night @ 22-05-2012 21:54
tonight, in London, shimmering with candle glow, not mysterious, but beautiful.
sigara - iç onu @ 22-05-2012 21:54

Sigara - İç Onu ( Umut Sarıkaya )
ahmet özhan - ay yüzlüm @ 22-05-2012 21:54
Ay yüzlüm, apaçık sözlüm
Ruhum Sana kurban;
Gönlüm Sana hayran!.
Nergis bakışlarının tesiri ne de yaman!
Efendim Efendim
Efendim el-aman..!
Bak sinemde bir ok var, derûnumda bir acı,
Sendedir sendedir sendedir ilacı...
Hem mahzun, hem de perişan
Dertlerle kıvrandım;
Kapına dayandım!
Yok başka bir ateş ,
Hep Sana Sana yandım;
Seninle seninle
Seninle uyandım.
Bak sinemde bir ok var, derûnumda bir acı,
Sendedir sendedir sendedir ilacı...
Ahmet Özhan - Ay yüzlüm MP3 sirke @ 22-05-2012 21:54
sen ışıkları söndür
ben sirke dökeyim duvarlara
avuzlarına sabır biriktiren o adamı hatırla oğul
sarı fotoğraf II. geleneksel anarşizm çağı
kolbastı değil kollukların basması çok popüler o sıralar
halk paranoyak, halk ezik, halk silahlı
onlar sarı kafaları mavi gözleriyle
çok gülüp çok eğlenirken bilmem kaçıncı yıl balolarında
umut intihar ederdi hergün aşırı doz acı ile
fakirin mihrabaltı vakt-i kerâhât münâcatında
ağzımda uzun tek nefes bir küfür
dudaklarımda gül ağacı ağızlık
ucunda sarma tütün bir cigara
13 adım o duvara 13 adım bu duvara
elde mavi firuze otuzüç diş
tak tak bozarım sessizliğini
gurbet koğuşunun
volta atarım sektire sektire
ahfâtına ecdâdına
sen ışıkları söndür
ben sirke dökeyim duvarlara
Kerem C. Cengiz
17:04 13.06.2009
Londra
Yaşar - Şarkı Halinde Kal @ 22-05-2012 21:54
Sen de her şey gibi yanımdayken,
Sen misin, sen mi, oluyorsun gözlerimde diken?
Git, git benden uzak,
Uzak bi yere git
Ne olur içimde
Her zaman bir ümit
Her uzak şey gibi öyle yalnız hayal,
Yalnız rahiyâ ve renk
Şarkı, şarkı halinde kal
Yaşar - Şarkı Halinde Kal | MP3karıma mektup @ 22-05-2012 21:54
Bir tanem
Son mektubunda:
'Başım sızlıyor yüreğim sersem! ' diyorsun.
'Seni asarlarsa seni kaybedersem;
diyorsun;
'yaşıyamam! '
Yaşarsın karıcığım,
kara bir duman gibi dağılır hatıram rüzgarda; yaşarsın kalbimin
kızıl saçlı bacısı
en fazla bir yıl sürer
yirminci asırlılarda
ölüm acısı.
Ölüm
bir ipte sallanan bir ölü.
Bu ölüme bir türlü
razı olmuyor gönlüm.
Fakat
emin ol ki sevgilim;
zavallı bir çingenenin
kıllı, siyah bir örümceğe benzeyen eli
geçirecekse eğer
ipi boğazıma,
mavi gözlerimde korkuyu görmek için
boşuna bakacaklar
Nazıma!
Ben,
alaca karanlığında son sabahımın
dostlarımı ve seni göreceğim,
ve yalnız
yarı kalmış bir şarkının acısını
toprağa götüreceğim...
Karım benim!
İyi yürekli
altın renkli,
gözleri baldan tatlı arım benim:
ne diye yazdım sana
istendiğini idamımın,
daha dava ilk adımında
ve bir şalgam gibi koparmıyorlar
kellesini adamın.
Haydi bunlara boş ver.
Bunlar uzak bir ihtimal.
Paran varsa eğer
bana fanila bir don al,
tuttu bacağımın siyatik ağrısı,
Ve unutma ki
daima iyi şeyler düşünmeli
bir mahpusun karısı.
nazım hikmet ran
travelodge maviliği @ 22-05-2012 21:54
uyumuş bir mavinin üstünde
şom mavi-
-düşte bir kızıl istihare
inşallah hayır
bilmediği yer
çok soğuk
ve
çok londra
*
K.C.C
22:33 13.04.2009
Londra
vefat... @ 22-05-2012 21:54
lisansta, ticaret üniversitesi'nden hocam prof. dr. zafer doğan bugün odasında geçirdiği kalp krizi sonucunda vefat etmiştir. kendisi üniversite eğitimim boyunca kahrımızı çekmiş olup, öğrettikleriyle her daim yüreğimizde yaşayacaktır...
ailesine sabır ve metanet, dostlarına, sevenlerine başsağlığı, kendilerine de Yüce Tanrı'dan rahmet ve bağışlama dilerim. mekânı cennet olsun.
pilli araba @ 22-05-2012 21:54
bir pilli araba durdu
vitrinde öyle kırmızı olmasa gerek
yeşilce hatırımca
baktı baktı durdu
vardı tahtalar vardı
marangozdan pilsiz
kola kutularım vardı
koymalık üst üste
oynamalık sessiz
mavi kazak ekmek salça
kabakulak yalnız çocuk
halının kırıntı telaşı vardı
Allah'ı vardı kocaman
pilli araba durdu orda vitrinde
baktı öyle bayram sabahıydı
baş ucunda pilli araba
hem vardı belki yoktu
rüyaydı güzeldi yine de
en büyük derdimiz pilli araba olsun be cemilim
çizerim ben sana kağıt çok kalem az
neşelerimiz çok
genizde tuz az olsun
televizyon olmasın
televizyon haram
mavi kazak Allahlı olsun
pilli araba kaldı orda vitrinde
beden büyüdü ruh kaldı -
orda vitrinde
kadın çok
-erkek çok oldu
hayal çok
-kırık çok oldu
pilli araba unuttu beni de
pilli araba Allahsız oldu
sonra
geldi pamuktan el geldi
öptük elden cennet onsuz dar idi
bahar sürur azimet etti
toprak su ateş hava ben
pişer oldum odsuz
kas kesildi
iç eridi
pilli araba baktı durdu arkamdan
kırmızıydı belki belki de hiç
bir zeytin tanem vardı gitti
baktım durdum arkasından
öyle yürüdü öyle yavaş yavaş
o gittikçe ben bittim
o gitti ben bittim
bak şimdi pilli araba orda nasipsiz
mavi kazaklı oğlan ağlak talihsiz
ucu tırtıklı yırtık bıçak bileksiz
şeref yok artık -sizşeref ben
-şerefsiz
.........
açtığım yürek
ektiğim gözsuyu
tattığım gam
yaşadığım çiledir
hükümsüzdür.
yazdı isem buraya
gölge güneşindir
ay denizin
cezirsiz meddir
kuşkusuzdur.
K.CC / Londra
16:11 02.04.2009
liman @ 22-05-2012 21:54
"Birçok limanda durmuş, molalar vermiş, soluklanmıştı ya da karnını doyurmuştu, hatta belki sadece çay içmişti, amacı bir bardak çaydı ya da fark etti ki yemekler damağına göre değil, çayın demi oturmamış… şimdi bu limanda diye çayı iyi demliyorum, tek şekerli, ince belli bardakta sunuyorum, yemeği, zevkine uyacak, midesini yormayacak biçimde hazırlıyorum. “Bu limandan keyif aldım, giderim, geri dönemem belki ama yiyip-içtiğimi, tadıp- kokladığımı da asla unutmam” der bir gün diye pes etmem yaptıklarımdan… Kal bu limanda yaşat beni!" "Kal bu limanda yaşat beni!..."
seciyesizim şimdi.