The largest and the best home page
Olmazmi search
tr
en
home page sites rsses
   
 There are thousands of videos in Videovarmi.com Click here to go Videovarmi.com.

Religion - Derdinize Derman Arıyorsanız!!! RSS

Düşündürücü @ 05-07-2008 01:57
                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                        

Kaostan Kaçış @ 05-07-2008 01:57
“Ey iman edenler! Eğer Allah’a karşı takvâlı davranırsanız; O size hakkı bâtıldan ayırt etme hasleti verir, kötülüklerinizi de örter ve sizi bağışlar. Allah çok büyük lütuf ve ihsan sahibidir.” (Enfâl ( / 29) Kaos ve kargaşanın ilacı; Allah’tan korkup takvâlı hareket etmektir. Hak-bâtıl ayırımının güçleştiği, kim haklı? Kim haksız? Şaşkınlığının yaşandığı durumlarda, çıkış yolu takvâya sarılmaktır. Çıkışın önü tıkandığında yolu açacak Allah korkusu ile hareket (takvâ) tir. Böyle hareket edildiğinde “Furkân” yani hakkı bâtıldan ayırt edebilme güzü kazanabilmek; Rabbimizin teminâtıdır. Merhametlilerin en merhametlisi (Erhamurrâhimin)” olan Allah, bu yolla bizi sıkıntılardan halâs edeceği gibi, ayıplarımızı da kimselere göstermeyecek ve hatalarımızı bağışlayacaktır. İnsanlar bedeni rahatsızlıkları hususunda nasıl davranacaklarını bildikleri gibi, manevi buhran/krizden de nasıl kurtulacaklarını elbette bilmelidirler. Her sıkıntısına maddi açıdan yaklaşıp, dermanı materyalist reçetelerde aramak beyhûde çabadan öteye geçemez. Fizyolojik rahatsızlıkların büyük çoğunluğuna psikolojik zaviyeden yaklaşıldığı günümüzde, müslümanın şahsî ve ictimâî  bütün mesele ve müşkillere manevî açıdan yaklaşması kadar tabiî ne olabilir.. Şahsi işi iyi gitmeyen Müslüman da, ülkesinde olup bitenden şikâyetçi olan Müslüman da; Allah’la arasını düzeltecektir ki, çıkış yolu bulabilsin. Sözlerin En Güzeli Kur’an’dan Yol Haritası Prof. Dr. Osman Öztürk

Modaya Uymak Hastalık @ 05-07-2008 01:57
Hekimoğlu İsmail Zaman'da yazdı...Bir insan kendini idare edemezse, başkasını nasıl idare etsin? Cimri de olmayalım, israf da etmeyelim... İktisadın lügat manası, "amelde itidal"dir. Kast kelimesinden türetilmiştir. İstediğini iyi bilen, eğilip bükülmeden onu gerçekleştirmeye çalışan... İktisat, istenen şeyi iyi bilmek manasına geldiğine göre Müslüman'ın istediği de Allah'ın rızasını kazanmak olmalıdır. İslamiyet, paraya, mala, sokağa, çarşıya, pazara müdahale eden bir dindir. Kur'an-ı Kerim'de, "Onlar harcadıkları vakit cimrilik de israf da etmezler." buyrulmuştur. (İsra 29, Furkan 67) Hayatta en zor şeylerden biri başkasına muhtaç olmaktır. Başkasına muhtaç olmamanın çarelerinden biri de tutumlu olmaktır. Yemede, giymede, gezmede... Tuhaf bir durum var; insanlar en güzel yemekleri bol bol yiyorlar. Sonra da tedavi olmak için yediklerinden daha fazlasını ilaçlara veriyorlar. Pek çok baklava yedik, börek yedik, en güzel şekilde beslendik; onların hepsi gitti. Eskiden can boğazdan gelirdi; şimdi can boğazdan çıkıyor. Tasarruf, geniş daireden dar daireye çekilirse tutumluluk olur. Para, kazanarak artırılamaz. Tutumlu kimse gelir gider dengesini iyi kurar. Gideri gelirinden azsa, o şahıs mal mülk sahibi olur inşallah. Peygamberlerden evliyalara, alimlere kadar tüm İslam büyüklerinin bütünü tutumlu kişilerdir. Çünkü tutumluluk hayatı kolaylaştırır, bereketlendirir. Bugün iktisat, dünyanın en çok üzerinde durduğu bilim dalı... Çünkü iktisadın gücü olmazsa, koskoca devletin yapısı, sistemi, ekonomisi, her şeyi bozulur. Maalesef modernizm ihtiyaçları artırdı. Evlerde bir tencere yemek pişmiyor, beş tencere yemek pişiyor. "Vallahi para için değil"(!) "Gayemiz hizmettir, para istemez"(!) "Dünya işine dalmamak gerek"(!) "Kefenin cebi yok"(!) Bunlar Asr-ı Saadet'i anlamayan Müslümanların ifadeleridir. Başta Peygamberimiz olmak üzere sahabenin bütünü Müslümanca bir hayat yaşamışlar. Helal kazanmak ve helale para harcamakta o kadar ileri gitmişler ki, Hazreti Ömer zamanında zekat verecek fakir bulamamışlar, kalplerini kazanmak için gayrimüslimlere zekat vermişler. Biz de gayrimüslimden para alacak duruma düştük... İnsanlar şerefini, izzetini eşyadan alıyorsa onları kötü günler bekliyor demektir. Müslüman'ın şerefi de, izzeti de ilminde ve ahlakındadır. Mobilyası pahalı olan itibar görüyorsa, o toplum yıkılma yolundadır. Herkes imkanları nispetinde hayatını tanzim etmeyi bilmelidir. Eşyayla övünmek, eşyayla mutlu olmak İslam'a aykırıdır. Bu hatalı yaşayış, fakir zengin ayrımını doğurdu. Devletler, milletler savaşı bitti, tabaka-i beşer savaşları başlıyor. "Bir şey, bütünüyle elde edilemezse bütün bütün de terk edilemez" sırrınca, İslam nizamı içinde bulunmayan kimseler, en azından kendi şahıslarında özel hayatlarında İslam iktisadını yaşayabilirler. Modaya tabi olmak, eşyadan huzur beklemek, rahata düşkünlük; bunlar hastalıktır. Bir insan kendini idare edemezse, başkasını nasıl idare etsin? Ne garip bir hal içine düştük; Peygamber'i müdafaa edenler, Peygamber'e tabi olmuyor... Hekimoğlu İsmail / Zaman

Tüm Adobe Proğramları + Tek Link + Türkçe + Full 2008 Versiyonlar @ 05-07-2008 01:57
Evet arkadaşlar proğramları indireceğimiz site www.winsoft.eu1*İlk başta bu siteye üye oluyoruz.Buradan;http://www.winsoft.eu/profile/show_c...t_password.php2*Emailimize aktivasyon kodu geliyor.Üyeliğimizi etkinleştirip siteye giriş yapıyoruz.3*http://www.winsoft.eu/support/adobe-download.phpBuraya gidiyoruz.İndirmek istediğimiz proğramı seçiyoruz.Not: Türkçe Versiyonlarını indirmek için sonunda .... Turkish Tryout yazan yere tıklayıp indiriyoruz.Türkçe yama yoktur! Proğramların kendileri Full Türkçedir.Tür Adobe Acrobat downloads kçe Versiyonu Olan Bazı Proğramlar;Adobe PhotoshopAdobe Contribute Adobe Illustrator Adobe Dreamweaver Adobe InCopy Adobe Fireworks Adobe InDesign Adobe Flash

Melekler Müjde Veriyor @ 05-07-2008 01:57
Peygamberimize (s.a.v.) okunan salât u selâmlar ve meleklerin verdiği müjde Resûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem Efendimiz, Rabbine karşı olan edep tavrının yanında, biz ümmetine karşı da daima şefkat ve merhametle dolu olduğunu, “ümmetî, ümmetî” diyerek kavlen ifade etmişler, fiilen ve amelen de her zaman ortaya koymuşlardır. Onu, rahmet ve bereketine mazhar kılan Cenâb-ı Hak, bizi de, ona duâ ve salât ü selâm getirmekle mükellef tutmuştur. Resûlüllah Efendimiz'e Allah Teâlâ'nın salâtı, rahmet etmesi ve onun şânını yüceltmesidir. Meleklerin salâtı, Peygamber Efendimiz'in şânını tebcîl etmek, mü'minlere bağış dilemek mânâsınadır. Mü'minlerin salâtı ise, duâ mânâsına gelmektedir. Allâhü zû'l-Celâl ve'l-Kemâl Hazretleri bütün mü'minlere, peygamberlerine salât ve selâm getirmelerini emretmekte ve ona saygı göstermelerini istemektedir. Kısaca, “Allâhümme salli alâ Muhammed” demek salât, “es-Selâmü aleyke eyyühe'n-Nebiyyü” demek selâmdır. “Sallallâhü aleyhi ve sellem” cümlesinde ise, hem salât hem de selâm mevcuttur. Resûlüllah Efendimiz'den rivâyet olunan pek çok salât ü selâm vardır. Bunları okumak, mümkün olduğu kadar çokça salât ve selâm getirmek, onun sevgisini, rahmet ve re’fetini celp eder, şefâatine vesîle olur. Zira, salât ü selâmlarla her an onu unutmayan, kendini de ona tanıtmaya ve hatırlatmaya çalışan ümmetini, öyle inanır ve ümit ederiz ki, o da unutmayacaktır.Âlemlere rahmet olarak gönderilen Sevgili Peygamberimiz'e ümmet olma nîmetinin şükrü, herhalde ona salât ve selâm getirmekle mümkün olur. Hatta o İki Cihan Serveri'nin adı anıldığı zaman salavât getirmenin vâcip olduğuna hükmeden âlimlerimiz vardır. Nitekim bir hadîs-i şeriflerinde Resûlüllah Efendimiz, “Gerçek cimrî, yanında zikrim geçtiği halde bana salavât okumayandır” (Tirmizî, Sünen, Deavât 110) buyurmuşlardır. Bir başka hadîs-i şeriflerinde de, “Yanında ismim zikrolunup da bana salavât getirmeyen kimsenin, burnu sürtünsün!” ihtarıyla meselenin ehemmiyetine işâret etmişlerdir. Resûlüllah Efendimiz, bizden kendisine giden her selâmdan haberdâr olduğunu şöyle ifade buyuruyorlar: “Yeryüzünde Allâh'ın seyyah melekleri vardır. Onlar ümmetimin selâmını, ânında bana ulaştırırlar.” (Nesâî, Sünen, Sehv 46) Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz'e getirilen salât ve selâmlar, onu son derece memnun ve mesrûr etmektedir. Nitekim Ebû Talha (r.a.) şöyle anlatıyor: “Bir gün Resûlüllah (s.a.v.) yüzünde bir sevinç olduğu halde geldi. Kendisine, — Yâ Resûlellah! Yüzünüzde bir sevinç görüyoruz! deyip sebebini sorduğumuzda, cevaben şöyle dediler:— Bana iki melek geldi ve şu müjdeyi verdi: ‘Ey Muhammed! Rabbin buyuruyor ki: Sana salavât okuyan herkese benim on rahmette bulunmam, selâm okuyan herkese de benim on selâm okumam sana (ikram olarak) yetmez mi?” (Nesâî, Sünen, Sehv 55) ASIL MUHTAÇ OLAN BİZLERİZSon devir dersiamlarından Süleyman Hilmi Silistrevî (k.s.) hazretleri bu mevzudaki bir sohbetlerinde şu açıklamalarda bulunmuşlardır:“Salevât-ı şerîfenin semerâtına (meyvelerine, onlardan hâsıl olacak dünyevî ve uhrevî mükâfata) asıl muhtaç olan bizleriz. “Resûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem Efendimiz, “Biz seni, ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik” (el-Enbiyâ, 107) âyetinin sırrına sahip olmakla, onun hazînesi zâten rahmet-i İlâhiye ile doludur. Getirilen salevât-ı şerîfeler, o dolu hazînenin taşmasına vesîle olur da, bir çok hayır ve bereket olarak tekrar sahibine (yani salevâtı okuyana) avdet eder.

HADİSLERDE KUR'ÂN-I KERİM'İN FAZÎLETİ @ 05-07-2008 01:57
HADİSLERDE KUR'ÂN-I KERİM'İN FAZÎLETİ 1- Müslim'de rivayet edilen bir hadiste; Ebu Umame (r.a)'den, Resulullah(s.a.v)'ın şöyle dediği rivayet olunmuştur: "Kur'an'ı öğreniniz. Şüphesizo, kıyamet günü ehlin için çok iyi bir şefaatçı olacaktır."2- En-Nevvas b. Sem'an (r.a) anlatıyor: Hz. Peygamber'i şöyle derken duydum."Kıyamet günü Kur'an-ı Kerim ve bu dünyada onunla amel edenler getirilirler.Önlerinde de kendilerini arkadaş edinenleri savunan Bakara ve Âl-i İmrânsûreleri bulunur" (Müslim).3- Buhârî'de rivayet edilen bir hadiste; Osman İbn Affan (r.a)'dan, Resûlullah (s.a.v)'ın şöyle buyurduğu rivayet olunmuştur: "Aranızda en hayırlınız Kur'an'ı öğrenen ve öğretendir."4- Hz. Aişe (r.anha) anlatıyor: Hz Peygamber (s.a.v): "Kur'an'ı okumakkendisine zor geldiği halde onu takılarak okuyana iki sevap vardır"buyurmuştur (Buhârî, Müslim).5- Ebu Musa el-Eş'arî ( r.a) anlatıyor: Hz. Peygamber (s.a.v) şöylebuyurdu: "Kur'an okuyan ve okuduğuyla amel eden mü'minin örneği, tadıgüzel kokusu güzel turunç meyvesi gibidir. Kur'an okumayan, ancak onunlaamel eden mü'minin örneği de tadı güzel ancak kokusu olmayan ham hurmagibidir. Kur'an'ı okuyan münâfığın durumu ise kokusu güzel tadı burukreyhâne otu gibidir. Kur'an'ı okumayan münâfığın durumu ise kokusu olmyan,tadı da buruk olan acı yaban keleği gibidir"( Buhârî, Müslim ).6- Hz. Ömer (r.a) anlatıyor: Hz. Peygamber (s.a.v) "Allah Teâlâ buKur'an'la bazı kavimleri yüceltir bazılarını da batırır" buyurmaktadır(Buhârî, Müslim).7- Müttefakun aleyh olan bir hadiste, İbn Ömer (r.a)'den Allah Rasûlü'nünşöyle dediği rivayet olunmuştur. "Haset (gıpta veya imrenme) sadece ikiyerde olur. Biri Allah'ın kendisine Kur'an öğrenmeyi nasip ettiği kimsedirki, onu gece gündüz okur, kendisini işiten komşusu: "Keşke komşuma verilenKur'an nimeti bana da verilseydi de, gereği ile amel ettiği gibi ben deetseydim!" der. Diğeri de, Allahın kendisine mal verdiği kimsedir ki, onuhak yolda sarfeder. Bunu gören diğer biri: "Keşke şu hayırsever kişiyeverilen mal gibi bana da verilseydi de, onun yaptığı gibi ben de hayıryapabilseydim!" diye imrenir.8- el-Berâ b. Âzib (r.a) anlatıyor: Sahabilerden biri atı yanında iplebağlı olduğu halde Kehf Sûresi'ni okumaya başlar. Derken bir bulut çıkar vesahabinin üzerine çökmeye yönelir. Hatta atı bu buluttan ürkmeye başlar.Sahabi sabah olunca Hz. Peygamber (s.a.v)'e gelip durumu anlatır.Hz.Peygamber (s.a.v): "O Kur'an için inmiş huzur bulutudur" buyurur(Buhârî, Müslim).9- İbni Abbas (r.a) anlatıyor: Hz.Peygamber ( s.a.v): "İçinde Kur'an'dan birşey bulunmayan kişi harabe ev gibidir" buyurmuştur (Hadis hasen-sahîhtir;Tirmizî).10- Tirmizî'nin hasen ve sahih diye vasıflandırdığı, Ebu Davud'un da rivayetettiği bir hadiste Abdullah b. Amr b. el-Âs ( r.a)'ın nakline göreHz.Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur: "Kur'an ehline; Kur'an'ı oku veyüksel, Kur'an'ı tıpkı dünyada okuduğun gibi tane tane tertil üzere oku,zira senin rütben, okuyacağın son âyetin yakınındadır" denilecektir.11- Sahîh-i Müslim'de, Ukbe b. Âmir (r.a)'den şöyle bir hadis rivayetedilmiştir: "Biz, Suffa'da iken Resûlullah (s.a.v) dışarı çıkıp: "Günahişlemeksizin ve akrabalık bağını koparmaksızın Buthan'a yahut Akik'a kadargidip oradan iri hörgüçlü iki deve getirmeyi hanginiz ister?" diye sordu."Ya Resûlallah! Biz bunu isteriz" dedik. "Öyle ise sizden herhangi birimescide gider de celil ve aziz olan Allah'ın kitabından iki âyet öğreniryahut okursa bunlar onun için iki deveden daha hayırlıdır. Üç âyet onuniçin dört deveden daha hayırlıdır. Bu âyetlerin sayıları arttıkça, o kadardeveden daha hayırlıdır."12- İbn Mes'ud (r.a) Hz. Peygamber (s.a.v)'in şöyle dediğini rivayetetmiştir: "Bir kavme, Allah'ın kitabını en iyi okuyanları imamlık eder"(Müslim).13- Câbir b. Abdullah (r.a) anlatıyor: Hz. Peygamber, Uhud'da öldürülenlerden iki kişiyi biraraya getirdikten sonra: "Bunlardan hangisi Kur'an'la dahafazla haşır neşirdi?" diye sorar; birine işaret edilldiği takdirde, önceonun defin işlemini yapardı (Buhârî-Tirmizî, Nesaî, İbn Mâce).14- İmrân İbn Husayn (r.a) anlatıyor: Bana Kur'an okuyan bir kadın uğradı,okudu sonra karşılık istedi ardından da bu isteğini geri alarak şöyle dedi:Hz.Peygamber (s.a.v) buyurdu ki: "Kim Kur'an okursa karşılığını Allah'danistesin. Bir zaman gelecek insanlar Kur'an okuyacaklar da karşılığınıinsanlardan isteyecekler" (Hadis hasendir, Tirmizî)15- İbn-i Mes'ud ( r.a) anlatıyor: Hz. Peygamber (s.a.v) "Allah'ın kitabındanbir harf okuyanın, okuduğu harfe karşılık sevabı vardır. Bir iyilik on katıyladeğerlendirilir. Elif, Lâm, Mîm bir harftir demiyorum. Elif de harftir,lâm da harftir, mim de harftir" buyurmaktadır (Hadis hasen-sahîhtir,Tirmizî ).

Dizilere Savaş @ 05-07-2008 01:57
Dizileri bir de bu gözle seyredin Yeni Asya'dan Davut Şahin, bir okuyucusunun TV dizileriyle ilgili yazısına köşesinde yer verdi. Yazıda geçen dizilerdeki karakterler için tercih edilen isimler şaşırtıcı: ”DAVUT ŞAHİN “”İsimler ve diziler “Bir okuyucu, ilginç bir mail göndermiş. Bunu sizinle paylaşmak istiyorum: "Sayın yetkili; "% 99'u Müslüman olan memleketimizde Müslüman kesimin zihninde dinî bir anlam ifade eden kutsal isimlerin tüm Türkiye'nin seyrettiği dizilerde küçük büyük herkesin beynine kötü imajlar kullanılarak gerçek mânâları dışında kötü bir biçimde yerleştirilmektedir. Bunun tesadüf olduğunu söylemek saflık olur. Bu dizilerin yapımcıları ve arkalarındaki güçler yetkililerce incelenmelidir. Bu şekildeki farklı dizilerin birçoğunun yayınlandığı kanalın ortak adresinin ATV oluşu da dikkate değerdir. "Gafur: Kelime anlamı olarak, bağışlamada, merhamette sınır tanımayan anlamına gelmekte olup Allah'ın 99 isminden biridir. Çarşamba günleri ATV'de yayınlanan Avrupa Yakası dizisinde psikopat, elinde bıçakla dolaşan, kendisinden her türlü kötülük beklenebilen, cinsel sapkınlıklar sergileyen, özürlü giyinen, kom şunun karısına göz dikmiş tipleme. "Burhan: Sağlam delil mânâsına gelmekte olup Kur'ân-ı Kerim'in isimlerinden biridir. Avrupa Yakası dizisinde ise psikopat, aptal, cinsel sapkınlıklar sergileyen, dedikoducu, salak tiplerden birinin adı. "Tacettin: Dinin tacı anlamına gelmekte olup Avrupa Yakası dizisinde en şapşal, salak, beyinsiz, herkesin arkasından dalga geçtiği, kolay işletilebilen cahil karakterin adı. "Aziz: En yüce, en üstün anlamına gelmekte olup Allah'ın 99 isminden biridir. Aziz isimli karakter ise ATV'de yayınlanan Beyaz Gelincik dizisinde kadın pazarlayan, psikopat, katil, başkasının karısına göz dikmiş, aşağılık dizi karakterinin adı... "Kadir: Her şeye gücü yeten mânâsına gelmekte olup Allah'ın 99 isminden biridir. ATV'de yayınlanan En Son Babalar Duyar adlı dizide sahtekâr, yalancı, para için her t ürlü dalavereyi çevirebilen başrol oyuncusu... Amil: Amel eden, ibadet eden, iş ve aksiyon sahibi anlamına gelmekte olup Peygamberimiz'in isimleri arasında yer almaktadır. Hayat Bilgisi adlı dizide ise aklı fikri para, sahtekâr, yalancı bir okul müdürünü canlandırmaktadır. "Mennan: Çok ihsan eden, lütufta bulunan anlamına gelmekte olup Allah'ın 99 isminden biridir. Hayat Bilgisi adlı dizide ise üçkâğıtçı, düzenbaz, uyanık, yalancı, ikiyüzlü okul hizmetlisinin adıdır. Dizide, müdür, "Mennan gel lan buraya hayvan" demekte, Allah'ın bu güzel isminin böyle aşağılayıcı bir cümlede kullanılması kesinlikle kabul edilebilir değildir. "Bu isimler toplumumuzda "Allah'ın kulu" mânâsına gelen Abdülkadir, Abdülmennan, Abdülaziz şeklinde kullanılırken veya kullanılması gerekirken bu dizilerde Abdül kısmının çıkarılıp direkt olarak Allah'ın 99 isminden biri olarak kullanılmaktadır. Dizilerde öne çıkarılan, imrendirilen isimle rin neden yukarıda bahsedilen isimler gibi olmadığı da bir başka soru işaretini aklımıza getirmektedir. "Bu milletin başına ne geldi ise, bananecilikten geldi. Dilerim sizler milletine ve değerlerine sahip çıkanlardan olursunuz. Saygılar." Bu yazıyı gönderen okuyucumuz sadece bize değil, RTÜK'e de göndererek bilgilendirmiş. Hassasiyeti için teşekkür.

Mp3 Olarak İndir @ 05-07-2008 01:57
Programın adı Free youtube to mp3 converter 4,70mb boyutu var bütün windowslarda çalışıyor adındanda anlaşılacağı gibi tamamen ücretsiz.Sürümü:2,3Programın özellikleri:Youtubedeki videoları mp3e çevirip bilgisayarınıza indiriyor(videonun sesini alıp bilgisayara indiriyor)...Kullanımı:Mp3 olarak indireceğiniz video linkini en üst satıra yazınOrta bölümde mp3ü kaydedeceğiniz yeri seçinEn altta ise mp3ün olması gereken kaliteyi seçin (Standart Quality´i öneririm)Sonrasındada indirme tuşuna basıp dosyanın indirilmesini sağlayabilirsiniz...Programın bir diğer özelliği ise bilgisayarınızda kayıtlı olan .flv videolarıda mp3 olarak kaydedebiliyor.Not:mp3ü yükledikten sonra isim degisilemez onun icin ikinci satida (FROM INTERNET YAZAN YERDE) browse yapip ismi oraya yazin.isinize yariyacagini düsünüyorumhttp://www.dvdvideosoft.com/download/FreeYouTubeToMP3Converter.exe

Azrail Çok Güzel @ 05-07-2008 01:57
-Onk. Dr. Haluk Nurbaki'den gerçek bir hatıra- Ben, 40 yıllık bir kanser uzmanı olarak maddeyi aşan sayısız olayla karşılaştım ve bunları, o olaya şahit olanlarla birlikte belgeleyerek özel bir arşiv yaptım. Bunlardan 1976 yılında yaşanmış bir olayı size nakletmek istiyorum. Kanser hastanesinde başhekimken Serap adında genç bir hanım hastam vardı. Bu hastam göğüs kanserine yakalanmış ve tedavi için yurt dışına gitmek istemesine rağmen, bazı formaliteler sebebiyle o imkanı bulamamıştı. Serap'ı özel bir ilgiyle bizzat ben tedavi altına aldım. Ve kısa bir süre sonra da iyileştiğini gördüm. Ancak Serap'ın da bütün diğer kanserliler gibi ilk 5 yıllık süreyi çok dikkatli geçirmesi gerekiyordu. Bir iş kadını olan Serap, 4 yıl kadar sonra 1 ihale için İzmir'e gitmek istedi. Kışaylarında olduğumuz için uçakla gitmesi şartıyla kabul ettim. Maalesef bilet bulamamış ve benden habersiz bindiği otobüsün kaza geçirmesi üzerine 6 saat kadar mahsur kalmış. Dönüşünden kısa 1 süre sonra kanser, kemik ve akciğerine yayıldı. Serap bacak kemiklerindeki metastaz nedeniyle yürüyemez hale gelirken, hastalığın akciğerdeki tezahürü sebebiyle de devamlı olarak oksijen cihazı kullanıyor ve söylediği her kelimeden sonra ağzını o cihaza yapıştırarak nefes almak zorunda kalıyordu. Evine gittiğim gün, yine güçlükle konuşarak: -''Doktor bey,'' dedi. ''Ben size...dargınım.'' ''Niçin?" diye sordum. -"Siz...dindar bir insanmışsınız. Niçin bana da, ALLAH 'ı, ölümü, ahireti anlatmıyorsunuz?" Dini inançlarının çok zayıf olduğunu bildiğim için bu teklifi karşısında oldukça şaşırdım. O'nu üzmemeye çalışarak: --"Doktora ulaşmak kolaydır'' dedim. ''Parayı bastırdın mı istediğine tedavi olursun. Ancak iman tedavisi için gönülden istek duymalısın..." Konuşmaya mecali olmadığından "Ben o isteği duyuyorum" manasında başını salladı. Artık ümitsiz bir tıbbi tedavinin yanı sıra, ebedi hayatın ve saadetin reçetesi olan iman derslerimiz başlamış ve dersler "hızlandırılmalı öğretime" dönmüştü. Anlattığım iman hakikatlarını bütün ruhuyla meczediyor ve arada bir soru soruyordu.Vefatına bir hafta kala: -"Doktor bey,'' dedi. ''Ben ölürken ne söylemeliyim?" -"Senin durumun çok özel" dedim. ''Kelime-i Şehadet sana uzun gelir. O anı farkedince ''Muhammed'' (s.a.v) sana yeter." O, haliyle tebessüm ederek yine başını salladı. Çok ıstırabı olduğu için Serap'a sürekli morfin yapıyor ve O'nu uyutmaya çalışıyorduk. Ben, bir iş seyahati sebebiyle bir müddet ziyaretine gidemedim. Dönüşümde annesi telefon ederek: -"Serap, bir haftadır morfin yaptırmıyor." dedi. "Sabahlara kadar inliyor ve çok ıstırap çekiyor. Hemen eve gittim ve iğne yaptırmamasının sebebini sordum. Aldığım cevabı hala unutamıyor ve hatırladıkça ürperiyorum. "Ya morfinin tesiriyle ölüme uykuda yakalanır ve son nefeste "Muhammed" diyemezsem?. İşte Serap, böyle bir hanımdı. Bu arada benden istihareye yatmamı ve eğer bir kaç gün daha ömrü varsa , son günü uyanık kalacak şekilde morfin yaptırılmasını rica etti. Ben hiç adetim olmadığı halde cuma gününe rastlayan o gece istihareye yattım ve Serap'ın acizliği hürmetine sandığım salı gününe kadar yaşayacağına dair işaret sezdim. Ertesi gün O'na: -"Hiç korkma!" dedim. "İğneyi vurdurabilirsin. Ve Serap bir veda niteliği taşıyan bu görüşmemizde son sorusunu da sordu: -"Doktor bey...Azrail bana nasıl görünecek?" -"Kızım," dedim. "O bir melek değil mi? Hiç merak etme, sana yakışıklı bir prens gibi gelecektir." Salı günü Serap'ın ağırlaştığı haberini alınca hemen eve gittim.Ancak vefatına yetişememiştim. Ailesi tam manasıyla perişandı. Sadece kendisine uzun müddet bakan dindar bir hanım akrabası ayaktaydı ve beni görünce yanıma gelerek: -"Doktor bey, biliyor musunuz, bu evde biraz önce bir mucize yaşandı!" dedi ve devam etti: -Serap, bir saat kadar önce oksijen cihazını attı ve "yataktan kalkması imkansız" denmesine rağmen kalkarak abdest aldı, iki rekat namaz kıldı.Bütün ev halkı hayretten donup kaldık. Ve kelime-i Şehadet getirerek vefat etmeden biraz önce de: -Doktor bey'e söyleyin, dedi. Azrail, O'nun söylediğinden de güzelmiş!...

Cep Dini Programlar @ 05-07-2008 01:57
siteden faydalanmak için üye olmanıza gerek yok. tam sürüm türkçeGençlik Rehberi Sesli Kuran Sesli Yasin 1.3 Kuran Arapça 2.2 Kuran Türkçe 2.1 Kuran Meali 2.1 Ezan 2.4 Cevşen 2.1 Hac Rehberi Namaz Hocası Namaz Sureleri Tesbih ElifBa Buyrun

Kıl Beni Ey Namaz @ 05-07-2008 01:57
Kıl Beni Ey NamazÇöllerden Topla HücrelerimiRahmetinin Vahasında Ağırla Bu Yitik KalbiKıl Beni Ey NamazSecdede Ruhumu Yeniden Fısılda BanaŞahdamarı Yakınlığından Emzir Bu Puslu BedeniKıl Beni Ey NamazKüçülsün DağlarDenizler TaşsınDağılsın KalabalıklarRüku Rüku Doğrult EğriliklerimiKıl Beni Ey Namazİkiye Bölünsün KalbimOrtasından çatlasın Kıblenin şakağındaSevginden işaret Parmağı Değsin Yeter Ki GöğsümeKıl Beni Ey NamazTopla Sevdalarımı Kırık Aynaların çatlaklarındanÖmrüme ilikle SevinçlerimiFiruze Düşler Düşür Alnımın şafağınaKıl Beni Ey NamazTenim İbrahim Gibi Ateşe DüşmüşkenUzak Tut Nefsimin Nemrudundan BeniGül Kokulu Serinlikler Yağdır YüreğimeGöznurum EyCanım NamazKıl Beni Ey ömrüm NamazSecdene Al Beni DeGül Değdir GönlümeAşkına Yaz Beni De Yarim NamazKıl Beni Ey NamazGünahın, isyanın, Nisyanın Kuytusunda BüyüttüğümPişmanlığımın Yüzünü Yerden KaldırUtandırma BeniAl KaranlıklarımıGözbebeğinde YıkaKıl Beni Ey Namazinsan Kıl BeniDoğru KılDuru KılDiri Kıl Beniinsan Kıl Bu BedeniAh, Alnımı Dayadığım Secdegahıma Kim Serpti Bu incileri KimKim Bu Dua Hammalı Ellerimin Yüküne Ortak KimAh, Ziyankar-i çarıkAh ,namütenahim Kavrayışın YolcusuAh, içimde Biriktirdiğim Yalnızlığın Seyrüsefer Gölgesi Ah..Gitmek, Gidememektir KendimdenAmentünün Arasatında Bir Tedirginim BenAklımın Köşe Bucak ilticaları Sevgilide KaldıHangi Gaflete Büründü Ki EllerimSızlatıyor Dokunduğu Tenleri Ah..Haydi FelahaHaydi FelahaHaydi NamazaHaydi KurtuluşaGöznurum EyCanim NamazKıl Beni Ey ömrüm NamazSecdene Al Beni DeGül Değdir GönlümeAşkına Yaz Beni De Yarim Namaz

Kur'an Yasaklansın Mı? @ 05-07-2008 01:57
Kur’an YASAKLANSIN!!! Kur'an-ı Kerim'in satışını, ev ve camilerde bulundurulmasını ve okutulmasını ''tamamen yasaklanmasını'' ANKET’le sordular.. Aşırı sağcı politikacıdan çirkin tahrik! Hollanda'da aşırı sağ görüşleriyle tanınan Özgürlük Partisi'nin lideri Geert Wilders, Kur'an-ı Kerim'in satışı, ev ve camilerde bulundurulması ve okutulmasının ''tamamen yasaklanmasını'' istedi. Wilders, De Volkskrant gazetesinde yayımlanan yazısında, ''saldırı ve düşmanlığı öne çıkardığını'' öne sürdüğü Müslümanların kutsal kitabının, ''ülkenin hukuk sistemiyle bağdaşmadığını'' savundu. Wilders’ın bu çıkışıyla birlikte Hollanda’nın en köklü medya kurumlarından biri olan NOVA web sitesinde duyurduğu bir anketle konuyu oylamaya sundu!! GEERT WILDERS KUR’AN-I YASAKLANMASINI İSTİYOR ÇÜNKİ ŞİDDETİ ÇAĞRIŞTIRIYOR soru başlığı altında 3 ŞIK SUNULMUŞ: 1. sırada : ‘İYİ FİKİR’ 2. sırada : ‘İYİ FİKİR AMA AYNI ANDA İNCİL’DE YASAKLANSIN’ 3. sırada : ‘GÜLÜNÇ BİR FİKİR! ÖNEMLİ OLAN KUR’AN-I NASIL ANLADIĞINDIR!’ NOVA’nın web sitesinin hemen sağ üst kösesinde yer alan ankette en sağlıklı görüş olan 3. şıkkı tıkladıktan sonra STEM yazan bölüme tıklayarak tepkinizi dile getiriniz.. Kur'an'ın ''yalnızca piyasada satışının yasaklanmasının yetmeyeceği, ev ve camilerde okutulması ve bulundurulmasının da yasak kapsamına alınması'' görüşünü dile getiren Hollandalı politikacı, bu yasakla, ''şiddete başvuran ve bunun kaynağını Kur'an'dan aldığını savunan radikal görüşlü Müslümanlara iyi bir mesaj verilmiş olacağını'' iddia etti. HABERVAKTI ankete katılmak için »» Tıklayın ««

Hz. Yusuf'un 'Ah' Etmesi @ 05-07-2008 01:57
 Hz. Yusuf'un 'Ah' Etmesi Züleyha'nın büyük bir debdebesi, yüceliği vardı. Gitti, Hz. Yusuf'u zindana attırdı, sonra da bir köleye dedi ki: - Hemen şimdi Yusuf'u yere yık, adamakıllı sopa vur. Kolunu kuvvetlekaldırarak indir sapayı; öyle bir dövki ta uzaktan ah ettiğini duyayım.Köle emre uyup Yusuf'u dövmeye niyetlendi ama yüzünü görünce kıyamadıYusuf'a. Ve iyi kalpli köle orada bir post bulunduğunu gördü, sopayıona indirmeye başladı. Kölenin her sopayı indirmesinde Yusuf, mahsustanferyad etmekteydi. Züleyha uzaktan Yusuf'un cılız feryadını duydukça"Vur, ada­makıllı vur be adam!" diye bağırıyordu. Köle, Hz. Yusuf'a: - Ey güneş yüzlü Yusuf, Züleyha gelir de sırtında hiçbir sapa izibulunmadığını görür, anlarsa, şüphe,yok ki beni sıkış­tım, işimibitirir. Omuzunu aç, dişini sık. Adamakıllı inecek bir sopaya dayan. Busopa, sana kötü inecek ama Züleyha görürse affeder belki, dedi. Yusuf elbisesini sıyırdı, sırtını açtı, köle elini kaldırıp Yusuf'aöyle bir vurdu ki Yusuf yüzükoyun yere kapaklandı. Zü­leyha Yusuf'un ahedişini duyar duymaz "yeter" dedi, "Bu se­fer ki ah ta yürekten çıktı.Bundan önceki ahlar ehemmiyet­sizdi ama bu sefer ki tam can evinden'yükseldi." Bir yas evinde yüzlerce ağlayıcı olsa, yine dert sahibinin ahı tesirliolur. Bir yerde yüz tane dertli halka kurup otursa, halkanın merkeziyine yaslı alandır. Sen de dert sahibi olma­dıkça erlerin safında ersayılmazsın. Birisinde aşk derdi, aşk ateşi varsa hiç sabrı, kararıkalır mı; gece ile gündüzü ayırt edebilir mi?

Adsl Kota @ 05-07-2008 01:57
ADSL Kota bilgilerinize güvenlik kodu sorulmadan ulaşmanın keyfini yaşayın. Aşağıda programdan kesit bir resim var..Üstelik en az 30 dk da güncellemeye ayarlayabiliyorsunuz..ÜSTELİK SADECE 2.51 MBİNDİRhttp://www.4shared.com/file/21271712...a/ey_dls0.html

Cenazeme Gelir Misin @ 05-07-2008 01:57
Cenazeme Gelirmisin?Biliyorum, hiç beklemiyordun bu daveti. Ansızın geliverdi değil mi? Ansızın vurdu şakağına; saçaktan düşen buzdan kılıçlar gibi. Şaşırdın. Huzurunun göbeğine irice bir taş savruldu; halka halka titremede gönlünün düştüğü göl şimdi. Neşesi kaçtı vaktin; sevinçlerini pervane ettiğin mumlar titredi, bitti. Akrep ve yelkovanın ayakları dolandı; beklediğin “az sonra”lar havada asılı kaldı. Hüznün ölü kelebekleri kıpırdadı, sızılandı. Aşinâlığın tadı bozuldu; acının ketum, kekre sütunları devrildi göğsüne. Başını yasladığın uzun saatler, uzanıp uyuduğun bitmez günler vaadlerini yerine getiremeyeceklerini söylediler; yüzleri yerde, mahçup. Oyala(n)dığın ağaç gölgeleri çekildi üzerinden. Avunduğun/avuttuğun haz perdeleri parelendi. Gözlerini ıslatamadan giden yağmurlar elindeki şemsiyeyi uçurdu. Konforunu bozmamak için parmak uçlarına basa basa odana gören, kalbini kanatmadan usulca gidiveren uzak acılar yakana dolandı şimdi.“Daha dün konuşmuştuk ama...” diyorsun. “Ama nasıl olur!”lar çekip çekiştiriyor iki yakanı. “Hiç beklenmedik bir ölüm!” “Vakitsiz” “Erken!” “Sürpriz!”İşine ara vereceksin bugün... Kocaman bir pürüz olup çıkıverdim karşına. Hızını kestim hayatının. Üzerine saldım kaygılarını. Köşe bucak kaçtığın korkulara sobelettim seni. Ölümle arana koyduğun duvarı yıktım. “Ölüm bize de yaklaşırmış/yakışırmış” dedin. “Ölmesi kanıksanmış, ölünesi bir yaştayız artık.” “Rahmetli...” sıfatını ismimin üzerine yumuşak bir şal gibi atıvereceksin.İki yakasında da eksiğim İstanbul’un. Vapurların hiçbiri beklemiyor beni iskelede. Ben öldüm diye şeritleri eksilmedi otoyolların.Şimdiye kadar hep başkalarıydı ölen. Hayret! Ben öldüm bu defa...Şimdilerimin hiçbirine dokundurmadığım, yarından sonrasına bile yaklaştırmadığım ölüm şimdi/m oluverdi. Oysa, oysa...Gitsen de bir gitmesen de bir; bir cenaze olurdu camilerden birinin avlusunda. Belki bir kalabalık çıkagelirdi önüne... Bir sokağın başında. Yol kenarında, gözünü sakındığın mezarlığın giriş kapısında. “Nasılsa, ölen biri çıkar bu şehirde her gün!” diye kanıksadığın. Adını bile sormaya zahmet etmediğin. Eksilenin kim olduğuna aldırış etmediğin. Gitti diye üzülmediğin birinin cenazesi işte. Aynı manzara, aynı tabut, aynı üzgün yüzler. Aynı güneş gözlükleri. Ağladığı mı, yoksa ağlayamadığı mı anlaşılmasın diye saklanan gözler. Sanki hayatın ortasında duran ölümü inkâr etmek için göz göze gelmemeler. Sıradan bir cenaze yani.Seni bilmem ama ben bu cenazeye mutlaka gitmeliyim. Ayıp olur, çok ayıp... Davetlilerin yüzüne bakamam sonra. Dediği gibi şairin, bir musallâlık saltanatım bu benim. Başroldeyim.Toprağa konulacak adam rolü benim. Ardından ağlanılacak adamı ben oynayacağım. Hiç itirazsız karanlığa uzanmak bana düştü bu defa. Üzerine toprak atılan adamı... Unutulmuşluklar altında yüzü erimeye bırakılan adamı... Hüzünlerin münasebetsiz müsebbibi olacak adamı... Ayakkabısı kendisini beklerken bağları çözülecek adamı.... Elbiseleri evden çıkarılacak adamı... Ben oynayacağım.Yatağı soğuk kalacak adamı... Akşam eve dönmeyecek adamı... Kapıyı çalması beklenmeyecek adamı... Sofrada yeri olmayacak adamı... Adı telefon rehberinden silinecek adamı... Şehrin dudaklarından yarım ağız çıkmış bir hece gibi önemsizleşecek adamı.... Ben oynayacağım. Sevinçlerin ortasına en fazla bir hıçkırık gibi sokulsa bile hatıraların eşiğinden yüz geri edilecek adamı... Resmine bakıp bakıp da ağlanacak (yoksa ağlanılmayacak mı?) adamı... . “Adı neydi.... Hani....!” diye yokluğu kanıksanacak adamı.... Soluk bir resimde mahzun bir tebessümün ardında aşklarını saklayan, susturan adamı... Ben oynuyorum bugün... Sahnedeyim.Beklerim.En öndeki olmalısın ayakta duranların. En dik duranı.İşte davetiyen:Canını çok seven, her günün sabahında burada sonsuzca yaşayacağına yeniden kanan, her lezzetin tükenişinde ölümün yanına uğradığını unutan, her hazzın zirvesinde yakasındaki ölümlü etiketini isteyerek düşüren, her yaz sıcağında içi dünyaya iyiden iyiye ısınan, doğduğu yılın rakamının büyüklüğünün kendisini kabirden uzak tuttuğunu sanarak avunan, kalbinin her atışında ölümlerden döndüğünün farkında olmayan, damarlarının bir köşesinde ansızın geliverecek pıhtılardan yapılmış veda haberleri saklayan, ayrılıkların çatlaklarından giren hüzünleri ölümün nefesi gibi yudumlayan, sevenlerinin gözlerinin ışığına sığınarak ısınan, unutulmayı, yok sayılmayı en ürkütücü uçurum bilen, güzelliğini aynaların kırıklarında arayan, toprağa girmeye üşenen, uzun süredir aramızda yaşayan dostumuz, arkadaşımız, sırdaşımız, kardeşimiz, babamız, evladımız, şimdilik unutmayacağımızı umduğumuz, bir süre unutmaktan utanacağımız, sonra unutacağımız, en sonunda unuttuğumuzu da unutacağımızsenai demircidoğduğu gün yakalandığı fanilik hastalığından, uzun süredir yatalak olmasına yol açan “her nefis ölümü tadacaktır!” yarasından, ömür boyu sancısını çektiği amansız yaşama rahatsızlığından kurtulup aramızdan ayrıl[maya ayarlan]mıştır.Cenazesi -umulur ki- en uzak zamanda, sızılarının köşe başlarında kılınan cenaze namazını takiben kaldırılacak, gözünden (belki gönlünden) uzak bir yerde unutuluş toprağına gömülecektir.senai demirci...

Ey ALLAH'ım @ 05-07-2008 01:57
Ey affı güzel Rabbim! Ne olur, affının serinliğini ve marifetinin halâvetini benim ruhuma da duyur ve beni onlarla doyur! Her ne kadar ben bunlara lâyık olmasam bile, haşyetle önünde iki büklüm olup ikâbından sakınılmaya lâyık olan da, mücrimlerin günahlarını bağışlama şanına yaraşan da yalnız Sen'sin!Gönlümüzü aydınlatacak feyzine, Yüzümüzü güldürecek nuruna, Ruhumuzu çoşturacak aşkına muhtaçız ...Bütün ümmeti Muhammede lütfeyle Ya Rabbi!

Sigaranın Yararları Bulundu @ 05-07-2008 01:57
Türkiye'de İlk Defa Sigaranın Faydaları BizdeSigara içeni köpek ısırmazÇünkü yanında baston taşırEvine hırsız girmezÇünkü sabahlara kadar öksürürÜzerine sinek konmazÇünkü buram buram nikotin kokarFazla yorulmazÇünkü yorulunca tıkanacağını bilirYürümek için zorlanmazÇünkü tekerlekli iskemlede gezdirilirİhtiyarlamazÇünkü genç yaslarda sevdiklerine kavuşurSigara içenlerin ayrıca:Yüzlerine renk gelirÇünkü dişleri ve bıyıkları sapsarı olurVücutları bir kus gibi hafiflerÇünkü ileri donemdeki dolaşım bozukluğundan ötürü önce parmakları,sonra da el ve ayakları kesilir

Ateş Yerine Kül @ 05-07-2008 01:57
Silsile-i aliyye büyüklerinden Bayezid-i Bistami hazretleri; iki katlı bir evin dibinden geçerken, yukarıdan tepesine bir leğen kül dökü.ldü Kadın, özür diledi, görmediğini söyledi. Bistami hazretleri, (Çok şükür, ateş dökülmesi gereken başa kül döküldü ucuz kurtulduk) dedi.

PEYGAMBER EFENDİMİZDEN NASİHAT @ 05-07-2008 01:57
PEYGAMBER EFENDİMİZDEN NASİHATAshâb-ı Kirâm’dan Ebû Zerr hazretleri bir gün Peygamber Efendimize: “Bana tavsiyede bulun yâ Rasûlallah” diye ricâda bulununca Peygamber Efendimiz Hz. Ebû Zerr’e şu nasîhatlerde bulundu:— Sana Allah’tan korkmanı tavsiye ederim. Çünkü Allah korkusu her işin başıdır.— Kur’ân’ı oku, Allah’ın zikrine sarıl. Çünkü zikrullah senin için yeryüzünde ışık, gökte de saklanan bir azıktır.— Sakın çok gülme. Zîrâ çok gülmek kalbi öldürür, yüzünün nûrunu söndürür.— Çok konuşmamaya çalış çünkü bu, şeytanın senden uzaklaşması için bir vesîle, dînini koruman hususunda bir yardımcıdır.— Fakirleri sev, onlarla hemdem ol.— Senden aşağıdakilere bak, senden üstünlerine bakma. Bu, Allah’ın sana verdiği nimetleri küçümsememen için en uygun yoldur.— Acı da olsa hakkı söyle.— Bildiğin kusurların seni, halkın eksikliklerini araştırmaktan alıkoysun. Yaptığın bir işi, başkaları yaptığında kızma. Kendi noksanlarını görmeyip, insanların ayıplarıyla meşgul olman, irtikâb etmekte olduğun bir fiili insanlar yaptığında kendilerine kızman ayıp olarak sana yeter, dedi ve eliyle göğsüne vurarak:— Ey Ebû Zerr! Tedbir gibi akıl, günahlardan sakınmak gibi verâ, güzel ahlak gibi servet yoktur, buyurdu. (Hayatü’s-Sahâbe 4-206/207)

Host Satabiliriz @ 05-07-2008 01:57
sa kardeşlerim host satımı yakında ALLAH'ın izniyle başlayacaktır.Fiyatlar www.davaislam.com host satımı bölümündedir.

Derdinize Derman Arıyorsanız!!!

Date: 27.10.2007
Viewed: 103
Category: Religion
Tag: din islam hadis ayet program tefekkur video multimedya fikra english dua evliya

Share
Report


Related RSSes
Religion - dostunisimleri
Date: 27.10.2007
Viewed: 49
Religion - E-kolay Sinema
Date: 28.08.2007
Viewed: 533
Religion - Rüya Tabirleri
Date: 27.10.2007
Viewed: 335
   
Olmazmi.com