The largest and the best home page
Olmazmi search
tr
en
home page sites rsses
   
 There are thousands of videos in Videovarmi.com Click here to go Videovarmi.com.

General - Kerimsel Günlük RSS

Darthnus @ 31-03-2011 19:01
Image and video hosting by TinyPic


Darthnus Duvarkağıtları / Darthnus Wallpapers
Türkçe / English
1920*1200, 1366*768, 1280*1024

Image and video hosting by TinyPic
Image and video hosting by TinyPic


Image and video hosting by TinyPic

Masterus Duvarkağıtları / Masterus Wallpapers
Türkçe / English
1920*1200, 1366*768, 1280*1024

Image and video hosting by TinyPic
Image and video hosting by TinyPic


Mehtap @ 24-03-2011 10:53
Image and video hosting by TinyPic

Mehtap Duvarkağıdı / Wallpaper
1920*1200, 1366*768 ve 1280*1024

Image and video hosting by TinyPic
Image and video hosting by TinyPic


Magazinel tarih @ 22-03-2011 11:16
Image and video hosting by TinyPic


- Ah ah, Tuncay bak koskoca Padişah nasıl da aşık, nasıl da romantik.
- Dizi yahu o, senaryo bunlar.
- Yok be gerçekte de öyleymiş, Kanuni ne de çok severmiş Hürremi.
- Evet aynı Hürrem koskoca imparatorluğun geleceği ile oynamış, ona ne diyeceksin?
- Yahu ben aşk diyorum, koskoca padişah karısına köle olmuş diyorum, sen imparatorluk diyorsun.
- Yok be bir şey demiyorum, öyle karım olsun ben de köle olurum diyorum sadece.
- Neeeeeee, gözün kör olmasın Tuncay, Allah cezanı versin e mi ...

Halk olarak magazine olan ilgimiz o denli fazla ki tarihsel olayları bile magazinel olan olmayan diye ayırıyoruz artık. Nasıl mı? Basit aslında. Koskoca Türk tarihinde insanımızın en iyi hatırladıkları bir kaç olaydan örnek vereyim. 

Mesela, Kanuni Sultan Süleyman koca dünyaya hükmetmiş bir padişah iken, onunla ilgili en iyi bilinen olaylardan biri şüphesiz ki Hürrem'e olan aşkıdır. Oysa biz de Kanuni, Batı'da ise Muhteşem olarak anılan Kanuni'nin Osmanlı'nın en fazla sefer düzenleyen padişahlarından biri olduğunu pek az kişi bilir.

Bir başka olay ise Baltacı Mehmet Paşa ve Katerina olayıdır. İddialara göre Katerina Baltacı'nın çadırına gizlice gelmiş ve Osmanlı'nın kazandığı savaştan zararlı bir anlaşma ile ayrılmasını sağlamıştır. Ancak kimse savaşın adını vb gelişmeleri hatırlamaz bile.

Aynı durum IV. Murat için de geçerlidir. İçki ve kumarı yasaklamış bu padişahın içki bağımlısı olduğu konuşulur. Ama pek çok kimse yıllar yılı İran işgalinde kalmış olan Bağdat'ı geri aldığını bilmez.

Eeee, bir ülkede magazinin her türlüsü insanların ilgisini çekerse, başkalarının özel hayatları en uç noktasına kadar sergilenir ve halk da bunları merakla seyrederse, doğal olarak o insanlar tarihe de magazinel açıdan bakarlar. Bu yüzden değil mi ki zaten piyasadaki bir kaç tarih dergisi de satışlarını arttırmak için tarihi olayların magazinel yönlerine eğilmektedir.

Bu arada Prut Savaşı, Baltacı Mehmet'in kazandığı ve kimsenin adını hatırlamadığı savaştır. :)


En itici yanlarımız @ 19-03-2011 12:04
Image and video hosting by TinyPic


Kadınların ve erkeklerin bir birlerinde gördüğü pek çok güzel yan vardır, ancak her ikisinin itici yanları da mevcuttur şüphesiz. Kadınlar erkeklerin bazı özelliklerinde şikayetçi olurken, aynı şekilde erkekler de kadınların bazı özelliklerinden şikayetçidir. Ben de tüm tarafsızlığımla ve gerek kendimde, gerek çevremde gördüğüm kadarıyla kadınla erkeğin bir birlerine benzeyen itici yanlarını sıraladım. Buyurun buradan yakın. :D

kadınların konkeni - erkeklerin tavlası
kadınların dedikodusu - erkeklerin askerlik anıları
kadınların altın günleri - erkeklerin halı saha maçları
kadınların dizileri - erkeklerin futbolu
kadınların aşırı duygusallıkları - erkeklerin şiddet bağımlılıkları
kadınların dırdırları - erkeklerin horlamaları
kadınların göz yaşları - erkeklerin kabalıkları
kadınların yaş takıntıları - erkeklerin saç takıntıları
kadınların aşırı ilgileri - erkeklerin ilgisizlikleri
kadınların çocuksu konuşmaları - erkeklerin bağırmaları
kadınların aşırı makyajları - erkeklerin saç sakal karışımları
kadınların aşk hayalleri - erkeklerin seks hayalleri
kadınların örgüleri - erkeklerin kumandaları
kadınların temizlik takıntıları - erkeklerin dağınıklıkları
kadınların giysi merakları - erkeklerin elektronik merakları
kadınların takıları - erkeklerin tespihleri
kadınların kol çantaları - erkeklerin alet çantaları
kadınların alışveriş tutkuları - erkeklerin otomobil tutkuları
kadınların selülitleri - erkeklerin göbekleri

Not: Veriler uzun yıllar süren bir araştırmanın sonucunda ve binlerce kişinin katılımıyla yapılmıştır. Yok be sadece on beş dakika ve en fazla beş kişinin katılımıyla yapıldı.  :D Ama yine de tüm hakları şehsıma aittir, ona göre. :)


Yap ve boz ülkesinde yaşıyoruz @ 17-03-2011 11:54
Image and video hosting by TinyPic


Yap boz zihniyeti: Biz düşünce yapısının adıdır bu, örneklerle anlatacağım.

Belediye bir mahallenin yolunu asfaltlar, lakin haftasına o asfalt bozulur, çünkü alt yapı iyi değildir. Su borusu patlar, asfaltın bir kısmı kesilir, borular yapılır ve asfalt yamanır. Sonra elektrik kabloları değiştirilirken de aynı durum yinelenir ve sonra da telefon kabloları için. Bu da yetmez, asfalt iyi dökülmediğinden yağmurla birlikte bozulur, üzerinde çukurlar oluşur. Onlar da yamanır. Artık asfaltın her yanı yamadır. Benim ülkemde zaten ana yollar hariç, ki pek çok ana yolda da durum aynıdır, her asfalt yol yamalıdır. Bu yamalar işimizi nasıl yaptığımızın da aynasıdır.

Üstelik o yol çalışmaları boyunca açılan çukurların etrafında güvenlik önlemleri alınmaz, çukur öyle açık bırakılır, vatandaş içine düşer hayatını kaybeder. Ahlar vahlar çekilir, sorumlular kovulur, ama aynı hata sonra yine yapılır. Çünkü benim ülkemde hatalar ders alınmak için değil, tekrarlanması için vardır.

Kaldırımlar ise ancak seçim dönemleri düzeltilir, düzeltilirken de birilerine mutlaka peşkeş çekilir. Çünkü benim ülkemde kaldırımların düzeltilmesi hizmet olsun diye değil, vatandaşın gözü boyansın diyedir. 

Aynı düşünce sistemi devlet yapısında da vardır. Bir şehir yıkılır depremle, çünkü zemini sağlam değildir. Ders aldık denilir, ama şehir yeniden aynı zemin üzerine inşa edilir. Sonra bir daha yıkılır o şehir ve aynı süreç yeniden gelişir. Oy için sağlam olmayan binalara ruhsat verilir, sonra o ruhsatlı binalar depremle oldukları yere yıkılıverir. Ama her deprem sonrası TV'de siyasilerce ahkamlar kesilir, profesörler bile ben daha çok bilgiliyim diye geçinir, ama kimse ders almaz, aynı düzen devam ettirilir. Çünkü benim ülkemde tartışmalar ders almak için değil, günü geçirmek içindir.

Santraller kurulu ülkemin derelerinde, enerji gerek denir, lakin o santralleri denetlemek gereksizdir. Kuruyan dereler, ölen balık ve diğer canlılar önemli değildir. Bir de karşı çıkanlar vatan haini olarak itham edilir. Çünkü benim ülkemde en kolay şeylerden biri itham etmektir.

Bu ve bunun gibi nicesi, hemen her gün yaşadığımız, tanıklık ettiğimiz vardır binlercesi. Şimdi benim ülkemde nükleer santral kurulmak isteniyor, siyasiler güvenceler veriyor, "Dünyaya örnek olacak." deniyor. Ama bunca kötü örnek ve bu zihniyet varken, benim gönlüm rahat etmiyor. Çünkü benim halkım da yöneticilerine ses çıkartmıyor.

Son olarak bir soru, sizce neden milletimiz satrancı değil de, daha çok tavlayı sevmektedir? Cevabı halimizde gizlidir.


Gül&Rose @ 15-03-2011 11:16
Image and video hosting by TinyPic


Gül&Rose Duvarkağıtları
1920*1200, 1366*768 ve 1280*1024
Türkçe ve İngilizce Versiyonlar


Gül&Rose Wallpapers
1920*1200, 1366*768 and 1280*1024
Turkish and English Versions

Image and video hosting by TinyPic
Image and video hosting by TinyPic


Sansüre gel @ 12-03-2011 10:59
Image and video hosting by TinyPic


Bugün sizlerle dünyadaki internet sansürü durumunu paylaşmak istiyorum. yuxiyou.net/open/ sitesinde dünyadaki internet sansür durumuyla ilgili veriler bulunuyor. Hadi inceleyelim.

Image and video hosting by TinyPic

Bu tabloya göre mavi renkteki ülkeler internete sansür uygulamıyor, sarı renkteki ülkeler belli bir oranda sansür uyguluyor, kırmızı renkteki ülkeler ise interneti gözetim altında tutuyor, siyah renkteki ülkeler ise yoğun bir sansür uyguluyor.

Şimdi gelelim, kim neden sansür uyguluyor sorusuna.

Image and video hosting by TinyPic

Bu tablodaki mavi halka içinde yer alan ülkeler internete "Geleneksel toplumsal değerleri korumak için" sansür uyguluyor. Pembe (ya da tam adı neyse) renk içindeki ülkeler "siyasi istikrar için" sansür uyguluyorlar. Yeşil halka içerisindeki ülkeler ise "ulusal güvenliklerini korumak için" sansür uyguluyorlar. Kesişme alanlarında yer alan ülkeler ise iki alanda bir den sansür uygularken, merkezdeki ülkeler bütün bu alanlarda sansür uyguluyor. Çin, İran, Suudi Arabistan vb.Gördüğünüz gibi tabloda Türkiye yok, anlaşılan ülkemizi hangi kategoriye koyacaklarına karar verememişler.

Gelelim dünya genelinde en çok yasak uygulanan sitelere: En yaygın yasaklar pornografik içeriğe sahip sitelere, sosyal medya sitelerine, Wikipedia'ya, Wikileaks'e, siyasi bloglara, dini sitelere ve video paylaşım sitelerine karşı uygulanıyormuş.

Türkiye'deki sansür geçmişini irdelersek, hatırladıklarım şunlar. Wordpress, Youtube, Blogger, Vimeo, Fizy, pornografik içerikli siteler, kumar siteleri vb. 

Dünya genelinde uygulanan ortak sansürler de yok değil, bunlar çocuk istismarı, telif hakkı ihlali konularındaki yasaklar, ki doğru konular, ancak dünya üzerinde bir blog için Blogger'ın tümünü kapatan çok azdır eminim. 

Ancak biliyorum ki ne desek boş, çünkü insan hakları gelişmiş ülkeler olarak görülen Fransa, İtalya ve Avustralya'da bile internete uygulanan sansürün arttırılması yönünde çalışmalar mevcut. Bakınız: Sansür kuşatması dört koldan

Eh ne diyelim, zaten pahalı ve yavaştı internetimiz, sağolsun yetkililer bizi düşünüp siteleri kapatıyorlar da biz de yorulmuyoruz. Züğürt tesellisi. :D


Varsın kopsun kıyamet @ 11-03-2011 13:05
Image and video hosting by TinyPic


İnsanoğlu nedense kıyamet senaryolarına ve yok oluşlara baya meraklı. Şöyle ilk aklıma gelen kıyamet senaryolu bir kaç filmi sayayım mesela: Armagedon, Kehanet, 2012 vb, ki çok daha fazlası mevcut.

Filmlerin kimisinde meteor, kimisinde deprem, sel vb doğal afetler, kimisinde ise uzaylılar getiriyor sonumuzu. Bu filmlerden 2012'nin sonu oldukça ilginç mesela, çünkü Batı düşüncesini yansıyor. Filmin sonunda kurtulmayı başaranlar sadece G-8 ülkeleri ve Suudi Arabistan'ın liderleri ile, zengin iş adamları, sanatçı ve bilim adamlarıydı. Yani normal vatandaşların ve başka ülkelerin yaşama hakları yoktu. Bir de filmin sonunda insaniyetlik yapıp arızalanan son geminin yolcularını da sağlam bir gemiye aldıkları sahne var ki, insana bu ne perhiz bu ne lahana turşusu dedirtiyor. 

Neyse, işte bu ve bunun gibi durumlar üzerine ben de kıyamet senaryolarını toplamaya karar verdim. Uzun süren (yaklaşık on dakika) araştırmalar sonucu kıyamet senaryolarını gruplar halinde topladım, işte o çalışma:
  • 2012 Marduk isimli zat-ı muhterem bir gezegen yaklaşacakmış gün batımından, af edersiniz yani uzayın derinliklerinden ve çok çok yakın geçecekmiş dünyamıza. Çekim gücü nedeniyle de dünyamızda yer yerinden oynayacakmış. Zaten 3661 yılda bir geçermiş kendisi ve her geçişinde de bir iz bırakırmış sağolsun. Artık top yekun yok oluş bu sefere kısmet. (Sanki Marduk yokken dünyadaki doğal afetler çok az da, o da  ayrı mesele)
  • Maya takvimi de 2012 yılında sona eriyormuş mesela, sonrası yokmuş, kıyamet o tarihte kopacakmış. 2012'de ABD'deki Yellowstone parkında kocaman bir yanardağ patlayacak ve bu dağın tetiklemesi ile dünyada yaşam kalmayacakmış.
  • NASA geçenlerde meteorların incelemesine ağırlık verme kararı almış. Amaç meteor yapısını daha iyi anlayıp, gün olur dünyamıza koca bir meteorun çarpma riski olursa, onu nasıl durdurabileceğimizi bulmakmış. Çünkü her zaman için böyle bir risk varmış. (En azından bilimsel)
  • Güneş isimli bize hayat veren enerji kaynağının patlaması ve güneş sistemimizi yok etmesi fikri de mevcut ki, bu bilimsel bir gerçek. Elbette bir gün güneşin enerjisini tüketecek ve kaçınılmaz son gelecek, de insanoğlu o zamana kadar yaşayabilecek mi, o muamma.
  • Uzaylılar da gelip bizi tepeleyebilir ve yaşamı sona erdirebilirmiş. (Uzaylıya inanmıyorum ki buna inanayım, ama hadi neyse)
  • En mantıklısı yine de küresel ısınma gibi görünüyor. Yani kendi kendimizi yok etmemiz, ki iklim değişiklikleri, içilebilir su miktarındaki azalma vb durumlar bu ihtimali en gerçekçisi kılıyor.
Ancak hatırlatmak istediğim bir nokta mevcut. İslam inancında kıyametin ne zaman  gerçekleşeceğinin Allah'tan başka kimse tarafından bilinmediği vurgulanır. Ama tabi kimin neye inanacağı kendisine kalmış, isteyen Mayalar'a inanabilir. 

Not: Yazıyı Japonya'da gerçekleşen 8.9 büyüklüğünde deprem ve sonrasındaki tsunami olayından önce yazmıştım. Tabi ki son derece üzücü bir olay. Ancak eminim ki şimdi bu depremi Marduk'a, ya da Mayalar'a bağlayanlar çıkacaktır. Türk basınında da günlerce bu depremin, olası Marmara depremini etkileyip etkilemeyeceği tartışılır. Aynı tas aynı hamam.



Serap @ 10-03-2011 13:51
Image and video hosting by TinyPic

Serap Duvarkağıtları
Sade ve Pardus
1920*1200, 1366*768 ve 1280*1024

Serap Wallpapers
Simple and Pardus
1920*1200, 1366*768 and 1280*1024

Image and video hosting by TinyPic
Image and video hosting by TinyPic


İtinayla hakaret edilir @ 08-03-2011 10:51
Image and video hosting by TinyPic


Hakaret konusunda oldukça bilgin (?) bir halkımız var. Akla gelebilecek hemen her kelime ile insanlarımız bir birlerine sürekli hakaret ediyorlar. Bunun sebebi aslında fantastik kahramanlardan biriyle alakalı bence: Kurtadam. Hani şu dolunay zamanı dönüşen yaratık. Aslında hepimiz birer kurtadamız, dönüşmek için kendi dolunayımızı görmeyi bekliyoruz sadece. 

Örneğin erkekler, futbol maçlarında, trafikte vb yerlerde dönüşüm geçiriyorlar. Kadınlar ise alışveriş, kıskançlık vb durumlarda. 

Ancak benim asıl bahsetmek istediğim, siyasi konularda dönüşüm geçiren kişilerin karşı tarafa hakaret etmek için kullandıkları siyasi terimler. Çünkü bu terimlerin pek çoğunu kendi anlamı dışında kullanıyor insanlarımız. Hayır, hakaret edeceksiniz bari doğru şekilde edin. :D
  • Faşist: Oldukça sık kullanılan bir kelimedir kendisi. Lakin pek çok kişi anlamından bir haber olduğundan, bu kelime daha çok olur olmaz yerlerde kullanılır. Aklına gelen söyler yani. Gerçek anlamı ise: Aşırı milliyetçi ve baskıcı yönetim şekli olan Faşizm'in destekçisidir. Yani kafatasçı denilebilir.
  • Komünist: Hakaret dilindeki anlamı, din ve devlet düşmanı olarak tanımlanabilir. Aslında bunun sebebi tamamen Sovyetler Birliği korkusundan kaynaklanmaktadır. Normalde komünizmin dinle bir ilgisi yoktur, ancak Sovyetler Birliği'nde dine karşı yapılan uygulamalar ve halkın zihnine yerleşen komünist şekli nedeniyle bu anlamda kullanılır. Gerçek anlamı ise:  Bütün malların ortaklaşa kullanıldığı ve özel mülkiyetin olmadığı toplum düzenini savunan kişidir. 
  • Anarşist: Bu kelime aslında yıllar boyu terörist kelimesinin yerine kullanıldı ülkemizde. Gerçek anlamı ise: Toplumsal otoritenin her türlüsünü saf dışı bırakmayı amaçlayan kişi. Yani kargaşa ortamı isteyen kimse. 
  • Yandaş: Son zamanlardaki siyasi gelişmelere bağlı olarak hakaret diline giren kelimedir. Kullanılış amacı yalaka ve asalakla eş anlamlıdır. Gerçek anlamı ise: Birinden yana olan veya bir düşünceye, bir isteğe katılan, onu destekleyen kimsedir.
  • Ulusalcı: Yine son dönemdeki siyasi olaylara bağlı olarak hakaret diline geçen bir kelimedir kendisi. Asıl anlamı milliyetçi kelimesi ile aynı olsa da, sol görüşlü kimseler için kullanılmaktadır. Normalde bu ikisi bir arada olmadığından da garip durmaktadır. Gerçek anlamı ise: Milliyet ilkesini benimseyen, milliyetsever, ulusçu, ulusalcı kişidir.
  • Burjuva: Hakaret dilinde genelde kullanılan anlamı sömürücüdür. Ancak gariptir ki gerçek anlamı şehirli demektir. Buna karşın TDK sözlüğündeki anlamında da pek meymenet olduğu söylenemez: Şehirde yaşayıp özel imtiyazlardan yararlanan kimse.
  • Kapitalist: Hakaret dilindeki anlamının sömürücünün ağa babası olduğunu söyleyebilirim. Yani burjuvanın bir üst versiyonu. Gerçek anlamı ise: Üretim araçlarının mülkiyetini elinde bulunduran kişidir.
Bu ve buna benzer daha bir sürü anlamı dışında ve hakaret amaçlı kullanılan kelime mevcut, ancak asıl mevzu bizim yaftalama zihniyetini artık bir hayat felsefesi olarak görmemiz. 

Gelelim tavsiyelere. Olur da biri size bu vb kelimeler ile hakaret ederse:
  • Siz de aklınıza gelen bütün siyasi terimleri kendisine sayabilir,
  • "Amanın, tencereyi ateşte unuttum." deyip ortamdan uzaklaşabilir,
  • "De git Allah'ından bul." şeklinde beddua edebilir,
  • Bu yazıyı okumanın verdiği bilgi ile, "O kelimenin gerçek anlamı o değil cahil, oku biraz." diyerek hem üste çıkabilir, hem de hava atabilir,
  • Ya da kişisel hakaret sisteminizi geliştirip, kendi kelimelerinizle karşı tarafa saldırabilirsiniz.
Kalın sağlıcakla. :)



Pardus tanıtım videosu @ 07-03-2011 11:52
Image and video hosting by TinyPic


Aklıma bir fikir düştü geçenlerde. Pardus için ufak bir tanıtım videosu hazırlamak. ama video işinden pek anlamadığımdan nasıl hazırlayabileceğimi bilemedim. Ama sonra resimlerden bir video yapabileceğim geldi aklıma ve sağolsun açık kod bir program yetişti imdada, Openshot: http://www.openshotvideo.com/

Son derece basit arayüzlü ve kullanışlı bir program. Programı Pisi'den arayıp hemen kurmanız mümkün. Özgürlük İçin sitesinde programın kullanım bilgileri de verilmiş durumda. http://www.ozgurlukicin.com/paket/openshot/ :)

Gelelim videoları nasıl yaptığıma, aslında son derece basit bir yöntem kullandım. Önce David Lanham'ın Sticker icons setini indirdim. Daha sonra bir başka açık kodlu program olan Gimp ile resimleri kademe kademe oluşturdum ve hepsini doğru sıra ile ard arda ekledim. Tıpkı bir çizgi film yapımı gibi. Son olarak müziği de ekleyip videoyu kaydettim. Tüm bunların sonunda Pardus Tanıtım 0.2 videolarını oluşturdum. Yani videolar gelişime açık durumda, siz de fikirlerinizi söyleyip videonun gelişimine yardımcı olabilirsiniz. :)








Ayrıca videodaki Pardus etiketinin duvarkağıdını da yaptım.

Pardus Etiket Duvarkağıdı: 
1920*1200, 1366*768 ve 1280*1024

Pardus Sticker Wallpaper:
1920*1200, 1366*768 and 1280*1024

Image and video hosting by TinyPic
Image and video hosting by TinyPic


İhtimaller çıkmazı @ 05-03-2011 11:04
Image and video hosting by TinyPic



İhtimaller çıkmazında yürüyorum bu gece, başım önüme eğik, ağlıyorum

Sonuna her vardığımda başında buluyorum kendimi ve yeniden o çıkmazda yürüyorum,

Sonra kaldırıp başımı baktığımda gök yüzüne, yaşanmamış geçmişimi görüyorum

Bir başka hayat, bir başka aşk ve bir başka ben, nasıl da kayıp gitmiş ellerimden



İhtimaller çıkmazında geçmiş ömrüm, ama ne zaman tükettik onu, bilmiyorum




*Yaşanmamış ihtimallere gelsin bu şiir de.

*resmin kaynağı

Semazen @ 03-03-2011 12:02
Image and video hosting by TinyPic


Semazen Duvarkağıtları
1920*1200, 1366*768 ve 1280*1024


Semazen Wallpapers
1920*1200, 1366*768 and 1280*1024

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic


Canım ülkemden haberler @ 02-03-2011 12:01


Canım ülkemden size haberler getirdim:

Normal şartlarda gelişimin en iyi yolu özgür ve huzurlu bir ortamın sağlanmasıdır. Çünkü insanlar bu tarz ortamlarda kendilerini daha iyi hissederler ve yeni şeyler üretebilir, kendilerini ve var olan başka şeyleri de geliştirebilirler.

Ancak bu durum bizim ülkemiz için geçerli değil. Acaba neden? Nedenini bilmesem de size nasılından bahsedeceğim. :)

Şimdi haberler:

- Polis copundan kaçan öğrenci koşuda dünya rekoru kırdı. Çok mutlu olduğunu ve başarısının kendisini de şaşırttığını belirten öğrenci "Ülkemi yurt dışındaki gösterilerde de temsil etmek istiyorum." dedi.

- Yasakçı zihniyet yüzünden sürekli DNS ayarlarını değiştiren genç, sonunda dünyaca ünlü bir hacker oldu. Genç yaptığı konuşmada yasakçı zihniyete teşekkür ederken "O olmasa bunca şeyi öğrenemezdim, kendisine çok şey borçluyum." dedi.

- ... ve bir icat haberi var sırada. Lafla yürüyen peynir teknesi icat edildi sayın okurlar. Eserin mucidi benzine her gün zam yapılmasının ardından aklına bu fikrin geldiğini belirtti ve yetkilerden destek istedi. Yetkililer ise kendisine "servet düşmanı" diyerek tepki gösterdiler. 

- TÜBİTAK, internetteki sitelerin bir kapatılıp bir açılmasından dolayı internetin meme yaptığını belirterek "Bari kökünden kapatalım da, kurtulalım şu dertten." açıklamasında bulundu.

- Adalet mercileri "Bir kaç kişi yüzünden binlerce kişi mağdur ediliyor, bu nasıl adalet?" sorusuna, "Adalet vardı da biz mi getirmedik?" sorusuyla yanıt verdi.

- Benzin zamlarına isyan eden halka seslenen bakan, "Vergilerimizi halka ezdirmeyiz." dedi.

- ... ve hava durumuna geçiyoruz. Pek çok blog sitesine kapatılma kararı bekleniyor, blog yazarlarının yedekleme yapmalarını öneriyoruz. Youtube da kapanacak gibi görünüyor. Facebook ise gayet açık. 

İnternetiniz hep açık, hızı ise düşük olsun sevgili okurlar. :)


Bir garip aşk (?) hikayesi @ 28-02-2011 10:43


Dünya denen bu gezegenin yedi kıtasından birisidir Avrupa (Europa). İsminin kökeni eski Yunan'a dayanır ve anlamı "Batı"dır. Bir de onun zıttı olarak kabul edilen Asya vardır ve isminin anlamı "Doğu"dur.

İşte bu iki kıtanın ortasında bir yarım ada vardır ki ismi Anadolu'dur (Anatolia) ve anlamı da "Doğu Ülkesi", bir diğer deyişle de "Küçük Asya"dır.

İşte bu Anatolia, Europa'ya aşıktır. Bu öyle bir aşktır ki gözü başkasını görmez, adeta kara sevdadır. Oysa Europa çok havalı ve kaprislidir, hem Anatolia'ya ümit vermektedir hem de her seferinde onu itmektedir, çünkü ona göre Anatolia kendisine layık değildir. Anatolia ise her aşık gibi sevdiğinin kaprislerine katlanmaktadır. Sırf ona layık olabilmek için kendisini değiştirmeye bile razıdır. Giyimini kuşamını, konuşmasını yaşamını, kısacası hemen her şeyini Europa için değiştirir. Asya kızar bu duruma, oğlu değişmiştir bir kız uğruna, yapma der dinletemez. Anatolia aşıktır çünkü, kördür gözü. Kızar sonra Anatolia annesi Asya'ya, "Cahil kaldın!" der buralarda, "Bak Europa'ya, na kadar da güzel ve bilge." Oysa Anatolia da bilmektedir ki, medeniyet doğmuştur kendi topraklarında. Ama silmiştir geçmişi ve unutmuştur nereden geldiğini adeta, Europa'nın uğruna.

Bu şekilde geçer aylar, sonunda Anatolia Europa'ya olan aşkıyla iyiden iyiye değişmiştir ve sevdiğiyle kavuşmaya değer hale geldiğini düşünmeye başlamıştır. Lakin Europa aynı fikirde değildir. Onu sevmemekte, ama peşinden ayrılmasını da istememektedir. Ancak atasözünde de olduğu gibi çok naz aşık usandırmaktadır ve her aşk bir yere kadardır. Anatolia aşıktır, ancak bu aşktan yavaş yavaş uyanmaktadır.

Tanıdık geldi mi bilmem, ama bizim AB'ye olan bakışımız işte tam da böyle. Uzun yıllar AB dedik durduk, onca saçmalıkla boğuştuk. Evet ne demokrasimiz iyiydi onlar kadar, ne de ekonomimiz ve biz bir gün içlerine alacaklarını düşündük. Ama onlar hiç bir zaman bunu istemediler ve bizim hep kapının önünde beklememizi söylediler, ama bunu asla açıkça da dile getirmediler.

Şimdi Sarkozy isimli ve kısa boy kompleksli bir Fransız çıkmış açıkça söylüyor her şeyi, "İstemiyoruz sizi." diyor ve yine atasözünde olduğu gibi doğru söyleyen dokuz köyden kovuluyor.

Günaydın ey halkım, eğer özgürlük, hak, hukuk, eşitlik istiyorsanız bunların size birileri tarafından verilmesini beklemek yerine (burada kastettiğim sadece AB değil kendi hükumetlerimiz de) onları kendiniz almalısınız. :)

*resmin kaynağı


Tenekelojik @ 26-02-2011 11:38

Teknolojinin hızla değiştiği ve geliştiği çağımızda bazı şeylerin nasıl da geride kaldığını fark etmiyoruz bile. Pek çok örnek var bu konuda. 

Bir zamanlar "Sevgili Lale," diye başlayan ve kağıtlara yazılan bir iletişim aracı vardı. Sahi neydi adı, mektup mu? Ah ne kadar da banal (!), ne kadar da çağ dışı (!). Daha sonra e-postalar çıktı, mektup havasındaymış gibiydiler, bir süre idare ettik onlarla. Oysa şimdilerde Google Talk, MSN vb anlık iletişim araçları moda, üstelik çok daha hızlı ve gelişmiş (?). 

Eskiden insanlar günlük yazarlardı ve kimsenin okumasını da istemezlerdi, çünkü onlara özel bir şeydi bu. Oysa artık günlüklerini Facebook üzerinden oluşturuyor ve üstelik herkesin görmesini de istiyorlar.

Çevirmeli telefonlar vardı, ahizeli falan, şimdi dokunmatik ekranlı cep telefonları aldı yerini. Giderek kitap ve gazeteler de tarih olacaklar, onların yerini de dokunmatik tabletler alacak.

Ancak bir sorun var. Teknoloji gelişirken insanoğlu gelişmek bir yana daha da geriliyor. Hayatımızı kolaylaştıran teknoloji insanoğlunu tembelleştiriyor ve bilgisizleştiriyor. Mektup yazmanın bir üslubu vardı, dilinizi iyi bilmeniz gerekirdi. Oysa anlık iletişimdeki üslup yerlerde sürünüyor. Dil bilgisi ise sıfır.

Artık Google translate var ve pek çok kişi çevirilerde kendi İngilizce bilgisini  kullanmak yerine onu kullanıyor. Ama çeviriler son derece saçma olduğundan sonuçtan pek memnun olamıyorlar. :D

Ayrıca herkes herkesin her şeyini biliyor, insanları tanımak için onlarla vakit geçirmek yerine profillerine bakmamız yetiyor, daha doğrusu biz öyle olduğunu sanıyoruz. :)

Kitap, dergi vb bilgi kaynaklarına ulaşım bu kadar kolayken, insanlar daha az okuyor ve daha çok seyrediyorlar. Artık pek çok evde, adeta bir zombi gibi sadece çizgi film kanallarını seyreden çocuklar var. Oyun bile oynamıyorlar. 

Üstelik teknoloji gelişirken çevreye daha duyarlı olacağı yerde ona daha çok zarar veriyor. 

Ne diyelim sonumuz Suretler filmindeki gibi olmaz umarım. :)


Bulutsu @ 26-02-2011 10:14


Pardus Linux için Bulutsu duvarkağıdı paketi
Yeşil, Gri, Lal ve Mavi renklerde
1930*1200, 1366*768 and 1280*1024

Bulutsu Wallpaper Pack for Pardus Linux
Green, Grey, Ruby and Blue colors.
1930*1200, 1366*768 and 1280*1024




Bir garip komplo teorisi @ 23-02-2011 10:05


Büyüklere masallar tadında bir komplo teorisi anlatacağım sizlere. bakalım beğenecek misiniz?

Yıl: 2004
ABD Başkanı George Walker Bush, G-8 zirvesinde bir projeden bahsetti. İsmi halk arasında Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) olarak bilinen Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bölgesi ile Müşterek bir Gelecek ve İlerleme için Ortaklık İnisiyatifi (Greater Middle East Initiative veya Partnership for Progress and a Common Future with the Region of the Broader Middle East and North Africa). Bu projenin sınırları batıda Fas'tan başlayarak, doğuda Pakistan'a, Kuzeyde Türkiye'ye ve Güneyde de Aden ve Yemen'e uzanmaktaydı.Projenin amacı ise Müslüman ülkelere demokrasi ihraç etmek ve bu ülkelerin pazarlarının uluslararası sermayeye (daha doğrusu G-8 ülkelerinin sermayederlerine) açılmasını sağlamaktı. Yani amaç bu ülkelerin kaynaklarının ekonomik olarak sömürülmesiydi. Sonraki süreçte projenin kabul edilmediği ve yürürlükten kalktığı açıklandı.

Yıl: 2010
Türkiye Cumhuriyeti Dış İşleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, verdiği bir demeçte "ABD'nin tepkiler üzerine projeyi daha yaygın bir proje haline getirdiğini, bunun ayaklarından birinin de Demokrasi Yardım Grubu olduğunu, Türkiye, Yemen ve İtalya'nın bu projeyi üstlendiğini anlattı. (Ancak Yemen bugün devrim ateşinin yandığı ülkelerden biri.) Davutoğlu sözlerine: ''Türkiye, haritaların ekonomik, kültürel yolla değişmesine taraftardır. Biz, bu bölgelerdeki bütün sınırları yapay görüyoruz. Türkiye-Irak, Türkiye-Suriye, Türkiye-Gürcistan sınırı yapaydır. Daha küçük ünitelere bölerek haritayı değiştirmek değil, daha büyük ölçekli yapılara geçerek haritadaki sınırları anlamsız hale getirmeliyiz. Bunun öncüsü Türkiye olmalıdır. Başkası adına değil, kendi adımıza." şeklinde devam etti.

Yıl: 2011
Tunus başlayan halk isyanı sonunda 23 yıldır bu ülkeyi yöneten Zeynel Abidin Bin Ali, yönetimi bırakıp ülkesinden kaçmak zorunda kaldı. Bu olayı takip eden süreçte bölgede benzer şekilde tek kişi iktidarına sahip olan ülkelerde de halk gösterileri ve isyanlar başladı. Mısır'da yapılan eylemler sonunda 30 yıldır bu ülkeyi yöneten Hüsnü Mübarek yönetimi bırakmak zorunda kaldı. Bugün ise Libya'da halk, 42 yıldır iktidarda olan Muammer Kaddafi'nin yönetimi bırakması için gösteriler düzenlenmekte. Ayrıca Yemen, Lübnan, Umman ve daha bir çok ülkede benzer gösteriler düzenleniyor. (NTV'nin yayınladığı bu isyan haritasından daha detaylı bilgi almanız mümkün) İlginç olan herkesin bu isyan hareketinin devam edeceğinden ve tüm bölgenin bundan etkileneceğinden emin olması. Yalnızca bir kaç ülke hariç. Örneğin Suudi Arabistan. ABD ve Batı ile son derece iyi ilişkileri olan, üstelik krallıkla yönetilmesine karşın hiç bir zaman Batı tarafından eleştirilmeyen Suudi Arabistan'da kayda değer bir gösteri olmadı. Zaten olmasını beklemek de hata olurdu. Çünkü gösterilerin olduğu ülkelerdeki halk yaşam standartlarından hiç de memnun değil. Ayrıca Suudi Arabistan, ABD için son derece stratejik önemdeki bir ülke. (Daha detaylı bilgi için bakınız: Bir ekonomik tetikçinin itirafları 1, 2 ve 3)

Bu arada Hüsnü Mübarek'in devrilmesinin ardından Mısır'a yeni siyasi yapı için bazı çevrelerce Türkiye modeli önerildi, tıpkı BOP'ta ön görüldüğü gibi. Bölgedeki ülkelerin başındaki diktatörler alaşağı edilirken, halk özgürleştiği için seviniyor ve daha demokratik bir yapı istiyor. Örnek olarak Türkiye'yi görüyor. Bu onur verici.

Ancak ilginçtir bölgedeki halk isyanlarının hiç birinde tam bir lider yok. Yani devrim olunca başa kimin geçeceği belli değil. Bu da şu ihtimali doğuruyor. Devrimden sonra bu ülkelerde başa gelen kişiler o ülkeleri uluslararası pazara mı açacaklar, tıpkı BOP'ta ön görüldüğü gibi? Ülkeye G-8 sermayederleri rahatça girebilecek mi, tıpkı BOP'ta ön görüldüğü gibi? Özgürleştiğini sanan halk bu kez bir başka diktatörün hakimiyetine mi girecek? Tıpkı renkli devrimler sonrası Ukrayna, Gürcistan vb ülkelerde olduğu gibi. Bakınız: Bir güç olarak medya, İran olayları ve renkli devrim

Tüm bu süreçte ABD'nin tavrının çok silik olduğu söyleniyor, buna karşın Türkiye diktatörlere isyan eden halkların yanında tavır takınıyor. İyi de zaten kimse ABD'yi sevmiyor, ancak bölge halkları Türkiye'yi seviyor. Bunda tabi ki Türkiye'nin İsrail'e karşı takındığı söylem tarzının da etkisi büyük. Türkiye İsrail'i kıyasıya eleştirirken, bölgedeki ülkelerin liderleri ise İsrail'e karşı sessiz kalıyor. Tüm bunların sonucunda zaten rol model olan ülkemiz devrimci halklara destek vererek o halkların gözünde daha da yükseliyor. Bir yerden tanıdık geldi mi?

Batı bugüne kadar kendisine yakın olmayan yönetimleri eğer o ülkede demokrasi varsa renkli devrimlerle alaşağı edip yerlerine kendisine yakın isimleri getirmişti. Ancak demokrasinin olmadığı yerlerde renkli devrim olamaz. Bu nedenle Batı, Tunus, Mısır, Libya vb ülkelerde renkli devrim yapıp, iktidardaki kişileri Batı yanlısı insanlarla değiştiremezdi. Demokrasinin olmadığı yerlerde ancak gerçek devrimler olur, bunun en iyi yolu da insanları özgür olacaklarına ve daha iyi yaşayacaklarına inandırmaktır. (Denebilir ki "Hüsnü Mübarek Batı yanlısıydı." Evet ancak onun yerine aday gösterilen kişi Muhammed El Baradey ise çok daha Batı yanlısı.) Sonra başa gelen yeni kişilerle masaya oturulur. Ekonomik destek adı altında anlaşmalar yapılır. İlişkiler yeniden yapılandırılır. Çünkü dünya küreselleşmiştir. Sonra bir de bakmışsınız, kimse anlamadan bir proje geçmiş hayata. Üstelik sınırlar değişmeden, insanlar köleleştiklerini bilmeden, bir diktatörü devirip, daha iyi bir hayat süreceklerini zannederlerken.

Goethe'nin de dediği gibi: "Kimse özgür olduğuna inanan birinden daha iyi köle olamaz"

Ah bu arada unutmadan, bu bir komplo teorisi, yaşananlarla gerçekte bir alakası yok tabi ki. ;)

*resmin kaynağı


TechnoPars @ 21-02-2011 10:00


TechnoPars Duvarkağıtları:
Dört renk: Beyaz, Turuncu, Yeşil ve Mavi
1920*1200,*1366*768 and 1280*1024

TechnoPars Wallpapers:
Four colors: White, Orange, Green and Blue
1920*1200,*1366*768 and 1280*1024




Benimle dans eder misin? @ 18-02-2011 10:52


Geçmişten günümüze dans insanoğlu için vazgeçilmez olmuştur. Sevinçlerini, kederlerini, bazen destanlarını, bazense yaşam biçimlerini yansıtmıştır insanoğlu dansa. Ancak dansla ilgili değişmeyen bir şey vardır ki pek çok kişinin mazisinde mevcuttur. :D

Pek çok kişi dansı karşı cinsten birini etkilemek için kullanır. Evet bu açıdan dans oldukça etkili bir yöntemdir. Ancak işte tam da bu noktada küçük (!) bir sorun vardır. Özellikle de erkekler için. :)

Bir erkek, bir parti, balo vb bir yerde bir bayanı beğenir ve onu dansa kaldırmaya karar verir. İşte zorluk da tam burada başlar. Öncelikle erkeğin yeterli cesareti yoktur. Çünkü aklının bir köşesinde hep reddedilme korkusu vardır. Bu nedenle yaklaşık on dakika boyunca kendisi ile boğuşur ve şuursuzca bir şeyler içer. Kafasında planlar kurar, bozar ve yeniden kurar. Yanında arkadaşları varsa, onlar da onu gaza getirir ve en sonunda cesaretini toplar ve bayana yaklaşıp onun gözlerinin içine bakarak: "Benimle dans eder misin?" şeklindeki o efsanevi soruyu sorar.

Erkek sorusunu sorduktan sonra bayanın yanıtı bekler ve genellikle bayanlar şu cevabı verirler: HAYIR!

Erkeğin o bayana dans teklifinde bulunması 6 ila 25 dakika arasında bir süreye mal olurken, bayanın hayır cevabını vermesi sadece 1 saniyesini alır. :D

Erkek aldığı cevabın etkisi ile omuzlarını düşürür ve geldiği yöne doğru hareket eder. Bayan ise bu esnada dans teklifi almış olmanın ve üstelik bu teklifi reddetmiş olmanın etkisi ile kabardıkça kabarır. :P

İkinci ihtimal ise, ki çok düşük bir ihtimaldir, erkeğin EVET yanıtını almasıdır. Ancak bu zannedildiği kadar da iyi bir ihtimal olmayabilir. Çünkü erkeğin dans teklifi için harcadığı tüm süre boyunca düşünmediği tek şey, bayanı dansa kaldırdığında ne yapacağıdır. Bu nedenle dans pek bir acılı gelişir. Çünkü erkek sürekli olarak bayanın ayaklarına basmaktadır. Dansın sonunda bayan yerine zorla yürür. Erkek ise bir bayanı, hele de tanımadığı bir bayanı dansa kaldırmış olmanın gururunu yaşamaktadır.  :D

Dans demişken en güzeli ile yazımızı sona erdirelim. :)


*resmin kaynağı


Sosyal medyanın dibine vurmak @ 16-02-2011 10:52

-Tokat at bana Ahmet.
-Manyak mısın sen be, ne tokatı?
-Yahu tokat at bana, böyle mor gözlü bir resmimi Facebook'a koyucam, beğenenler, yorum yazanlar, ohooo. Belki Twitter'da trending topicse bile girerim. Delirecek bizim Mualla. Hadi at bir tokat.
-Asıl deli sensin anlaşılan. :S
-İstersen tekme at, o da olur yani.
-Öldüreyim bari, daha çok beğenen olur.
-Aaaaa, süper fikir vallahi.
-Yok artık!

Sosyal paylaşım siteleri çimen lekesi misali, hayatımıza bir kere girdi ki, çıkartabilene aşk olsun. Herkes belli amaçlar çerçevesinde kullanıyor bu siteleri. Örneğin Pardus'un çıkış duyurusuna Twitter'ın katkısı büyü olmuştu. 

Ancak pek çok kişi hayatını kamuya açık yaşıyor ve yine pek çok kişi iletisinin beğenilmesini, retweet yapılmasını, altına da dünya kadar yorum yazılmasını istiyor. Bunun sonucunda da ortaya garip durumlar çıkmaya başlıyor. İşte bir kaç örnek:

Evlenecek bir kişi, arkadaşlarına Facebook üzerinden düğün davetiyesi yolluyor. Biraz farklı olmaya çalışmaktan, biraz da maddiyattan sanırım. Oysa insanlar önemsendiklerini hissetmek ister ve Facebook'tan davetiye tam tersi bir durum. Bu kişiye takılarında Facebook üzerinden yollanmasını öneriyorum. :D

Vefat eden bir kişi için Facebook'ta: "Cenazemiz var, Allah rahmet eylesin." şeklinde ileti giriliyor. Beğenen mi ararsınız, rahmet dileyen mi? Ertesi gün de cenazeden naklen yayın yapılıyor, tabi ki yine Facebook üzerinden: "Cenaze şimdi toprağa veriliyor, toprağı bol olsun." vb. Bu nasıl bir mantıktır yahu?

Yurt dışında ve ülkemizden Facebook üzerinden cinayet işleyeceğini açıklayanlar olmuştu. İlginç bir şekilde, bu kişilerin takipçilerinden polisi uyaran olmadı, hatta katillere taktik verenler bile vardı. Buna denebilecek tek şey ise bunlar nasıl insanlar?

Bir de çok ilginç bir şekilde yöresel güzel ve yakışıklıların seçildiği Facebook grupları varmış. Herkes en afilli resmini yollayıp ayın güzeli ve yakışıklısı olmaya çalışıyormuş. Tavsiyem ayın krosu, ayısı, apaçisi vb grupların da kurulması, çok ilgi görecekleri açık. :)

Ama bunların nispeten iyi günlerimiz olduğu kesin, bakalım ileride neler göreceğiz.

Neyse ben de gidip en son iletime kaç yorum yapılmış bakayım bari. :D


Suluboya serisi @ 15-02-2011 11:20


Suluboya serisi / Suluboya series


Barış duvarkağıtları: 1920*1200, 1366*768 and 1280*1024
Peace wallpaper pack: 1920*1200, 1366*768 and 1280*1024



Pardus duvarkağıtları: 1920*1200, 1366*768 and 1280*1024
Pardus wallpaper pack: 1920*1200, 1366*768 and 1280*1024



Futbol zihnimizde yaradır @ 14-02-2011 11:00


Dünyanın en ilgi çekici sporudur futbol ve ülkemizde de aşıkları boldur. Hemen herkes ilgi duyar ona, ama çoğunun ilgisi spor aşkından, o oyundan keyif almaktan değil de, şiddet hazzına kabuk aramaktan ve içindeki hayvanı dışa vurmaktan başka bir şey değildir. 

İşte size gerçek bir maç öyküsü ve taraftar geçinen insanların tavırları:
Bir mekanda TV'den maçı seyretmek isteyen onlarca kişi toplanmış, ekrana bakıyor. Keyifler yerinde. 
Maç başlıyor ve daha birinci dakikada takımları gol atıyor. Herkes sevinçle fırlıyor yerinden. 
Dakikalar geçiyor, takımlar mücadele ediyor. Üstelik son derece soğuk bir havada ve kötü bir zeminde. Taraflar ise sabırsız ve ikinci golü istiyorlar. İlk golü atan futbolcu bir gol kaçırıyor ve taraftarın tepkisi geliyor. "Seni golcü diye alanın ..." Bir tepki daha geliyor: "İyi de o golcü değil ki, ortasaha oyuncusu." Diğer taraftar susuyor.
Gol kaçıran, pas hatası yapan oyuncular için daha ilk yarı bitmemişken bağıranlar oluyor. "Yahu bunu alsın dışarıya." Oysa herkes bilir ki çok garip bir durum ya da sakatlık olmadan ilk yarıda oyuncu değiştirilmez. Ama herkes teknik direktör ne de olsa.
İkinci yarı rakip takım bir gol buluyor ve durum berabere. Tepkiler: "Sizin ben gelmişinizi ..." Neredeyse herkes kendi takımına ve futbolcusuna küfrediyor. 
Birazdan takımları o çok gol kaçıran futbolcu ile ikinci golü buluyor ve tekrar öne geçiyor. Bu kez o küfredenler en çok sevinenler oluyor. Üstelik de o tepki gösterdikleri ve kamyonla küfür ettikleri futbolcunun golü atmasına bakmaksızın. 
Oyun ilerliyor ve rakip bir gol daha atıyor, durum yine berabere. Taraftar herkese küfrediyor, futbolcuya, hakeme, teknik direktöre, hatta topa bile. :)
Sadece bir dakika sonra takımları bir gol daha atıp maçı 3-2 kazanıyor. Üstelik o yine tepki gösterdikleri ve değiştirilmesini istedikleri bir başka futbolcunun pası sonrasında geliyor bu gol. 

Bir ülkede herkes her şeyden anlıyorsa, o ülkede aslında kimse bir şeyden anlamıyor demektir. Futbol bir oyundur. Seyrederken keyif alınması gerekir. Ama kime diyoruz tabi, rakip takım taraftarını bıçaklayan, sahaya taş atan, kendi takımına küfreden, insan kılığındaki yaratıklara.



Ters Koltuk @ 12-02-2011 10:48
Image and video hosting by TinyPic

Sabahleyin çıkarız evlerimizden, yollara düşeriz, bir yerlere gitmektir derdimiz ve bunun için de belediye otobüsleridir tercihimiz. Bekleşiriz duraklarda, tanımadığımız ve tanıma yanlısı olmadığımız yabancılarla. Gelir otobüsümüz ve nihayet başlar yolculuğumuz. 

O yolculukta ve benzer yolculuklarda pek çok ilginç şeyle karşılarız, ancak karşılaştığımız durumlardan biri vardır ki o tamamen farklıdır diğerlerinden. Çünkü o anda kendimizle baş başa kalırız.

Otobüse bindiğimizde başka yer yoksa eğer, ters duran koltuklara oturmaktansa ayakta durmayı tercih ederiz kimi zaman. Çünkü zor gelir o koltuğa oturmak ve o koltuğa oturunca karşılaşacaklarımızla boğuşmak.

Zor gelen nedir bilir misiniz? Zor gelen, bir yabancının karşısına oturmaktır. Onunla yüz yüze bakmak, kim olduğunu, nereye gittiğini bilmeden, o yolculuğu onunla paylaşmaktır. Göz göze gelmektir zor olan, daha önce hiç tanımadığının gözlerinin içine bir anlığına da olsa bakmaktır. Saklamaktır gerçekte kim olduğunu ondan ve kaçmaktır onun gerçekte kim olduğundan. Oysa ne kadar kolaydır değil mi, insanlara sürekli arkalarından bakmak ve onlarla hiç bir bağ kurmamak.

Zor gelen, her şeye tersten bakmaktır, alışkanlıklarımızın dışına çıkmak, geçip giden yolla beraber kendi hatıralarımıza dalmaktır zor olan. O hatıralarda hep kötü olanlarla karşılaşmak, içlerinden kendi hatalarımızı bulup çıkartmak, onları hatırlamak ve aynı vicdan azabını yeniden yaşamaktır. Gerçekte kim olduğumuzla yüzleşmektir zor olan. Oysa ne kadar kolaydır saklanmak ve hem zihnimizdeki, hem de gerçek hayattaki kuytu köşelerde kaybolmak.

Zor gelen geleceğimize değil de, bakmaktır sürekli olarak geçmişimize, yüzleşmektir hayatlarımızdan geçip gidenle. Zamanın akıp gittiğini görmektir ve akıp giden zamanla yaşlandığımızı bilmektir. Öleceğimiz gerçeğiyle karşı karşıya gelmek ve yalnızlığımızı daha da derinden hissetmektir zor olan. Oysa ne kadar kolaydır hiç ölmeyecekmiş gibi kendimizi kandırmak ve yalnızlığımızı kendimizden bile saklayarak yaşamak.

İşte tüm bunları bilirken, her şeye tersten bakan o koltukta oturup, gelip geçen hayatımızı çaresizce seyretmektir bizim için zor olan.

*resmin kaynağı


Özgür bir dünya için @ 10-02-2011 10:01
Image and video hosting by TinyPic

"Pardus özgür bir dünya için" duvarkağıtları.
1920*1200, 1366*768 ve 1280*1024 boyutlarında.

"Pardus for a free world" wallpapers.
1920*1200, 1366*768 and 1280*1024 px.




Kerimsel Günlük

Date: 27.10.2007
Viewed: 1808
Category: General
Tag: pardus linux uluslararasi-iliskiler karamba felsefe

Share
Report


Related RSSes
General - Öğrenciyiz Abi Biz!
Date: 27.10.2007
Viewed: 366
General - Webmaster Bloğu
Date: 27.10.2007
Viewed: 330
General - Dip dalgası
Date: 27.10.2007
Viewed: 354
   
Olmazmi.com