GENÇLİĞE HİTABE @ 18-05-2008 00:01
GENÇLİĞE HİTABE
KAZDAĞI VE MADEN ARAŞTIRMASI @ 18-05-2008 00:01
Sayın Bakanım;Bir orman mühendisi olarak, Kazdağında yapılan çalışmalar hakkında basında yer alan haberler beni çok üzmektedir . Oranın doğal dengesi bozulursa dünya kadar altın verseniz o dengeyi oluşturamazsanız. Doğa bu kadar önemliyken günümüzde böyle bir maden arama olayına izin verilmiş olması çok korkutucu. Başımızdaki büyüklerimiz bunu düşünmezse halkın içinden bilgisi olmayan insanlar doğaya nasıl sahip çıksınlar. Tüm yetkiler elinizde ve bu yetkileri iyi veya kötü kullanmak takdirinizdedir. Tekrar altını çizmek istiyorum. Dünya ağırlığında altınınız olsa öyle bir doğayı ne satın alabilirsiniz ne de yapabilirsiniz. Umarım bu olayı durdurursunuz. Saygılarımla... Bu yazdığımı ve ya benzerini yazıp veyseleroglu@gmail.com adresine yollar mısınız? Doğal kaynaklarımıza sahip çıkmak için. Kendisi yeni Orman Bakanımız. HABERİN DETAYI; Kaz Dağı’nda çok sayıda yeni oluşum, firmaların işletme ruhsatı alarak siyanürle altın aramalarını engellemek için harekete geçti. Bergamalı köylülerin 15 yıllık mücadelesi bu harekete örnek olacak... Çanakkale'nin Ayvacık ilçesine bağlı Küçükkuyu beldesinde Kaz Dağı Koruma Girişimi Platformu tarafından ''Kaz Dağı ve Maden'' konulu panel düzenlendi. Bergamalı köylüler, Ovacık’taki maden ocağının tamamen kapatılması için akıllarına gelen her türlü eyleme başvurmuş, eylemlerini Türkiye’ye, davalarını AİHM’ne taşımışlardı. Bergamalı köylülerin avukatı Senih Özay, “Türkiye’de siyanürle altın arama konusunda asıl dosya Bergama dosyasıdır” diyerek, Kaz Dağı ve Havran’a örnek teşkil edeceği için Bergama’nın unutulmaması gerektiğini söyledi. Kazdağı’nı Koruma Girişimi sözcüsü Süheyla Doğan ve Çanakkale Çevre Platformu Sözcüsü Hicri Nalbant, Kazdağları’nı ne gibi tehlikelerin beklediğini ve mücadele süreçlerini NTVMSNBC’ye değerlendirdi.Haberin devamı Kaz Dağı’nı Koruma Girişimi sözcüsü Süheyla Doğan, Kaz Dağın’daki son durumu ve duydukları kaygıyı şu sözlerle özetliyor: “Kazdağında şimdiden ağaçlar kesilmeye, yollar açılmaya, sondaj delikleri ile dağ delik deşik edilmeye başlandı. Ekolojik denge bozuluyor. Yaptığımız incelemede, bu ay ve Kasım ayında yeni bir sürü alanın - 3 bin civarında alan- maden-altın aramasına açılacağını öğrendik. Türkiye’de aranmadık yer kalmayacak gibi görünüyor. Maden çıkartılmaya başladığında ve işletmeye açıldığında neler olacağı şimdiden belli”. “Kaz Dağı’nın üstü altından daha değerli!” diyen girişimin sözcüsü Süheyla Doğan, Kaz Dağı’nda yaşanan süreçle ilgili şu bilgileri verdi: FİRMA VE RUHSAT SAYISI BELLİ DEĞİL“Biz bu süreçte, Bahçedere dışında, Kaz Dağı’nın kuzey tarafında da bir sürü alanda maden-altın arandığını öğrendik. Bahçedere tek değildi….Çan’da, Bayramiç’de, Çanakkale’de arama çalışmaları sürdürülüyordu. Arama faaliyetlerini sürdüren firmalar: TEC COMINCO, TÜPRAG, Stratex, Fronteer, Ariana Global Madencilik A.Ş,Kanada’lı AMDL (Anadolu Madenlerini Geliştirme Limited), Mediterranean Resources, Valhalla Resources, Silvermet Inc. ve Aldridge Minerals, Eldoradogold. En önde, dört sahayı Teck Cominco ile birlikte geliştiren Fronteer geliyor. Ağı Dağı nerede ise işletmeye hazır. Kirazlı, Dede Dağı, TV Kulesi ve Halilağa da hazırlanıyor. Ariana ve Eurasian da kollarını sıvadı. Firma sayısını ve ruhsat sayısını net olarak bilemiyoruz. Enerji Bakanlığı- Maden işleri Genel Müdürlüğü net bir açıklama yapmıyor, Bakanlığa bu konuda Çanakkale Çevre Platformu tarafından açıklama isteyen bir dilekçe hazırlandı ve imzaya açıldı.” KAPASİTE ARTIRMA NEDENİ TİCARİ SIR!“Bergama sürecinde yer alan bilim insanları ve hukukçulardan sürekli bilgi alıyoruz ve deneyimlerinden yararlanıyoruz. İki hafta önce, KKGG olarak Bergama’da ‘Bergama-Ovacık Madeni Kapasite Artırımı ve Depolama Tesisi Projesi ÇED Bilgilendirme Toplantısı’ na katıldık. O toplantıda Bergama’nın işleme kapasitesinin ve atık havuzlarının kapasitesinin 3 katına (300 bin ton olan işletme kapasitesinin 1 milyon ton’a) çıkartılmak istendiğini gördük. Bergama’daki mevcut cevher bitmek üzere. Kapasite artırımının nedenlerini firma ticari sır diyerek açıklamadı.” MADEN YASASI’NIN ACİLEN İPTAL EDİLMESİNİ İSTİYORUZ“Bizler, yürürlükteki Maden Yasası’nın tam bir sömürge yasası olması ve doğa, insan ve ülke çıkarlarına ve anayasaya aykırı olması nedeniyle bu yasa kapsamında maden aranması, işletilmesine karşıyız. Öncelikle, Kazdağı ve ülkemizin Bergama, Gümüşhane, Tunceli, Uşak, Eskişehir, Artvin’deki arama ve işletme ruhsatlarının iptal edilmesini ve yeni ruhsat verilmemesini ve yasanın acilen iptal edilmesini istiyoruz.” “MADEN YASASINA HAYIR” MİTİNGİ“Enerji Bakanı 27 Ekim’de bir panel için Çanakkaleye geliyor. Kendisine taleplerimizi anlatan bir karşılama töreni (!) düşünüyoruz. Konuyu gündemde tutmak için imza kampanyalarına, basın açıklamalarına, bilimsel toplantılara devam edeceğiz. Türkiye’nin diğer yerleri ile de birleşerek, gerekli kamuoyu oluştuktan sonra büyük bir Maden Yasasına Hayır mitingi hedefliyoruz.” Kaz Dağı’ndan altın çıkarılmasına izin verilmesi halinde neler olabileceğini uzmanlar şöyle sıralıyor: KAZDAĞI’NDA ALTIN ÇIKARILIRSA NELER OLACAK?* Kaz Dağı’nda altın çıkarılırsa; 1 trilyon ton toprak işlenecek, 400 bin ton siyanür kullanılacak.* Kaz Dağı’nda altın çıkarılırsa; 2 milyon 580 bin dönüm orman, 10 milyon zeytin ağacı etkilenecek.* Kaz Dağı’nda altın çıkarılırsa; su kaynakları azalacak ve kirlenecek.* Kaz Dağı’nda altın çıkarılırsa; orman köylülerinin geçim kaynağı azalacak ve göçe zorlanacak, 20 bin zeytin üreticisi, 80 bin zeytin işçisi ile 30 bin aile etkilenecek. Ürünlerimize alıcı bulamayacağız. Bölgemize turist gelmeyecek.* Her yıl zeytinden, zeytinyağından ve diğer tarım ürünlerinden elde edilen 650 milyon dolar ve ayrıca turizm gelirleri kesilecek.Bir altın madeninin ömrü 10 yıl… Kaz Dağı’nda altın çıkarılırsa; 10 yıl sonra siyanür çukurlarıyla üzerinde ot bitmeyen toprak dağları kalacak. 10 yılda verilen zarar yüzlerce yıl temizlenemeyecek. Siyanür ve ağır metallere maruz kalacak, zaman içinde ölümcül hastalıklara yakalanacağız. Bergama’lı köylülerin siyanürle altın arama mücadelelerinde avukatlığını üstlenen Senih Özay, 15 yıldan uzun süren mücadeleden Kaz Dağı için de çıkarılması gereken dersler olduğunu söylüyor. Av. Senih Özay: BERGAMA’DA ALTINLI TOPRAK BİTTİ AMA...Bergama’da 15 yıldır Türkiye’de idare mahkemelerinin ve Danıştay’ın verdiği kararlara rağmen, AİHM’nin verdiği karara rağmen, arkaya dolana dolana bu maden bitirildi. Yani altınlı toprak bitti. Altınlı toprak bitince orayı kilitleyip, ağaçlandırıp, rehabilite etmeleri gerekirken, Koza firmasıyla Çevre Bakanlığı arasındaki ahbaplık yüzünden buraya altınlı toprak getirilmeye başlandı. Gümüşhane’den kamyonlarla Trabzon’a, Trabzondan’da gemilere yüklenerek kamyonlarla bu bölgeye altınlı toprak taşımaya başladılar. Havran-Küçükdere’de Koza Madencilik firması, altın işletme tesisini bütün mahkeme kararlarına rağmen çalışıyor. Altın cevheri içeren toprak, Küçükdere’den Bergama’ya kamyonlarla taşınıyor ve Bergama’da işleniyor. BU BİR BAYRAK YARIŞITürkiye’deki siyanürle altın arama konusunda asıl dosya Bergama Dosyasıdır. Kaz Dağı, Havran gibi dosyalar örnek teşkil edeceği için Bergama’nın unutulmaması gerekiyor. Kaz Dağı için yapılan mücadele belki etkili olur, o zaman altını oradan çıkarıp burada, Bergama’da işlerler. Belki de bu yüzden Bergama’nın kapasitesini 3 katına çıkarıyorlar. Bunları bilerek mücadele etmek lazım. STK’ların, dürüst medyanın ses çıkartması lazım. Barolar Birliği başından bu yana ses çıkartmıyor. Barolar Birliği bu konuda korkunç kötü durumda...Bu bir bayrak yarışı. Belki de sivil girişimlerle Kaz Dağı Milli Park denilip kurtulabilir ama “Al sana Kaz Dağı’nı, ver bana Sinop’u” diyebilirler. Böyle bir pazarlığa girebilirler. Mücadele etmek şart. Tek ağızdan bir mücadele yapılıp yapılamayacağını önümüzdeki günlerde Ankara’da toplanarak konuşacaklar. Kendi isyanlarıyla, kendi hırsıyla mücadele ederlerse başarılı olurlar. Hicri Nalbant (Çanakkale Çevre Platformu Sözcüsü ve Ziraat Odası Bşk.)30’un üzerinde sivil toplum kuruluşunun katılımıyla oluşan Çanakkale Çevre Platformu’nun Sözcüsü Hicri Nalbant, “Bergama’dan çıkardığımız dersler var. Orada alınan derslerle, yargı kararı da olsa Maden Yasası da olsa, yöre halkı eğer bu işe baş kaldırırsa hiç bir maden işletmesi gelip burada maden işletemeyecek” diyerek kararlılıklarını vurguluyor: BERGAMA’DAN ÇIKARDIĞIMIZ DERSLER VARBergama’da yapılanlar ilkti. Bergama’dan çıkardığımız dersler var.Yapılacakların ne olduğu çok iyi bilinmiyordu. Bu yapıla yapıla öğrenildi Bergama’da. Yargı kararlarına karşı o zamanki hükümetin gevşek tavrı, umursamaz tavrı nedeniyle Bergama’da yargı kararları uygulanmadı. Orada alınan derslerle, bir de yargı kararı da olsa Maden Yasası da olsa, yöre halkı eğer bu işe baş kaldırırsa hiç bir maden işletmesi gelip burada maden işletemeyecek. Bu gücü yavaş yavaş görmeye başladık. ÖLÜMLERİN YÜZDE 60’I KANSERDENMadenciler 100 bin dekarın üzerinde, 10 bin hektardan fazla bir alanda sondaj çalışmaları yürütüyorlar. Bizim bütün direnmemiz orada bunlara işletme ruhsatı verilmemesi. Bunun için elimizden gelen her şeyi yapacağız. Eğer buna engel olunmazsa, işletme ruhsatı verilirse, 100 bin dekarlık alanını altını üstüne getirecekler. Bu alanın tümü dünyanın hiç bir yerinde bulunmayacak orman alanları. Bir buçuk milyon insanın -Yunan adalarına kadar- içme suyunun Kazdağları’ndan gittiği belli oldu. 1,5 milyon insanın içme, kullanma suyu, yöre tarımın kaliteli yapıldığı bir yöre, her türlü meyvenin sebzenin en iyi yetiştiği bir yer. Bunların sulama suyunun kaynağı da Kazdağları. Eğer dediğimiz alanda bunlar maden işletmeye başlarlarsa, topraklarımız kirlenecek, sularımız zehirlenecek, yani yörede yaşayan tüm canlılar zehirlenecek. Yanıbaşımızda Balya var. 70 yıl önce terkedilmiş madenler var. Fransızlar kurşun madenini işletip, gitmişler. Halen burada ölümlerin yüzde 60’ı kanserden. Her yağmur yağdığında balıklar ölüyor. Bu siyanürlü liç yöntemiyle işletilen altın madenleri bu bölgede de işletilirse bundan sonra yüzlerce yıl bu bölgenin temizlenmesi mümkün olmayacak. EYLEMLERİMİZİN ARKASI GELECEK Öncelikle yörede yaşayanları, geçimini tarımdan sağlayan yurttaşlarımızı bilgilendireceğiz. Köylerde bilgilendirme toplantılarına başladık. Önümüzdeki günlerde hazırlanacak ÇED raporlarının kabul edilmemesi için her türlü yöntemi kullanacağız. Bir şekilde kabul edilirse o zaman da yargı yoluna gideceğiz. ÇED raporundan başlayarak bundan sonra yapacakları bütün hareketler için platformumuz öncülüğünde belediyelerimiz, tüm yöre halkı yargıya başvuracak. Eylemlerimizi arkası gelecek. kaynak: http://www.8sutun.com/node/42842
DÜNYAMIZ VE BİZ @ 18-05-2008 00:01
http://blogactionday.org/ DÜNYAMIZ VE BİZ Her şey bir süreçle oluştu. Hiçbir şey birden bire gelişmedi. İlkokul yıllarımızda bize Dünyamızın oluşsum süreci anlatıldı. Bunun ne kadar uzun bir süre aldığından bahsedildi. Yeryüzünün şekillenmesi ve bir yaşam alanına dönüşmesi… Bunların hepsi bir süreçti. Bu gün geldiğimiz nokta ise yine bir süreçtir. Bize sunulmuş dünyamızın insan eliyle yavaş yavaş zarara uğratılması sonucu bu gün bu noktadayız. Kaynaklarımızın tükenmekte olduğu günleri yaşamaya uzun bir zaman önce başlamıştık. Malesef insan bir şeyin ciddiyetini elindekini kaybedince anlıyor. Doğal yapıyı bozarak iyi yaptığını yenilikler getirdiğini düşünürken hiçbir yeniliğin gelmediğini aksine gerilediğini henüz fark ediyor. Doğal afet diye nitelendirdiğimiz her şey bugün yaşanmakta. Yangın, sel, deprem, kuraklık... Bunların hepsi doğal dengenin ne kadar bozulduğunun göstergesidir bence. Doğanın yok edilip kentleşmenin artması ne kadar fayda sağladı acaba yapana paradan başka. Kıyıların imara açılması ne kadar fayda sağladı acaba yapana ve yaptırana paradan başka. Ormanların yok edilmesi, kesilmesi veya yakılması, ne kadar fayda sağladı dünyamıza yakan kişinin ve yaktıranın cebine giren birkaç liradan başka. Yaşanmayacak bir dünya elimize kaldıktan sonra ne kadar faydası olur o binanın. Çok susadım su bitti bina iç; duş almam lazım su bitti açık arazilerde güneşlen; acıktım biraz bina ye mi? El birliğiyle getirdik dünyamızı bu güne ve bunun değişmesi de bir sürece bağlıdır. Bu süreci nasıl başlatırız sorularını düşünmeye başladıysanız ve bişeyler yapmak istiyorsanız. Bu sürecin başlaması için; doğamızın koruyucusu parasız askerleri olalım.
Kabak Koyu-2 @ 18-05-2008 00:01
Yıldız Köşkünden Kabak Manzarası Kabak Naturallife’da İlk Gün Kabak Naturallife’dan içeri adımımızı attık ve hemen bir bardak çayla yolculuğumuzu tamamlamış olmanın keyfini çıkardık. Biraz dinlenmek için bahçe içindeki köşklerden birine kurulduk. Kabak Naturallife çalışanlarının sıcak ilgileri ve hoş sohbetleriyle yol yorgunluğumuzu attık. Sahile gitmek için hazırlandık. Denizin sonsuz maviliğiyle ormanın sonsuz yeşilinin öpüştüğü o sakin koyu yaşamaya başladık. Çok az insanın bulunduğu, manzaranın büyülediği sahilde saatlerin nasıl geçtiğini anlayamadık. Akşam köşkte dinlenmeye çekildik. Biz dinlenirken akşam yemeği çanı çaldı. Yemek için hazırlanan masalarda hep birlikte yemeğimizi yedik. Yemekleri anlatmaya kelimeler yetmez tek kelimeyle mükemmeldi. Doğadan gelebilecek tüm lezzetler önünüzde; geldiğimden beri ekmek beğenmiyorum desem yeterli olur sanırım yemekleri anlatmaya. J Yemek faslından sonra ne yapalım diye düşünürken biz, ay ışığında, yıldızların altında film izleme günün süprizi oldu. Yerlere serilmiş minderler üzerinde açık havada film izlemek de ayrı bir zevkti. Film izlemek yerine yıldız köşkünde sohbet etmeyi tercih edenlerle filmden sonra buluştuk. Kabak Koyu’nu ve Kabak Naturallife’ı tatil için tercih edenlerle tanıştık. J Bizimle aynı gün gelenler, bizden bir kaç gün önce gelenler ve daimi orada kalanlar olarak herkes bir birini tanımaya başladı. Ve gecenin ilerleyen saatlerinde doğanın koynunda uykuya daldık….
Fethiye Kabak Koyu-1 @ 18-05-2008 00:01
Merhaba dostlarım; Nasılsınız? Ben kendimi çok iyi hissediyorum. Çok güzel bir yerde tatilimi geçirdim. Harika insanlarla hatta şirin mi şirin insanlarla tanıştımJ Tadı damağımda kalan günler yaşadım. Çok uzun bir tatil yapamadım sadece 5 günlük bir tatildi. O beş gün bana yetti çünkü çok pozitifti ve her şey beklentimin üstündeydi. Anlatılacak o kadar çok şey var ki nereden başlasam bilmiyorum inanın. Bir uçtan başlıyorum. Tamam buldum; oraya gitme kararımızı ve varış hikayemizi anlatayım önce… Tatile çıkmadan önce uzun bir araştırmaya girmiştik. Kardeşimle nereye gitsek bu birkaç günümüzü nerede geçirsek diye düşünüyorduk. Biz tam bu düşünceler içerisindeyken benim çocukluk arkadaşım “kabak koyu diye bir yer varmış netten bana bulur musun” dedi. Hemen bakıyorum dedim ve bulduğum yerlerin ilişim (link=ilişim) adreslerini hem ben okudum hem ona yolladım. Kesinlikle buraya gitmelisin dedim. Kabak Naturallife kalmak için en uygun yer çünkü güvenli görünüyor anlatılanlara bakılırsa dedim ve tatilini orada geçirmeye karar verdi. Döndüğünde her şey ona daha güzel görünüyordu ve kaldığı süre içerisinde çalışanlarının dostane yaklaşımı onu çok memnun etmişti. Bu kadar memnun kaldığına göre kesinlikle biz de oraya gitmeliyiz dedim. Tatil zamanı geldiğinde kendimizi Fethiye otobüsünde bulduk. J 23:30’da Eskişehir’den kalkan otobüs saat 6:00’da Fethiye’deydi. Henüz yolculuğumuz tamamlanmamıştı Fethiye’den Kabak koyuna giden minibüslere binmemiz gerekiyordu. İki saat kadar bekledik ve Saat 9:00’da bizi Kabak’a götürecek minibüsteydik J. Ölüdenize kadar normal bir yolculuktu etrafta binalar binalar… Ölüdeniz’den sonra devam eden yol bütün duygularınızı okşayacak güzellikteydi. Bir tarafınız çam ormanı bir tarafınız deniz. Yol ilerlerken ne taraftaki güzelliğe bakacağınızı bilemiyorsunuz. Çam kokusu ve deniz kokusuyla bütünleşmiş bakir bir doğa. Tarifsiz bir duyguydu yaşadığım. 10:30-11:00 civarı kabak koyuna giden patikanın başındaydık. Fethiye kabak arası araçla gidilecek yolu tamamlamıştık artık. Tabelaları ve işaretli taşları takip ederek patikayı yürümeye başladık. Yaklaşık 40 dakika çam kokusunu içimize çekerek yürüdük. Yürüyüşümüz sona erdiğinde Kabak Naturallife’a ulaşmış bulunuyorduk. Devam edecek...
O DOĞA İÇİN YAŞIYOR... @ 18-05-2008 00:01
Yürek dolusu sevgilerimle, mutlu bir merhabayla sesleniyorum bugün size. Hissedeceğinizi biliyorum. J Geçen gün bloglar arasında gezerken sevgili kumhavuzu’nu ziyaret ettim. Blogunda kendini tamamen doğaya adamış bir blogcudan bahsediyordu. “Doğa” geçecek içinde ve ben orada olmayacağımJ; hemen tıkladım verilen linke. Çok güzel bir dünyanın içinde buldum kendimi. Son derece doğal yazılmış ve her kelimesi doğadan, hayattan bir şeyler anlatan, kendini anlatan; bir doğa hayranıyla tanışmış oldum. Almış olduğu radikal kararları ve kararları vermesine etken olan doğa aşkı onu Kenya’yla buluşturmuş. Hayranlık duyulacak kadar cesur biri. Sevgili Meltem Yaşar; insanın isteyince doğa için, kendisi için ve diğer insanlar için neler yapabileceğinin özeti yaşantısı. Cesaretine ve kararlılığına hayran kalmamak elde değil. Siz de bu doğal ve doğa için yaşayan kişiyle tanışmak isterseniz http://www.pigmelerledans.blogspot.com/ ziyaret edebilirsiniz. Görüşmek dileğiyle…Sevgiler…
ORMAN MÜHENDİSLERİNE YAPILAN HAKSIZLIK! @ 18-05-2008 00:01
MESLEKTAŞLARIMIZ OLAN ABİLERİMİZ,ABLALARIMIZ VE HATTA SIRTIMIZI DAYADIĞIMIZ ODAMIZ İHANET İÇERİSİNDEDİR.GELİN BU GİDİŞE DUR DİYELİM.ORMANCILIKTA BİR DEVRİN SONUNU GETİRELİM! GERÇEK BU: SALTANAT HENÜZ KALKMAMIŞ!...Önceki mevzuatta bakanlık ve genel müdürlükteki mühendislik kadroları için aranan şart orman mühendisi olmak idi, ancak sayın Pepe bakan olduktan sonra orman mühendisi olmak şartınının yanı sıra ziraat mühendisi,çevre mühendisi,su ürünleri mühendisi vs.bölümleri de kattı böylece kendi branşımızla ilgili işlere başka gruplardaninsanlarda alındı ben şuan il çevre orman müdürlüğünde çalışıyorum ve buradakoca dairede 2 orman mühendisi var gerisi ya iktisatçı ya ziraatçi ya daçevreci vs. Sizlere söylemek istediğim bu mevzuaat değişmeseydi zaten yasalolarak kimse bi özel çaba göstermeden atanabiliyordu çünkü emekli olanlarınyerine yarısını kadar alabilme şartı getirildi. Pasta aynı pastaydı ancak dilimleri çoğaldı. Bize de doğal olarak küçük dilimdüştü. Orköy Şube Müdürlüğü'nde ve ya AGM Şube Müdürlüğü'ndeziraat mühendisi müdürlük ve mühendislik yapıyor bizim neslimiz mi kurumuşki bizlerin yerine başkaları bakıyor.O zaman köydes projesine bizlerden alımniye yapılmadı?BU ÜLKENİN EN SAF İNSANLARI BİZ MİYİZ ? 1965 senesindegöreve başlaypıta halen çalışan kaç kişi var biliyor musunuz? Bunların en az 1/3 ünü emekli etseler bize 4 bin kadro açılıyor. Elalem 100 bin kişiolarak yerleşirken biz 1000 kişi yerleştirilmek için gerekeni yapmaz boş boşsızlanır durursak bizim sırtımıza semer vuran daha çok olur...Bir lokma ekmek dilenir gibi birkaç kadro dileneceğimize hakkımız olanıgöğsümüzü gere gere isteyelim. Orman Mühendisleri Odası ihanet içindedir. Bakanlığa ve genel müdürlüğe; biz istihdam sorununu halettik diye ilan ederken onlarıda kadro vermeme konusunda ikna etmeye çalışıyor.Çünkü ne kadar özel büro, o kadar fazla ücret ödemesi aidat ve seminer geliridemek. Ancak bu adamların işsiz orman mühendislerini bahane ederek meclistengeçirdiği kanununa öyle yönetmelik hazırladılar ki şaşılacak bir şey;çoğu işi özelde yapabilmek için en az on yıl çalışmış Orman Mühendisliği yapmış olma şartı var. AKLI SIRA 65 YAŞINA KADAR DEVLETTE ÖNÜMÜZÜ KESECEKLERZORUNLU EMEKLİLİKTEN SONRA DA ÖZELDE MEYDAN KAPATACAKLAR. Meslektaşım Serkan Yılmaz'ın yazısıdır.
ORMAN MÜHENDİSLERİNE YAPILAN HAKSIZLIK! @ 18-05-2008 00:01
İl Çevre ve Orman Müdürlüklerinde ben dahil Hizmet alımından çalışan meslektaşlarımız bilirler ki çoğu birimde Orman Mühendisi bulunmadığından dolayı bizim bulunmamız gereken kadrolara görevlendirme ile su ürünleri mühendisleri,ziraat mühendisleri bakmaktadır.Belki ileride bu göreve imamları da kendilerince uygun gerekçelerle getireceklerdir. Burada tüm arkadaşlarımıza gördükleri haksızlıkları insan vicdanını yaralayan uygulamaları yazmalarını ve rapor etmelerini rica ediyorum.Bizim hakkımız olan yerlere başka branştan alımlar yapılmasına seyirci kalırsak ileride bize biçilen görev Sayın Başbakan’ın “Su, simit satma tavsiyesi” olacaktır. Doğru olan,akla ve mantığa,bilime,ilericiliğe uyan, herkesin uzmanı olduğu,eğitimini yaptığı alanda çalışması ve ülke geleceğine katkıda bulunmasıdır.Bugün kendi elimizle seçip işbaşına gönderdiğimiz vekillerin,bakanların,yöneticilerin kendi kişisel ve keyfi uygulamalarına akıl almaz bir duyarsızlıkla seyirci kalmaktayız.Bizim olmamız gereken yerlerde ziraat mühendislerine,su ürünleri mühendislerine görev verilmesini içimize sindirmemeliyiz. Gelelim Orman Mühendisleri Odasına?? İşsiz mühendisleri 3-5 günlük seminerlerle uzman ağaçlandırmacı,amenajmancı ve silvikültürcü yapan odamız üniversitelerin vermiş olduğu Orman Mühendisliği Lisans Diploması”nı yetersiz görmektedir. 400-450 ytl lik ücretlerle çaresiz mühendislere sertifikalarla iş vaadinde bulunurken Çevre ve Orman Banklığının mühendis istihdamı ile ilgi ve itibar kaybına uğramıştır.Sömürülen mühendislerin ayakta kalacak halleri kalmadığından ve bu ilgi, itibar kaybının doğal sonucu olarak yeni yapılacak seminerlerde ücret 120-150 YTL ye kadar gerilemiştir.Yakında sertifikalara ek olarak “Yüksek Lisans Denkliği” adıyla yeni programlar başlatacağı hakkında kuvvetli duyumlar bulunmaktadır. Medyada yer alan ve “Orman görmeyen Orman Mühendisleri” başlıklı habere son derece bozulan ve üyelerinin geleceğiyle yakından ilgilenen Odamız çıkarmış olduğu Yasayla Emekli Orman Mühendislerinin emeklilikten mezara kadar olan süresi belirsiz süreçte piyasa ve ekonomik koşullarını garanti altına almıştır.Henüz çömezlik aşamasında olan yeni mezunların ise kendilerinin maiyetinde 500-750 YTL gibi ücretlerle ucuz işgücü kapsamında kalmaları her bakımdan çıkarlarınadır. Not : Meslektaşım Gündelia'nın yazısıdır.
KURAKLIĞA KARŞI AKILLI BULUT @ 18-05-2008 00:01
Hacettepe Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Cemal Saydam, "Akıllı Bulut Yöntemi" projesinin uygulamaya konulmasıyla barajları yağmur ve kar suyuyla doldurabileceğini iddia etti. Saydam, yaklaşık 15 yıldır proje üzerinde çalıştığını söyledi. Bulutların içinde buhar ve kristal buz parçacıklarının bulunduğunu anlatan Saydam, buz parçacıklarının büyüklüğünün yağmur ve kar yağışını belirlediğini kaydetti. "Buz parçacıkları büyükse yaz aylarında yağmur, kış aylarında ise kar yağışı meydana gelir" diye konuşan Saydam, bulutlara dışarıdan müdahale ederek buz kristallerinin sayısını artırabileceğini ve büyümesini sağlayabileceğini bildirdi. Saydam, projenin, yapay deneylerinin başarılı olduğunu söyledi. 'AB'YE BAŞVURDUK' Sahra tozlarının bulut içinde yağmuru nasıl tetiklediğini ispatladığını, ancak her sahra tozunun yağmura neden olmadığını vurgulayan Saydam, "Hangi sahra tozunun yağmura neden olduğunu belirledik. Güney Tunus'tan sahra toprağı aldık" dedi. Saydam, projenin nasıl işlediğini şöyle anlattı: "Bulut tohumlamasında, bulut partiküllerinin büyümesine neden olan buz kristali yöntemi kullanılıyor. Bulutun bir parçasının aşırı soğumuş olması gerekiyor. Sahra tozu tohumları, uygun nem ve sıcaklıktaki bulutun içine, uçakla ulaşılarak bırakılıyor. Tohumların bırakılmasından yaklaşık yarım saat sonra yağış başlıyor. Tohumlama, özellikle uygun sıcaklık açısından kış aylarında yapılmalı." Projeyi, Almanya'da ve Atina'daki dünyaca tanınmış meteoroloji uzmanıyla paylaştığını anlatan Saydam, "Projenin desteklenmesi için onlarla beraber AB'ye başvuruda bulunduk. Cevap bekliyoruz" diye konuştu. kaynak: http://www.memurlar.net/haber/84787/ Katkımın olmadığı yazılar sunuyorum bu günlerde hepimizi yakından ilgilendiren konular olduğu için ve okumayan kalmasın istiyorum. Umarım bir çözüm olur bu akıllı bulut kuraklığa. Hepinize yürek dolusu sevgilerimi yolluyorum. Görüşmek üzere...
KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN!!! @ 18-05-2008 00:01