The largest and the best home page
Olmazmi search
tr
en
home page sites rsses
   
 There are thousands of flash games in Oyunvarmi.com Click here to go Oyunvarmi.com.

Sport - Aceto Balsamico RSS

Forma Müzeye? @ 15-05-2012 16:05
Del Piero: "Juventus'ta 10 numaranın müzeye kaldırılmasını istemiyorum. Alt yapıdaki çocuklar bir gün o formayı giymenin hayaliyle çalışsınlar."

Başkaları Uyurken @ 10-05-2012 14:40
Atletico Madrid çok kral tişört yapmış Avrupa Ligi zaferi için: "Başkaları uyurken biz Avrupa'yı fethediyoruz."

Üç Yıldız @ 10-05-2012 14:31
Taraftar yapar, yapsa haber olur mu? Belki. Futbolcu yaparsa? Juventuslu Paolo De Ceglie'nin (bu sezon Conte ile birlikte dibe vurdu) Jeep'i. Üç yıldız her bayrakta, stadyumda, pankartta olacak ama resmi tarih şimdilik 28 yazacak Juventus için...




Atletico Madrid: 3 Athletic Bilbao:0 @ 10-05-2012 00:34
Üç ay önce şöyle bir tahmine kimsenin çok fazla itirazı olmazdı. Şampiyonlar Ligi finalinde El Clasico, Avrupa Ligi’nde de yarı finalde çakışmazlarsa Manchester derbisi. Kupa 2’de ne aradıklarını kendileri de bilmeyen İngilizler kendi lig yarışlarına döndüler. El Clasico finali de bir sürpriz bir kafa kafaya eşleşmede güme gitti.Bilbao, Bielsa yönetiminde Avrupa’da sezonun en şık takımlarından biriydi. Şili kadar sempatik yapmayı başardı Bielsa, Baskların takımını da. Manchester’ı elerken de, Schalke’yi evine yollarken de büyük sempati ve övgü topladılar. Kulvardan birinde örselenmeleri normaldi, bu da lig oldu. Avrupa dönüşlerinde sallandılar. Kral Kupası finalini de düşünürsek, Bilbao ile harika bir sezon geçirdi Arjantinli hoca...
Atletico Madrid garip kulüp. Son 10 yılda iki sezon arka arkaya 7 yeni transfer yapıp ligi yedinci bitiren de onlar, iki sezon önce Avrupa Ligi’ni kazananlar da aynı forma. “Futbolda istikrar önemlidir”in bir istisnasını yarattılar biraz da zorunluluktan ve yetenek çok şeydir’in de altını çizmiş oldular bu akşam. İki yıl önce Fulham karşısında kazanan onbirden kimse yoktu. Sıfırdan kurulan bir kadro, yeni bir kaleci, yeni bir golcü, bir sezonda iki teknik adam. Manzano’nun da bu takımın kurulmasında emeği büyük ama soyunma odasında Simeone kadar sert olmadığı ya da olamadığı ortada. Arjantinli geldi ve Atletico Madrid’i adam etti. Sezon başında ön tarafı ben işime bakarım, arka taraf ne hali varsa görsün diyen takım, oyunun onbir kişiyle oynandığını ve koşmayanın sahada olmayacağını Simeone ile anladı.Ligde Bilbao, Atletico Madrid’i kolay süpürmüştü 3 golle, rövanşta da Atletico Madrid, Şampiyonlar Ligi biletine konsantre olduğundan 2-1 almayı başarmıştı. Atletico Madrid’in ne oynayacağını kestirmek kolay ama Bielsa’nın inişli-çıkışlı bir grafik çizen onbiri için bugün, o gün değildi. Orta sahada Atletico Madrid’den çok daha sert durmaları gerekiyordu ama bunu başaramdılar. Rahat çıktı, rahat sızdı Atletico Madrid. Simeone’nın adamları iyi başladılar ve işi bitiren adam sahne almakta gecikmedi.Bu kupayı arka arkaya iki farklı takımla kazanmak akıl karı değil bu oyunda. İlkini kazandıktan sonra muhtemelen Şampiyonlar Ligi oynayan bir büyüğe gidersin. Agüero sonrasında cuk oturan ama oyunun acıklı tarafı Şubat ayında Calderon’da yuhalanan Falcao, İnzaghi’den emanet gol sevinçleriyle yine sahnedeydi. İlk golde son vuruş kadar ceza sahası içinde vuruş pozisyonu aldığı saliseler de önemli. Vücut, üç direğe kitlendi, sonrası kolay elbette!İkinci golde Arda Turan’ın asistini de aynı santrfor zekasıyla soktu kaleye Falcao. İlk 20 sonrasında 20 metre geri atan ve ikinciyi geniş alanda arayan Atletico Madrid karşısında bir penaltı tartışması bir de Muniain’in uzaktan şutu dışında pozisyon üretemedi Bilbao. Bielsa devrede neşteri vurdu. Arda’nın karşısında dökülen Arutenetxe ve orta sahayı ileriye taşıyamayan Iturraspe kenara geldi. Oyunun Falcao dışında çözümü de; Atletico Madrid defansında Miranda, Godin göbeği, Juanfran ve Felipe Luis final nasıl oynanırsa öyle oynadılar. Gabi’nin de hakkını vermek lazım. Bilbao orta sahasındaki her adamdan daha iyiydi.İkinci yarıda Simeone ile defans kurgusunu aylardır çok üst seviyeye taşımış Atletico Madrid karşısında Bilbao yakaladılarında da şanssızdı. Voleler ayağa oturmadı, direğin iki karış üstünden gitti. Fark bire inse başka bir oyun oynanırdı elbette. Atletico Madrid için o akşam bu akşamdı ki Diego ile de fişi çektiler.Madrid’de yürüyüş mesafesinde iki kulübün taraftarının kupayı aldığında iki çeşme. Geçen hafta Cibeles’e tırmanan Real Madrid’lilerden sonra bu hece Neptuno’ya Atletico Madridliler çıkacak. Bilbao'nun üzüntüsüne kelimeler kifayetsiz...İki farklı hoca, iki farklı 11. Bir forma, bir arma. İki yıl sonra aynı kupa...
Bir de İnfantino dediğin adam madalyaları uzatan yancı...



Vitrinde Yazanlar @ 09-05-2012 13:45

Bilek, fibula kırılır,

aşile vurulur,

yan bağ kopartılır,

kafa atılır...


Gol Karesi @ 06-05-2012 16:09
FA Cup finalinde Ramires'in golü. Adam vizörün arkasında değil ama çekmiş arkadaş. Topa mı bakalım, çok uzaklardaki (!) Reina'nın gözlerine mi? Uzaktan kumanda da olsa nefis kare... Nasıl oluyor? üzerine blog arşivinden: Spor Fotoğrafçılığı

Leblebi @ 06-05-2012 14:40
Dün "50'ye kadar yolu var" derken, kalan iki maç için kurulmuş bir cümleydi! Sağolsun Messi, derbide dörtleyip, son haftaya 50 ile girdi. Cristiano Ronaldo, son hafta 5 atsa yakalar da (!) Messi durur mu? 50, şık rakam. 50 , akıllara ziyan bir rakam. Avrupa gol krallığında Burak Yılmaz'ın bir zamanlar Tanu Çolak'ın yaptığını yapabilmesi için demek ki bu sezon 75 gol atması gerekiyormuş! Sıralamada üçüncü sırada bu sezon uçan Van Persie var 30 golle. Bundesliga'nın ilk yabancı (hata yapmışım, ilk Hollandalı olacak) gol kralı Huntelaar 29 gol attı. Rooney ve İbrahimoviç, 26 golle son iki haftaya giriyorlar. Burak Yılmaz ise 8. sırada.
Messi: Lig'de 50 gol, Şampiyonlar Ligi'nde 14 gol, Kral Kupası'nda 2 gol, İspanya Süper Kupa'da 3 gol, UEFA Süper Kupa, 1 gol, Dünya Kulüpler Şampiyonası, 2 gol... Barcelona formasıyla toplam 252 gol, 17 hat-trick, 4 poker!

10 Yıl Önce Bugün @ 05-05-2012 18:43
10 yıl önce bugün. 5 Mayıs 2002. Inter'in şampiyonluğu son haftada kaybettiği Lazio maçı...
Arşiv: 5 Mayıs ve Hector Cuper



Falkland vs. Malvinas @ 05-05-2012 13:54
Londra 2012 Olimpiyatları öncesinde Arjantin'de hükümet eliyle yapılan bir prodüksiyon. İngilizlere göre Falkland Adaları, Arjantinlilere göre Islas Malvinas... Arjantinliler nefis bir video çekmişler, sloganı da İngiliz topraklarında yarışabilmek için Arjantin topraklarında idman yapıyoruz. Falkland'de filmin çekildiğinden İngilizlerin haberi yokmuş tabii...

La Liga'da Gol Krallığı @ 05-05-2012 13:40
İspanya'da 1989-1990 sezonunda Hugo Sanchez'in Real Madrid formasıyla bir sezonda attığı 38 golün ardından Pizzi ve Ronaldo 30 barajını geçmişlerdi. "Harbi" Ronaldo'nun Barça formasıyla attığı 34 golün ardından son 3 sezona kadar gol kralları yine 30 barajının altında kaldılar ki bu patlama öncesindeki son kral da Güiza'dır. Ardından Forlan, 32 gol attı. Messi, 34 ile devam etti ve geçen sezon Cristiano Ronaldo 41 gol attı. Bu sezon Messi ve Ronaldo'nun rakamları artık yeter dedirtiyor. 50'ye kadar yolları var kalan iki maçta! Gol dağılımları tabloda. Messi, Espanyol derbisi ve Betis deplasmanı oynayacak. Cristiano Ronaldo ise bu akşam Granada deplasmanında ve son hafta Mallorca ile Santiago Bernabeu'da. Bilbao deplasmanı da gösterdi ki bütün takım Ronaldo'ya çalışacak kalan iki maçta...

Hafta Sonu Futbol @ 04-05-2012 16:12
5 Mayıs Cumartesi
16:30 B. Dortmund - Freiburg @TRT Haber
16:30 Köln - Bayern Münih @TRT HD
19:15 Chelsea - Liverpool @NTVSpor
22:00 Granada - Real Madrid @NTVSpor
22:00 Barcelona-Espanyol @ NTV

6 Mayıs Pazar
14:00 Elazığspor - Bucaspor @TRT 3
14:00 Adanaspor - Kartalspor @TRT 6
14:00 Göztepe - Konyaspor @TRT Anadolu
15:30 Newcastle-Manchester City @ LigTV 3
16:00 Udinese - Genoa @Dsmart Spor
16:00 Cagliari - Juventus @Euro Futbol
19:00 Galatasaray - Beşiktaş @LigTV
19:00 Trabzonspor - Fenerbahçe @LigTV2
21:45 Inter - Milan @Euro Futbol
22:00 Valenciennes-PSG @ LigTV 3

7 Mayıs Pazartesi
20:00 Lille - Caen @LigTV2
22:00 Montpellier - Rennes @LigTV2
22:00 Blackburn - Wigan @LigTV3

Top Meşin, Sevdamız Peşin @ 04-05-2012 16:10
Neden her sezon başlarken Şampiyonlar Ligi’nde finale kalma ihtimali hemen hemen hiç olmayan; belki de hiç olmayacak olan bir takımı tutarız küçüklüğümüzden beri… Neden dünyanın en iyi futbolcusu ödülüne aday gösterilemeyecek yeni transferimizi havaalanında karşılamaya gideriz düğün dernek eşliğinde… Neden oyunun kaderini değiştirebilecek futbolcular varken dünyanın dört bir yanında; kaderimiz olan futbolcularla yetinir... (Pınar Bekbölet) devamı...

Baba ve Oğulları @ 29-04-2012 13:59
Arşiv:
Raul&Del Piero



Hafta Sonu Futbol @ 28-04-2012 13:23
28 Nisan Cumartesi
15:00 İstanbul BŞB - Sivasspor @Lig Tv
16:30 Kaiserslautern - B. Dortmund @TRT Haber
17:00 Wigan - Newcastle @Lig Tv 2
17:00 Stoke City - Arsenal @Lig Tv 3
19:00 Trabzonspor - Galatasaray @Lig Tv
19:30 Norwich City - Liverpool @Lig Tv 2
29 Nisan Pazar
13:00 Real Madrid - Sevilla @NTVSpor
13:50 Tavşanlı - Elazigspor @TRTSpor
15:00 Eskişehirspor - Bursaspor @Lig Tv
17:00 Zaragoza - A.Bilbao @NTVSpor
18:00 Rennes -Ajaccio @Lig Tv 2
18:00 Tottenham - Blackburn @Lig Tv 3
19:00 Fenerbahce - Besiktas @Lig Tv
22:00 PSG - Lille @Lig Tv 3
22:30 Vallecano - Barcelona @NTVSpor
30 Nisan 2012 Pazartesi
22:00 Manchester City - Manchester United @Lig Tv 3

Jupp Heynckes'in Üç Günü @ 28-04-2012 13:07
Sene 2012 Jupp Heynckes, Bayern Münih’in başında. Allianz Arena’da ilk maçı 2-1 almışlar. Real Madrid’in rövanş için motivasyonu efsane yıldızı Juanito’nun unutamadıkları bir demeci: “Santiago Bernabeu’da 90 dakika çok uzundur.” Basın toplantısında İspanyol gazeteciler de bunu soruyor Heynckes’e, “İyi bilirim” diyor 67 yaşındaki Alman teknik adam. O bilmeyecek de kim bilecek… Sene 1985... Jupp Heynckes. Borussia Monchengladbach’ın hocası. UEFA Kupası’nda çeyrek finalde rakipleri Real Madrid. Düsseldorf’taki ilk maçta Real Madrid’i hezimete uğratıyorlar. Skor 5-1…
Borussia M.Gladbach: Sude, Krisp, Hannes, Bruns, Frontzeck, Herlovsen, Rahn, Lienen, Borowka, Mill , Criens (Dreshen 67')
Real Madrid: Ochotorena, Chendo, Salguero, Maceda (Butragueno 61), Camacho, Michel, Gallego, Martin Vazquez (Santillana 65'), Gordillo, Hugo Sanchez y Valdano

15 gün sonra rövanşta, Sanchis sakat. Chendo, Gordillo ve Hugo Sanchez cezalı. Santiago Bernabeu’da 90 dakika çok uzun! İki Valdano iki Santillana. B. Monchengladbach ve Jupp Heynckes evine dönüyor. Video
Real Madrid: Ochotorena, Salguero, Maceda, Camacho, San Jose, Michel, Gallego, Juanito, Butragueno, Santillana, Valdano
Borussia M.Gladbach: Sude, Brehsen, Hannes, Herlovsen, Borowka, Krisp, Rahn, Lienen, Frontzeck, Mill, Criens

Muhteşem geri dönüşlerin takımı Real Madrid, yarı finalde de yine efsane iki maç oynuyor. San Siro’da İnter’e 3-1 mağlup oluyorlar. İki Tardelli bir de Salguero kendi kalesine. Real’in golü Valdano’dan. Rövanşta 90 dakikayı Real Madrid 3-1 kazanıyor. Uzatmalarda Santillana’nın iki golüyle Real Madrid finale çıkıyor ve bir başka Alman, Köln’ün elinden kupayı alıyorlar.Jupp Heynckes’in yolu 12 yıl sonra bir kez daha Santiago Bernabeu’ya düşüyor. Bu kez rakip kulübede değil. Real Madrid’in hocası Heynckess, takım ligde iyi gitmiyor, Barcelona’nın şampiyon olduğu sezonu Bilbao ve Sociedad’ın ardında dördüncü sırada bitiriyorlar ama 32 yıl sonra en büyük kupayı getiren de Heynckes oluyor. Rakip finalde Juventus, kupayı getiren tek gol Mijatoviç’ten...

Guardiola Gide.... @ 27-04-2012 01:48
Koltuğu devraldığı Rijkaard kadar hiçbir üst düzey teknik adam bu kadar yokuş aşağı koşmamıştır futbol dünyasında. Bir sene inziva ardından Galatasaray'da yaşadığı hayal kırıklığı, azalan talipliler ve vitrinden düşmek için yeterli bir tercih. Avrupa futbolundan uzakta Erik Gerets gibi garip bir milli takım tercihi. Guardiola, Rijkaard'ın mirasını mı yedi? Yedi, yemedi, yediyse de helalı hoş olsun derler adama, Barcelona, Rijkaard'ın babasının malı değildi. Bir geleneği devam ettirdiler. B takımından gelip hiçbir hoca onun kazandıklarını kazanamaz bu futbol dünyasında. Birinci sezonundan itibaren de "Barcelona dışında bir takımda başarılı olana kadar rüştünü ispat edemeyecek" kılıcı kafasının tepesinde sallandı. 2008-2012 arasında Guardiola'daki fiziki değişim inanılmaz. Her şeyi kazanan, stadyumlardan güle oynaya çıkan, kazandıkça medyanın eleştirilerinden muaf olan adam kırklarının ilk yarısında 4 yılda çöktü. Çünkü Barcelona'yı tek başına idare ediyor. Geçen yıl Kral Kupası finalinde maç uzatmalara gitmeye yakınken yanımda oturan Barcelona'lı gibi birçok Katalan da onun oyunu okuyamadığını ve maç çevirecek hamleleri yapamadığından muzdarip. Garip ama gerçek... Yetiştiği kulüpte 3 yılı doldururken o koltukta, sözleşmeyi uzun tutmak yerine bir yıl uzatmakla gideceğinin sinyalini geçen yıl vermişti zaten... Futbolcusu kanser olmuş, yardımcısı kanser olmuş Guardiola, bir fıtıkla devam ediyor hayatına... Doktorların ona artık biraz dinlen, kenara çekil dediği söyleniyor...
Aylardır yılan hikayesine dönen "Gidecek mi? Kalacak mı?" meselesinde Chelsea maçı sonrasında yol alındı. 4 saat başkanla toplantı yapan Guardiola'ya Sandro Rossell transfer için açık çek teklif etmiş. Adamın bir yıldır burnundan getirdiler, transfer dediğinde olsa dükkan senine getirdiler. Galiba artık çok geç. Madrid tarafında göbek atılıyor tabii, son 3 yılı kabusu çeviren adamın bir an önce ülkeden valizini toplayıp gitmesi lazım. Adaylardan Bielsa dışında her ismi Mourinho çiğ çiğ yer, etini kemiğinden sıyırır da ondan. Ne Blanc, ne Valvarde, Barcelona'yı yönetecek isimler değil. Kararını bugün açıklayacak Guardiola. Barselona'da artık kalmasına sürpriz gözüyle bakıyorlar. İşler yolunda gitmezken takıma asıl şimdi sahip çıkmalısın diyenler galip gelmezse, Barcelona'da Guardiola dönemi, kulübün en parlak dönemine bir son nokta konulacak. Onu isteyen çok... Milan, Inter, Chelsea... Ya Rijkaard gibi bir yıl kenara çekilecek ya bu kulüplerden birinin teklifini kabul edecek ya da o meşhur senaryo gerçek olacak. Gidip, Alex Ferguson'un asistanı olacak ve ondan bayrağı teslim olacak.. Olacak olan, Barcelona'da hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı...



Sen Barcelona'sın @ 27-04-2012 01:20
Üç yılda Guardiola ile kazanabilecek ne varsa kazanıyorsun, bütün dünya senin peşinden koşuyor, en sempatik takım sensin, topun kralını sen oynuyorsun, en çok sen izleniyorsun ama Deloitte Para Ligi'nde hala zirveye çıkamıyorsun. Real Madrid bırakmıyor sana o zirveyi. İspanya'da yayın havuzunun yüzde ellisini iki büyük olarak paylaşıyorsun, Avrupa'nın en büyük stadı sende, forman, bayrağın dünyanın her yerinde satılıyor, 40 yıl sonra bir kuralını çöpe atıyor, formanın dünyanın en pahalı reklamını alıyorsun, operasyon harcamalarının neredeyse tamamını sponsorlara ödetiyorsun, alt yapın dünyanın en iyisi, her sene 3-5 adam yetişiyor, 1-2'sini takıma monte ediyorsun ama elindeki kadroya takviye yapman gerektiğinde para musluklarını kısan bir başkanın var ve hala yüz milyonlarca Euro borç batağındasın...
Çünkü futboldan gelen para belli. Pasta ne kadar büyürse büyüsün, bir İbrahimoviç yanlışının altından kalkmak sana 2 yıla mal oluyor. Kupayı sen de kazansan, senden ufak bir bütçeli kulüp de kazansa UEFA'nın primi değişmiyor. Yayın havuzundan sadece daha fazla gelir elde ediyorsun. Ülkende ekonomi çökmüş, İspanya'da en yüksek refah seviyesine sahip şehrin takımısın ama üyelerinin kombine aldığı stadında İngilizler gibi çılgın fiyatlara koltuk satamıyorsun, alt yapıdan yetiştirdiğin adamları onlu, yirmili rakamlara satamıyor, yeri geldiğinde senin arka kapından kaçana 40-50 milyon bayılıyorsun.. Ne kadar kupa kazanırsan kazan o borç bitmiyor. Çünkü seni hep soymuşlar, eski başka(lar)ın soymuş, menajerler soymuş... Futbolcularına ödediğin yıllık ücret, takım dengesi adına uçup gitmiş... Yeni transfer yapamıyorsun. Sol bekin yok, stoperin yok, sakatlanan forvetinin yerine koyacak adamın yok... Bir de bu oyunun adı futbol, güzel ama garip oyun, sen de kaybedersin, herkes kaybeder... Sen Barcelona'sın...


3 Günde @ 27-04-2012 01:17
Sezon çok uzun ama 3 gün futbolda çok şeyin değişmesi için yeterli bir süre. Takvimi geri saralım. El Clasico akşamında Barcelona kazansa puan farkı bire düşecek ve ertesi gün 10 puanlık farkın kapanması nedeniyle Jose Mourinho toplu tüfekli saldırıya uğrayacaktı. Olmadı, 3 yıllık serinin ardından bu sezon olmasa gelecek sezon olacak olan oldu. Real Madrid, ligin fişini çekti ve el bombası Guardiola’nın kucağında kaldı. Barcelona-Chelsea maçı bir dram. Savunmanın bir sanat olduğunu gösterseler de, onca dakika 10 kişi oynasalar da Chelsea, karşısında tam kadro bir Barcelona bulsa Camp Nou’dan çıkamazdı. Ne kaçan pozisyonlar, ne direkler, ne Messi’nin ben de insanım oyunu... Barça bu sezonki transfer politikasıyla, gidenlerin yerine adam koymayarak ikinci hedefini de dipsiz kuyuya attı. Guardiola’nın eline bırakılan el bombasının pimi de böyle çekildi. Real Madrid, 10. Şampiyonluğa giden yolda bu kupada en baş belası takıma elendi. Herkesin bir baş belası var bu futbol dünyasında. Bayern Münih de Real Madrid’inki.. 3 günde çok şey değişti. Mourinho, kaybedilen yarı finalin ardından “Kalıyorum” derken, Barcelona’da Guardiola, başkanla 4 saatlik pazarlık masasına oturdu ve...

Barcelona: 1 Real Madrid: 2 @ 22-04-2012 00:24
20-25 yıl önce başka bir futbol oynanıyordu. Eskinin uçuk gol rekorlarını, galibiyet sayılarına hep kırılamazmış gibi bakardım. Bir sezonda 40 gol atmak. Bir takımın 100 golün üstüne çıkması... 2-3 yıldır bireysel rekorlarını paramparça eden iki süperstarın istisnasız her maçını izliyor, bu tarihe canlı tanıklık ediyoruz. Real Madrid’in 22 yıl önceki rekoru da böyle uçuk bir rekordu. Real Madrid’in 80’lerin sonunda yakaladığı efsane kadro, Akbaba Beşlisi, Toshack yönetiminde 107 gol atmıştı. Mourinho’nun takımı Camp Nou’ya giderken cebinde bu rekoru egale etmiş kartvizitini taşıyordu. Şampiyonluk yarışı kadar önemli bir diğer istatistik ise son 5 yılda geriden gelip galibiyet sayısında beraberliği bulan (86-86) Barcelona’nın kazanıp El Clasico’da öne geçme ihtimaliydi.İki takım da Şampiyonlar Ligi deplasmanlarından mağlup döndüler. Real Madrid çok daha fazla efor sarfeden takımdı. Bayern Münih, Chelsea’dan çok daha dişli bir takım. Topa sahip olmazsan yorulursun. Barça, şanssız olduğu akşamda Chelsea’ye mağlup olurken, aslında haftalar öncesinden fizik probleminin sinyallerini veriyordu. Real Madrid daha sert, daha sağlam... Barça daha kırılgan ve daha yorgun...
İki ihtimalin Real Madrid’e yaradığı bir 90 dakikaya, kendi evinde Barça’nın yine bayıltarak başlamasını beklemek doğaldır. Guardiola ‘Onlar buraya kaybetmemek için değil, kazanmak için gelecekler” demişti maçtan bir gün önce. David Villa’nın sakatlığı sonrasında transfer yapmamak, Mascherano’dan stoper yaratıp ısrarla kaliteli bir stoper almamak, Abidal’ın yaşadığı büyük talihsizlik... İdmana 15 A takım oyuncusuyla çıkıp, genç takımdan sürekli olarak çift kaleler için adam çağıran bir takımdan bahsediyoruz. Bugün 90 dakikanın genelinde, Premier Lig’de Manchester City’nin sallandığı haftalarda ne yaşadıysa, aynısını yaşadılar. Büyük maçlara, derbilere zinde çıkacak olan onbir ligde de fasulyeden rakiplere karşı ter döktü. Bu bir teknik adam tercihidir.
Real Madrid gibi dikine fişek gibi çıkan bir takım karşısında da kontrataklarla avlanmamak için defansın önünü fazla çıkartmadılar. Real Madrid ilk dakikadan itibaren ısırdı. Kopartacakları zamanı da kendileri değil Puyol belirledi. Valdes için zor pozisyondu ama Puyol vursam mı acaba derken, Khedira attı golü. El Clasico’da ilk golü kim atacak bahisine Khedira’ya para yatıracak adam ancak Khedira’nın babasıdır. Bu golle Real Madrid 108’i buldu ve rekoru kırdı.
Yetenek ve profesyonellik çıtasını bu kadar yükseğe koymuş bir takımda La Masia’dan gelen her adamın ilk günden istenileni verebilmesi mümkün değil. Bu akşam Tello hayal kırıklığı hanesine yazıldı ama El Clasico oynamak başka bir şey...

Barça tarafında Pique’nin kulübeye çakılması, Fabregas’ın sezona çok iyi girip biraz da Guardiola ile papaz olduğu dedikoduları sonrasında onbirden düşmesi, 5 yıl sonra Camp Nou’da gelen RealMadrid yenilgisinin ardından kaşınacaktır elbette... Thiago’dan istedikleri verimi alamadılar. Guardiola gemileri yakıp Xavi’yi oyundan aldığında da Real Madrid’in attığının bir benzerini 1 dakika önce oyuna giren Alexis ile buldular. 1-1’e kadar oynadıkları oyun, bu maçı çevirirler havasında değildi. Khedira ve Alonso ile iki stoperin önüne seti kuran Mourinho, Barça’nın en büyük kozu aşırtma topları kesmeyi başardı. Adriano kısıtlı bir adam, Alves röportajındaki kadar iyi değildi...Real Madrid bu kez kavga etmeden sert durmayı başardı sahada. Bunda 4 puan önde olmanın özgüveni de fazlasıyla etkiliydi tabii. Yedikleri golün ardından Mesut’un nefis pasıyla da Ronaldo ile ikiyi buldular. Raul’un Camp Nou’ya çektiği sus’un ardından Ronaldo’nun “Sakin olun, ben burdayım” jesti, ona yakıştı doğrusu. 42 gol atan adamın da biraz kibiri olsun değil mi?
Madrid’den emanet bir yorumla biterse eğer: Real Madrid, Camp Nou’da kazandı. Atletico Madrid, Cruyff’lu Ajax gibi oynuyor. Mayalılar galiba haklıymış.” Camp Nou’da 10. Maçında ilk kez kazanan Jose Mourinho, bu kez kırmadan, yıkmadan aldı 3 puanı ki Guardiola da maçtan sonra Real Madrid’i tebrik ederek başladı sözlerine... Khedira canın senin!...
Sahadaki oyundan bağımsız bu iki fotoğraf karesini sona sakladım. 90 dakika öncesi Mourinho ve Cristiano Ronaldo'nun tavırları soyunma odasında anlaşmışçasına benzer. İkisi de selamı almıyorlar, gözlerini kaçırıyorlar...

Barcelona vs. Real Madrid @ 20-04-2012 16:03


EL CLASİCO 21/4/2012

BARCELONA-REAL MADRİD

CAMP NOU-21:00








Hafta Sonu Futbol @ 20-04-2012 14:37
20 Nisan 2012 Cuma
21:30 Mainz - Wolfsburg (TRT HD)

21 Nisan 2012 Cumartesi
14:45 Arsenal - Chelsea (Lig TV3)
16:30 Werder Bremen - Bayern Münih (TRT Haber)
19:00 Sporting Gijon - Rayo Vallecano (NTVSpor)
19:00 Chievo - Udinese (Euro Futbol)
19:00 Trabzonspor - Beşiktaş (LigTV)
19:30 B.Dortmund - B.Mönchengladbach (TRT Haber)
20:00 Montpellier - Valenciennes (Lig TV3)
21:00 Barcelona - Real Madrid (NTVSpor)
22:00 Bordeaux - Marsilya (Lig TV3)
23:00 Sevilla - Levante (NTVSpor)

22 Nisan 2012 Pazar
14:00 Akhisar - Kartalspor (TRT 1)
14:00 Elazığspor - K.Erciyesspor (TRT 6)
14:00 Göztepe - Tavşanlı (TRT Anadolu)
16:00 Milan - Bologna (Euro Futbol)
16:30 Augsburg - Schalke 04 (TRT HD)
18:00 Wolverhampton - Manchester City (Lig TV3)
18:30 Hannover 96 - SC Freiburg (TRT HD)
19:00 Galatasaray - Fenerbahçe (LigTV)
19:00 A. Madrid - Espanyol (NTVSpor)
21:45 Juventus - Roma (Euro Futbol)
22:15 O. Lyon - Lorient (Lig TV3)
22:30 Valencia - Real Betis (NTVSpor)

Guti Futboldan Nasıl Para Kazanıyor? @ 20-04-2012 14:10


Raul ve Del Piero @ 20-04-2012 01:13
Tribün dergiyi hatırlayan var mı? Hani cebe sığan içinden futbol ve tribün hikayeleri akan dergi.. Kısa ömürlüydü. Şimdi hangi sayısıydı hatırlamıyorum ama bayrak adamlar başlıklı bir yazı yazmıştım. İtalyanca'daki bandiera kelimesinin kafasını gözünü yararak uyarladığım iki kelime. Üzerinden 10 yıldan fazla zaman geçmiş. O yazıda adı geçen bayrak adamlardan futbolu bırakanlar da oldu, bayrak adamlığı bırakıp başka kulüplerin formalarını giyenler de... Owen, Maldini, Nesta, Bülent Korkmaz... Şimdi iki adamın ortak kararı var. İki bayrak adamın... Birinden zorla aldılar formasını. 3F vakasında bileti kesilecekti de de yüreği yememişti o zaman Real Madrid yönetiminin. Fernando Hierro gitti, Fernando Morientes gitti, Fernando Redondo gitti o kaldı.. Raul da Mourinho gelince valizi topladı. Şık bir kulüp seçti kendine.. Pes etmeyen adamın tercihiydi.. Katar'a giden, Katar'a gider kafasıyla bir alt liglere giden adam olmadı. Rakamları boşverelim. Schalke 04'de de taraftarın sevgilisi olmayı başardı. Orada da sadece ter akıtmadı, kanı da döküldü sahaya... Şimdi seneye Schalke 04'de olmayacağı açıklandı. Schalke yönetimi 7 numaralı formayı müzeye kaldırmak gibi bir dangalık da yapmış ya o ayrı! Raul, İspanya'da bir kulüpte forma giymez. "Avrupa'da oynamayacağım" diyerek zaten iki kapıyı açık bırakıyor. Ya Katar ya da ABD.
Del Piero'nun Juventus kariyeri Raul'un Real Madrid kariyerinden de uzun. 20 sene. Öyle 20 sene yazmak kolay, gel de oyna! Del Piero üç yaş daha büyük Raul'dan. Juventus'un yeni sezon kadrosunda ona da yer yok. Biraz vefasızlık var işin içinde. Conte'nin fazla profesyonelliği. Bir yıl daha kalmak istese de geçen sezon yapamadıklarını bu sezon yaptılar Del Piero'ya. Küme düştüğünde gemiyi terk etmeyen üç adamdan birine... Dört gün sonra yeni biyografisi çıkıyor piyasaya. Pes etmediğini o kitabın kapağından ilan ediyor Del Piero. Daha oynayalım diyor. Onun bileti yüksek ihtimalle ABD'ye...

İkisi de özel gol sevinçleriyle anılacaklar. Raul'un yüzüğünü öpmesi. Del Piero'nun dilini çıkarması. Gecenin bu vakti ne kadar büyük futbolcu olduklarına dair uzun cümleler kurmak delilik. İkisinin de tüm kariyerlerini bir maç eksik bir maç fazla takip etti birden fazla nesil. Öyle 40 yıl öncesinin hiç izlemediğin topçusuna övgüler yağdırmak gibi kofti değil mesele. İkisi de özel hayatlarında yakaladıkları çizgiyle buralara geldiler. Raul, 4 çocuk babası, Del Piero iki... İkisi de magazinden uzak durdular, skandallara karışmadılar. Bayrak adamlığın hakkını sonuna kadar verdiler iki efsane kulüpte... Bu saatten sonra nerede topa vursalar artık bize istatistikleri kadar yakın olacaklar. Gözden uzakta ligler, gözden uzak takımlar... Raul... Del Piero... Saygılar... Sevgiler...


Bir Silgi Bir Kalem @ 19-04-2012 14:41
Destek olur muyum? Olmamak mümkün mü? Buradan yolu geçenler destek olmaz mı? Mutlaka olurlar. BİRSİLGİBİRKALEM sosyal sorumluluk projesine katkıda bulunmak isterseniz, ihtiyaçları bir ısıtıcı, birkaç defter, bir kutu kalem, 5-6 çorap olan çocukların yüzünün gülmesini isterseniz bu siteyi ziyaretin edin lütfen.




Dani Alves Röportajı @ 17-04-2012 14:22
Röportaj: Sid Lowe (Guardian)
Çeviri: Barış Gerçeker

Dani Alves Barcelona'nın yakınlarında küçük bir kasaba olan Sant Just Desvern'deki ofisinde büyük bir masanın arkasında oturuyor, üstünde bir gömlek, kravat ve ceket var. Arkasında düzgünce katlanmış sayısız futbol takımı formaları, fotoğraflar ve kupalar barındıran bir dolap var. Bir sürü kupa.... DEVAMI


Aceto Balsamico

Date: 27.10.2007
Viewed: 992
Category: Sport
Tag: futbol spor

Share
Report


Related RSSes
Sport - Profesyonel ve Amatör Boks
Date: 27.10.2007
Viewed: 1666
Sport - Endirektserbestvuruş
Date: 27.10.2007
Viewed: 443
Sport - iddaa
Date: 27.10.2007
Viewed: 2073
   
Olmazmi.com