The largest and the best home page
Olmazmi search
tr
en
home page sites rsses
   
 There are thousands of mobile phones in Telefonvarmi.com Click here to go Telefonvarmi.com.

Personal - Benyaptim.org RSS

linear eqns not fully converged @ 17-11-2008 20:13
ayakların geri geri gitmesi diye bir şey var, var. haftanın beş günü dokuzar saatten brüt kırk beş, sekizer saatten net kırk saat bu binanın içinde olma düşüncesi beni hasta ediyor. durumu demiyorum, sadece düşüncesi, çünkü durumun içindeyken düşünmeye mecalim kalmıyor. bu bu işlerin yürüyüş şekli, proje yönetiminden -projeyi geçtim, normal düz yönetim olsun- yoksun kişilerin “hadi [...]

holly smokes akadumanlı dumanlı oy bizim eller @ 11-11-2008 23:58
ankara il sınırları içerisindesin, burger king’de yemek yiyorsun, centilmenlik vasfını -centilmenlik bir vasıf mıdır araştır- bünyesinde bulundurabileceğini düşündüğün şahıs önünden yürüyor, kapıyı iterek açıyor ve muhtemelen senin de arkandan geliyor olduğuna dikkat etmediği için -muhtemelen’den sonrası iyimserlik tuzağı- kapıyı öylece bırakıyor, bir öne bir geriye salınımlanan kapı suratına kapanmış gibi hissediyorsun, içten içe sinir olup hiçbir şey [...]

field units @ 06-11-2008 19:19
yıllarca bilmeden etmeden söyledik bu türküyü, kah omuzları öne eğdik, kah kolları yana açıp parmak şıklattık, “tiridine bandım” isimli türkümüzden bahsediyorum, türküler, türkülerimiz… -kendime şu italikleri kullanabilme ortamı da yarattım ya, beni ben bile dutaman gayrı- tiridine, tiridine, tiridine bandık da, nedir bu tirit biliyor musunuz şambaba tatlılarım, zeki müren göbeklerim, şöbiyetlerim, ben bilmiyordum ve [...]

the ugly @ 31-10-2008 00:47
tiineyc muytın ninja töördıls, tiineyç muytınt ninca töörtıls, tiineyc mutınt nincı töördıls, heroes in a half shell! turtle power! bir dönüm noktası bu, yani şu nakaratta ne dediğini öğrendiğim şu an. resmen “hiroz in e half şel” diyomuş, “hirozeni hafşın” filan diyodum ben, hatta onu bile diyemiyodum, ağzım yüzüm yamcıyodu. hele bi de tüm sözleri okurken [...]

farklı tarihlerde çok sayıda olmak @ 20-10-2008 00:38
mutluluğun resmini çizdim ben! misafir odasında kuduran üç… çocuk! birinin topuğu diğerinin kaşında patladı, diğeri öbürünün sadece sol koluyla mücade ediyor, biri öbürüne seri tekmeler attı, ağlamadılar, daha da kudurdular, gülmekten nefesleri kesilene kadar. * * * armut ağacına yapıştırılmış hesap makinesi tuşları, ışınlanmak istediğimiz gezegenin koordinatları, çocukluğum, ağabeyim. / grup gerilim set, annemin bas gitarı, siyah [...]

arrange icons by date @ 15-10-2008 01:31
sanki her şey dün olmuş gibi. nasıl hepsi aynı anda dün olmuş gibi. ama olmuş gibi işte. tüm kaybedilenler, hepsi daha dün kaybedilmiş gibi, tek klasör altına dizilmiş, 20081013. anlatamam ki şimdi ben, nasıl anlatılır bu bilmiyorum. sorun aslında kaybetmek değil, kaybetme anının beni o “kaybedilenler” klasörüne götürmesi. tabi bu klasörü anlatabilmek için öncelikle masaüstümü anlatmalıyım. benim [...]

sular @ 09-10-2008 00:33
iki yan odada çalışan şefimin altı yaşındaki oğlundan bahsederken “herif” ve “adam” kelimelerini kullanmasını. özlem’lerin evindeki ingiliz kraliyet çay fincanlarından çay içmeyi. rimel ve göz kalemi sürünce sanki çok güzel olmuşum gibi hissetmeyi. kitap okurken herhangi bir cümleyi arkadaşlarımın veya ünlülerin sesi ve vurgularıyla içimden defalarca okumayı, o hezeyanla kitaptan kopmayı. denizden çıktıktan sonra ağzımın tuzuyla yeşil elma yemeyi. demet’in [...]

dördüncü gün @ 04-10-2008 21:36
şimdi bir öğleden sonra. tül perdeden içeri süzülen öğle ezanı, mütevazı bir oturma odasının orta yeri, bol kırlentli bir divan. ağzını açsa esneyecek, adeti olmamasına rağmen “aziz allah” diyor esnemeye yakın bir sesle, belki de anneannesinin sesinden söylüyor bunu, belki de söyleyesi geliyor da söylemiyor. sessizliği fırtına öncesiyle bir, usluluğu kıyamet alameti sayılabilecek bir çocuğun saatinden duvara [...]

joker @ 26-09-2008 00:06
uğurd ündar aramızda otursun ve ben seviyesizce “çok sevgili müdürüm aslen ürkek bir tavşandır” diye elimi kolumu sallaya sallaya konuşayım istiyorum. elimde çeşitli belgeler olsun, çizelgeler olsun, haklılığım açık ara belli olsun. yüce rabbim, neden müdürüme mangal gibi bir yürek vermiyorsun? neden şöyle masaya yumruğunu vuran birisi değil, neden diğer müdürler gibi bağıramıyor, istese yapabilir! [...]

günlerden bir @ 22-09-2008 00:45
uyanmışım ama saat bir pazar sabahı uyanmak için erkenmiş, gözleri kapatıp tekrar uyumuşum, seksen altı tane rüya görmüşüm ama sadece on beş dakika mı geçmiş, yastık, yorganla televizyon karşısındaki kanepeye taşınmışım ama o saat sponc bab saati de değilmiş, azıcık uyusam uyanmak için çok geç olurmuş, kahvaltı etmek içinse erkenmiş, televizyonda dizi tekrarı yokmuş, özlem [...]

müdürüm özünde iyi bi insan @ 17-09-2008 19:46
iki yan odada raporun draftını okuyor şimdi, kağıt hışırtısını duyuyorum ya sanki sınav sırasında soruya ne yazacağımı merak eden öğretmen başımda dikiliyor gibi hissediyorum. kötü bi draft yazdım çünkü. bilerek kötü yazdım çünkü müdürlük olarak drafta inanmıyoruz, kırmızı kaleme ve “bunu okuyucunun yorumuna bırakalım”lara inanıyoruz. kesin yüz bin tane değişiklik yaptıracak ama içim rahat. dün mesela [...]

sütliman @ 12-09-2008 12:21
“sıkıntım ancak geçtikten sonra dilime vurur benim.” burcu * * * iddia ediyorum, mutlu olsaydım: herkese benden bir çay; günaydın şefim; günaydın müdürüm günaydın; kolay gelsin kat görevlisi; there are no unused icons on your desktop (maşallah+oley); bugün çok yahşisiniz özünüzü yidiğim güzel bayanlar; optü’ye yemeğe tabi ki derhal gidelim; i’m ready! i’m ready! i’m ready!; Fk=Vb [...]

bu @ 08-09-2008 00:55
ulaş’ın sahili gibiyim, halk otobüsüyle ulaşım mümkün, kum görünümlü kayalar aldatıcı, biraz daha açılırsan sonrası hep kum, aryyyt, tatil metaforu da dadından yinmiyormuş. - yirmi ğustos ikibinsekiz, alanya . tatil demek, özlem’le su altında özgürce su balesi ve kung-fu fighting yapmak demektir. - summer of sixty nine, below sea level . afrika’nın kara marsık kabilesinden zencifil hanım bildiriyor: dove’un [...]

saatli maarif tatmini @ 20-08-2008 03:39
yazıyordum. beni sevmeleri, seviyorlarsa daha çok sevmeleri, sevmiyorlarsa daha da çok sevmemeleri için yazıyordum. şimdi bunların hiçbirinin olmadığı bir yerde, ben; yedi yaşındayım. nemden sesi gürültüye boğulmuş, sarı bir dolby kasetin içinde, abisi mikrofonu kendisine ne zaman vericek diye mızırdanıp duran safça bir çocuk. bugüne kadar hiç hatırlamadığım, ağzımdan dökülmüş olduğunu bilmediğim, komik ve aynı kendim [...]

vermidon @ 30-07-2008 12:26


eşya @ 28-07-2008 13:37
öylesine ataletsiz, her türlü vektörünü -yer çekimi dahil- toplu iğne gibi panoya iliştirmiş, dünyanın neresinden hesaplasan momentumu sıfır, yok değil, varlığın en tahammül edilemez, en rahatsız edici raddesinde.

everything is something happened @ 09-07-2008 00:40


senden çocuğum olsun istiyorum @ 27-06-2008 20:22
[bu haftaki ekstra mesai saatlerimin 4. gününün sonunda, 20.18 cuma] ekstra on iki saat, oniki, twelve, zwölf, xii 4 gün önce çizilen gif 4 gündür sol gözde aralıksız seyirme pazar günü batman

b @ 26-06-2008 01:42
hallo günlük, wie geht’s, danke, es geht mir gut. berlin’e adım attığımız, yani trenden indiğimiz ilk dakikada güneş’i diğer durağa yolcu ettik. ben aslında o anda istedim ki, keşke güneş’i diğer durağa değil de mars’a hatta öteki galaksiye filan yolcu ediyor olsaydık, çünkü aslında güneş’le aynı yerde inmemiz gerekiyordu canım günlük. ben sana bunların denyıl [...]

n @ 20-06-2008 02:34
gezi defterime ilk notlarımı bolu civarındaki otobüs molasında bir ayran eşliğinde yazmam, uluslararası satırlarıma folklorik bir giriş. nasıl da hevesliyim, gezi defteri ya, yazıcam hemen, illa hemen yazıcam, şartlanmış beyin: * ankara’dan istanbul’a gelirken çok deyişik bi şey oldu günlük, yok, ııığ, gezi defteri -ne kişiliksiz bi şeymişsin hitap bile edilmiyosun, oysa günlük olsaydın sana hep [...]

fernweh @ 14-06-2008 17:11
vista kullanan baban mı var, derdin var. notepad’i bulana kadar canım çıktı. rapid diyor, link diyor, yahoo grupların en kral owner’ı ve çektiği kamera görüntülerinden screen shot alıp alamayacağımızı soruyor. batıda gezdiğim ülkerlerde ağız tadıyla yaşayamadığım kültür şokunu kim derdi ki baba evinde yaşayacağım. fotoğrafları picasaya atıp arkadaşlarına link olarak gönderirse prestij sahibi olacakmış. bense [...]

packed myself backnow i’ll sing forth @ 29-05-2008 02:38
kasaların üstünde duran bir sürü zerzevatın önünde, çaktırmadan nektarin kokularını içe çek, ay amaan çaktırarak çek ne var ki, hrmmf.. ne biçim de güzel kokuyo [içimdeki fırat konuştu] poşet her zamanki gibi açılmamakta ısrarlı, ama şimdi parmaklarını da yalayamazsın yani kim bilir nerelere değdi ellerin, az daha çabala foşertt ne biçim de güzel açtım poşeti [...]

inner spaces @ 23-05-2008 01:57
paragraf bir cümlelik de olsa, aşağıya geçerken düşününüz, önce içinizden, sonra dışınızdan, sonra tekrar içinizden düşününüz, geçiniz. . acılarının yok satmasından korkan kız tüm yazılarını kendine yazıp gene kendine mail olarak attı. . “gerçek suskunu hiçbirimiz duyamadık, çünkü o hiç konuşmadı.” -bunu bi yerde mi okudum, ben mi düşündüm, önemli mi- . yaşantıma flash forward bir ses istiyorum, beni üçüncü şahıstan [...]

tell me something @ 18-05-2008 17:06
by *

good-for-nothing @ 16-05-2008 00:56
v.1. çizgiyi severim, çizginin her türlüsünü, çizim konusunda keşfedilmeyi bekleyen süper yeteneklerim olduğunu da düşünmüşümdür zaman zaman. mesela şeyin hayalini kurarım: böyle çizimle ilgili bir ders alıyorum ve hoca diyor ki, önünüzdeki kağıdı çizgilerle doldurun, sınıftan çıkıp gidiyor. herkes birbirine bakıyor, bazıları [trans halinde dil dışarıda] harıl harıl çizgiler çizmeye başlıyor, bazıları şaşkınlığını korurken bazıları çevreden [...]

my kitchen is andes @ 11-05-2008 12:25
- ne düşünüyorsun tatlım? - içinde pembe sıvı (şalgam suyu/zehir/nuri alço iksiri) olan yüzüğümü kaybettim, üzülüyorum, sonra aklıma gandhi geliyor, sandaletin sol tekini de pencereden dışarı fırlatma vaktidir, filanımsı şeyler düşünüyorum. - ne nedir tatlım? - sabah gözüm bi kere açıldı mı tekrar uyuyamıyorum, yaşlılık işte bence budur. - ne diyorsun tatlım? - kendime diyorum ki bu bunlar bu yüzüğü [...]

third revelation @ 05-05-2008 22:03
flaş flaş flaş! cennet’ten o kadar çok bahsettik ki cehennem’e söz hakkı doğdu! kendi zebanilerimiz tarafından kaçırıldık, şimdi yeraltından notlar haber ajansına bağlanıyoruz: ünlü medyum hasret altınhis’in iki hafta önce baktığı kahve falına göre bir aya kadar kocaman bi kuş gelicek. kuş böyle bizim ev kadar, üstümüze oturcak, ölcez. öyle kallavi bi kısmet.. ama bir terslik.. [...]

distances vi) @ 01-05-2008 00:22


iki ihtimal @ 27-04-2008 23:43
ya: her şeyi en ince ayrıntısıyla, en derin, en görünmezine kadar biliyorum. [keskin sezgiler company] ya da: saçma sapan, hiç kafa yorulmayacak şeylerle kendimi yorarak, böyle sanki siyah ekran üstünde akıp giden yüzlerce yeşil kod görür gibi, ordan burdan bulduğum manasız parçaları birleştirerek, feci yanılgılara düşüyorum. [game theory] sonuç: hangi durum geçerli olursa olsun, hiçbir şey yapmıyorum. [...]

all embedded @ 22-04-2008 11:49
- aaa ödül mü vercekler sana, ne o? - ya işte kaydoldum, sevenlerim oy vericek belki. kısık gözleriyle yüzünü duvara dönüp, elleriyle hayali bir düzlem çizerek: - şuraya bi ödül dolabı yaptırırız. * * * umut’un geçen sene bize aldığı iki küçük saksı çiçek, isimlerini ben koydum: benimki timur, özlem’inki tijen. tijen’in çiçeği çoktu, o daha çok kadına benziyor, narin. benim [...]

benyaptim.org

Date: 27.10.2007
Viewed: 113
Category: Personal
Tag:

Share
Report


Related RSSes
Personal - seni seviyorum aşkım
Date: 27.10.2007
Viewed: 81
Personal - Ben bugün bunu öğrendim
Date: 27.10.2007
Viewed: 52
Personal - eFENDy.Net - gevezeliğimin işe yaradığı tek yer!
Date: 27.10.2007
Viewed: 41
   
Olmazmi.com