The largest and the best home page
Olmazmi search
tr
en
home page sites rsses
   
 There are thousands of flash games in Oyunvarmi.com Click here to go Oyunvarmi.com.

Personal - Kalenin Duvarı RSS

Ö.U.Ö.U. @ 11-10-2007 00:02


Açılımı; Öğretmenle Uğraşma Öğrenmeye Uğraş.

Ben çok görüyorum, mesela bir yazar vardır, kişi o yazarın bir yazısını sevmediği için topyekün tüm yazılarını hiçe sayar, ne yapsa doğru kabul etmez.

Mesela, bir din görevlisi vardır, kişi o görevlinin geçmiş dönemde yazdığı bir kitabında kendine ters gelen bazı noktaları yüzünden, ne söylerse söylesin dinlemez.

Mesela, bir siyasetçi vardır, kişi o siyasetçinin uygulamış olduğu yanlış bir uygulama yüzünden, artık ondan nefret eder ve yüzünü dahi görmek istemez.

Mesela, mesela, mesela...

Peki, bizim düşüncemizi tamamen kapsayan, bir kişi/kişiler görebilecek miyiz bu dünyada? Her insan farklıdır, tüm söyledikleri, yaptıkları senin doğrun elbette olamaz, kısır bir döngü oluşup, hiç birşey öğrenemezsin.

Hayat bu şekilde çekilmez zaten. Ben, o kişiden ne alabilirim mantığıyla baktığım süre içinde, hep kazançlı çıkarım. Ne kapabilirim, elbette söylediği doğruların ve gerçeklerin yanında bana aykırı olacak şeyleri vardır,orası beni ilgilendirmezki, gelişimimde etkili rol oynayacak mutlaka bir yönü vardır.

Dershanede, felsefe öğretmenimin, ilk sınıfa girdiğinde tahtaya yazdığı şeydi bu (Ö.U.Ö.U.) ve tamamen hayata bakış açımı değiştirdi.

İlk örnek olarak, Kaan arkadaşımın güncesinde gördüğüm bir videodan başlayacağım, Cübbeli Ahmet Hoca diye bilinen hocamızın gazetelerde, denizde mayolu bir bayanla çekilen resimleri oldu da afaroz edildi hani,ondan sonra videolarına gelen yorumları yazamıyorum bile.

Şuradaki videoyu izlediğimde bence haklı gördüğüm için, hiç tavsip etmediğim halde, denize mi girmiş, yanında bayan mı varmış, beni hiç ilgilendirmedi, çünkü adam doğru birşey söylüyordu.


Onlar öldü mü zannediyorsunuz? @ 09-10-2007 11:45


Bence yanılıyorsunuz, hem de çok. Değil 13 kişi, 13 milyonu şehit etseniz, biz tükenir miyiz? Bu güzel vatanı size yar eder miyiz?

TDK'yı yenecek bir google kısa yolu da benden. @ 07-10-2007 16:38


Türkçe'ye daha fazla özen gösteren oluşum olarak, yazdıkarımıza söylediklerimizi dizginleme yeteneğini edinmiş oluruz, özellikle ben, internette bilgisayar başında bu yetinin yetersiz kaldığı durumlarda (Bir kelimein doğru yazılışı gibi) hemen TDK'ya başvururum, ama her zaman aradığımı bulamam maalesef (bunu hep TDK'ya iletmemize rağmen). Böyle durumlarda, ilgili kelimenin doğru veya yalnışını google'ye yazarak, aramada en çok çıkan sonuç hangisiyse onu doğru kabul edebilmemize şaşırırım :)

Mynet, neden bu ikonlarda ısrarlı? @ 07-10-2007 16:23


Mynet'in 30 yakın servisinin hemen hemen en üstünde kullanıyor bu ikonları, web tasarımcıların site tasarımında ahengin olması gerektiğine dair çok yazıları var, hatta her renge göre web tasarımı diye kategori bile sunulmuştu.

Antifit'de son gördüğüm Mynet servisinde de aynı şey var, sitenin tüm tasarımları (logo, menü v.s.) Web 2.0 düzeneğine göre tasarlanmış olup, en üstteki ikonların 1990'lı yıllardan kalma gifleri hatırlatması, iyice göze batmasına neden oluyor. Mynet, bunu bir devamlılık ve kurumsallık olarak ifade edecekse, ikonların şeklini bozmadan yenileyebilir elbette.

Belki neden koyduğunu birisi söyler diye, son servisin tasarım destekçisi Alemşah'a ilettim, cevap gelirse yayınlarım.



Garanti Bonus Trink @ 07-10-2007 16:02


Garanti'nin kredi kartlarını özendirme ve kişiselliştirme çabaları son sürat devam ediyor, sağladığı özellikler biraz göz boyama olsa da, saat şekline kadar inip kolay alışverişi sağlaması dikkat çekenler arasında, bununla ilgili reklamları da televizyonlarda izliyoruz.

Garanti'nin web sitesinde yeterince açıklama bulamamama rağmen (mesela, hep aynı saati mi takmamız gerekiyor? sunduğu seçenekler benim zevkim değilse ne olacak?) tv reklamlarındaki kasiyer kızın şaşırması bana ilginç geliyor.

Sitesinde diyorki; "Bonus Trink ile MasterCard PayPass okuyucu bulunan tüm Burger King, CarrefourSA, Cinebonus, Starbucks ve daha birçok noktada 35 YTL'ye kadar olan ödemelerinizi yalnızca kartınızın dokunuşuyla, şifresiz ve imzasız olarak yapabilirsiniz."

Yani böyle bir sistemin olduğu alışveriş merkezleri var, buranın kasa bölümüne bakan kişiler de bunlardan haberi olması gerekiyor. Alışveriş yapan bayan, telefonla konuşurken aynı anda parayı da ödüyor, Kasiyer kızımız da neden buna şaşırıyor? Ufak bir ayrıntı ama ben takarım işte.

Nerede Kurumsallık? @ 21-09-2007 03:11


Vakit gazetesinin Eğitim Dünyası konulu bölümü için oluşturmuş olduğu tanıtıcı görselde, cevaplanmasını istediğimiz sorulara verilen iletişim bilgisine ise dikkat edin!

"eğitimm72@hotmail.com" adresine gönderecekmişiz. Peki nerede kaldı kurumsallık?

1) "eğitim" değil "egitim" olacak

2)"eğitim" hadi bir nebze jenerik bir isim, e "72" ne oluyor?

3)"eğitim" de değil "eğitimm" 2 tane m harfi

4)Neden @vakit.com.tr değil de Hotmail?

Bir işletmenin kurumsallığını web sayfasına yansıtılmasının az örneklerini gördüğümüz ülkemizde bu da normal diyebilirsiniz.



Yiğiter Uluğ, Murat Murathanoğlu, Murat Kosova, (NTV basketbol gözdeleri) @ 20-09-2007 22:27


Bu seneki Avrupa Basketbol Şampiyonasının tüm maçlarını izlettiren üçlü oldular ve Türkiye elenmesine rağmen ben izlemeye devam ettim, peki neden?

Müsabaka ancak bu kadar güzel anlatılır ve yorumlanır da ondan. Maçlardaki hareketler, masa saatinin arızalanması, Hırvatistan koçunun Ukic'e tokat vurması v.s

Tüm maçları, değişmeli olarak Murat Kosova ile Murat Murathanoğlu anlattı ve hepsinde Yiğiter Uluğ yorumlarıyla televizyonun başına mıhladı, turnuvanın en güzel ve beni güldüren yorumu ise;

Murat Murathanoğlu ile Yiğiter Uluğ devriyesindeydi, Türkiye, maçta yaşanabilmesi tüm şansızlıkları tüketmesiyle sanki birisi büyü yapmışcasına olumsuzluklar üstümüzdeydi, maç esnasında,

Yiğiter Uluğ: Türkiye inanılmaz basketleri kaçırıp sürekli ribaunt veriyor, böyle şansızlık görmedim.

Murat Murathanoğlu: İlginçtir, hiç birşey yapmamama rağmen masamızda duran su aşağıya düştü.

Türk Futboluna tavsiyem, süratle uykuyu getiren Ömer Üründül yerine, bu üçlüye futbol anlattırsın, bakın bakalım seyirci sayısında katlama olmaz mı?

Burada bu güzel ekibin fazlasıyla yapılan hoş bir söyleşi var

Turkcell ile ne anlatacağını bilmek @ 19-09-2007 13:06


Özellikle Teknolojideki küçülme ile ergonomi arasında bir paralellik nedense ilerlemiyor, tamam birşeyin çok büyüğü ne kadar hantalsa, çok küçüğü de makbul olmuyor.

Oda büyüklüğündeki bilgisayar döneminden (ev satılırken/kiralanırken , bir salon 2 oda bir de bilgisayar odası diye satılmadığını düşünürsek) cebimizde dahi hissetmeyeceğim küçüklüğe kadar indirdiler, helal olsun demekle bu değişikliğin köklü çözüm olarak sunulmayacağı apaçık belli.

Hani Cem Yılmaz, cep telefonu kullanma işini abartmayın ev telefonu kullanın diye o kadar anlattı ya, hatta yeni evlenen çiftlere de ev telefonu hediye kampanyası yapmışlardı.

Son zamanlarda Turkcell, anlatmaya çalıştığım köklü değişikliklere gidin der gibi reklamlar yapmaya başladı. Sarp bey, ofisindeki tüm bilgisayarları öğütüp, kapaklar açıldığında hani ya ne oldu diyecek kadar küçük bir aletle çıktılar.

Şimdi ben bu aleti kullanırım ama ofisimdeki bilgisayarları da harcamam ki, bunu benim yapmama gerek yok, zaten tüm Turkcell işyerleri ve merkez binaları da bunu yapmıyor, yeni web sitesinde başlık olarak şöyle demiş; "İstediğiniz Her Yer Artık Ofisiniz" bilgisayarlarınızı boşverin bunu kullanın demiyor, bilgisayarlarınız o an yanınızda değilse çözüm sunuyor, siz yoksa Turkcell'de bilgisayar kasası yok mu zannediyorsunuz?:)

Bir aletin pratikliği anlatılır ama pratik olacağım diye, birşeylerden vazgeçebilirsiniz artık demesi çok zor, bu Windows değilki, Linux'a geçelim (Linux ilk çıktığında da arayüz olarak windowsa ne kadar çok benziyordu, alışkanlık işte)



Bem Sporla Zafere @ 17-09-2007 23:39


Bu akşam, en küçük ama en uzun boylu (17 yaşında, 1.93 boyunda) erkek kardeşimin basketbol maçını izlemeye gittim, açıkcası pek fazla şans vermemiştim ama kötü bir önyargıymış.

Bem Spor'da oynuyor, basketbol sevdası yüzünden evde devasa bir spor ayakkabı koleksiyonu oluştu, neredeyse her renkte var. İnşallah ileride iyi bir yerlere geleceğine eminim.

Bugünkü maçın ilk çeyreğinde sen git 3 tane faul yap ve kenarda otur, herhalde 5 faul alındığında oyundan çıkıldığını bilmiyor, ilk anlarda 18'e 5 yenilirken tezahürat yapasım bile gelmedi.

Ama bizim kardeş meğersem, yedekler klübesinde hırs yapmış, oyunun en çok ribaund alanı o oldu ve son çeyreğin sonlarında attığı basketlerle takımına galibiyeti getirdi, 4 faulle de ucuzdan yırttı.

Sevinçleri görülmeye değerdi, hakettiler gerçekten, hatırladığım kadarıyla sonuç;

Bem Spor: 66 Gençlergücü: 61

Bir sonraki maçları Çarşamba günü, onu da kaçırmayacağım, Adana'da olan arkadaşlar varsa beraber gidebiliriz.

Öküzün altında buzağı aramak @ 16-09-2007 21:08
Hani insan kendini bulur ya bir Türkü'de, adı isminde Türküdür, Türkü anlatır. Sevgili Türk (!) medyamızda alır bunu tanıtır, ama nasıl tanıtır.

Önceki haberlerimde, İsmail Türüt'ün "Plan" türküsünü yazmıştım, sözleri de Ozan Arif'e ait. Kim olduğu belirsiz, kendini bilmezin biri, alıp parçayı, arkasına kendi kafasına göre resimler koyup Yotube'de yayınlamış. Objektif, her zaman doğruyu yazan medyamız sanki klibi İsmail Türüt veya yapımcısının elinden çıkmış gibisine haber yaptılar, bir nevi çullandılar yani.

Okuduğunu, yazdığını anlamayan bir gazetecilik türedi, verdiği haberin içinde, haber yaptığı kişinin açıklamaları olduğu halde,yine de bildiğini okuyup başlığını kendi koydu "Katile bir de türkü yakıldı, klip yapıldı"

Yahu kardeşim bu haberin içinde ne demiş İsmail Türüt?

“Fatiha Yasin’dedir demek, duadadır. ‘Ogün öyle desinler’ derken de Dink cinayetinin zanlılarından bahsetmedim. Böyle bir niyetim olsa ‘Çakıcılar, Pekerler bitmez’ derdim. Şarkıyı yazmamda Dink cinayetinin de etkisi oldu. Çünkü bu cinayet de ülke üzerine oynan oyunların bir devamı. Ancak çekilen klibi hiç beğenmedim. Görüntüler hoş değil.”

Eee, madem zahmet edip İsmail Türüt'ün görüşlerini alıyorsun, üstüne başlık olarak kendi görüşünü mü yazıyorsun?

Youtube dediğin yerde, yorumları bile denetleyemiyorlar ne küfür ediyorlar, insan düşünüyor bunlarla aynı oksijeni mi yakıyorum diye, bilmiyorsun bari sor, araştır, her isteyen her istediği müziğin arkasına istediğini koyup yükler. Ağlayayım mı, güleyim mi halinize anlamadım, yoksa bilerek mi yapıyorsunuz, bunu anlamaya başlayacağım.

İsmail Türüt'ün yerinde olsam, kendi sitesinde tüm bu salakça iddialara cevap verirdim, ve yine Türk (!) basınının artık, doğru düzgün haber yapmasını istiyorum, sinirleri zıplatmasınlar.

11 Ayın Sultanı @ 13-09-2007 17:46


Bugün Ramazan'ın ilk günü, sahurun ardından tuttuğum Oruç, bana büyük bir haz veriyor.

İmanla beraber, insan sağlığına yararı da göz önünde turmak gerekiyor. Böyle olduğunda çok ibretlik açıkca belirtileri görmek de hoş.

Güzel Allahım, herşeyi ne kadar en ince ayrıntısına kadar yaratmış. Tüm Müslüman aleminin mübarek Ramazanını can-ı gönülden kutluyorum.

Onlar olsa yapmazdı muhabbeti @ 11-09-2007 11:58


Daha önce Zaman gazetesinde gördüm , şimdi de Vakit'de.

İlk önce haberleri vermem gerekirse, Leman dergisi kapağında Hayrunnisa Gül'ün başörtüsünü Tavşan kulağına dönüştürmüşlerdi ne alakası varsa, Zaman gazetesi Penguen dergisinden ayrılan bir dizi ekibin yeni kuracağı dergiyle ilgili bir söyleşi yapmışlar , başlık ise

"Biz olsak Hayrunnisa Gül'ü tavşan kulağı ile çizmezdik"

İnsanın sırf bu cümle için söyleşi yapıldığı hissine kapılması ne kötü, yoksa zaten Penguen'den ayrılan bu ekip zamanında Tayyipler Alemini konu almıştı ama söyleşi de bundan eser yok.

Bugün'de Vakit gazesine bakarken,nedense ilgi dışıma çıkmış olan bir konuyla ilgili Zaman'dan pas almışlar olacaklar ki, yine ben olsaydım yapmam taktiğini uygulamışlar. Otobüs'de namaz molası verirlir mi geyiği Milliyet'i ve Vakit'i birbirine düşürmüş, biri diğerinin yetkili kişilerden aldığı cevapları çarptırır, diğeri onu yalanlar, yine anlayacağınız kişinin Allah ile aralarına girmişler.

Son olarak bugün Vakit Gazetesi, Prebiteryen (ilk defa duydum açıkcası) Kilisesi Papaz’ı ile konuşmuşlar ve papaz ben milleyetin başında olsaydım haber yapmazdım demiş, tabi yapamazsın sen papazsın kardeşim.

Anlamıyorum gazeteler ne yapmaya çalışıyor, Zaman, Penguen'den ayrılan Uykusuz ekibine, Vakit'de Prebiteryen Kilisesi Papaz’ına kefil mi oluyor bundan sonraki yaşamlarında?

"Bu o olsaydı yapmazdı" gazeteciliği ucuza kaçıyor benden söylemesi.

Hatay Künefe @ 09-09-2007 18:40


Yayladağı lokumundan sonra, Hatay Künefesine geçiş de ziyaretçilerime karşı bir eziyet oluyor ama ne yapayım, memleketim :)

Haftasonu ailemle birlikte, hem kızkardeşimi ziyaret edelim, hem benim askerliğimi halledeyim (daha sonra ayrıntılı anlatacağım) hem de güzelliklerinden faydalanalım dedik ve künefe yeme işini gelenek haline getirdik.

Antakya'dayken her gece çıkar ailece künefe yemeye gideriz, resimde inatça kopmasını bekleyen kişi de annem, aynı masade 7 kişi var ve yedisinin de durumu aynı. Antakya'da dükkanlar genellikle akşamdan sonra tıklık tıklım dolu oluyor,bizim gibi kalabalık gittiyseniz garsonu kafaya almaya bakın derim, masaları birleştirmek kolay değil. Aynı sokakta tüm künefecilerin dükkanı vardır ve sokağa girdiğinizde müthiş kokuyu almamak elde değil.

İçinizden, Antakya'da künefe ait tüm malzemeler varken neden dükkanlar tıklım tıklım diyebilirsiniz, yerken o güzel manzarayı evde bulamazsınız da ondan.

Bilmiyorum benim tercihim ama, künefe benzeri sıcak tatlıların üstüne dondurma koyma taraftarı değilimdir, bir kere Künefe sıcakken tadı çıkar, üstüne çok soğuk dondurmayı koyunca ne olur, künefe ılır, e dondurmada erir, hiçbirşeye benzemez. O yüzden sade yemek en doğru tercih oluyor, ha unutmadan lokum gibi künefeyi de şehir dışına sipariş alıyorlar.

Plan yapmayın plan gitmez KARADENİZ'DE @ 31-08-2007 23:51


Az önce canım kardeşim İsmet 'den güzel bir video aldım, İsmail Türüt 'ün bu sene çıkarmış olduğu albümünden bir parça "Plan".

Karadeniz halkının nasıl dürüst, milliyetçi, kimilerinin kirli oyunlarına gelmeyen insanlardan oluştuklarına dair, harika kelimelerle bezenmiş, dinlemenizi şiddetle tavsiye edeceğim bir şarkı haline getirilmiş.

Buradan İsmail Türüt'ü kutlama istiyorum, diline sağlık. Parçayı aşağıda yayınlıyorum, dinleyebilirsiniz.

Düzenleme: Şarkıyı araştırırken dikkatimi çekti sözleri Ozan Arif'e aitmiş



Horoz Lojistiğin yarışma sonuçları @ 28-08-2007 21:51


Horoj Lojistiğin düzenlemiş olduğu yarışma sonuçlandı, bu sonuç tarihini aynı zamanda 65. yıl kutlamalarına denk getirdiler.

Başladığından beri habeerim vardı, bugün Doğan Hızlan 'ın köşesini okurken sonuçlandığını farkettim. Bence düşünülmüş harika bir pazarlama yöntemi.

Hem verilen para ödülü, hem de Jüri üyelerinin tanıdık simalardan seçilmesi (Şafak Sezer gibi) en önemli etkenlerden di, bir de seçilen kamyon arkası yazısı, tüm Horoz Lojistik filosunda kullanılacak olması yarışmaya ilgiyi daha da gösterdi.

5 bin 750 kişi katılmış, iyi bir rakam, dereceye giren yazılar güzel olsa da sanki bana göre sıranın yer değiştirmesi gerekir gibi geldi. Neyse, bunlarda dereceye giren sözler;

KAZANAN SÖZLER

Birinci: "Kamyon Çeker 10 - 20 Ton, Gönlüm Çeker Paris Hilton."

İkinci: "Hayatımı Yazsam, Duble Yol Olur..."

Üçüncü: "Araman İçin İlla Hata mı Yapmam Gerekir?"

Mansiyon 1: "Küresel Isınmaya Karşı Su Tankerlerine Geçiş Üstünlüğü Verilsin."

Mansiyon 2: "İyi Mazot Selülit Yapmaz."

Mansiyon 3: "Gazla Uçabilirsin, Ama Frenle Konamazsın!.."

Mansiyon 4: "Bas Gaza, Frene, Debriyaja... Götür Ver Parayı Vergiye, Stopaja."

Mansiyon 5: "Ne Müslüm’den Ne de Orhan’dan, Sevdiğim Tek Parça ’Yedek Parça’."

Jüri Özel Ödülü: "Arabada Yalnız Var!"

Yarışma sonuçlarına bu sayfadan bakabilirsiniz.

Fatih Sultan Mehmet'in yemek zenginliği @ 26-08-2007 22:43


Bugün Melih Aşık köşesinde yer vermiş , Fatih Sultan Mehmet'in bir aylık besin öğününün ne olduğuna dair.

Bu konuda yemek tarifleri veren blog sahiplerinin görüşleri nedir merak ediyorum doğrusu.

Stefanos Yerasimos 'un "Sultan Sofraları" adlı kitabından bir kesit aktarılmış, kitabı okumadım ama hangi tarihlere denk geldiğini bilmiyorum, Fatih Sultan Mehmet'in

"Ayın ilk on dört günü, her akşam şalgamlı ve yumurtalı kuzu yer, yanında sarı erikli çorba içermiş. Geri kalan 14 gün ise soğanlı tavuk kebabı ile yanında koruk ya da erik suyu katılmış bir balkabağı çorbası yermiş..."

Ayın yarısı aynı menü, diğer yarısı farklı bir menü, bana ilginç gelen ise menünün tad zenginliği, yumurtalı kuzuyu ve erikli çorbayı ilk defa duydum.

Sabah öğünü ise akşama taş çıkartır cinsten, o da;

"Yumurtalı lapa, mantı, yoğurtlu erişte, kestaneli bulgur, soğanlı mutancana, sarmısaklı balık, nohutlu kabuni, pazılı burani, tavuk kalyesi vs..."

Böyle zengin beslenen birisinin İstanbul'u fethetmesi güç olmamıştır herhalde, şimdiki gençlerimizin Fast Food adı altında yediklerine bakarsak, nesil değişikliği baya fark atmış. Gerçekten şaştım, şu an yediklerimze bakarak, ayrıca Fatih hiç domates ve patates yememiş... Çünkü bu iki sebze o zamanlar Avrupa'ya gelmemiş

"O" an @ 21-08-2007 19:31


Hayat izi kalmadı, arama kurtarma ekibi bile yoruldu artık.

Yer: New York

Gayret: Yıkılan ikiz kulelerden canlı çıkarma ümidi

TRT'nin kıramadığı çetin ceviz! @ 16-08-2007 15:29


22 Temmuz seçimlerinden sonra en üzüldüğüm olaylardan birisi de, Hulki Cevizoğlu'nun kazanamaması oldu herhalde.

Böyle bir kişiliğe sahip kişinin mecliste bir koltuğu olmalıydı ve beni olmasa bile Ankaralıları temsil etmesini isterdim. Sitesinde herkese teşekkür etti

Kazanamayınca yılmayacağını tahmin ediyorum, 18 Şubat 2003 tarihli köşe yazısında Yüksel Aytuğ , bu konuya ışık getiriyor bence.

TRT'nin kıramadığı çetin ceviz! başlıklı yazısında Atilla Gümüş'ün Gümüş Yıllar arşivinden bir kesiti yazdı. Özetle;

1980 yılında TRT'de "Yarışma 80" diye bir yarışma programı var ve konusu, her hafta bir ülke ele alınıp o ülke hakkında soru soruluyordu. Hulki Cevizoğlu da Federal Almanya ile ilgili bölüme başvurur ve kendisine davet mektubu gelir, o dönem Ankara Siyasal Fakültesi Siyaset ve İdare Bölümü son sınıfında okumaktadır.

Ancak yarışmanın yapımcılığı Nazmi Kal'dan alınıp, başka birine verilir, bundan habersiz olan Hulki Cevizoğlu ve beraberinde gelen arkadaşlarına, yarışma kendisinden alındığı için benim seçtiğim yarışmacılar kabul edilmiyor der, bunun üzeine Hulki Cevizoğlu TV Daire Başkanı Erdinç Sağlam'ın yanına çıkar, ancak Sağlam odasından kovunca ve bunu da Nazmi Kal öğrenince herkesin önünde Hulki Cevizoğlu'na hakaretler eder, bunun üzerine de Hulki Cevizoğlu bir avukata başvurur.

Daha sonraki günlerde Yüksel Aytuğ'a Nazmi Kal, sadece hakeret değil, 1-2 de tokat salladım demiş, bu yazıdan sonra da Hulki Cevizoğlundan son açıklama gelerek olay kapanmış, o da;

"Biz orada kalabalık bir öğrenci grubuyuduk, arkadaşlarım Nazmi Kal'ın üstüne yürüdü araya ben girip dayak yemesini engelledim" demiştir.

Açılan hakaret davası sonucu da, Nazmi Kal devlet memuru olduğu için 3 ay hak mahrumiyeti cezasına çarptırıldı ve ondan sonra böyle programlar yapamamış.

TRT'nin dönemindeki o kalın duvarlar arkasındaki kişilerin öyle her istediğini yapamayacağını bu hareketiyle kanıtlayan Hulki Cevizğlu, seçmenin karşısına tekrar geçer diye umuyorum.

Ağıza ve mideye yapışmaz @ 16-08-2007 10:46


Ailemin hafta sonu kendi memleketlerine gidip 2 kutu getirdiği meşhur Yayladağı Lokumu, resimde de görüldüğü gibi biri cevizli diğeri sade.

Bir çok kere test ettim, yazarken de yedim, hakikaten de kürdana gerek yok. Güloğlu baklavalarının sahibi gibi, baklavayı yerken yapacağın 5 şey diye bir kural yol, direk ağza atıp çiğneme işlemlerine başlayabilirsiniz, hemen ağızda erimesi ise cabası.

Bu özellikleri olur da, sadece Yayladağı içinde kalmaz herhalde, evet tahmin ettiğiniz gibi yurtdışı satışları da mevcut.

Sadece ağızda erimiyor, mideye de iyi geliyormuş, Yayladağı üreticisi Mehmet Oktay abimizin dediği gibi;

"Günlük olarak imal ettikleri sade, fıstıklı, fındıklı ve cevizli lokumların mide ağrılarına çok iyi geldiğini ifade etti"

Bu ününü farkeden Tv yapımcıları da, geçtiğimiz günlerde belgesel tadında bir program yapmışlar .

Peki bu kadar yazdım, isteyen olursa yardımcı olur, paketi hadiyelik halinde evinize sipariş edebilirim, memleketimin gelişimine de destek vereyim.

"Özgörev" , "Özgörüş" @ 14-08-2007 22:08


Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesinin internet sitesinde, ana menülerinde "Vizyon" ve "Misyon" kelimeleri yerine "Özgörev" ve "Özgörüş" kelimelerini tercih etmişler, gerçekten görmek istediğimiz hoş görüntüler.

Atatürk'ün ilk ayak bastığı şehir olduklarını belli ediyorlar böylece. Bu duyarlılıklarından ötürü kendilerine teşekkür etkinliği düzenleyeceğiz ( vatanbir olarak)

Etkinlik düzenlenene kadar, webofis@omu.edu.tr veya omu@omu.edu.tr adreslerine e-posta göndererek teşekkürlerinizi iletebilirsiniz.

Dip Not: Bağlantılarını alırken dikat ettim, Özgörüş bağlantısının dosya adı vizyon olarak kalmış, bunu da hatırlatalım.

Kalenin Duvarı

Date: 27.10.2007
Viewed: 154
Category: Personal
Tag: web teknoloji tasarim

Share
Report


Related RSSes
Personal - Afyonkarahisar
Date: 27.10.2007
Viewed: 19
Personal - Hayat Zor
Date: 27.10.2007
Viewed: 33
Personal - DergiNet.Net
Date: 27.10.2007
Viewed: 44
   
Olmazmi.com