Asi Ruh - Çarşı @ 27-05-2008 17:48 Ne güzel başlamıştı, kıpır kıpırdık... Asi Ruh filminin galasındaydık.. Film on numara.. Ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi sevdamız, sevdamızı yaşama şeklimiz..
Film başlamadan Alen'in ağzından Çarşı tarafından bir açıklama yapıldı. Artık yokuz, bırakıyoruz. Belki de ilk defa bu kadar zor yutkunuyorduk. Eleştiriye savunmaya gerek yok.. Zaman getirecek sonuçları...
Neyse, yine de sonuç olarak; 'Bazen sevinç, paso keder.. Beşiktaşlı olmak yeter..'
Reklamlaaar @ 26-05-2008 16:09 Şu tombik elli, içten giydiği boğazlı tişörtüyle neredeyse adamı bile seveceğim küçük Volkan, pembe yanaklarıyla aynı iğrenç saçlı küçük Tuncay, yanakları saçları kulaklarıyla küçük Nihat ve gülüşü bile aynı küçük Arda'dan sonra gelen Servet'in ortasına Emre voleli gol. Nasıl eğlendiriyor beni bu reklam anlatamam. Aynı firma Servet'ten ciddi anlamda tiksinmeme sebep olacak şu canavar kılığına soktuğu reklamıyla yerle bir ediyor düşüncelerimi. Volkan'dan zaten tiksiniyorum, tuz biber oluyor. Tek korkum, kabusum olacak.
Bu euro 2008 yalakalığını geçelim çünkü Nike'ın reklamları yanında esamesi bile okunmaz. Bayılıyorum, bitiyorum, ölüyorum. Hani şu Arsenal'de, Hollanda milli takımında bizzat sizin top koşturduğunuz hissini veren reklam. Reklam olayı şimdilik bitmiştir benim için.
Nuri Bilge Ceylan Cannes Film Festivali'nde Üç Maymun filmi ile en iyi yönetmen ödülünü aldı ve 'ödülü tutkunu olduğum yalnız ve güzel ülkeme armağan ediyorum' dedi. Milliyetçi duygularım öyle çokça kabarmaz ama tavan yaptı şu noktada..
Sahadaki futbol takımı kadar kişi üç günlüğüne Bozcaada'ya kaçtık minibüs kiralayıp.. Neresi olduğu çok önemli değil de, yapabiliyorsanız alın başınızı gidin arada bir... Gazete okumayın, televizyon izlemeyin, sinekler konsun burnunuza hafiften çalınan doğa kokusuyla beraber.. İş güç, çoluk çocuk, metrobüs dolmuş nereye kadar..
Futbolcu olamayacağımı anladım da, şarkıcı olabilirmiyim diye düşünmekteyim.. Fanlarım olsun, adımı haykırsınlar falan. Başka işim yok çünkü.
Yeni bir bölüm olsun blogumda... Öyle etiketle kolaylaştırmak gibi karmaşık işlere gelemeyeceğim için, birbirini takip eden başlıklarla tribündeki bayan taraftarlara yer vereceğimdir. Hemen söyleyeyim, tribünlerdeki bayan taraftar oluşumuna şiddetle karşıyım. Münferit olarak sıkarım yumruğumu bağırırken. Bu sebeple Türk takımlarının bayan taraftarına çok yer vereceğimi zannetmiyorum. Sadece siftah mahiyetinde, anadolu takımlarının emektar bayanlarına bir göz atarız. Herkes anlasın istiyorum, hem futbolu sevip, renklere aşık olup, hem ofsayttan anlayacak kadar(?) zeki, hem de gayet güzel, gayet dişi olabiliyor insan. Dünya takımlarına, milli takımlara vs bakıp fotoğraf toplamaya çalışırken bikinili hatta bikinisiz ablaları görmedim değil ama üzgünüm benim hedef kitlem fanatikler. Maksat herkesin gözü alışsın =)
Nananinaa @ 13-05-2008 12:52 -Ne zaman 'aaayh dur şimdi üşendim birazdan yazarım' desem ve o birazdan geldiğinde blog sayfasını açacak olsam, açılmıyor. Kendince bana gider mi yapıyorsun uleyn ?
-Bela bela üstüne gelmeyen belayı bilmem napiyim der annem namık kemal söylemiş diye de ekler hep, ben bilmem onun yalancısıyım ama bu aralar nasıl da cuk oturuyor.. Geçtiğimiz ağustostan beri abone olduk hastanelere.. Hemşireler yolda görünce selam veriyor artık.. Benimkisi de böyle bir popülerlik işte..
-Peşimde olan tüm şirketlere üzülerek söylemek isterim ki, artık bir staj uzmanı olan ben, kısa bir süre dinlenmek istiyorum, 1 evin 1 kızı gerçeğini bana 2 beden küçük gelecek olsa da giymek istiyorum. 1 ay sonra tekliflerinizi gözden geçiririm, mersi.
-Siyah beyaz aşığı ben, 5 ay boyunca sarı kırmızılı futbolcuların her gün geldiği bir bankadaydım. Facia on numaralarından Beşiktaşıma gol atmaması hususunda 'piroblem yoohk' cevabı almamla, ondört numaralarıyla iddiaya girme, bir de kaybetme gafletinde bulunmamla, birinden de sır almamla büyüdü. Vermez olaydı, merak ediyordum sanki, içime dert oldu. Sanki biri beynimi okuyacak ya da futbol otoritesiyim ya anasını satiyim, babama bile söylemedim. Herkes öğrensin, sağır sultan duysun, rahatlayayım ben de yahu.
-Bizim semtin bir delisi var, sokak veya mahallenin değil, koskoca semtin. Kadir. Sabahtan akşama kadar gezer, herkes de tanır. Kadir sigarayı, kıç kısmına sigara uzunluğunda silindir lastik, onun ucuna da kağıdı ince külah yapıp tüf tüf yaptığımız borular var ya hani, ondan bağlayarak içiyor. 30 santimi bulan bu mekanizmayı dudaklarına götürüyor ve çekiyor bir nefes, ooh miis. Düşününce bile yandı ciğerlerim. Deli işte.
Nerede kaldım, ne yaptım, nerede bırakıp nereden geri tuttum elleri..? Sanki sadece uyuduk ve uyandık.. Mevsimler de aynı gibi, türban da.. Çok mu önemliydi misteriola?Ömrümüzden 6 ay gitti de umrumuzda oldu mu?
Yazdıklarımı, beynimdeki tilkileri kimse okumasın istedim sanırım bir süre.. Eğlenceli gelmedi, ben bana yetemezken bir de benle uğraştırmayayım başkalarını da dedim.. Herkes linkleri kaldırsın, kimse sitem dahi etmesin istedim.. Blogları takip etmedim (ömer-şarbon-romi üçlüsü hariç, onlara uzaktan bakıp kıskandım).
Daha da bencil oldum, daha da uyuz.. Islandım, üşüdüm, çalıştım, yoruldum, sınava girdim, geçtim, kaldım, öpüldüm, öptüm, mezun oldum, naz yaptım, fırça yedim............ Koskoca 6 ayı havaya üfledim.. Hafifledim de geldim.
Kimbilir... @ 04-05-2008 16:45 Belki de uyanıyorumdur...
Yıllar sizden kim korkar..? @ 02-10-2007 16:26 Neden elim gitmiyor aklımdakileri dökmeye? Neden hep aynı boşvermişlik yapışıyor yakama da ben hala panzehirini bulabilmiş değilim? Neden kekim kabarmıyor gibi birşeyim.
Facebook nevalesi bizi de görecek mi dedim durdum, sonunda ben de ilkokul arkadaşlarımı buldumm.. Ay nası mutluyum Allah feysbuka zeval vermesin.. Hemen çıkarttım eski resimlerii, herşeyin miniği güzel yaa.. Hakikaten evlenip çocuk yapmalı ya da biri yapsın sevmeli..
Zamanında deli gibi sarıldığım kocaman yıllık arkadaşlarımla 1gün içinde buz gibi olabildik, daha dün yaşananlar hem yakın, hem uzak olabildiler.. Şimdi sarıldıklarım sarıp sarmalaya dursun benii böyle ben buruşuncaya kadar :) Seviyorum o 'bir el mesafesindekiler'i...
Tozlu raflardan payınıza bu çıktı, buyrun misty bir zamanlar küçüktü.. (Hep ördek orası ayrı)
~Hayat hakikaten bi garip.. Gemiler, ehliyetsiz sürücüler falan.. Kızılır, hırslanılır, ağlanır, bir de üstüne küsülür, nefret edecek kadar ileri bile gidilir.. İncecik bir ipin üzerinde yürüdüğümüzü, bugün var, yarın olmadığımızı anlayana kadar.. Soluğu alabilip verebilmekteymiş olay, bilene kadar.. Gözlerimi kapatıp tebessüm ediyorum.. Hayat dürttükçe, hayat sınadıkça, aklıma gelebilenleri yaşamadığıma, bu halimize şükredip gülümsüyorum.. 12 dikiş, 2 kırığına selam olsun babam, senin gülüşün yeter..........
~Öyle işte. böyle işte.. Tümsek ne kadar büyük olsa da, güneş doğuyor her gün, bir şekilde döndürüyor rutine... Başladık yeniden staja.. Güneşin doğuşunu bir telaş hazırlanırken kaçırıyorum ama kırmızıdan sarıya dönüşünü izleyebiliyorum.. Kalkış saatim 05:30, Allah daha büyük dert vermesin, amin.
~Sırf Beşiktaşlı'lara değil, tribün kokusunu almış ya da almaya hevesli kişilere aspirin niyetindeki e-fanzinimiz bombalasiçıkmıştır, pek güzeldir, bebektir, tadından yenmez, soğuk içilir. İlgililerine duyurulur, şiddetle tavsiye edilir..
Hep dedim ki kendi kendime en başında, depresif olacaksa yazıların yazma, depresif bakacaksan insanlara bakma... Anladım ki artık kronikleşmiş bende bu.. Göz kırpmak gibi, ona eş sürelerde yüzümü asabiliyorum.. Tatil yapmıyorum, stajyer adı altında beş kuruş almadan eşşek gibi çalışıyorum.. Bunun etkisi büyük tabi.
Kaç zamandır böyle işte, gözlerim parlamıyor mesela.. İç karartmaya devam Misterio..
Yaşıyorum işte.
Çıkarken ışıkları söndürmeyi unutmayın.
Laziale mode on - Kısa Kısa @ 03-07-2007 13:34 *Ben geldim, hoş geldim.. Bu fotoğrafı Romi'nin blogdan çaldım.. İlk koyduğunda bunu, o iğrenç sıcaklarda resmen bi bardak su gibi gelmişti... Aynı etki olsun diye Google amcaya rain falan yazıp arattım ama nafile, bunun verdiği etkiyi veren bi foto bulamadım, evet hırsızım. Ve hayır, yazıya Romi ile başlamamın bana verdiği ayar ile bir alakası yok.
*Laziale İstanbul'a gelip de trip yapmazsa ölür, bu başlık ve mod ile gönlünü almaya tabiiki de çalışmıyorum.
*Şarbon kişisi, tatildeyim havalarını bırak, yazı yaz. (Romi oldu mu şeklim, yapabildim mi? Hayran kimliğim bundan zarar görür mü? ehehe)
*Gelelim bana... Misterio kişisi 7yüz küsür gün sonra 3gün süreli bir tatil yaptı... Artık insanlar beyazlığından gözlerini kısmak zorunda kalmıyor, kendisi de deniz gördüğünde 'höh bu da ne' deyip kaçmıyor.
*Staj manyağı olma yolunda emin adımlarla ilerliyorum. 2 aylık banka stajıma başladım, o biter bitmez özel bir şirkette (:P) staj yapacağımdır. Yazları karınca olmayı tercih ediyorum, kışınsa 'ne okulu beeh' diye yatmak daha cazip geliyor.
*Hani ben mezun olamıyorum ya, 10 ders alıyordum hani, 2.sınıftan takmış olduğum 2 ders falan vardı hani... Bu 10 dersin 7sini finallerde vermiş bulunuyorum. Alkışlar Misterio'ya... Bütler bugün itibariyle başladı, 3ün 1ini almış olduğum da bugün itibariyle anlaşıldı sanırım. Neyse Misterio üzülme, kimse senden okulunu uzatmamanı beklemiyordu zaten.
*Milletin basket attığı yerde biz kep atacağız.. Fakültemi kutluyorum bizi atlarla muhattap hallerden, basket sahalarına terfi ettirdiği için.. Bilmeyenlere not, İstanbul Üni. Veli Efendi Hipodromu'nda yapardı bu mezuniyet işlerini, şimdi Beşiktaşımın spor merkezinde.. Sakın akıl etmesinler ama böyle açık hava, bahçeli bi yerin yazın daha iyi olabileceğini..
*Ne zaman bir blog buluşması olsa, bundan 1gün önce de haberdar olsam, 1ay önce de farketmiyor, o gün bünyem yerlerde geziyor... Özürlerimi gönderip öpücem mesela deli-minemi, eyşınımı, eroyu, gündemdekileri vesaireleri, kabul etmezlerse üzülücem en bi çok, daha beter hasta olucam :/
*Beşiktaş artık birilerini transfer etsin, huaa olalım, sevgilim gaza gelsin, gidelim şu kombineyi alalım, şampuanlık havasına girelim (sonra geç bulduk çabuk kaybettik olmayalım,kendisiyle bi mazimiz olsun). Demem o ki, türkselsüperlik başlasın.
*Barış, güzel gözlerin güneşte kamaşa kamaşa nefes al hadi en derininden...
*Bitti, dağılın.
Çocuk.. @ 17-06-2007 07:37 Altını değiştirdiğim, şimdi 11 yaşındaki tanıdığın oğlu en büyük kompleks sebebim... Artık biri için 'neredeyse elime doğdu ve koca adam oldu' demek hiç hayra alamet değil.. Eşşek kafalı agu dediğin günleri biliyorum şimdi bana 'gizmo' diyosun.. Her neyse beyefendinin msni var.. Zaten şimdiki çocukların teknoloji ilgisi ayrı bir kompleks konusu.. Bana ortaokul 2 zamanlarımda bilgisayar alındığında bir şey olacak diye dokunmazdım bile.. Şimdikilerin 5 yaşında ya da doğmadan bilgisayarları hazır oluyor, vah ki vah.. Anlattığıma geri döneyim, kıskançlığın lüzumu yok... Beyefendinin msn iletisi; 'sevdiğim kişi beni sevse başka birşey istemezdim'.. Tekrar bir eşşeek yaa (benim sevgi sözcüğümdür) nidalarında, 'otur dersine, okuluna bak sen' diyen ebeveynlerden gördüm kendimi.. Sonra da düşündüm ki, -midede kebeklerle yaşamaya başladığımda biraz daha büyüktüm gerçi- o yaşlarda sanki beğendiğimiz kişi bize pas verse herşey tamam olacaktı.. Sonrası ne olur hiç bilemezdik ama hep bir melankoli, platoniklik o sıralarda da hakimdi.. Bir de gençlerin en çirkin zamanlarıdırya, amanın.. Bir sonuca varacağı yoktur -o halinle kim ne yapsın seni- dibe vurur gönül.. Ah çocuğum büyüyeceksin, herşey kalpte bitmiyor anlayacaksın.. Bunları da söylediysem belgelendi zaten benim fosil olduğum..
Sürekli özlüyoruz ya o saflığı, kötünün yanından geçmemişliği, onlara bunlara şahit olmamışlığı..... Bunlar neyi özleyecek? Bu hızla giderken neyi yakalıyorlar ki sonrasında yad etsinler..?
Son senem hani benim bu sene sözde.. Kağıt üzerinde 1 sene daha benimsin diyor okulum senden vazgeçmek kolay değil beybi bakışıyla.. Ama bunu sadece ben biliyorum gibi davranıyorum.. Yıllık yazıları hazırlandı, fotoğraflar çekildi, sanki br daha girilmeyecek o bahçeye gibi bir güzel içlenildi.. Cuma günü de esas partiyi tınlamayıp kendi çapımızda mezuniyet balomuzu yapıyoruz.. Tüm bu şaşaadan sonra ertesi sene tırıs tırıs gideceğim dersime.. Yavaştan anlıyorum, koyacak..
Cumartesi Sezen değdi kulağımıza, yüreğimize.. Sınavların ortasında nasıl iyi geldi anlatamam.. Bir keyifliydi, bir bıcır bıcırdı hem kahkahalara boğdu hem de şehitlere yazdığı şiirle iki dakikada herkesi ağlattı.. Duygularla kanka bu kadın, içimizde cızzlayan şey gerçekten tel falansa, çok iyi biliyor basmasını.. Her acıdan, her sevinçten geçmiş sanki.. Bu yük nasıl taşınır yahu.... Mehmet derken yandı yüreği hissettim, süzülen göz yaşı ise söndürmedi bildim.. Yanan diğer yüreklerde olduğu gibi.. Diyecek ne var bilmiyorum, keşke daha fazla yürek yanmasa..
Mehmet, daha çok küçüksün Mehmet.. Bilmiyorsun tabii neden bu sonsuz nöbet.. O kadar vaktin olmadı zaten ama sen ümit etmeye devam et.. Mehmet, bilemiyoruz Mehmet.. Böyle mi sürecek bu ilelebet..? Değişir mi dünya, döner mi devran? Sen ümit etmeye devam et.. Öyle bir karanlık kutu ki insan, Kimse hakiki bir cevap veremez sorsan.. Söz dediğin insan icadı lisan ama sen yine de hep hayattan bahset.. Mehmet, gitmiyor gözün gözümden.. Hiç büyümemişsin, tanıdım çocuk yüzünden.. Kan geldi kederden özümden.. Sen anacığını düşün, çok dikkat et.. Mehmet, küçüksün Mehmet.. İnsan soyu böyle en nihayet.. Öteki desen, beriki desen.. Kendini de, bizi de, dünyayı da affet.
Neden sürekli, sınav döneminde, o yetmezmiş gibi özellikle 'ertesi günü 2 tane sınavımın olduğu günler'de; en bi enerjik, böyle kendini kırlara atası gelen, blog blog gezen, fotoğraflarını düzenleyen, küpelerini gözden geçiren, oje sürmek isteyen, sevgilisine aşk dolu mesajlar atmak için kasan bir tip oluyorum ben?! Çook zamandır süregelen aynı dışarı çıkmama hevesini, yazmama, eğlenmeme hevesini yeniden istiyorum, son kez, iki haftalığına.. Lüt-fen..
Sonra ulan diyorum (hakikaten diyorum) bugün varsın yarın yoksun.. Bakırköy meydanından polislerle eş anlı geçip, patlama sesini duymadığın ve hatta daha aşağılara inmediğin ve inen yakınların olmadığı için 'bugünlük' şanslısın.. Ya şanslı olmayanlar?
Zaten bedbahtım, bu technorati beni neden sevmiyor da pinglemiyor anlamış değilim. Hep alttan alan ben oldum, kendimden ödün verdim, tepeme çıktın technorati.. Bu sefer de yapamazsak, ayrılalım lütfen.
*Meğer ananemin yaptığı mısırları ve onunla komşuculuk oynamayı çok seviyormuşum.. Ve anlıyorum ki, o beni mıncırırken ses çıkarmadığım zamanlar ben iyi bir çocuğum.. İyi çocuk olmayı da seviyorum, ona anane demeyi de...
*Sanırım ben mıncırmayı seviyorum... Mıncırılmaktan nefret ederken, buna hakkım var mı bilmiyorum...
*Direkt güneş o kısma vurmadıkça otobüsün şoför arkası tarafında oturmayı çok seviyorum.. Böylelikle gözümü açık tutabildiğim otobüs yolculuğum süresince diğer şeritleri, dolayısıyla arabaları ve içindekileri görebiliyorum, arabasının içinde avaz avaz şarkısını söyleyen abi ile hüngür hüngür ağlayan ablaya sağlam hayatlar biçebiliyorum...
*Sokağımda yaşayan ve sokağı yaşayan, üzerlerinde 'Gökhan Güleç' ve 'Arda' yazılı çakma formaları olan çocukları seviyorum... Bir tanesi beni ne zaman görse koşup apartmanın dış kapısını açıyor benim için yere bakaraktan.. Ben de 'sağol yakışıklı' diyorum ona..
*Bakkal amcam 'Albeni'yi ne kadar çok sevdiğimi biliyor, bana, 'sırf sen alıyorsun ama senin için getiriyorum' diyor.. Şimdi çok sıcaklarda getirmiyormuş eridiği için, 'sen geçerken içimden inşallah gelip de albeni sormaz çünkü yok diye geçiriyorum' diyor.. O beni seviyor, ben onu seviyorum...
*Şarkılarla anlatmayı, şarkılarla anlatılmayı, şarkılarla bilmem kaç yıl geriye gidebilmeyi seviyorum... Önce kuş olduk, uçtuk semaya.. Sonra vurulduk, düştük sevdaya...
*Gözümden her bir şeyi anlayan anne+dost+sevgili üçgenine sahip olduğum için çok şanslıyım.. Onlara 22yıl, 4yıl ve 6ay için yine gözlerimle teşekkür etmeyi çok seviyorum...
*Karamsar günlerimde birilerinin hatırlatmasıyla da olsa, beni ben yapan şeyleri ve sevdiğim şeyleri düşünmeyi seviyorum...
mutluyum ama cıvıl cıvıl değil.. halbuki yaz geldiyse öyle olmalıydı... bu kadar kaygılanmanın yine de kös kös oturmanın dışında bir şey yapmamanın yerine gözlerimdeki ışıltı için aynaya bile ihtiyaç duymamalıydım.. belki bunda son 2gün okula gitmeyerek hafta sonlarına bağlama alışkanlığı ya da hep bir şeyleri ertelemek etkilidir.. ve mesela hiç ay sonunu getirebilmek için bu denli para hesabı yapmazdım..
mutluyum diye başlama sebebim, en içimin sıkıldığı anlarda kendime bunu soruyor olmam.. ne var, ne istiyorsun, mutlu değil misin, neyin eksik? hepsinin cevabını versemde, sebepsiz gözlerimin doluşuna,o içimin kıpırdanamayışına cevaplarım yok.. cepten de yiyemiyorum artık.. hadi kabul edeyim karamsarsam, bunu bir şeye yansıtayım diyorum.. elimi, zihnimi bir şekle sokayım diyorum, onu da beğenmiyorum.. yazılarımı, gözümün gördüklerini, isteyip de yapamadıklarımı, hayallerimi bırakıvereyim diyorum ayaklarımın dibine.. sıfırdan başlayayım.. yok yok, ben soyunmayı bile beceremiyorum..
bu halimle elimi tutan kim varsa onu da üşütüyorum..
büyük harf de yok işte, sindim, kendimi gömdüm derinlere..
Misterio aynı zamanda çaylak bir voleybolcu, bilenler bilir, geçen sene başlayan bir macera bu.. Mezun olmaya niyetim olmadığına göre, seneye de tam gaz voleybolcuyum... İyiyiz, güzeliz, hoşuz kendi çapımızda pasörüz, hop bir ki... Elimin üstü mosmor.. Nasıl bir atlamaysa topa, elim kendi vicuudumun altında kaldı geçen haftalarda... Ben de anlamadım, hiç yorulmayın gözünüzde canlandırmaya çalışırken... Her maç üzerine yenileri ekleniyor, maç ertesi iki gün iptal oluyorum, ağrımayan tek bir noktam kalmıyor... Millet karate, boks gibi sporlar yapıyor bendeki bu hamlık nereye kadar? Sepet Misterio... Hayır yani endişeleniyorum.. 55 yaşımda torunumla oynayabilmek istiyorum sadece... Ve geçenlerde yataraktan sevgiliyle telefonda konuşurken (öö aynı turkcell reklamındaki gibiydim, ondan oldu herhalde :P aşkııııım :P ) dönmek isteyince belimden çıkmaması gereken bir ses çıktı ve kalakaldım öylece.. Kalkamayacağım diye korktum, yavaştan geçti.. Noluyoruz yahu, çıt kırıldım Misterio istemiyoruz !
Torun torba demişken, ben küçüklüğümden beri büyüyüp anne olacağım anın hayalini kurarım.. Öyle çok istiyorumki çocuk, hep çocuğum olmayacak korkusu var içimde.. Ciddi anlamda olmayacak gibi hissederim, tıp gelişiyor diye de kendimi avuturum.. Olmadı Seda Sayan'a başvururum seçeneği hep cepte zaten...
Bu aralar bünyem de bir zayıf.. Hiç bir şeyi aklımda tutamıyorum, bağırsaklarım ve midem bana ihanet ediyor, sevgilimden kıskanıp kedi gibi hapşuruyorum.. Ben günü birlik İzmir'e kaçıyorum.. Zayıflıkları orada denize atıp geliyorum.. Maç bahane, şööyle kemiklerimi ısıtıcam, sevgilimle Kordon'da gezicem, (Kordon'muydu o? 3kişi gidiyoruz ama İzmir'in İ'sinden haberimiz yok, hadi bakalım... ) geldiğimde cin Misty olucamm... Hobareey... Kalın sağlıcakla :)
@ 01-05-2007 09:18 İçimden bu ara bir şey yazmak gelmiyor...
Bir 29 Nisan geçmişken, bu sefer bayraklarımızın al'ı yüzüme vurmuşken, hiç kolay kazanılmayan cumhuriyetin bekçileri olduğumuzu haykırırken, uzun zamandır ilk defa insanımı bu kadar değerli görür ve severken ve bugün 1 Mayıs'ken... Ben evde oturmuş İstanbulluların işkence dolu sabah saatlerini izledim, ulaşım kelimesi yine anlamına ihanet etti, gözaltı sayıları ve vali açıklamaları içeren alt yazılarda bulduk kendimizi, biz okula gitmedik ve kirlendi dünya...
3-6-7 sayılarını umursamaz görünüp, özgüven portresi çizen ama çocukluklarını özlemiş olacaklarki, 'hadi saklambaç oynayalım' edasıyla '3 muhalefet gördüm sanki, evet sobee' diyen vekil saydığımız fakat amaç ve temsil ettiklerini unutan kişiler var, dinimi araç olarak kullananlar var.. Evet evet, kirlendi dünya...
Yine de gelmemişti yazmak içimden, ben Çağlayan'da umut ekmiştim kalbime ama çok kirlendi be dünya..
Çalışma masam isminin hakkını vermez, laptopuma yataklık eder... Sırf bundan mütevellit (ciddi konuşmalar bunlar) ben kendimi bildim bileli yatağımın üstünde çalışırım.. Oram buram ağrıdığında çalışmayı bitirme zamanı gelmiş demektir.. Çok çalışkanım.
Neyse, işin özü, yarın sabahın köründe gireceğim sınav ile geçici buhran yan etkili vize dönemim sona eriyor, geliyorum.
Yazdım yazdım.. @ 08-04-2007 08:55 Sonra ctrl+A yapıp üstüne bir de delete... Uçurdum her bir şeyi bu sayfadan... Şimdi, ya 4 seneye böyle bir uygulama yapacağım ya da önümdeki bir buçuk senenin mümkün olduğunca hızlı geçmesi için dua edeceğim... Bana mülakatta neden okulun uzadı diye sorarlarsa gözyaşlarım arasında vereceğim çok güzel cevaplarım var... Ve hayallerim...
Babam sürekli, 'dua ederken de makul olmak lazım' der... Eh demekki Misterio'nun duası; Allah'ım ofisimin penceresinden en az hayallerim kadar büyük binaların göründüğü, sadece çay ve sigara (ben eminimki sigara içiyor olacağım, ufaktan başladık..) için rahat koltuğumdan kalkmak zorunda olmayacağım, 17:30 mesai sonu, çantamı alır kaçarım kimse de beni tutamaz dediğim, yüzümün güldüğü bir işim olsun. Amin. şeklinde olmalı...
Anaokulunu da sayalım, 17 senedir okuyorum.. Hiç bu kadar mutsuz olmamıştım, üniversitemden istifa etmek istiyorum.
Bir ders çıkışı Uzay ile boyalar hakkındaki son görüşmem ve bakır rengi saçlı kızları gördüğümde kendisini son kez dürtmem sonucunda gittim boyayı aldım.. Anneme de ya tamam ya devam dedim.. Benimle bu yolda var mısın yoksa aşkımız pazara kadar mı dedim.. Bir kaç şartını sıraladıktan sonra ikna oldu ve bir faciayı önleyerek temiz iş çıkardı.. İstediğim rengin tabii ki koyusu oldu ama nasıl güzelim nasıııl... Bu kadar beğeneceğimi bilsem o kadar zaman kıvranmaz hemen boyardım.. Kısmet tabi bu işler...
--------------o--------------
Defterlerimize konuları ayırmak için yaptığımız şekil neden benim blogumda olmasın?? Hem dün dikkat ettim Eysean da defterine bunlardan yapıyor :P Kıskanç değilim hayır, esinlendim :P
Dün dikkat ettim dememin sebebi ise daha önce katılamadığım ama ruhumun onlarla olduğu şu, bu, o (aslında hepsi aynı :P ) buluşmasının 2. ayağı dün yapıldı ve ben yeni transferleriydim... Nasıl keyif aldığımı size ben değil, resimdeki gözyaşlarım anlatacak..
Yedik içtik, yediklerimizi zıplattık, köz istedik çığlıklarla, musallat olunduk turistler tarafından, komün halinde wc ziyaretleri yaptık ve ben sonunda Cansu'nun muhteşem gülüşünü görebilmiş oldum :) Oky, Eyşın ve Eroy bildiğiniz gibiler :P İlk izlenim önemliymiş, ayrıntıları söyleyeyim hemen, Oky'nin küçük ve güzel elleri ile pişti olduğumuz converseleri var he bir de süper bakışları.. Eyşın çook içten ve sürekli sarılmak isteyeceğiniz beyazlıkta, bıcır bıcır.. Cansu'nun Eroy'a bakışındaki sevgiyi ciddi anlamda kıskandım :P Ayrıca çok fotojenik ve tatlı.. Gördüğünüz an kanınız ısınır garanti verebilirim.. Ve son olarak, Eroy'u günün yıldızı ilan ediyorum ve blogunda yazdıklarıyla alakası yok iddia ediyorum :P Bu kadar matrak bir Eroy beklemiyordum itiraf ediyorum :))
Bedbaht Misterio @ 23-03-2007 17:31 İçimde sürekli bir şeyler yapmak isteyip yapamamanın huzursuzluğu var.. Ama şey gibi.. Hani canın bir şey istiyordur tam olarak ne istediğini bilmiyorsundur.. Mesela susamışsındır ama o an en iyi gelecek şey koladır, su değil, eureka durumları vuku bulur... Tam da bu yani.. Birşey yapayım, altında da imzam olsun... O an bana o iyi gelsin.. Neyse, henüz bulamadım.. Kafada bir ampul yanana kadar amaçsız Misterio emrinize amade..
1 haftadır taktım saçlarıma.. Dün gittim kestirdim ama beni kesmedi.. Bunalımda da değilim ki, ne oluyör? Israrla koyu kumral olan saçımı bakır tonlarına boyamak istiyorum, annemin çığlıklarına maruz kalıyorum.. Pişman olurmuşum, ben öyle pür makyaj dolaşan kaldı ki kendine çok bakan biri değilmişim, makyajsız çok soluk olurmuşum, kaşlarım koyu kalırmış (benim de tek korkum bu, bir de onları boyamak zorunda kalmak hep eleştirdiğim birşeydi :/ ) saçımın kalitesi bozulurmuş... Öyle taktım ki, boyayı heba edip uçlarına şööyle bir geçiyordum uğradım havası verip denemeyi bile düşünüyorum.. Yazın çoğalan çillerim bile var, kızarıyorum falan hani.. Böyle turuncumsu kafa güzel olmaz mı yaaa :(
Hiç de çirkin hatunlarda görmedim ki şu saç rengini soğuyayım, vazgeçeyim...
Tek emin olduğum artık tipik Misterio'dan çok sıkılmış olduğum ve bir şekilde bir şeyleri değiştirmem gerektiği.. Okulu bırakıp biçki nakış kursuna mı gitsem..? Sevgilimi evlenmeye ikna edip ömrümün sonuna kadar bir fiil çocuk mu baksam..? Neyse gidip dizi izlemeye devam edeyim çekirdek yiyerekten...
Kaydım bunun üstünden.. Bugün de öyle enerjik olamadığım için üzgünüm.. Suratım asık.. Gece uyumak bilmiyorum, sabah uyanmak... Alarmı duymadan kapamada uzmanlaştım, 10'a kadar uyumazsam kendime gelemiyorum. İki gündür saat 9 ve 10'daki derslerim kaçtı. Ha le lu ya. Çığlık atmak istiyorum.. Süper şeyler yaptım demek istiyorum.. Yapamadığım için insan içine karışmak dahi istemiyorum.. Kambur durmak, ayaklarım her daim soğuk olduğu için dizlerimi karnıma çekip mayışmak istiyorum.. Başım ağrıdığında sevgilim alnımı öpüyor diye her dakika uff başım ağrıdı psyy modunda olmak istiyorum.. Evet ben aynen Psyduck gibiyim.. Zaten göbeğim de var. Hıh!
Bir önceki yazıma yorum yazdırtmayan bilgisayarım&blogum dayanışmasına buna bir son vermeleri gerektiğini huzurlarınızda tehditkar bir havayla söylüyorum, kötü kötü de bakıyorum ilaveten. Yine sıkıntı bastı, şu üstteki şeyler uzayıp beni boğmaya başladı, karman çorman sorunlu şeyler bana gelmiyor, yine template delisi Misty olacağım bu günlerde..
Hadi bir kaç aktivitemden de bahsedeyim, ''ot Misterio'luk''tan çıkma adına... Ata Demirer'e gittik efenim, (ki devamı şurada )herkes gülmekten katılırken ben elimde selpak ağlar durumdaydım.. Çok gülünce gözlerden yaş gelmesi bu durumlarda çok absürd kaçabiliyormuş, zira tek selpak yetmedi.. Göbeğini sevsinler seniin Ataa :) Çok tatlıydı, güzeldi, şekerci herhalde babası.. Ahiiy sus suss Misty.... Bir de 6 Nisan'da Bostancı'da Sezen ile randevum var, aman sabahlar olmasın..
Üstüm Başım Sevda İçinde.. @ 06-03-2007 10:13 Birini kaybetmekten ölesiye korktuğunda daha beter elini yüzüne bulaştırıyorsan iflah olmaz, mutluluktan anlamaz bir şey mi olmuş oluyorsun? Zor yakalanır bir şey bulmuşsun, hiç olmadığın kadar iyi hissediyorsun ve tek sorun 'sen'sin! Sezen şarkıları seçer, aşkın dibine nasıl vurulur, nasıl başı dik olunur, nasıl bir adam istersin gibi hayal dünyası yaratılır, bütün modeller giyilir.. Anne baba 25 yılı devirmiş hala elele dolaşır.. Gör de, duy da örnek al olayı bir milyon tane... Hani hiç anlamıyorsan bu işlerden, çevrene bak biraz diyeceğim... Aşk öğretilmez, aşk ben geliyorum demez, hele giderken hiç söylemez.. Sen sivilcelerinle, karın ağrılarınla kalırsın öylece... Martaval okumasın mı bu parmaklar..? Peki susalım.. O zaman Misterio hanım, kendinize geliniz.. Gözlerinizin içine bakan o hep hayal ettiğiniz kahramanınızın ellerinden sımsıkı tutunuz ve başka bir şey düşünmeyiniz..... Kendi iç sesinizi kendinize saklayıp, o sana gülen gözlerle bakarken oflaya puflaya ayamanöf triplerine girmeyiniz. Al eline Eksik Şiir'i, bir şarkı tut, dağılsın bulutlar... Uyku tutmadığı zaman da yapıyorum bunu, iyi geliyor... Melodisiz, çıplak sözler bazen daha gerçek geliyor... Sanki direkt bana söyleniyor..
Açtık, şansımıza 154-155. sayfalar geldi..
Ama beni aldatma Kimseyi aldatma İhanet onarılmaz Ne olur aldatma
İlk sayfa bizi Sezen'imizin' Aldatma' şarkısıyla (Ajda Pekkan son albümünde söyledi..) karşılarken,
Söyle! Aldattın mı, aldattın mı? Öpüştün mü, seviştin mi, yattın mı? Uyudun mu el koynunda? Sonra, mahmur mahmur kalktın mı? O zaman neye tutunup kalalım ayakta? O zamani ne mana kaldı hayatta?
diyen ikinci sayfa vurmuyor, öldürüyor, psikopata bağlıyor ve 'İhanet Kalbime Kötülük Koydu' (Seden Gürel söylemiş..) şarkısıyla kalk git çal kapısını diyor resmen!
Aşkolsun Sezen... Kontörüm bile yok, hadi kolaysa gülümse!
Ben hiç bu kadar paranoyak ve sarsak olmamıştım, imdat!
Ne zaman aklımdan tam süper olmasa da büyüse süper olacak fikirler geçiyor, bir internetin neslinin yok olmadığı kalıyor... Sanırım bana müstehak, hatırlatmasanız Misteriola'nın 1. yaşını es geçecektim.. Kendisi triplerde, bağlantıları sağlam, sonucunda internetim göçük.. Her şeyi kaydetmek suretiyle 10 dk.da bir reset Misterio artık benim adım.. Kısa keselim bu muhabbeti, gelelim fasulye ve fayda maksimizasyonuna amanın ben bir iktisatçı adayımıyım yoksaa :P
Ruhumun kaçışlarına, yüreğimin çarpışlarına tanıklık etti burası.. Saklandığım, kaçtığım, kendi bilmediklerimi bile anlattığım yer oldu.. Beraber büyüyoruz işte.. Nice güzel paylaşımlara diyelim.. Hadi şımarabiliriz :P