The largest and the best home page
Olmazmi search
tr
en
home page sites rsses
   
 There are thousands of videos in Videovarmi.com Click here to go Videovarmi.com.

Marketing - İnteraktif Pazarlama RSS

Internetin Gerçek Hayata Etkisi @ 22-11-2009 17:20
Facebook, Plaxo, Linkedin, Xing gibi birçok sosyal ağ ve benzeri platformlarda kişisel bilgilerimi paylaşıyorum. Doğum tarihim de bu paylaştığım bilgilerden biri. Önceki senelerden farklı olarak bu sene bir ölçümleme yapabilmek için doğum günüme 3 gün kala, üye olduğum sosyal ağlardan doğum tarihimin görünürlüğünü kapattım. Bu da sosyal ağ üzerinde bağlı olduğum arkadaşlarımın, otomatik olarak uyarılmasını engelliyordu :)

Geçen sene Facebook wall'ım doğum günü kutlamaları ile doluydu, Linkedin'de kontakta olduğum kişilerden mesajlar geliyordu, Plaxo'nun arkadaşlarıma yaptığı uyarılar sayesinde de kutlama e-postaları geliyordu. Peki ya bu sene? Sonuçları açıklayayım :) Facebook'ta 1-2 kutlama mesajı, Linkedin'den mesaj yok ve 3 adet e-posta.

Xing niye burada yer almıyor derseniz, oradan doğum tarihi bilgisini kaldırmayı unutmuşum :) Xing'de 10'a yakın kutlama mesajı alırken ayrıca Müge Cerman'a yakalanmışız. Friendfeed'de açtığı başlıkta da şöyle yazıyordu "20 kasım sevgili MK' nın doğum günü Facebook'tan tarihi kaldırınca kurtulurum sanmış ama Xing sağolsun hatırlattı :)". Bu başlığın altına da 100'e yakın kutlama mesajı geldi. En yakın arkadaşlarım bile artık arkadaş yönetimlerini internetten yapar hale gelmişler :)

Sosyal Ağlar
İşte bu, bizim internete ne kadar bağlı yaşadığımızı ve internetin gerçek hayatımızı nasıl doğrudan etkilediğini gösteren küçük bir örnek. Artık 35 yaş altı grubuna dahil kimse "şu konsere gidecek misin?" diye sormuyor, sen Facebook'tan konsere gideceğini işaretlediğin anda arkadaşın görüp o da "katılıyorum" diyebiliyor. Hayatımızı internetten yönetiyoruz ve bunun için doğru araçları kullanmak bize müthiş bir zaman kazandırabiliyor.

Kutlamaların azlığını da tamamen buna bağlamayalım, geçen seneye oranla daha az sevilen bir insan da olmuş olabilirim :))


Alışveriş Merkezleri Web Siteleri @ 26-10-2009 23:00
İstanbul'da alışveriş merkezi denildiğinde Kanyon, İstanbul Cevahir, İstinye Park ve Astoria sık ziyaret ettiğim yerler, Capacity de Bakırköy'e yolum düştükçe uğradığım bir yer. Bu alışveriş merkezlerinin odak noktasında; keyifli bir alışveriş için oluşturulmuş kaliteli ortam olduğunu söylemek çok da yanlış olmaz. Aynı zamanda bu alışveriş merkezlerinin bir ortak noktası da web sitelerinin Adobe Flash ile hazırlanmış olması :).

Görsellik açısından bir problem yok, hatta yeterince şıklar (Astoria hariç) fakat pek kullanışlı oldukları söylenemez, hatta içerik olarak da çok fazla fayda sağlayabildiklerine inanmıyorum. Web siteleri ile ilgili ortak bir incelemem üzerine, nelerin olması gerektiğine dair kısa ve öz bir liste paylaşayım:

  • Flash kullanılması öncelikle iPhone'da problem olacağından, mobil cihazlar için kullanışlı, görsel olarak abartılı olmayan ve çabuk yüklenebilecek ayrı bir mobil site tasarlanmalı
  • Arama motoru optimizasyonu (SEO) yapılmış web sitesi olmalı
  • Devamlı güncellenen bir Blogu olmalı
  • Etkinlikler, yenilikler ve kampanyalar hakkında her biri için ayrı RSS desteği olmalı
  • İçerik sayfalarında sosyal paylaşım araçları yer almalı (Twitter, Facebook, Digg vb.)
  • Sosyal sitelerdeki aktif hesaplarını web sitesine eklemeli

Alışveriş Merkezleri - Kanyon / İstanbul Cevahir / İstinye Park / Capacity / Astoria
Ayrıca ek olarak Twitter, Facebook, Flickr, Youtube (veya Vimeo) hesaplarını oluşturup, devamlı güncellemeliler. Hem insanların kendileri hakkında ne konuştuklarını takip ederken hem de paylaşımda bulunabilir ve daha çok kişiye ulaşabilirler.

Sizin de eklemek istedikleriniz varsa yorumlara buyrunuz ;)


Süper Fikirler ve Katilleri @ 21-05-2009 20:42
Burak Hoca'nın faili belli kıyağı ile Guy Kawasaki'nin "Girişimcinin El Kitabı"nı 1 haftalığına, okuyup başka bir girişimciye vermek üzere aldım. Daha kitabın başlarında Kawasaki'nin, iş fikirlerinizi öncelikle kadınlara sormanız gerektiği üzerine bir tezi vardı. Çünkü erkekler, kadınlara oranla daha çok fikir öldürüyorlarmış. Buna ben de kısmen katılıyorum. Bence iş fikrinizi, cinsiyet ayrımından öte hangi donanımlara ve vizyona sahip birine açtığınız daha önemli.

Bir fikri hayata geçirmeden önce kendinizi kandırmamanız gerekiyor. Fikrinizi öldürmek isteyen birçok kişi olacaktır. Zaman zaman bu fikir katillerinden biri de benim. Benimle paylaşılan iş fikirlerinin birçoğunu kendimce öldürdüğüm oldu, tabii ki sebeplerim ve örneklerim vardı. Aslında birçok iş fikrine direkt olarak önyargılı davrandığımı söyleyebilirim. Çünkü fikir sahibinin neleri düşünüp hesap ettiğini, neleri araştırdığını öğrenmek istiyorum. Ben öldürücü oldukça, karşımdaki kişi fikrine ne kadar sahip çıkabiliyor, gerçekten bu konuda ne kadar bilgili ve istekli görmek istiyorum.

Seth Godin'in de dediği gibi "Yeni büyük fikriniz konusunda sizi bağırlarına basıp desteklemeyen insanları lanetlemeden önce onlara teşekkür edin. Unutmayın ki, onlar olmasaydı, sıradan bir insan olurdunuz".


Sanal Alışveriş Deneyimi @ 16-05-2009 13:55
Market alışverişi öncesi yaptığımız klasik listeler vardır, genelikle kadınlar bu işin üstadıdır. Uzunca bir ihtiyaç listesi çıkarıp biz erkeklerin eline tutuştururlar. İnternet üzerinden de çeşitli yerlerden alışveriş yapabiliyoruz ama bu satın alma süreçlerinin ve sepet modelinin hayatımızı kolaylaştırdığını düşünmüyorum. Şimdiki modelleri biliyorsunuz, kategorizasyon ile ilerliyor. Aşağıda nasıl olmasını istediğimle ilgili küçük bir modeli paylaşmak istiyorum.

İnternetten sanal markete girdim. Sadece tek bir arama kutucuğu var ve buraya "yumurta" yazdığımda hemen kutucuğun sağında fiyatları ile birlikte yumurta çeşitleri alt alta sıralansa "Keskinoğlu 12'li 10TL, Köy Yumurtası 6'lı 4.5 TL vb." Keskinoğlu'nu fare ile seçsem hemen ardına "kaç adet" istediğimi soran bir kutucuğa "1" yazıp devam etsem ve hüp diye sepetime atıverse, yumurta yazan kutucuğu temizleyip işaretçim buraya odaklansa. Sırada ne var peynir, kutucuğa hemen yazsam aynı şekilde işlese benim için süper bir alışveriş deneyimi olurdu. Sonraki alışverişlerimde ise daha önceki seçimlerime göre belli ürün ve markaları üst sıralarda tutsa, kısa zamanda işlem yapmamı sağlasa tadından yenmez.

Ideshot'a ilk giren sanal market ile bu önerimi paylaşacağım ;) Sonuçta amaç hayatımızı kolaylaştırmak değil mi, böyle bir şeye siz ne kadar sıcak bakarsınız? Sizin daha farklı önerileriniz varsa onları da duymak isterim ;)


Ebültende Çıkış Linki Nerede Olmalı? @ 04-05-2009 01:36
Son dönemde eposta kutum ebültenlerle dolup taşmakta. Bunların büyük bir çoğunluğunu "izin verdiğim" ebültenler oluşturuyor, bunları zevkle takip ediyorum. Diğerleri ise iznimi almaya gerek duymayan firmalar. Daha da sıkıntılı olan ise istemediğim ebültenlerin bir çoğunda "ebültenden çıkış" (opt-out, unsubscribe) linki yok! Oysa bu ebültenler gerek Outlook'um gerekse Gmail hesabımın spam filtresinden geçip doğrudan "gelen kutusu"na düşüyor.

Daha önce bu konuda birçok araştırma yapma ve bu alanda çalışma şansım olduğu için, farklı sektörlerde kişilerin davranış biçimleri ile ilgili birçok deneyim yaşadım. Bu yazıyı yazmadan önce küçük bir anket yaparak, bu soruyu (sorunu) friendfeed üzerinden de sordum. Biliyorum ki friendfeed'de işin iki tarafında da bulunan (ebülten gönderen, ebülten alan) insanlar var.

Gelen cevaplar aşağıdaki gibi yorumlanabilir.
  • Herkesin ortak görüşü; ebültenden çıkış linkinin mutlaka olması yönünde.
  • Çoğunluğa göre çıkış linki ebültenin en altında yer almalı.
  • Bir iki kişi ek olarak; çıkış linkinin üstte olmasının da problem olmayacağını dile getirdi.

Hem buradaki yorumlara hem de daha öncesinde raporladığım ebültenlere baktığımda, çıkış linkinin ebültenin altında yer alması, en doğru çözüm olarak görünüyor. Eğer izinli pazarlama dahilinde değil de spam yapıyorsanız, ilk ebülten gönderiminde çıkış linkini ebültenin en üstünde konumlandırabilirsiniz. Bununla; "report spam" butonuna daha az tıklanılmasını sağlayabilir ve dolayısıyla spam kategorisine girme ihtimalinizi düşürebilirsiniz. Tabiki spam, kesinlikle tercih ettiğimiz ve faydasını görebileceğiniz bir yöntem değil. Spam'in yapıcı olmaktan çok yıkıcı etkileri olabileceğini göz ardı etmeyiniz.

Ankete yorumları ile katkıda bulunan tüm arkadaşlara teşekkür ediyorum, isimleri linkte yer aldığı için her birini buraya yazmıyorum :)


Ucuz Mal Alacak Kadar Zengin Değilim! @ 30-04-2009 00:14
Herşeyin bir yöntemi, adabı, kuralları vardır, oyunların bile! Bu kural ve yöntemlere uymadığınız zaman kaybetmeye mahkumsunuzdur.

Offline mecralar uzun süredir etkin olarak kullanıldığından belli kuralları oturmuştur ve bu kurallar çerçevesinde hareket edersiniz. İnternet her ne kadar kuralları yeni oluşan bir mecra olarak görülse de birçok alanda kuralları oturmuştur. Bu email marketing alanında da geçerlidir. Siz hala bunun farkında değilseniz gerçekten işi bilen danışmanlara ihtiyacınız vardır. Hizmeti aldığınız yerin ucuz olmasından ziyade öncelikle konusunda ne kadar uzman olduğuna bakmalısınız. Unutulmamalı ki işe yaramayacak -ve hatta belki ters etki yaratacak- bir çalışma size daha pahalıya mal olacaktır.

Normalde bir işi, yapmadan önce öğrenirsiniz. Siz hiç araba kullanmaya "hele bir binip kontağı çevireyim, ana yolda trafiğe çıkayım da yolda öğrenirim" dediniz mi? Arabalar nasıl "gitmek için gaza, durmak için frene bas" prensibine göre çalışmıyorsa, dünya da sizin egonuz etrafında dönmüyor ne yazık ki!

Peki bu yazı kimlere ithafen yazıldı? Email marketing nedir bilmeyen, bunu basit bir anlamda "toplu eposta gönderimi" olarak algılayan ve epostalarımızı meşgul etmekten öteye gidemeyen firmalara. "Marketing" sizin için ne kadar önemli ise başına "Email" kelimesi geldiğinde de önemlidir ;) Bir yerlere gelmiş olan markanızı, interneti kullanacağım derken yüzünüze gözünüze bulaştırmayın lütfen!


Kişiye Özel Eposta @ 09-04-2009 16:32
Daha önce email marketing'in gücünü yazmıştım. Doğru kullanıldığı takdirde eposta halen çok önemli bir mecra.

Kişiselleştirme
Eğer sayılı bir dataya ilk defa gönderim yapacaksanız -ki bu özel bir davet olabilir- iyi bir kişiselleştirme yapmanız, gönderdiğiniz epostanın okunma ve geridönüş oranını arttıracak, ayrıca sizin bu konudaki bakış açınızı ve samimiyetinizi ortaya koyacaktır. Sadece "ad soyad" kısmını değiştirmek, kişiselleştirme değildir!

Doğru kullanmak
Özellikle son dönemde eposta ile gelen özel davetleri incelediğimde "ad soyad" bölümünü bile değiştirmeye ihtiyaç duymadıklarını görüyorum. Eğer gönderim yapılan kişilerin ilgisi çekilmek isteniyorsa buna dikkat edilmesi gerekmektedir. Sabit bir görsel ve metin hazırlayıp "Değerli Üyemiz, Sevgili Müşterimiz" diye başlayan eposta, inanın gelen diğer epostalardan farklı bir yere konmayacaktır. "Ad soyad"ın özelleştirilmesine ek olarak eposta metninde, kişinin "hangi özelliklerinden" dolayı davetli olduğunu belirtmek çok daha etkileyici olacaktır. "Özel davetli" diyorsanız, kişiye ilk olarak dokunduğunuz epostada "özel" olduğunu hissetirmelisiniz.


Bu İşte Ortak mıyız? @ 27-03-2009 00:55
Bugün "YTÜ Web Günleri"nde ilk panelde konuşmacı, ikincisinde ise dinleyici olarak yer aldık. Her ne kadar üniversitede eylemli bir güne denk gelip kapıda 20 dakika kadar bekletilsek de keyifli bir etkinlikti diyebilirim. Konuşmacı olduğumuz (Internet Projeleri Nasıl Ortaya Çıkıyor?) paneldeki sorulardan biri de "ideal ortaklık yapısı nasıl olmalı?" idi. Bu konuda panelde de paylaştığım düşüncelerimi burada da toparlamak ve bir liste haline getirmek istedim.
  • Ortak olacağınız kişiyi öncelikle iyi tanımalısınız.
  • En iyi arkadaşınız, her zaman en iyi ortağınız olmayabilir.
  • Yazılımı kendi içinizde yapmayacak olsanız bile, teknik konulardan anlayan bir ortağın olması her zaman faydalıdır.
  • Satış ve pazarlama alanında uzman bir ortağın olması gerekmektedir.
  • Her ortak belli oranlarda diğer rolleri de üstlenebilmeli.
  • Tüm ortakların sabırlı ve projeye inanan karakterde olması, projenin ilerlemesi ve ortaklığın devam etmesi açısından önemlidir.
  • Ortakların hisseleri aynı oranda olmalıdır.


Atılan Tohumlar Filizleniyor @ 15-01-2009 00:34
Etohum'dan daha önce de burada bahsetmiştim. Uzun bir süredir, çok keyifli panel ve toplantılara katıldık. Bu etkinliklerde, çok güzel dostlukların başladığını ve "birlikte hareket etme" adına da ciddi adımlar atıldığını düşünüyorum. Sektör çalışanlarını/ilgililerini bir araya toplayan ve sektöre dinamizm kazandıran yapısıyla Etohum, ilk büyük haftasonu etkinliğini gerçekleştiriyor. Etohum'a yapılan başvurular arasından ilk aşamada seçilen 15 internet girişimcisi ve bu girişimcilerin projeleri 31 Ocak 2009'da açıklanıyor. İnternet camiasının bir çok ünlüsünün de yer alacağı bu etkinlik hakkında daha detaylı bilgi ve katılmak için tıklayınız ».


Samsung Siyah Kristal'in Sırrı @ 05-01-2009 02:26
Samsung Siyah Kristal
Güncelleme : Artık bu yazıyı mı okudular veya başka bir yerden mi gördüler bilemiyorum ama kayıt formunu oyunun flashına dahil etmişler ve form.html'den kurtulmuşlar. Gönül isterdi ki bir e-posta ile iletişime geçsinler. Acaba blogları, eski forumlar gibi mi değerlendiriyorlar ne dersiniz? Pek sanmıyorum ama..

Friendfeed'de -şu an bulamadığım- bir post ile Samsung'un yeni kampanyası "Siyah Kristal" isimli advergame'den haberdar oldum. Ve hemen gidip bir göz atmak istedim. Oyuna hemen başladım açıkçası kurgu hoşuma gitti, oyundaki metinler de akıcı bir etkiye sahipti. Kurgu ve içerik hakkındaki önerilerimi daha sonra bu yazıya ekleyeceğim. Asıl bahsetmek istediğim ise oyunu bitirdikten sonra karşılaştığım manzara. Beni gerçekten şaşkınlığa uğrattı. Nasıl mı?

Oyunu bitirdiğinizde çekilişe katılabilmeniz için kişisel bilgilerinizi girebileceğiniz formun linkini veriyor, buraya kadar her şey güzel de, form "html" uzantılı statik bir sayfa (http://www.siyahkristal.com/SiyahKristal/form.html). Yani bu adresi bilen herkes oyunu oynamaya gerek duymadan bu formu doldurarak çekilişe katılabiliyor. Peki bir de bu formun altında yer alan "Katılım Şartları"na göz atalım :

"22 Aralık 2008 – 25 Ocak 2009 tarihleri arasında www.siyahkristal.com web sitesine ücretsiz üye olup, Samsung Siyah Kristal oyununu oynayarak bitiren katılımcılar arasında çekiliş yapılacaktır. Katılımcılar oyun sonunda ad, soyad, yaş, cinsiyet, adres, ilçe, il, telefon ve e-posta bilgilerini vermeleri durumunda kampanyaya katılmaya hak kazanacaklardır."

Oyunu oynayıp oynamadığımızı, bitirip bitirmediğimizi nasıl anlayacaklar peki? Şu an herkes bu formu doldurabiliyor. Peki bu nasıl önlenebilirdi? Oyunu bitirdikten sonra tekil bir kod üretilip veritabanına bu kayıt yazılmalı ve oyun sonundaki form linkine bu kod query string olarak eklenmeliydi (form.aspx?code=3TS56GH gibi). Formu doldurduktan sonra da veritabanına yazılan kişisel bilgilerimiz ile bu kod doğrulanıp, kod -diğer kullanıcıların kullanmaması için- pasif edilmeliydi.


Markalar ile Bloglar İletişimde @ 28-12-2008 22:45
Son dönemde, markaların bloglara olan ilgisi ve bu konuda çeşitli etkinlikler yapması gerçekten sevindirici. Ülker Cocostar (Yaman Gezgin Kayboldu), Gillette (Fenomen Blogger Project), Uno (Blogger Sofrası), Nokia (Nokia viNe) ve Warner Bros (basın gösterimleri) bu konuda ilk aklıma gelenler. Gerek ürün deneyimlerimizi paylaştık, gerek fabrikaları gezdik ve bilgilendik, gerekse yeni ürün tanıtımları konusunda önemli bir "mecra" olarak değerlendirildik. Bu etkinliklere katılan/katılmayan bir çok blogger da kendilerine değer verilmesinin mutluluğunu yaşadılar.

Bloglara yönelik ilk basın gösterimi "Mustafa" filmi ile başladı. Murat Kahraman bu konuda bir öncülük ederek, friendfeed'de bu etkinliği bizlere duyurmuştu. Yaklaşık 1 ay sonra da "Body of Lies - Yalanlar Üstüne" filminin basın gösterimi için tekrar bir araya geldik ve Warner Bros Türkiye'den Duygu Kutlu ile tanıştık. Duygu Hanım'ın sıcak tavırları ve yaptığı açıklama, bu basın gösterimleri hakkında düşüncelerimizi daha da netleştirmiş, bizi pozitif yönde etkilemişti. Duygu Hanım açıklamasında; blogumuzda film ile ilgili görüşlerimizi yazıp yazmamamız konusunda rahat olmamızı, böyle bir beklenti içinde olmadıklarını ve bu gösterimleri tekrarlamak istediklerini belirtiyordu. Bence bu, zamanlama ve içerik açısından çok doğru bir açıklamaydı. Hem ilgiyi ve ortamı hem de filmi beğenmiştik.

Geçtiğimiz hafta perşembe günü de "Yes Man - Bay Evet" filminin basın gösterimine katıldık. Geçtiğimiz gösterime oranla bu sefer daha fazla katılımcı vardı. Filmin eğlenceli konusuna Jim Carrey'nin performansı da eklenince salonda kahkahalar eksik olmadı.

Warner Bros Türkiye, şu an için bu gösterimleri özel salonunda yapıyor ve bir süre sonra bu salonun yetmeyeceğini düşünüyorum. Çünkü bu basın gösterimleri en eğlendiğimiz etkinlikler arasında yerini aldı ve katılımcıların sayısı giderek artıyor. Warner Bros Türkiye ile Duygu Kutlu'ya bu etkinlikten ve gösterdileri ilgiden dolayı teşekkürlerimi iletiyorum.


Basit Bir Girişimcilik Hikayesi @ 04-12-2008 14:37
Ulaşım için saatine göre farklı araçları ve yolları tercih ederiz. Tam akşam trafiğinde de Taksim'den Üsküdar'a trafiğe girmeden gitmenin en uygun yolunu Füniküler ile Kabataş İskelesi oradan da motor ile Üsküdar olduğunu düşünerek yola çıktım. Kabataş İskelesi'ne gelene kadar problem yoktu fakat motorun yarım saat sonra kalkacağını öğrenmek pek de şık olmadı doğrusu. Kim beklemeyi ister ki özellikle de İstanbul'da! Herkes iskelenin dışındaydı, kimi sigarasını tüttürüyor kimi de yanındakiler ile sohbet ediyordu. O sırada iskeleye yeni gelen bir kadın bana doğru yaklaşarak aceleci bir tavırla "Motor seferleri bitmiş mi, motor yokmuymuş?" diye sorunca aşağıdaki şu diyaloğu yaşadık:

- Ben: Var ama 21:30'da kalkacakmış.
- Kadın: Saat kaç acaba?
- Ben: 21:05.
- Kadın: Teşekkürler.. E peki burada bekleyecek misiniz? İki kişi daha bulup bir taksi dolmuş yapabiliriz ve Beşiktaş'tan hemen binebiliriz!

Yaşanan bu diyaloğun sonunda kadının söylediği mantıklı gelmişti, halbuki bunu o an hepimiz düşünebilirdik veya belki de düşünmüştük ama o özgüveni ve cesareti göstermeyip ilgisiz kalmıştık. Aslında benim de acelem vardı ve bir anda ikna oldum. Derken kadın yakındaki bir çifte yaklaşarak aynı sözleri tekrarladı: "Pardon, yarım saat burada bekleyecek misiniz? Taksi dolmuş yapıp Beşiktaş'tan hemen binebiliriz. Ne dersiniz?". Çift de benim gibi bu makul teklif karşısında ikna olmuş ve tamam demişlerdi. 4 kişi tamamlanmıştı ve taksiye binip Beşiktaş'a gitmek kalmıştı. Hemen yoldan bir taksi çevirdik ve Beşiktaş'a doğru yola koyulduk. İskeleye geldiğimizde herkes bozuk paraları ayarlarken girişimci kadın bu konuda biraz geç kalmıştı. Çünkü biz parayı tamamlayıp taksiciye iletmiştik bile. Elindeki parayı da kibarca reddettik. Ondan para beklentimiz yoktu, bizi toplamış ve bu hareketi tetiklemişti. Evet benim gözümde o kadın bir girişimciydi, samimiyeti, inancı, özgüveni ve ikna kabiliyeti de bir hayli yüksekti. Bu işten hepimiz karlı çıktık. Bireysel davransak ve aynı yolu izlesek hepimizin cebinden 4 YTL çıkacaktı. Halbuki 1.5 YTL ye çabuk ve rahat bir şekilde işimizi görmüştük.

Girişimcilik hayatın her anında, her alanında var. Önemli olan, problemi iyi analiz edip çözüm üretmek, buna inanmak ve diğerlerini de bunun doğru olduğuna ikna etmek. Karmaşıklaştırmayın, anlık basit çözümler herkese fayda sağlayacaktır.


Yaşa Mustafa Kemal Paşa Yaşa @ 29-10-2008 21:17
Mustafa Kemal AtatürkPazartesi sabahı, Yusuf ile birlikte "Mustafa" isimli belgesel filmin basın gösterimine katılmak üzere yola çıktığımızda pek keyifli bir yolculuk olacağını düşünmüyordum, malum İstanbul trafiği. Oysa hiç de öyle olmadı, trafik yoktu ve keyifli bir sohbet eşliğinde güzel bir yolculuk olmuştu bizim için. Astoria'ya geldiğimizde dostlarımızı orada görmek bizi daha da bir keyiflendirdi. Sinema salonuna girdiğimizde, en üstte yer alan localardan birine kurulduk hemen Ali, Muammer ve Yusuf ile birlikte. Herkes gibi ben de meraklı ve heyecanlı bir bekleyiş içerisindeydim. Ve ışıklar söndü, "Mustafa" başladı.

Goran Bregoviç'in o müthiş ezgileri ile kendimizi kaptırmıştık bile. Perdede ise özgürlüğümüzü borçlu olduğumuz bir büyük kahraman "Mustafa Kemal Atatürk" vardı. Bu belgesel filme neden "Mustafa" ismi verildiğini de izledikten sonra daha iyi anladım. Çünkü Can Dündar bu belgeselde Atatürk'ün de bir insan olduğunu ön plana çıkararak, ilişkileriyle, stratejileriyle, fedakarlıklarıyla O'nun hayatını bir hikaye tadında gözler önüne seriyordu. Atatürk'ü bu yorumla ilk defa izliyorduk ve hepimiz nefeslerimizi tutmuş O'nunla beraber aynı duyguları, aynı tarihi biz de yaşıyorduk. O'nunla üzülüyor, O'nunla isyan ediyor, O'nunla coşuyorduk. Ve düşman Anadolu'dan püskürtülürken fonda İzmir Marşı çalmaya başlıyordu "İzmir'in dağlarında çiçekler açar".. Tüylerim diken diken olmuştu, müthiş bir duygu seline kapılmıştım. İşte o an bağıra bağıra marşa eşlik etmek istedim. Ayağımla tempoyu eksik etmemiştim tabi ki ama yeterli değildi. Cumhuriyetimizin 85. kuruluş yıldönümünde haydi hep beraber haykıralım "Yaşa Mustafa Kemal Paşa Yaşa". Seni daima hatırlayacağız..

Beyaz perdede bir kere daha izlemeyi planladığım bu filmi herkese -hem de hiç düşünmeden- tavsiye ediyorum. Tebrikler Can Dündar, Goran Bregoviç ve tüm ekip. Teşekkürler NTV, KO'MEDYA, SABANCI ve kral adam Murat Kahraman ;)



Türkiye'den Global Bir Girişim Örneği @ 21-09-2008 03:02
Sen kalk, 10 sene çalıştığın güzelim pazarlama işini bırak, blog yazarak geçimini sağla. Olacak iş mi? Olmuyor değil, hatta yapan çok da güzel yapıyor. Geçtiğimiz Ağustos ayında bu güzel işini bırakarak blogdan para kazanmayı hedefliyordu Mert Erkal. Daha önce de blogundan para kazanıyordu ama aldığı bu cesur kararla tek geçim kaynağı olarak blogunu seçmişti ve bunda gerçekten de kararlıydı. Ne mutlu ki, Mert'in yaşadığı bu süreçlerin hemen hepsine tanık olma şansını yakaladım.

Hatırlarsanız Etohum toplantısının fotoğraflarında Mert ile Burak hoca konuşurken objektiflere böyle yakalanmışlardı. Yorumlarda da gördüğünüz gibi orada ne konuştukları üzerine çeşitli senaryolar üretmiştik. O zaman üzerine konuştukları konu ise Mert'e gelen sözleşmenin içeriği idi. O sözleşmeler imzalandı ve yoğun tempo ile çalışmalara başlandı. Mert, Yunanlı internet girişimcisi ortağı Vasilis Pasparas ile birlikte dünyanın ilk basılı/dijital blog dergisi Bloghology'yi hazırladılar ve bu haftasonu Blog World Expo konferansında görücüye çıkarıyorlar. Steve Rubel, Guy Kawasaki, Tim Ferriss, Chris Brogan gibi bloggerların da katılacağı, Las Vegas'taki bu konferans sayesinde 100,000 Internet kullanıcısına ulaşmayı hedeflediklerini söyledi. Şu ana kadar Yaro Starak gibi popüler blogculardan (40,000+ okuyucu) çok olumlu yorumlar aldılar. Yaro'nun yorumuna buradan ulaşabilirsiniz.

Amerikalı, Hintli, Endonezyalı ve Ukraynalı blogcuların yanı sıra Türk blogcuların da yer aldığı dergide Mert baş editör olarak görev alıyor. Dergi her ay dijital ortamda ücretsiz olarak takip edilecek. Ayrıca her 3 aylık periyotlarda 40,000 adet kopyadan oluşan basılı dergi de yer alacak. Basılı dergi maliyeti posta masrafları da dahil olmak üzere Avrupa ülkeleri için 20 Euro, diğer tüm bölgeler için 30 Euro olarak belirlenmiş.

Eğer siz de Bloghology'nin ilk sayısını dijital ortamda okumak isterseniz http://digital.bloghology.org/ adresine gidip ücretsiz üye olabilirsiniz. İlk sayı da microblogging'den podcasting'e birbirinden ilginç blog konuları hakkında bilgiye ulaşabilirsiniz.

Mert ve Vasilis Pasparas Bloghology'yi sadece bir blog magazini olarak değil, Internet'in blogcu katılımlı en geniş sosyal ağlarından biri haline getirme vizyonuna sahipler. Bu bağlamda www.bloghology.org sitesi çok yakında bambaşka bir görünüme kavuşacak. Ayrıca www.whatsnextinblogging.com ile sadece blogculara dair haberlerin yer alacağı bir ortam da yaratılıyor.

İşte Türk - Yunan işbirliği, işte sizlere global bir proje. Demek ki inanınca ve çalışınca oluyormuş. Yazlıkta evin balkonunda o sıcakta gece-gündüz çalışarak, çok kısa sürede bu kadar ciddi yol almanız gerçekten etkileyici ve sevindirici. Mert tekrar tebrikler, ayrıca dergi de gerçekten güzel olmuş. İyi ki Türkiye'deyim 10 Euro kazançlıyım :)


Etohum Buluşmasından Çok Özel Notlar @ 12-08-2008 18:50
Etohum Resimleri
Geçtiğimiz hafta Etohum buluşmasında, Cem-Mert Hürtürk kardeşlerden bir email marketing ürünü olan Oempro'nun geliştirme süreçlerini, yurtdışında nasıl 15.000 müşteriye ulaştıklarını ve Wridea.com'u dinledik. Yeni kişilerle tanıştık, kahvelerimizi yudumlarken internet projelerini tartıştık. Bu arada gözden kaçanlar olmadı mı, tabi ki oldu. Yakalayabildiğim bazı ilginç notları şimdi sizlere de aktarıyorum.
  • Tio ile FF Team halı saha maçı için anlaşmalar yapıldı. (her ne kadar Tio ekibi buluşma sonrasında ertelemeye gitse de, 20 Ağustos akşam 7-8 için söz kesildi)
  • Burak Hoca ile Mert teklif dosyasını incelerken Tuğçe'nin kamerasına yakalandı.
  • Televidyon ekibi ilk kez kameralarıyla yer aldı.
  • Burak Hoca etohum.tv için röportajları yaptı, gelen sorular karşısında kimse ne cevap vereceğini bilemedi.
  • Harun ile birlikte çok kaçtık kameradan ama bir anda Burak Hoca'ya yakalandık :)
  • Ersan Özer'i bundan sonraki toplantılarda da göreceğiz sanırım.
  • Serdar Kuzuloğlu buluşmaları çok sevdi, bu hafta da bizimleydi.
  • Almanya'dan Sina Afra etohum buluşmalarındaydı.
  • Sivas'tan bile katılan vardı bu toplantıya :)
  • Yeni projelerin yolda olduğunu fısıldadı birileri.
  • Buluşma sonrası bazıları Taksim'e bazıları ise Ortaköy'e kaçtı. Kimse çağırmadı :p

Etohum Buluşması - Mekanist.netHaftaya Mekanist.net'in yer alacağı Etohum buluşmasında yepyeni notlarla tekrar karşınızda olacağım. Gözden kaçan notlar varsa buraya eklemeniz şiddetle tavsiye edilir ;)

Etohum Buluşması - Mekanist.netAyrıca bu ay Likemind da geldi çattı, Cuma günü saatler sabah 8'i gösterirken Kanyon Starbucks'da görüşmek dileğiyle.


Etohum Buluşmaları Başladı @ 22-07-2008 02:33
Geçtiğimiz hafta etohum buluşması Goril A.Ş. 'de yapıldı ve marketimden.com'u ağırladı. Artık her hafta çarşamba günleri 17:30-19:30 saatleri arası düzenlenecek olan etohum buluşmasının bu haftaki konuğu takasmerkezi.com. Katılmak isteyen herkezi keyifli internet sohbetlerine bekliyoruz.

Bu haftaki etohum buluşması etkinlik detayı için
http://www.new.facebook.com/event.php?eid=30118496354

Facebook etohum grubuna katılmak için
http://www.new.facebook.com/group.php?gid=32020066512


Girişimci Yatırımcı Buluşması Olan "Etohum" Yeşeriyor @ 23-06-2008 14:54
etohumSiz de çevrenizdeki başarı hikayelerini dinleyerek, onlardan biri olmak, kendi internet şirketinizi mi kurmak istiyorsunuz? İnternet üzerinde geliştirmek istediğiniz, inandığınız iş modelleriniz mi var? Siz de birer girişimci mi olmak istiyorsunuz? Peki bu işin profesyonelleri biraraya gelerek, eğitim imkanı sağlasa, sizlere danışmanlık yapsa ve aynı zamanda sizi bu alandaki yatırımcılarla buluştursa nasıl olur? Evet, bence de harika olur. Nisan-Mayıs 2008 tarihleri arasında e-fikrim yarışmasını düzenleyen Burak Büyükdemir bir ilke daha imza atarak, Türkiye'de internet girişimciliği sektörünü büyük ölçüde canlandıracak olan etohum projesine imza atıyor.

etohum, yeni ekonomi konusunda bilgi ve fikir sahibi, kendi internet şirketini kurmak isteyen genç girişimcilerle; şirketleri, yatırımcıları ve profesyonelleri bir araya getirmeyi amaçlayan platformdur.

Başvuru yapanlar arasından seçilecek uygun 30 aday/ekip internet girişimciliği eğitimi alacak, iş planlarını hazırlarken koçluk ve yönlendirme yapılacak, hazırladıkları internet girimciliği iş planlarını bireysel, kurumsal yatırımcı ve şirketlere sunmaları sağlanacaktır.

İnternet konusunda yeni iş fikri olan henüz şirketini kurmamış, iş fikrini gerçekleştirmek için şirketini kurmak üzere olan, internet şirketini / yeni girişimi kurmuş, sermaye, yönetim, pazarlama ve diğer desteğe ihtiyacı olan herkes etohum’a başvuru yapabilir.

Ağustos 2008′den Mayıs 2009′a kadar sürecek olan süreçte internet girişimcisi olmak isteyenlere yeni işe başlama eğitimiyle uygun girişimcilik ortamının sağlanması ve iş planlarının yatırımcı olabilecek şirket, kişi, yatırımcılar tarafından değerlendirilmesini sağlayacak bir ortamın sağlanması amaçlanmaktadır.

"etohum bir yarışma değildir, fikrinizi göndereceğiniz bir platform değildir, para ödülü kazanabileceğiniz bir yer değildir!"

Son aldığım bilgilere göre yerli yatırımcıların yanısıra yabancı yatırımcılar da etohum'a çok yakından ilgi gösteriyorlarmış. Şu an kapalı beta olarak yayında olan etohum websitesi, yakın dönemde açılacak ve başvuruları kabul etmeye başlayacak. Websitesi açılana kadar, Burak Büyükdemir'in "Kümesteki Kartal Neden Uçamaz? Türk Girişimcilerin İnternet Serüveni" adlı kitabını ve metacafe.com'da yer alan videoları izlemenizi tavsiye ederim.


İnternet, Teknoloji Ve Pazarlama Üzerine Haziran Etkinlikleri @ 16-06-2008 13:19
20 Haziran 2008 Cuma, sabah 08:30'da yapılacak Likemind İstanbul buluşması her zamanki gibi Kanyon Starbucks'da olacak, etkinlik bilgisine buradan ulaşabilirsiniz. Likemind Ankara buluşması ise 20 Haziran 2008 Cuma, akşam 18:30'da Kavaklıdere Cafe Crown'da düzenlenecek, bu etkinlik ile ilgili detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz. Likemind nedir merak edenler, daha önceki yazıma buradan ulaşabilir.

28 Haziran 2008 Cumartesi günü Techcrunch & Webrazzi Meet Up, Conrad Hotel'de gerçekleştirilecek. Katılmak için hemen kaydınızı yaptırmanız gerekiyor, çünkü 400 kişi ile sınırlı bu etkinliğe şu an yaklaşık 250 kişinin kayıt yaptırdığı iletildi. Online davetiye için hemen buraya tıklayınız.


İnternet Ve Pazarlama Üzerine Keyifli Etkinlikler @ 13-05-2008 22:15
e-fikrimÖncelikle 10 gün önce yapılan e-fikrim proje yarışması, aynı zamanda internetin önde gelen isimlerinin de katıldığı bir panele ev sahipliği yaptı. Moderatörlüğünü Burak Büyükdemir'in yaptığı panel çok keyifliydi ve yeni girişimciler için de çok faydalı olduğunu düşünüyorum. Yeni e-fikrim'i merakla bekliyorum, bence ajandanızda mutlaka yer alması gereken üst düzey bir organizasyon. E-fikrim hakkındaki geniş bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.


Web insanları kapalı buluşması15 Mayıs Perşembe günü, 19:00-21:00 saatleri arasında Kanyon Starbucks'ta gerçekleştirilecek olan "Web insanları kapalı buluşması" etkinliği, Botego kurucu ortağı Ekim Nazım Kaya tarafından organize ediliyor. Facebook'tan şu anki katılımcılara baktığımda çok keyifli internet ve pazarlama sohbetleri olacağı kesin. İkincisi düzenlenecek olan etkinliğin en ilgimi çeken yanı ise tanımının "kendini web'le tagleyen herkesi çağırabilirsiniz" olması. Kaçırılmaması gereken bu etkinlik ile ilgili geniş bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.


LikemindLikemind buluşmaları tüm dünyada ayda bir aynı gün içinde düzenlenen, yapıldığı yere ve katılımcılara göre içeriğinin farklılık gösterdiği ve gündemi o an kendiliğinden oluşan keyifli bir etkinlik. Türkiye'de İstanbul ve Ankara'da yapılan Likemind buluşmalarının İstanbul'daki ayağını kaçırmamaya çalışıyorum. Likemind İstanbul buluşmasının içeriği "benzer zihinli pazarlama insanlarının aylık keyifli sohbeti" olarak geçiyor. Sabahın erken saatlerinde olmasına rağmen, gerçekten de söylendiği gibi keyifli ve güzel geçiyor. 16 Mayıs Cuma, sabah 08:30'da yapılacak İstanbul buluşması bilgisine buradan ulaşabilirsiniz. Likemind Ankara buluşması ise 16 Mayıs Cuma, akşam 18:00'da düzenlenecek, detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

Likemind Global
Likemind İstanbul Facebook Grubu
Likemind Ankara Facebook Grubu


Sosyal Ağlara Takılmak @ 11-05-2008 13:21
Hayatımızı kolaylaştıran, bize zaman kazandıran, ilişkilerimizin boyutunu değiştiren ve bizi asosyalleştiren interneti bir yandan da sosyalleşmek için kullanıyoruz. İnsan olarak en önemli ihtiyaçlarımızdan biri de, bir yere ait olma duygusudur, kısaca buna sosyalleşme ihtiyacı diyebiliriz. Bu durum sosyalleşmemizi, ilişki kurmamızı ve yaptıklarımızın bir anlam ve zenginlik taşımasını sağlar. İnternet üzerinde de çeşitli farklılıklarıyla uzun zamandır hayatımızda yer edinen sosyal ağlar (social network) bu konudaki en büyük yardımcılarımız konumundadır.

Universal McCann Eylül 2006 ve Haziran 2007 araştırmalarının devamı olarak Mart 2008'de yaptığı sosyal medya (social media) araştırma raporunu yayınladı. 29 ülkeden toplam 17.000 kişinin yer aldığı araştırmaya göre, sosyal ağ (social network) kullanımı önceki dönemlerle karşılaştırıldığında hızlı bir artış içerisinde. Yine araştırmaya göre, en az bir sosyal ağda yer aldığı tahmin edilen toplam kullanıcı sayısı 272 milyon.
sosyal ağ kullanım eğilimleriKullanım eğilimlerinde en çok payı alan mesaj gönderme olmazsa olmazlardan. Kullanıcıların içerik oluşturduğu bölümlere baktığımızda ise önceki dönemlere kıyasla resim yükleme, video yükleme ve blog yazma büyük oranlarda artış gösteriyor. Özellikle facebook'un yayılmasıyla sosyal ağlardaki kullanıcıların uygulama yükleme oranı (%21), video yükleme oranı (%23) ile hemen hemen aynı duruma geldi. Araştırmanın bloglar ile ilgili sonuçlarına Harun'un blogundaki bu yazıdan ulaşabilirsiniz.

Sonuç olarak sosyal ağlar, internette en çok zaman geçirilen önemli bir durak olma yolunda ilerliyorlar. Şu an yapılan internet projelerinin bir çoğu da sosyal ağların ara ihtiyaçlarına çözüm bulmaya yöneliktir. Önümüzdeki dönemde mevcut sosyal ağlarla entegre internet projeleri giderek artacak, internet girişim projeleri ile ilgilenen veya çeşitli proje fikirleri olan arkadaşların, bence bu alanı (özellikle Türkiye için) çok iyi şekilde değerlendirebileceklerini düşünüyorum.


Hakia, Türkiye'yi Anlamaya Başlamış Bile! @ 26-04-2008 00:05
Hakia Popüler OdalarHakia, semantic web tekniklerinin kullanıldığı bir arama motoru. Daha özetle iddiası, kullanıcının isteğini en iyi şekilde yorumlayıp, kullanıcının aradığına en yakın sonuçları listelemesidir. Aynı zamanda aradığınız kelimeyi daha önce kimlerin aradıklarını ve aradıkları içerik hakkındaki yorumlarını görebilir, yorum ekleyebilirsiniz.

Hakia, geçtiğimiz ay içerisinde hizmetine Türkçe dil desteğini de eklemişti. O zamandan bu yana yapılan aramalar ve yapılan yorumlara bakıldığında, Türkiye'de öne çıkan başlıklar resimde de gördüğünüz gibi; "tiyatro, PKK Krizi, besiktas, Türkler Facebook rekoru kırdı!, türban sorunu, Bireysel Kredi, Bedava MP3, komik fıkralar, Sahibinden Ankara, Emlak İstanbul"dur. Daha şimdiden Hakia, bizi tanımaya ve anlamaya başlamış sanırım.


En İyi Ben Bilirim! @ 24-04-2008 01:31
İnternet OtoritesiYanlış anlaşılmasın kendim için söylemiyorum, şu an bilgisayarı açmasını bilen ve google.com yazabilen herkes söylüyor. İnternette bir iki "site" gezen kendini "internet gurusu" ilan ediyor. Web 2.0 için "yuvarlak köşeli cilalı tasarımlar" diyenlere mi yanalım, yoksa 10 günde "web tasarım uzmanı" garantisi ve sertifikası veren kurslara mı? Ama kızmamak lazım, çünkü mazeretimiz var. Biz böyle yetiştirilmişiz, çevremizden böyle görmüşüz. Nedir? Evde, kahvede, otobüste, televizyon ve radyolarda, hemen her yerde birbirini tanımayan iki insan bile Türkiye'yi kurtarmaktadır. Hep kişiler sorgulanır, fikirleri sorgulanmaz.

Eleştirmeyi bilmeyiz ama gene de herşeyi eleştirirmekten geri kalmayız. Çözüm üretmeyiz çünkü üretilmiş çözümler vardır, aralarından birini seçer savunuruz. Araştırmayız, birileri bizim için araştırmış ve doğru(!) olanı bulmuştur, anında destekleriz. Sizin tecrübeniz, araştırmalarınız, yetenekleriniz önemli değildir. Çünkü "onlar" hiçbir şey bilmedikleri halde, sizden daha iyi bildiklerini iddia ederler ve hemen her konuda fikir sahibidirler, hatta kimileri kendini çoktan otorite bile ilan etmiştir. Konfüçyüs'ün dediği gibi "bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak tehlikelidir". Yazık ki o fikir bile bize ait değil!


Operasyonlar Sürüyor! @ 11-04-2008 23:49
internetimizi ellemeyinGoogle groups mahkeme kararıyla kapatıldı! Yazılacak o kadar çok şey var ki.. Ama bu haberlerden sonra tadım tuzum iyice kaçıyor. Vakit "artık yeter" deme vakti, musluk kapatır gibi site kapatılıyor. İşin ehli insanlardan bir ekip oluşturup, bu ekibin danışmanlığında çağa, özgürlüğe ve mantığa uygun bir internet yasası hazırlanması gerekmektedir.


Coke Zero Game, Advergame Bu mudur? @ 20-03-2008 19:27
Coca Cola Zero AdvergameEvet, advergame işte budur. Video ve oyunu mükemmel efektler ile birleştirerek advergaming'de neler yapılabileceğini burada görebiliriz. 4 bölümden oluşan oyunlar, aslında yıllardır kullandığımız çok ama çok basit oyun kontrollerini kullanmaktadır. Bunları tek tek yazmayacağım, zaten oyunu oynadığınızda göreceksiniz. Evet kontroller çok kolay fakat iyi puan kazanabilmek için doğru zamanlamayı yapmak zorundasınız. Oyun kurgusu, kolay oynanabilirlik, görsel efektler, 3D animasyonlar ve videolar ile North Kingdom müthiş bir iş çıkarmış. Tabi "Coke Zero Advergame" için onay veren, bu projeye inanıp ciddi yatırımlar yapan Coca Cola yöneticilerini de unutmamak gerek. Eğer bu efektlerin, videoların, animasyonların ve proje gelişiminin kamera arkasını merak ediyorsanız buraya tıklayarak izleyebilirsiniz. İnteraktif Pazarlama çalışmalarını anlamsız bulanlar lütfen oynamasın ;)


En Hızlı Kim? @ 12-03-2008 01:12
3M En Hızlı Kim AdvergameÜlkemizde, interaktif pazarlama kampanyaları konusunda ne zaman belli standartları yakalayacağız diye yakınıp dururken, bugün karşılaştığım "3M - en hızlı kim" advergame ile bu konularda doğruları yakaladığımızı görmek gerçekten sevindirici. Çok iyi biliyorum ki interaktif kampanyalarda müşterileri ikna etmek hiç kolay değildir. Fakat görüyorum ki "Wanda Digital" tarafından 3M için yapılan bu advergame, gerçekten olması gerekeni çok iyi yakalamış ve bunu müşteriye kabul ettirebilmiş. Öncelikle advergame'e katılmak için herhangi bir üyelik formu doldurmak zorunda değilsiniz. Oyunu oynamaya hemen başlayabiliyorsunuz. Oyunu oynadıktan sonra süre skorunuzu kayıt etmek için sizden istenen 4 maddelik basit bir form var. Formu doldurup skorunuzu kayıt ettirebiliyorsunuz.

Oyunun sabit mekanlar ve sabit objelerden oluşması oyunu biraz tekdüzeleştirmiş. İyi bir süre skoru yapabilmek için 3-4 kere oynayabilirsiniz, ama daha fazla değil. Veya arkadaşlarınıza hangi mekanda hangi obje olduğunu sıra sıra söyleyebilirsiniz. Bunu minimuma indirmek amacıyla mekanlar her seferinde farklı sırayla karşınıza geliyor ve bu da hafızanızı yanıltarak size zaman kaybettiriyor. Objelerin de yeri değiştirilebilir miydi acaba? Görsellere bakarak pek mümkün olduğu söylenemez. Objeler, tamamen birbirinden farklı, çok uç ürünlerden oluşmakta. Bu da firmanın bu konudaki pazarlama stratejisini gösteriyor. Güvenliğini test etmedim ama sonuçta bu da ajansın yaptığı ilk iş değil. Mutlaka gerekli güvenlik testlerini yapmışlardır. Grafik tasarım ve proje modellemesi anlamında başarılı bir interaktif pazarlama kampanyası olduğunu düşünüyorum.


İnteraktif Pazarlama

Date: 27.10.2007
Viewed: 2424
Category: Marketing
Tag: interaktif-pazarlama kampanya proje internet marketing email

Share
Report


Related RSSes
Marketing - Marketing Post
Date: 27.10.2007
Viewed: 979
Marketing - Serdar Öner
Date: 27.10.2007
Viewed: 383
Marketing - Ad(kritik).com
Date: 27.10.2007
Viewed: 458
   
Olmazmi.com