The largest and the best home page
Olmazmi search
tr
en
home page sites rsses
   
 There are thousands of mobile phones in Telefonvarmi.com Click here to go Telefonvarmi.com.

Personal - Başak Ölmez RSS

Angara Davşanı mısın? @ 28-02-2012 01:35
Derler ya; insan her şeye alışır zamanla... Gelin, görün ki diyenler! ben hala alışamadım şu Ankara'ya :)




sen doğdun, dünyam değişti @ 15-12-2011 11:15


Geçen sene tam bu saatlerde ilk kez kokunu çektim içime... 15/12/2010  11:15 Benim için milat oldu bu tarih.  Yeniden başladı her şey ve her şey daha bir güzelleşti seninle. 

İyi ki doğmuşsun iyi ki varsın oğlum.
Seni Çok Seviyoruz
...




11/11/11 Saat:11:11 @ 11-11-2011 11:11
Anı olsun bari... bu güne bir iz bırakmış olayım :))




GDO @ 16-10-2011 00:00
Blog Action Day 2011 - October 16
Genetiğimiz değiştirilmeden önceki zamanları hatırlıyorum... Belkide bizden önce başladı her şey. Derler ya nerede o eski domateslerin tadı ve daha çok sulu olurdu elmalar! Belirli bir süreç ya da daha komplike bir olay bilemiyorum ama bildiğim tek şey: Değiştiriliyoruz!


Kendimden bir örnek vereyim... Oğlum doğuştan yumuşak damak yarıklı (#palatum molle) (#cleft palate) olarak dünyaya geldi ve gerçekten inanılmaz yıkıcı etkileri olan inanılmaz emek gerektiren "genetik" bir rahatsızlık. Genetik kelimesi tırnak içerisine almamın nedeni ise, ne eşim de ne de ben de (geçmiş kuşaklarımız da dahil olmak üzere) böyle kalıtımsal bir rahatsızlık bulunmamakta ancak gelin görün ki tıp bu rahatsızlığı tanımlarken; genetik ibaresini kullanmakta. 


Sizce de zaman içerisinde gıdaların içeriğinin değiştirilmesi ile fizyolojimizin içerisinde, tahmin bile edemeyeceğimiz farklılıklar olmuş olamaz mı? Benim kişisel kanaatim kesinlikle bu yönde. 


Kötü gıda ve sonrasında kötü genler ve hasta bebekler... 
Daha başka ne olabilir ki?  
Umuyorum, dünya kısa bir zaman içinde bu felaketin farkına varır ve bir şeyler yapmak için harekete geçer bizler de "genetiği değiştirilmiş organizmalar" olmaktan kurtuluruz.




Öyleyse @ 13-10-2011 01:07
Önce evlendiğimizde hayatın daha iyi olacağına inandırırız kendimizi. Evlenince bir çocuğumuz doğduktan hatta ardından bir tane daha olduktan sonra hayatın daha iyi olacağına inandırırız. Çocuklar yeterince büyük olmadıkları için kızar, onlar büyüyünce daha mutlu olacağımıza inanırız. Bundan sonra, ergenlik dönemlerinde çocuklarla uğraşmamız gerektiği için öfkeleniriz. Kendimize, çocuklarımız bu dönemden çıkınca daha mutlu olacağımızı, yeni bir araba alınca, güzel bir tatile çıkınca, emekli olunca, yaşantımızın dört dörtlük olacağını söyleriz.

Gerçek ise şu andan daha iyi bir zaman olmadığıdır. Eğer şimdi değilse ne zaman?... Hayatımız her zaman mücadelelerle dolu olacaktır. En iyisi bunu kabul edip her ne olursa olsun mutlu olmaya karar vermektir. Yazar Alfred D.Souza der ki;

“Uzun zamandan beridir hayatın -gerçek hayatın- başlamak üzere olduğu izlenimine kapılmıştım. Fakat her zaman yolumun üzerinde bir engel, öncelikle erişilmesi gereken bir şey, bitmemiş bir iş, ödenecek bir borç oldu. Sonra hayat başlayacaktı. Sonunda anladım ki bu engeller benim hayatımdı. Bu görüş açısı, mutluluğa giden bir yol olmadığını gösterdi. Mutluluk yoldur, öyleyse sahip olduğunuz her anın kıymetini bilin ve mutluluğu, vaktinizi harcayacak kadar özel biriyle paylaştığınız için, ona daha fazla değer verin. Unutmayın, zaman hiç kimse için beklemez.


Öyleyse;
Okulu bitirene kadar,
Çok para kazanana kadar,
Çocuklarınız olana kadar,
Çocuklarınız evden ayrılana kadar,
İşe başlayana kadar,
Evlenene kadar,
Cuma gecesine kadar,
Pazar sabahına kadar,
Yeni bir araba ya da ev alana kadar,
Borçları ödeyene kadar,
İlkbahara kadar,
Sonbahara kadar,
Kışa kadar,
Maaş gününe kadar,
Şarkınız söylenene kadar,
Emekli olana kadar,
Ölene kadar...



Mutlu olmak adına, içinde bulunduğunuz andan daha iyi bir zaman olduğuna karar vermek için beklemekten vazgeçin. Mutluluk bir varış değil, bir yolculuktur.”

“Pek çokları mutluluğu insandan daha yüksekte arar, bazıları da daha alçakta. Oysa mutluluk insanın boyu hizasındadır.” Konfiçyüs





Bu yazı tamamen alıntı olup, kime ait olduğu bilinmediği için üzülerek kaynak belirtilememektedir! Aitlik konusunda herhangi bir bilgisi olan olursa lütfen iletişimden ya da yorum kanalından iletirse sevinir ve düzeltme yaparız.




Yeşil Dinozor @ 20-09-2011 18:37







Bizim zamanımızda rengarenk çocuk kitapları yoktu. Ama, varsa içinde kitap aşkı, bulunurdu kitabı bulmanın bir yolu. Annelerin Samanyolu ve Hey dergileriyle idare edilirdi, resimlerine bakılır, ilk çıkan dişlerle o samanlı sayfalardan ısırıklar alınırdı. Andersen’den Masallar, 1001 Gece Masalları nimetti, sonraki yıllarda çizgi romanlar, yılda bir alınan tatil kitapları ve Kemalettin Tuğcu’lar doyumsuzdu. Daha ilk gün okunur bitirilir, yaz tatilini değerlendirmek için alınan kitapların görevi hemen sonlandırılırdı. Doğum günlerinin, yılbaşlarının, karne günlerinin hediyeleriydi kitaplar. Sayıları azdı ama 3. sayfaya el yazısıyla yazılmış güzel dileklerle en güzel hediyelerdi.Kitapla başlamış hayatlar, kitapla büyümüş, hayatlarını bile kitapla kazanır olmuşken, bu hayatlara doğan 2 adam için Yeşil Dinozor’u yaratmak kaçınılmazdı. Onlara adanmış bu muhteşem kitaplar adım adım büyüyecek , bebekler kitaplara el değecek, kitap kokusu alacak, öğrenecek, eğlenecek. Aradan yıllar gececek “ bizim zamanımızda ne güzel rengarenk kitaplar vardı” diyecek bugünün bebekleri.

 Alıntı:  http://yesildinozor.com


 ***
İşte böyle başlamış hikaye...Çınar ve Poyraz için atılan adım kimbilir belkide bütün çocuklara ulaşır.
www.yesildinozor.com dan ve aynı zamanda www.bebeksepeti.com.tr adreslerinden online olarak, bu muhteşem kitaplara ulaşabilirsiniz. Ben öyle yaptım :) 














İyiki doğdum... @ 15-09-2011 18:11
28. yaşıma iki yakışıklı erkekten aldığım mis gibi kokan çiçeklerle girmek, paha biçilemez... :)




Tutmayın beni @ 08-09-2011 00:27
Serzenişte bulunmak istemem ama kendimi tutamıyorum! Aşağıdaki komşumuzun tepesine bizim tuvaletten su damlıyor, banyosunun tavanı çürümüş bizim banyodan sızan sudan... iki akşamdır gelip bana durumun ne kadar iğrenç olduğundan bahsediyor... Bizim ev sigortalıymış eksper geldi hasar tespiti için ama komşu kapı duvar... Gezmelerde hanımefendi! eee tabi bu akşam tekrar geldi ben de içimden dedim ki; eee be kadın evinde oturmazsan öyle, kafana sıçmaya devam ederim işte!!!
                                                                 ***
Oğlan yine ateşlendi, kusuyor, yemek yemiyor, uyumuyor ve huysuz! Yetkin Kayseri de Yalnızım ve sinirden ağlamak üzereyim... Bari dönerken pastırma alıp gelse... Bu serzenişi, pastırmaya bağlayıp kahkaha atabiliyor olmak bile güzel :)))




Artık kısa cümleler kuruyorum @ 15-05-2011 02:19
Yazamıyorum. Daha doğrusu uzun uzadıya yazamıyorum artık. Bu nedenledir ki; bundan sonra artık kısa cümleler kurmaya karar verdim Şebnem Ferah misali :))
Belki zamanı gelince eskiden olduğu satırlarca yazarım ama şimdilik her güne birkaç cümlelik iz bırakmaya karar verdim.
Hala oralarda biryerlerde okuyan birileri var ise haberdar etmek istedim. İşte tüm derdim buydu :) şimdilik bu kadar.

Eyvallah...




Mucizem @ 25-04-2011 19:03

Gün geçtikçe büyüyorsun ve ben bu mucizeye şahit olmaktan çok ama çok mutlu oluyorum canım oğlum...




Yazmak istediğim çok şey var ama şimdilik sadece susuyorum @ 20-03-2011 02:11


    Gözlerinle her yeni güne umutla bağlanmama neden olduğun için, sana teşekkür ederim canım oğlum.




Şikayet ettiğiniz yaşam, belkide başkasının hayalidir. @ 29-01-2011 02:00

Biryerde okuduğum ve kime ait olduğunu bilmediğim bir söz...

Diyor ki;
Şikayet ettiğiniz yaşam, belkide başkasının hayalidir.

Gerçekten böyle midir acaba diye düşünür oldum. Herşey berbat bir durumdayken, tanrım neden tüm bunlar beni buluyor(!) gibi veryansınlar içindeyken, birden bire içimden bu sözü geçiriyorum ve bir anlık bile olsa biraz rahatladığımı hissediyorum.
Hayat zor elbette bunun bilincindeyim
Öyle olmamış olsaydı çoktan hakkın rahmetine kavuşurdu insan en ufak zorluk karşısında...
Sağlam durmayı öğretiyor hayat ki, bunu çok pis bir şekilde yapıyor sağolsun.
Tüm bunların farkındayken yürüdüğüm yolları bir daha oğlumla beraber geçecek olmanın darları içindeyim.

Miniğim, annem...
Elimden geldiğince, gücüm yettiğince yanında olup hayattan en az hasarla çıkmanı sağlayabilirim umarım..

Seni seviyorum.
Annen...





oğlum @ 29-01-2011 01:22

Doğdun, dünyam değişti...




27 Hafta... @ 29-09-2010 17:58
Oğlum,


Umuyorum, herşey yolunda gider ve soğuk bir aralık gününde o minik ellerini tutarak ısınırım...




son zamanlarda @ 10-06-2010 11:24
 Hayatım da büyük değişiklikler olsa da, sanki herşey aynıymış gibi hissetmekten kaçamıyorum. Tahmini Aralık ayından itibaren büyük değişikliği tam anlamı ile hissetmeye başlıyacağım ama şu sıralar sadece bedenimde varolan mükemmel mucize ile başbaşa yaşamaya devam ediyorum. Anne olmak farkı bir deneyim olacak gibime geliyor :) 










Bunun haricinde Türkiye nin en çok okunan, takip edilen blog yazarlarından Pucca nın; bu ay itibari ile kitabı çıkmış bulunmaktadır :) Kendisini can-ı gönülden kutlar, bizlere yol açıp feyz verdiği için de teşekkür ederim... En kısa sürede edinip, kendisiyle ilk buluşmamızda imzalatmak için sabırsızlanıyorum. Bence siz de hemen gidin ve "Küçük aptalın büyük dünyası'nı" bir an evvel alın!

Şimdilik bu kadar. Belki daha sonra yine yazarım...




Çiçeğim, böceğim, kelebeğim... @ 12-05-2010 10:24

Bildiğim tüm güzel müzikleri sen öğrettin bana, şiirleri de öyle. 
İnsanları ilk sen tanıttın. Hayallerimi gerçekleştiremesemde onlar için çaba göstermeme yardım ettin. Beni hayata karşı hep teşvik ettin. Güçlü olmayı, gülmeyi ağlamayı, ayakta kalmayı da sen öğrettin. Sevmeyi, acı çekmeyi, zor zamanlar geçirirken bile nasıl erdemli olunabileceğini  seni izleyerek öğrendim. Sabretmeyi, sebat etmeyi ve birçok şeyi...  Beni ben yapan tüm insani vasıflar işte...

Düşünüyorumda, en savunmasız anlarından en güçlü hissettiğin anlara değin yanında olup, seni koruyan kollayan ve karşılıksız canından öte sevebilecek başka bir insan daha var mıdır dünyada? Sanıyorum bu insan bir anneden başkası olmaz.

Canım annem;
Seni ne kadar çok sevdiğimi sen zaten biliyorsun ama olsun ben birdaha söylemekten zevk alıyorum :)

Seni Çok Seviyorum.

Umarım senin kadar iyi bir anne olabilirim. (bunun için de yardımına ihtiyacım var)

Uzakta olduğum için bu anneler günün de sadece bu yazıyı yazabiliyorum.. Umarım beğenirsin. 

Hayatımın en değerli varlığı, anneler günün kutlu olsun annem.




bir çubuk, iki pembe çizgidir hayat.... @ 28-04-2010 08:42


Aşk iki kişilik yalnızlıktır demiş ya şair. Bence yanlış demiş...
Eğer öyle olsaydı daha dünyaya bile gelmeden bir başkasını, iki kişilik yalnızlığımıza dahil edebilirdik...





Güneşim @ 19-04-2010 00:03


Güneş daha farklı gelir bazen
Ya da sen, bazen güneşin farklı vurduğunu zannedersin yüzüne.
Halbuki Güneş herzaman ki güneştir de
sen herzaman ki sen değilsindir... 





yazarım yazamasına da okurlar diye korkuyorum @ 12-04-2010 17:57
Aklımda yazılacak  çok şey var ancak  yazacaklarım, can acıtır hatta alt üst eder herkesi diye susar oldum. 
Ne anlamsız insanlar var etrafta! Ne kadar yalancı sahtekar ve bir o kadar da aciz...
Şimdi yazarım bunları bir bir ama okurlar diye korkuyorum.

Bu konu hakkında yazabileceğim tek özlü söz: ( ki söz bana aittir)

Kompleksli insanları severim çünkü; beni güldürürler.




Beggin @ 08-04-2010 14:46
Şu aralar içimi coşturan tek şarkı bu  Çikolata renkli sanatçımız Madcon dan geliyor keyifli dinlemeler ve izlemer :)





içses karmaşası @ 31-03-2010 09:00


Haklı olabilme ihtimalin üzerinde konuşmak istemiyorum şimdi...

Elbette haklı olabilirsin!
Benim, bundan daha büyük bir dünyaya sahip olmadığım konusunda ikimizde hemfikiriz.
Ancak;
aramızdaki mutabakat sadece ve sadece aynı şeyi, aynı şekilde kabullenmiş olmamızdan öteye geçmeyecek.
Ne yazık ki öyle...
Ne elimdekilerden fazlasına sahibim, ne de daha fazlasını istiyorum! Asla aklına çok fazla "kanaatkar" olduğum gelmesin. Sadece "tamahkar" değilim!

 




Tavuklu saat @ 12-03-2010 16:35

Çocukluğuma ait bir obje...
Tavuk ve civcilerin yerdeki yemleri ne zaman bitirecekleri takip ederek uykuya dalmama neden olabilecek kadar zeka geriliği yaratan saat.
Sabah uykumun taa en derinlerinlerinden, beni zıplatmaya yetecek kadar yüksek bir zırıltıya sahip olmasına rağmen yine de onu hep sevdim :)


Eğer bir gün üretici firmayı bulursam salon için kocaman, duvara monte edilebilir bir versiyonunu yaptırtmak istiyorum.




bitti. :)




gidiyorum o halde yokum :) @ 06-03-2010 02:08



Arkadaşlarla birlikte yapılabilecek en güzel şey nedir?

4 kilo patetes kızartması eşliğinde, sayısı hatırlanmayacak kadar bira içip. Konularının birbiri ile hiç alakası olmayan 4 tane dvd yi ardarda izleyip. Sabahın ilk saatlerinde koltuk yer ve benzeri, uyunabilecek bir yerlere huzurla sızmaktır...

Füsun, Gonca ve Merve sizi seviyorum cicişler :)

Dibine Not::
Efes Pilsen üreticileri şu yazıyı görürse iletişime geçip bi kaç kasa bira yollayabilir. Eşşek kadar reklam yaptık.  çok şey istemedim herhalde :)
2.Dibine Not:
Artık bir fotoğraf makinam olsa çok güzel olur diyorum. :)




Huzur @ 10-02-2010 18:08

Resmin altına pek çok şey yazabilirim ancak; sadece tek başına bile huzuru ifade edebildiği için pek boğmaya gerek yok diye düşünüyorum. 
Huzurum, ben ve evimiz... Ohh maşşallah bize :)





Japonya Yılı @ 18-01-2010 11:50



Bildiğiniz üzere 2010 yılı Türkiye de Japonya yılı olarak ilan edildi ve bu vesile ile Türk - Japon ortaklığı ile düzenlenen birçok etkinlik, proje ve benzeri organizasyon hayata geçirilmeye başlandı bile.

Bize neler katar ya da neler götürür orası tartışılır ancak; kişisel kanaatim ülke olarak artık iyi bir şeyler yaşamaya ihtiyacımız olduğundan öteye geçmemekte. Umuyorum hepimiz için hayırlısı olur :)

Bir de üzerine değinmeden rahat edemiyeceğim bir konu var ki, o da şudur:
Tüm bu süreç içerisinde Türkiye adına bizi temsil edecek isimlerin başını Hadise'nin çekiyor olması! Belçika vatandaşı, yarım yamalak Türkçesi ve yerleşik bir yaşamışlık süresi olmayan birinin Türkiye'nin evrensel her hareketinde akla gelen ilk isim olması ciddet şaşırtıcı! 
Neyse daha fazla devam etmiyeyim çünkü ocakta yemeğimvar :)

Son olarak Türk - Japon ilişkilerine itafen, aşağıdaki bilmeceyi sizlerle paylaşmak istedim. Bunu neden yaptım bilmiyorum ama yaptım işte :)))

 -İki Türk bisikletle Japonyaya gidiyormuş. Yolda bir lokantaya girip, üç kişilik yemek sipariş etmişler. Yemeklerin ikisi bisikletli Türkler için ise, diğeri kimin için?




Başak Ölmez

Date: 27.10.2007
Viewed: 388
Category: Personal
Tag: geyik turk-blog-yazarlari google film muzik tatil mercan kurgu ataturk mathilda blog wolkanca komik momik ask mesk fotograf gecmis gelecek hersey

Share
Report


Related RSSes
Personal - furkansahin
Date: 27.10.2007
Viewed: 344
Personal - Derin Hoca
Date: 27.10.2007
Viewed: 287
Personal - Sayfacıbaşı
Date: 27.10.2007
Viewed: 370
   
Olmazmi.com