Portfolyo sitemi yeniledim. @ 19-11-2007 18:38 
merhaba,
Bloga yazmayı kestiğim dönemde, uzun yıllardır yenilemediğim portfolyomu da yeniledim, gıcır gıcır yaptım, henüz görmediyseniz şuradan gidebilirsiniz.
Siteye gitmek için tıklayın Yine aynı dönemde bir başka site üzerinde de çalıştım, Flash'la çizgifilm üretmek üzerine bir site; CartoonNotes.com. Henüz eksikleri var, açılınca yine buradan duyururum.
Selamlar, IllustrationFriday Türkiye @ 10-11-2007 13:49 merhaba,
Etrafın tozunu alıp, yeniden yazmaya başlıyorum.Çok yoğunum, iş, gönüllü katıldığım projeler, kendim için hazırladığım projeler derken nefes almaya bile vakit yok ama bloga yazma hevesim birikti biraz :)
IllustrationFriday(IF) linki var Çizgiliblog'da, takip ediyor musunuz bilemiyorum.Her cuma bir konu belirliyorlar ve isteyenler konuyla ilgili bir ilüstrasyon yapıp gönderiyor.Hep müşterilerin istediklerini yapmaktan kendim için tek bir çizim bile yapmaya vaktim olmuyor, IF araç olsun biraz kendimi eğlendireyim istiyorum.Bu çizimler için de vakit olmadığından kendimi de zorlamış,denemiş olacağım.
Geçtiğimiz konulardan birisi "Open" idi, çizimim aşağıda;
Geçen haftanın konusu is "Hats" idi;
Feysbuk üzerinde IllustrationFriday Türkiye diye bir de grup kurduk, her hafta IF çizimlerimizi paylaşacağız orada.
"Hats" için Armagan'ın yaptığı çizim burada, ve Müjde'nin yaptığı çizim de burada.
Selamlar, Arayı uzattık... @ 20-06-2007 11:58 merhaba,Hemen hemen bir ay olmuş yazmayalı, çok uzadı ara ama pek bir şey yazasım da yok, bir süre daha dinleneyim :)Şu, şu ve şu sizi oyalar bu arada :)Selamlar,Cırcırböceği Muhlis Bey ve Yavlum Mithat @ 24-05-2007 09:51 merhaba,
Bahsetmeye fırsat olmadı, İstanbul'a gittiğimde kitapçının birini gezerken raflarda görür görmez beni çarpan bir kitap gördüm; Cırcırböceği Muhlis Bey ve Yavlum Mithat LeMan yayınları Behiç Pek ve Latif Demirci'nin Gırgır zamanında hazırladıkları sayfaları aynı şekilde sarı sarı bir kitapta toplamışlar :) O zaman otelde okumaya başlamıştım, şu an 7 ya da 8. kere okuyorum halen gülüyorum :) Bundan daha güzel kaç kitap yapılabilir ki, son yıllarda LeMan'ın yaptığı en güzel yayın bu.Nuri Kurtcebe için hazırladıkları Kuvayi Milliye de takdir edilesiydi.

Uy anamlaar! Muhlis Bey, Behiç Pek'in yarattığı bir karakter, Latif Demirci de bir süre sonra çizgileriyle eşlik etmeye başlamış. Hatta bana göre mizah dergilerimizde yaratılmış en başarılı, en komik tipleme.
Mizah dergiciliğimizin bölünmeli tarihinde ilk ayrılıktan sonra Behiç Pek ve Latif Demirci Muhlis'i sürdürmemek üzere anlaşmışlar diye biliyorum ama sonra yeni yeni dergilerde Muhlis Bey yaşamını sürdürdü.Behiç Pek kendi başına ya da Mümin Durmaz, Bülent Benli, hatta hiç aklınıza gelmez Doğan Güneş, gibi başka çizerlerle sürdürdü.En son Pişmiş Kelle'de Mithat yerine Mirsat'la da kapandı dosya. Gırgır da ise başka çizerler yazarlar sürdürdüler Muhlis Bey'i.
Kitap Behiç Pek-Latif Demirci dönemini, en güzel yılları bir araya getirmiş. Kitapla ilgili olarak röportajları çıkmış Behiç Pek ve Latif Demirci'nin, ben hiç görmedim ama internette bazı bağlantılar var; Röportaj 1 Röportaj 2 Şöyle de bir yazıya rastladım.
Ben biraz çekingen olduğumdan biraz da kimsenin işlerime şöyle böyle demesine içim el vermediğinden hiç bir dergiye, çizere götürmedim işlerimi.Sadece Pişmiş Kelle'ye gittim zamanında.İçeri girdim, masa başında çalışan, uzun sakallı tek bir adamdan başka kimse yoktu dergide; Behiç Pek. Mizahımızın Behiç Abi'siyle o gün tanıştım. Yıl 1996'ydı, Behiç Pek'in dergilerde yıllarını geçirdiği, en olgun olduğu zamanlar.Çizdiğim tek bir sayfaya baktı, "Ben pek yorum yapamam, Engin Abi baksın bunlara" dedi. Sonraki hafta Engin Abi baktı o sayfaya ve yaptıklarımı yayınlamaya başladı.O sayfadaki işler benim çizdiğim ilk karikatürlerdi, onları kullanmadı Engin Abi ama ondan sonra çizdiğim karelerin hemen hepsini koydular dergiye.Yani, hep bahsedilen tek karikatürü 10 kere çizmeli, yıllarca amatör olarak yokuş tırmanmalı dönemi ben hiç yaşamadım.Hayatımda çizdiğim 2. karikatür yayınlandı ve öyle de sürdü. Değil dergi içine koymak, amatör sayfasına bile koyulmayacak çizimlerdi.Ama Pişmiş Kelle'nin tüm çizerleri ayrılmış, aynı iler artık dördüncü, beşinci kere yayınlanır olmuştu.Altıncı kere aynı karikatürü basmak yerine, bir de beni heveslendirmek için kullandılar benim işlerimi.Çok da iyi oldu, değil aylarca, bir kaç kere daha çizimim kabul edilmese ben çoktan küsmüş olurdum, dergiye de karikatüre de, şans yüzüme güldü :) Salı günleri Behiç Abi tek başına dergiye gelir, Çarşamba günü Engin Abiye göstereceği 20-30 kadar karikatürü eskizlerdi saman kağıtlara.Ondan başka da ya bizim gibi bir iki amatör çizer ya da kendi misafirleri olurdu, eski çizerler, başka ahbaplar vs. Behiç Abi hiç kimseyle konuşmadan önündeki işi bitirmeye çalışırdı.Ama çok kibardı, siz bir şey sorarsanız gülerek cevaplar işine dönerdi ama siz bir şey sormazsanız yan yana 3-4 saat öyle otururdunuz.Yine de hiç rahatsız hissetmezdiniz, kaba gelmezdi o mesafe size.Behiç Abi'yi tanıyan kiminle konuşsam yüzünden akan o iyi niyetten, insanı rahatlatan ifadeden bahseder.Bir de mütevaziliğinden. Kapakları çizmesi için Çarşamba akşamı Kemal Aratan beklenirdi, o gelene kadar Engin Abi, Behiç Abinin çizdiği eskizlerden bir kapak seçerdi, Aratan da gelir çizer, çinilerdi kapağı.Yalnız Kemal Aratan gibi çizmezdi kapakları, hızlıca, Behiç Abi'nin eskizine çok benzeterek çizer, imza da atmazdı.Bir akşam geç kaldı Aratan, ben de "siz çizseniz ya Behiç Abi" dedim, "Ben Kemal gibi çizemem ki" diye cevaplamıştı.Aslında o kapakların çok çok daha güzelini kendisi de hazırlardı ama hep mütevaziydi, hep utangaçtı. Şimdi bu yazı için internette haber ararken, gördüm de fotoğrafını içim ısındı yine adama :)
Latif Demirci zaten çizgisi de mizahı da tartışılmaz bir başka çizerimiz.Onunla ilgili de bir not düşeyim.Pixar stüdyolarında çalışan bir arkadaşıma Latif Demrici'nin "Çeviren Latif Demirci" kitabını göndermiştim, şimdi stüdyoda masa masa dolaştığını duydum kitabın :)
Mesajı EkşiSözlük'ten "nick fury" rumuzlu yazarın kitapla ilgili entry'si ile bitirelim, ne güzel yazmış;
behic pek'in insanı üzerinde biraz düşününce ürküten mizah gücünün latif demirci'nin çizgileriyle bulduğu vücut. şimdi elime aldığım kocaman albümünü okurken görüyorum ki aslında behiç pek mizah'ı yapmış. mizah yapmamış. dönem dönem popüler olan geride bıraktığımız son yirmi yılın hemen tüm komedi stilleri muhlis bey'in içinde. bugün öle bayıla izlediğimiz karikatüristlerin kendilerine tarz belledikleri esprileri muhlis bey biğrer biğrer yapmış, fazla da üzerinde durmadan geçmiş gitmiş.
esasen, bugün elimize bir gırgır dergisi alsak. diyelim ki 1983 yılında çıkan bir gırgır dergisi alsak; dönemin dinamiklerini anlarız, zamanında da okuduysak hoş bir nostaljiyle sayfalara takılırız ama elmizdeki derginin mizahının günümüzün mizahının gerisinde kaldığını (memnuniyetle elbette) görürüz.
ama muhlis bey için farklı bu. muhlis bey zamandan mekandan bağımsız, gerçek bir sanal kahraman; her zaman var, her yerde var.
behiç pek'in mizah yeteneği için ürkütücü demem, işte buradan ileri geliyor. yirmi yıl öncesinden bugünün "yeni" stillerini karalamış olmasından; üzerinde durmadan kendine akacak yeni mecralar aramasından. muhlis'in dilinde; yıllarca zorlanmadan aynı şekilde yazabilmesinden. (deneyiniz, zor olduğunu göreceksiniz.)
behiç pek, kendisini tanıyan herkesin büyük saygı beslediği ama inanılmaz mütevazi bir insan. işte bu tevazu onu dünyanın gary larson'larını devirebilecek güce sahipken istanbul'da sarı siyah mizah dergilerine bağladı.
tartışmaya pek yanaşmayacağım konulardan biri zalak mahmut'un da, muhlis bey'in de biraz didinmeyle garfield'ı da, dilbert'i de, zilbert'i de tarumar edeceği yönündedir.
basın bülteni gibi oldu, bunun hatrına gidin alın derim bu muhlis bey albümünü. yolda görürseniz uzatın behiç pek imzalar size. utana sıkıla ama!
Görseli az mesaj oldu idare edin :) SelamlarAyşen Baloğlu'nun yeni sayfası @ 28-04-2007 13:03 merhaba,
Pişmiş Kelle'nin "Bayan Elemanı" Ayşen Baloğlu, işlerini yeni bir sayfada toparlamış, çok sıcak, okuması keyifli kısa bir de özgeçmiş eklemiş, buradan gidebilirsiniz.

Selamlar, Kara film parodisi; The Mystery of Selkie @ 20-04-2007 21:02 merhaba,
Animasyonu izlemek için tıklayın Geçenlerde bahsettiğim "Kara Film/ Film Noir" parodisi reklamı sitesine eklemiş firma.Üzerinde çalışmaya çok vaktim olmadı, aksayan yönleri var, gönderdikleri seslendirme felaket ama yine de çok çok eğlendiğim bir çalışma oldu, şu sayfada izleyebilirsiniz.Selamlar,Tehlikenin farkındayız! @ 14-04-2007 13:15 
Kitaplar, animasyonlar... @ 11-04-2007 12:22 merhaba,
Kısa bir İstanbul gezisi yaptım demiştim.Bir süredir telefonda görüşüp eksiklerimi tamamlamasını rica ettiğim "40Ambar" sahaf Nurtap Hanım'ı ziyaret ettim.2 Çarşaf cildini, Pişmiş Kelle'nin bende olmayan ilk sayılarını, eksik Geniş Açı sayılarımı toparladım, aklıma gelen diğer eksiklerin listesini bıraktım. YKY'nın Galatasaray'daki mağazasına uğradım, Semih Balcıoğlu'nun bende olmayan ama istediğim 2 kitabını %50 indirimle bulunca, YKY'nın yeni yayınladığı Red Kit maceralarıyla birlikte kolumun altına sıkıştırdım. Aznavur Pasajındaki Komikçi Dükkanı'na yöneldim bir ara.Daha bu dükkana girip de güleryüzle karşılandığımı bilmem ya yine de yöneldim.İçeri girdim, "günaydın" dedim, kendim söyleyip kendim duydum, arkadaşlar başlarını kaldırıp selamımı alma zahmetine katlanmadılar.Alacağım kitapları seçtim, parayı ödemek için masaya gittim, yine yüzüme bakmadan masaya bıraktığım kitapların fiyatını hesaplayıp söyledi masa başındaki dükkan sahibi.Parayı ödedim, teşekkür ettim.Teşekkürümü de dağlar taşlar duydu bu arkadaş yine duymadı, onu kendi halinde somurtur dururuken bıraktım, çıktım. Bir daha mı, tövbe! İhap Hulusi Görey'in "Çizgi Dünyasına Yolculuk" kitabı, Emine Ceylan'ın "İklimler" kitabı derken beni bir süre oyalayacak selüloz stoğu yaptım raflara.
Ilgaz bana bir animasyon masası hediye etti geçen ay.Hep konuşuyorduk, bilgisayar başına kazık çakıp oturmaktan, ışıklı masa başında keyfimize göre oynayamamaktan şikayet ediyorduk, sağolsun, bu derdimizi çözdü Ilgaz. Bu masayı kullanarak yaptığım bir animasyona, 3d Max'in swf çıktısı desteğiyle bir dokunuverdim;

Büyük versiyon için tıklayın 
Animasyonu izlemek, sağa sola gönderip internet dehlizlerini meşgul etmek için buraya tıklayın.*** Önceki haftalarda bir de kara film parodisi bir reklam animasyonu yaptım, bir yazılım tanıtımı için.Firma henüz yayına sokmadığından animasyon linkini veremiyorum.Çok hoşuma giden, keyifle çalıştığım bir iş oldu, şimdilik sadece bir ekran görüntüsüyle yetinelim, animasyon yayına girer girmez bağlantısını vereceğim.

Pek yakında sinemalarda... Selamlar, Ağaçlar.net sanal dergi Nisan sayısı yayında @ 03-04-2007 16:32 merhaba,
Kısa bir İstanbul gezisi sonrası yeni bir çizimle devam ediyoruz.

Dergiyi okumak için tıklayın Ağaçlar.net'in sanal dergisinin Nisan sayısı yayında.Bu çizim de bu sayıda Sn.Hülya Bayrak'ın keyifli öyküsüne eşlik eden çalışmam.Dergi çok keyifli gidiyor, eminim hoşunuza gidecek yazılar olacak, mutlaka okuyun.
*** Gezi sonrası işler yoğun, birikenler toparlanacak, o yüzden İstanbul'dan hangi kitapları aldım, hangi sahaftan ne topladım, en suratsız kitap satıcısı kim, hepsi gelecek mesajda, ısrarla bekleyiniz :)
Selamlar,Pembe gelişim notları :) @ 27-03-2007 17:22 merhaba,
Pembe Domates Ağı'ndan bahsetmiştim daha önce.Kendi pembelerimin gelişimleriyle ilgili bir sayfa yaptım, buradan gidiliyor.

Domates iyidir, katkısız, harika pembe domatesler daha iyidir, siz de katılabilirsiniz ağa :)
Selamlar, Çizgili Kenar Notları @ 21-03-2007 09:41 merhaba,
Dün kargo, Levent Cantek'in derlediği "Çizgili Kenar Notları" kitabını ulaştırdı.Uzun süredir beni bu kadar mutlu eden az kitap oldu.Benim için Türk mizahının, çizgi-romanının en güçlü ismi Engin Ergönültaş, Mikrop dergisi, Terso üzerine, onlarca sayfa, inanılmaz.
Arka kapaktan aynen yapıştırıyorum;
Türkiye’de toplumsal, ekonomik ve kültürel olarak dışlanmış, marjinalleştirilmiş olanlar, kenar mahallelerde yaşayanlar, yoksullar... mizah dergilerinde, çizgi romanlar-hikâyelerde nasıl resmediliyorlar? Çizgi roman kültürü üzerine incelemeleriyle tanıdığımız Levent Cantek’in derlediği kitapta, son yirmibeş yılda derinleşen sınıfsal yarılmaların, toplumsal tahayyüle nasıl yansıdığını gösteren çalışmalar yer alıyor.
Funda Şenol ve Levent Cantek, çizgi romanlarda kenar mahallenin nasıl tasvir edildiğine bakıyorlar. Levent Gönenç, 1970’lerin sonunda çıkan Mikrop dergisi üzerine incelemesiyle, bugün için çarpıcı bir mukayese çerçevesi sunuyor. Bugüne ilişkin canlı bir analiz ise, Serpil Aydos’un, son yirmibeş yıldaki ekonomik dönüşümün kültürel ve sınıfsal sonuçlarının LeMan’daki yansımalarını ele alan yazısında bulunabilir. Can Yalçınkaya, L-Manyak ve Lombak dergilerinde Cihangir semtinin temsillerine göz atıyor. Gökçen Ertuğrul-Apaydın, günümüzün çizgili mizah dergilerinde beden, erkeklik ve cinsellikle ilgili anlamlandırma mekanizmalarının izini sürüyor. Bir marjinal kategorisi olarak Kürtlerle ilgili iki makale var kitapta: Aydan Çelik, Ender Özkahraman’ın Orası Hikâyeleri’ni inceliyor, Mesut Yeğen de Doğan Güzel’in Qırıx karakterini.
Kendi çizgi roman dünyasını kenardakilerle kurmuş bir sanatçının, Ergin Ergönültaş’ın eserleriyle ilgili yazılar, kitapta başlıbaşına bir bölüm oluşturuyor. Şenol Bezci, Sevilay Çelenk ve Funda Şenol, üç pencereden Ergönültaş’ın Terso hikâyesini okuyorlar: Kenar mahalle algısı, mağdur-kahramanlar, yoksulluğun içine kapalılığı ve çaresizliği... Gürsel Korat ve Tanıl Bora ise Ergönültaş’ın başka bir hikâyesinden hareketle yoksulların/garibanların çizgi roman ve popüler edebî söylemdeki temsilleri üzerine düşünüyorlar.
İletişim Yayınları'ndan çıkan kitap 175 sayfa, Ideefixe'den almak için buraya tıklayın.
*** Ilgaz Özveren Krom'un rehberliğindebloguna dönmüş, yazmaya başlamış yeniden, okuyalım, izleyelim.

KuryeSepeti.com animasyonu KuryeSepeti.com sitesi için de bir reklam animasyonu yapmış, burada izleyebilirsiniz.
Selamlar,Miyazaki, Sylvain Chomet & yeni ekart @ 15-03-2007 10:31 merhaba,
Üzerinden vakit geçti, bu kartı Sevgililer Günü için hazırlamıştım;

Büyük versiyon için tıklayın Buraya tıklayarak animasyonu izleyebilirsiniz.
*** 26.Uluslararası İstanbul Film Festivali'nde "BABADAN OĞULA: MIYAZAKI" diye özel bir bölüm olacak bu yıl.Hayao Miyazaki'den dört, oğul Miyazaki'den bir film;
* Rüzgarlı Vadi (KAZE NO TANI NAUSHIKA) * Gökteki Kale (TENKU NO SHIRO LAPUTA) * Komşum Totoro (TONARI NO TOTORO) * Küçük Cadı Kiki (MAJO NO TAKKYÛBIN) * Yerdeniz Öyküleri (GEDO SENKI)

Kaçırmayın, sonra söylemedi demeyin! Hepsi birbirinden muhteşem bu filmleri defalarca izledik dvdlerden, divxlerden ama sinemada izleme şansına pek azımız erişmiştir, bu fırsatı kaçırmayın derim.Mutlaka ama mutlaka "Komşum Totoro"'yu izleyin.*** Bir film haberi daha vereyim. "Paris, je t'aime" isimli bir film yapıldı 2006'da.Bir çok ünlü yönetmenin Paris üzerine yaptıkları kısa filmlerden oluşuyor.

"Belleville'de Randevu" isimli muhteşem çizgifilmin yaratıcısı Sylvain Chomet de "Tour Eiffel" isimli nefis bir filmle katılmış.O filmi de bulabilirseniz mutlaka izleyin diyor, kaçıyorum.
Selamlar,Pembe Domates Ağı @ 08-03-2007 11:12 merhaba,
4 cepheye yönü olan bir teras katında oturuyoruz biz, her mevsim her saat güneş alan bir teras.Bu da çok sevdiğimiz bitkilerle, ağaçlarla uğraşabilmemize imkan veriyor.Balkonda kızlarla toprakla uğraşmayı çok seviyoruz.Geçen sene bir kaç saksı domates de yetiştirmiştik.Geçtiğimiz günlerde yeni bir grupla tanıştım; Pembe Domates Ağı.

Evde, balkonda pembe domates yetiştiren insanları bir araya getiren, çok keyifli bir ağ bu.Şurada zengin içerikli bir blogları, şurada da konuşup, tartışılan bir yazışma grubu var. Grubun 11 Şubat tarihli ilk toplantısının ardından yayınladıkları bir de manifestosu var; -------------------------------- P.D.A. 2007 Manifestosu: •Bizler, 2006’da bu ülkenin ürünü olan ve gelecek kuşaklara miras bırakılması gereken doğal tohumlara, nesli kurumaya yüz tutan, leziz “pembe domatesler” üzerinden sahip çıktık! •Onları 2007 ve gelecek yıllarda da evlerde, balkonlarda, bahçe ve tarlalarda, “temiz” toprak ve doğal yöntemlerle yetiştirmeye azimliyiz! •Onların da bu domatesleri aynı renk, aynı güzel koku, aynı lezzet ve aynı doğallıkta sürdürebilmesi için elde ettiğimiz tohumları çocuklarımıza ve gelecek kuşaklara aktarmakla sorumluyuz. •Bunun için kendi aramızda yardımlaşırken tohumlarımızın genetiği ile oynanmaması, "terminatör" teknolojiler eliyle endüstriyel hale gelmemesi için pembe domates ağının genişlemesine çalışacağız! --------------------------------
Balkonunuzda domates yetiştirmek, marketten alacağınız kırmızımsı,plastik domates rolü yapan şeyler yerine kokulu,katkısız mis gibi pembe domatesler yemek isterseniz, önümüzdeki günlerin tam tohum ekim zamanı olduğunu hatırlatmak isterim.Size yardımcı olacak bir çok insan var P.D.A içerisinde.
Selamlar,Ayşen Baloğlu & yeni ekart @ 05-03-2007 14:59 merhaba,
100 mesaj artı kısa bir tatilden sonra yeni bir çizimle devam ediyoruz :)
Büyük versiyon için tıklayın Buraya tıklayarak animasyonu izleyebilir, eşe dosta gönderebilirsiniz.Buradan da animasyonlu masaüstü duvarkağıdı ya da ekran koruyucu olarak indirip kullanabilmek mümkün.***
Benim Pişmiş Kelle dergisinde amatörce karikatürler çizmemden daha önce, Kelle'nin Kelle olduğu zamanlarda dergide "Bayan Eleman" diye bir köşe hazırlayan Ayşen Baloğlu vardı.("Bayan Eleman" köşesinin orjinallerinden biri de benim koleksiyonumdadır.) Cumhuriyet Kitap dergisinin 886. sayısında o tanıdık çizgiyi görünce şaşırdım, aşağıya eklediğim ilüstrasyonla katkıda bulunmuştu Baloğlu dergiye.Eski bir dostu yolda görmüş gibi sevindim, halen çizdiğini bilmiyordum. Portfolyolar sitesinde başka çalışmalarını da gördüm, buradan ulaşabilirsiniz. 
EkşiSözlük'te şöyle yazmış "kite kat" rumuzlu vatandaş;pismis kelle'de bir dönem çizmis sonra pazartesi dergisindeki kadin çizerler kervanina katilmis güzel bir hanim kizimizdir. çizmek için dergiye geldiginde bu, diger pismis kelle elemanlarinin kendine bir çeki düzen verdigi, küfür etmeyi kestigi, içlerinin kipir kipir ettigi ama çaktirmadigi, pek bir mesut pek bir mutlu bir halde sayfalarca isi oflayip puflamadan çiniledigi rivayet edilir bir takim kaynaklar tarafindan. "bayan eleman"dir kelle'deki kösesinin adi.. Selamlar, ÇizgiliBlog 100 mesaja ulaştı! @ 07-02-2007 19:06 merhaba,
ÇizgiliBlog 100 mesaja ulaştı. Üşenmeden, okunmadan, keyif alarak geldim 100 mesaja, yolun çoğunu tek başıma gittim sanıyorum, ufak ufak ekmek kırıntıları bıraktım arkamda, meraklı, keyifli kuşlar yesin diye :)
Selamlar.Ataç ve Kül Kedisi @ 05-02-2007 23:13 merhaba, Ataç'ın Günce'sini okuyorum bugünlerde. 8 Ocak 1954'de şöyle yazmış; "Sinemaya sık gitmem.Bu yıl Disney'in Kül Kedisi'ni görmüştüm, beğenmedim.Disney'in yeni filimlerinde eski şiir yok.Hayvanları ne güzeldi!Şu kısacık filimleri.Uzayınca bozuluverdi.Yeni filimlerinde Disney artık yaratmıyor, aramıyor, eski yarattıkları, eski bulduklarıyle yetiniyor gibi geliyor bana.Kendi kendini taklit ediyor.Bir sanat adamı için de kendi kendini taklit etmek, başkalarını taklit etmekten daha kötüdür" Yazıda katıldığım noktalar varsa da Kül Kedisi benim favori Disney filmlerimdendir.Stüdyonun maddi sıkıntısı nedeniyle Kül Kedisi önce gerçek oyuncularla filme çekilmiş, animatörler istemeseler de bu filmleri sahnelere referans olarak kullanmak durumunda kalmışlar.Animatörler kare kare kopyalamamışlar, rotoskop yapmamışlar ama bu filmlere sıkıca bağlı animasyonlar yapılmış.
The Illusion of Life kitabından 2 fotoğraf çektim, Kül Kedisi'nin üvey annesinin bir çizimi ve oyuncu Eleanor Audley tarafından canlandırılan karakterin referans fotoğrafı yanyana.

Büyük versiyon için tıklayın
Kül Kedisi'nin gösterim yılı 1950, Ataç'ın yazısı 1954 tarihli, o zaman filmler 4 yılda ancak mı geliyordu, Ataç mı geç izledi bilemiyorum, merak da ettim aslında ilk ne zaman gösterildi Türkiye'de.Ataç'ın Günce'sinde böyle bir yorum görmek sürpriz oldu benim için.

Kül Kedisi'nin benim için bir diğer özelliği de Türkçe dublajlı izlemeyi tercih ettiğim sayılı filmlerden olması.Başta Kül Kedisi'nin kendisi olmak üzere tüm karakterlerin seslendirmesi orjinalinden çok daha iyi diye düşünüyorum.Şimdi kalkıp DVD'yi koyup o müthiş seslendirmeyi yapan tüm insanların isimlerini buraya tek tek yazıp ansam iyi olacak ama bir kuru teşekkürler geçmek durumundayım, saat 12 olmak üzere, çanlar çalmadan , büyü bozulmadan yatmam lazım. Türkiye'de çıkan, nefis dublajlı Özel Versiyon bir DVD var, her kütüphaneye şart :) Selamlar, DigitalArts dergisi 1 yaşında :) @ 01-02-2007 10:34 
merhaba,
DigitalArts dergisinin 6. sayısı çıktı, bu sayıyla dergimiz bir yaşını doldurmuş oldu. Benim ÇizgiliBlog köşesinde Flash animasyonlarda hikaye anlatımı başlığıyla, sahne kurmaktan,çerçevelemekten ve sahne geçişlerinden bahsettiğim bu sayının tam içeriği hakkında fikir almak için DigitalArts.com.tr adresinden örnek sayfaları görebilirsiniz.Derginin bu sayısı bir nevi "Matte Painting" özel sayısı oldu.

Ağaçlar.net dergi de 2. sayısı ile merhaba diyor size, buradan okuyabilirsiniz.
Selamlar, Serüven yeni sayı ve Gözliklü Sami vinyetleri @ 31-01-2007 11:54 
merhaba,Serüven dergisinin yeni sayısı çıktı, benim de bir kaç vinyetle katkıda bulunmaya çalıştığım derginin içeriği hakkında kısa bir metni Serüven.org'dan aynen yapıştırıyorum aşağıya, detaylı içerik bilgisi Serüven.org adresinde;"Serüven Kış 2007 Serüven’in yeni sayısının kapağı Taner Duran’a ait. Bu sayımızda Giardino’dan Grangé’a, Serüven’e özel röportaj veren Manfredi’den Zagor’un genç senaryocusu Burattini’ye, Dylan Dog’tan Hisardaki Vampir’e, Yücel Köksal’dan Ragıp Derin’e, Sururi’den Savaş Dinçel’e, Crepy’den Avni’ye varıncaya kadar çizgi romanı farklı yazı, röportaj ve yorumlarla incelemeyi sürdürüyoruz." Bunlar da benim Turhan Selçuk'tan utana sıkıla çizdiğim Gözlüklü Sami vinyetleri;



Selamlar, Yeni e-kart @ 27-01-2007 16:13 merhaba,
Yeni e-kart;

Büyük versiyon için tıklayın Animasyonu izlemek ve eşe dosta göndermek için buraya tıklayın.
*** Sevgililer günü nedeniyle FlashFunPages.com menüsünü de değiştirdim geçici olarak, görmek isterseniz FlashFunPages.com anasayfası da burada.
Selamlar,Kazuo Oga @ 24-01-2007 09:53 merhaba,
Başta Miyazaki'nin filmleri olmak üzere Studio Ghibli'nin filmleri hepimizi çok fena çarptı geçtiğimiz senelerde.Benim favorim "Komşum Totoro" dahil olmak üzere pek çok Ghibli filminde sanat yönetmeni ve geri plan ressamı olarak çalışmış bir isim var; Kazuo Oga.

Kazuo Oga
Kazuo Oga'nın bu filmlerde yaptığı çalışmaları topladığı 2 kitabı var.Eskizlerini, geri plan boyamalarını topladığı bu kitaplarda adım adım çalışmasını anlatan fotoğraflı bölümler de var.Röportajları da var ama kitaplar Japonca olduğu için o kısımlar hakkında malümat veremeyeceğim :) Beni yakından tanıyan, evime gelen birisi olsanız ve "Mehmet bu evde bu kadar kitabın var, çizerler çizmişler çizmişler sen toplamışsın, bunların arasında en favori kitapların hangisi?" deseniz ben de size derdim ki, "işte Kazuo Oga'nın bu iki kitabı bu kütüphanelerin gözdeleridir".Ha ileride değişir bu durum belki ona bir şey diyemem ama şimdilik böyle.
1996 tarihli ilk kitabın kapağı

2005 tarihli 2. kitabın kapağı
İngiltere ve Amerika'daki online mağazalarda görüp 30-40 sterlin gibi dudak uçuklatan fiyatlara alamadığım kitapları, Japonya Amazon'un "bu sayfayı İngilizce görmek için tıklayın" butonunu farkederek, orjinal fiyatından kavuştum 15 gün önce.
Kitaplardan fotoğrafladığım bazı görsellerden sonra bir kaç link verip kapatıyorum mesajı.Kitabı tararken yıpratırım diye fotoğraf çektim sayfalardan, bu yüzden görsellerin kalitesi biraz sıkıntılı, idare edeceğiz artık.
Büyük versiyon için tıklayın

Büyük versiyon için tıklayın

Büyük versiyon için tıklayın

Büyük versiyon için tıklayın
* İlk kitabın Amazon Japonya sayfası burada.
* İkinci kitabın Amazon Japonya sayfası burada.
* Nausicaa.net'te Kazuo Oga filmografisi var, güncellenmemiş biraz eksik ama bu site Ghibli ile ilgili en geniş sitelerden biri.
* Wikipedia'da Kazuo Oga sayfası.
* Kazuo Oga'nın 2006 yılında kendi yönettiği "The Night of Taneyamagahara" filmiyle ilgili Wiki sayfası.Filme ait ekran görüntülerine de bu siteden ulaşabilirsiniz.
Aklıma başka bir şey gelirse yazarım sonra :) Selamlar,Yeni bir ekart @ 18-01-2007 17:00 merhaba,
Gelecek mesaj Oga Kazuo demiştim ama fırsat bulamadım bir şeyler yazmaya, araya şu yeni ekartı sokalım bu arada;

Büyük versiyon için tıklayın Animasyon olarak izleyip, eşe dosta göndermek için buraya tıklıyoruz.
Gelecek mesaj; Oga Kazuo... pek yakında :)Agaclar.net, Ana ardıç & Oga Kazuo @ 16-01-2007 14:13 merhaba,
Agaclar.net, bir grup doğa dostunun çalışmalar yaptığı, ağaçlar bitkiler üzerinde konuşup bilgi paylaştıkları bir forumu olan, fotoğraf arşivi oluşturulan, ödüllü fotoğraf yarışmaları düzenlenen çok geniş içerikli bir site.
Artık bir de e-dergi çıkartıyorlar, buradan ulaşabilirsiniz. Agaclar.net'e destek olmak için kullanabileceğiniz bannerlar burada.
Bu da benim sevgili ana ardıcım, onunla ilgili kısa bir bilgiyi agaclar.net forumda verdim, buradan ulaşabilirsiniz.

Bu ise Oga Kazuo'nun, Miyazaki'nin "Ruhların Kaçışı" filmi için boyadığı ağaçlardan biri, ne kadar da benziyorlar değil mi? 
Gelecek mesaj; Oga Kazuo...Pek yakında :)3 boyutlu logo @ 10-01-2007 13:41 merhaba,
Logo çalışmalarını yaptığım bir parti organizatörü firma var İrlanda'da, KidsPartyClub. Doğumgünleri ya da benzer özel günlerde kukla gösterileri, kukla Dj'lerle dans partileri vs. düzenliyorlar.Yaptığım logoyu 3 boyutlu mıknatıs haline getirip bir kaç tane de bana göndermişler :) Çok hoşuma gitti, logodaki her bir rengi ve parçayı farklı yükseklikte kabartmışlar, çok ince detayları var.Çin'de hazırlanmış mıknatıslar. 

Selamlar,Kare as! @ 08-01-2007 21:54 merhaba,Kısa ama öz bir tespitim olacak;
Oğuz Aral Walt Disney, Engin Ergönültaş ise Hayao Miyazaki'ye denk gelir bizde.

Büyük versiyonu için fotoğrafa tıklayın
Ergönültaş-Miyazaki cephesi hayatımda çok önemli bir yer tutuyor, her ikisine de kelimelerle ifade edemeyeceğim derecede saygı, işlerine tutku duyuyorum.
Selamlar,Bak dergisi & yeni ekart @ 05-01-2007 10:12 merhaba,
Bak dergisinin 6. sayısı çıkmış.Benim de bu sayıda 3 fotoğraf çalışmama yer veren derginin her sayısı birbirinden başarılı oluyor, Ozan Karakoç'a tebrikler. Gelecek sayının konusu "Hayal", iş göndermek için son tarih 15 Şubat.
6.sayı kapağı
*** Çiziminden oldukça memnun olduğum yeni bir ekarttan ekran görüntüsü var aşağıda; izlemek, eşe dosta göndermek için buraya tıklayın.
Büyük versiyonu için çizime tıklayın
Selamlar,
|
|