Hükümetten Rest @ 18-07-2008 10:56

NATO soğuk savaş döneminde kendine bağlı ülkelerde "Gladyo"lar kurmuş. Bunlar çeşitli karanlık operasyonlar yapmışlar. Soğuk savaş bitince tasfiye edildiler. En çok bilineni İtalya’nınki... Belki de en faal olanı o olduğundan. Şunlar İtalyan Gladyo’sunun karıştığı eylemlerden bazıları: ". Üç polisin hayatını kaybettiği, onlarca kişinin yaralandığı 31 Mayıs 1972 tarihli Peteano katliamı, 23 Kasım 1973'te patlayıcıyla düşürülen Argo 16 uçağı, 1974'te sekiz kişinin öldüğü, 102 kişinin yaralandığı Piazza della Loggia'nın bombalanması, 1977 Mayısında eski başbakanlardan Aldo Moro'nun kaçırılıp öldürülmesi, 2 Ağustos 1990'da Bologna tren istasyonunda patlayıp 85 kişinin ölümüne 200'den fazla kişinin de yaralanmasına sebep olan bomba..." (Fehmi Koru-Yeni Şafak)
devamını oku
Eğer @ 18-07-2008 10:54
-I-
Yazgı insanın elinden gelmeyenler midir? İnsan gücünün yetmediği noktada, sınırda mı başlar yazgının dünyası?
Ölüm örneğin. Canlı olmanın doğal sonucu ölüm. Kuşkusuz canlı olunmasaydı ölünmezdi. Ölünür müydü yoksa? Ölüm yazgıdır. Canlı olmak da ölüm gibi bir yazgıdır.
Demek ki yapıp etmelerin ötesinde kalandır yazgı. Yapıp etmelerimizi belirleyen olsak da yapıp ediyor olmak elimizde olmadığına göre.. ah evet;
“ sakın kader deme
Kaderin üstünde bir kader vardır”
devamını oku
Hata Devam Ediyor'u Devam Ettiren Hata @ 17-07-2008 10:36

Çırpını çırpını giden atlardan indik
Girmek için patavatsız yurttaşlar sırasına
İsmet Özel
Günümüz Türk şiirine kendi doğal akışı içinden baktığımızda bu noktada sarf edilmiş bir çok sözün yeterli derecede kayıt altına alındığını görüyoruz. Her şairin kendi poetik duruşuna değinen metinlerin sıklıkla kaleme alındığı, dergi sayfalarında ve çeşitli edebiyat ortamlarında dile getirildiği günümüzde Türk şiirinin kendi doğallığının, bir şey söyleme gerekliliğinin tuhaf bir baltalamaya tabi tutulduğunu işaret etmek şiirin özgünlüğüne ve şairin ayrıcalıklı pozisyonuna halel getirecek bir durum arz etmez sanırım.
devamını oku
Çığlık -2- @ 16-07-2008 10:20
Ah tahammül! Nereye kadar hırpalayacaksın kalbimi…
Bütün hitap noktalarımda sen olmalıyken,
Olmaklığına kendimi inandırdığım bütün hayallerim henüz diri iken,
Gökteki yıldızlarla birbirimize selam söylediğimiz günleri anarken,
Sokakta yürürken eşlik ettiğin bir sürü acıma atfen,
Hepsi için, içimden büyük bir haykırış isteği uyanmışken,
Çılgınca susup, acılarımı örtbas ederken,
Çöküş seanslarından, kurtuluş travmasına bulanmışken,
Cennet ve cehennem gerçeği ile yüzleşiyorken,
Seni özlediğimi kime söyleyebilirim ki?
devamını oku
7-Noktada “Ağlama Duvarı” Vakıasının Anatomisi @ 15-07-2008 10:56

I. Cihan Savaşı sırasında Amerikan senatörü Hiram Warren Johnson’un “savaşın ilk kurbanı hakikattir” dediği rivayet edilir - ki 1918 de henüz bu günkü kadar tekâmül etmiş bir psikolojik savaş yoktu ve hali ile ne siyasi doğruculuk ne de dezenformasyon bu günkü kadar geniş kullanımda değildi. Türkiye’de taraflar için bir var oluş mücadelesi olma istidadı gösteren rejim tartışmalarının aldığı hali savaş olarak tanımlamanın hiç te abartma olmayacağı ve bu savaşın öncelikle psikolojik metotlarla yürütüldüğü gerçeğini kimsenin yadsıyacağını sanmıyorum.
devamını oku
Tarana-i Hindi @ 15-07-2008 10:55
Tarana-i Hindi (Hint Şarkısı)*
Bütün cihanda Hint bir tanedir;
Bizler onun bülbülüyüz
O neşemizin bahçesidir.
Nerede olursak olalım, ne kadar uzak olsak da evden,
Kalplerimiz daima burada çarpar.
Dünyanın en yüce dağları,
Gökyüzünün komşuları,
Bu toprağı her tehlikeden korur.
devamını oku
Sinir Sitemi @ 14-07-2008 10:23

Bu sitem başka
Dağlardan ovalara doğru
Denizleri ufuktan koparan
Beni bir sabır taşı
Aşkı som-soğuk bir gürz kılan
Damarımdan akan kan nasılsa
Akan bir şiire mürekkep
Bir şiirden mürekkep
Kan
devamını oku
Başlığı Sen Koy! @ 14-07-2008 10:22
Her medeniyetin baktığı yerden bir şeyler neşvünema bulur. Her medeniyet baktığı yere kendinden bir bakış esintisi bırakır. Medeniyet ellerinin değdiği her yere, kendi tarihinin birikiminin imbiğinden süzülen bir damla düşer. Ve “yeni düşünen” nesiller bu damlayı bir cansuyu gibi toprağına çeker. Aşkla, mecbur olma cebri ile…
Medeniyetler donmuş kalıplardır. Ama ne zamana kadar? Bu donmuşluk hiç artmaz ya da hiç azalmaz mı? Medeniyeti oluşturan ve besleyen kültür değil midir? Bizce öyledir. O halde medeniyetler kültür değişimlerinin somutlaşmış halidir dememiz de bir eksiklik olmaz, kanısındayım.
devamını oku
Latife Tekin ve Balbay’ın Kimliği...! @ 12-07-2008 11:47

Son zamanlarda mağdur iki yazar halleriyle göz doldurdu. Meslektaşı kardeşleri de baskıcı siyasetin ezdiğini düşündüğü bu yazarlara destek verdi. Aslında bunun örnekleri siyasi tarihimizde fazlası ile var; ancak konu edeceğim iki insanın mağdur gösterilişi kadar propaganda kokanına şimdiye kadar ben şahsen rastlamadım.
Bu iki yazardan ilki romancı Latife Tekin, hani şu İslamcı belediyelerin sıkça şehir etkinliklerine konuk ettiği ve onunda okuyucu kitlesini mutlu etmek için mekanlarına bir zamanlar Lale Müldür’ün yaptığı gibi davete icabetsiz bırakmadığı yazar. Bu etkinliklere katılırken solcu reflekslerini Edip Akbayram gibi kullanmamış ve kendisini okuyan İslamcı kesim ile diyaloglar geliştirmiştir.
devamını oku
Tesettür Mağduru Erkekler @ 11-07-2008 10:24
Adam yeni ürünlerinin tanıtım toplantısı için, son bir haftadır planlama ve organizasyon yapıyordu. Kendisine tevdi edilen her meselede olduğu gibi bu işi de en başından planlamaya başlamıştı; kimler davet edilecek: müşteriler, üst düzey yöneticiler, pazarlama ekibi, basın, sonra toplantı mekânı, süslenmesi, gelenlerin karşılanması, yerlerine oturmaları, ikramlar, promosyonlar, konuşma metni, örnek ürünler ve daha birçok ayrıntı. Bu iş ona verilmişti, o zaman en iyi şekilde yapılmalıydı.
Bu iki saatlik toplantı için günlerce hazırlanmış, ama işte her şey istediği gibi gitmişti. Yönetim kurulu başkanı salondan çıkarken bir an adamın yanında durdu ve ‘emek harcanan çalışmalar kendini belli ediyor, teşekkür ederim’ dedi. Adam biraz kızardı, bu iltifat için sadece ‘sağ olun’ diyebildi.
devamını oku