, çizimlerinizde gelişigüzel kullanmayınız lütfen:D
Yeni aldığım kıyafetleri ancak bir ya da birbuçuk yıl sonra giyerim. Çocukluğumdan beri yeni olanı hemen benimseyemem, bana ait olması için dolabımda demlenmesi gerekir:) Yani sürekli yeni kıyafetler alır ama hep eski şeyleri giyerim:)
Çizim yaparken, yolda yürürken, yemek pişirirken, bebeleri sabah uyandırırken sürekli müzik dinlerim. Müzik dinlemeden yapamam, eğer sevdiğim bir şarkıya takmışsam tam takarım akşama kadar döne döne dinlerim:)
Alışveriş yaparken birçok şeyi pahalı bulup değmeyeceğini düşünüp almaktan vazgeçerim. Çevremdeki insanları da bunaltırım çünkü onların da saçma sapan para harcamalarına içim elvermediğinden dolayı hep engel olmaya çalışırım:) ama iş boyalara, tuvallere, kağıtlara gelince tüm maaşımı kasada bırakabilirim:)
Bin tane özel iş için bin tane malzemem vardır. onlar kişilere özeldir, yapamasam da bir kenarda günlerinin gelmesini beklerler..ayrıca çalışırken dünyadan kopup giderim, birisi kazara yanıma gelip omzuma falan dokunursa ciyaklayarak yerimde hoplar kalp krizi geçirir ve geçirtirim:)
Evet, malzeme biriktirmek ayrı bir hastalıktır benim için.. çalışma odamda adım atacak yer biraz zor bulunur bu yüzden..
İleride garson olmak istiyorum. çok ciddi bir şekilde istiyorum hem de! Ama kimse bunu anlamıyor.. tek sorunum tepsiyi tek elimle taşıyamamak ama biraz pratik ile çözülebilecek bir şey olduğunu düşünüyorum:)
Şu anda müthiş bir manzara var işyerimin penceresinden baktığımda. Bu kışın ilk karı yağıyor:) Keşke çizim yetiştirme derdim olmasa da saatlerce yürüyebilsem sokaklarda...
Minik Misafir! @ 22-12-2008 08:52 Hislerimi en çok çizerek anlatabilirim ben. Sözcükleri etkili ya da tam olarak duygularımı yansıtacak şekilde kullandığımı söyleyemem. İşte Cuma günü de böyle sözcüklerle anlatamayacağım bir gündü benim için. Elinde minicik sarı lalesi ile Aşkım Naz ve annesi sevgili Nesrin ziyaretime geldi bizim ofise. O kadar duru, o kadar tatlıydı ki.. İnanılmaz yetenekli ayrıca. Ona dergimizi nasıl çıkarttığımızı anlatmaya çalıştım. Yazarlarımızla, grafik tasarımcılarımızla tanıştı. Onun geleceğe dönük planlarında ufacıkta olsa etkimiz olduysa ne mutlu bize!
Bir de kısacık sürede yukarıdaki çizimi yaptı benim için:) Üstelik hayatında ilk defa photoshop programını ve çizim tableti kullanarak!! Eminim ileride çok başarılı bir çizer olacak Aşkım Naz. Onu buradan kocaman kucaklıyor ve en kısa zamanda yeniden görüşmeyi diliyorum:)
Geliyorlar:) @ 19-12-2008 15:47 Tam 1.5 yıl oldu gittikleri..Şu anda yoldalar..Heyecanla tüm aile bekliyoruz onları..En çok da bizim bebeler yerinde duramıyorlar..Havada gördükleri her uçakta canım Chido'm ile dayıları Goga var zannediyorlar çünkü:) Yarın öğlen büyük gün!!! Sağlıkla gelin bir an önce...Mantıları hazırladık ona göre:)
Oyun Aşkı @ 16-12-2008 15:24 Çocukluğumdan beri bayılıyorum masaüstü oyunlarına. İleride yani büyüdüğümde çeşit çeşit masaüstü oyun tasarlamak ve tüm çocuklara oyunlarımla ulaşmak istiyorum:)
Yukarıda sevgili Tuğba'cığımın yazdığı ve benim hayata geçirdiğim oyunu görüyorsunuz. Bu ay yayınlanan "Bilim Çocuk" dergisinde 40 cm'e 60 cm büyüklüğünde basılıp ek olarak verildi:) Oynamak isteyenlere duyurulur:D
Bir de şarkı eklemeyi öğrendim. Hemen onu da ekleyeyim ki tam olsun:)
İşimiz Peptidlere Kaldı! @ 14-12-2008 16:23 Hayatım boyunca beceremedim bakımlı ve düzenli olmayı. Tamam, kabul ediyorum denedim. Ama hiçbir zaman sürdüremedim. Geçen gün alakasız bir şey almak için gittiğim alışveriş merkezlerinin birinde keklik gibi avlandım yine. Şunu öncelikle belirtmeliyim ki şu parfüm ve krem gibi şeyler satan yerlerdeki elemanları sanırım özel bir eğitimden geçiriyorlar. Nasıl olduğunu bile anlamadan kendimi kasada kredi kartımı uzatırken buluyorum:) Olay şu şekilde gelişti. Ben masum masum vitamin hapı almak için şu magic woman, one a day, cart curt hapları ile birlikte bin tane ürün satan bir mağazaya girdim. Kremler dikkatimi çekti. Kazara sordum bir tanesini. Oradaki görevli atladı tabi üzerime. Satış Elemanı: " Hmmm... sizde gülmekten dolayı oluşan mimik kırışıklıkları var." Pino: "Yaaa! bakayım...evet galiba var.. bunu engelleyecek bir kreminiz var mı?" SE:"Olmaz mı!!.. Bakın bu gündüz, bu gece, bu gözaltı, bu dekolte, şu ise güneş koruyucu faktörlü dudak için kremlerimiz, temizleme jeli ve de tonik ise şunlar" P: " Pardon ama içime fenalıklar geldi.. Şunun hepsinin bir arada olduğu birşeyiniz yok mu? " SE: "Yani siz bilirsiniz tabi. Bir de şu peptidli kremimiz var. 30 yaş üstü için veriyoruz. Gündüz ve gece kullanabilirsiniz. Ama kış için. Yazın ağır gelebilir" P: " Fiyatı nedir bunun" SE: " Bıdı bıdı bıdı" P: " Yok artık! Ne var bunun içinde sorabilir miyim?? Biraz pahalı değil mi??" SE: " Bunlar ithal. Dolar üzerinden malesef."
Bu sırada her zaman olduğu gibi düşünce balonları gözümün önünde uçuşmaya başlamıştır. Yıl 2028. Bülent ile işyerinin yıllık düzenlenen yemeklerinden birine gitmişiz. Kapıda karşılayan meslektaşı büyük bir neşeyle yaklaşır. "Ooooo, Bülent Bey hoşgeldiniz! Anneniz hanımefendiyi de yanınızda getirmeniz ne büyük bir incelik!" Bunu duyan Pino'nun gözleri önce büyür sonra da kızarır. Çantasındaki tavayı çıkarıp adamcağızın kafasına indirirken " Münasebetsiz seni! Anneniz hanımefendiymişşş!! Eşiyim ben onun eşi.. Aaaah aahh, vakti zamanında o hanım kızın bahsettiği peptidli kremlerden kullanacaktım da o zaman görecektin sen beni! Neyse gidelim buradan Bülent'ciğim..İştahım kaçtı birden !"
Günümüze dönmüşüzdür. Yani denemekten ne zarar gelir ki diye düşünerekten kasaya doğru ilerlenir. Yine tonla para üç gün kullanılıp unutulacak bir kreme dökülür. Ama hayır:)) Bu sefer üç haftadır düzenli kullanmayı becerebildim:))) Gerçi arkadaşlarımın boğazını sıkıp gençleşmiş miyim, fark var mı, dokun bak.. gibi sorularla bunaltsam da ben yine aynı benim galiba:) Ama uzun vadeli düşünmek lazım. Belki hemen etkilemiyordur da bir iki yıl içinde anlaşılıyordur:))) Ooooof ooooff...Şu kırışma işi olmasa yaşlanmak keyifli bir şey olacak ama olmuyor malesef.. Ayrıca ben yaşanmış yıllarımdan gurur duyuyorum edebiyatına da inanmıyorum. Kimse yaşlanmak istemez..ama kaçınılmaz sonumuz bu olduğu için kendimizi kandırıyoruz böyle düşünerek. Yani mümkünse yaşanmış yıllarım resimlerimde kalsın çizgi olarak. Ben ise hep genç kalayım..Olamaz mı :)))
Şafak 364:) @ 02-12-2008 09:36 Niyetim bebelerle birlikte yollamaktı ama sanırım yaş limiti var bu işlerde:))) Neyse, bir yıl nedir ki??.. çabucak geçer değil mi:)
Edit: Dün gece yolladık Bülo'cuğumu.. Hatta minicik bir parti bile yaptık:) Gece 12'de otobüse bindirip gözden uzaklaşana kadar el salladık:)...Artık gün sayma zamanı.. Buradan bizi yalnız bırakmayan tüm arkadaşlarımıza sonsuzzzzz teşekkürler ederimmm:)))
Yine Raflardayım! @ 27-11-2008 14:45 Bu öğlen çektim yukarıdaki fotoğrafı. Yolda yürürken çok mutlu oluyorum çizdiğim kapağı büfelerde görmekten:) Sanırım işimin en keyifli yanlarından birisi de bu..
Bir Reklam:) @ 26-11-2008 17:03 Bu sabah güne yukarıda gördüğünüz " Granna" masa oyunlarını oynayarak başladık:) Hepsi 3-8 yaş grubu çocuklar için hazırlanmış. Hatta bazı oyunlar 2 yaş grubuyla bile oynanabilir ki biz özellikle oynayıp pek bir keyif aldık:) Ankara'da Panora, Armada, Real'daki Locopoco'larda, Kızılay'daki Dost'ta ve Ankamall'daki Toyiki'de satılmakta.
Ben bu haftasonu "Çuvaldaki Kedi"yi alacağım:) Çocuğu olan herkese tavsiye ederimmmm:)
Freddie'siz Geçen 17 Yıl! @ 24-11-2008 09:20 Bugün muhteşem sesi ve yorumuyla birçok insanın kalbinde özel bir yeri olan Freddie Mercury'nin ölüm yıldönümü.
Benim 15 yaşındayken harçlıklarımı biriktirerek sahip olduğum ilk kasetim Queen'in kasetiydi. Tam 16.000 lirayı denkleştirerek Kızılay'daki bir pasajdan alıp eve nasıl uçtuğumu dün gibi hatırlıyorum.
Geçmişe dönüp baktığımda Queen'in şarkılarıyla büyüdüğümü söyleyebilirim. Benim için yeri doldurulamaz olan Freddie'ye kocaman sevgilerimi yolluyor, bu haftayı Queen haftası ilan ediyorum. Tüm blog okuyucularına da en sevdiğim şarkılarından biri olan Innuendo 'yu hediye ediyorum...
Yuppiiii:))) @ 20-11-2008 15:08 (Bengi Gençer - Taş Üzerine Yağlıboya 8cm x 7cm MS XXI.yy , Ankara)
En iyi arkadaş canınızın sıkkın olduğu bir günde sımsıcak uyuyan kedisiyle içinize mutluluk katandır:)) Teşekkür ederim Bengi'ciğimmmm İyi ki varsın:))))
Çünkü sürüden olanların yaşamlarının başı belli, ortası belli, sonu bellidir. Risk yoktur, mutluluk sabittir. Huzurludur, güvenlidir...
Sürüden ayrılanlar türlü saçmalıklar denizinde boğulurken meydan hep sürüdekilere kalır. Bu hayatın değişmez kuralıdır.
Sürünüzü kaybetmemeniz dileğiyle:)
Çocuk İstismarına Son @ 18-11-2008 12:26 Bugün sevgili Pelin Tüzün'den bir e-posta aldım. Kısaca yazdıkları aktarmak istiyorum: "Biz bir avuç annenin artık, başta son olaylar olmak üzere, çocuk tacizleri konusunda ve suçluların bir şekilde(!) yırtmasından, sonra da çok büyük halt becermiş gibi televizyon televizyon dolaşıp zafer kazanmış muzaffer komutan edası ile söylemlerde bulunmasından fena halde midesi bulanmaya başlamıştır. Amacımız biz endişeli annelerin sesini mümkün olduğunca duyurmak ve çocuk istismarı konusunda yasalarımızda gerekli düzenlemelerin yapılmasını sağlamaktır. "
Başlattıkları kampanya'ya katılmak isteyenler için linki ekliyorum. Ve çocuklarımız için güvenli, huzurlu, mutlu bir gelecek diliyorum.