Eskişehir gelirken @ 17-05-2008 09:56 Fenerbahçe'nin Eskişehir deplasmanında binlerce taraftar birbirine girdi: 25 YARALI, 127 GÖZALTI
B.A. : Kafası yarılan adam hastanede pansuman yaptırıp, bir daha kavgaya geliyordu o gün...
Fenerbahçe kimdir? @ 15-05-2008 22:23 "Real Madrid, Raul Gonzalez'dir (Transferde tavan ücret, ona verilendir) Liverpool ise Steven Gerrard'dır Milan; Maldini'dir, Gattuso'dur, Pirlo'dur Barcelona kim ne derse desin Puyol'dur, Xavi'dir. Peki Inter kimdir?
Fenerbahçe, Mehmetçik Basri'dir Sinyor Can'dır Ordinaryüs Lefter'dir Büyük Kaptan Ziya'dır Yılmaz Şen'dir Baba Cemil'dir "Arkadaşlar sistem-mistem yok. Herkes bildiği gibi oynasın. Bu maçı kaybetmeyeceğiz" deyip 4-1 yenilgiden 4-4 beraberliği getiren Kaptan Alpaslan'dır. 30 geride bitirilen ilk yarının ardından soyunma odasında formasını tutup arkadaşlarına bağıran "Bu formayla dalga geçilmez" deyip ikinci yarıda 4 asist yapan Şeytan Rıdvan'dır. Kırık parmakla kalesini koruyan Harald Toni Schumacher'dir. En sevilen başkanın başka takıma sattığı; o takımla oynanan ilk maçta en sevilen başkanın gözünün içine baka baka tribünlere çağrılıp alkışlanan İmparator Oğuz'dur; Kral Aykut'tur. Deli Nezihi'dir. Barcelona'ya transfer yapan tek Türk Rüştü'dür. İsyankar Cesur Yürek Tuncay'dır. 23 maç sarı kart görmeden sezonu tamamlayan, genç ve tecrübesiz takımı tek başına şampiyonluğa taşıyan van Hooijdonk'tur. "Önüme altından halı da serseler Galatasaray'a gitmem. Fenerbahçe taraftarına bunu yapamam" diyen Rapaiç'tir. 9 kişi kalınan kupa maçında santrfora gidip gol attıktan sonra formasına secde eden Luciano'dur.
Roberto Carlos bir projedir. Alex büyük futbolcudur. Deivid kalitelidir. Maldonado, Şili Milli Takımı'nın kaptanıdır. Lugano bilhassa Avrupa'da çok iyi maçlar çıkarmıştır. Ama hiçbiri Fenerbahçe değildir.
Aziz Yıldırım'ın başkanlığının 10. yılında alması gereken son ders budur. "Fenerbahçe şimdi kimdir?" sorusunun yanıtı yoktur. Başkan kendine şu soruyu sorarsa cevabı daha rahat bulacaktır: "Fenerbahçe kaybettiğinde sahadaki futbolculardan hangisi benim kadar, hatta benden daha fazla üzülür?"
Aziz Yıldırım, ' tek reis'in yetmeyeceğini bu sezon bir şampiyonluk kaybetme pahasına anlamıştır. Yıldızlar topluluğu ile Inter olursunuz, Milan değil... Yıldızlar iyidir ve gereklidir ama Fenerbahçe'ye asıl Fenerbahçe lazımdır..."
Gürcan Bilgiç'in 14 Mayıs 2008 tarihli yazısından...
Şampiyon @ 15-05-2008 21:20 Alıştık artık Kraliçelerimizin Şampiyonluklarına...
Teşekkürler Kraliçeler
Biz gelelim Caferağa'ya... Ben böyle kalabalık görmedim Caferağa'da. Yüzüncü yıldaki Avrupa maçları, derbileri bile geride bırakan bir kalabalık,bilet sırası gişenin önünü iki defa dolanmış, hızını alamayıp Şifa Hastanesine doğru devam ediyordu. Helal olsun bize...
Tribün genel olarak güzeldi, dönem dönem küfür olsada GS'nin geride kalan iki maçta yaptıklarının yanında hiçbirşeydi. Küfürün en azından bayan maçlarında olmaması temennimiz tabi. Giydermelerden en çok nasibini alan Esra içinse durum gerçekten çok zordu.
Maç sırasında gereksiz yere ortalığı geren GS Yöneticilerinin tavırları ise gerçekten gereksizdi. Yiğit Şardan televizyondan efendi gibi gözüken bir yöneticiydi fakat sadece televizyondan öyle gözüküyormuş. En azından kendi adıma söyleyebilirim bunu.
Şimdi sıra erkek basketbol takımımızda.
Not: Çıldırma t-shirtleri gerçekten gereksiz olmuş.
Yarın Caferağa'da @ 13-05-2008 18:21 Bayan Basketbol Takımımız şampiyonluk maçında Galatasaray'a karşı 2-2'lik serinin son maçına çıkıyor yarın akşam.
Tek maç, alan şampiyon...
İmkanı olupta gelmeyen... :)
Saat: 20:00 Yer: Caferağa
Maraton Alt @ 13-05-2008 11:56 Efsane Maraton'un üzerine yapılan Yeni Maraton'un ilk dönemleri. Daha Maraton Alt'ın Tribün Kültürü tam olarak hakim olamamış stada o dönemlerde...
O Kocaman Kanarya'da ne güzeldi. Maçtan önce milletin görüşünü engelliyor diye kaldırdılar, yok oldu gitti sonra.
Trabzonspor 2 - 0 Fenerbahçe @ 11-05-2008 13:21 Bu sene çok mutluluk yaşattınız, başarılı oldunuz bizde sizi bağrımıza bastık, fakat şampiyonluk ihtimalin %1 olsa bile ligin son haftasında bir şampiyonluk maçına çıkıyorsan biraz sıkta kazan be güzelim. Allah'tan Galatasaray Sami Yen'de Oftaş'ı yenerek şampiyon oldu, aksi bir durumda bünyeyi ne kadar etkilerdi bilemiyorum.
Yenilsen de yensen de seninleyiz, biliyorsunuz ama bu iyi niyetimizi kötüye kullanmayın işte...
Tebrik @ 11-05-2008 13:05 Öncelikle tebrik etmek lazım Galatasaray'ı şampiyonluk için. İçimiz kan ağlasada, üzülsekte ezeli rekabette varolan birşey bu şampiyonluk hadisesi. Bazen biz, bazen onlar, araya keşke Anadolu'dan da bir renk katabilsek.
Şampiyon... @ 08-05-2008 18:02 Fenerbahçe 3 - 1 Halk Bankası
Teşekkürler Efeler...
Finalde Eczacıbaşı'na kaybeden kızlarımızıda teşekkürler...
Darısı Bayan Basketbol Takımının başına.
Ne varsa eskilerde var @ 06-05-2008 20:56 İkinci resimdeki "Seninle Ölüme Gider Edirne Tıplı Kronikler" pankartına dikkat. Hala en sevdiğim pankartların başında gelir. Elinde pankartın tam resmi olan varsa buradan herkesle paylaşalım.
Fotoğraflar için Armağan Ç.'ye teşekkürler.
Kezman @ 05-05-2008 21:25 Kezman'ın durumu malum. Kendisinin taraftardan gördüğü desteği aynı şartlar altında acaba kaç futbolcu görmüştür bu ülkede? Ya da başka futbolcu var mıdır?
İnsanların ailesinden bu kadar destek görmedği bir ülkede çok sevildi, desteğin kralını gördü fakat şu saatten sonra kalmasının hem bize hemde kendisine bir faydası yok ne yazık ki. Muhtemelen Kezman'da bunun farkında. Gidersen yolun açık olsun Kezman.
Yaşattığın her güzel an için teşekkürler.
-İnönü'de şampiyonluğu getiren gol, -Tuncay'la yaptığın Sus işareti, -Galatasaray'a attığın gol, -Zor günlerden sonra Sivas'ta gol atıp taraftarla paylaştığın için, . . . . .
Fenerbahçe - Gençlerbirliği @ 05-05-2008 19:54 Mantıklı olarak düşünüldüğünde lig bizim için Ali Sami Yen'de bitmişti aslında. Fakat insan evladı son dakikaya kadar birşeylerle tutunuyor işte, ya da kendini avutuyor diyelim. Olmayacağını bile bile ama içten içe "ya olursa" diyerek tuttuk stadın yolunu. Muhtemelen son maç olacaktı, veda niteliğinde. Trabzon'a gitmek için bizim Ali Sami Yen'de yapamadığımızı Sivas'ın yapması gerekiyordu. Sivas'ın birşeyler yapabileceğini düşünmüyordum maçtan önce. Fakat gelen ilk gol haberi ile bünyede saçma sapan bir mutluluk oluşmadı da değil hani. Aynı duyguyu, tebessümü herkesin yüzünde görmek mümkündü o anda. Gerisi ise bildiğiniz gibi; Gençlerin öne geçmesi, GS'nin atması, yoksa Intertoto mu derken Sivas'tan ardarda gelen gol haberleri sonrası iyice azalan "ya olursa" düşüncelerimizin son bulması. Matematiksel olarak hala şansımız olabilir fakat bitti be kardeşim. Kabul etmek lazım...
Caferağa-Saraçoğlu Hattı @ 04-05-2008 12:57 100. yılda tüm amatör branşlarda yakaladığımız havayla salonlar dolup taşıyordu. Caferağa her maçta tarihi günlerinden birini yaşıyor, içeri girenler kadar dışarıda da taraftar kalıyordu. Bu sezon ne yazık ki aynı şeyleri söyleyemiyoruz. Kadıköy'ün göbeğindeki Caferağa'yı ne acıdır ki sadece bir kaç maçta doldurabiliyoruz. Sezon içinde yaşanan bazı tatsız olaylarında etkisi var bunda mutlaka,fakat tek amaç Fenerbahçe'nin başarısı.
Dün Caferağa'da TBBL Play Off maçı vardı Galatasaray ile, bugünse Eczacıbaşı ile voleybol maçı. Oradan çıkıp Saraçoğlunda Gençlerbirliği ile sezonun son maçı. Fenerbahçe sevdalıları için güzel bir pazar günü olabilir, belki Sivas'tan gelecek bir gol haberi ile de günümüz bayrama dönüşebilir.
"Yaşadığımız her olay bir tecrübe. Bu da geleceğe farklı bakmamızı sağlıyor. Bilmiyor muyum yarın olacakları? Biliyorum ama umut fakirin ekmeği, bekliyorum."
Kalbimden Koskocaman Bir Sevda Geçer @ 04-05-2008 12:36 Youtube'dan dinleyince değilde, hep beraber layıkıyla söylendiği zaman insanı harbiden etkiliyen bir beste olmuş. Tebrikler UNIFEB...
3 Mayıs 1918 @ 03-05-2008 13:52 1995-1996 Fenerbahçe Almanağın'dan alıntıdır.
GFB Maraton'a doğru @ 01-05-2008 21:46 Daha önce mutlaka düşünülmüştü fakat Galatasaray maçından önce sesli olarak tartışılmaya başlamıştı artık GFB'nin maraton üste geçmesi. Maddi olarak çok zor gözüken bu manevranın birde Telsim Tribünü versiyonu vardı. O daha makul ve gerçekci duruyordu ekonomik şartlar çerçevesinde. Stadtaki sessizlikten sıkılan taraftar içinse yapılacak her açıklama, yer değiştirme, birleşme söylentisi heyecanla kaplıyordu bünyeleri.
Galatasaray maçı sonrası artık bağıra bağıra söylenen bu istek bu sefer hedefe ulaştı gibi. Son dakikada bir aksilik olmazsa, verilen kararlar değişmezse seneye GFB'nin büyük kısmı Telsim'e, başını üniversite oluşumunun çektiği bir başka kolu ise Maraton Üst'e geliyor.
Sessizlikten sıkıldık artık...
Son dakikada bir aksilik olmasın, kararlar değişmesin, seneye cümle alem ... olsun.
Teşekkürler Çocuklar @ 29-04-2008 21:41 Birilerinin gidip Kezman'a yapılan bu rezaleti temizlemesi gerekiyordu. En azından bu tür olayların geçmişte kaldığını, yapılanların sadece bir iki beyinsizin işi olduğunu anlatması gerekiyordu. Bu görevi yerine getirmekte Yeditepe ve Sabancı Üniversitesindeki Fenerbahçeli kardeşlerimize nasip olmuş. Haber burada. Önemli maç öncesi, galibiyet sonrası, şampiyonluk kutlamasında binlerce kişiyi tesislerin önünde toplarsın. Önemli olan kötü günde takımın yanında olmaktır. Tekrar helal olsun size.
90'lara Dönüş @ 28-04-2008 13:42 En son Dereağzında bırakmıştık bu olayları, tabi mekanın değişmesi zihniyetin değişmesi anlamına gelmiyor.
Arızalı mısınız kardeşim, kimse o karanlık günlere geri dönmek istemiyor. Tesis basıp, futbolcuya saldırmak ne demek. Beğenirsin beğenmezsin ama o futbolcu Fenerbahçe'nin sözleşmeli futbolcusu.
Galatasaray - Fenerbahçe III @ 28-04-2008 12:21 Maça birkaç saat kala bedelini ödeyerek bilet denen o kağıt parçasına sahip olduk. Nede olsa şampiyonluk maçıydı, mutlaka stadyumda olmak gerekirdi. Hele birde kazanırsak senelerce anlatılacak bir maçtı bizim için. Büyük umutlarla çıktık yola Salı Pazarından, taksilerle beraber uzunca bir konvoy. Şampiyonluğu alıp topraklarımıza gelecektik. Köprü yolunda bir kaç GS taraftarı ile atışmalar olsada gayet temiz bir şekilde Fulya'ya ulaşıldı. Kupa maçından farklı olarak bu sefer polis Fulya sokaklarında kimseyi bekletmiyordu. En azından ben stada girene kadar durum böyleydi. Güvenlik açısından bakıldığı zamanda doğru olan bu aslında. Rahat bir şekilde stada girdikten sonra maç saatini beklemeye koyulduk. Geçen sefer sahayı ve eski açığı görmemizi engelleyen plastik engeller bu sefer şeffafları ile değiştirilmişti. Gayette iyi olmuş. Galatasaray kapalısında bulunan sarı saçlı ablamızla epey bir atıştıktan sonra maç saati geldi çattı. Daha önceden GS tribünlerinin ne yapacağını bilmesek, ne olduğunu anlamayacağımız başarısız Street Fighter koreografisi eşliğinde maç başladı. "Maçı ayakta mı seyredeceksin, oturmayacak mısın" diye soran abimiz "Bir koltukta iki kişi duruyoruz, hangimiz otursun?" cevabını alınca deplasmana geldiğini anlamıştır umarım. Karaborsadan 250-300 liraya bilet alan adam maça gelirse böyle diyaloglar yaşanması mümkün tabi. Bu adamdan bağırmasını da bekleyemezsin doğal olarak. Bu sene genel olarak tribünün takımı değil, takımın tribünü ateşlediği bir durum geçerli bizim için. Golü de yiyince iyice yalan olduk maçta. Maç sonu GS taraftarı tarafından çıkmayın, beraber bekleyelim yönündeki uyarımız pek dikkate alınmasada (biz 2 saat bekleriz diye tahmin etmiştik bir buçuk saatle yırttık) rahat bir şekilde Anadolu Yakasına döndük. Pazar 11:30’da başlayan Sami Yen mesaimiz akşam 23:30 sularında son buldu.
Galatasaray - Fenerbahçe II @ 25-04-2008 16:56 İki gün sonra tarihi bir maç oynanacak ama hala biletimiz yok. Ne yapıp edip bilet bulmak lazım. Lazım ama karaborsada fiyatlar uçmuş durumda. Şu an için 300 YTL diyor saygıdeğer şahsiyetler. Birde işin ilginç tarafı hiçbiri piyasada yok arkadaşların. Karaborsayla işimiz olmadığı zaman heryerden fırlayan tipler bu sefer ortalıkta dolaşmıyorlar. Onların yerine ortalıkta bizim gibi eblek eblek bilet arayanlar dolaşıyor. Hayır, aynı yerde 3-4 karaborsacı olsa rekabetten falan fiyat düşecek diyorum, pazarlığı kızıştırırız diyorum ama kimseler yok ortalıkta. Önceden sağlam müşterisi olacaksınız ki telefonla irtibata geçesiniz.
Şimdi blogun seviyesini yerlere düşürecek bi hareketle yazımı sonlandırıyorum.
Varsa fazla bileti olan bi hayırsever mail yoluyla irtibata geçsin. Bilet'e karşılık para+blogu veriyorum :)
Fenerium ve bordo-mavi II @ 25-04-2008 16:36 Biraz geçte olsa gittim ürünü yerinde inceledim. Evet renkler bordo değil kahve. Ama garip bir kahverengi, ya da yanına mavi geldiği için öyle gözüküyor. Fakat ürünün gerçeğide bariz bir şekilde Trabzon'u anımsatıyor. Hayırlı işler Fenerium...
"Cayır cayır yandık yıllarca. Yada sucuk gibi ıslandık. Bana mısın demedik. Normali oydu çünkü. Stad dediğinin üstü açık olurdu. Yanmak istemeyen, ıslanmayı sevmeyen evinde otururdu. Sonra birgün üstünü kapattılar. "Vaaay ulan" dedik.. "Ne lüksler varmış bu tribün aleminde, haberimiz yokmuş". Çok beğendik, delirdik. Bundan iyisi herhalde olmaz diye düşündük. Sonra birgün üstü kapatan o izocamvari nesnenin ön tarafına "Şampiyon Fenerbahçe" yazdılar. Üstüne üstlük, bu iki kelimenin arasına bir de arma koydular. Hidayete erdik zannettik. Öyle ya.. Daha ne yapılabilirdi ki, bundan güzel bir tribün sittin sene olmazdı artık. Son noktaydı. Sonra bir başka gün, karşıdaki numaralının tribünlerine koltuklarla Fenerbahçe yazdılar. Şeref tribününün bize göre soluna Fener, sağına Bahçe. Küçük dilimizi yutuyoruz sandık. Bernabeu bile ancak bu kadar güzeldir herhalde dedik. Bernabeu'yu kaç kere görüyorduk ki zaten. İnternet mi vardı Allasen.. Yani diyeceğim o ki, tahta sıra varken 32.000, koltuklar konunca 28.000 kapasiteli o "Fenerbahçe Stadını" ve o "Maraton" tribününü biz kalbimizden hiç silemedik. Evet, gördük yıllar sonra, o küçük dilimizi yutturan şeyler devede kulak değil, kulakta pireymiş. Evet, gördük yıllar sonra "stad" dediğin hadisede aslında daha ne lüksler olabilirmiş. Ama yine de "ille de o stad, ille de o maraton" dedik bir yanımızdan gizli gizli.. Velhasıl... Biz seni hiç unutmadık maraton. Ama hiç.. Çünkü biz seni unutmak için sevmedik be maraton.. Öyle sevdik, böyle sevdik, şöyle sevdik ama unutmak için sevmedik... "
Galatasaray - Fenerbahçe I @ 22-04-2008 19:55 Bilet satış noktaları(Caddebostan ve Merter Biletix) açıklandığına göre artık iyiden iyiye maça odaklanabiliriz. Günleri sayıyoruz şimdiden. Perşembe sabahı çok zor geçmesi beklenen bilet mücadelesinden gülen taraf olarak ayrılırsak maça kadar kalan saatleri saymak düşüyor bize. Yok, bileti gişeden alamazsak bu sefer karaborsanın kucağında stresli saatler yaşamakta var.
Fenerium ve bordo-mavi @ 20-04-2008 14:39 Geçen gün söylediklerinde inanmamıştım, kesin bizimkiler abartıyor demiştim. Hafif turkuaz hafifte bordoya çalan bir renkle(o da nasıl oluyorsa artık)t-shirt hazırlamışlardır, bizimkilerde "vaaay Trabzonspor bu" diyerek olayı abartıyordur diye düşünmüştüm. Fakat fena halde yanılmışım. Fenerium çok güzel bir sürpriz hazırlamış bizlere. Fenerium tarafından hangi akla hizmet böyle ürünler tasarlanır, tasarımı yapıldıktan sonra aklı başında bir Allah'ın kulu bu Trabzonspor'u andırıyor demez mi, böyle bir ürünün Fenerium'da nasıl satılacağı düşünülmez mi? Fenerbahçe'yi, sarı laciverti geçtim, Fenerium'un işletme, pazarlama mantığına aykırı..
Not: Renkleri çevir, sarı-lacivert yap aynı ürünü yok satsın.
Düzeltme: İsimsiz ; "Urunler bordo değil, kahverengi. Fotoğrafların ayarlarında bir sorun var, düzelttirmek gerek siteye" demiş. Şimdi Fenerium'a gidip ürünü görmek şart oldu, eğer İsimsiz'in dediği gibi bordo değilde kahverengiyse Hıncal Uluç gibi sağdan soldan duyup, oturduğu yerden sallamanın en güzel örneğini gösterdik size, yok bordoysa dediklerim hala geçerli.
Ortaya karışık Denizli maçı @ 20-04-2008 11:21 Kazasız belasız atlattık şu Denizli maçını. Zaten maçtan önce kendimi sürekli GS maçını düşünürken yakalıyordumki pek iyi birşey değildir bu benim için. Öyle garip uğurlarım vardır işte. O gün Fenerbahçe kimle oynuyorsa o rakibe odaklanmak gibi, iki hafta sonraki bir maça odaklanırsam kötü şans getireceğine inanırım. Evet saçmalık ama kendime anlatamıyorum bunu.
Bu ruh halinde girdik maça. Kezman boş kaleye kaçırdığı an "Tamam kardeşim artık Kezman yalan oldu" dedim. Fakat Kezman tribünden yediği küfürün yanında aldığı desteğin hakkını vermek için "çaaat" diye koydu bir tane köşeye. Ondan sonrası çorap söküğü gibi geldi zaten. Maç koptuktan sonrada önümüzdeki haftaya giydirmeler...
Kezman dedik, Semih'e deyinmeden geçmek olmaz şimdi. Adam gol krallığına doğru emin adımlarla gidiyor. Yedekten gelerek boş geçtiği maç yok neredeyse. Bu Kezman-Semih durumunu Zico çözemiyor, benimde çözmek adına buradan fikir sunacak halim yok neticede. Bu sene şampiyon olalım, yazın problemi çözerler zaten. Tek söyleyeceğim bizim Semih'in Euro2008 kadrosunda yedek olarak mutlaka bulunması. Bir gol atar maçı çevirir, bakarsın finale kadar çıkartır takımı.
Sivasspor iyi iş çıkarttı bugüne kadar. Hala da güzel gidiyorlar. Sivas şehriyle hiçbir alakam olmamasına rağmen adamların başarılı olması hoşuma gidiyor. Birazda çıkar ilişkisi tabii, iki hafta sonra GS ile oynayacakları maçında etkisi var.