DUYURU (Bursa turnesi hakkında) @ 18-05-2012 11:51 Bursa turnesini 28-29 Mayıs tarihine erteledik. Detayları 23 Mayıs günü yine buradan duyurulacaktır.
DİYARBAKIR ANILARI @ 09-05-2012 20:56 20 Aralık akşamı zaman zaman iki metreye kadar düşen görüş mesafesi ile çok sisli bir havada Recep ile Urfa’dan Diyarbakır’a gittik. Herhalde şahit olduğum en yoğun sisti. Yol boyunca Van’a konteyner taşıyan tırları gördük. (Birkaç hafta sonra onlardan birinde kalacağım hiç aklıma gelmezdi ki bu başka bir yazının konusu.) Diyarbakır’da beni Nuri Usta karşıladı.
Nuri Usta ile ahbaplığımız 2008 yılına dayanıyor. Pasta Malzemeleri'ndeki modelleme dersimize geldiğinde tanışmıştık. Sonrasında da zaman zaman İstanbul'a geldiğinde ya da yarışmalarda, fuarlarda görüştük. Babası 1979 yılında Diyarbakır'da Petek Pastanesi'ni kurmuş. Şimdi de Nuri Usta, abisi ve kardeşleri ile birlikte baba mesleğini devam ettiriyor. Uzmanlık alanı dekorlu pastalar, şeker zanaatı ve çikolata yapımı.
Bu benim Diyarbakır'a ikinci gidişim. İlk gidişim de yine aynı yıl Nisan ayındaydı. Mardin dönüşü Hürkan ile birlikte Nuri Ustayı ziyaret etmiştik. Onunla ve eşiyle Diyarbakır Surları'nı (ki 5 km uzunluğu ile Dünya'nın Çin Seddi'nden sonraki en uzun surlarıymış), Ulu Cami'yi, Gazi Köşkü'nü gezmiş, Dicle kenarında On Gözlü Köprü'ye nazır çay içmiştik.
fotoğraf: Hürkan Tabanlı
Diyarbakır’a varışım geç olmuştu, onlarla bir çay içer sonra da otele giderim diye düşünüyordum. Ama ne mümkün! Meğer Nuri Ustanın eşi Sultan Hn. planı yapmış. Akşam yemeğine annesine gidilip meftune yenecek, gece de evlerine misafir olunacak. Geçen seferki Diyarbakır maceramızdan kendisini tanıdığım için pek itiraz edemedim. Zira ağa kızı olmasının verdiği hafif sert mizacına bir de hamile olmasının getirdiği “kızdırmamak gerek” durumu eklenince o ne derse o! Nuri Ustanın kayınvalidesi o akşam için meftune hazırlamış. Diyarbakır’a özgü yöresel bir yemek olan meftune, etli, kabaklı bol ekşili sulu bir yemek. Pilavla birlikte yeniyor. Ekşisi sumaktan geliyor. Ben sumağın sadece toz halini bilirdim. Bir de top top olan hali var. Geçen sefer geldiğimde Sultan Hn. bir poşet dolusu vermiş, “bir çay bardağı suyun içine bir tatlı kaşığı kadar koy, bir gece beklet, ertesi gün bu suyu yemeklerinde kullan” diye tarif etmişti bana. Ben ancak salatalarda kullandım. Ama dolmalarda ya da meftune gibi sulu yemeklerde benim gibi ekşi sever birisi için şahane bir lezzet. Sultan Hn, annesi, babası, kardeşleri, yeğenleri ile birlikte yemek yedikten sonra biz Nuri Usta ile pastaneye geçtik. Ertesi gün için pasta siparişleri varmış, biraz mutfakta takıldık (malesef o sırada fotoğraf çekmek gelmemiş aklıma).
Hava çok soğuktu, sis hala geçmemişti. Pastaneden aldığımız "on yüz bin" tatlı ve çikolata ile birlikte eve geçtik, sohbet edip çay içtik. Ortak tanıdıkları andık, bir önceki gün tanıştığım yardımsever zabıta müdürü onların akrabası çıktı, güldük eğlendik sonra yattık uyuduk.
Sabah kalktığımızda sis hala çok yoğundu. Nitekim bu sis gün boyunca yakamı bırakmadı. Gün içinde Hanimiş takipçileri olan Pervin Hn., Zeliha Hn. ve Nazlı Hn ile buluşacaktık, sis yüzünden buluşamadık. Akşam uçağıyla İstanbul’a dönmem gerekiyordu ama sabah uçakları hep iptal oldu diye telaşlandım. Meslek Lisesi’ne giderken sis yüzünden kaybolduk vs vs...
Ben en iyisi baştan anlatayım. Birkaç gün önce Diyarbakır Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi’nin müdür yardımcısı Hatice Hn. ile okulda yapacağımız çalışmanın detaylarını konuşmak için telefonlaşmıştık. Ben her okul ziyaretimde, anlatacağım şeylerle ilgili kullanacağım aletlerimi ve orada bulunması zor olabilecek malzemeleri yanımda götürüyorum. Yine öyle yapmıştım, artık sağı solu yırtılmış emektar pembe bavuluma doldurmuştum malzemelerimi. Ama tabii ne olur ne olmaz diye sordum “okulda un, yumurta şeker vardır değil mi” diye. “yok” dedi. “o zaman çevrede bir bakkaldan ya da marketten alırız” dedim. “o da yok” dedi. “nasıl?” dedim “çevrede bakkal, market de yok” dedi. “ne yapalım o zaman" dedim birşey demedi! Adresi sordum “Ergani yolu 13. km”dedi.
Böyle çok bilinmezli bir macera beni bekliyordu. Sabah erkenden yine Petek Pastanesi'ne gittim. Sağolsun Nuri Usta pastaneden ihtiyacımız olan malzemeleri verdi. Ve hatta diğer şubelere pasta taşıyan servis arabasını da ayarladı. Arabanın şoförü ile birlikte düştük yola. Gideceğimiz yer turizm meslek lisesi, adresi Ergani yolu 13.km. Şoförün biraz fikri var nerede olabileceğine dair. Ona güveniyorum. Ama sis o kadar yoğun ki tabelalar okunmuyor, boşlukta yol alıyoruz. Haliyle kaçırdık okulun girişini. Neyse biraz uzatmalı da olsa zor bela okula vardık. Ben indim, o döndü.
Bir acayiplik var. Okul terkedilmiş gibi. Zaten sis sebebiyle garip bir atmosfer hakim. Bahçede ya da koridorlarda da kimseyi görmeyince önce anlayamadım ne olduğunu. Meğer o gün grev varmış. Öğretmenler, 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yi protesto eden sağlık çalışanlarına diğer kamu çalışanlarının da destek vermesi ile gerçekleşen greve katılmış. Bu yüzden öğrencilerin de bir kısmı okula gelmemiş. Hatice Hn. ve Ahmet öğretmen gelen öğrencileri bir sınıfa topladı. Biz de onlarla birlikte şeker hamuru ve pasta üzerine bir çalışma yaptık.
Gözlemlediğim kadarıyla gittiğim diğer meslek liselerine göre mutfak imkanları daha az olan bir okul. Ama talebeleri pek efendi, istekli ve maharetli. 12. sınıflarda okuyan öğrenciler pastanelerde staj yaptıkları için daha rahattılar. Pastaları sıvama işini onlara verdik. Sonra hep birlikte pastaları kaplayıp süsledik. Başta Onur, Zinnet, Veysel, Berfin ve Bahar olmak üzere hepsine buradan selamlar, sevgiler...
Notlar:
1. Neyse ki öğleden sonra sis kalktı, uçaklar da kalktı... 2. Okuldan diğer fotoğraflar için buraya tıklayabilirsiniz. 3. Bu aralar Nuri Ustanın yeni uğraşı çikolatalar. Yeni bir koleksiyon hazırlamış. Görüntüleri de çok güzeldi ama özellikle dolguları çok lezzetliydi. İstanbul’a dönerken yanıma kocaman bir kutu çikolata vermişlerdi. Çikolata kutularının içinde karton bölme olur ya onu da çıkarmışlar, ağzına kadar doldurmuşlar. Haftalarca ye ye bitmedi. Orada bulunduğum süre boyunca beni aileden bilip her türlü yardımı gösterdikleri için Demir ailesine teşekkürler, sevgiler, selamlar...
URFA ANILARI @ 08-05-2012 22:43 Turneyi planlarken Diyarbakır'dan pasta buluşması için talep olup olmayacağını bilmiyordum. Ama yine de bir gün öğrencilerle bir araya gelmek, bir gün Nuri ustayı (ki kendisinden bir sonraki yazıda bahsedeceğim) ziyaret etmek, bir gün de şehri gezebilmek için seyahati 3 gün olacak şekilde ayarlamıştım. İyi de etmişim, çünkü günlerim çok olunca son dakikada Şanlıurfa'ya gidebilme imkanı buldum. Turne'ye dahil edip duyurusunu yaptım ama Urfa'dan benimle irtibata geçen kimse olmadı. O nedenle bu yazı bir turne yazısından ziyade bir gezi yazısı gibi olacak sanırım.
Diyarbakır Bakırcılar Çarşısı
19 Aralık pazartesi günü öğlen Diyarbakır Havalimanı'na indim. Planım salı günü Urfa'da, çarşamba günü Diyarbakır'da olmak olduğu için pazartesi gününü daha önce geldiğimde tadilatta olan Diyarbakır Ulu Camii'yi yeniden görmek için ayırabilirdim. Uçaktan inince otobüsle sur içine gittim. Hava kararmadan Urfa otobüsüne binmek istiyordum o yüzden ancak birkaç saatim vardı gezmek için. Ulu Camii malesef hala tadilattaydı(!) Yine içine giremedim. Ama Dağ Kapı ile Mardin Kapı arasında kalan sokakları arşınladım, Hasan Paşa Hanı'ndaki eskicileri gezdim, bakırcılar çarşısından birkaç hediyelik aldım.
Son olarak yola çıkmadan önce meşhur Diyarbakır ciğerini yemeye niyetlendim. Ama malum ciğer de her yerde yenmez. Kafama göre karar vermeyeyim, birilerine sorayım diye düşünürken köşedeki zabıta ofisinin önünde oturan memur gözüme ilişti, meramımı anlattım. Ben daha cümlemi bitirmeden adam yerinden kalkıp "Müdürüüüm misafirimiz var" diyerek ortalığı ayağa kaldırdı. Sonrasında şöyle bir sahne yaşandı:
(Müdür odasından çıkarak yanıma gelir) Müdür: Oooo hoşgeldiniz, buyurun buyurun (diyerek buyur eder) Bir çayımızı için. Işıl: Yok sağolun, benim acelem var da.. ben rahatsızlık vermeyeyim. (O sırada orada bulunan bir adam lafa girer.) Adam: Turist misiniz? Işıl: Evet oyle sayılırım. Adam: Ne güzel Türkçe konuşuyorsunuz. Işıl: !!! Yok öyle değil !!! şey, yerli turistim. Adam: O zaman gazetecisiniz kesin (boynumdaki fotoğraf makinesinden olsa gerek) Işıl: Yok hayır değilim. Müdür: Nereden geldiniz? Işıl: İstanbul Müdür: Ooo uzaktan gelmişsiniz, bir çay ikram edelim size. Işıl: Yok teşekkür ederim. Ben oturmayayım. Ciğerci soracaktım ama önemi yok neyse şey ben rahatsızlık vermeyeyim. Müdür: Böyle olmadı ama... Mehmet oğlum bak buraya (Mehmet gelir) Mehmet: Buyur müdürüm Müdür: Misafirimize yardım et. ... lokantasına götür. Işıl: Gerek yok siz tarif edin ben giderim. (Bu cümlemin pek bir geçerliliği olmadı, Mehmet ve müdür kendi aralarında hangi ciğercinin daha iyi olduğu hususunda uzun süren bir müzakere sonunda karara vardılar.) Işıl: Gerçekten zahmet olmasın, ben giderim. Müdür: Yok öyle olmaz. Mehmet sen misafirimizi Onur'a götür.
Müdür ile vedalaşılır, Işıl ile Mehmet Onur Ocakbaşı'na doğru yola koyulur. Neyse ki hemen karşı sokakta, yakın bir yerdeymiş. Mehmet ciğerciye "müdürümüzün misafiridir" der ve gider. Işıl afiyetle ciğerini yer. Sadece ciğer olsa iyi, çöpşiş, salatalar, mezeler... masa donatılır. İş hesabı ödemeye gelince de "müdürün yakini" olmanın torpili ile cuzi bir ücret ödenir ve bu hikaye burada biter.
Ciğer macerası sandığımdan uzun sürünce hava da karardı. Otobüse binip otogara doğru yola koyuldum. Birkaç dakika ile Urfa yönüne giden otobüsleri kaçırmışım. Tam buna hayıflanırken yardımsever otogar ahalisinin çabalarıyla yoldan geçen Birecik otobuslerine bindirildim. Yaklaşık 2 saat süren bir yolculuktan sonra Şanlıurfa otogarına vardık. Aslında normalde burada Keziban Hn. ile buluşacaktık. Ama benim varışım geç olduğu için arayıp rahatsız etmek istemedim. Sordum, soruşturdum, yoldan geçen minibüslere binip öğretmenevine doğru yola koyuldum. Tam minibüsten inmiştim ki Keziban Hn. aradı. "Sakın girmeyin öğretmenevine, orada kalamazsınız, biz size başka yerde yer ayırttık, bekleyin kapıda biz geliyoruz sizi almaya" dedi. O böyle deyince korktum, "vah vah herhalde pek fena bu öğretmenevi" diye aklımdan geçmedi değil. Meğer ondan değilmiş. İlk defa Urfa'ya gidiyorum ya, Balıklı Göl'ün orada geleneksel Urfa mimarisi örneği olan bir otelde kalırsam, gözümü açtığımda karşımda eski şehri görürsem Urfa'yı daha çok severim, hep gelmek isterim diye düşünmüşler, sağolsunlar. Öyle de oldu gerçekten.
Tarçın Kafe Hatırası
Önce yeni açtıkları "Tarçın Cafe"ye gittik. Keziban Hn. aslında Mersin'li bir eczacı. Eş kontejanından Urfa'lı olmuş. Birkaç ay önce İstanbul'daki kapkek dersimize geldiğinde tanışmıştık. O zaman henüz kafeyi açma aşamasındalardı. Bu süre zarfinda kafe açılmış, yavaş yavaş tanınmaya başlamış. Hazır Diyarbakır'a kadar gitmişken davete icabet etmemek olmazdı. Keziban Hn, eşi, eski ortağı ve arada uğrayan dostları ile bol sohbetli bir akşam geçirdik. Bakır servislerle kahve ikram ettiler. Yanında da ev yapımı kekler, kurabiyeler ve ilk defa yediğim külünçe. (Urfa'da her pastanede bulunan kendine has bir baharat karışımı ile hazırlanan, hem tatlısı hem tuzlusu yapılan, sert ve dayanıklı bir çeşit kurabiye) Zamanla çeşitleri daha da artacak, hatta sözüm var ilk fırsatta yeniden gideceğim, birlikte gireceğiz mutfağa. (güncel not: Ben gidemeden Keziban Hn geldi İstanbul'a. Ama azimliyim en yakın zamanda iade-i ziyaret yapacağım.)
Gece Keziban Hn’ın önerisi ile (aynı zamanda Şanlıurfa’nın eski ismi de olan) El-Ruha Otel'de kaldım. Balıklı Göl'ün hemen yanında geleneksel Urfa mimarisi tarzında Urfa taşından yapılmış bir otel. Yöresel mimarisi ve dekorasyonu bir tarafa aklımda en çok kalan şey kahvaltısı oldu.Kahvaltıda ciğer kebabı olması benim için değişik bir tecrübeydi. Ayrıca ilk defa yediğim isot reçeli ve çok beğendiğim yöresel katı pekmeziyle tanışmış olmaktan mutluyum.
Kahvaltıdan sonra Keziban Hn. ile buluşup Balıklı Göl'e gittik. Hava, Aralık ayı olmasına rağmen günlük güneşlikti. (Şimdi yazarken farkettim ki bir yere ilk defa gittiğimde o anki iklim ve hava durumu orası hakkındaki hislerimi çok etkiliyor. Şu an anımsarken içim ısındı.) Aslında Harran gibi, Göbekli Tepe gibi görülmesi gereken çok önemli yerler var Urfa'da. Ama ben malesef sınırlı bir sürede ancak Balıklı Göl ve çevresini görebildim. Bu bölgede yer alan mekanlar ve haklarındaki efsaneleri yazının sonunda bulabilirsiniz.
Bence hafta içi ve erken bir saat olmasına rağmen etrafta çok fazla Urfalı çocuk ve adam vardı. Keziban Hn’ın dediğine göre bu hali sakin bile sayılırmış. Kadınların (ve bazı adamların) başında ve boynunda mor renkte poşular sarılıydı. Önce bunu bir aşiret simgesi sandım ama internette rastladığım pek çok kaynak bu mor poşuları “moda” olduğunu yazmış.
Bu adamlar nereyi çekiyor?
Şanlıurfa’nın bilinen bir geleneği de sıra geceleri. Birbirine yakın yaşlardaki arkadaş gruplarının, her hafta bir başkasının evinde olmak üzere, haftada bir akşam, belirli bir niteliğe ve düzene göre sıra ile yaptıkları toplantılara "sıra gecesi" denilmekteymiş. Hep sıra gecesi diye birşey duyarım bilirim de bunun sıra ile yapılıyor olmasından dolayı bu isimle anılıyor olduğunu yeni farketmiş olmama şaştım. Sıra geceleri, usta-çırak geleneği içerisinde müziğin icra edildiği meşk ortamlarıymış. Ben bu çeşit bir sıra gecesine katılamadım. Ama Keziban Hn sayesinde farklı bir sıra buluşması yaşadım. Şöyle ki Keziban Hn ve arkadaşları ayda bir kere dışarıda buluşup yemek yiyorlarmış . Her ay birisinin sırası oluyormuş, yemeği de sırası gelen ısmarlıyormuş. Tesadüf ve şans (!) bu ya tam da o gün sıraları varmış.
Balıklı Göl’ün hemen yanında Çardaklı Köşk diye bir yerde buluştuk. Önce çiğ köfteler geldi. (meğer böyle bir yere yemeğe gideceksen önceden arayıp çiğ köfte siparişini vermek gerekirmiş ki sen gidene kadar hazır olsun.) Herkes Urfalı olduğu için haliyle beğenmediler çiğ köfteyi. Genel yorum “ben daha iyi yaparım” idi! Akabinde kebaplar geldi. Bitişi de şıllık tatlısı (bir nevi şerbetli fıstıklı krep) ve mırra ile yaptık. Ohh pek afiyet oldu. Başta sıra sahibi Recep olmak üzere Ruken, Zeliha, Songül ve Hasan’a selamlar, sevgiler...
Recep yemekten sonra Batman’a dönecekti. (kendisi Batman’lı olup sadece bu sıra buluşması için üşenmeyip geliyormuş her ay Urfa’ya) Ben de artık Diyarbakır’a geçecektim. Diyarbakır da Batman yolu üzerinde olduğundan kelli beni de bırakıverdi. Maceralı yolculuk ve Diyarbakır anıları bir sonraki yazıda...
BALIKLI GÖL ÇEVRESİ & EFSANELERİ
MEVLİD-İ HALİL MAĞARASI
Kuran, İncil ve Tevrat’ta adı geçen Hz. İbrahim’in Urfa’da doğduğuna inanılıyormuş. Rivayete göre zalim kral Nemrut rüyasında, doğacak çocuklardan birinin kendisini öldüreceğini görür. Hemen o yıl doğacak bütün çocukların öldürülmesini emreder. O sırada hamile olan Hz İbrahim’in annesi kaçarak bir mağaraya gizlenir, çocuğunu bu mağarada doğurur ve onu burada bırakıp evine döner. Çocuğu bir dişi ceylan emzirir. Rivayete göre Hz İbrahim 17 yaşına kadar bu mağarada kalır. (mevlid kutlu doğum, halil de dost anlamına geliyormuş.) Etrafı cam ile kapatılmış, tabanı su ile kaplı küçük bir mağara olan Mevlid-i Halil mağarasının efsanede geçen mağara olduğuna inanılıyor.
HALİL-ÜR RAHMAN GÖLÜ (BALIKLI GÖL)
Balıklı Göl
Nemrut’un zulmü, haksızlığı ve putlara tapışını, halkın da putlara tapmaya zorlanılışını gören İbrahim, insanların kendi elleriyle yaptıkları bu putların tanrı olamayacağını söyler. Halka bu düşüncesini anlatır. Halk korkudan ağzını açamaz. Bir tören günü İbrahim gizlice puthaneye girer, bir balta ile bütün putları parçalar, baltayı da en büyük putun üstüne bırakır. Herkes bu olaydan İbrahim’i sorumlu tutar. Hz. İbrahim “Kendisi dururken küçük putlara tapınılmasını istemediği için, boynunda balta asılı olan büyük put yapmıştır, inanmazsanız kendisine sorun” der. Öfkelenen Nemrut, “putlar konuşamaz, hem bir taş parçası baltayı eline alıp bu işi nasıl yapar” diye haykırınca Hz. İbrahim “O halde konuşamayan ve kendilerini kırılmaktan kurtaramayan putlara neden ibadet edersiniz ?” deyince sinirlenen Nemrut İbrahim’e kendisine secde etmesini emreder. Hz. Ibrahim de “Ben beni yaratandan başkasına secde etmem der. Nemrut " Seni yaratan kim ? " diye sorunca, İbrahim “dirilten ve öldüren Allah'tır” diye cevap verir. Nemrut "Ben de diriltirim" diyerek zindandan iki kisi getirtir. Birini serbest bırakıp, diğerini öldürür. Güya böylece diriltmiş ve öldürmüş olacaktır. Hz. İbrahim bunun karşısında “Benim Rabbim güneşi doğudan doğdurur, gücün yetiyorsa sen de batıdan doğdur” deyince Nemrut aciz kalır ve İbrahim’i ateşe atarak öldürtmeye karar verir. Her taraftan toplanan odunlar ile büyük bir ateş yakılır. Tepeye bir mancınık inşa edilir. Hz İbrahim bu mancınıkla ateşe atılır. O sırada Allah “Ey ateş İbrahim için serinlik ve esenlik ol” diye buyurur. Ateş suya, odunlar da balığa dönüşür. Bu nedenle göl ve içindeki balıklar kutsal sayılır. ( Halil-ür rahman, Allah’ın dostu anlamına geliyormuş)
AYNZELİHA GÖLÜ
İbrahim için ağlayan Nemrut’un kızı Zeliha’nın gözyaşlarından Balıklı Göl’ün hemen yanında küçük bir göl daha oluşur, bu gölün adı ise “Zeliha’nın gözü” anlamına gelen “Aynzeliha”. Biz oradayken İranlı hacı adayları (ki burası hac yolu üzerinde ziyaret ettikleri önemli bir dini yermiş) sırayla gölün içindeki kayığa binip fotoğraflar çekildiler.
HALİL-ÜR RAHMAN CAMİİ
Döşeme camii adı ile de anılan, Balıklı Göl’ün hemen yanında yer alan camii Selahattin Eyyubi’nin yiğeni tarafından 1211 yılında inşa ettirilmiş ama daha sonra birçok kez onarım görmüş.
RIZVANİYE CAMİİ
Taziye evi
Bizanslılar’dan kalan bir kilisenin yerine 1716 yılında Osmanlılar tarafından yapılmış olan camiinin eski medrese odaları şimdi taziye evi olarak kullanılıyor. Taziye evi diye birşey olduğunu ben ilk defa burada gördüm. Buralardaki geleneğe göre vefat eden bir kimsenin yakınları taziyeleri kendi evinde değil bunun gibi düzenlenen taziye evlerinde kabul edermiş.
ŞANLIURFA KALESİ
Kaleden Şanlıurfa
M.Ö. 2000 yılında yapıldığı tahmin edilen kalenin üzerinde yer alan iki taş sütunun Hz İbrahim’in ateşe atılmasında mancınık olarak kullanıldığı rivayet ediliyor.
Notlar:
1. Urfa'nın tarihi paleolitik çağa kadar uzanıyormuş. Bu konuda daha fazla bilgi edinmek ve bir kısmını da burada paylaşmak istedim ama Türkçe kaynakların güvenilmez böbürlenmeciliği, İngilizce kaynakların çokluğu ve karışıklığı içinden çıkamadım malesef.
2. Çok tanrılı Pagan ve Sabii inançlarına ait mabetlerin bulunduğu, İbrahim Peygamber'in doğduğu, Musa Peygamber, Şuayb Peygamber, Yakup Peygamber, Eyyüp Peygamber ve Elyesa Peygamber'in yaşadığı, İsa Peygamber'in kutsadığı inanıldığı için şehre "Peygamberler Şehri"deniyormuş.
3. Şanlıurfa Belediyesi'nin şehir için bulduğu slogan içler acısı: "Doğuştan marka şehir"
4. Kendime not: en yakın zamanda yine gidile, hem Keziban Hn ile mutfağa girile hem de Harran ve Göbeklitepe görüle...
5.Diğer Şanlıurfa fotoğrafları için buraya tıklayabilirsiniz.
Yine gecikmiş bir duyuru oldu ama bu sefer Adana'ya göre daha organizeyim. Hatay'da iki gün kalacağım. Toplu duyuruyu yaptığımda Hatay'dan benimle irtibata geçen birkaç kişi ile zaten önceden haberleşmiştik. İlk gün onlarla buluşacağız. Ayrıca yine kız meslek lisesinde öğrencilerle bir araya geleceğiz. İkinci gün de Arkeoloji müzesini,Uzun Çarşı'yı, şehrin sokaklarını gezip tepsi kebabı ve künefe yemeyi planlıyorum. Giden, gören, bilen varsa tüm önerilere açığım...
Öğrencilerle buluşma... 30 Nisan 2012 Pazartesi
Pazartesi günü Antakya Yıldız- Selahattin Mıstıkoğlu Kız Teknik ve Meslek Lisesi'ndeki öğrencilerle Şeker Hamuru yapımı ve uygulamaları üzerine bir atölye çalışması yapacağız. Öğretmenlerinin dediğine göre 100'e yakın öğrenci olacakmış. Hiç bu kadar kalabalık bir grupla çalışmamıştım. Bakalım nasıl olacak.
Pasta Buluşması... 30 Nisan 2012 Pazartesi veya 1 Mayıs 2012 Salı
Bu buluşma tüm pastaseverlere açık bir tanışma ve kaynaşma buluşmasıdır. Elbette herhangi bir katılım ücreti yoktur. Gelmek isteyen, müsait olan herkese açıktır. Birlikte kahve içip pasta sohbetleri gerçekleştireceğiz. Buluşmayı büyük ihtimalle pazartesi günü öğleden sonra yapacağız ama tam saatine ve yerine ben oraya gittiğimde karar vereceğiz. Katılmak isteyenler bana 506-5088923 numaralı telefondan ulaşabilir.
HANİMİŞ TURNEDE: ADANA @ 12-04-2012 02:43 İlk turne programında Adana olmadığı için sitem dolu pek çok e-posta gelmişti. Fırsat bulduğum ilk tarihe Adana biletlerimi aldım.
Adana'ya gidiyorum gitmesine ama ne yapacağız, nerede buluşacağız, kimler gelecek (ya da birileri gelecek mi), atölye çalışması olacak mı, bunların hiçbirini düşünemedim ve malesef organize edemedim. Gelen mesajları yanıtlayamadım. Bu mesajların çoğu atölye çalışmasını soruyordu. Adana ile ilgili plan netleşince size haber vereceğim dediklerime bile haber veremedim. Zira vakit geldi ama hala Adana ile ilgili netleşen birşey yok.
Yolculuk vakti geldi, durum da biraz böyle belirsiz olunca elim ayağıma dolandı. Yolculuğu ertelesem mi diye şu ana kadar kararsızdım ama "pasta buluşması"nı düşünerek ertelemekten vazgeçtim. Haftasonu ve takip eden pazartesi günü Adana'dayım.
15 Nisan 2012pazar günü saat: 13:30
Adana Pasta Buluşması
Yer: Anemon Adres: Kurtuluş Mh. Ziyapaşa Blv. Şinasi Efendi Cd. Metro Sineması Sokağı, Lacoste Karşısı
Bu pazar günü pastaseverler ile bir buluşmamız olacak. Bu yazıyı okuma fırsatı bulan, uygun olan, gelmek isteyen herkesi bekleriz. Elbette herhangi bir katılım ücreti yok. Tanışalım, kaynaşalım, kahvemizi içip pastacılık üzerine sohbetler edelim...
Duyuruyu bir türkü ile sonlandırmak isterim:
Adana köprü başı Otur saraya karşı Gel beraber gezelim Dosta düşmana karşı
HANİMİŞ TURNEDE: ANKARA II @ 02-04-2012 22:00 Biliyorum bu sefer çok geciktim duyurusunu yapmakta... Umarım ilgilenen herkes zamanında okur. Genel talep dogrultusunda bu sefer Ankara'da cakepops & cakelets kursu yapacağız. Detayları yazının devamında bulabilirsiniz.
Kurs dışında bir de pazartesi akşamı saat 18:00'de bir pasta buluşmamız olacak. Bu turnenin en güzel kısımlarından biri de bu pastacılık (özellikle butik pastacılık) üzerine sohbetler ettiğimiz, fikir ve sorularımızı paylaştığımız, birbirimizle tanıştığımız bu buluşmalar oluyor. Geçen sefer yağmurlu bir Ankara günüydü herkes katılamamıştı ama bu sefer sanırım baharın gelmesi de lehimize olacak... (gerçi hava tahminleri yağmurlu gösteriyor yine ama ben ümitliyim günlük güneşlik olacak) Mekan konusu hala netlik kazanmadı. Ben oraların yabancısıyım, sizlerden öneri bekliyorum. Nerede oturup birşeyler yiyip kahve içip sohbet edebiliriz? Kestane kebap acele cevap.. Zira bir an önce belirleyelim ki ben yollara düşmeden buradan duyurusunu yapabileyim.
9 Nisan 2012 Pazartesisaat: 18:30
Ankara Buluşması
Yer:Urfalı Hacı Mehmet / Turan Güneş'teki şubesi (adres bilgisi için buraya tıklayabilirsiniz)
Akşam saati olduğundan aç gelecek olanların karnını doyurabilecekleri, yemek yemek istemeyenlerin de çay veya kahve içebileceği, sakin bir yermiş. Sanırım ulaşımı da hem araba ile gelecek olanlar hem de toplu taşıma kullanacaklar için kolay olacak. Gelebilecek olan herkesi bekleriz.
Görüşmek dileği ile...
ATÖLYE ÇALIŞMASININ DETAYLARI
Cakepops & Cakelets Kursu
Eğitmen: Işıl Sözer Eğitim tarihi: 9 Nisan 2012 pazartesi (aynı kursu talep olduğu takdirde 10 Nisan günü de tekrarlayacağız) Eğitim süresi : 6 saat (11:00-17:00) Eğitim yeri: Chocoj Atölyesi - Sancak Mah. Cidde Cad. No:20 B YILDIZ/ANKARA Tel: 0 312 441 40 81 Ders ücreti: 200 TL Katılımcı sayısı: minimum 4, maksimum 8 kişi
Kurs içeriği: - Kullanılacak keklerin ve kremaların hazırlanması - Cakepops (kremalı kek topları) hazırlanması , süslenmesi - Üç boyutlu mini keklerin (cakelets) hazırlanması, süslenmesi
Not: Kullanılacak tüm malzemeler ve ders notları tarafımızdan sağlanacaktır. Kayıt olmak için 312-441 40 81 numaralı telefondan Jale Hn ile irtibata geçebilirsiniz.
Bundan 6 ay önce "haydi buluşalım" dediğim andan itibaren Hanimiş'in gündeminde pastalar, kitap ve derslerin yanı sıra bu buluşmalar da önemli bir yere sahip oldu.
Geçen kış gidemediğim 3 şehri daha ekledik turne kapsamına, bir de geçen sefer gelemeyenler için yine Ankara buluşması olacak... Yukarıdaki resimde hangi tarihte hangi şehirde olacağımı görebilirsiniz. Özellikle Bursa ve Adana'dan pek çok pastasever ile yazıştık, konuştuk. Ben tek tek haber vermeye de çalışacağım. Ama bu buluşmalar şimdiye kadar hep o şehirdeki pastaseverlerin önerileri ile şekillendi, yine öyle olsun isterim. O nedenle buluşmalara katılmak isteyenler yazının altındaki yorum kısmına veya hanimis@gmail.com adresine yazarak benimle irtibata geçerse yine hep birlikte karar veririz detaylara. Program netleştikçe her şehir için duyuruları yine burada yayınlayacağım.
Ayrıca mutlulukla duyurmak isterim ki "Butik Pastacılık" kitabımız şubat ayı sonunda 3. baskısını yaptı. Sadece pastacılık üzerine hazırlanan bir kitabın 14 ay içinde 3. baskısını yapması ne mutlu. Kitabımızın binlerce kişinin mutfağında olduğunu düşünmek beni çok heyecanlandırıyor. Herkese teşekkürler...
not: Yazının başındaki duyuruda yer alan fotoğrafını kullanmama izin veren minik şef arkadaşım Arda'ya selamlar...
HANİMİŞ TURNEDE : İZMİR II @ 09-02-2012 13:36 Hanimiş yine İzmir'de... Kasım ayında İzmir'deki turne çok keyifli geçmişti. Gelemeyenlerle sonradan çok yazıştık ve çoğunluğun talebi üzerine bu sefer de kapkek ve cakepops dersi yapmaya karar verdik. Atölye çalışmaları yine Selda'nın atölyesi Şekerden Düşler'de olacak. Derse gelmeyecek olanlarla da akşam yemeğinde buluşacağız. Detaylar için yazının devamına bakabilirsiniz. Görüşmek dileği ile...
Bu buluşma tüm pastaseverlere açık bir tanışma, kaynaşma, karşılıklı danışma buluşmasıdır. Elbette herhangi bir katılım ücreti yoktur. Gelmek isteyen, pastacılık üzerine sohbet etmek isteyen, müsait olan herkese açıktır.
ATÖLYE ÇALIŞMALARININ DETAYLARI
Kapkek yapımı & süsleme teknikleri
Eğitmen: Işıl Sözer Eğitim tarihi: 26 Şubat 2012 pazar Eğitim süresi : 4 saat (13:00-17:00) Eğitim yeri: Şekerden Düşler - 1420 Sokak No:69/1 Kahramanlar - İzmir Tel: 0 232 421 70 01 Ders ücreti:160 TL + KDV Katılımcı sayısı: 5-6 kişi
Ders içeriği: - Kullanılacak malzemelerin tanıtımı - Keklerin pişirilmesi - Kremaların hazırlanması - Kapkek dolgulama teknikleri - Krema sıkma yöntemi ile kapkeklerin süslenmesi - Şeker hamuru ile kapkeklerin süslenmesi - Fotoğraflı kapkek yapımı - Fondan ile kapkeklerin süslenmesi
Cakepops & Cakelets:
Eğitmen: Işıl Sözer Eğitim tarihi: 27 Şubat 2012 pazartesi Eğitim süresi : 4 saat (10:30-14:30) Eğitim yeri: Şekerden Düşler - 1420 Sokak No:69/1 Kahramanlar - İzmir Tel: 0 232 421 70 01 Ders ücreti:160 TL + KDV Katılımcı sayısı: 5-6 kişi
Ders içeriği: - Kullanılacak keklerin ve kremaların hazırlanması - Cakepops (kremalı kek topları) hazırlanması - Üç boyutlu mini keklerin (cakelets) traşlanması : baykuş, düğün pastası ve hello kitty) - Hazırlanan keklerin süslenmesi
Not: Kullanılacak tüm malzemeler ve ders notları tarafımızdan sağlanacaktır. Kayıt olmak için 506-5088923 numaralı telefondan benimle ya da 0 232 421 70 01 numaralı telefondan Selda Hn ile irtibata geçebilirsiniz.
Not: Mart ayında benzer bir programı Ankara'da da düzenleyeceğiz. Detaylar için Hanimiş'i takip ediniz :)
TRABZON ANILARI @ 20-01-2012 21:56 Aklımda Trabzon ile ilgili anlatacak o kadar çok şey vardı ki, itiraf ediyorum hiçbir detayı atlamak istemediğim için bir türlü bilgisayar başına geçip yazmaya başlayamadım. Gecikme için (özellikle fotoğrafları bekleyenlerden) özür dilerim. Buyurun Trabzon anıları...
Öğrencilik yıllarında coğrafya derslerinde slogan gibi ezberlediğimiz bir cümledir: Karadeniz'de dağlar kıyıya paralel uzanır. (Bu dağlar özellikle Doğu Karadeniz'de 4000 metre yüksekliğe kadar çıkıyormuş) Hal böyle olunca şehirler denize paralel olarak genişliyor. İstanbul'dan Trabzon'a giderken uçak, uzun bir süre şehire paralel şekilde denizin üzerinden uçtu. Böylelikle gökyüzünden sahil şeridini izleme fırsatı buldum. Havalimanı da denizin hemen bitişiğinde. Uçak inerken sanki denizin üzerine konacakmış gibi oluyor. Başka türlü olsa insan bu manzaradan keyif alabilirdi belki ama meşhur Karadeniz sahil yolu sayesinde (!) Trabzon da diğer Karadeniz şehirleri gibi artık denizle dağlar arasında değil, otobanla dağlar arasına sıkışmış vaziyette. Üzücü...
12 Aralık sabahı Trabzon'a vardım. Havalimanından çıkmadan önce yanımdan genç biri banttan gelen bavuluna doğru heyecanlı bir hamle yaparak "buldim oni" dedi. Evet Trabzon'daydım :) ama orada bulunduğum süre boyunca duyduğum tek şiveli konuşma bu oldu malesef.
Sema Hn. ve Dilek Hn. beni karşılamaya gelmişti. İsimleri bu yazı içinde bolca geçeceği için izninizle onlardan biraz bahsetmek isterim. Dilek Hn. ile İstanbul'a eğitime geldiğinde tanışmıştık. Trabzon'a döndüğünde butik bir pasta atölyesi açtı ve biz de (yazının devamında detaylı bir şekilde anlattığım) atölye çalışmamızı onun mutfağında gerçekleştirdik. Sema Hn. ile ise turne duyurusunu yaptıktan sonra aradığında tanıştık. Üstün organizasyon becerileri sayesinde Trabzon'daki okul çalışmasını, buluşmayı ve birazdan okuyacağınız tüm programı o ayarladı diyebilirim.
Sema Hn. araba ile gelmiş, otoparka gittiğimizde gördüm ki şoför koltuğunda genç bir oğlan var. Herhalde bir yakınıdır diye düşündüm önce. Hatta zahmet verdim diye de epey mahçup oldum. Ama meğer mahçubiyetim sandığımdan da fazla olacakmış. Zira Sema Hn. arabayı kiralamış. Üstüne üstlük ehliyeti olmasına rağmen pratiği fazla olmadığı için kendi sürmemiş bir de şoför tutmuş. Tüm bu düzenleme, orada olduğum süre boyunca rahat rahat gezmemiz içinmiş. Düştüğüm duruma bakın! Ne yaptım ne ettimse arabayı iade etmeye ikna edemedim. Ama en azından şoförü iptal ettik. Ben sürdüm. Dönene kadar da Sema Hn., ben ve arabamız ayrılmaz bir bütündük :)
İlk işimiz Trabzon Olgunlaşma Enstitüsü'ne gitmek oldu. Turne kapsamında gittiğim şehirlerde (varsa) pastacılık üzerine eğitim veren okullarda atölye çalışmaları yaptık. Mesela Ankara'da ve Konya'da meslek lisesine, Antalya'da meslek yüksek okuluna, Antep'te de üniversiteye gitmiştim. Sema Hn. ile önceki konuşmalarımızda Trabzon'daki okulları sormuştum. O da bana olgunlaşma enstitüsünden bahsetmişti. O bahsedene kadar ben bu enstitülerin varlığından haberdar değildim. Kız Teknik Öğretim Olgunlaşma Enstitüleri, Türkiye'de ilk kez 1945 tarihinde açılan ve halen 11 ilde 12 enstitü ile faaliyet gösteren, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı, 2 yıllık mesleki eğitim veren, döner sermaye ile işletilen kurumlarmış. Trabzon olgunlaşmanın yiyecek içecek hizmetleri öğretmeni olan Nergis Hoca da böyle bir atölye çalışması yapma konusunda ön ayak olunca ben de becerikli öğrencileri ile çalışma imkanı bulmuş oldum.
Enstitüye vardığımızda öğle yemeği saatiydi. Masaları birleştirmişler, özenli bir sofra hazırlamışlar. Hep birlikte leziz bir yemek yedik. Enstitü bünyesinde el sanatları, güzellik ve saç bakımı, tekstil vb başka bölümler de var. Kendi içlerinde şahane bir dayanışmaları var. Mesela yiyecek ve içecek bölümü aynı zamanda okuldaki öğrenci, öğretmen ve çalışanlara yemek çıkarıyor, onlardan birisi saçını kestirmek istediğinde saç bakımı bölümüne gidiyor ya da oradaki birisinin kıyafetinin bir yeri sökülse hemen tekstil bölümüne koşuyor. Yemek bölümünün mutfak önlüklerini de yine bu bölüm tasarlıyor ve dikiyor. El sanatları bölümünde de çok güzel Trabzon hasırı yapıyorlar. Hayallerimin okulu!
Yemeğimizi yedikten sonra mutfağa geçtik. Pasta yapımı ve süsleme üzerine bir atölye çalışması yaptık. Öğrencilerin arasında ortaokul talebesi olacak yaşta olanlar da vardı çocuğu olanlar da. Ama hepsi gencecik, güleryüzlü ve son derece tertipliler. Beni esas şaşırtan çırpma konusundaki becerileri oldu. Sünger kek için gerekli olan meşakatli yumurta kabartma işini elleri ve narin bileklerine göre kocaman olan tel çırpıcı ile başarmalarına şapka çıkartıyorum. Enstitü mutfağında gerekli olan tüm ekipman - el mikseri dışında :) - mevcut. Yoğurucu, ocaklar, tezgahlar, fırınlar ... Kekimizi pişirip pastamızı oluşturduktan sonra herkes değişik aletler, teknikler ve renkler kullanarak şeker hamurundan süslemeler hazırladı. Sonra tüm bu süsleri pastanın üzerine yerleştirdik. Çalışmanın özellikle bu kısmı çok eğlenceliydi. Hem keyifli atölye çalışması için hem de hazırladığınız lezzetli yemekler için teşekkürler hanımlar... Ayrıca tüm günü videoya kaydeden Muzaffer Hoca'ya, müdür yardımcısı Ayşe Hanım'a ve Sibel öğretmene de selamlar...
Enstitüdeki dersten sonra Nergis hoca ve Sema Hn. ile birlikte Trabzon Forum isimli alışveriş merkezine gittik. İtiraf ediyorum bu fikri pek sevmemiştim. Her yerde olan bu alışveriş merkezlerinden ziyadesi ile sıkılıyorum. Ama meğer bunun da bir sebebi varmış. Oradaki alışveriş merkezinde bizim "Butik Pastacılık" kitabının satıldığını öğrenmişler, alıp imzalatmak istemişler. İlk defa kitabımızın kitapçıdan alınışı sırasında bizzat bulundum ve oldukça indirimli sayılabilecek bir fiyata aldık kitabı. Burada birşey öğrenmiş oldum: Meğer bu alışveriş merkezleri içindeki kitapçılarda çalışanların indirim yapma insiyatifi varmış. Aklınızda bulunsun.
Trabzon organizasyon sorumlumuz Sema Hn. ve işbirlikçisi Nergis hocanın akşam yemeği için de planları varmış tabii. Arabamıza (!) atlayıp Akçaabat'a köfte yemeye gittik. Orada Ayşe Hn., eşi Abdullah Bey ve oğulları Furkan da bize katıldılar. Akçaabat köftesi soğan yerine sarımsakla yapılan, kiloyla sipariş edilen ve yanında kızarmış ekmekle servis edilen kanattimce oldukça lezzetli bir köfte. Boşuna meşhur olmamış. Üstüne de tatlı olarak laz böreği yedik. Ben daha önce hiç şerbetli yememiştim, buradaki baklava gibi şerbetliydi. Laz böreği olarak bilinen tatlının çok benzerini çocukluğumda "sütlü börek" diye bilirdik. Selanik göçmeni olan anneannem ve akrabaları bayramlarda yaparlardı. Çocukken pek sevmezdim, şimdi yapan kalmadı diye çok hayıflanıyorum.
Gece de öğretmen evinde kaldım. Biliyorum yazı uzadıkça uzuyor ama öğretmen evinden bahsetmeden geçemeyeceğim. Daha önce başka öğretmen evlerinde de kalmıştım, onlarda da böyle miydi hatırlamıyorum ama yandaki fotoğraftan görüldüğü üzere son derece katı disiplinleri olan bir konaklama mekanı! Odaların temizlenmesi 6 saat sürüyor, gece 12:00'den sonra odaya girip çıkmak yasak, alkol yasak, yüksek sesle konuşmak yasak, kabuklu yemiş yemek yasak (şaka değil) ve hatta Hanimiş günceyi okumanız bile yasak! İnanmazsanız bakınız.
Salı sabahı Sema Hn. ile öğretmen evinin önünde buluşacaktık ama ben erkenden uyanınca Sema hanımcığım yorulmasın diye atladım arabaya onu evinden almaya yeltendim. Akçaabat dönüşü gece evine bırakmıştık ya bulurum yolu dedim düştüm yollara. Tanjant yokuşundan çık, yol sola yukarı kıvrılırken sağdaki sokaktan aşağı devam et... Voila! Sema hanımı alıp Aya Sofya'nın yanındaki çay bahçesindeki kahvaltı buluşmasına doğru yola koyulduk.
Birkaç kişi ile önceden mailleşmiş veya telefonlaşmıştık ama kahvaltı buluşmasına kim gelecek ya da gelecekler mi emin değildim. Biz de erken gittiğimiz için önce 11. yy'da yapılmış eski bir Bizans kilisesi olan Aya Sofya'ya (bknz: yazının başındaki fotoğraf) girip gezdik. Aslında ben çocukken gitmiştim oraya ama pek anımsamıyordum. Oysa pek huzurlu ve güzel bir yer, nasıl unutmuşum. Hava da öyle günlük güneşlikti ki! Tam Aya Sofya'nın yanındaki çay bahçesine geçerken bir masada bize doğru gülümseyerek bakan hanımları gördük. Birbirlerini tanımayan ama hepsi pasta yapan/seven kadınlar bir şekilde aynı buluşma için orada olduklarını anlayıp, kaynaşıp, sohbete başlamışlardı bile. Bir garip hissettim o anda. Havanın güzelliğinden midir, ortamın hoşluğundan mıdır, farklı bir yerde olmanın hafifliğinden midir bilmem şaşkın ve mutlu bir andı o an benim için. Sanırım en güzel pasta buluşmalarımızdan birini Trabzon'da yaptık. Bu hanımların hepsi evlerinde pastalar yapıyor, bazıları dışarıdan sipariş de alıyormuş. Ama benim gibi onlar da birbirileri ile ilk defa karşılaşıyorlardı. Haliyle hem birbirimizi tanımaya çalıştığımız hem de pastalar üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdiğimiz harika bir buluşma oldu.
Sohbetimize eşlik eden kahvaltı da çok güzeldi: Vakfıkebir ekmeği, yöresel peynirler, tereyağı, bal, zeytin, bahçedeki ağacın hurmalarından yaptıkları reçel (bazıları cennet hurması da der ama biz onu Trabzon hurması olarak biliriz), kaygana (trabzon usulu bir tür otlu krep) ve tabii meşhur kuymak (yöresel tereyağı, eritme peyniri ve mısır unu ile yapılan harika bir yiyecek). Bir de çay meselesi var tabii bahsetmeden geçemeyeceğim. İlk defa Akçaabat'taki köftecide rastladım öylesine: çay geldiğinde taneleri bardağın üstünde, kenarında, her yerinde yüzüyordu, dibinde de gemi batığı gibi tanecikler vardı. İçimden "insan getirmeden önce süzer" diye sitem etmiştim. Ama Aya Sofya'daki kahvaltıda da çay böyle gelince bu işte bir iş var diyordum ki imdadıma Behnur Hn.'ın açıklaması yetişti. Meğerse buralarda makbul olan çayı böyle içmekmiş. Böyle çay taneleri bardakta yüzüyorsa taze demlenmiş olduğunu anlarlarmış. Eğer bu şekilde içmek istemiyorsan baştan "süzük" demen gerekiyormuş sipariş verirken. Bu mühim bilgiyi de sizinle paylaştığıma göre yazıma devam edebilirim.
Kahvaltıdan sonra Dilek Hn.'ın atölyesinde yapacağımız pasta dersi için yola çıktık. Happy Cake açılalı çok kısa bir zaman olmuş ve Trabzon'un ilk butik pasta atölyesi olma özelliğine sahip. İpekyolu iş merkezinin 2. katında yer alıyor. Trabzon'da bana ilginç gelen şeylerden biri de bu: Kebapçılar, cafeler, pastaneler genelde iş merkezlerinin, pasajların içinde... Henüz o kadar yeni ki buzdolabı bile gelmemişti biz oradayken. Ama sanmayın ki bunun eksikliğini hissettik. Hemen karşısında ev yemekleri yapan dükkan komşusu sayesinde Dilek Hn. bizi hiç zor durumda bırakmadı, iyi ağırlamak için habire bıcır bıcır koşturdu durdu. Sema Hn. da ders süresince hem bana hem Dilek Hn.'a çok destek oldu. Harika bir ekiptik, aynı şehirde yaşamadığımız için üzülüyorum doğrusu.
Katılımcılardan da biraz bahsetmek isterim. Behnur Hn. ile turne duyurusunu yaptığım günden sonra ara ara hep haberleşmiştik. Trabzon turnesi için en az benim kadar o da heyecanlandı diyebilirim. Kendisi Trabzon'lu değil, gelin gelmiş. Şimdi Dilek Hn.'ın atölyesinin olduğu dükkanda daha önce bir butik işletiyormuş, komik bir tesadüf oldu onun için. Hatice Hn. aslında derse katılmayacaktı. Kahvaltıdan sonra ayrılmıştık, ama sonra aradı "bekleyin geliyorum" dedi. İyi ki geldi, yaptığı Ege ve Karadeniz şiveleri ile bizi çok güldürdü. Gelirken kızı Beren'i de getirmiş. Beren herhalde gördüğüm en uslu bebek. Saatlerce gıkını çıkarmadı, sanki anlıyormuş gibi pusetinden dikkatli dikkatli beni dinledi. Güzide Hn. da Almanya'da doğup büyümüş, o da eşinin peşinden gelmiş buralara. Kendisi pek fotoğraf çektirmeyi sevmiyor ama ben ne yaptım ettim yakaladım birkaç pozunu. Sevgi Hn. ise narin bir kelebek... Yakın bir zamanda Vişne & Çikolata isimli bir cafe açmaya hazırlanıyor. Bakarsınız açılış için yine giderim Trabzon'a. Nevin Hn. çocuklarının nişan ve düğün pastalarını, kurabiyelerini yapmak için bu yola baş koymuş şahane bir insan. Benim için pek neşeli, bol sohbetli bir ders oldu. Umarım hepinizle yeniden görüşebilme imkanı bulabiliriz.
Artık İstanbul'a dönüş vakti gelmişti. Ama uçak geç bir saatte olduğu için ekibi topladık (Nergis hoca, Sema Hn., Dilek Hn. ve ben) ve akşam yemeği için Zeybek Çadırı diye bir yere gittik. Burada da taptaze ızgara barbun ve yemekten sonra da Hamsiköy sütlacı yedik. Balık yemeden Trabzon'dan dönseydim üzülürdüm. Nergis hoca sütlaca fındık koymadılar diye kızdı ama yine de güzeldi. Yemeli, içmeli, gezmeli, gülmeli, sohbetli bir turne şehri oldu Trabzon, katılan herkese minnettarım...
NOTLAR:
1. Bir ara Trabzonun en meşhur ve modern pastalar yapan pastanesi olarak bilinen Zorlu Otel'in içindeki pastaneye gidip ajanlık yaptım. İnanın Dilek Hn.'ın atölyesi Happy Cake'de oradakinden çok daha iyi pastalar yapılıyor. Umarım kıymeti bilinir. Sema Hn. da evinin mutfağından başta su böreği olmak üzere pasta ve kurabiye siparişi alıyor. Trabzon'da yaşayıp da bu yazıyı okuyanlar varsa bilgilerinize sunulur.
2. Trabzon'un en merkezi yeri Uzun Cadde isimli trafiğe kapalı olan caddesi. Burada Beton Helva isimli dükkandan lezzetli helvalar aldım dönmeden önce. Bir de tabii mısır unu, Trabzon peyniri, tereyağı aldım ki dönünce kuymak yapabileyim. Gerçi hala yapmış değilim ama olsun, doğru malzemeler elimin altında ya içim rahat.
3. Herhalde hayatım boyunca hiç bu kadar çok içinde "Hn" kısaltması geçen bir yazı yazmamışımdır :)
4. Yazı boyunca bolca ismini okuduğunuz haza hanımefendi Dilek Hn. ve yol arkadaşım Sema Hn. için geliyor: The Golden Girls :)
5. Trabzon ve önceki turne şehirlerinin tüm fotoğrafları için buraya tıklayabilirsiniz.
Gaziantep turnesinin önceki şehirlere göre iki farklı özelliği vardı. Birincisi ilk defa turne sebebiyle gittiğim bir şehri gezebilmek için bolca zamanım oldu. İkincisi bu seyahatte bana eşlik eden birisi vardı: kuzenim Yeşim. Yani bu sefer sadece pasta buluşmaları için değil aynı zamanda kuzenimle birlikte turistik bir seyahat yapabilme imkanı da buldum. Antep'e gittiğimi duyurduğumda pek çok kişiden özellikle yeme/içme konusunda öneriler gelmişti. Pazartesi sabahı 10:00'da Antep'e vardık, gün boyunca Yeşim ile birlikte o önerilerin çoğunu yerine getirebilme başarısı gösterdik. Gezdiğimiz yerleri ve yediğimiz yemekleri yazının devamında anlatacağım.
Antep'teki ikinci günümde, Gaziantep Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları bölümünde Yrd. Doç.Dr. İlkay Gök Pınarlı'nın Tatlı ve Pasta dersine konuk oldum. İlkay Hoca aynı zamanda Gasder'in (Gaziantep Gastronomi ve Aşçılar Derneği) de başkanı. Tanışmamız internet vesilesi ile, bir araya gelişimiz ise güzel tesadüfler sonucu oldu. Benim Gaziantep'te olacağım gün İlkay Hn'ın okulda tatlı ve pasta dersi varmış. Üstüne üstlük aynı gün yerel bir dergi olan Gaziantep Black-White da derse misafir olup çeşitli çekimler ve röportajlar yapacakmış. Tüm bunlar bir araya gelince şenlikli bir gün geçirdik.
Gaziantep Üniversitesi 23000 öğrencisi ve geniş bir kampüsü olan bir üniversite. Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü ise yeni bir bölüm. Tanıştığım öğrenciler ikinci sınıf öğrencileri ve bu bölümün ilk mezunları olacaklar. Uygulama derslerini üniversitenin orman içindeki turizm uygulama otelinin mutfağında yapıyorlar. Benim katıldığım derste yaklaşık 30 öğrenci vardı. 6 farklı gruba ayrılıp beş saat içerisinde 3 farklı sünger kek ve 3 farklı krema hazırlayarak bunların değişik kombinasyonları ile 6 farklı pasta ortaya çıkardık. Günün sonunda hepsini kesip yedik :) Ben çok eğlendim. Başta Ceyhun, Vildan ve "bahtsız ikinci grup" (ki kendilerini bilirler) olmak üzere tüm öğrencilere çok teşekkür ederim. Sizinle tanışmak ve çalışmak harikaydı. Can-ı yürekten diliyorum ki bu müstakbel aşçılarla en yakın zamanda yeniden bir araya gelebiliriz.
1,5 GÜNLÜK HIZLANDIRILMIŞ ANTEP GEZİ & YEME-İÇME REHBERİ(Hanimiş usulü)
Gaziantep dünyanın “hala yaşanılan en eski şehirleri”nden biriymiş, aynı zamanda da ipek yolu üzerinde. Hal böyle olunca pek çok tarihi han ve bedesten (kapalı çarşı) mevcut. Ama neredeyse (!) her üç dükkandan biri baklavacı, biri de kebapçı. Diğer dükkanlar da işte bunların arasına serpiştirilmiş gibi. Bunca dükkan sadece turistler için barınıyor olamaz diye düşünüp konuştuğumuz Gazianteplilere her seferinde sorduk ve evet gerçekten Antep halkı muhakkak her gün (çoğu zaman bir öğünden de fazla) et tüketiyormuş. Kayseri'nin mantısı, Samsun'un pidesi, Trabzon'un hamsisi meşhurdur ya.. Bu şehirlere gittiğinizde o yemekleri yiyebileceğiniz çok fazla yer bulamayabilirsiniz. Çünkü bu meşhur yemeklerini insanlar evlerinde pişirip yiyorlar. Ama Antep'te yemek kültürü sokaklarda da yaşıyor. Özellikle adamlar(!) bu bahsettiğim kebapçı ve baklavacıları dolduruyor gün içinde. Ayrıca sanmayınız ki et çok ucuz. Lokantalarda ücretler neredeyse İstanbul ile aynı. Ama lezzetine diyecek sözüm yok.
1.GÜN: Kültür Yolu
Gaziantep Kalesi yapıldıktan sonra kale ve çevresi sosyal ve ticari hayatın merkezi olmuş. Her dönem canlılığını koruyan bu merkez, zaman içerisinde gelişmiş ve etrafı ile birlikte bir kültür yolu haline gelmiş. Bu yol üzerinde pek çok han, hamam, camii var ve aynı gün içerisinde çoğunu yürüyerek gezebilmek mümkün. Eskiden nasıldı bilemiyoru ama sanırım yakın zamanlarda bu yol üzerindeki yerler restorasyondan geçmiş. Biz ilk gün aşağıdaki yerleri gezdik:
Katmerci Zekeriya Usta: Antepliler kahvaltıda katmer yer dediler, biz de şehre varınca ilk iş Katmerci Zekeriya Usta'ya gittik. Seksenli yaşlarının sonunda olan Zekeriya Usta odun fırınının başındaydı. Ustalar da tezgahın başında hamurları büyük bir ustalıkla incecik açıyor, içine şeker, bolca fıstık ve daha da bolca kaymak koyarak katmerleri hazırlıyorlar. (Tam keşke videosu olsaydı da yazının bu kısmında sizinle de paylaşabilseydim diye düşünürken youtubeda buldum, izlemek isterseniz tıklayınız.) Geziye buradan başlamanın iyi tarafı Zekeriya ustanın oğlu Mehmet Bey'in gönüllü turizm danışma hizmeti vermesi. Hemen bize bir Gaziantep rehberi hediye etti, hangi sıra ile nereyi gezelim, sonra acıkınca nerede ne yiyelim... hepsini tek tek anlattı.
Emine Göğüş Mutfak Müzesi: İkinci durağımız tarihi bir taş konağın restore edilerek geleneksel mutfak kültürünün tanıtıldığı bir yere dönüştürüldüğü mutfak müzesiydi. Mutfak malzemeleri, baharatlar, sofra düzeni, yöreye özgü kullanım şekillerinin sergilendiği müzede ayrıca yemek tarifleri de içeren videolar gösteriliyor. Duvarlarda yine yemek temalı deyimler, şiirler asılı..
Gaziantep Kalesi & Çevresi: Kale yüksek bir tepenin üzerinde. Biz içine çıkmadık ama çevresinde birkaç tur dolaştık. Tam kalenin altında Evliya Çelebi'nin seyahatnamesinde de bahsi geçen tarihi Naib Hamamı var. Onun az ilerisinde tarihi Kır Kahvesi... Onun karşı çaprazında Roma dönemine ait süt pompası veya camdan fallus gibi şaşırtıcı cam objelerin sergilendiği Cam Müzesi (müzekart geçmiyor)var.
Hanlar: Kaleden güneye doğru devam ettiğinizde yol boyunca Zincirli Bedesten, Tütün Han, Bakırcılar Çarşısı, Almacı Pazarı vb hanlar ve çarşılar var. Buralarda fıstık, pekmez, salça, baharat, tuzsuz Afyon peyniri, bakır ev eşyaları (ki Gaziantep'te bakır eşyalar bakır diyarı olan Diyarbakır'dan daha ucuza satılıyor), yemeni (ki biz yemeni diyince aklımıza bir çeşit tülbent geliyor ama buradaki yemeni üstü kırmızı ya da siyah deriden, tabanı ise köseleden dikilen geleneksel bir ayakkabı), sedef kakmalı eşyalar, kahke (uzun süre bayatlamayan gevrek bir kurabiye) veya kutnu kumaşı (el tezgahlarında dokunan Gaziantep’e özgü ipekli bir kumaş) gibi pek çok şey satılıyor.
Metanet Lokantası: Mutfak müzesini gezerken yöresel bir çorba olan “beyran”ın yapımını izlemiştik. Katmerci Zekeriya ustanın oğlu da bize Metanet Lokantasını şiddetle önerince öğle yemeği için Metanet Lokantası’a gidip meşhur beyranını yemeye karar verdik. İtiraf etmeliyim ki o sırada çok sevmemiştim. Ama şimdi yazarken canım çekti. 10 saat haşlanarak pişirilen koyun etinden yapılan acılı, pirinçli ve sarımsaklı bir çorba. Değişik bir lezzet, insanı ziyadesi ile tok tutuyor.
Fıstık: Kültür yolunda gezerken sürekli karşılaştığımız orta yaşlı bir turist grubu vardı. Metanet Lokantası’ndan aynı anda ayrılıyorduk ki peşlerine takıldık. Fıstık, fıstık ezmesi ve diğer kuruyemişleri tatmak ve almak için Seval Kuruyemiş diye bir yere gidildi, böylelikle biz de grup indiriminden faydalanmış olduk :) Malumunuz fıstık Gaziantep'in simgesi... Keşke İstanbul'da da bu fiyata böyle güzel fıstıklar alabilsek...
Tahmis Kahvesi: Tahmis, Arapça’da kahvenin kavrulduğu, dövüldüğü ve satıldığı yer anlamına geliyormuş. 1600’lü yıllarda Mevlevihane'ye gelir amaçlı yaptırılan dükkanlardan biri olan Tahmis Kahvesi’nde Hanimiş takipçisi Belma Hn. ile buluştuk, biraz sohbet ettik. Ben menengiç kahvesi (aşılanmamış fıstık ağacının meyvesinin kavrulup, türk kahvesi pişirilmesi ile elde edilen sütlü bir kahve) içtim, Yeşim de zahter (kekik) çayı. (Not: Son zamanlarda evde de zahter çayı ve menengiç kahvesi yapıp içiyoruz.) Daha sonra Belma Hn. da bizimle biraz dolaştı hatta bana çok güzel bakır kaşıklar hediye etti.
İmam Çağdaş: Gazantep’in en meşhur kebapçısı ve baklavacısı İmam Çağdaş olsa gerek. Daha gitmeden namını bolca duymuştuk. Ben pek meşhur Ali Nazik’lerini kuzen de çöp şiş yedi. Herhalde hayatımda yediğim en güzel Ali Nazikti. Uzun uzun yazmayacağım. Zira anlatılmaz yaşanır. Ama esas unutulmaz olan baklavaydı. Hafifliğini, lezzetini anlatacak kelime bulmak mümkün değil.
Hasan Usta Kadayıfları: Yeşim’in künefe yeme arzusu üzerine sorduk soruşturduk en şahanesini Hasan usta yapıyor dediler. İmam Çağdaş’ta yediğimiz yemek ve baklavanın üzerine bir de künefe yemeye gittik. Elbette bitiremedik ama çok lezizdi, çok hafifti (ki bu sıfatı künefe için kullanacağım hiç aklıma gelmezdi) anmadan geçmek istemedim.
2. GÜN:
Zeugma Mozaik Müzesi: Gaziantep’te beni en çok etkileyen şey Zeugma mozaikleri oldu. Zeugma, MÖ 300 civarında Büyük İskender'in generallerinden biri tarafından kurulmuş bir antik şehirmiş. Nizip ilçesine 10 km uzaklıktaki Belkıs köyü eteklerindeymiş. İlk olarak kurucusu adıyla anılan şehir Roma İmparatorluğu tarafından ele geçirildikten sonra köprü anlamına gelen "Zeugma" ismiyle anılmaya başlanmış. Fırat yoluyla oluşan geçitte liman olarak büyük bir ticari değer kazanmış. Yapılan kazı çalışmalarında üç bölümde incelenen şehrin villaları ve çarşılarının bulunduğu bölümler bugün malesef Birecik Hidroelektrik Baraj gölü altında kalmış. Antik şehir, Roma döneminden kalan mozaikleri ile dünyaca ünlü. Bu mozaiklerin az bir kısmı Gaziantep’teki Zeugma Mozaik Müzesi’nde (müzekart geçiyor) sergileniyor. Bir kısmı zaten baraj altında kalmış, bir kısmı da kaçakçılar tarafından çalınmış. Talihsiz Zeugma ile ilgili daha detaylı bilgilere buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.
Bey Mahallesi: Eski Antep evlerinin olduğu Bey Mahallesi yakın bir zamanda restore edilmiş. Eski evler ve konaklar otel, restoran, cafe olarak düzenlenmiş. Dar sokaklar, taş duvarlar.. Burada bir de Gaziantep yaşamını anlatan bir Etnografya Müzesi (müzekart geçiyor) var. Ama işin garibi bu mahlleye nasıl gideceğiz diye sorduğumuz insanlar bize sanki acayip birşey soruyormuşuz gibi davrandılar. Sanırım ya bu restorasyonlardan haberleri yok (çünkü önceki halinin fotoğraflarını gördük terkedilmiş izbe bir muhit görünümdeydi) ya da burayı görmek istememize bir anlam veremediler.
Halil Usta: Zeugma Mozaik Müzesi’nin iki sokak arkasında bir kebapçı. İnternette Halil Usta diye aratın zaten hakkında yüzlerce güzelleme bulacaksınız. Değişik değişik etlerinden ve kebaplarından az az yedik. Ama ben ömrü hayatımda bu kadar lezzetli bir lahmacun (sarımsaklı) ve bu kadar şahane bir et (küşneme) yemedim. Pamuktan bile yumuşak.
Yörem Mutfak: Gaziantep’in kebapları ve baklavası kadar, yöresel yemekleri de dillere destan. Dönmeden önce o yemeklerden de yiyebilmek için yine öneriler doğrultusunda Yörem’e gittik. Tabii ki bu yemeklerin de bir kenarın köşesinde muhakkak et oluyor. Yuvarlama, cacıklı Arap köfte, içli köfte, Antep dolması, firik pilavı, şiveydiz gibi yöresel yemeklerden oluşan bir menü hazırladılar bize. Hem Yeşim’in hem de benim en sevdiğimiz yemek de bu oldu sanırım.
NOTLAR:
Ulaşım ... Gaziantep’e uçakla gittik. Hava alanı şehir merkezine 20 km uzaklıkta. Merkeze ulaşım sadece Havaş ve taksiler ile sağlanıyor. İner inmez koşarak Havaş otobüsüne binmezseniz bizim gibi size de yer kalmaz. Ya yarım saat bekleyip bir sonraki servise binersiniz ya da bizim yaptığımız gibi diğer bekleyenlerle anlaşıp taksiye binebilirsiniz. (Hava alanından şehir merkezine taksi 40 TL tutuyor.)
İklim ... Kasım ayının son günleri olmasına rağmen hava günlük güneşlikti. Gerçi buna aldanıp hep dışarılarda durduk ve döndüğümüzde hasta olduk ama yine de mevsime göre ılık bir hava vardı diyebilirim. Konuştuğumuz kimseler (üzücü ama bundan memnuniyetle bahsediyorlar) havanın eskiye nazaran daha ılıman olduğunu, sebebinin de şehrin çevresindeki barajlar olduğunu söylediler.
Konaklama ... İlk işimiz çantalarımızı otele bırakmak oldu. Görmek istediğimiz yerlere yürüme mesafesinde olduğu için Novotel/Ibis'de kaldık. Yeri çok merkezi, fiyatı da uygundu. Ama bir dahaki gidişimde Bey Mahallesi'ndeki Zeynep Hanım Konağı'nda kalacağım. Bu da burada kendime not olarak dursun.
Şehrin dumanları... Doğalgaz olmadığı için akşamları şehrin üzerine bir duman çöküyor. Sobaların dumanı... Bu benim çocukluğuma dair bir anı, unutmuşum. Bir de şahit olmadığımız ama pek çok kimseden duyduğumuz "pazar günü ormanlık alana ve çevresine çöken duman" efsanesi var. Öyle ki Gaziantep halkının aktif bir şekilde yaşattığı bir piknik geleneği varmış. Şehrin çevresindeki ormanlık alanlarda insanlar her pazar ailece piknik yaparmış. Bu pikniklerde mangallardan çıkan duman öyle çok olurmuş ki tesadüfen oradan geçen ve bu geleneği bilmeyen insanlar itfaiyeyi ararmış ormanda yangın var diye :)
- Son -
not 1: Gaziantep-Halep mutfak kültürü ve yemekleri birbirine çok benziyormuş. İlkay Hoca’nın bu konuda (tarifleriyle birlikte) araştırmalarını içeren bir kitabı var. Döndüğümden beri açıp açıp okuyorum. Kitapçılarda satılıyor mu bilmiyorum ama bir yerlede rastlarsanız incelemeden geçmeyin derim. (Gaziantep-Halep Mutfak Kültürü Ve Yemekleri: Benzerlikler Ve Farklılıklar -2009) not 2: Benimle birlikte bu tıka basa yemece, saatlerce yürümece gezisine katıldığın için teşekür ederim kuzen. not 3 : Okul fotoğraflarının devamı ve diğer turne fotoğrafları için buraya tıklayabilirsiniz.
İşin garibi gitmeme birkaç gün kalmış olmasına rağmen duyurusunu ancak yapabiliyorum. Sanırım sonlara doğru biraz pilim bitti, malesef diğer şehirlerde olduğu gibi planlı programlı bir organizasyon yapamadık. Hatta birkaç saat öncesine kadar ertelemeyi de düşünüyordum. Ama sonra oradakilerle konuşunca gitmeye karar verdim. Ben belli olan programımı buraya yazayım, sonrası doğaçlama gelişecek artık. (Olur da bu yazıyı görüp bize katılmak isterseniz beni 506-5088923 numaralı telefondan arayabilirsiniz.)
19 Aralık 2011 ...URFA
Aslında Urfa, turne kapsamında değildi. Zaten benimle daha önce Urfa'dan irtibat kuran da olmamıştı. Turneye yeni başladığımız günlerde İstanbul'daki derslerimizden birine katılan Urfalı bir öğrencimizin özendirmesi ile 2012 yılı içinde bir Urfa seyahati yapabilmeyi umuyordum. Diyarbakır turnesi kapsamında orada 3 gün bulunacağım için bir gününü Urfa'ya ayırabileceğimi düşündüm. Hem baharda yapmayı planladığım seyahat için bir keşif gezisi olacak hem de orada butik pastacılık adına bir girişimde bulunan Kezban Hn.'ı ziyaret edeceğim. Kezban Hn. yakın zamanda Urfa'da Valikonağı Caddesi'nde Tarçın isimli bir kafe işletmeye başladı. Orada kapkekler, dekorlu pastalar ve kurabiyeler yapacaklar. Ben 19 Aralık pazartesi günü orada olacağım, beklerim...
20-21 Aralık 2011 ...DİYARBAKIR
Birkaç sene önce İstanbul'daki eğitimlerimize Diyarbakır'dan gelmişti Nuri Usta... O zamandan beri onunla irtibatımız kesilmedi. Her sene muhakkak fuarlarda görüşüyoruz. 9 ay önce bir günlüğüne Diyarbakır'a gittiğimizde de ailesi ile birlikte bizi ağırlamışlardı. Turne kapsamına Diyarbakır'ı dahil ederken atölye çalışması için Petek Pastaneleri'nin mutfağını bize açacağını biliyordum. Ama yazının başında da söylediğim gibi malesef iyi organize olamadık. Bu seferlik bir atölye çalışması olmayacak. Ama ben yine Demir ailesi ile bir araya geleceğim, meslek lisesini ziyaret edeceğim, Diyarbakır'daki pasta buluşmasına katılmak isteyenlerle görüşeceğim. Olur da bu yazıyı okursanız ve Diyarbakır'daysanız lütfen siz de gelin. Nuri ustanın çikolatalarını tadar, birlikte sohbet ederiz.
ANTALYA ANILARI @ 11-12-2011 14:33 Antalya'daki ilk günümde Manavgat'taydım. Akdeniz Üniversitesi Manavgat Meslek Yüksek Okulu'nun aşçılık ikinci sınıf öğrencileri ile bir araya geldik. Daha önce gastronomi festivalinde tanıştığım milli aşçı Köksal Sezgin'in eşi öğretim görevlisi Ahu Hn. karşıladı beni. Pastacılık dersi kapsamında şeker hamuru üzerine bir atölye çalışması yaptık.
Çalışmanın sonunda tesadüf bu ya bir de doğumgünü pastası siparişi geldi. Herhalde gördüğüm en kısa sürede hazırlanan pasta oldu kendisi. Yarım saat kadar kısa bir sürede Köksal hoca kek ve kremayı bir araya getirirken biz de öğrencilerle birlikte süslemelerini hazırladık. Epey maceralı ve komik bir anı oldu benim için. Ama sanırım üstesinden geldik.
Köksal hoca daha önce de pastacılık dersinde bizim kitaptan bazı tarifler yaptırmış öğrencilere. Bir okul bünyesinde kitabımızdan tarifler deneniyor olması beni hem çok sevindirdi hem de gururlandırdı.
Manavgat Yüksek Okulu'ndaki aşçılık bölümü yeni bir bölüm. Benim tanıştığım öğrenciler de okulun ilk mezunları olacaklar. Yeni bir bölüm olmasına rağmen çok güzel bir mutfakları var. Köksal Hoca ve Ahu Hoca da çok gençler. Eğitmen olmanın yanı sıra arkadaş da olabilmişler öğrencileri ile. Tüm öğrencilerde öğretmenlerinin cep telefonu numaraları var. Herhangi bir konuda istedikleri zaman öğretmenlerini arayabiliyorlar.
Henüz liseyi bitirmelerinin üzerinden birkaç sene geçmiş olmasına rağmen daha önce gittiğim meslek liselerinden farklı olarak bu öğrencilerin hangi alanda çalışmak istediklerine dair daha çok fikirleri oluşmuş. Mesela hangi öğrencilerin pastacılık konusunda çalışmak istediklerini beni dinlerkenki ilgilerinden ve bakışlarından anlayabildim. Aslında gönül isterdi ki yüksek okulda aşçılık ve pastacılık bölümleri ayrılmış olsun.
Malesef Manavgat'ı görme şansı pek bulamadım. Sabah doğrudan okula gidip akşam da hemen Antalya'ya geri döndüm. Ama umarım baharda okullar kapanmadan önce yine gidebilirim. Hem öğrencilerin bazılarıyla denize gireceğiz diye sözleştik. Ayrıca Ahu Hn'ın Karadeniz yemeklerini de yemeye söz verdim. Ne güzel olur...
Manavgat'tan Antalya'ya otobüsle 1 saatte gidiliyor. Antalya hakkındaki ilk gözlemlediğim şey toplu taşımanın yetersizliği ve karmaşıklığı oldu. Antalya'yı bilenler anlayacaktır. Şöyle ki Manavgat'tan gelen otobüslerin son durağı Antalya otogarı. Ama ben o akşam Lara'da oturan bir arkadaşımda kalacaktım. Otobüste sorduğum herkes Lara'ya toplu taşıma ile gidebilmemin tek yolunun önce otogara gidip oradan tekrar Lara arabalarına binmem gerektiğini söyledi. Ama böyle yapmam önce şehrin uzak ucuna gidip tekrar geri dönmem anlamına geliyordu. Ben de çevre yolunda inip o yöne nasıl olur da bir otobüs/minibüs olmaz diye söylenerek taksiye bindim. Taksi yolculuğum da çok garipti. Gerekli gereksiz o kadar çok trafik ışığı vardı ki bu ışıkların oluşturduğu garip bir trafik vardı yollarda. Çok kısa bir yolu epey uzun bir sürede alabildik.
Antalya'da arkadaşım Kaan'a misafir oldum. Onun sayesinde Antalya'da yaşam nasılmış biraz fikrim oldu. İlk gözlemlediğim şey evinde ısınmak için klima kullanıyor olması oldu. Sonradan başkalarından da öğrendim ki burası için bu normal bir davranışmış. Akşam her ne kadar soğuk da olsa gündüz güneşle ısınan duvarlar sayesinde akşam bir süre klima çalıştırmak soğuğu kırmaya yetiyormuş. Nitekim ertesi gün öğleden sonra açık havada oturduk. Kasım ayının sonu olmasına rağmen hava o kadar sıcaktı ki önce montumu sonra hırkamı çıkarıp gömlekle oturabildim dışarıda. Bir de her binanın üzerinde ısı panelleri var. Sıcak su ihtiyacı için kışın bile yeterli oluyormuş. İlk defa kışın bir güney ilinde bulunduğum için bunlar benim için değişik gözlemler.
Salı günü sabah erkenden TMS Akademi'de dersim vardı. Arkadaşım Ebru (ki kendisi Antalyalıdır) bana Ayşe Bacı'dan katmer sipariş etmişti gelirken getir diye. Yerini de tarif etmişti. Ben Lara'daydım, Ayşe Bacı da Lara'daydı, TMS Akademi de Lara'daydı. O zaman sabah biraz erken kalkıp TMS'ye yürüyerek gider, yolda katmerleri alırdım. Görünüşte plan çok iyiydi. Ama evdeki hesap çarşıya uymadı. Kaan'ın evi ile TMS'nin olduğu yer arasında elimde bavulum ile tam 45 dakika yürüdüm. Üstüne üstlük katmerciyi de görmedim.
Saat 08:00'de TMS Akademi'ye vardım. Hem binası hem de bulunduğu yer çok güzel. Öyle ki tam otellerin ve sitelerin bitip yolun denize kavuştuğu noktada. (Malesef sahil kısmının epey uzun bir bölümünde denizi göremiyor insan. Falezlerin hemen dibinde siteler ve oteller yerleşmiş.) İçeri girdiğimde eğitmen şef Şahin Çelikpençe ve asistan şef Murat Beyazıt ders öncesi son hazırlıkları yapıyorlardı. Şahin usta ile telefonda birçok kere görüşmüştük. Yapacağımız dersin içeriği geniş, süresi sınırlı olduğu için birçok ön çalışma yapılması gerekiyordu. Hepsini harika bir şekilde hazırladıkları için hem Şahin ustaya hem de Murat ustaya tekrar teşekkür ederim. TMS Akademi bir sene önce açılmış özel bir mutfak okulu. Bünyesinde hem profesyonel programlar hem de amatörler için atölye çalışmaları düzenliyorlar. Mutfakları şimdiye kadar gördüğüm en donanımlı olanlardan. Ama gördüğüm kadarıyla henüz en verimli haliyle kullanılmaya başlanamamış.
Antalya'daki atölye çalışmasını oldukça kalabalık bir grup ile gerçekleştirdik. Benimle irtibata geçerek gelen dört-beş kişi vardı. Diğer katılımcılar TMS vesilesi ile haberdar olup gelmişlerdi. Katılanların bazıları ile öncesinde birebir diyaloğum olmadığı için malesef dersin içeriği konusunda yeterli bilgileri yoktu. Bu durum ilk etapta beni biraz yordu ama sonra Şahin usta ve Alev Hn'ın yardımıyla güzel bir şekilde günü tamamladık. Alev Hn. TMS'nin kadrolu eğitimcilerinden. Aynı zamanda Çikurab isimli bir de üretim atölyesi var. Alev Hn'ın da bu çalışmadan önceden haberi olmamış malesef. İstanbul'daki eğitimlerimize katılan Nevin Hn sayesinde haberdar olmuş ve gelmiş.
Ders bittikten sonra Evren, İzgün, Nevin ve Alev Hn ile birlikte yemek yedik. Evren Hn ile zaten turneyi duyurduğum günden beri haberleşiyoruz. Öncesinde de bloglarımız vesilesi ile sanal bir ahbaplığımız vardı. Antalya'da görmeyi ve tanışmayı en çok istediğim kişiydi kendisi. Gerçi umduğum kadar fazla vakit geçiremedik birlikte ama ilk adımı atmış olduk. Bundan sonra ne zaman Antalya'ya gitsem ziyaret edeceğim bir arkadaşım daha oldu. İzgün Hn ile ilk defa TMS'deki atölyede tanıştık. İyi ki gelmiş, artık severek takip edeceğim yaptıklarını. Nevin Hn ile olan ilişkimiz ise çok komik... İlk defa, 19 Kasım günü İstanbul'daki cakepops dersine geldiğinde tanışmıştık. Birkaç gün sonra, 22 Kasım'da bu sefer ben Antalya'ya gittiğimde oradaki atölyeye katıldı. Sonrasında 2 Aralık günü yine İstanbul'daki kapkek atölyesine geldi. Sanırım sıra bende... Mart'ta Antalya'da bir butik kapkek dükkanı açacak. Umarım herşey gönlünce olur.
not 1: Sabah bulamadığım Ayşe Bacı'ya öğleden sonra Nevin Hn ile gittik. Yani Ebru'nun katmer siparişini yerine getirebildim, mutluyum. not 2: Antalya'nın nesi meşhur dediğimde herkes "reçel"i diyordu. Gerçi süper reçeller yapan bir annenin evladı olarak reçel almak gibi bir niyetim yoktu ama Nevin Hn beni Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü'ne götürünce daha önce hiç tatmadığım patlıcan ve bergamut reçellerinden aldım. Fiyatları o kadar uygundu ki kendimi tutamayıp nar suyu, nar ekşisi ve diğer reçel çeşitlerinden de almış olabilirim. Tabii bunları uçağa nasıl soktuğumu ne siz sorun ne ben söyleyeyim.
not 3: Beni çok güzel ağırlayan arkadaşım Kaan'a çok teşekkür ederim. Bu şarkı onun için gelsin :) not 4: Antalya turnesine ait tüm fotoğraflar için buraya tıklayabilirsiniz.
14 yıl önce teyzem ve kuzenimle birlikte o zamanlar Trabzon'da oturan dayımlara gitmiştik. Otobüsle gidip yine karayoluyla dönmüştük. Çoook uzun süren ve yorucu bir yolculuktu ama bu sayede şahane manzaralı yollardan geçme şansımız olmuştu. Tabii orada yaşayan bir yakınımız olması avantajı ile Sümelayı, Hamsiköy'ü, Uzungöl'ü, Zigana Geçidini, yemyeşil çay bahçelerini görmüştüm. Anılarımda çok güzel manzaralarla yer alıyor Trabzon. Malesef bu gidişimde bu kadar gezmeye zamanım olmayacak ama sanırım az da olsa şehrin içini görme fırsatı bulabileceğim. Umarım hava da güzel olur.
Turne kapsamında Trabzon'da üç farklı etkinlik olacak:
Pasta Buluşması ... 13 Aralık 2011 Salı
Bu buluşma tüm pastaseverlere açık bir tanışma ve kaynaşma buluşmasıdır. Elbette herhangi bir katılım ücreti yoktur. Gelmek isteyen, müsait olan herkese açıktır. Birlikte güzel bir kahvaltı yapıp pasta sohbetleri gerçekleştireceğiz.
Turne duyusunu yapar yapmaz benimle irtibata geçen Sema Hanım ile haftalardır telefonla konuşuyoruz. Sağolsun Trabzon konusunda bana çok yardımcı oldu. Aya Sofya fikri de ondan çıktı. Gelmek isteyenler bana 506-5088923 numaralı telefondan ulasabilir, bekleriz.
Şeker Hamuru & Pasta Yapımı Atölyesi ... 13 Aralık 2011 Salı
Bu atölye çalışması ücretlidir ve sınırlı sayıda katılımcı ile gerçekleştirilecektir. Detaylarını yazının devamında bulabilirsiniz. (Çalışmanın yapılacağı Happy Cake'in sahibi Dilek Hn ile İstanbul'da tanışmıştık. Birkaç ay önce Trabzon'un ilk butik pasta tasarım atölyesini açtı, şimdi de bize ev sahipliği yapacak.)
Öğrencilerle buluşma ... 12 Aralık 2011 Pazartesi
Pazartesi günü Trabzon Kız Teknik Öğretim Olgunlaşma Enstitüsü'nde Yiyecek İçecek Bölümü öğrencileri ile Pasta ve Şeker Hamuru yapımı ve uygulaması üzerine bir atölye çalışması yapacağız. İlk defa bir olgunlaşma enstitüsüne gideceğim, heyecanla bekliyorum.
ATÖLYE ÇALIŞMASININ DETAYLARI
Şeker Hamuru & Pasta Yapımı
Eğitmen: Işıl Sözer Eğitim tarihi: 13 Aralık 2011 Salı Eğitim süresi : 5 saat (13:30-18:30) Eğitim yeri: Happy Cake Butik Pasta Tasarımı - Kemerkaya Mah. K.Maraş Cad. İpekyolu İş Merkezi Kat:2/55 (Zorlu Grand Hotel Karşısı) Tel: 505 7467703 Ders ücreti:150 TL Katılımcı sayısı: 6 kişi ile sınırlıdır.
Ders içeriği: -DEMO: Sünger kek ve ganaş krema yapılırken kullanılan malzemelerin, ölçülerin ve aletlerin tanıtımı, sünger kek pişirilmesi ve ganaş krema hazırlanması -DEMO: Şeker hamuru ve malzemeleri hakkında teorik bilgilendirme & şeker hamuru yapımı -UYGULAMALI: Keklerin katlandırılması, pastaların bir araya getirilerek sıvanması ve kaplanmaya hazır hale getirilmesi -UYGULAMALI: Pastaların şeker hamuru ile kaplanması -UYGULAMALI: Şeker hamuru ile süsleme yöntemleri ve bu yöntemlerin hazırlanan pastalar üzerine uygulanması
Not: Kullanılacak tüm malzemeler ve ders notları tarafımızdan sağlanacaktır. Kayıt olmak için 506-5088923 numaralı telefondan benimle ya da 0505 746 7703 numaralı telefondan Dilek Hn. ile irtibata geçebilirsiniz.
Turnedeki son durak 19-20-21 Aralık tarihlerinde Diyarbakır ve Urfa... Önümüzdeki hafta onlarla ilgili duyuruyu da yapacağım.
İZMİR ANILARI @ 03-12-2011 19:43 15-16 Kasım 2011 İzmir turnesinden...
İzmir'e gider gitmez en hoşuma giden şey havalimanından şehir merkezine tren olması oldu. Herhangi bir havalimanı servisine veya taksiye muhtaç olmadan toplu taşıma kullanarak uçaktan indikten yarım saat sonra Alsancak'taydım. Gerçi İzmir belediyesi neden tek bilet satmak yerine üç biletlik bir kart almaya mecbur ediyor insanı onu anlamak mümkün değil. Daha önce gittiğimde de aynı şey olmuştu. Mecburen 3 biletlik karttan almıştım. Bir bileti giderken bir bileti dönerken kullanmıştım ve kalan tek biletlik hakkım heba olmuştu. Yine aynı şey oldu. Çünkü bu üç biletlik kartın kullanma süresi bir ay.
İzmir'deki ilk günümde Selda'nın atölyesi "Şekerden Düşler"de "Pasta & Şeker Hamuru Yapımı" atölyesi vardı. Sabah gittiğimde Selda ve Ayşegül o günkü pasta siparişlerini hazırlıyor, Selda'nın oğlu da ön tarafta okul ödevini yapıyordu. Onlarla ilk defa karşılaşmama, oraya ilk defa gitmiş olmama rağmen butik bir pasta atölyesinde olmak aşina bir his. Sonra yavaş yavaş katılımcılar geldi. Pasta ve Şeker Hamuru yapımı atölyesi, temposu ve dağınıklığı en fazla olan ders olmasına rağmen Selda'nın mutfağında çok rahat çalıştık, hiç yabancılık çekmedim. Figen de gün boyunca bizimleydi. Bol bol fotoğraflarımızı çekti. Yukarıdaki fotoğraflar da onun makinesinden. (İlk gün 370 tane fotoğraf çekmesini "çaptan düşmek" olarak nitelendirip hayıflanmasından bu konuda ne kadar hevesli olduğunu anlayabilirsiniz.)
Akşam üzeri diğer pastasever İzmirlilerle buluşmak için yürüyerek kordona gittik. Hava çok güzeldi, bir semtten diğerine yürüyerek gitmek çok hoşuma gitti doğrusu. O yürüyüş sırasında rastlayıp da Bergama tulumu alamadım ya ona yanarım. Bir daha da fırsatım olmadı.
Turne şehirleri içinde buluşmayı en iyi organize ettiğimiz şehir İzmir oldu. Bunda Figen'in büyük katkısı var. İzmir'deki yemek bloğu yazarlarının birbirleri ile sürekli iletişim halinde oldukları bir grupları varmış. Bazılarını blogları vesilesi ile ismen biliyordum. Gelebilenlerle bu buluşma sayesinde yüzyüze de tanışmış oldum. Bir de blog yazarı olmayan ama turne duyurusunu yaptıktan sonra benimle irtibata geçen pastaseverler vardı. Buluşma öncesi tahmini sayımız 30 kişiye yakındı. Malesef herkes gelemedi ama yine de pek neşeli ve nispeten kalabalık bir grupla güzel bir akşam geçirdim. Saat 19:00'da kordonda buluştuk, yemek yedik, sohbet ettik. Yemekten sonra dağılırız sanmıştım ama hafta içi olmasına rağmen gece yarısına kadar oturduk. Sadece biz değil, gece soğuk olmasına rağmen herkes sokaklardaydı. Kordon boyunca cafeler var, hepsi doluydu. İzmir gerçekten rahat ve keyifli bir şehirmiş. Buluşmada Pınar, Özlem, Figen, Selda, Teiji (ki kendisi benim 44 yaşında olduğum tahmini yaparak tamiri olmaz bir gaflete düştü o gece), Aydın'dan gelen Hülya, Manisa'dan kızıyla birlikte gelen Zeynep, Şermin ve Elvan vardı.
Onlar evlerine, ben de kalacağım otele gitmeden önce aramızda şuna benzer bir konuşma geçti: Şermin: Nerede kalacaksın? Işıl: ........ Otel'de. Fuarın karşısında, 9 Eylül Meydanı'na bakıyormuş. Teiji: Nerede kalacakmış? Selda: Basmane'de!! ... (sessizlik, manidar bakışmalar) Figen: Ben bizde kal demiştim. Elvan: Yok boşver sen oteli, bu gece bize gel. Işıl: Teşekkür ederim gideyim ben otele. Elvan: Ama oralar biraz... Işıl: Yok ben internette araştırdım, güzel bir otelmiş herkes pek memnun kalmış.
Sonunda Selda ile taksiye bindik ve otele doğru yola çıktık. Ben otelin tam önünde taksiden indim. Selda da evine doğru devam etti. Tam otelden içeri giriyordum ki pat diye önüme tek gözü olmayan bir adam çıktı. Meğer yandaki barın kapı görevlisiymiş. Buyurun falan diyerek beni oraya davet ediyor. Zaten beni önceden korkuttular bir de bu adam karşıma çıkınca hafif bir korku filmi havası esti üzerimde. Neyse ki otel hakkındaki araştırmalarım doğruymuş. Gayet güvenli ve güzel bir yerdi. Ama bu, yatmadan önce kapının önüne dolabı çekmeme mani olmadı!
Ertesi gün erkenden kalkıp fuarın içinden yürüyerek Selda ile buluştum. Kahvaltı için boyoz aldık ve yine yürüyerek dükkana gittik. Bu yürüme işi çok hoşuma gitti. İzmir'de bulunduğum süre boyunca her yere yürüyerek gittim. Kahvaltıdan sonra Figür Modelleme atölyesine katılacak olanlar gelmeye başladı. Gelenlerin çoğu daha önce birbirini tanıyan insanlardı. Zaten İzmir'de bulunduğum süre içinde tanıştığım herkes bir şekilde bir yerden tanışıktı. Hep birlikte modelleme çalıştık. Aşağıdaki fotoğraf da o güne ait...
İzmir turnesi gerçekten dolu dolu ve eğlenceli geçti. Yardımları için Selda ve Ayşegül'e, desteği ve çektiği fotoğraflar için Figen'e, hem buluşmaya hem de atölye çalışmalarına gelen herkese, buluşmaya gelemeyip de arayan soranlara çok teşekkür ederim.
not 1: Türküsüne istinaden gözlerim kavakları aradı durdu ama hiç görmedim. Nerede bu İzmir'in kavakları ? not 2 : İzmir turnesine ait tüm fotoğraflar için buraya tıklayabilirsiniz.
HANİMİŞ TURNEDE - GAZİANTEP @ 24-11-2011 22:46 Her gittiğim şehirden sonra o şehirde neler yaptığımızı anlatan yazı ve resimler koymak istiyorum Hanimiş'e ama malesef fırsat bulup yapamadım. En son Kayseri'de kalmışım. Ondan sonra neşeli bir İzmir turnesi ve hemen akabinde Antalya turnesi oldu. Umarım en kısa zamanda orada geçirdiğim günler hakkında yazabilirim. Çünkü pek çok müstakbel pasta ustası ve amatör pastaseverle tanıştım, yeni yeni şeyler öğrendim, bazen çok şaşırdım, çok konuştum, pek yoruldum, bol bol güldüm, fotoğraflar çektim. Bunları ilk fırsatta sizlerle de paylaşmayı çok isterim.
Önümüzdeki hafta Gaziantep'te olacağım. (bunu duyan herkes bana baklava sipariş ediyor) Gaziantep programı şu şekilde:
Pastaseverlerle Buluşma:
Görünen o ki Antep'te atölye çalışması yapmayacağız. Ama gelmek isteyenlerle 28 Kasım Pazartesigünü öğle saatlerinde buluşacağız, sohbet edeceğiz. Bu buluşma herkese açıktır. Lütfen takip edenler nerede ve kaçta buluşalım konusunda benimle telefonla (506-5088923) ya da e-posta ile (hanimis@gmail.com) irtibata geçsin.
Öğrencilerle Buluşma:
29 Kasım 2011 Salı günü Gaziantep Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları bölümünde Yrd. Doç.Dr. İlkay Gök Pınarlı'nın Tatlı ve Pasta dersine konuk olacağım. Öğrencilerle birlikte uygulamalar yapacağız. Hep birlikte değişik değişik pastalar hazırlayacağız. Heyecanla salı gününü bekliyorum.
Turnedeki diğer şehirleri ve tarihlerini aşağıdaki fotoğrafta görebilirsiniz. Detaylar netleştikçe o şehirlerle ilgili bilgilendirmeyi yine buradan duyuracağım.
HANİMİŞ TURNEDE - ANTALYA @ 17-11-2011 17:00 Antalya turnesinin programı belli oldu... Antalya'da 3 farklı etkinlik olacak:
Şeker Hamuru Yapımı & Uygulamaları Atölyesi:
22 Kasım 2011 Salı saat 09:00-13:30 arası TMS Akademi'de gerçekleşecek. Bu atölye çalışmasının ücreti 90 TL'dir. Detaylarını yazının devamında bulabilirsiniz.
Pastaseverlerle Buluşma:
22 Kasım 2011 Salı günü saat: 14:00. Bu buluşma tüm pastaseverlere açık bir tanışma, kaynaşma, karşılıklı danışma buluşmasıdır. Elbette herhangi bir katılım ücreti yoktur. Gelmek isteyen, pastacılık üzerine sohbet etmek isteyen, müsait olan herkese açıktır.
Öğrencilerle Buluşma:
Turne şehirleri ve tarihleri belli olduktan sonra -gastronomi festivali vesilesi ile sonradan tesadüfi ve maceralı bir şekilde tanıştığım- öğretim görevlisi ve milli aşçı Emrah Köksal Sezgin ile haberleştik. Bu dönem okulda pastacılık dersi olduğunu söylediğinde öğrencilerle kısa bir atölye çalışması yapmaya karar verdik. Manavgat Meslek Yüksek Okulu'nda bu dönem pastacılık dersi alan öğrencilerle 21 Ekim pazartesi günü bir araya geleceğiz.
Kendime not!
ATÖLYE ÇALIŞMASININ DETAYLARI
Şeker Hamuru Yapımı ve Pasta Süsleme Teknikleri
Eğitmen: Işıl Sözer Eğitim tarihi: 22 Kasım 2011 salı Eğitim süresi : 4,5 saat (09:00-13:30) Eğitim yeri: TMS Akademi - Fener Mahallesi 1964 Sokak No:46/1 Antalya (0242 324 32 05 - 0242 324 32 10) Ders ücreti: 90 TL + KDV
Ders içeriği:
-Şeker hamuru ve malzemeleri hakkında teorik bilgilendirme -DEMO: Şeker hamuru yapımı -UYGULAMALI: Pastanın bir araya getirilerek sıvanması ve kaplanmaya hazır hale getirilmesi -UYGULAMALI: Pastaların şeker hamuru ile kaplanması -Şeker hamuru ile süsleme yöntemleri ve bu yöntemlerin hazırlanan pastalar üzerine uygulanması -DEMO: Basit figür örnekleri
Not: Kullanılacak tüm malzemeler ve ders notları tarafımızdan sağlanacaktır. Kayıt olmak için 506-5088923 numaralı telefondan benimle ya da 0242 324 32 05 numaralı telefondan TMS ile irtibata geçebilirsiniz.
Turnedeki diğer şehirleri ve tarihlerini aşağıdaki fotoğrafta görebilirsiniz. Detaylar netleştikçe o şehirlerle ilgili bilgilendirmeyi yine buradan duyuracağım.
KAYSERİ ANILARI @ 11-11-2011 13:13 Kayseri turnesi bir önceki turne şehri olan Ankara'dan çok farklıydı. Kayseri'ye pasta buluşmasından 2 gün önce gittim ve bu iki günü 1 saat uzaklıkta bulunan Kapadokya'da geçirdim. Peri bacalarını, yer altı şehirlerini gezdik, balona bindik, çok üşüdük, biraz yorulduk ama iyi ki de gittik.
Perşembe sabahı Kayseri'ye geçerken oldukça telaşlıydım. Çünkü ne öğleden önce Kaymek'te ne de öğleden sonra okulda yapacağımız atölye çalışmalarının detaylarını net bir şekilde belirleyememiştik. İstanbul'dan ayrılmadan önce telefonla ve maille haberleşmiştik ama sonrasında bir daha irtibat kurmadık oradakilerle. Yanımda kullanacağım aletlerim vardı ama nasıl bir mutfakta çalışacağımızı, malzemelerin yeterli olup olmadığını, kimlerle biraraya geleceğimi çok net bilmiyordum. Hatta buluşmadan 1 saat öncesine kadar gideceğim adresi bile tam bimiyordum.
Bilinmezlikler içinde Kayseri'ye vardığımda Hanimiş takipçisi Ayşe Hn. sayesinde Kaymek'e ulaştım. Büyükşehir Belediyesi'nin hemen yanındaki Kaymek binası içinde çalışmamıza çok uygun olan bir mutfakları var. Tezgah, dolaplar, ocaklar hepsi yepyeni ve güzel. Zaten orada sürekli olarak yemek ve pasta kursları düzenleniyormuş. Nurgul Hoca ve 10 Kaymek öğrencisi önlüklerini giymiş, kurabiyelerini hazırlamış beni bekliyorlardı. İstanbul'dan öğrencim Müşerref Hn, turne duyurusundan sonra yazıştığımız Nimet Hn, Emel Hn, Birsen Hn ve Ayşe Hn da gelmişti. Kalabalık bir grupla şeker hamuru yapımı ve süsleme teknikleri üzerine kısa bir çalışma yaptık. Mutfak biraz karanlıktı, güzel fotoğraflar çekemedim ama çalışma sonrası katılanların bir kısmı ile yukarıdaki pozu verebildik. Gelen herkese teşekkür ederim.
Kayseri'de olup da butik pastacılıkla ilgilenenler için malzeme tedariği konusunda biraz bilgi topladım. Perakende olarak malzeme temin edebileceğiniz iki yer var. Atölye çalışmasına da katılan Nimet Hn. aynı zamanda pasta malzemeleri satan Özel Şekerleme'nin sahibinin kızı. Kayseri'ye gitmeden önce Kaymek'te ve okulda kullanabilmek için kendisinden birkaç malzeme temin etmesini rica etmiştik. Sayesinde malzeme sorunu yaşamadık. Özel şekerlemeye 352-3319135 numaralı telefondan ulaşabilirsiniz. Bir de Erciyes Siteleri içerisinde Pastavizyon varmış. Onun iletişim bilgilerine de buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.
Öğleden sonra Kayseri Kız Teknik ve Meslek Lisesi'ne gittim. Sabahki muammalı durum burada da sürdü. Okul müdürü Zeynep Hn. ile sadece 1 kere telefonda konuşmuştuk. Yine bir bilinmezlik içinde okula vardığımda epey şaşkına döndüm. Zeynep Hn. beni pastacılık bölümü hocası Funda Hn.'a yönlendirdi. Funda Hn. o sırada faturaları bilgisayara işliyordu. Çünkü mutfak bölümü öğrencileri aynı zamanda okul bünyesinde stajlarını yapıyor, okula gelen pasta siparişlerinin yapımında çalışıyorlarmış. Onun işini bitirmesini beklerken okulu gözlemleme imkanı buldum. Lisenin değişik meslek alanlarında öğrenci yetiştiren farklı bölümleri var, her bölümün öğrencilerinin okula giriş çıkış saatleri bile farklı. Mesela okul servisleri akşam farklı saatlerde birkaç defa kalkıyor. Pastacılık öğrencilerinin dersleri ben gittiğimde bitmişti ama evlerine gitmeyip beni beklemişler. İyi ki de beklemişler. Çok güzel zaman geçirdim onlarla.
İlk defa rastladığım bir sistem var okullarında. Diğer meslek liselerinde olduğu gibi "yiyecek içecek hizmetleri" alanında okuyan öğrenciler XI. sınıfta mutfak veya pastacılık dallarından birini seçiyorlar. Ama bu okulda farklı olarak bu öğretim yılına özel şöyle bir uygulama da yapmışlar: XII. Sınıf öğrencileri okulda 3 gün staj yapıyorlar. Okul uygulama atölyelerinde stajlarını yapan XII. sınıf öğrencileri öğretmen ve usta öğreticilerinn denetiminde çalışarak, okul içi ve okul dışından gelecek siparişleri hazırlıyorlar. Ayrıca okuldaki öğretmen ve öğrencilerin öğle yemeği de onların sorumluluğunda. Bunların karşılığında asgari ücretin 1/3 oranında ücret alıyorlar.
Pastacılık bölümünde yaklaşık 10 öğrenci var. Sanki hepsini seçerek almışlar bu bölüme. Gerçekten de öyle güleryüzlü, meraklı, zarif ve akıllılar ki ... Bol bol sohbet ettik. Umarım onlar da benim kadar keyif almıştır. Sonra da şeker hamuru yapımı ve süsleme teknikleri üzerine kısa bir çalışma yaptık.
Fotoğraftakiler: Ayaktakiler: güleryüzlü Hayriye, usta öğretici 1.Merve ve ben Oturanlar: iletişimden sorumlu İpek, 2. Merve, 3.Merve, Vildan, "kalemsiz çıkmam" Duygu, şeker hamuru sorumlusu konu mankenimiz Şeyma ve Funda Hoca Fotoğrafta olmayanlar: fotoğrafı çeken Ayşe ve servisi kaçırmayan Feyza Hepinize selamlar, sevgiler. Siz de çok tatlısınız. :)
not 1: Tüm Kayseri fotoğrafları için buraya tıklayabilirsiniz. not 2: Müşerref Hn. yakın bir zamanda yeniden görüşebilmeyi umuyorum, iyi haberlerini bekliyorum. not 3: Gesi bağlarının Kayseri'de olduğunu öğrendiğim andan beri kulağımda çalan türküyü çok şahane söyleyen Selda Bağcan'dan dinlemek için buraya tıklayabilirsiniz. not 4: Tabii gitmişken Kayseri'nin meşhur pastırmasını, sucuğunu ve mantısını da yedim de esas beni şaşırtan gilaburu şurubu oldu. Bilahare hakkında yazacağım...
HANİMİŞ TURNEDE - İZMİR @ 23-10-2011 22:02 Turne duyurusunu yaptığımdan beri en yoğun ilgi İzmir'den geldi. Umarım benimle iletişime geçen tüm İzmirliler gelebilir buluşmaya. O zaman hayli şenlikli bir toplantı olur. Merakla ve heyecanla bekliyorum İzmir'de geçecek günleri...
İzmir programını yaparken yıllardır intenetten tanıdığım ama hiç yüzyüze karşılaşma imkanı bulamadığım iki arkadaşımın çok yardımını gördüm. Selda'yı 5 yıldan fazla bir süredir SelServis isimli bloğundan tanıyorum. 2009 yılının başından beri "Şekerden Düşler" isimli bir butik pasta atölyesi var. Orada hem pastalar yapıyor hem de eğitimler veriyor. İzmir'deki atölye çalışmalarını onun atölyesinde yapacağız. Figen'i de yine internetten, belki de en uzun soluklu ve istikrarlı reçete paylaşım grubu olan "Yemek ve Biz"den ve aynı isimli blogdan tanıyorum. Üstün organizasyon becerileri sayesinde İzmir'deki buluşma konusunda bize destek olacağını biliyorum. İkisine de huzurlarınızda teşekkür ederim.
İzmir'de 3 farklı etkinlik olacak.
Pasta Buluşması
15 Kasım 2011 Salı günü saat 19:00'da Alin's Cafe Kordon Şubesi (Alsancak Vapur İskelesinin tam karşısında, hafif sola doğru gidince hemen orada göreceksiniz )
Bu buluşma tüm pastaseverlere açık bir tanışma, kaynaşma, karşılıklı danışma buluşmasıdır. Elbette herhangi bir katılım ücreti yoktur. Gelmek isteyen, pastacılık üzerine sohbet etmek isteyen, müsait olan herkese açıktır.
Şeker Hamuru & Pasta Yapımı Atölyesi ... 15 Kasım 2011 Salı Bu atölye çalışması ücretlidir ve sadece 5 katılımcı ile sınırlıdır. Detaylarını yazının sonunda bulabilirsiniz.
Figür Modelleme Atölyesi ... 16 Kasım 2011 Çarşamba Bu atölye çalışması ücretlidir ve sadece 5 kişi ile sınırlıdır. Detaylarını yazının sonunda bulabilirsiniz.
Bu arada İzmir tunesinden önceki hafta kurban bayramı... Şimdiden hepinizin bayramını kutlarım.
ATÖLYE ÇALIŞMALARININ DETAYLARI
Şeker Hamuru & Pasta Yapımı
Eğitmen: Işıl Sözer Eğitim tarihi: 15 Kasım 2011 salı Eğitim süresi : 5 saat (13:00-18:00) Eğitim yeri: Şekerden Düşler - 1420 Sokak No:69/1 Kahramanlar - İzmir Tel: 0232 421 70 01 Ders ücreti:180 TL + KDV Katılımcı sayısı: minimum 3, maksimum 5 kişi
Ders içeriği: -DEMO: Sünger kek ve ganaş krema yapılırken kullanılan malzemelerin, ölçülerin ve aletlerin tanıtımı, sünger kek pişirilmesi ve ganaş krema hazırlanması -DEMO: Şeker hamuru ve malzemeleri hakkında teorik bilgilendirme & şeker hamuru yapımı -UYGULAMALI: Keklerin katlandırılması, pastaların bir araya getirilerek sıvanması ve kaplanmaya hazır hale getirilmesi -UYGULAMALI: Pastaların şeker hamuru ile kaplanması -UYGULAMALI: Şeker hamuru ile süsleme yöntemleri ve bu yöntemlerin hazırlanan pastalar üzerine uygulanması
Figür modelleme:
Eğitmen: Işıl Sözer Eğitim tarihi: 16 Kasım 2011 çarşamba Eğitim süresi : 6 saat (10:30-16:30) Eğitim yeri: Şekerden Düşler - 1420 Sokak No:69/1 Kahramanlar - İzmir Tel: 0232 421 70 01 Ders ücreti:180 TL + KDV Katılımcı sayısı: minimum 3, maksimum 5 kişi
Ders içeriği: -Modelleme hamuru hazırlanması -Modellemede kullanılan aletler ve teknikler -İnsan modelleme -Hayvan modelleme -Çizgi karakter örnekleri
Not: Kullanılacak tüm malzemeler ve ders notları tarafımızdan sağlanacaktır. Kayıt olmak için 506-5088923 numaralı telefondan benimle ya da 0232 421 70 01 numaralı telefondan Selda Hn ile irtibata geçebilirsiniz.
Turnedeki diğer şehirleri ve tarihlerini aşağıdaki fotoğrafta görebilirsiniz. Detaylar netleştikçe o şehirlerle ilgili bilgilendirmeyi yine buradan duyuracağım.
HANİMİŞ TURNEDE - KAYSERİ @ 23-10-2011 21:34 Kayseri ... Pastırması, sucuğu, mantısı, yağlaması, Erciyes'i, Gesi Bağları, bünyan halısı ve tüccarları (!) ile meşhur olduğunu bildiğim Mimar Sinan'ın memleketi olan şehir. Hem Kayseri'yi hem de komşusu Kapadokya'yı görmeyi çok istiyordum. Turne de bahanem olmuş oldu.
Kayseri'den benimle irtibata geçen az pastasever var. Elbette Kayseri'de pastacılık konusunda hevesli ve maharetli olan çok daha fazla sayıda insan vardır. Malumunuz ben sadece internet üzerinden Hanimiş'i takip edenleri haberdar edebiliyorum. Keşke tüm pastaseverlere ulaşabilsem de aynı ilgi alanına sahip kalabalık bir grup olarak tanışıp sohbet edebilsek. Haberdar olup da buluşmamıza katılmak isteyenlerle birlikte bir atölye çalışması yapmayı çok istedik ama mekan konusunda sıkıntımız vardı.
Ayşe Hn'ın çabaları sayesinde pasta malzemeleri satan (içinde çalışabileceğimiz bir mutfağı da olan) bir yerden aradılar. Etkinliğimize ev sahibi olmayı da istediler. Ama tam bayram üzeri olduğu için mutfaklarında yoğun bir çikolata ve şeker imalatı varmış. O yüzden malesef olmadı. Kayseri'deyken imkan bulup da gidip görebilirsem oradaki pastaseverler için irtibat bilgilerini yazarım Hanimiş'e.
Sonra Kayseri Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı ücretsiz mesleki eğitim kursları düzenleyen "Kaymek" ile irtibat kurduk. Kaymek'in mutfağında hem onların pastacılık bölümü öğrencileriyle hem de benimle irtibata geçenlerle "şeker hamuru yapımı ve uygulamaları" temalı bir atölye çalışması yapacağız. Bu çalışmaya gelemeyenlerle de öğleden sonra bir buluşmamız olacak. Detaylarını aşağıda görebilirsiniz.
3 Kasım 2011 Kayseri Programı
Şeker Hamuru Yapımı ve Uygulamaları Atölyesi : Eğitim tarihi: 3 Kasım 2011 perşembe Eğitim süresi : 3 saat (10:00-13:00) Eğitim yeri: Kaymek Göznuru Merkezi - Serçeönü Mah. Saray Cad. No:5 Kocasinan Katılım: ücretsizdir ve 5 kişi ile sınırlıdır. Katılmak isteyenler hanimis@gmail.com adresine mail atabilir ya da 506-5088923 numarali telefonu arayabilirler.
İçeriği: -Şeker hamuru hakkında teknik bilgilendirme -Şeker hamuru hazırlamak için gereken malzemelerin tanıtımı -Şeker hamuru hazırlanması , renklendirilmesi -DEMO: Pastaların şeker hamuru ile kaplanması ve süslenmesi -DEMO: Şeker hamuru ile kurabiye süsleme
Pasta Buluşması: Bu buluşma tüm pastaseverlere açık bir tanışma, kaynaşma, karşılıklı danışma buluşmasıdır. Gelmek isteyen, müsait olan herkese açıktır. 3 Kasım perşembe günü saat 16:00'dan sonra Cumhuriyet Meydanı'nda olacağız.
Pastacılık öğrencileri ile buluşma : Mamak Kız Teknik Ve Meslek Lisesi'ndeki buluşmanın bir benzerini Kayseri Kız Teknik ve Meslek Lisesi'nde de yapacağız. Yine çok kısıtlı bir zamanımız var ama dört gözle bu buluşmayı bekliyorum.
Turnedeki diğer şehirleri ve tarihlerini aşağıdaki fotoğrafta görebilirsiniz. Detaylar netleştikçe o şehirlerle ilgili bilgilendirmeyi yine buradan duyuracağım.
Turnenin ilk şehri olan Ankara pek güzel karşıladı ve şahane ağırladı beni. Çok güzel anılarla döndüm. Tesadüfler sonucu kendiliğinden yoğun ve biraz da koşturmacalı olan Ankara günlerimde neyse ki herşey rast gitti. İki gün bana yetmedi, kısmetse Ocak veya Şubat ayında tekrar gitmek istiyorum.
Gitmeden önce bilenlere sorduğumda "Ankara'nın ayazı İstanbul'a benzemez" dediler, oradakilere sorduğumda "soğuklar başladı, kalın giyin" dediler. Ben de haliyle en korunaklı ayakkabımı, en kalın kazağımı, boynuma şalımı kuşanıp gittim. Ama ilk akşam yağan yağmur dışında beni zor durumda bırakmadı hava. Zaman zaman çok giyinik olmaktan ötürü sıcakladım bile.
Yolculuk epey maceralı başladı. Gider gitmez ayağımın tozu ile ilk atölye çalışmasına başlayacağımız için o gün kullanacağımız keklerin bir kısmının önceden pişmiş olmasının ders sırasında bize zaman kazandıracağını düşünmüştüm. düşündüm düşünmesine ama bunu organize etmediğim için yola çıkmadan bir gece önce 9 tane sünger kek pişirmem gerekti. Kekler pişti, oda ısısına geldi, sarıp sarmalandı. Bu sefer de onları yolculuğa uygun şekilde paketleme sorunu ile karşı karşıya kaldık. Bir yolunu bulup olabildiğince sağlam ve bir o kadar nazikçe kekleri bavula yerleştirdim. Sabah havalimanına gittiğimde bavulumu paldır küldür fırlatarak taşıyacaklarını bildiğim için kabine almak istedim. Lakin görevliler razı gelmedi. Ben ısrarlı davranınca içinde ne var dediler. Ben de gayet normal bir şekilde bavulun kek dolu olduğunu söyledim. Tabii neden bir bavul dolusu kek taşıdığımı açıklamak kolay olmadı! Neyse allem ettim, kallem ettim, çeşitli ısrar ve tartışmalar sonucu keklerimi yanıma alabildim. Aklınızda bulunsun uçağa (hazır) paketli olmayan 9 keki almıyorlar.
Ankara'ya vardığımda koşturmaca da başlamış oldu. Önce şehir dışında olan havalimanından şehir merkezine (19 Mayıs stadının yanı) gittim. Bir an önce atölye çalışmasına yetişmem gerektiği için taksiye bindim. Ankara'ya gitmişliğim sınırlı, gezmişliğim ve kalmışlığım hepten az olduğu için şehrin yabancısıyım. Daha doğrusu yabancısıyım sanıyordum. Şöyle anlatayım: İstanbul'un karmakarışık yollarında zamanında bir yere varabilmek için ilk defa gideceğim yeri önceden Google haritalarından çalışmak gibi bir ilgi alanım oldu son zamanlarda. Hangi semt nerede, hangisi hangisine daha yakın, hangi caddelerden geçerek gideceğim yere en kolay varırım, gideceğim yerin civarında hangi camii, okul, avm var gibi ön çalışmalar yapmak benim neredeyse günlük aktivitelerimden biri halini aldı. Ankara için de gitmeden önce haritaya biraz bakmıştım ki oradan oraya koştururken kafam karışmasın, her yere zamanında ve en verimli şekilde ulaşabileyim. Nitekim çok işime yaradı. İlk defa gittiğim yerleri sanki önceden biliyormuşum gibi hissettim hep, pek yabancılık çekmedim. Taksiciye "2.ışıktan sağa döneceğiz, yolun sonundan sola döneceğiz" şeklinde adres tarif ettim. Hatta ikinci gün Mamak'taki okula giderken Ankara'da yaşayan kuzenime kestirme yolu ben öğretmiş oldum. Yakın zamanda Ankara'ya gidecek olan varsa itinayla yol tarifi yapılır. Bir de gittiğim semtlerin hepsi farklı köşelerde olduğu için gezmek için zaman bulamadığıma üzülmedim. Çünkü bir yerden bir diğerine koştururken Ankara'nın hemen her semtinden geçmiş, çoğu merkezi yerini uzaktan da olsa görmüş oldum galiba.
İlk gün Chocoj'da "pasta ve şeker hamuru yapımı" atölyesi vardı. Yukarıdaki fotoğraf işte bu ilk günün hatırası. Bu gördüğünüz güzel hanımların hepsine geldikleri için teşekkür ederim, onlarla çok keyifli bir gün geçirdim. Tabii Chocoj'dan Canan Hn'a, Özge Hn'a ve Jale Hn'a Ankara'da olduğum süre boyunca gösterdikleri misafirperverlik için çok teşekkürler. Umarım en yakın zamanda yine karşılıklı kahve içip sohbet etme imkanı bulabiliriz.
İlk günün akşamı ise "pasta buluşmamız" vardı. Telaştan unutmuşuz, hiç fotoğrafımız yok malesef ... Figen Hn ve eşi Bülent Bey erken gelip uzun saatler boyu beni yalnız bırakmadılar. Nuray Hn ve arkadaşı da çok kalamasalar da bize katıldılar. Azra Hn zaten artık yakın arkadaşım :) Lale Hn pek çilekeş trafikli bir yolculuk sonucu gelebildi. Güzin Hn ise şehir dışındaydı ayağının tozu ile son dakikada da olsa bize yetişti. Banu, hem ilk günün akşamı hem de ikinci gün ara ara uğradı. Hepinize çok teşekkür ederim, tanıştığımıza çok memnun oldum. . Gerek buluşma saatinin biraz geç olması gerekse yağmurlu hava yüzünden gelmeyi isteyip de bize katılamayanlar da oldu. Özellikle Neriman Hn, Ayşe Hn ve Derya Hn sizlerle tanışmak için yine geleceğim.
Akşam kuzenlerimde kaldım. Bu vesile ile malesef çok az görüşebildiğim kuzenlerimle de hasret gidermiş oldum. Hatice ve Ayşe herşey için sağolun.
İkinci gün sabah "Mamak Kız Teknik ve Meslek Lisesi"ne gittim. Uzun zamandır yazıştığımız müdür yardımcısı Mevlüdiye Hn şehir dışındaydı, malesef görüşemedik. Ama Sıdıka Hn, Yılay, Serpil ve Zehra öğretmenler ile tanışmaktan çok memnun oldum.
Bu seyahatin en heyecanlı ve güzel yanı ise pastacılık öğrencileri ile bir araya gelmekti. Yarım gün elbette çok kısa geldi. Biraz sohbet ve çok kısa bir uygulama yapabildik sadece. Umuyorum birlikte başka çalışmalar yapmak için bu öğretim yılı bitmeden yine buluşabiliriz. Özellikle gönüllü asistanlarım Büşra ile Oğuzhan'a teşekkür ederim. Facebook arkadaşım (!) Seda'ya selamlar... Fotoğraf çekmek pek aklıma gelmedi ama okulda Gözde'nin çektiklerinin bir kısmını buraya tıklayararak görebilirsiniz. Haliyle Gözde kendi durduğu taraftaki öğrencileri değil de genelde benim olduğum tarafı çekmiş. Elimde onlarca konuşur vaziyette ellerim kollarım havalarda garip fotoğrafım var.
İkinci gün öğleden sonra yine Chocoj'da "figür modelleme" atölye çalışmamız vardı. Konya'dan gelen (hatta Konya şekerini de unutmayan) Esra Hn'a özellikle teşekkür ederim. Makbule Hn'ın harika soruları, sürpriz katılımcı Gülay Hn'ın ve şimdiki edebiyat öğretmenleri geleceğin cafe işletmecileri Yeşer ve Hicaz Hn'ın da katılımıyla neşeli bir ders oldu. Zamanlama konusunda biraz yavaş davrandık sanırım, uçağa yetişebilmem için maketleri kaplayamadık. Tüm Ankara maceram boyunca tek hayıflandığım şey bu oldu.
Yazımı iki gün boyunca dilimden düşmeyen bir şarkı ile bitirmek isterim: "Her gören ağladı, kalbini bağladı, Ankara kızlarınaaa " (Nesrin Sipahi'den dinlemek için tıklayınız)
Umarım diğer iller de Ankara gibi güzel geçer. Sırada Kayseri ve bayramdan sonra İzmir var...
not: Tüm Ankara turnesi fotoğrafları için buraya tıklayabilirsiniz.
HANİMİŞ TURNEDE - ANKARA @ 10-10-2011 02:09 Turne fikri aklıma düştüğünde çok heyecanlanmıştım. Ama sandığımdan da fazla ilgi görmesi şimdi beni daha çok heyecanlandırıyor. Turnenin ilk durağı 17-18 Ekim tarihlerinde ANKARA...
Ankara'da 4 farklı etkinlik olacak.
Pasta Buluşması ... 17 Ekim 2011 Pazartesi saat 19:00 Bu buluşma tüm pastaseverlere açık bir tanışma, kaynaşma, karşılıklı danışma buluşmasıdır. Elbette herhangi bir katılım ücreti yoktur. Gelmek isteyen, müsait olan herkese açıktır. Hep birlikte karar vereceğimiz merkezi bir yerde gerçekleştirmek taraftarıyım. Ama takdir edersiniz ki Ankara'nın yabancısıyım. Ve sizlerden gelecek her türlü öneriye açığım.
güncelleme:
17 Ekim 2011 Pazartesi saat 19:00 ... 365 Alışveriş Merkezi
(Ortak karar ile 365 AVM'de buluşmaya karar verdik.)
Şeker Hamuru & Pasta Yapımı Atölyesi ... 17 Ekim 2011 Pazartesi Bu atölye çalışması ücretlidir ve sınırlı sayıda katılımcı ile gerçekleştirilecektir. Detaylarını yazının devamında bulabilirsiniz.
Figür Modelleme Atölyesi ... 18 Ekim 2011 Salı Bu atölye çalışması ücretlidir ve sınırlı sayıda katılımcı ile gerçekleştirilecektir. Detaylarını yazının devamında bulabilirsiniz.
Pastacılık öğrencileri ile buluşma ... 18 Ekim 2011 Salı Kısmetse Ankara'da bir de Mamak Kız Teknik Ve Meslek Lisesi Pastacılık bölümünde okuyan öğrencilerle buluşacağım. İtiraf ediyorum galiba en hevesle beklediğim etkinlik bu.
Yıllar evvel internette pastacılık üzerine yazışabileceğimiz "çikolatalı pasta" isimli bir grup kurmuştuk. O grup sayesinde -sadece internet üzerinden- tanıdığım Banu, Ankara programımızın şekillenmesinde çok yardımcı oldu. Onun sayesinde Chocoj Atölye'nin sahibi Jale Hanım ile tanışmış olduk. Chocoj, Ankara'da butik pastacılık ile ilgilenenler için önemli bir yer. Bünyesinde hem malzeme satışı hem de butik pastacılık üzerine atölye çalışmaları mevcut. Ne mutlu ki Jale Hanım, Ankara'dan turnemize ilgi gösterenlerle birlikte yapacağımız atölye çalışmaları için mutfağını bize açtı.
Ne kadar şanslıyım ki Banu gibi destekleyici, Güzin Hanım gibi yardımsever, Jale Hanım gibi misafirperver insanlarla ve "haydi buluşalım" dediğimde "haydi buluşalım" diyen pastaseverlerle tanışma imkanım olacak.
ATÖLYE ÇALIŞMALARININ DETAYLARI
Şeker Hamuru & Pasta Yapımı
Eğitmen: Işıl Sözer Eğitim tarihi: 17 Ekim 2011 pazartesi Eğitim süresi : 5 saat (13:00-18:00) Eğitim yeri: Chocoj Atölyesi - Sancak Mah. Cidde Cad. No:20 B YILDIZ/ANKARA Tel: 0 312 441 40 81 Ders ücreti:180 TL + KDV Katılımcı sayısı: minimum 4, maksimum 8 kişi
Ders içeriği: -DEMO: Sünger kek ve ganaş krema yapılırken kullanılan malzemelerin, ölçülerin ve aletlerin tanıtımı, sünger kek pişirilmesi ve ganaş krema hazırlanması -DEMO: Şeker hamuru ve malzemeleri hakkında teorik bilgilendirme & şeker hamuru yapımı -UYGULAMALI: Keklerin katlandırılması, pastaların bir araya getirilerek sıvanması ve kaplanmaya hazır hale getirilmesi -UYGULAMALI: Pastaların şeker hamuru ile kaplanması -UYGULAMALI: Şeker hamuru ile süsleme yöntemleri ve bu yöntemlerin hazırlanan pastalar üzerine uygulanması
Figür modelleme:
Eğitmen: Işıl Sözer Eğitim tarihi: 18 Ekim 2011 salı Eğitim süresi : 5 saat (13:00-18:00) Eğitim yeri: Chocoj Atölyesi - Sancak Mah. Cidde Cad. No:20 B YILDIZ/ANKARA Tel: 0 312 441 40 81 Ders ücreti:180 TL + KDV Katılımcı sayısı: minimum 4, maksimum 8 kişi
Ders içeriği: -Modelleme hamuru hazırlanması -Modellemede kullanılan aletler ve teknikler -İnsan modelleme -Hayvan modelleme -Çizgi karakter örnekleri
Not: Kullanılacak tüm malzemeler ve ders notları tarafımızdan sağlanacaktır. Kayıt olmak için 506-5088923 numaralı telefondan benimle ya da 312-4414081 numaralı telefondan Jale Hn. ile irtibata geçebilirsiniz.
Turnedeki diğer şehirleri ve tarihlerini aşağıdaki fotoğrafta görebilirsiniz. Detaylar netleştikçe o şehirlerle ilgili bilgilendirmeyi yine buradan duyuracağım.
Tek lokmalık minik tatlıların yeri kalbimde başkadır. Porsiyon pastaları, mini kapkekleri ve kurabiyeleri hep daha fazla sevmişimdir. Benim gibi seveni çok olacak ki bu tek lokmalık tatlıcıklar ve onların cıvıl cıvıl süslenmiş halleri oldukça talep görüyor. Şimdi bunlara bir de "Cakepops" ve "Cakelets" eklendi. Cakelets, Amerikalıların tek porsiyonluk, üç boyutlu heykel pastacıklara verdikleri isim. Cakepops ise kremalı kek topları. Kek topları eskiden de vardı ama şimdi daha minik ebatlarda hazırlanıp, lolipop gibi çubuklara takılıp, binbir farklı çeşitte süslenip masaları süslüyor.
Bilir misiniz pastaneler gün sonunda ellerinde kalan kekleri, kurabiyeleri ertesi gün ay çöreğinin dolgusunda kullanırlar. Biz de atölyede artan kek ve kremaları bir araya getirip toplar yapıp etrafını da hindistan cevizi, çikolata veya kakao ile kaplayıp yalancı trüf dediğimiz bir tatlıcığa çevirip afiyetle bayıla bayıla yeriz. Herhalde bu "cakepops"un ortaya çıkışı da yine bu şekilde olmuştur. Ama şimdi iş, artan malzemeyi değerlendirmekten çıktı. Cakepops yapabilmek için farklı kek receteleri, değişik lezzette kremalar, rengarenk kaplamalar ve şekerlemeler kullanılıyor. Tabii süslenmesi de değişik teknikler kullanmayı gerektiriyor.
Cakelets yapmak biraz zahmetli bir iş. Normal bir pastaya verdiğiniz emeğin aynısını hatta belki daha fazlasını tek porsiyon bir pastacık için vermeniz gerekiyor. Ama sonunda ortaya çıkan pastacığın albenisi öyle yüksek ki hem yapanı hem yiyeni çok mutlu ediyor.
Bu yeni yeni popüler olan iki tatlıcık için Akatlar'daki Pasta Malzemeleri'nde yeni bir atölye çalışması başlattık. Her ikisi için de değişik hazırlama ve süsleme tekniklerini göstereceğim, ipuçlarını paylaşacağım, oldukça keyifli geçeceğini düşündüğüm bir gün olacak. İlkini bu perşembe gerçekleştireceğiz. Önümüzdeki aylarda da devam edecek. Dersin içeriğini ve katılım ile ilgili detayları incelemek için buraya tıklayabilirsiniz.
İstanbul dışındaki pasta severlerle bir araya gelebilmek için yıl sonuna kadar pek çok farklı şehirde pasta buluşmaları düzenliyoruz. Hem tanışmak hem butik pastacılığa dair sohbet etmek hem de şehrinizi gezmek için yollara düşüyorum. Bu buluşmalar sizin önerilerinizle şekillensin istiyorum. Neler yapmak istersiniz? Yukarıdaki resimde hangi tarihte hangi şehirde olacağımı görebilirsiniz. Buluşmalara katılmak isteyenler yazının altındaki yorum kısmına veya hanimis@gmail.com adresine yazabilir. Bazı şehirlerde pasta süsleme üzerine atölye çalışmaları da yapacağız. Görüşmek dileği ile...
CAKE INTERNATIONAL 2009 - BIRMINGHAM @ 19-09-2011 17:44 Cake International her yıl sonbahar aylarında İngiltere’de düzenlenen bir pastacılık hobi fuarı. Daha doğrusu sugarcraft malzemelerinin tanıtılıp satıldığı, çeşitli atölye çalışmaların yapıldığı ve süslü pasta maketlerinin yarıştığı bir fuar. Berna ile birlikte 2009 yılında gitmiştik. Ben anca yazabiliyorum Hanimiş’e.
Fuar, Birmingham’ın biraz dışında, havalimanının hemen yanında yer alan çok büyük bir fuar alanı olan NEC’de (National Exhibition Center) düzenleniyor. 2-3 gün süren fuarda sugarcraft alanında ismine aşina olduğumuz tüm markaların (PME, Wilton, Jem vs...) standları var. Bu standlarda hem yeni çıkan ürünlerin tanıtımını hem de satışını yapıyorlar.
Giderken bir sürü yenilikle tanışacağıma dair büyük bir umudum ve içini ohh ucuz ucuz doldurarak geleceğimi sandığım kocaman boş bir bavulum vardı. Ama itiraf etmeliyim ki biraz hayal kırıklığı yaşadım. Elbette Türkiye’ye göre çok daha uygundu fiyatlar ama İngilitere ve Amerika’daki satış fiyatlarından daha ucuz değildi. İnternet üzerinden yabancı pasta malzemesi satış sitelerini incelediyseniz orada gördüğünüz fiyatlar fuarda da geçerliydi. Fuara özel indirim diye birşey yoktu anlayacağınız. Ama ben yine de kalıplar, aletler, simler, boyalarla doldurdum bavulumu. Belki biliyorsunuzdur İngiltere havalimanlarında çok çirkin muameleye maruz kalabilirsiniz. Kontrolden geçerken ayakkabılarınızı dahi çıkarmanızı isteyebilirler (ki başıma geldi) veya bavul kontrolünden geçerken sizi çevirip bavulunuzu açtırabilirler (ki bu da başıma geldi). Ama bu kötü muamele nispeten az sinir bozucu bir hal alabildi mesleğim sayesinde... Bavulu açmamı isteyen adam içinde cımbızları, patchworkleri, sillikon kalıpları görünce haliyle ilginç diyaloglar gelişti aramızda.
Fuarda malzeme satışı dışında birkaç saat süren kısa atölye çalışmaları da vardı. Sugarcraft konusunda belli bir üne sahip kimselerle tanışma, onları çalışırken görme imkanı da bulmuş oldum böylelikle. Ben Maisie Parrish (Novelty Figures & Animals) ve Lindy Smith (Cake Jewellery Gems) atölyelerine katılabildim. Daha pek çok değişik isimle değişik atölye başlıkları vardı. Mesela daha önce Türkiye’ye geldiğinde tanışma imkanı bulduğum Debbie Brown da oradaydı, Alan Dunn veya Tal Tsafrir (sağdaki resim) gibi isimler de...
İlk gün Lindy Smith’in anlatacağı "Cake Jewellery Gems"çalışması vardı. Onu takip edenler biliyordur, boncuklarla süslenmiş kendine has pastaları vardır. Bazı kitaplarında da yer alır boncuklu tasarımları. Atölye boyunca da bu boncukların (yenilebilir değil, kristal, cam, plastik olan normal boncuklardan bahsediyorum) tellere nasıl takılacağını gösterdi. Sonra da bir maket pasta üzerine onları yerleştirdi. Anlattığı şey aslında pasta ile doğrudan ilgili değildi, hatta pastaların üzerinde yenilebilir olmayan şeyler kullanmayı çok da sevmeyen benim gibi biri için pek öğretici olduğunu söyleyemem.
İkinci gün katıldığım Maisie Parrish atölyesi bu anlamda daha verimli geçti diyebilirim. "Novelty Figures & Animals" isimli atölyede Maisie Parrish kitaplarından bildiğimiz sevimli karakterlerinden örnek modellemeler gösterdi. Bu atölyeler belki hobi amaçlı yeni yeni pasta süslemeye merak salmış kimseler için bilgilendirici ve eğlenceli olabilir ama ben sonuna kadar bekleyemediğimi itiraf etmeliyim. Sıkılıp kalktım bir süre sonra.
Yine de ufkumu açan bir tarafı vardı bu çalışmaların. İnternetten veya kitaplarından tanıdığım alanında uzman kabul edilmiş kimseleri kanlı canlı yakından görmek, daha da önemlisi karşımda elleriyle zanaatlerini sergilemelerini izlemek keyifliydi. Ayrıca diğer katılımcıları gözlemlemek, sugarcraftın anavatanı olan İngiltere’deki atölye çalışmalarının nasıl olduğunu tecrübe etmek de güzeldi.
Fuarın bir diğer etkinliği de yarışmalardı. Çeşitli kategorilerde farklı pasta maketlerinin yarıştığı geniş bir yarışma alanı vardı. Bu alanda çocuklar da profesyoneller de hobi olarak pastacılıkla ilgilenenler de çalışmalarını sergileyebiliyor.
Şekerden figürler, çiçekler, minyatür çalışmaları, düğün pastaları ... pek çok güzel maket vardı. İlk gün hepsi sergilendi, jüri değerlendirdi. İkinci gün de kazananlar açıklandı.
Sergilenenler arasında beni en çok etkileyen royal krema ile yapılan çok incelikli işçilik ve beceri gerektiren dekorlar oldu. Mesela aşağıda resmini gördüğünüz yılbaşı temalı dekor tamamen royal kremadan oluşuyor. Fotoğrafta sadece bir yüzü görünüyor ama her yüzünde çok minik duylar ile sıkılmış manzara yüzeyler var. Mesela o görünen at yüzlerce minik krema noktasından oluşuyor.
Aşağıdaki resimlerde yer alan fareler ve bankta oturan çocuklar da minyatür çalışmalarına birer örnek. Fotoğraftan belki net anlaşılmıyor olabilir ama ebatları en fazla bir karış...
Yarışmalarda belki de en kıyasıya rekabetin olduğu kategori şekerden çiçek aranjmanlarının olduğu kategoriydi. Bu fotoğraflar da bizim baş çiçekçimiz Ayşem için :)
Her ne kadar yarışmalara katılmasalar da rüştünü ispatlamış şeker hamurcular da davet üzerine pastalarını getirmişlerdi. Yazımın başında yer alan iki pasta maketi (oyuncak kutusu ve mavili katlı pasta) ve aşağıdaki maket bu pastacıların çalışmalarından..
Fotoğraflar: Hürkan Tabanlı Son not: Bizim gittiğimiz sene 2 günlük fuar bileti: £26, her bir atölye çalışması : £4 idi.
----------
İyi ki yazıyı fuarın düzenlenmesine az bir zaman kala yazmışım. Sanırım pek cok kişiyi heveslendirdi. Facebook üzerinden veya maille sorular geliyor. Madde madde o soruların yanıtlarını buraya da ekliyorum ki bu yıl ya da sonraki yıllar gitmek isteyenlere belki bir nebze faydası olur. Gamze Hn., Belgin Hn., Sevgi Hn., İrem Hn., Arzu Hn. bu kısım özellikle sizin için:
İngiltere vizesi: Yeni vize alacaklar buraya tıklayarak vize başvurusu için gerekli olan bilgiye ulaşabilirler. Belgelerinizi teslim ederken fuar ve atölyeler için alacağınız biletleri de eklerseniz iyi olur.
Fuar hakkında bilgi ve biletler: Buraya tıklayarak fuarın resmi web sitesine ulaşabilirsiniz. Hem online olarak fuar biletinizi alabilir, hem katılımcı firmaları inceleyebilir hem de hangi gün kimin hangi konuda atölye çalışması olduğunu öğrenebilirsiniz.
Fuar mekanı: Cake International, İngilitere’nin Birmingham şehrindeki NEC’de (National Exhibition Center) düzenleniyor. NEC, Birmingham şehir merkezinin biraz dışında, Birmingham havalimanının hemen yanında.
Ulaşım: THY’nin Birmingham havalimanına doğrudan seferleri var. Ama ben önce Londra’ya gidip oradan Birmingham’a geçmiştim. Londra’dan tren veya otobüsle ulaşım mümkün.
Konaklama: Birmingham şehir merkezinde birçok otel var. Onlardan birinde kalarak tren ile yarım saat kadar bir sürede NEC’e ulaşabilirsiniz. Ama ben fuar alanına çok yakın bir otelde kaldım. Birmingham havalimanının hemen karşısında yürüme mesafesinde Novotel veya Etap Hotel’de kalabilirsiniz. Bu otellerden NEC’e ulaşmak çok kolay. Çünkü hemen 100 metre ötenizdeki havalimanının içinden ücretsiz teleferik ile 10 dakika içinde fuar alanında olabiliyorsunuz. Fuar dışında Birmingham şehrini gezmek isterseniz (ki güzelce bir kanal şehri) yine hemen otelin ve fuar alanının ortasında kalan tren istasyonundan şehre ulaşım çok kolay.
YEMEK & MUTFAK FİLMLERİ IV - Pastacıdan Torpilliler @ 19-07-2011 15:49 Yemek filmleri listesi yaparken haliyle içinde pasta sahneleri olan filmlere biraz torpil geçmiş olabilirim. Yani yazı dizimizin bu bölümdeki filmlerin hepsi aslında tam anlamıyla yemek/mutfak filmi sayılmayabilir ama içindeki pasta, tart, kurabiye, kek, şekerleme vb... içerik ve sahneler sebebiyle belki Hanimiş takipçilerinin de hoşuna gidebileceğini varsayarak sizlerle paylaşmak istedim.
Giriş yazısı ve listedeki diğer filmleri görmek için buraya tıklayabilirsiniz.
CHARLIE AND THE CHOCOLATE FACTORY: Charlie ve Çikolata Fabrikası – 2005 – Abd. Roald Dahl'ın yazdığı çocuk kitabından sinemaya uyarlanmış olan film Willy Wonka’ın sahip olduğu çikolata fabrikasına gezi kazanan 5 çocuktan biri olan fakir Charlie’nin macerasını anlatır. Film, bol bol çikolata, şekerleme, sakız vb.. ile bunları nasıl üretiliyor olabileceğine dair masalsı bir dünya sunuyor. Bir Tim Burton/Jonny Deep filmi. Aslında bir çocuk için korkutucu sayılabilecek pek çok sahnesi var. Ama ben filmde ceviz (yoksa fındık mı) ayıklayan sincaplara çok güldüm. Fragmanı için buraya tıklayabilirsiniz. Aynı filmin bir de 1971 yılında çekilen versiyonu var ki o da yazının sonunda mevcut.
HISTORIAS MINIMAS: Arjantin Hikayeleri – 2002 – Arjantin. Patagonya'da geçen, (adı üstüne) küçük hikayelerden oluşan bir yol filmi. Ben seneler evvel izlemiştim, çok sevmiştim. Bu listeyi hazırlarken aklıma filmdeki önce futbol topu şeklindeyken sonra çok becerikli bir teyzenin kaplumbağaya çevirdiği pasta aklıma gelince tekrar izledim. Yine çok sevdim. Yemek/mutfak filmi değil ama giriş yazısında da anlattığım gibi aslında bu listeyi hazırlamaya niyetlenmemde önemli bir rolü olduğundan onu da “pastacıdan torpilli filmler” arasına ekledim.
LA FINESTRA DI FRONTE:
Karşı Pencere – 2003 – İtalya. Aslında bir muhasebeci olan ama pasta yapmayı çok seven ve ek gelir elde etmek için yaptığı pastaları bir bara satan, evli ve iki çocuk annesi Giovanna (Giovanna Mezzogiorno) ile tesadüfen karşılaştığı pasta şefi yaşlı Bay Veroli’nin hikayelerini anlatmaktadır. Filmi seneler seneler evvel, pasta yapmaya yeni başladığım zamanlarda izlemiştim. Bir pastacı olarak en güzel pasta sahnesi barındırması sebebiyle gönlümde ayrı bir yere sahip. Simone amca (Massimo Girotti) ve yaptığı müthiş pastalarının olduğu sahneyi izlediğimde masanın üzerindeki tüm o pastaları yapabilmeyi istemiştim.Aşağıdaki videoda o sahneyi izleyebilirsiniz. Ayrıca başka bir güzel pasta hazırlama sahnesi için buraya tıklayabilirsiniz.
VATEL: 2000 – Fransa, İngiltere, Belçika. 16.yy Fransasında geçen filmde, kral 14. Louis’i etkilemek için Chantilly şatosu prensi Condé günlerce sürecek bir davet vermektedir. Bu davetin tüm organizasyonunu lordun uşağı/kahyası/aşçısı olan Vatel yapmaktadır. Tarihte de Vatel isimli karakterin gerçekten yaşadığı ve Louis’e yetiştiremediği balıklar yüzünden intihar ettiği anlatılmaktadır. Film Fransız soylularını anlatan tüm diğer filmler gibi bol şaşaalı, şatafatlı sahnelerle dolu. Benim nazarımda iyi bir film değil. Ama şölen hazırlıkları sırasında bol bol mutfak ve yemek görüntüsü içeren bir film olması yanı sıra çok önemli bir başka özelliği sebebiyle de bu listede olmazsa olmazdı. Çünkü Vatel aynı zamanda krem şanti olarak bildiğimiz pastacılıkta çok kullanılan bir kremanın da mucidi olarak bilinir. Krem şanti (Crème Chantilly) ismini filmde konu edilen Chantilly şatosundan almaktadır. Hazırlanan bu şölen sırasında bir kriz anında Vatel’in süt kremasını şekerle çırpmak suretiyle uydurduğu bir krema olduğu rivayet edilir. Ayrıca filmde Vatel’in çiçeklerle süslediği tatlı veya meyveleri sıcak şekere batırıp sunması var ki beni etkilemedi desem yalan olur. Filmin fragmanını izlemek için buraya tıklayabilirsiniz.
WAITRESS: Garson Kız – 2007- Abd. Mutsuz bir evliliği olan ve sevmediği kocasından hamile kalan Jenna bir kafede garsondur ve tart yapmayı çok sever. Sonra kasabaya yeni gelen doktora aşık olur. Filmin sonunda da kızı ile birlikte mutlu mesut kendi tart dükkanını açar. Sıradan bir külkedisi hikayesi anlatan romantik komedi. Torpilliler listesinde yer almasının sebebi ise filmde 18 adet farklı tart/kiş ve turtanın yer alması. Tartların isimleri de ilginç: Earl’un (kocası) bebeğini istemiyorum kişi, kocamdan nefret ediyorum tartı, araba radyosu tartı, Jenna’nın ilk öpücüğü tartı, patatesli ispanyol dansçısı tartı, yalnız Chicago turtası, yaramaz balkabağı tartı... Fragmanı için buraya tıklayabilirsiniz.
WILLY WONKA AND THE CHOCOLATE FACTORY: Willy Wonka ve Çikolata Fabrikası – 1971 – Abd. Roald Dahl'ın yazdığı çocuk kitabından sinemaya uyarlanmış olan ilk film. Filmin konusundan ve çekilen ikinci versiyonundan yazının başında bahsetmiştim. Bu filmin kitabını çocukken okudum, bu versiyonunu yine çocukken televizyonda birkaç defa izledim. Ne bu film ne de sonradan çekilen asla kitabın yerini tutamaz. Ama filmden de aklımda kalan çok detay var. Mesela “Oompa Loompa”ların komik şarkısını çok net hatırlıyorum. Siz de isterseniz buradan izleyebilirsiniz.