Kültür Faşizmi-II @ 16-08-2007 22:23
MUSTAFA ATİKER Resim: Mihály Mukácsy-„Christus vor Pilatus“, 1881 (İsa, Pilatus’un huzurunda) Bize ilk insanların mağaralarda yaşadığı öğretilmişti. Bu görüş ne kadar tutarlı? Somut bulgulara mı dayanıyor? Doğru bir karşılık bulmak zor. Çünkü soru, milyonlarca yıl öncesine ait bir öngörü. Bugün için bilinmesi olanaksıza yakın ya da tam ve kesin bir yargıya varamıyoruz bu konuda. Ama niçin [...]
Kültür Faşizmi-I @ 16-08-2007 02:23
MUSTAFA ATİKER İnsanları biçimleyen kültürler farklı olabilir. Ancak bu “farklılık”tan yola çıkarak kültürlerin uzlaşılmaz karşıtlıklardan oluştuğunu söylemek bizi kültür faşizmine götürecektir. Örneğin bir ırkın diğerine üstünlüğü kuramının İkinci Dünya Savaşıyla birlikte uygulama alanında geçersizliği kanıtlanmıştır. Bügün ırkçılık her fırsatta lanetlenmektedir. Ancak bugün daha büyük ve moda deyimiyle “global/küresel” bir tehlikeyle karşı karşıyayız: Avrupa kültürünün diğer kültürlere [...]
Şiir Dediğin Bir Tuhaf Tulûat… @ 13-08-2007 00:12
İBRAHİM ALTUNCU Bu ülkede şiiri düşünmek, şiirin hayatla, ortamla, felsefeyle ilişkisinin tutamaklarını ortaya koyabilmek; bir anlamda şiirin, edebiyatın filozofi ile kesiştiği ara bölgeleri; ne şiirin ne de filozofça düşünmenin artık bağımsızlaşamadığı ortak bir vulvada kendileri kadar, birbirlerine de mahkûm olduğu o ânı yakalabilmek, imkânsız denebilecek kadar güçtür. 20. yüzyılın başında etkili devinimlerle gelişen militarize modernleşme deneyimi, ortak [...]
Karl Marx, Doğubilim ve İncil @ 11-08-2007 23:36
MUSTAFA ATİKER Doğubilim: Şarkiyât/Orientalistik/Orientalism, Hıristiyan Romantizminin temel kaynaklarından. İslam toplumlarını „Doğu” imgesi altında bütün bilinç formlarıyla birlikte: Sanat, ahlak, hukuk, tarih, dil, siyaset, ekonomi vb. araştırmak diye de daha genel bir tanımlamaya çıkılabilir. Yeni Türk Edebiyatı da bu bağlamda doğrudan İslam bilgi ve bilinç formlarından türetilmiş ve tarihsel süreğiyle varolabilen toplumsal bir dönüşümün ötesinde değil bu [...]
Olay ve Akıl @ 11-08-2007 17:49
MUSTAFA ATİKER Şiir dışındaki bilgi biçimleri, eşya düzeni dediğimiz sürekliliğin bir parçasıdır. Çünkü varlık nedenleri olaysallığa dayanır. Daha açık bir deyişle “olay mantığı” denebilecek algılama biçimine. Bu dayanak, aynı zamanda içeriği oluşturan nesnel bağ konumundadır. Sözgelimi olaysız gazete düşünemeyiz. Hukukta olay vardır. Matematikteki, felsefedeki ve iktisattaki olaya problem diyoruz. Sosyoloji ve psikoloji de olayları inceler. Tarih [...]
Yeni yazarlarımızı tanıyalım @ 11-08-2007 16:21
Devriye kadrosuna kattığı yeni yazarlarını tanıtıyor. ZİKO 1972 İstanbul doğumlu yazarımız, İstanbul Üniversitesi Sosyoloji bölümünden mezun oldu. Uzun yıllar özel sektörde ve çeşitli kamu kuruluşlarında çalıştı. Halen İstanbul’da bir yayınevinde editörlük görevini sürdürmektedir. Temel ilgi alanları şiir, klasik Türk Edebiyatı, underground edebiyat olan yazarımızın basıma hazır Türkiye’de Pislik Edebiyatı adlı bir incelemesi bulunmaktadır. MUSTAFA ATİKER 1966′da Bursa’da doğdu. Ankara [...]
İki değerli yazar daha aramızda @ 11-08-2007 14:10
Devriye yazı kadrosunu genişletiyor. Geçtiğimiz günlerde aramıza katılan eski Edebiyatsözlük yazarı Ziko‘nun ardından değerli şairler Mustafa Atiker ve İbrahim Altuncu da sitemizde yazmaya başlıyorlar. Devriye daha birçok değerli kalemi okurlarına sunmaya devam edecek.
Nazım Hikmet fetişizmi @ 10-08-2007 22:23
Türkiye solu başlangıcından bugüne romantik skolastik doğasını korumaya ısrarla devam ediyor. Bir anlamda Türkiye solun ve sağın romantik tavırları ile yoğurulageldi. Her ikisi de aynanın iki tarafında duran bu akımlar edebiyatımızı da etkiledi ve şekillendirdi. Sol, kendini her zaman Avrupa merkezli değerlerin savunucusu olarak tanımladı. Ama bu değerler neydi, bunun cevabını hiçbir zaman tam olarak verebilmesi [...]
Devriye artık yepyeni! @ 10-08-2007 15:06
Uzun zamandır pislik edebiyatı ile uğraşmak zorunda kalan Devriye misyonu bitmiş bir ortamda misyon sürdürmeye gerek kalmadığından hareketle artık edebiyat ve düşünce blogu olarak yayına devam edecektir. Pislik edebiyatı ile ruhlarındaki sefaleti perdelemeye çalışanlara artık sözümüz yok. Vicdanlar haklarındaki hükmü verecektir. Laboratuvarımızda bu mikropları inceledik ve onları süpürüp attık. Bu kadar! [...]
Ziko Devriye’ye anlatmıştı @ 10-08-2007 03:37
Aşağıda 31 Temmuz 2007 tarihinde Ziko ile çaylaklığa alındıktan sonra yaptığımız söyleşi yer alıyor. Bir ibret belgesi olarak yayımlıyoruz. Bu söyleşi o tarihte yapıldıktan sonra yine Ziko’nun isteği üzerine yayımlanmamıştı. Bu dönemde Devriye yürüttüğü sert muhalefeti ile Sözlük yönetiminin Ziko’nun haklarını iade etmesini sağlamıştı. Beklenen an geldi. Ziko Edebiyatsözlük’te başına gelenleri Devriye’ye anlattı. Dün gece msn [...]
Eski sözlük yazarı Ziko artık Devriye’de yazacak @ 10-08-2007 02:48
Bir süre önce Metin Demirhan ile girdiği polemikte bu ahlaksızı perişan eden eski Edebiyatsözlük yazarı ZİKO artık blogumuzda yazacak. Yeni yazarımıza hoşgeldin diyoruz. Yine kısa bir süre önce sözlükte haksız yere Olorindays tarafından çaylaklığa alınan ZİKO ile o günlerde yaptığımız ancak yayımlamaktan yine kendi isteği ile vazgeçtiğimiz röportajı yayımlama kararı aldık. ZİKO‘nun sözlükten men edilmesi [...]
devriye’den yeni karar @ 10-08-2007 01:59
devriye hepinizin de bildiği gibi edebiyatsözlük odaklı bir blog sitesi olarak yayına geçmişti. ancak zaman zaman sözlük dışı konulara da değindik, değineceğimizi bildirdik. bu nedenle devriye sözlüğün misyonunu tamamladığının ortaya çıkması ile beraber daha farklı bir formata yönelme kararı almıştır. bunun birçok sebebi var. öncelikle edebiyatsözlük içindeki keyfi yönetim ve kokuşmuş ilişkiler bizi bu kararı [...]
ben ölürsem akşamüstü ölürüm @ 06-08-2007 00:23
devriye gece on iki şiirlerinden birini daha edebiyatsözlükçülere sunuyor. ataol‘dan geliyor bu sefer… ben ölürsem akşamüstü ölürüm Ben ölürsem akşamüstü ölürüm Şehre simsiyah bir kar yağar Yollar kalbimle örtülür Parmaklarımın arasından Gecenin geldiğini görürüm Ben ölürsem akşamüstü ölürüm Çocuklar sinemaya gider Yüzümü bir çiçeğe gömüp Ağlamak gibi isterim Derinden bir tren geçer Ben ölürsem akşamüstü ölürüm Alıp başımı gitmek isterim Bir akşam bir kente girerim Kayısı ağaçları arasından Gidip denize bakarım Bir [...]
mail adresimiz hizmetinizde @ 05-08-2007 02:48
devriye yorum bölümlerine yazmak istemediğiniz, özel olarak paylaşmak istediğiniz bilgiler ya da başka bir husus nedeniyle bize ulaşmak istediğiniz haller için mail adresini açıklıyor. bu adrese iletmek istediğiniz herşeyi yazabilirsiniz. değerli maillerinizi bekliyoruz. devriyeblog@gmail.com
düşü ne biliyorum @ 03-08-2007 02:20
devriye yeni güne nilgün marmara‘nın bir şiiriyle başlıyor. tüm edebiyatsözlükçülere… Düşü Ne Biliyorum Kimdi o kedi, zamanın eşyayı örseleyen korkusunda eğerek kuşları yemlerine, bana ve suçlarıma dolanan? Gök kaçınca üzerimizden ve yıldız dengi çözüldüğünde neydi yaklaşan yanan yatağından aslanlar geçirmiş ve gömütünün kapağı hep açık olana? Yedi tül ardında yazgı uşağı, görüldüğünde tek boyutlu düzlüktür o ve bağlanmıştır körler örümcek salyası kablolarla birbirine sevişirken, iskeletin sevincini aklın yangınına döndüren, fil kuyruğu gerdanlıklarla. Yine [...]
kalbi kanamalı tek ben miyim @ 02-08-2007 00:41
devriye yeni günün ilk saatlerine yine şiirle başlıyor. akif kurtuluş’tan tüm edebiyatsözlükçülere… kalbi kanamalı tek ben miyim rahatda dinleyin arkadaşlar şart mıdır bir çocuğu sevmek için yetim bırakmak insan ilk kez kendi kanıyla nerde karşılaşırsa orda sordum bunu orda aşkta susup yataklarda dillenen bir şehir vardı çok uzakta kış boyu kendi kanizlerinden yürüyerek dünyadan çıkan adamlar dünyaya biraz daha sokulmak için sahile [...]
“hayatı özlüyoruz sayın başbakan” @ 01-08-2007 00:41
devriye sözlük’te sıtkı caney başlığında yer alan harika bir caney şiirini alıntılayarak, okurlarına sunuyor. işte o dokunaklı şiir: hayatı özlüyoruz sayın başbakan artık ne yalnızca bir şiiriz hiçbir kayda sığmayan ne de gözyaşından bir nehir giderek buharlaşan kayıt dışı birer can karanlığa parçalanan uçsuz bucaksız birer mavi son soluk son heyecan ve birazdan buz tutacak kan birazdan unutacak bu şiir de bizi hayatı [...]
reşat çalışlar acıların çocuğudur -bir mini analiz- @ 30-07-2007 04:11
günümüz türk aydınının isyan ile bağlanma arasında yaşadığı yoğun metafizik gerilim, artık bu yükü taşıyamayacağını göstermektedir. öyle ki, günümüz entelektüeli 50, 80, hatta 130 yıl önceki seleflerinin asla ve asla taşıyamayacağı bir yükün altında ezilmektedir. oysa seleflerinin böyle bir yükü de olmamıştı asla. ne demek istiyorum… günümüz entelijansiyası için hayat, daha damarlarında dumura uğratılmıştır. çünkü hayat evriliyor. evriliyor [...]
pazar sırlarımızı gömdüğümüz gün müdür? @ 29-07-2007 12:31
pazar ardışık düzen yaşayan bedenimizin kendi ahvaliyle hemhal olup nazlı nazlı edalarla birbiri ile süzüştüğü gündür. pazar sırlarımızı gömdüğümüz gündür. çünkü sırlarımız bizim için her zaman olduklarından daha yakıcıdır o gün. sırlarımızı gömeriz ve onlara gömülüp uyuturuz hayatımızı. ruhumuz kendi eskatolojisine döner. çaresizdir. nice yangınlardan kurtulup gelmiştir ve nice yangınlara düçardır. “ahh, bilseniz, ne yorgunum” demenin tadına vardığımız gündür pazar. bugün [...]
ziko karşı-aydın mı? agresif bir yorum @ 29-07-2007 04:24
ziko sözlükte süren entelektüel olgusuna ilişkin tartışmaya agresif bir yorumla katıldı. yazılanlardan ortaya çıkan sonuç ziko’nun bir karşı-aydın mı olduğu yönündeki kuşkuları artırıyor. işte ziko’nun açtığı “özde değil sözde aydın” başlığına yazdığı aydın tarifi: “demokrasimiz için vazgeçilmez önemdeki bir paşamızın deruni anlamlar taşıyan sözünün modifiye edilmiş türevlerinden biri. özde değil, sözde aydın türününbütünçeşitlerineheryerderastlanabilirgillerdendir. familya özellikleri aşağıda [...]